Türk Eğlencesine Gitmem

Hepiniz pırlanta gibisiniz biliyorum. Ama Avrupalı yine de istemiyor sizi yanıbaşında. Yoğun bir Türkiye aleyhtarı kampanya var politikacılardan. Dünya işçilerinin kardeşliğinden dem vuran sosyalist blok istemiyor. Serbest dolaşım yoluyla gelecek Türklerin burdaki işleri alıp, işçi ücret fiyatlarını düşüreceğinden korktuğu için sendikalar partilere  baskı yapıyor. Sosyalist bloka bir de aşırı sağcıları ekle… Birtek liberaller, kapitalistler Türkiye’nin AB ye girmesini istiyor. Bu İsveç için böyle tabii.

Şu bir gerçek ki Türk’ün yurtdışında yaşayanı genelde kıro. Yok kıro değil, KIRRRRROOOOO… Sizi burada temsil edenler tam taşşak artığı… Bu da işinizi kolaylaştırmıyor AB ye girmek için.. Buraya 60 ların başında gelmişler. İsveç iş ve işçi bulma kurumunun bürosu varmış Konya’nın Kulu kasabasında. Kürt ve Türk karışık orası. Gelenler hacısını, bacısını da getirmiş… Anlatılan gerçek bir hikaye var. Olay şu;

70 lerin başı olsa gerek. Bizimki köyünü bırakıp geliyor. Biraz çalışıp para biriktirince anasını, karısını da aldıracak tabii. Bu işçilere şehir dışında bugün getto dediğimiz, ama kafanızda canlandırdığınız getto ile alakası olmayan, yeşil alanlı, parklı, bahçeli yerleşim yerleri yapıyor devlet. Bu projenin adına da milyon programı diyorlar. Bir milyon ev yapılacak, hedef o… Öyle de yapıyor devlet. Bunları buraya yerleştiriyor. Yugoslav, Yunan, Türk, İtalyan… Evde de herşey var. Buzdolabı, fırın gibi beyaz eşyalar dahil zaten evlere…

Rinkeby (Turkeby) – Tipik bir milyon programına ait yerleşim yeri.

Neyse bizim eleman getiriyor ailenin kadınlarını bir süre sonra. Alıyor bunları havaalanından eve sürüyor. Validanım yaz zamanı olsa gerek hem bunalmış, hem de yoldan geldi ya nargilenin suyunu değiştirecek, lavabonun yerini soruyor. Bizim işçi gösteriyor anacığına tuvaleti. Kadın giriyor içeri…

15 dakika sonra yüzü, elleri, kolları ıslak bir şekilde çıkıyor. Bir yandan ıslak elleriyle yelpaze yapıyor yine ıslak olan suratına. Mutluluktan da gözler fıldır fıldır… ”Ne iyi ettin de geldin buralara oğul, evin içinde bile kuyu var baksana kız Emine”..

Tabii bir yerde trajik… Kızmamak lazım o insanlara. Suratlarına tükürülecek olan başkaları çünkü.

Fakat arkadaş insan biraz yontulmaz mı ya??? 50 yıllık geçmişin var burada. Biraz insan içine çık, birşey öğren… Aksine daha da kapandılar. Üstelik geçmişle bağları da zayıf olduğu için kendilerine edindikleri kimlikleri de yaşayamıyorlar hakkıyla. Milliyetçi geçinirler, Türk tarihini bilmezler, dinine laf kondurtmaz, namaz kılamaz…

Bu bir aşşağılık kompleksine yol açıyor. Aşşağılık kompleksi her insanda başka açılımlarla dışa vuruyor belki. Ama bizim milletin kompleksi hep şiddetle açığa çıkıyor. Kendinden emin olmadığı için sürekli tartışmaları küfür ve kavgaya dönüşüyor.

