Yukarıdakinin Olaya Bir Web 2.0 Havası Getirmesi Şart Artık

Reform edilse, günlük hayata daha uygun hale getirilse falan diyoruz ama cidden de bu fanilerin işi mi gerçekte. Yani bence asıl ilgili ve yetkili kişilerin olaya el koyması gerekir gibime geliyor. Çünkü ortada bir problem olduğu açık… Sayısı azımsanmayacak kadar kişide bir şüphe, aradığı sorulara cevap bulamama sorunu var.

Yine Tanrı’nın kendisi bilir ama, ruhban sınıfını aradan çıkarmak ve insanlara doğru yolu gösterebilmek için bir blog tutsa çok yararlı olur diye düşünüyorum. Spesifik bir konuda en yetkili ve bilgili kendisi çünkü. Bir blog başlatmak için en ideal pozisyonda oturuyor.

Ben biraz karalayayım şuraya, yine kendisi bilir. Yukarıda personel alımına ara verilmiş binlerce yıldır. Bir IT stratejisti ve PR (Public Relationship) uzmanına ihtiyaç olduğu halde bu konularda bir çalışma ve iyileştirme göremiyorum.

Bir kere şunu söyleyeyim, Tanrı blogger olsa Wordpress kullanırdı. Blogspot u tercih edeceğini zannetmiyorum. Tahminen alt tarafta, footer’a da bir not düşerdi.

‘’Biz sizlere ulaşmak için Wordpress kullandık’’

Tanrı’nın biraz cimri olduğunu düşünüyorum ben. Savurganlığı tasvib etmiyor. Dini hikayelerde anlatılan kişilerin hep basit hayatlar yaşayan, abartıya kaçmayan insanlar olduğunu görüyoruz. Bu bağlamda blogunu yerleştirmek için ucuz bir hosting firması seçeceğini düşünüyorum. Büyük bir ihtimalle GoDaddy.com olabilir bu. Vatikan’ın ve islami tarikatların O’nun adına topladığı onca paraya rağmen bu derece cimri olduğunu düşünüyorum Tanrı’nın. O yüzden Media Temple’da, adamakıllı, aylığı 750 dolar olan bir hosting yerine sıradan bir firmadan aylığı 5 dolara hosting alma ihtimali yüksek.

Tabii bu ucuz hostingin sonucu olarak insanların kriz anlarında, topluca tanrıya muhtaç oldukları ve avuntu aradıkları dönemde yaşanacak yoğun trafik sonucu ‘’Server is too busy, please try later’’ mesajı ile karşılaşmaları olası. Ne kadar ekmek o kadar köfte….

Google daki arama trendlerine göre blogunu çok iyi optimize edeceğini tahmin ediyorum. Sorularına cevap arayan bir kişiyi bile kaçırmak istemeyecektir. Ancak buna rağmen 404 sayfası dediğimiz ‘’aradığınız şey burada değil’’ mesajının da ziyaretçiler tarafından sıkça görüntüleneceği endişesindeyim. Yani ben bugüne kadar yazılmış kitaplardan yola çıkıyorum da… Orada bir cevap bulmak fazla mümkün değil. Akdeniz ve okyanusun tuzluluk oranı ve su akımlarının karışımı gibi şeylerin cevabı başka yerlerde zaten IQ su 90 ın üzerindekilerin anlayabileceği şekilde açıklanmış. Bu durumda google dan gelen 3 ziyaretçinin 2 si bu 404 sayfalarını görecek tahminimce.

Wordpress kullanır dedim ya… Sebeplerinden bir tanesi blogunu yorumlarla sabote etmek isteyecek olan günahkarların keklik gibi IP adresleriyle parlaması, kontrol panelinde. Hatta bu yorumlar için özel bir plugin (küçük programcık) geliştireceğini tahmin ediyorum. Tek bir tıklamayla hoşuna gitmeyen yorum sahiplerini zebanilerin arasına atacak bir plugin….

- Tanrım, iyilik ve hoşgörü dolu olduğunu söylüyorsun, kullarına da bunu salık veriyorsun. Öyle ise yeryüzündeki bu adaletsizliğin, savaşların, dökülen kanın anlamı ne? Adaletine ve affediciliğine sığınarak tüm bunların sorumlusu olarak sana kayıtsız şartsız iman edenleri ve dinleri görüyorum…

Hmm… Klick…

- Burn in hell!!!! You motherfucker…

Bir diğer naçizane tavsiyem, hazır kolları sıvayıp olayı daha web 2.0 haline getirmişken mikroblog, Twitter dediğimiz şeye de eğilmesi. Twitter’a ilk kayıt yaptırdığında 12 havarisi hemen O’nun ”follower” ı olacaktır. Fakat kısa sürede benim 98 olan izleyici sayımı geçeceğini tahmin ediyorum.

Ayrıca şu ana kadar kendine inananlarıyla kurduğu iletişimdeki dili bir çocuğun bile (ve hatta yalnızca çocukların) anlayabileceği kadar basit tutması O’nun mikrobloglamada da başarılı olacağını söylüyor bana. Çünkü Twitter’da yalnızca 140 harf kullanılıyor…

@ Jesus ”St. Paulus is my homeboy… lol”

Mikro olsun makro olsun bloglama dili de kendisine çok uygun. Gözünüzden kaçmamıştır, blog dünyasında bazıları yazarken ”biz” diye bir ifade tarzı kullanıyor. Adam haftada bir blogu güncelliyor, Firefox, PHP, Türk dizileri yazıyor. Sonra ”biz bu blogda 200 den fazla yazı yazmışız” diyor. Hem çoğulsunuz hem de bu mu çıkıyor ortaya diyesim geliyor, tutuyorum kendimi… İşte bu ”biz” li anlatım uyar Tanrı’nın bloguna. Kitaplarında da var çünkü… Bunlar birkaç kişi yukarda ama ben çözemedim tam olarak…

Haa peki tüm bu öğütlerim dikkate alınarak bir çalışma yapılınsa, doğru yola döner miyim? Biraz şüpheli… Sürekli okuyacağımı zannetmiyorum yine de, arasıra uğrarım ama bloga. Şimdi size garip gelecektir ama benim Rss Blog Reader’ımda bir kategori var. ”Bloggar som suger hästballe” diye… Türkçesi ”At başşağı emen bloglar”. Bu İsveçce bir deyim. Yani içeriği sıkıcı, ilgi çekmeyen anlamına geliyor. Bir kız blogcu vasat olan blogunu aşık olup ”at taşşağı emmeyi hakeder” bir duruma getirdikten sonra o kategoriyi yaratmaya karar verdim. Şimdilik içinde kişilikli ve elit blogların da olduğu küçük bir kategori şeklini aldı. Bunları okumak ayrı bir zevk… Hani elini kıçına götürüp pırt yaptıktan sonra avuçiçini koklayan insanlar var ya… Böyle blogları okumak o olayla aynı…

Fakat o kategorinin başlığı biraz çirkin, argo… Büyük bir ihtimalle ”Suckers” olarak değiştiririm yukarıdan böyle bir çalışma gelirse.

