Yeni Başlayanlar ve Devam Edecekler İçin Politika
İş hayatımda kapitalizm işime gelir, özel hayatımda ve yaşadığım toplumda liberal, herşeye hoşgörü ve başkasının hakkının başladığı yerde benimkinin bitmediği, ‘’sınırsız” özgürlüğün olduğu, buna imkan veren bir yönetim biçimi ve bu özgür ortamı paylaştığım yine özgür bir insan topluluğu görmek isterim. Senin olayın ise benden daha farklı olabilir. Beni rahatsız etmiyor senin farklı oluşun. Bilindik sloganın aksine, birgün herkesin Fenerbahçeli olmasını istemememle benzer bir ilişkisi var bunun. Yalnız arada bir didaktik posta atıp ayarı vermek lazım. Bakalım hepimiz aynı gezegende miyiz?
Dünya üzerinde 40 yılda bir yeni politik akımlar geliyor, gidiyor. Bunu da ”halkın kendi kendini yönetmesi” prensibini çıkan rayına tekrar oturtmak için yapıyorlar. Bu akımlar o günün şartlarında, o devrin ortaya çıkan problemleriyle başetmekte zorlanan ideolojileri, sistemleri ve bunların sözcüleri olan partileri tehdit etmiştir hep.
Örneğin liberalizm ve oy hakkı hareketi 1880 lerde giriş yaptığında karşıtlarının söylediği şuydu:
Sizin bir ideolojiniz yok ki… Yalnızca insanların istedikleri gibi, başlarına buyruk davranmaları fikrinden nasıl bir polika üretebilirsiniz? Saçmalamayın… Bir taraf seçmeniz lazım kendinize. Ya kilise ya kral!!!
Liberallerin ukalaca verdiği ”anlamıyorsunuz.!! Bizim yeni fikirlerimiz var” şeklindeki tepkileri ise kulak arkası edilmek istendi. Dönemin sistem savunucuları karşılarında bir avuç şımarık genç görüyordu. Bu gençler üstelik kralın, kilisenin ve asillerin mevkilerini tehdit ediyordu. Etable olmuş güruh tüm bu değişimi kilise ve kral arasındaki güç kavgası ve buna ait terminoloji ile anlamaya, açıklamaya çalıştı. Oysa liberaller için savaşın tarafları kral ve kilise değil, birey ve devletdi.
İşin ilginç bir tarafı, daha önceleri kanlı bıçaklı olan kilise ve kral (devlet) bu yeni tehdite karşı tek bir kuvvet olmalarıydı. Bugün dahi biz bunlara Avrupa’da konservatifler diyoruz. Türkçe karşılığı ”muhafazakarlar”. Bir tarafta muhafazkarlar, diğer tarafta liberaller. Baktığınızda, örneğin Norveç ve Fransa parlamentolarında muhafazakarlar sağ, liberaller ise sol dur.
1920 lere ise Sosyal Demokratlar ve İşçi hareketi damgasını vuruyor. O zaman da günün etable olmuş kesimi bunlara şöye çıkıştı:
Saçmalamayın!! Yalnızca işci ücretlerinin arttırılması üzerine bir politika kuramazsınız.. Karar vermeniz lazım, muhafazakar mısınız, yoksa liberal mi?
Sosyal demokratlar boğazlı kazaklarının altında bağırırken görünen boğaz damarları ve suratlara vuran sigara kokulu nefesleriyle gürledi…: ”Anlamıyorsunuz!!! Bizim yeni fikirlerimiz var” Sistem onları anlamakta zorlandı. Bir avuç şımarık genç sabotajla, grevle ücret yükseltimi ve iş şartlarının iyileştirilmesi talebinde bulunuyordu. Yoktu o güne kadar işci hakları diye birşey.
İşci hareketinin ideolojisini ”devlet ve birey” savaşının terminolojisi ile anlamak mümkün değildi. Yeni terminoloji ”emek ve sermaye” üzerine idi.