Türk eğlenceleri bu kompleksin, ayılığın, magandalığın ortaya çıktığı yerler. Gitmem böyle yerlere, sürekli kavga çıkar. Oysa ne güzel Türk gacıları da var. Gerçi onlarda da şöyle bir olay oluyor. Geçenlerde metroda bir kıza gözüm ilişti. Çok güzel hatun, kılık-kıyafet, nefis bir ayakkabı seçimi.. Türk olabileceğinden şüphelendim, telefon konuşmasına kulak kabarttım. Tahmin ettiğim gibi Türktü.. Telefonu kapatmadan önceki son cümlesini yakalayabildim.. ”Eve varıncana tavuh gızartaceeem”….

Gerçi bir de böylesinin fantezisi olsun diye şeyedilebilir belki. Fakat bunlarla buluşabileceğin Türk eğlenceleri, tehlikeli ortamlar. Bakın YouTube a bir video klip düşmüş. İsveç’in Norrköping diye küçük bir şehrindeki Türk eğlencesinden kavga görüntüleri. Bunu yükleyen isveçliller, altına isveççe dublaj yapmışlar, çünkü herif isveççe küfrediyor ama tellafuz o kadar kötü ki. Tabii küfürü oluşturan kelimeler yine ‘’sikerim”, ”götünü”, ”herkesin gözü önünde sikerim”, ”alayınızı skerim” gibi laflar. Size bu videoyu koyuyorum, altına da İsveçlilerin yaptıkları yorumları tercüme edeceğim… Buyrun… Bu arada videodaki action ın başkahramanına Knullturken ‘’skici Türk” adını koymuşlar. (Bakayım bu rumuzu aranızda kim alacak ilk olarak).

Get the Flash Player to see this content.

- Tipik bir Cuma akşamı disko Türk’ü

- Skişmeyi seviyor galiba

- Ödediğim vergilerin bunlara gitmesi çok hoş bir duygu

- Güzel mekan

- İsveççeyi iyi kullanamayan insanların küfretmeye çalışırken araya arapça karıştırması ne kadar boktan bir olay. Sktiimin Türk’ü

- Gizli Don Juan

- Skici Türk Avrupa parlamentosuna!!!

- Tişörtünü niye çıkarttı?

- Tek ihtiyacı seks bu adamın. Bu kadar basit. Düşünsenize 40 ında olup ta bakire olmak ağır. Dikkatinizi çekerim, tek kişiyi değil, birden fazla kişiyi sikmek istiyor.

- Şaşırdım mı? Hayır!!!

Bookmark and Share

38 Yorum Postalanmış

Larry 27 June 2009 at 22:24

Geciniz gelismis memleketlerdeki Turk algisini. Allahin unuttugu Kuzey Afrika bolgesinde dahi Turk ve Turk urunu Cinlilerle ayni kefeye koyuluyor. Gidenler once guzel karsilanmis , baslarinin ustunde agirlamislar ama oyle bir acitmislar ki , bugun bizler ne yapsak bizden oncekilerin yaptiklarini affettirmek yuzunden cok zaman kaybediyoruz.

üye 27 June 2009 at 23:26

bildiğimiz almancılar gibi her yerdeler kafayı yedirtirler bütün türkleri böyle aptal sanıyolar sonra
posta güzel olmuş

Nuri 27 June 2009 at 23:56

“- Tek ihtiyacı seks bu adamın. Bu kadar basit. Düşünsenize 40 ında olup ta bakire olmak ağır. Dikkatinizi çekerim, tek kişiyi değil, birden fazla kişiyi sikmek istiyor.”