Tabii takdir edersiniz ki blog yazmak meşakkatli, çok vakit alan bir iş. Yani ”yok bu olay beni kasar” derse anlarım. Fakat en azından bir mail support hizmeti lazım yukarıya…

Hem öyle 24 saat içinde cevap verilmese de olur support maile. Cevap bir ömür bitene kadar gelse yeterli…

Herkesin merak ettiği birşey muhakkak var. Yorumlar kısmında bunları dile getirirseniz sevinirim. Şahsen benim işin hurilerle olan kısmına ait bir sorum var. Hatta buradan yönlendireyim sorumu direk. İlgili departman büyük ihtimalle Dept. of Paradise dir. Konu ”Question about 40 huries”…. Tek merak ettiğim bu cidden… DO THEY SWALLOW?

Bookmark and Share

47 Yorum Postalanmış

E.E 5 April 2009 at 17:00

”Question about 40 huries” Arapları savaşta gaza getirmek için söylenen bir vaattir. Huri bilindiği gibi, 13 yaşını geçmemiş kız çoçuğu demektir. Bunun kadınlar için bir karşılığı olmaması, erkeklerin savaşması ve gözünü kırpmadan ölmesi için söylendiği savını doğrular.

Heeeey, yukarıdakiler araya girdiğim için beni cezalandırırmısınız?

E.E 5 April 2009 at 17:03

Birde 750$ ın çok olduğunu söylemeliyim. Yıllık 1000$ a sunucu kiralayabilirsin Türkiyede.

6699 5 April 2009 at 18:13

Tanrının wp kullanacağı yorumuna katılmıyorum. Wp solo takılmak için iyi olabilir ama bildiğimiz anlamda tanrı solodan ziyade daha komünal bir alt yapıyı tercih eder gibi geliyor, bu sebeple drupal ilahi bir organizasyon için daha makul bir tercih olacaktır.

arzu 5 April 2009 at 18:43

Burak Özdemir in yazdığı, Tanrı’nın Doğumgününü oku istersen.

Larry 5 April 2009 at 20:53

Blog olayını, 97′de internetle ilk tanışmama benzetiyorum. Ne ben, ne de site sahipleri ne olacağını ve neyin nasıl olacağına uyanmamıştık. Şimdi ise, 7.4 saniyede yeni bir blog açılıyormuş. Bu defa herkes daha bilinçli ve ne yapmak istediğini biliyor , yönlendirenler şirketler de dahil bu defa. Tanrı , herşeyi bilen ve görendir, haliyle bu seviyelere geleceğini ve ileride neler olacağını bir tek O bilebilir .

Senin, bu kadar yoğunluk içerisinde, sosyal tesis için sarfettiğin çabalarını çok ta anlayamamakla birlikte takdirle karşılıyorum.Bir nevi charity gibi geliyor bana, ne bilim elimde kullanmadığım 256mb’lik flash çubuklarım falan var, virüssüz, sağlam veya RW-CD’lerim var , içi boş onları yollasam işine yarar mı ?

Suomi Tyttöjen 5 April 2009 at 21:04

@arzu yazıyı okurken onu yavsiye etmek benimde aklıma gelmişti.introsu şuradan indirilebilir :
http://www.guzeldunya.com.tr/kod/guzeldunyawebPDF.zip

gerard 6 April 2009 at 01:00

fenasi merak ettim, hadi huriler üstüne kurduğun bütün fanztezileri anlıyorum. tanrıya hafiften hafiften laf atman da ince zekana atıfla kabul edilir de acaba neden tanrı ile ingilizce konuşuyorsun? açıkça “yutarlar mı?” diye yazsan olmaz mı?

maerd 6 April 2009 at 03:01

Hentai’nin kaynağı nedir Fenasi, fena tutuldum.

Fenasi 6 April 2009 at 05:32

@ Gerard,

Söylettin beni… Gayr-i müslimlerde böyle Tanrıyla ti geçmek olağan, çok büyük hezeyana sebep vermez. Oysa bizde çeşitli ”yorumlara” göre katlin vacip olur. Tanrıyla İngilizce diyalog kısmı biraz onu sembolize ediyor. Düşünsene, aynı kelimeleri tam Türkçe olarak çevirip söylesen burası trollerle dolar. Alt tarafı bir posta, kelleden olmayalım… Ya da en azından beynimi skmesinler…

Yani olayı hristiyanlık – müslümanlık olarak almayın da… Hristiyanlar dini yorumlamada reform yaptıkları için ski taşşaana denk dolaşırlar, arada papa gibi kafadan çatlak biri çıksa da, aklıbaşında hiçbir hristiyan iplemez. Bizde öyle değil henüz… Henüzü bırak asla olmaz da…

Fenasi 6 April 2009 at 06:10

@ Maerd,

Gerard ile beraber postanın tüm satırarası anlamını deştiniz. Hentai dediğimiz pornografi türü japonya’nın batı etkisinde kalıp emperyalistleşmeye başladığı süreçte seks içerikli yayınlara koyduğu sansürle başlıyor.

Hentai ile birlikte her türlü fantezi ve buna bağlı senaryoları sansürün uzun kollarından kurtularak kendini ifade biçimi bulmuş.

Şimdi ben bu postaya koymak için sansürsüz google foto arama motorumda ”gokkun” diye yazdım. Orada çıkan pekçok fotoyu burada yayınlamak, tarafımdan gereksiz şiddet kullanmak olurdu, masum bir posta inançlıları gereğinden fazla incitebilirdi. Hentai ile bu sansür ortamında yırtma şansı var.

Eğer konu ile ilgileniyorsan şu postayı öneririm…

http://5posta.org/japon-pornografisinde-sansurun-tarihi-ve-bugunku-durumu/

gerard 6 April 2009 at 10:14

bilmiyorum fenasi, hani ingilizce artık bir tür lingua franca oldu. herkes biliyor. acaba dedim bizim fenasi de tanrı ile ingilizce mi ilişki kuruyor?