Hemen buna paralel olarak liberaller ve muhafazkarlar birlik olup ‘’sağ” genel adlandırması altında sosyal demokrasi’nin bir numaralı rakibi oldular. Dolayısıyla sosyal demokrasi ve sosyalizm ‘’sol” oldu. Örneğin İsveç ve Türkiye politik tartışmalarını bu kanatlarda tutar. Her ülkede sağ ve sol ayrımı böyle değil ama.
1960 larda ise çevre hareketi damgasını vuracak şekilde geliyor. Aynı terane orada da döndü.
Yok ki bir ideolojiniz!!! Yalnızca üretimi kısmaya yönelik bir politika yapmaya çalışıyorsunuz. Bu mümkün değil!!!, Karar verin bir an önce; muhafazakar mısınız, yoksa sosyal demokrat mı?
Çevreciler yün hırkaları, kadife pantolonları ve dağınık saçları ile küstahça cevapladı: ”Anlamıyorsunuz, bizim yeni fikirlerimiz var!!!”. Sistem partileri ve seçmenleri anlamakta zorluk çekti. Endüstri toplumu ve üretimin kutsal olduğu bir yerde bir avuç şımarık genç endüstriyi sabote edecekti.
Sosyal Demokrasi’nin ”emek ve sermaye jargonu’‘ ile Çevrecilerin fikirlerini açıklamak mümkün değildi. Sol ve sağ birlik oldu, asi yeşiller karşılarında yer aldı.
Ve 2000 li yıllara geldiğimizde yine bir avuç küstah insandan oluşan ne idüğü belirsiz bir güruh görüyoruz. Neyle uğraşıyor bunlar? Getirmeye çalıştıkları terminoloji neyi açıklıyor, açıklamaya çalışıyor?
Bir kere ideolojinin merkezinde enformasyonun yeni yapısı ve dağıtım/yayılım metodlarıyla var olduğunu görüyoruz. Bu insanlar enformasyon etiğinden bahsediyor. Bilgi ve kültür’ün bireyi/toplumu ileriye götürürken kendini kopyalaması, çoğaltması ve dağıtmasından bahsediliyor. Ayrıca kültür ve bilginin bu kopyalama/çoğaltma/dağıtım işlemlerinin maliyetinin ”0” a (yazı ile sıfır) inmesi ekonomiyi, iş modellerini nasıl etkiliyor? Demokrasiye etkisi, katkısı ne oluyor?
Tabii tüm bunlarla ilgilenmek zorunda değilsin. ”Ye, iç, mala vur/vurdur” da güzel bir motto. Ben de çoğunlukla öyle yapıyorum. Yalnız yiyip, içip mala vurduktan sonra zamanı gelince kurulmuş bebek gibi sandık başına gidip, bir açılımı bile 80 senede, o da başkasının çüküyle gerdeğe girer misali AB zoruyla yapan dallamalara oy atarsan gücenirim.
”Bu neydi şimdi?” diyenler için ekstra kaynaklar
Türkiye Korsan Partisi
Korsan Partisi Sosyal Medya
Netdaş Oluşumu Sosyal Medya
SansüreSansür Hareketi
SansüreSansür Hareketi Sosyal Medya
SansüreSansür Blog
40 Yorum Postalanmış
Su postayi liselerde ders olarak okutsalardi ne devlet insanlarinin eline pimi cekilmis bomba verebilirdi, ne kurt adamlar muzede klasik muzik konseri basabilirdi, ne de bir ulastirma bakani “Ne isiniz var elalemin sitesinde” diyebilirdi.
Boyle kaba saba soyleyince bir cok insana abarti gibi gelebilir ama etrafimizdaki herseyin nasil sekillendiginin bir ozeti bu yazi.
Eger secimlere katilirlarsa bir sonraki secimde oyumu korsan partisine verecegim. Her ne kadar parti programlarinin sekillenmesi cok uzun zaman alacak ve secimlere girebilseler bile meclise giremeyecek olsalar da sifir noktali yuzdelerde kendi oyumun da oldugunu bilmek, bu yeni baslangicin bir parcasi olmak icin verecegim.