Tespit yerinde olmuş bence. Kesinlikle katılıyorum. Yapamadıkça ağzından düşürmez oluyor. Zaten doysa başka türlü küfür ederdi. Bu arada bu blogu okuyanlarada giydirmekten geri kalmamışsın abi teşekkürler. Bir de kro olduk, sıradaki…

goldmember 28 June 2009 at 00:27

”30 yıl önce ülkelerine bu insanları ülkelerinde tabiri caizse ‘köpek’ gibi çalıştırmak için kabul ettiklerinde, 30 yıl sonra ülkelerinden bir paçavra gibi atamayacaklarını bilmelerini gerekiyordu.”

bu yorum daha bugün konsere gittiğimiz almanya’nın ufak bir kasabasında şans eseri karşılaştığımız, çevredeki tek dönerci dükkanına sahip türk ağabeyimizin ağzından dökülenlerdir. siz sanıyor musunuz sorun eğitim. bugün türk konsolosluklarında, eğitim ateşeliklerinde karşılaştığım sözde eğitimli memurlar bile ‘klasik türk’ tabirine uymaktalar.

öncelikle şunu anlarsak böyle olaylar karşısında daha kontrollü tepkiler verebiliriz. bu abilerden her ırkta her millette mevcut. ayrıca dünya’da gittikleri/götürüldükleri yerde en yalnız bırakılan ırklardan birisi türklerdir. ne kendi devleti takip eder kendi vatandaşını nede sorunlar karşısında senden daha bilgili olur. son olarak 5posta blog’una bu yazı ile yurt dışındayken öğrendiğim özlü sözü eklemek isterim: türk türk’ü gurbette s****miş. ancak bu komik ifadenin tersi olduğu konusunda görüşlerimi arz ederim.

dipnot: dönerci abi benden para bile almadı. çayda ikram etti. muhhabetimizde cabasıydı. onu alıp düğüne, eğlenceye gitsek ne olurdu merak ettim bu videodan sonra.

Fenasi 28 June 2009 at 00:41

@ Nuri,

”Şu bir gerçek ki Türk’ün yurtdışında yaşayanı genelde kıro” demişim. Kıro olmanın koşulu var yani. Türk’ün Avrupa’da olanı.. Ayrıca genelde… Bu blogu okuyanlara lafım en baştakidir. ”Hepiniz pırlanta gibisiniz biliyorum.”

Fenasi 28 June 2009 at 00:50

@ goldmember,

Gavur bunları köpek gibi çalıştırmadı… Fabrikasında yapılması gereken işi verdi. Emin ol o fabrikadaki çalışma şartları bugünün Türkiyesindeki çalışma şartlarından kötü değildi. Bedava da çalıştırmadı. Parasını verdi. O paraya çalışanlar insanca yaşamak, arada bir sinemaya, konsere, tiyatroya gitmek veya üstüne başına doğru düzgün kıyafet almak yerine, köpekler gibi çalışıp, daha da fazla para kazanarak memleketlerinde havuzlu villa, yaşadıkları gettodaki evlerinin önüne de üstü açık mercedes çektiler.

Sen bakma o dönerci abine. Memleketinde kalsaydı açlıktan nefesi kokacaktı. Bunlar sever, ekmek yediği tekneye ihaneti. İlk fırsatta satıverirler… Geldiğim ilk senede anladım bunu. Arkadaş herif Kulu’da 2 katlı villa yaptırmış, senede 1 ay izne gelip oturmak için. Yok ya izinde de gelmiyor oraya. Bodrum’da yazlığı var oraya gidiyor. Kulu’daki ev akrabalara nispet için. Bana İsveç’i kötülüyor.

PuCCa 28 June 2009 at 01:19

bi düşün bakim neden bize kırooooo diyolar. senin gibi gurbetçilerin orda bizi temsili yüzünden olmasın bu.. onu bunu eleştirmişsin ama bi kendine bakar insan.. belkide kırooo sensin.. Yani şimdi tamam kukudan çağdaş bahsedince asıldık sana falan ama bu yine gurbetçi olduğunu değiştirmiyor. Yani buraya döndüğünde burda kıro olacak olan da sensin, orda kıro duran da. Sorun sizin orda kendinizi farklı dünyada hissedip hepinizi çağdaşız yaawww ayağı altında oratada kalmanız. Ben farklıyım şuyum buyum ayağını çekme bende resimlerin var şimdi.. iki hellim peyniri yemekle elit olunmuyor.. Şimdi buraya resimlerini serip senin “aloooo aşkımm susmaaaa, aloooo son kez dinleee” diyen çocuğun uzun saçlısı olduğunu insanlara söylettirme bana :PpP