Fenasi 6 April 2009 at 10:29

@ Arzu ve Suomi Tyttöjen,

Tavsiye için teşekkürler. İntroyu okudum, oldukça çekici geldi. İlk fırsatta edineceğim tamamını…

ADSIZ 6 April 2009 at 14:46

Web 2.0′ın Allah’ını zaten Allah uyguluyor. Her insanın içine kurduğu gönül, kalp ve vicdan gibi ağlarla, insanların içine seslenir. İnsanlarla konuşur. Web 2.0 bireyselliğin önce çıkması demekse şayet.

Sevgilerimle.

gerard 6 April 2009 at 19:39

“ADSIZ6 Nisan 2009 at 14:46
Web 2.0′ın Allah’ını zaten Allah uyguluyor. Her insanın içine kurduğu gönül, kalp ve vicdan gibi ağlarla, insanların içine seslenir. İnsanlarla konuşur. Web 2.0 bireyselliğin önce çıkması demekse şayet.
Sevgilerimle.”

@fenasi
hocam allah aşkına ne olur şöyle saçma sapan yorumları sil. tamam küfür, hakaret falan yok eyvallah ama bu ne ya böyle? dini sohbet yapmıyoruz burada. iki gram eğleniyoruz. dini sohbet edecek bşaka bir sürü yer var.

Adsız 6 April 2009 at 20:42

@gerard, Dini Bir Konuda Yorum Yaptım. O zaman Fenasi Dini Konularda yazı yazmasın. Hem sen de Allah aşkına demişsin.

gerard 6 April 2009 at 21:42

meseleyi polemiğe çevirmek istemiyorum. ben kullandığınız üslubun, bu bloğun genel ortamına uygun düşmediğini düşünüyorum ve ısrarcıyım. şayet bu blogda yeniyseniz (tahminim öylesiniz, son zamanlarda yenilerden çokça muzdaribiz zira), din üstüne dönen önceki tartışmaları okursanız, bana hak vereceksiniz kanısındayım.

hem her “allah” denmesi aynı değildir. unutmayın ki porno filmlerde de kadınlar “oh god” derler ki, şahsen o “God”‘ın bu arkadaşların yaptıklarını tasvip ettiğini de, aktrislerin bu sözü söylerken “the God”ı hatıra getiriklerini de pek sanmıyorum, en azından eldeki verilerden yola çıkarak. yani bu blogda allah da din de tartışılır ama “dini konularda” yorum yaparken “dini bloglardan” bir farkı vardır buranın. birçoğumuzun da buradan aldığı keyfin hikmeti oradadır.

gerard 6 April 2009 at 21:43

fenasi yorumun onay beklemesi de neyin nesidir? bu uygulamaya mı geçtin?

Fenasi 6 April 2009 at 22:57

Esasında postanın son bölümünde Tanrı’nın support una sormak istediğiniz soruları sıralayın demiştim ama kıldan, tüyden vakit bulamadınız herhalde.

Neyse Gerard, Adsız’ın da yazması iyi olmuş. Neden dersen, en azından Web 2.0 olayını daha net bir biçimde açıklama imkanı bulacağım. Bazen böyle çok lafı edilen şeyleri bilmeyiz, sormaya da utanırız. Oysa ne var ki? Burada kimin bilgisi daha fazla onu ölçmüyoruz. Ne demiş S.A. ? ”Bilenler bilmeyenlere öğretsin”.

Web 2.0 demek Adsız, çift taraflı komunikasyon, kullanıcının içeriğe katkı yapması demek…. Yani senin dediğin gibi ”Her insanın içine kurduğu gönül, kalp ve vicdan gibi ağlarla, insanların içine seslenir”
olması Tanrıyı 2.0 yapmıyor. Kullarının da ona direk olarak seslenebilmesi, kuralları, kanunları tepeden inme değil kullarına danışarak, onların çağa göre değişen ihtiyaçlarına uydurarak yapması gerekiyor.

Bu bağlamda Tanrı, bırak 2.0 olmayı windows 95 bile değil. Olsa olsa DOS işletim sistemi…. Eğer bir benzetme yapacak olursak…

gerard 6 April 2009 at 23:52

ben şahsen mesela sağda solda ölen masumları hep merak ederim. yani tamam onlar cennet falan da, pratikte pek öyle olmuoy gibi geliyor bana.

şayet yaratma teorisi doğruysa kadın ve erkeğin niye iki cins olarak yaratıldığı d ailgimi çekmiştir hep. yani nedir olayın hikmeti? ben neden “bacakları kıllı, yüzleri sakallı” yaratıklara göbeğimi kaşıyarak hitap ediyor ve aklıma başka birşey getirmiyorum da yolda geçen güzel esmere dibim düşüyor. gaykedi olayın ortasını bulmuş sayılır bu durumda biraz ya neyse…

arzu 6 April 2009 at 23:53

Hangi kuralları? Evrensel kurallar insanların yarım akıllarına göre yapılacak olsa, sadece dünya değil, tüm kainat güme giderdi. dünyadaki kuralları da, özellikle dinle ilgili olanları insanları gütmek isteyen insanlar koyuyorlar yine. Allah adına konuşuyorlar kendilerince, böyle bir hakları olmadan. Adsız, gönül ve vicdan kısmını iyi yazmış, Gerard’ın komple blogu da sahiplenerek karşı çıkışını anlamasam da.Allah la insan arasındaki bağı belirtmiş. “Size şah damarınızdan daha yakınım” dememiş mi. “İnanırsanız şu dağı yerinden oynatırsınız.” “Ete, kemiğe büründüm, Yunus diye göründüm.” “Enel hak.” Çağlar boyu ne söylenip durmuş? Siz DOS’ta takılmışsınız. Bu da çok ilginç.

Elif Şafak’ın Aşk’ını yeni bitirdim. Hala etkisindeyim de. Oradan bir alıntı. Şems söylüyor:

“Yaradanı hangi kelimelerle tanımladığımız, kendimizi nasıl gördüğümüze ayna tutar. Şayet Tanrı dendi mi öncelikle korkulacak, utanılacak bir varlık geliyorsa aklına, demek ki sen de korku ve utanç içindesin çoğunlukla. Yok eğer, Tanrı dendi mi evvela aşk, merhamet ve şefkat anlıyorsan, sende de bu vasıflardan bolca mevcut demektir.”

Çok mu dini oldu Gerard? Kusura bakma.Yeteri kadar seks var blogda, bir kaç yoruma takılma sen de.

Fenasi 7 April 2009 at 00:15

@ Arzu,

”Evrensel kurallar insanların yarım akıllarına göre yapılacak olsa, sadece dünya değil, tüm kainat güme giderdi.” diyorsun ama zaten de öyle yapılıyor.