Ellerine saglik Fenasi.
Yazdıklarına büyük oranda katılıyorum. Ancak Korsan partisi dışında saydığın öncüllerin hepsi ideolojik olarak başladıkları noktadan yayılıp hayatın pek çok alanı hakkında söz söylemeye başladılar. Çünkü yönetime aday olmak yönetici konuma geldiğin zaman edineceğin sorumluluklara hazır olmayı gerektirir.
Bu da politik hareketleri kaçınılmaz bir seçime sürüklüyor: İktidara aday mısın? Yoksa Muhalefette kalmayı mı seçiyorsun?
Korsan Partiler eğer iktidara aday iseler zaten politik söylemleri zaman içinde genişleyecek, çalıştıkları yerelin sorunları farklı korsan partileri farklı yerlere sürükleyecektir.
Yok muhalif kalmayı tercih ederlerse o zaman şu anki odaklanmış politikalarını gerçekleştirmek için bir politik baskı grubu olarak iyi işler başarabilirler.
Genel olarak “Postmodern siyasi hareketler” olarak tarif edilen hareketler (buna yeşiller, feministler, LGBTT hareketleri ve nihayetinde Korsan partiler de dahil) henüz kendini klasik politik yaklaşımlara adamış insanlar tarafından ciddiye alınmıyor. Ancak insanlığın düşünsel dünyasına klasik akımlar yapacakları katkıyı yaptılar.
Fikirler tehlikelidir. Yeni fikirler en tehlikelileridir. Bu nedenle ne korsanlar, ne yeşiller, ne mor ne de gökkuşağı bayraklılar caymamalıdır. En tehlikeliler bizleriz! İktidara gelsek de gel(e)mesek de…
Fikri ve amacı ve de hedefi siyasi boyuta taşımak için harcanacak eforu , güçlü bir STK olmak için kullansa daha etkili olacağına inanıyorum. “Marjinal bir oluşum” yaftasından kurtulmak adına yapılmalı..
insan toplulukları mevcudiyetlerini sürdürebilmek için her daim 3 sınıfa ayrılmışlardır..
alt.. orta.. üst..
ve bu sınıflama mutlaka gelir gruplarına göre oluşmamıştır..
sosyalist sistemlerde de, kapitalist sistemlerde olduğu gibi var olmuştur..
alt sınıf pasiftir.. güçleri çok sınırlıdır.. eşitlik – özgürlük – hak ve hukuk isterler..
orta sınıf edilgen olandır, aktiftir.. alt sınıfın eşitlik – özgürlük – hak ve hukuk isteklerini de arkalarına alarak üst sınıfı al aşağı ederek, yükselmektir amaçları..
üst sınıfın tek amacı ise mevcut konumlarını korumaktır.. bu amaçla ya orta sınıfın isteklerini karşılarlar.. ya da kendi bildiklerini okurlar.. ama her iki halde de (eğer orta sınıfın isteklerini karşılarlarsa orta sınıf tarafından, eğer karşılamazlarsa gene onlar tarafından) bir süre sonra tahtlarından olurlar..
artık yeni üst sınıf, orta sınıftan elemanlar yeniden oluşmuştur..
alt sınıf gene aynıdır..
üst sınıf ise çoğunlukla orta sınıfın arasına kaynamıştır..
bu sarmal hep böyle dönmüş, hep de böyle dönmeye devam edecektir..
ister libarel.. ister sosyal.. ister kapital.. ister demokrat.. ister şeriat..
hiç fark etmez..
etmeyecektir de..
ha, koy götüne rahvan gitsin kıvamında da değilim..
zira, toplumlarda bir devinim yaratacak mıdır, yaratmış mıdır bazı ideolojiler ve hareketler..
mutlaka….
ve işte bu yüzden, bu noktada Larry’e katılıyorum ben..
benim yüzlerce kelime ile anlatamdığımı sadece 2 cümle ile anlatabildiği için :))
Korsan Partisi girişimi bana İbrahim Eren’in 85 – 89 dönemindeki Radikal Parti girişimini hatırlatıyor. Umarım sonu benzemez.