PuCCa 28 June 2009 at 01:20

yalnız bi daha okudum sanki ciddiymişim gibi yazmışım aman ege makara bu haa, sakın bişi deme fenasine laf söylemedim yani ironi adı altında böle bişiler yazmak içindi bu :pPp

Fenasi 28 June 2009 at 01:58

Ege artık ayda bir defa uğruyor. O zaman da kaçırdığı tüm postaları okuyup hepsine teker, teker yorum yazıyor. En sağdaki blokta son atılan 7 adet yorum var ya, orası Ege ege ege ege ege ege ege .

tozvegaz 28 June 2009 at 02:22

ah fenasicim,
senden her türlü fenalığı beklerdim de ‘avrupa’daki imajımızı kötü etkileyen kaka türkler’ serzenişi beklemezdim.
kim bilir kaç defa sarı hatunlar tarafından sırf karakafa türk imajı yüzünden terslendin.

ben de daha geçen hafta tünel’de sırf doğu fantezisi yaşamaya gelmiş aptal amerikalı turist imajı yüzünden yiğit amerikalı çocuu terslediydim.
parfüme boğulmuş ve jilet ütü keten gömlekli italyan erkekleri de aynı tür yargımın kurbanı.
ben önyargılarımı kırmaya her daim hazırım, sen de ol ama. bu böyle türk düğünü kıroluğuyla özetlenemez. haa anlarım; sen de videodaki anasının amına çam dikip gölgesinden bacısını siken gürbüz arkadaşlarla karıştırılmak istemiyosun. açıkçası milliyetinden utanıyosun. aah ama bunu sen yapma!
milliyeti yerim. özetle bu.

aynı zamanda memleket sınırları dışına çıkan her türkün dönüşte ‘beni hep italyan sandıklar valla. ispanyol musun dediler’ yırtınışlarının sebebi. turist olan bi karakafayı bile türke benzetmez avrupa insanı.

yukarıdaki videoyu da türklere özgü bi eğlence anlayışı kolbastı gibi bir saçmalık olarak görmek lazım. şimdi boşu boşuna ‘davulla zurnayla yola çıkmış bandoyla karşılanmıştık’ alamancı derinliklerine girmeye ne gerek var. insan işte. at da sikiyo, kendini de bağlatıyo, böyle şiddetle eğleniyo…

Fenasi 28 June 2009 at 04:38

Toz’cuğum,

Posta baştan sona, benim içinde yaşadığım toplumda 13 yılda yaptığım gözlemlerin çıplak bir dökümü.

Sarı gacıların terslediği, Türklüğünden utanan, İspanyola benzer erkek tiplemesi ise senin klavyenin başında 30 saniyede ”genellemelerden” yola çıkarak yarattığın bir varsayım, şüphe…

Türklüğümle övünmediğim gibi, utanmıyorum da…

Eleştiri aldığımda döner, her zaman bir defa daha okurum yazımı. Senin için iki defa okudum…

Bütünüyle okunmuş, yaşanmış, yaşayanlardan dinlenilmiş, en son olarak da kendi gözlemlerimle bütünün parçalarının oturtulduğu bir post olmuş… Gözlemlerimin çıplak dökümü dedim… Buna aykırı, yargı olarak sayabileceğim birtek ”KIRO” saptamam var. Onu da çok sofistike, sosyolojik, felsefik bir açılımla değil, kendi günlük hayatımda arkadaşlarımla nasıl konuşuyorsam öyle verdim.