Dünyanın insan evladı gibi yaşayan bölümünde kurallar hukuka ve demokrasiye dayandırılarak yapılıyor. Yani insanoğlunun yarımaklı ile bulduğu kavramlara, sistemlere göre. Afganistan, Suudi Arabistan’da ise doğru veya yanlış bu işler kitaba bakılarak yapılıyor.

Şimdi biri çıkıp diyebilir ki ”demokrasi ve hukuk dediniz, ama dünyanın anası yine ağlıyor” Bittabii ki öyle. Ama buraya da engizisyon mahkemelerinden geldik.

Nim 7 April 2009 at 02:22

@Fenasi

Afganistan veya Suud diyarında sakın bu işleri kitaba değil kıçlarına bakarak yapıyor olmasınlar? Baktıklarını anlamıyor veya anlamak işlerine gelmiyor olmasın yani? Pire için yorgan yakmaya gerek yok o kadar da.

Batlamyus 7 April 2009 at 09:30

@Fenasi,

Uzun zamandır takip etmeye çalışıyorum yazıları ve gerçektende ince alaylı tarzın hoşuma gidiyordu.Hepimizin hayattaki takıntılarımızla dalga geçip biraz olsun,pervasız bir ortam oluşturmuştun burada.Bu yazıyı da beğendim açıkçası,yani benim açımdan hiç bir problem yok.Böyle bir yazı üzerinden de din-allah-tanrı-yaratan-yaratılan tartışması yapmakta çok gereksiz gördüğüm bir şey.
Ama şu yazdığın şey açıkçası hayal kırıklığı oldu benim açımdan:
“Dünyanın insan evladı gibi yaşayan bölümünde kurallar hukuka ve demokrasiye dayandırılarak yapılıyor. Yani insanoğlunun yarımaklı ile bulduğu kavramlara, sistemlere göre. Afganistan, Suudi Arabistan’da ise doğru veya yanlış bu işler kitaba bakılarak yapılıyor.”
Böyle demişsin ama gerçekten olayın bu kadar basit oldugunu mu düşünüyorsun yani çok sığ ve avrupalı bir yaklaşım olmamış mı sencede?
Şu açıdan söylüyorum ortalama Avrupalı insanların %80′i dini konular tartışılırken aynen bu cevabı veriyor.Ya youtube’dan Katar’daki şeyhin kadını dövün diye vaaz verdiği videoları yolluyor,ya Çeçenistan askerlerinin kafasını kestiği Rus askerlerinin videolarını ya da Pakistan-Afganistan’dan kırbaç olaylarını.
Kitaba bakılarak yapılıyor cümlene ise katiyen katılamıyorum,dini konularda esnek biriyimdir ama bazı noktalarda kantarın topuzu kaçırılıyor sanki.
Seni tanımıyorum ama şu güne kadar blogda yazdığın her yazıyı okudum,olayın özüne inebilecek kapasitede oldugunu çıkardım yazım üslubundan ama “Neden batı coğrafyası iyi de İslam coğrafyası kötü” demek olayı basite indirgemek olmuyor mu?

Her neyse bu web 2.0-tanrı arasındaki bağlantı olayı galiba şimdilik imkansız,düşünsenize tanrıyla konuştugumu söylesem gelip şurda ilk tepkiniz ne olu?

-Abi Allah var,geçen Msn’de cam açtı?
-H…ssstr lan!!!!!!

Belki de tanrı web 2.0 tarzını benimsemiştir ama yaratıklarının zihnindeki önyargılar engeldir:)

Fenasi 7 April 2009 at 17:05

@ Batlamyus,

Postaları bile uzun tuttuğumu düşünüyorum. Yorumlar da haliyle uzun oluyor. Bu kadar dar alanda derin konuları bir anda tüm yönleri ile dökmek zor. Ya da o dil becerisi yok bende diyeyim. Tabii ki konu senin de dediğin gibi bu kadar basit değil.

Qatar’daki şeyh marjinal belki, dediğin gibi. Ama bir yukardaki yorumda verdiğim İslam konferansının aldığı karar 56 ülkeyi bağlıyor.

Bir de şunu unutmamak lazım, benden tüm araştırıcılığıma ve açık fikirliliğime rağmen objektiflik beklemeyin. İnatçı ve ikna olmaz bir yapım yok. Ama tabii ki subjektif olacağım. İfade edilmesi rahatsızlık uyandıran şeyleri dökebilmek için o subjektiflik gerekli.

Okuyuculardan birine sert çıkmıştım. Küstü, gitti belki de. Bana ” seni okuyorum, bildiğin konuda iyisin, onda devam et. Ama din yazma istersen, olmuyor” demişti. O da senin gibi bir yere kadar beğenmiş. Zurnanın zırt dediği yer oluyor demek ki orası. Oysa bence bu bir roket mühendisliği değil, olmamalı… Bu kadar hayatımızın içindeyken herkes sorgulayabilmeli, tartışabilmeli.

Ben bunu subjektif yapıyorum belki… Ama okuyucunun kalıbına girme zorunluluğum yok. Sen burada hayal kırıklığına uğradın. Arzu ise popoya şaplak olayını hala çözemedi… O yüzden kendisine sevgiyle karışık ”Nush ile uslanmayalı etmeli tekdir, tekdir ile uslanmayanın hakkı kötektir” diyeceğim, yanlış anlar diye korkuyorum…

Blog yazmanın büyük faydasını gördüm. İnsanları ve toplumu daha iyi anlamaya olanak veriyor. Etrafımda bu kadar inanan yoktu blogdan önce. Benim için dine inanmak, noel babaya inanmakla eşdeğerdi. Hoş, hala öyle…

Ama hassas bir balans kurmak lazımmış bu konuları tartışırken. Demokrasi ve fikir özgürlüğünün adı güzel. Hayata uygulaması çok zor…

adsız hero 7 April 2009 at 13:43

1- “Adsız” adı ile kahramanlık yapmak istemediğim için adımı değiştirdim.
2- Arzu çok güzel yazmış.
3- Fenasi’ye cevaplarım var. Fakat tartışmayı sevmediğim için cevapları kendime saklıyorum.
4- Gerard aslında haklı. Burası din tartışılacak bir yer değil. Sizi camiye davet ediyorum :P. Gerard bir de “eyvallah” dediğini unutmuşum. Onu nasıl açıklayacaksın? Oh my god diyene “eyvallah mı?” diyelim ;)
5- Fenasi, Gerard’ın teklifini kabül edip yorumlarımı sansürleseydi, bu siteyi resmi olarak şikayet edecektim. Fenasi de , sansür yaptığı için sansüre itiraz edemezdi nasıl olsa. Kendisine teşekkür ederim. Nasıl olsa bizimkiler bu siteyi anında kapatırdı :D

Fenasi 7 April 2009 at 16:23

Yabancı bir blog yazarının en üstte duran sloganıydı. Hoşuma gitmişti… ”Bu blog benim için hobi değil, bir ölüm kalım meselesi”. Tabii ben ne kadar ileri giderim bilmiyorum, ama yalnızca eğlenmediğimiz de gerçek burada.