Güzel açıklama sağol, nitekim tarih tekerrür edebilir.
This comment was originally posted on FriendFeed
İyi bir tarih okuması. Yararlı .)
This comment was originally posted on FriendFeed
Ben esas motto’ya takıldım.. Motto dışında gerisi yalan :) Ben çok konulu olsun demiyorum. Tek konulu olsun ama bu tek konudan üç ana ayak, bir kaç tane de denge çubuğu olsun istiyorum.. Ana hedef te bilgi toplumu ve bilgi ekonomisi olsun.
This comment was originally posted on FriendFeed
Gökhan, bence öyle zaten. Daha önce söylediğimi tekrarlayayım: Odak olarak iletişim özgürlüğü – bilgi özgürlüğü – mahremiyet seçilebilir ve bu sac ayağı üzerinde yükselen net bir yapı -mimari- tanımlanabilir. Bu öyle bir yapı olur ki, hem basitçe derdimizi anlatır, hem de işleyen bir söylem mekanizması olarak, sorulan tüm sorulara cevap verebilir. Elbette bu üçlü yapı tamamen Türkiye’nin koşullarına ve özelliklerine göre kurgulanmalıdır. " Elbette bu kolay bir şey değil. Hatırlarsa netdaş grubunda buna benzer bir konu hakkında tartışmıştık ve görselleşme de kullanılan bir manifesto fikri baskın çıkmıştı. Görsellik önemli. Sözünü ettiğim mekanizmayı iyi bir görselleştirme işler duruma getirebilir.
This comment was originally posted on FriendFeed
iletişim özgürlüğü ile bilgi özgürlüğü arasındaki fark nedir?
This comment was originally posted on FriendFeed
Burak, iletişim özgürlüğü mahremiyetine dokunulmadan dilediğin gibi iletişimde bulunma özgürlüğü (sansür, dinleme, izleme, fitreleme vs.), bilgi özgürlüğü ise bilginin sınır tanımadan dolaşım özgürlüğü (ki bilgiye erişme özgürlüğü (kamu bilgilerine erişim-şeffaflık-, copyright ve telifler buraya giriyor)
This comment was originally posted on FriendFeed
1) sadece "iletişim özgürlüğü" denildiğinde sanki iletişim kuramıyoruz da iletişim kurmak istiyoruz gibi anlaşlıyor konu aslında dinleme izleme telekulak vb. olduğu halde. Buna "temiz iletişim" diyelim mi? 2) sadece "bilgi özgürlüğü" denildiğinde bir anlam boşluğu oluşuyor. Buna basitçe "bilgiye erişim özgürlüğü" veya "bilgi dolaşım özgürlüğü" diyebiliriz? 3) "Mahremiyet" konusu otomatik olarak "temiz iletişim" içinde var değil mi?
This comment was originally posted on FriendFeed
1) sadece "iletişim özgürlüğü" denildiğinde sanki iletişim kuramıyoruz da iletişim kurmak istiyoruz gibi anlaşlıyor. Buna "temiz iletişim" diyelim mi? 2) sadece "bilgi özgürlüğü" denildiğinde bir anlam boşluğu oluşuyor. Buna basitçe "bilgiye erişim özgürlüğü" veya "bilgi dolaşım özgürlüğü" diyebiliriz?
This comment was originally posted on FriendFeed
1) sadece "iletişim özgürlüğü" denildiğinde sanki iletişim kuramıyoruz da iletişim kurmak istiyoruz gibi anlaşlıyor. Buna "temiz iletişim" diyelim mi? 2) sadece Bilgi
This comment was originally posted on FriendFeed
4) "Telif hakları ve patent yasalarının kamu yararına sınırlandırlması" konusu ile "bilgi dolaşım özgürlüğü" konusu aynı değil mi? Bilgi’yi VERİ olarak düşündüğümüzde aynı konudan bahsetmiş oluyoruz.