Başkası böyle bir yorum yapsa belki o kadar siklemem, açıkcası senden gelince duraksadım…

Not: aranızda başka gururu incinip, ayranı kabaranlar varsa, YouTube dan aldığım yorumlardan

”İsveççeyi iyi kullanamayan insanların küfretmeye çalışırken araya arapça karıştırması ne kadar boktan bir olay. Sktiimin Türk’ü”

ifadesiyle İsveçli’nin de hödüklüğünü gösteren yorumu sol eliyle büllüğüne masaj yaparken yüksek sesle tekrar, tekrar okusun.

tozvegaz 28 June 2009 at 05:42

fenasicim,
ben de senin bunları mevzu edinmene takıldım.
şimdi ‘türkün gücü’ niklerinin muhattabı olmayalım ama isveçlileri de türkleri de bir gram bile kukuma sallamıyorum. senin sallamana, hatta herhangi bir ırksal duyarlılık göstermene şaşırdım.

son dönemdeki klozet pompalı hamileli postalarınla şaha kalktıktan sonra türklerin eğlence anlayışı konusu sıkıcı geldi belki de.
not: haklısın ben de yaptım; genellemelerin hastasıyım klavyenin ustasıyım.

davut 28 June 2009 at 09:33

Hocam, oyle bir yazi yazmissin ki, ya sazan avi yapiyor dedim, ya da trollvari bir provokasyonla birilerini galeyana getirtip costurmayi, sonra da cosanlarin iyice sacmalayanlarina laf sokmayi amacliyor. Yorumlara bakiyorum, yoo, gayet ciddi fikirlerini yazmissin anlasilan.

Abicim, o insanlarin koylerinden “uzaya” isinlanmalarinin yarattigi travmanin, o travmaya karsi gelistirdikleri kalkanlarin, vb. aciklamasi, senin guya okumus halinle yazdigin su yaziyla o insanlarin dustukleri durumlari “intrinsic” odunluga baglamaya meyletmenin, hele hele o kizin sivesiyle ilgili yazdiklarinin falan aciklamasindan cok daha kolaydir. Demek kiz “Eve varıncana tavuh gızartaceeem” demis, oyle mi? Onca yil Avrupa’nin bogrunde yasamis, yoresinde konusulan Turkce sivesini birakip neden Istanbul sivesine gecememis, hic anlasilir sey degil yahu. Cunku butun Avrupa Istanbul sivesiyle Turkce konusuyor. Benim mesela Amerika’da yasayan Azeri bir tanidigim var, o da aynen boyle. Gecen ben de ona dedim, onca yil Amerika gordun, hala boyle “yamuk yumuk” konusuyorsun. Aşşşşşağılık kompleksinden kurtulmalısın.

Fesuphanallah.

Fena cosmussun Fenasi. Neresinden tutacagimi bilemedim. Firsatin olsa da bi universiteden muhtelif dersler alsan, ya da dinleyici olarak girsen kimilerine. Gocmen isciler hakkinda, sosyolinguistik hakkinda, ne bileyim. John Berger ve Jean Mohr’un A Seventh Man diye bir kitabi var, bi ona bak, en azindan. Hem resimli.

Fenasi 28 June 2009 at 10:46

Başlıyoruz yine anlaşılan…

Bir kere kılı veya tüyü mevzu edinmeme fazla takılmayın. Zannediyor musunuz, burada bir redaksiyon var, her sabah toplanıyoruz, kültürel ve edebi olarak okuyucuya ne verebiliriz onu tartışıyoruz. Yok öyle değil, önüme ne çıkarsa, aklıma ne gelirse onu yazıyorum. Konu seçimlerine takılmayın.

Davut,

Durumunu, pozisyonunu, yaşamını bilmiyorum. O yüzden hangi konuda ağırlığın, bilgin olabileceğini kestiremiyorum.