Monarşiden, teokrasiye kadar 56 adet islam ülkesini bünyesinde barındıran Organisation of the Islamic Conference, üye ülke Pakistan’ın verdiği tasarıyı kabul etti. Artık dini kritize etmek de yasak…

“Noting with concern that defamation [negatif kritik] of religions, and incitement to religious hatred in general, could lead to social disharmony and violations of human rights, and alarmed at the inaction of some States to combat this burgeoning trend and the resulting discriminatory practices against adherents of certain religions and in this context stressing the need to effectively combat defamation of all religions and incitement to religious hatred in general and against Islam and Muslims in particular,”

Burada 3 önemli nokta var…

1- “effectively combat defamation of all religions”… Yani tüm dinlere karşı negatif kritik efektif bir biçimde bastırılacak..

2- Özellikle “Islam and Muslims in particular” ifadesiyle islam’a karşı kritik ayrıca hedef alınıyor.

3- Dini sorgulamanın, kritize etmenin toplumdaki ”harmoni” yi bozduğu ifade ediliyor.

Totaliter bir rejimin ayak sesleri değil de nedir bu? Paşa keyifleri biraz bozup eli taşın altına koyma vakti.

Bu Larry’nin ‘’sevabına mı?” sorusunun da bir cevabı oldu.

sır 7 April 2009 at 18:27

Benim sorum şu olurdu: ‘Boyu mu, işlevi mi?’. Kendime göre cevabım var ama yine de üreticisinden bir açıklama gelmesi iyi olurdu. Belki kullanımda bir yanlışlık yapıyoruzdur.

arzu 7 April 2009 at 19:28

Popoya şaplakla kalsa neyse, koyduğun videolar insanı doğduğuna pişman ettirir. İlginç olan din hakkında baya kafa yorman. Sende potansiyel bir inanan görüyorum. İnandığını söyleyenler bu kadar çok dillerine dolamamışlardır herhalde.

Tek bir yerden baktığından dolayı, aynı dili konuşamıyoruz. Evrensel yasa diyorum, Arabistan diyorsun. Evren, kainat huuu? Durmuş olduğun nokta; “İslam dünyası şunu dedi, bunu yaptı.” Ve o eşikte takılı kalmış gibisin. İslam dünyası, araplar, hatta tarikat şeyhleri dinin yeryüzündeki pür pak temsilcileri değiller ki. Bu arada illa islamı referans almak zorunda değilsin, istersen taoyu araştır. Ya da tantrayı. Sana hangisi daha yakın geliyorsa.Hepsinin temelinde ilahi sevgi var. Bir şekilde, üç beş günde bir konuyu dine, ya da Tanrı’ya getirdiğine göre bu kadar kesin yazmanın altında, aslında ciddi bir merak yatıyor demektir. Benim blogdaki yüksek oktavlar bölümüne baktın mı hiç?Ordaki yazıların bir kısmı, o konferansın topundan daha yüksek frekanslı. Belki faydası olabilir.

gerard 7 April 2009 at 20:35

uzun bir süre islam hkuku ile ilgilendim. fırsatım olsa şimdi de ilgimi sürdürürüm. ilgi alanlarımdan biri İslamcılık. naçizane islamdan, islam düşüncesinden, islamın önerdiği iddia edilen dünya sisteminden anladığımı düşünüyorum. dolayısıyla “dinî” diye birşey varsa, kendisiyle en azından ziyadesiyle tanışık olduğumu bildirmek siterim.

bir kere fenasiye katılmadığım bir husus var. ne suudi arabistanda ne iranda ne de başka biryerde hiçbirşey kitaba bakılarak yapılmaz. herkes, en az demokrasi kadar kıçtan uydurulmuş kavramlarla ilerliyor. kuran, (değişmediğini varsayarsak) 1400 yıl önce yaşayan bir topluma inmiş bir kitap. bunca zaman hiç değişmeden aynen uygulanacağını varsaymak saçma olur. İslam impraratorluğu bile gittiği her yere uyum sağlamaış, yaşanan islam değişmiştir. bugün islamcıların yaşadığı şey de kendilerince bir islam yaratmaktan daha farklı değil. en az senin yaptığın kadar “insani” Suudi arabistanda yaşananlar fenasi.

kimse bana “islam tektir” geyiği, nutuğu atmasın. islam tektir diyen varsa açsın seyid kutup okusun. bakalım “Saldırgan Cihat” kavramını destekleyecek mi bir “Darül Harp’ta” yaşayan olarak. düşünsün bakalım “eşsiz kuran nesline” mi dahil yoksa 1 “kafirlere” mi? yani “islam dünyası” ve onun başarısızlığı diye birşeyden bahsetmek saçma. insan aklına aykırı.

bu forumda daha önce de din tartışıldı. sosyal tesislerde de konuştuk. ancak burada bir format var ve o format başka formatlardan farklı. eğer meşhur dindar bloglarındaki bir tarzı buraya taşırsanız buna karşı çıkarım. aynı şekilde birisine küfür ederseniz de buna karşı çıkarım. burada “üslup” fark eder.

unutmadan o enel hak değil. ena el hak. birleşince arapçada e-a arası bir ses çıkar.

efendim bu bloğu yasaklamak isteyenler de ne kadar fazla. bir kere yasaklatsanız bile sadece 8 tane numarayı değiştirerek istediğim yasak siteye girerim. bu kaos demekse, yaşasın özgür internet yaşasın kaos. öte yandan, öyle her kafasına esen “yasaklatmaz” birşeyleri. kanun var nizam var. ama birisi blogda bunu deyince bunu ancak yasakçı kafa (var mı böyle birşey?) ile açıklayabilirim. uçan kuşu bile yasaklatalım efendim,zaten memleketin 1/3ü komünist-din düşmanı, 1/3ü bölücü kalan 1/3 de askerde zaten.

Seyid Kutup’un yoldaki işaretler kitabı var bende. (o da yasaklıydı bir zamanlar, ne günlerdi). ilk aldığımda kapağına şunu yazmıştım, uygun bir kapak olur diye düşünüyorum:

Nerede yüreği tertemiz uyanık insan,
Nerede güzel düşünceler ardında koşan, Herkes kendi kafasının kulu kölesi,
Hani Tanrı’nın sadık kulu, nerede o kahraman. (Hayyam).