This comment was originally posted on FriendFeed
4) "Telif hakları ve patent yasalarının kamu yararına sınırlandırlması" konusu ile "bilgi dolaşım özgürlüğü" konusu aynı değil mi?
This comment was originally posted on FriendFeed
Burak, ama uluslararası dilde buna düşünce, ifade, iletişim özgürlüğü deniyor? "Temiz iletişim", TİB’in "temiz internet"ini çağrıştırıp ters tepmez mi? Bu arada bence iletişim kuramıyoruz tabii, dinlemenin, telekulağın olduğu yerde öazgür iletişim olur mu? Haa, bak iletişim özgürlüğü yerine "özgür iletişim" diyebiliriz.
This comment was originally posted on FriendFeed
Burak, "bilgi özgürlüğü" yerine "bilgiye erişim ve bilgi dolaşım özgürlüğü"ne bir itirazım yok. Evet, daha açıklayıcı duruyor. Yorumumda da dediğim gibi bu, telif haklarını kapsıyor.
This comment was originally posted on FriendFeed
Burak, "bilgi özgürlüğü" yerine "bilgiye erişim ve bilgi dolaşım özgürlüğü"ne bir itirazım yok. Evet, dah açıklayıcı duruyor. Yorumumda da dediğim gibi bu, telif haklarını kapsıyor.
This comment was originally posted on FriendFeed
Mahremiyet, her ne kadar "özgür iletişim"in bir parçasıysa da, anlaşılması için ayrıca vurgulanmasında büyük fayda görüyorum…
This comment was originally posted on FriendFeed
Detaya girmeyen, ne hoş bir yazı bu, ellerine sağlık :)
This comment was originally posted on FriendFeed
Fenasi hocam, kalemin çok kuvvetli, temiz, akıcı ve etkili yazıyorsun. Google reader’a düşecek yazılarını dört gözle bekler oldum. Biraz yalaka mesajı gibi oldu ama övgüyü hakedenden sakınmamak lazım. Saygı ve sevgilerimle.
This comment was originally posted on FriendFeed
Emre – Teşekkürler övgü için. Bak gözümden kaçmış entertainbul’a senin elinin değdiği. Yine de bir şekilde benim reader’da vardı uzun süredir. Şuna bir de iphone app yapın tamam olsun bu iş.
This comment was originally posted on FriendFeed
Jaguar Lisesinde bu da okutturulsun!
This comment was originally posted on FriendFeed
Fenasi, to do list’in başında cidden. 26 Eylül’de lansman partimiz var. O zamana kadar eksiklere saldırıyoruz. Parti sonrası beta kalkacak. Sonrasında iphone app da gelecek.
This comment was originally posted on FriendFeed
Fenasi, to do list’in başında cidden. 26 Eylül’de lasman partimiz var. O zamana kadar eksiklere saldırıyoruz. Parti sonrası beta kalkacak. Sonrasında iphone app de gelecek.
This comment was originally posted on FriendFeed
@ Emre: +1
This comment was originally posted on FriendFeed
ya ben de emre’ye +1 vermek istemiştim, sonra şımarma diye vermedim eheheh. her neyse, kalemin gerçekten çok kuvvetli… bak zor söylerim bunu, değerini bil :)
This comment was originally posted on FriendFeed
deniztan – sağol, sağol.. aslında istediğim düzeyde değil, ama elimden birşey gelmiyor. Türkçe konuşacak adam az, ayrıca hiç de Türkçe kitap okumuyorum. Tv de seyretmiyorum Türkçe.. Dili kötü etkiliyor bunlar… İdare ediyorum artık, ne yapayım?