Acaba bu yazıyı yazan ben, olayın bizzat içinde konuşlanmaktan dolayı, sen de üniversitede aldığın kursların belgelerini, okuduğun resimsiz ama bol grafikli kitapları üstüste koyup, olayları onların üzerinden, ayak parmaklarının ucuna basarak görmeye çalıştığın için mi görüş ayrılığına düşüyoruz?.. Eğer öyleyse dışardan baksaydım benim görüşüm daha yahşi… Masabaşından farklı görünür o işler…

Burada hava atmaya çalıştın, benimle beraber metroda o küçük ve önemsiz olaya tanık olsaydın, eminim kolunla dürtüp, pişmiş kelle gibi sırıtacaktın.

Sosyolinguistiğin bu durumu açıkladığı prensipleri benim bilmeyeceğimi iddia etmek… Biraz saf kaçmış… Anal seksi de yazarken cinsel bilgiler ansiklopedisine veya benzerlerine baktığım oluyor. Klavyeye oturunca ”ansiklopediye göre” yazmıyorum. Kendi kafamdakini yazıyorum.

Hayatımın neredeyse zaman olarak 3 te 1 ini geçirdiğim kısmınından küçük bir ayrıntıyı burada konu yaptım. Konu hakkındaki görüşlerim, düşüncelerim 13 yılın sonunda budur. Bunları 2 kişiye de açıklasam, 2000 kişiye de açıklasam aynen yazıdaki gibi açıklarım…

Kitaplar iyidir… Üniversite kursları da çok yararlıdır.. Tüm samimiyetimle söylüyorum bunları. Ne yazık ki yazdığım her konu üzerine birkaç kitap bitirmek, üniversite kursu almak çok mümkün değil.

Onun yerine, kendi ”analiz yeteneğime” güvendiğim için şöyle yapıyorum:

Bizzat kendimi ilgilendiren, yaşadığım, etkilerine ve tepkilerine maruz kaldığım şeyleri işlemekteyim. Bunları yaparken ilkem, diplomatça davranmak ve yazmak değil. Arkadaşımla ne konuşuyorsam bire bir, buraya da onu yazıyorum. Daha akademik çalışmalar görmek isteyenin geleceği yer burası değil.

davut 28 June 2009 at 11:23

Fenasi,

Kizdim, kizgin yazdim, laf sokmak icin yazdim, belki son paragrafta kantarin topuzunu kacirdim. Oyle olduysa affola. Ama ana fikrimi dikkate alacagini umuyorum.

Insanlar sosyal durumlarda yari refleksif tepkiler verebilirler. Bu tepkiler ornegin kimi zaman irkci da olabilir. Hicbirimiz bu tur seylere karsi tamamen bagisiklik sahibi degiliz. Bundan 60 yil once takim elbiseli zenci gorunce kis kis gulen Amerikalilarin hepsi ornegin, igrenc insanlar degildi. Sen iste o turden bir insansin, irkcisin, vb. demek icin demiyorum bunu, hepimizin bu ve turevi refleksleri olabilir demek icin diyorum. Senin isaret ettigin gibi, benim de olabilir. Ama az biraz okumus, dusunen insanlar olarak, bu turden tepkilerimizi bagrimiza basip normallestirmek, savunmak yerine kendimizi sorgulamamiz lazim diyorum. O kizi gorunce gulebilirsin. Bu olayi anlatabilirsin de. Ama iste anlik refleksle degil, oturup sakin kafayla yazarken olayi bagladigin yer, yaptigin ima, olayin altyapisini goz onune almadan (bana gore, en azindan) yaptigin kategorizasyon beni rahatsiz eden.

Burada akademik calisma gormek pesinde degilim. Ve okudugum kadariyla, bahsettigin “analiz yetenegin”e aslinda ben de inaniyorum. Iste beni kizdiran da oydu aslinda. Ne dedigini bilmeyen, iki argumani bir araya getiremeyen biri boyle bir seyler demis olsa belki bu kadar rahatsiz etmeyecekti.

Bir daha: Kantarin topuzunu kacirdiysam, affola.

Fenasi 28 June 2009 at 11:45

Davut,

Tamam anladım demek istediğini… Büyük kısmına da katılıyorum dediklerinin. Ayrıca içine atmayıp irdelediğin için sağol.

