Yassah Hemşerim
Geçenlerde rastladığım ve yasaklanmış sanata adanmış bir site aklıma bazı sorular getirdi. Artliberated.org sitenin adresi, bir bakmanızı tavsiye ederim. ”Bu da sanat mı?” lafı çok defalar önümüze getiriliyor ve tartışma konusu yapılıyor. Herkes sanatı ve kültürü kendi başına kendi zevklerine ve anlayışına göre değerlendirmesi gerekirken, bir kısım mankafalar topluma kendi düşüncelerini dikte ettirmekten geri kalmıyor.
Ahlaki olarak topluma zarar vereceği öngörülen sanat zaman zaman Reich III de yasaklanmıştı. Sebep, sanatın anti-Alman veya bolşevik olarak nitelendirilmesi… Aynı olayı Sovyetler Birliği’nde de görmek mümkün. Gerekçeler tamamen aynı, yalnız figüranların yeri değişiyor.
Çeşitli dinler de zaman zaman özellikle seksüelliği konu alan sanatı yasaklıyor. Esasında komünizm, nasyonal sosyalizm ve teokrasinin ortak mücadele tarzı bu. Sansürlemek için çok güçlü bir istek var. Hem sanatı hem de düşünce ve ifade özgürlüğünü.
Liberal demokrasilerde durum farklı, en azından kağıt üzerinde… Bunlar düşünce ve ifade özgürlüğünün yanında sanatın da özgür ve sansürsüz bırakılacağını garanti ediyorlar. Ama dedik ya, yalnızca kağıt üzerinde. Mesela İsveç demokrasisi mi diyorsunuz? Alın size birkaç örnek…
Lars Görling’in 491 adlı romanını Vilgot Sjöman beyaz perdeye geçirir. Film, meclisde büyük tartışmalar çıkmasına neden olur. Hatta filme karşı olan nefret Hristiyan Demokratlar Topluluğu adlı partinin kurulmasına sebebiyet verir. Bu arada eserle ilgili Wikipedia’da bir hata var, vermeden geçmeyelim. Hikayede kadın köpek tarafından tecavüze uğramıyor, kendi isteğiyle köpekle cinsel ilişkide bulunuyor.
Başka bir örnek, Sture Johanessons’un Haşhaş Kızı. 1969 da Lund’da sergilenir, fakat polis sergiyi basıp haşhaş bitkilerine el koyar. Sanat çevresi dahi sahip çıkmamıştır Sture Johanessons’a. Afiş, bugün için özgürlüğün simgesi olarak da kullanılıyor.

Başka bir örnek Carl Johan De Geers’in ”bayrağı aşşağılama” adlı çalışması. Silah altına alınmayı reddeden ana temasıyla çok gürültüye sebep verdi bu çalışma. Sol tarafta ”silahı reddet, vatanını sat” gibi bir ibare var. Bayrağın ortasındaki KUKEN kelimesinin tercümesi ise YARRAK.
Sırf İsveç değil, Avrupa’nın diğer yerlerinde de bu tarz eylemler oluyor. Son örnek Mat Waasen’den. Kunsthaus Essen (Essen Sanatevi) den bu afişi indirmesi istendi. Ne diyor afişin alt tarafında… ”She Slashed Her Wrists And Fuck Her Dog Bobby One Last Time”.
- Sanat mı lan bu!!!! Dağıtırım burayı!!!

Beğenip beğenmemek tabii ki kişinin hür iradesinde. Ancak ne zaman biri yukardan omzuna dokunup ”bakmıycaksın lan buna” dediği zaman can sıkıyor. O zaman senin kişisel özgürlük ve haklarının bulunduğu kanun denen kağıt parçalarına bazıları g.tünü siliyor demek ki.


