Yoga ve Meditasyon Kıtıpiyozlar İçin
Klasik Japon restoranlarında sushiyi yapan usta tezgahın bir tarafında durur. Tezgahın üzeri ise bir bar gibi uzar gider. Müşteriler karşısına oturur ustanın. Nihei – San’ın mekanı göt kadar olmakla beraber bunu andıran bir düzenek var. Hoş bir mekan, genelde take away olayına yüklenildiği için fazla oturan müşteri yok. Bu da benim işime geliyor. Nihei-san ile konuşmak bir zevk. Çok aksanı var, bazen anlamak zor oluyor. Oysa ki 40 yıldır burada yaşıyor. Genç bir delikanlıyken gelmiş buralara. Şimdiki eşiyle tanışınca da kalmış İsveçde. Atom bombası atıldığında kundakta bebekmiş. Savaş sonrası Japonya, o yıllardaki fakirlik, gelenekler ve modern Japon toplumu… Genelde konuştuğumuz konular bunlar. Ama bugün aklımda başka birşey vardı.

Uzun bir zamandır üzerinde kendi çapımda araştırmalar yapıp, bilgi topladığım bir konuda o kültürün bir temsilcisinden, birinci ağızdan malümat almak istiyordum…
- Nihei-San… Şu shibari olayı nedir, bir anlatsana.
- Ne?
- Shibari, shibari… Yanlış mı telaffuz ettim?
- Shibari?
- Hani bağlıyorlar ya iple…
- Aha!!!
- Nedir bunun aslı?
- Eski devirlerde Japonya’da polis demeyeyim ama, böyle asayişten sorumlu güvenlik kuvetleri vardı ve silah taşımazdı bunlar. Fakat bu kuvvet özel yetiştirilmiş çok becerikli dellikanlılardan oluşuyordu. İz takip etmek, yüksek yerlere tırmanmak, bir gölge gibi ses çıkarmadan ortamlara sızmak bunlar için çocuk oyuncağıydı.
- Bir nevi ninja diyebilir miyiz bunlara hocam?
- Hayır diyemeyiz!!! O başka bu başka…
- Affedersiniz, devam edin lütfen.
- Bunlar hırsızları haydutları yakaladıklarında silah kullanmadan etkisiz hale getirirlerdi. Yalnızca ip kullanarak… Özel bağlama teknikleriyle hasmını tamamen hareketsiz bırakacak şekilde düğümlerlerdi.
- Peki üstad, bu nasıl BDSM (Bondage Sado/Mazo) literatürüne girdi sonradan?
- Ben onu bilmem. BDSM ile işim yok benim.
(Bu laftan sonra etrafta kimsenin olmadığından emin olmak istercesine boş dükkanda ilk önce sağına, sonra da soluna bakıp hafiçe sırıttı ve işaret ile orta parmağını V harfi şekline getirip ağzına götürdü, arasına da dilini yatırdı)
- Ben kuku yalamayı severim…
60 küsür yaşındaki bir adamın böyle davranması beni bile şaşırttı. Ama bir yandan da gururumu okşadı. Demek ki beni kendine yakın görüyor. Saygıdeğer sushi ustası ki Stockholm’de kodamanlardan özel müşterisi falan var, bu yönlerini benim yanımda ortaya koymaktan utanmıyor. Bu beni çok keyiflendirdi. Shibari kousunda ise çok da bilmediğim şeyler söylemedi esasında. Ama yine de ağzından dinlemek istemiştim.
Japon ordusunda kullanılan ve Hojojutsu adı verilen bir esir alma yönteminden türeme Shibari. Tabii ki shibari’yi Japanese Bondage olarak da adlandırılan Kinbaku’nun altında sınıflamamız lazım. Tarihine, kelime anlamlarına fazla girmeyelim, sonu yok bunun.
BDSM, konuyu bilmeyen insanlara eşlerden birinin diğerine zarar vermesi, aşşağılaması şeklinde bir imaj verebilir. Bu kesinlikle doğru değil. Çünkü BDSM yi uygulayabilmek için eşler veya partnerler arasında güven ve saygının kurulması şarttır. Aksi halde başarılı bir şekilde uygulanamaz. Belli bir antremanı ve çiftlerin birbirlerini hem ruhsal hem de bedensel yönden iyi tanımalarını ön görür. Yani barda tanıştın, eve getir, ipe ger… Olmaz bu…
Bir resim bin kelimeden daha etkilidir derler. Ben de en iyisi videoyu gösterime koyayım.
How to Tie The Claw by TKB – The top video clips of the week are here

2 Yorum Postalanmış
Bu postaya koyduğum videonun orjini Youtube. Ancak Metacafe den çektim. Bilemiyorum Türkiye Cumhuriyeti’nden izlenebiliyor mu? Eğer görüntüleme probleminiz varsa bildirin çaresine bakayım…
Fenasicim,
Evet görüntüleme problemim var çaresine bakarsan çok makbule geçer…
Yorum Postala