Yazıların provoke edici olabilmesi için ve hatta sırf bu amaçla değil, günlük hayatımızı da daha kolay bir hale getirebilmesi için zaman zaman genelleme yapmak iyi oluyor. Amerikalılar şişman, Fransızlar kendini beğenmiş, zencilerin mal 30 santim gibi…

Kökeni, yazıda bahsettiğim insanlardan olan çok insan tanıdım. Hepsini bir etiket altında toplamak tabii yanlış olur. Ama geneli yukarıda yazan gibidir. Olayın tüm sosyolojik parametrelerinin farkındayım. Ancak onları yazıya alacak olursam konsepti yitiririm.

Esasında bu posta bir başka sosyolojik ayrıntıyı da ortaya çıkardı aramızda. Belki şu anda aklına gelmiyor ama, blogu incelediğinde ecnebilere ve onların kendinden olmayanlara bakış açılarına da çok geçiriyorum. Fakat zannedersem blog etrafında toplanan topluluğun ve benim aynı pasaportu taşımamızdan ötürü okurun beni tartışmada belli bir tarafta görme isteği var.

Şöyle bakın mesela yazıya… Bu yazı İsveçli biri tarafından kaleme alınmış olsun. Ben de buraya tercüme edip koymuş olayım. Sizin için eşsiz bir fırsat, ”dışardan nasıl görünüyoruz Avrupalı’ya”. Ha zaten biliyordunuz da, bir örnek daha görmüş oldunuz.

Daha önce de dedim, bu blog kendi fikirlerimi yazdığım için subjektif görüşlere yer verir. Ama inan bu posta çok objektif olmaya çalışarak yazılmış bir posta…

the dude 28 June 2009 at 12:48

İsveç gene Danimarka’dan iyidir diye tahmin ediyorum. Burada (Kolding şehri misal), kürtler komple köyleri boşaltarak gelmişler, 25 yıl veya daha fazla olmuş hala bi entegrasyon yok. Fenasi’nin dediği gibi “yediği yere sıçmak” bunlarda da olan, default gelen bişi.
Bi de o gettolara “commieblock” veya “towerblock” denir. ara sıra “projects” dendiği de olur.

mumutum 28 June 2009 at 14:20

tek kelimeyle şahane bir yazı olmuş!
avrupadaki türk işçilerin tecrit edilmiş bir yaşam sürmesinde kendi kırolukları dışında birçok şeyin de payı var. kültürel birçok etmenin yanı sıra oradaki insanların türklerin isveç toplumu ile entegre olup, güçlü bir sosyal konuma gelmelerini istemeleri de pek olanaklı gelmiyor bana.
Türkiyeden vasıfsız insan-amele ihraç ettiler onlar. tamamen onların seçimi.

supertivo 28 June 2009 at 15:24

@thedude sen alenen Kürt’lere “default olarak yediği yere sıçan” demişsin. Bunun adı burada da, Danimarka’da da ırkçılıktır arkadaşım!

ziggy star 28 June 2009 at 20:21

@Fenasi,
Çok güzel yazmışsın, katılıyorum sana, iyi ve de hoş da… biraz fazla uzatmıyor musun yorumlarla gelen atışmaları? Bir yandan iyi oluyor bu tür atışmaları takip etmek. Entellektüel düzeyi gelişmiş insanların yazıları faydalı oluyor. Ama bir noktadan sonra aynı şeyleri söyleyip durunca sıkıyor. E okuma kardeşim dersen de, haklısın. Bu arada herkes senden Günün Türk Gacısı bekliyor, haberin ola!