Fenasi 7 April 2009 at 21:44

@ Arzu,

Konu hakkında yazmayı seviyorum da tartışması hoşuma gitmiyor. Çarşaf, çarşaf yazıyorsun, millet alakasız bir yere takılıveriyor, konu dağa, taşa uçuyor…

Şimdi ukalaca olacak ama… Sen inanıyorsun, bense biliyorum… Ama dur bak bir dinle, neyi biliyorum?

Çok az şeyi bildiğimi biliyorum. Mesela yeryüzünde, dünya işine öbür tarafı karıştırmayan toplulukların daha barışçı, saygılı, mutlu olduğunu biliyorum. Bu çok azımsanacak bir bilgi. Bunu bilmek için müneccim şeyi yemiş olmak gerekmiyor. (Konuyu başka bir yerde açarım Batlamyus, hemen hayal kırıklığına kapılma)

Ancak evren ve bazı soruların cevaplarını bilmiyorum. Orta düzey kültür seviyeme, merakla okuduğum kitaplara, izlediğim belgesellere, dinlediğim konferanslara rağmen hiç evrenin diğer bölgelerinde seyahat etmedim. Ölümden sonrayı da görmedim. Cebelitarık’tan kendimi sulara bırakıp akıntıyı ve tuzu da şeyetmedim.

Fakat bunları bilmemem, bu konularda bana anlatılan herşeyi yutacağım anlamına gelmiyor. İnsan biraz çaba göstermeli.

Kaldı ki ölesiye koruduğumuz bu inançlar da tamamen bir tesadüf eseri bize yapışıyor. Yani Hindistan’da doğan hindu oluyor, Çinliye budizm düşüyor. Tekrar ediyorum, insan biraz çaba göstermeli.

Bahsettiğin ilahi sevgi olayı da bana öyle havada bir kavram gibi geliyor. O kadar spiritual bir insan değilim, benden uzak dursun. Blogundaki Yüksek Oktavlara bir göz gezdirdim. O konulara meraklılar için faydalı olacağını düşünüyorum. Ancak azıcık uçtun, Yüksek Oktav ile İslam Konferansını kıyaslayarak. 56 ülkenin vatandaşlarına, yöneticilierine, konferansa katılanlara ayıp oldu. Hal böyleyse, şu pornocu blogdan bile bir potpuri yaparım Birleşmiş Milletlere eş koşarım… Olmaz yani…

Şimdi benim cinlerimin tepeme çıkmaması için Pucca’nın bir tavsiyesi vardı blog yazarı olarak, onu uygulamak gerekiyor. ”Ben diyeceğimi demişim postada, yorumlarda daha ne açıklayayım?”

gerard 7 April 2009 at 21:49

ya o değil de boyu mu işlevi mi sorusunun cevaını ben de merak ettim. sorsam garip olur sanki. birden bir şimşek iniyormuş sanki.

Larry 7 April 2009 at 21:51

Biri noel baba ile eşit kılar, diğeri vahabi abilerin düzenini insani bulur. Ne güzel di mi özgürce dillendirebilmek bildiğimizi ve inandığımızı…değerli olan bu. Geçenlerde, çok samimi olduğum eski bir arkadaşım ile karşılaştım, mhp’de bilmem ne başkanı olmuş. Bir uğraştım çocukla; sayın apo ile başlayan cümleler mi kurmadım, KürdiSatan’ın kurulması gerekliliğinden mi bahsetmedim ciddi ciddi, ermeni soykırımının tanınmasından mı dem vurmadım….Sonunda dedim ki, 12 Eylül öncesi abilerimiz böyle bir sohbeti rüyalarında bile görememiş, biri birine bunu dedi diye vurmuşlar birbirlerini. …12 Eylül’ü bir nevi reform saydım, acı olmadan bir bok becerdiğimiz nerde görülmüş !!!

Selam ve dua ile……

arzu 7 April 2009 at 21:58

ben yazsam, sen yazsan uzayacak.noktaladım.anlaşmamak baki kaldı.

Ege 8 April 2009 at 00:16

Bu yaz Amsterdam’da kızlı erkekli bir grupla Kadinsky’de tanrı vs muhabbet ederken o sırada onumuzden gecen dreadlock sacli denyo aklıma getirmisti Rastafarianism’i. Uzun uzadiya nasil bir kafa oldugunu dusunduk falan… Sonra Kadinsky kapandı biz ortamdan birinin evine gittik. Muhabbet bir türlü dinden çıkmak bilmiyordu.. Sonra konu cennet cehenneme geldi bir sekilde. Geceyi sonlandırdıgımız oglan bir baskili t-shirt giydi geldi, kendi yaptirmis…

Turkcesi asagi yukari söyle bisiydi..

“Tamam. Cennette bizi bekleyen kızlar var ama ya cehennemde sikilmek istiyorsam? Orası için birşey düşündün mü?”

Anlatmadan duramadim.

gerard 8 April 2009 at 10:08

insani: insanla ilgili olan, insanın yaptığı, sözgelimi tanrısal-uhrevi olmayan.

benim merak ettiğim bir mesele de şu, eşcinsel arkadaşların Cehennem civarlarında cinsel hayatları nasıl olacak? kadınlarla mı seks yapacaklar?

Batlamyus 8 April 2009 at 11:13

Hımmm şimdiiii!!!!!!!!

Bende uzamasın istiyorum ama görüyorumki Fenasi biraz yanlış anlamış benim yorumumu,ne kadar savunmacı göründüysem artık..
Yahu 2+2=4 Fenasi,tabikide batı medeniyeti dediğimiz bölgedeki yaşam standardı İslam coğrafyasından daha iyi durumda,hak-hukuk-özgürlük anlamında sabıkalı olan İngiltere bile,en özgür İslam ülkesine beş basar konumda.