13 Yorum Postalanmış
Ben Güzel Sanatlarda okuyorum. Diğerleri neyse de, köpekli olan için tek bi cümle yazabilirim: “Sokayım öyle sanata.”
Sen kadınsın ne sokucan diye soracak olan olursa; sokulmaya müsait her tür alet edavat, kazık, direk, kürek sapı v.b.
biz bunlarla uğraşıyoruz, kaan sezyum’da okudum;
“…Arkadaşım Erdil Yaşaroğlu, geçtiğimiz haftalar bi karikatür çizmişti. Karikatüründe postacıyla sevişen köpek vardı. Mizah ya, önce birbirlerinden nefret etmişler, sonra da âşık olmuşlar. Postacıyla köpek. Zart ertesi hafta Penguen’e dava açıldı. Postacıları öyle göstermek iyi değilmiş, postacılar güceniyormuş, aşağılanıyormuş. Kafa bu kafa. Yola devam…”
Gaykedi, kafana sıçabilir miyim? Senin gibi kavramları nalıncı keseri gibi kendine yontanlara acayip uyuz oluyorum. Sokayım sana da. Gerçi hoşuna mı gider, zoruna mı bilemem.
Fenasi, bana bu barbar ve ilkel yaklaşımlarımdan dolayı kıl olabilirsin. Ne de olsa senin mekanın ve senin okuyucularına çemkiriyorum. Bu konuda rengini belli etmen kafi, bi daha rahatsızlık vermem.
Herkese açık yorum kısmı Marla, evindeymiş gibi rahat ol. Yalnız Gaykedi yanlış ne söyledi de böyle tepki verdin pek anlamadım. Varsa aranızda bir anlaşmazlık, acısını çıkarma yeri burası olmasın. Saygı şeysini zedelemeyelim.
Ya bence kopekli olan baya guzel. Insani gulumsetiyo..
Marla ne oldu yavrum sana?
Gaykedi de bisey dememis ki, dedigi dogru ayrica, cok alinganiz, cok tahammulsuzuz..
Benim alınganlığım ya da tahammülsüzlüğüm afişlere değil.. Benim bu fevri tavrım yalnızca Gaykedi’ nin yorumuna başlangıç cümlesineydi: “biz bunlarla uğraşıyoruz”
Siz kimsiniz? Hangi grubu temsil ediyorsunuz? Siz ve karşınızdakiler kim? Ben buna uyuz oldum. İlk bakışta en ilkel ve hoşgörüsüz tavır benimki, ılımlı ve özgür tavır Gaykedininki gibi görünüyor. Ben konuya yorum yazarken yalnızca kendimi temsilen cümleler kurdum. Ama Gaykedi efendi kendini bir gruba (sanırım modern ve aydın kesim oluyor o güruh) müdahil ederekten ahkamlar kesiyor.. Blogunda çeşitli zamanlarda takip ettiğim kadarıyla da hep bir “Ben bilirim” “Ben doğruyum” “Ben özgürlükçü ve eşitlikçiyim” “Ben nesnelim” havası estirmekte bu arkadaş. Böyle bi yüksekten bakan aydın havaları felan.. Neyse meramımı anlayan anlar, anlamayan da zaten etkisiz eleman.
Talis, sen de dikkat et canım (: Tahammül ve alınganlık etmek gereken şeylerin çizgisi çok incedir çok..
Fenasi, daha dikkatli olmaya çalışıcam senin için. Ama sanırım az çok anlamışsındır kuru kuru çemkirmediğimi.. Umarım beni birden parlatacak bi şeyler olmaz yine. Yoksa adım çıkacak burda (:
Yukarıdaki örnekler, TR’ye 10 beden büyük gelir. Adamlar YouTube’u kapatıyorlar [OpenDNS kullanarak siteye girilebilmesi sansür gerçeğini yok etmiyor], ülkemizde The God Delusion adlı kitabıyla tanınan evrim teorisyeni Richard Dawkins‘in sitesi mahkemeye başvurulup kapattırılıyor!
40 fırın ekmek? Az gelir! >:-(
Goddess Artemis @
Lafı ağzımdan aldın. Artık halk kanıksamaya başladı. Orada burada filtreyi nasıl kırarsın, proxy nasıl kullanılır diye blog postları var. Gerçi iyi niyetli hepsi ama yine de sanki olayı kabullenmişliği beraberinde getiriyor. ”Yasak var, elimizden birşey gelmez. Yasağı nasıl deleriz biz ona bakalım” anlayışı daha hakim. Ve çok tehlikeli bu…
İblisin Yeryüzündeki Sureti adlı postada da bunu konu alıyorum esasında. Hep aldatma, hep yandan dolaşma, çaktırmadan, göstermeden…
Oysa insan gibi çıkmak lazım karşılarına. Kardeşim ben YouPorn a da bakacam, Richard Dawkins in sitesine de girecem. Yetmedi bilmemne tekkesinin, hacısının, hocasının da blogunu okuyacağım. Bunu demek lazım kravatlı, takım elbiseli, bıyıklı insanlara…
Marla @
Toplumun büyük kesiminin ve benim de olduğu gibi senin de heteroseksüel olduğunu tahmin ediyorum. Bu sebeple marjinal azınlık sayabileceğimiz homoseksüellerin günlük yaşamda karşılaştığı irili ufaklı problemleri anlamamız doğal olarak zor olabilir. Ancak empati yapmanın bir zararı olmaz. Edindiğim izlenim, söylenenler, Gaykedi’nin bloguna çok sayıda hakaret ve tehdit geldiği. Bunun yanında resmi organların da bu tür yaşam tarzına hayat imkanı tanımadığı ortada (bkz. Lambada mıydı neydi).
Bu durumda söz konusu insanların kendilerini tehdit altında hissedip, bazı konularda beraber davranması, birtakım şeylere aşırı hassas davranmaları anlaşılabilir. Belki senin uyuz olduğun şeylerin sebebi bu olabilir. Avukatı da değilim tabii ama, hazır şeytmişken söyleyeyim dedim.
Yeri gelmişken şu zoofili olayıyla ilgili:
Bu konuda elimde bomba gibi materyaller var. Eğitici ve dudak uçuklatıcı. Kısa zaman içinde konuyu ele alacağım.
Zoofili de pedofili gibi (belki o kadar olmasa da) nefret, ve iğrenti uyandıran iki eğilim. O yüzden ne sanatta ne de popüler kültürde pek ele alınmıyor. Stigmatize edilmeyi kimse risk etmek istemiyor. Oysa ki hep duyuyoruz kırsal kesimde eşşek, köpek maceralarını. Bunlar şaka veya ”ulan ne hasta insanlar var” yorumlarından öteye gitmiyor pek çoğumuz için. O yüzden ele almaya değer buluyorum. Yakında sinemelarda …
Yorum Postala
Additional comments powered by BackType