This comment was originally posted on FriendFeed
Türkçe Tv seyretmemen belki de iyi etkiliyordur dilini :) hem bu şartlarda , böyle yazıyorsan, Türkçen daha kuvvetli olsa ne olacak merak ediyorum :)
This comment was originally posted on FriendFeed
Türkçe Tv seyretmemen belki de iyi etkiliyordur :) bu şartlarda , böyle yazıyorsan, Türkçen daha kuvvetli olsa ne olacak merak ediyorum :)
This comment was originally posted on FriendFeed
Nasıl Ebay ile Gittigidiyor arasında farklar varsa, Korsan Partinin Avrupa’da ki köklerinden Türkiye’ye özgü farkları olması çok doğal diye düşünüyorum. Aynısını uygulamak için aynı ülkede olmamız gerekli. Mesela bence bizim ülkemizde birçok sitenin yasaklanması yasakçı politika izlemesinden değil, isteyenin adaleti istediği gibi yönetebilmesinden kaynaklanıyor (sansürcü bi devletimiz var o ayrı). İnsanların yorumlanmamış/sansürlenmemiş bilgiyi alabilmesi için öncelikle istemesi gerekli. Bu nedenle eğitimin 80 kişilik sınıflarda, yetersiz öğretmenlerle, sansürlü kitaplarla olmayacağını da vurgulamak gerekli olduğunu düşünüyorum. Tabi yinede kısıtlı olduğunu düşünmüyorum parti programının, söylenenler temel şeyler, uzatılıp her alana uygulanabilir
This comment was originally posted on FriendFeed
Nasıl Ebay ile Gittigidiyor arasında farklar varsa, Korsan Partinin Avrupa’da ki köklerinden Türkiye’ye özgü farkları olması çok doğal diye düşünüyorum. Aynısını uygulamak için aynı ülkede olmamız gerekli. Mesela bence bizim ülkemizde birçok sitenin yasaklanması yasakçı politika izlemesinden değil, isteyenin adaleti istediği gibi yönetebilmesinden kaynaklanıyor (sansürcü bi devletimiz var o ayrı). İnsanların yorumlanmamış/sansürlenmemiş bilgiyi alabilmesi için öncelikle istemesi gerekli diye düşünüyorum. Bu nedenle eğitimin 80 kişilik sınıflarda, yetersiz öğretmenlerle, sansürlü kitaplarla olmayacağını da vurgulamak gerekli olduğunu düşünüyorum.
This comment was originally posted on FriendFeed
Ne zamandır aklımda yazayım diyorum kısmet bugüneymiş. Bunun bir de bilim boyutu var. Kamu kaynaklarıyla yapılan bilimsel araştırmaların, bilimsel yayıncının malına dönüştürülmesi ve kamunun erişiminin engelenmesi. Buna karşı da bir hareket gelişti, kamuoyu oluştu. Internetle birlikte bu küresel yayıncılar meşruiyetlerini büyük ölçüde kaybettiler ama yine de direniyorlar. Olayın Türkiye boyutuna gelecek olursak bu konuda bir çalışma yapıldı mı bilmiyorum. Ama elbette Türkiyeli araştırıcıların zararına bu erişememe sorunu… Böyle bir giriş olsun. Korsan partinin ilgi alanına giriyor değil mi bu konu?
This comment was originally posted on FriendFeed
Murat, bence giriyor kesinlikle… İyi fikir.
This comment was originally posted on FriendFeed
Bu konuda birşeyler hazırlamak isterim ama yavaş bir insanım ne kadar sürer bilemiyorum
This comment was originally posted on FriendFeed
Bekleriz:))
This comment was originally posted on FriendFeed
Faşizm atlanmış sanırım.
This comment was originally posted on FriendFeed
Sarper QQ – Barış zamanı pek uzun ömürlü olmadı faşizm. Bir Franco dönemi var tabii İspanya’da ama eski kıtayı ve ABD yi düşünecek olursak… Gerçi aynı zamanda her daim var Faşizm lokal olarak. Benim verdiğim tarih aralıkları da çok keskin değil öyle. Daha çok illüstre edebilmek için öyle bir gruplama kullandım.
This comment was originally posted on FriendFeed
Ben (elbette sen ve ben değil; bizden olmayan ben) demokrasi, özgürlük, insanlık ve vicdandan yoksun olduğunun farkında olmayan, Kendini modern ve ileri zekalı sanan bir geri zekalılaştırılmışım ben. Ben ne zaman akıllanacağım?
This comment was originally posted on FriendFeed
Yorum Postala