Ama benim yorumumda tam olarak parmak basmak istediğim şey bu gelişmişlik-gelişememişlik İslami kurallarla doğrudan ilintili mi?Ayrıca İslam hukuku diye bir şey olabileceğini de sanmıyorum,tamam hep bahsedilen klasik şer-i hukuk(doğru yazdım umarım) diye bir kavram var ama bu şer-i hukuk baştan aşağı safsatalarla dolu bir şey,algıda işine gelmecilik diye adalandırdığımız durum.Düşünsenize İran İslam Devriminden sonra şer-i hukuk’a göre müzik her şekilde harak sayılmış sonra baktılar olmuyor caiz demişler,ulan hem Allah’ın kelamını uygularım diyorsun sonra da değiştiriyorsun,Allah iki arada bi derede senle konuştu da bizim mi haberimiz olmadı!!!
Bunun gibi onlarca saçmalık var ama bilinen bir gerçekte şu Fenasi: din en güzel yem:)

İslam ile başlayan bir yozlaşma değil bu,insan ne zaman ortaya çıktı ve kız bulup iş tutmaya başladıysa o zamandan beri bir şeye inanmak istismar edilen bir olgu.
Kaldıki senin insan evladı sınıflandırmana göre yaşayanlar bundan 200 yıl önce sürünüyorlardı,tamamen iktidar kurmakla ilgili bir şey.Şu anda güç dengesi “insan evladı gibi düşünen” dediğimiz insanlar lehine görünmekte,bundan 100 yıl sonra farklı olabilir.
Ben bu özgürlük,modernlik,fikr-i hürriyet kavramlarını tamamen ekonomiyle ilişkilendiriyorum açıkçası.Ne kadar para,o kadar özgürlük!!!
Kolaysa gidin Çin’de liberal demokrasi uygulayın,memleketin nüfusu bir kere despotizmi mecburi kılıyor.
İnsan çok,kaynak az; bu durumda da doğal seleksiyon yerine insan kaynaklı seleksiyon olmalı..
Konuyu dağıttım galibaaa…..

Bir de şu doğduğun yerin tesadüf olduguna inanma durumunu da anlayamıyorum.Bence kimse bir tesadüfe gözlerini açmıyor dünyada,yani kim nasıl ne şekilde doğuyorsa tam olarak hakettiği biçiminde o olduguna inanıyorum ben.Tamam herkes gibi ilahi bir güç diyemem belki ama evrende bir takım döngülerin olduguna inanırım,yani Fenasi sırf canı istiyor diye bu blogu yazmıyor,onu bunları paylaşmaya iten bir evrensel sistem var.
Bana dine inanıyor musun diye sorduklarında: “İnanmamaya kıçım yemiyor,inanmaya da egom elvermiyor” diye bir cevap vermek istemişimdir hep.Ama benim daha çok inandıgım şey yukardan beni röntgenleyip,yaptıgım şapşallıklara gülüp eğlenen sadist bir tanrı kavramından ziyade; evrenin tamamının içinde oldugu hepimizin bir şekilde katkı sağladıgımız düzene inanıyorum.O yüzden bence şu an insanlık tamda olması gerektiği yerde,bende insan olarak tamda hakettiğim değeri görüyorum, ne fazla ne eksik.

adsız hero 8 April 2009 at 13:25

Gerard, İslami bilgilerine hayran oldum. Seyyit Kutup ve Yoldaki İşaretler kitabını ilk kez sayende duydum. Fakat, Yoldaki İşaretler’in neden yasaklandığını anlayamadım. Kırmızı, sarı ışıktan, tek yön levhalarının vb. anlatıldığı bir kitap neden yasaklansın ki? Bu bana pek inandırıcı gelmedi.

Bir de kanun nizam var demişsin. Malesef o dediklerin yok işte. Hele internet hukuğunda hiç yok.

Fenasi 8 April 2009 at 14:03

@ Batlamyus,

Esasında ilk yorumundaki o soruna da cevap vermeyi unutmuşum, yineleyince yazayım istedim.

”gelişmişlik-gelişememişlik İslami kurallarla doğrudan ilintili mi?”

İslamla ilintili değil, asla değil…

Günlük yaşamda, aile hayatında, toplumda insan denen basit varlığın icadı olan hukuk ve demokrasiyi baz alan ülkeler var bir tarafta. Bunlar tabii ki gelişiyor. Çünkü kavga ortamı yok. Adalet var, demokrasiye saygı var, herkes fikrini dile getirebiliyor.

Öteki tarafta sistemi olmayan, belini halk kahramanlarına bağlamış, hurafelerle kanunlar yapan, demokrasiye saygısı olmayan, doğru veya yanlış yorumlayarak kitaba bakan ülkeler var. Bunlardan bir bok olmuyor afedersin. Bkz. Pakistan, Afganistan bunların yanına Papa’nın dizinin dibinden ayrılmayan halkını soyup soğana çeviren, 9 yaşındaki kız hamile kalınca kürtajına tepki gösteren Latin Amerika var. Misyonerlerin ağına düşüp, kondom kullanımına karşı kampanya yürüten Papa yüzünden halkını AIDS in kucağına atan Afrika ülkeleri var.

Bir de 3. sınıf var. İki arada bir derede kalan ülkeler. Her iki kategoriden de özellikler barındırıyor. Türkiye bu ülkerlere en iyi örnek… Burada bir gizli savaş var. O yüzden gürültü patırtı çok. Hangi kategoriye dahil olacağız’ın kavgası var bizde

Bence, gördüğüm, yaşadığım, izlediğim kadarı ile dini, ister hristiyanlık olsun, ister müslümanlık olsun, evin dört duvarı arasına sokmadığın sürece muassır medeniyet seviyesine asla, ama asla, çok emin olarak söylüyorum ASLA erişemezsin.

Başaran böyle yapmış. Evlenirken girer ibadethanesine, kadın erkek ayırmadan. Arada bir pazarları uğrar, laf olsun-torba dolsun diye. Noeli kutlar, hindisini yer, yumurtasını boyar. En son bir de ölünce gider ibadethanesine. Iphone u da yapan o, işsizine maaş bağlayan da. Çocuk ölüm oranları en düşük de onlar. Tecavüz ve şiddet suçlarında en alt sıralarda bulunanlar da. İbnesi, lezbiyeni kilisede evlenebiliyor. Trafiği az sıkışır, rüşveti insaflı ister…

İşte dinleri, kitapları çok da farklı şeyler söylemez o 56 ülkeden farklı. Tek fark, yolda yürüyen adamı, politikacısı sıyırmıştır yakasını dinden. Ayıptır din propagandası yapmak… 4 duvar… 4 duvar kuralı… Budur reçetesi..

PuCCa 8 April 2009 at 16:41

seyyid kutup demişsin gerard orda ben girmek isterim araya..
nerdeyse bütün kitaplarını cilt cilt okuduğum için hatta şöyle kafamı yana çevirdiğim de, başş harflerinden oluşan serisini görüyorum..
Seyyid kutup bu konuda çok garantileyici olmaması lazım. İslam dünyası ikiye ayrılıyor bu adamın düşüncelerine ilişkin, bi taraf mezhepsiz olduğunu düşünüor, diğer taraf mantıklı oduğunu..
Bi taraf adamın yeniden kuran yazarak kafir olduğunu düşünüyor, diğer taraf yaptıklarını doğru buluyır. Yani islam adı altında ismi söylenecekse yazdıkları şeylerin katii doğruluğu kabul edilemez bu yüzden..
İslam dinine mensup olanların, kendilerini yahudiler gibi görüp, eşsiz ırkız, diniz biz mükemmeliz olayına karşı. Fazla insan sevgisi dolu, hepimiz neticede insanız mantığıyla yazılarını yazmış. yazıların içine devletçilik kavramlarını ekleyip milliyetçiliği ve şeriatın yanlış anlaşıldığını savunmuş.. Tabii kaç sene önce sosyalizm böyle populer olmadığı için adamı dinsizlikle, islama ters düşmekle suçlamışlar..
Adamın savunduğu düşüncede islamın tek olmaması değil. Sadece geleneksel hale gelmiş kuralların yanlışlığıydı. Ona göre din kuralları çağa göre değiştirilebilir olması. Ama din kuralları.. Kuranda yazılanlar değil. Üstelik idamında “allah kanunları adı altında öldürüleceksem ok. ama batı düşünceleri bu hale geldiyse ben onlar a.q” gibi şeyler söylemiştir. Yani bu demek oluyor ki, islam kuralları dışında başka kural kabul etmeyen biri..
haa bu yazdıklarımın bi önemi var mı yok ama şimdi yazınca sen dayanamadım :pP

gerard 8 April 2009 at 21:29

pucca canım, hayran oldum itiraf edeyim. sende bir sen var senden içeri…

aslında nasıl yapacağımı bilmiyorum ama sırf izmiri bir gezebilmek için izmirde yapılacak bir konferansa bir konuşma hazırlayayım diyorum. bir tür öğrenci kongresi. sen bana bunları ayrıca yazsan, bu konuda biraz fikir teatisinde bulunsak hatta sendeki o kitaplara ben bir göz atsam olur mu?

aslında aynı şeyleri söylemişiz. İnsani derkend e bunu kast ediyordum biraz da. beni az çok tanırsın Kutupçu bir tipe benziyor muyum? benim söylemek istediğim islam adına bir sürü farklı görüşün ortada dolaştığı ve hiçbirinin katiyetle doğru olmadığı.

ama kaçırdığın bir husus var. pratikte kuranda ne yazdığı değil, insanların nasıl yaşadığı önemli. yoksa
kim kurandaki islamı yaşıyor dünyada? o yüzden Kuranda yazanlar-din kuralları ayrımı biraz laf çevirme gibi geliyor bana.

gerard 8 April 2009 at 21:34

@adsız hero,

siz, gerçekten ciddi misiniz yoksa beni alaya mı alıyorsunuz? şayet öyleyse hiç komikbulmadığımı belirtmek isterim.

gerard 8 April 2009 at 21:35

fenasi bence kaçırdığın bir husus var. bunun dinle pek ilgisi yok. gelişmişliği ortaya çıkartan uzun vadeli trendlere, sosyo ekonomik koşullara bakmak lazım bence. neticede bu soru (batı nasıl başardı) tartışıla tartışıla bitemedi. kesin bircevzbı yok. ama bence laikliğe sebep değil sonuç oalrak bakmak lazım.

Fenasi 8 April 2009 at 21:48

@ Gerard,

Senin de kaçırdığın husus şu… Dinle ilgisi olmadığını söyledim zaten. İnsanların bu kavramı nasıl yaşadıklarıyla ilgisi var.

Bir de son dönemde ortaya çıkan blog trolleri ile ilgili birşeyi söyleyeyim…. Adsız kahramanın niyetini anlamana yardımcı olur.

Garip bir şekilde blogun eski okuyucularından benim de dost bildiğim bir, ikisi sürekli ortamı sabote etmeye çalışıyor. Adsız Hero ve diğer trollerin hikayesi budur. Bunlar bir günde ortaya çıkan adamlar/kadınlar değil yani… Düşünüyorum, acaba aptalmışım gibi bir izlenim mi verdim dışarıya?

PuCCa 8 April 2009 at 23:23

gerard zaten ben nasıl olması gerektiğini yada nasıl olduğunu söylemedim.. Ki hiçbir zamanda söylemem.. Ortada bir elma vardır, sen bu elmayı karnın aç olduğu için yiyecek maddesi olarak görürsün, benim karnım toktur o benim için sadece bir nesnedir.. Kavramlar hiçbir zaman değişmez, insanlar ihtiyaçlarına göre onlardan yararlanır.. O yüzden tok açın halinden anlamaz diyeyim en kısa yollu…

sadece adamın islam dünyasındaki yerini ve bahsettiği konuyu söyledim. yani bahsettiğin şeyin tamlamasını yapabilmek için seyyid kutup iyi bir kaynak değil manasında…
Sanırım sen islam hukukuyla ilgili araştırma yapıyorsun, mevdudiyide okumanı tavsiye ederim..
hz osmanı bile takır takır eleştiriyor adam..
Hayranlık duyacağın bişi yapmış olsaydım valla keşke.. sadece ezberimin iyi olması ve merak ettiğim şeyleri okumayı sevmemden dolayı bende var benden içeri..
neyse konuyla uzaktan yakından alakası yok bunların affet fenasi yavrum bi daa yazmicim..

Fenasi 8 April 2009 at 23:57

Elma örneği iyiymiş cidden. Bu Gaykedi’de de var. Az ve öz…

kitschest 31 July 2009 at 23:01

Bu ülkede din denen şey hakkında özgürce, komplekssizce atılıp tutulabileceği; insanların birbirini ikna etmeye çalışmayacağı bir zaman olacak mıdır? İki dakka geyik yaptırmadılar yani..
Ben inanmıyorum. Beni ikna etmeye çalışmayın, karşılığında da ben sizi ikna etmek için hiçbişey yapmam. Allah aşkına (imana gelmedim, tamamen linguistik-kültürel bir ifadedir,normalde şu parantezi açmaya da kasmazdım ama bundan bile mesele yapmış millet) iki dakka rahat olun..

Alper 30 May 2010 at 17:29

Dostum, Tanrının bir blogu olmadığından yakınmışsın, ancak Tanrı’nın bugüne kadar kitap şeklinde basılmış 3 blogu var. Bunlardan ilk iki tanesinde modifikasyonlar görebilirsin. Ancak 3. sü orijinalliğini koruyor. Edindiğin taktirde okumanı öneririm, içerisinde ilgini çekecek şeyler olduğuna eminim:)

Yorum Postala