kara kadife 28 June 2009 at 23:14

ya hocam, kıro filan tamam da, ben şahsen bazı bazı durumlarda kıronun kıroluğunu, entelektüel yönden gelişmiş, doymuş, olmuş, beyaz şehirli canlının tepkilerinden daha eğlenceli, daha yaratıcı buluyorum. arada kalmışlığın dinamizmi bir farklı oluyor. çingen punk ı olsun, beyoğlunun indie grupları olsun, hep bu trash, kara kafa, göçmen kesimin içinden çıkmıyor mu? facebook da “the only substitude for manners is fast reflexes” diye bir grup vardı, ukala evropalının terbiyesi varsa, bunların da adaptasyon, hayatta kalma becerileri ve içgüdüleri var gibim.. ki bu kadar terbiye sıkıcıdır azıcık…

besimi 28 June 2009 at 23:17

Benim de kafamı kurcalayıp da bir türlü kaleme alamadığım bir konuya değinmişsin Fenasi. Sanırım bu kültür çatışması bizim çok inatçı olmamızdan ve bu inadın öğrenme merakından daha baskın çıkmasından kaynaklanıyor.
Bulgaristan’da Türksen eğer ve sözde Türk partisine oy vermiyorsan kara koyun ilan edilebilirsin.
Zihniyetimizin işleyişi siyah-beyaz, yapılacak birşey yok.
İsveç öyle, AB de endişelerinde haklı çünkü sayımız az değil, genciz, gittiğimiz yeri dağıtırız :)))
Bu Türkofobi de aslında sadece Türklerden kaynaklanan bir mesele değil. Doğu Avrupa genişlemesinden dolayı AB vatandaşlarının mutlu olduğunu kim söyleyebilir!? Adamlar kuzey Belfast’ta Romen ailelere saldırıyor. Romen çingeneleri de olabilir. Adamlar dediğim de sağcı gruplar.
Asıl önemli olan bundan sonraki nesillerin değişimleri/adaptasyonları hangi yönde olacak. İpini koparanların dönemi geliyor gibi.

Uzza 29 June 2009 at 08:36

Fenasi sen aklina gelenleri yaz, ben caktirmadan okuyorum. ‘Turk eglencesine gitmemin’ sorunu sonucu soyleyip nedeni irdelememesi olmus biraz yuzeyde kalmis ama sagolsun kimse icine atmamis yorumlari postalamis, ben okumaktan keyif aldim herkesin eline saglik. Ancak halen eksik kalan bir nokta var soylemezsem uyku tutmayacak.
Ben insanlarin sosyal tabakalasmayi ozellikle biz Turklerin analizlerinde ( al sana bir genelleme daha) kacirdigi fikrindeyim. Senin yazinda elestiri konusu ettigin kesim Turkiye’nin o yillardaki sosyo ekonomik duzeyi en alt olan kesimi. Bu kesim kalkti gitti Avrupa’ya -en alt kesimden olmayanlar evrildiklerinden bu yazinin konusu degil- ve gittigi ulkenin en alt kesimi ile beraber calisti iletisime gecti. Sence onlar karsisinda bizim garibanlarin iclerine kapanmaktan baska careleri kalmis midir, gittikleri ulkelerin kendi alt tabakalari bizimkilerden daha zeki, daha mi az kirodur ? Bizim kulturde kiro dedigimiz adamin Avrupa kulturundeki karsiligi kiroluk degilse irkciliktir. Adamlar elma ile armutu kiyaslayip ( farkli paradigmalarda yasayan insanlari yargilayip) kendilerini atmin ediyorlar diye sevdigim halde Turk eglencesine gitmemezlik yapmam. Ote yandan kacinilmaz gercek – hepimizin suratina yedigi tokat- bugun Turkiye’de Avrupada yasayan Turkler kadar geri kalmis bireylerin olmamasi. Para ugruna harcanan nesillerden biride onlar oldular. Onlarla her yolum kesistiginde yani senin ‘eve varinca tavuh gizartecehhh’ hatun gibilerle kizginlik acima ve ofke arasinda gidip geliyorum. Ama kendi adima ordakiler zavalli Turklere her bok attiklarinda ( etki- tepki olayi) bende onlarin zavalli kesimlerine atacak bir bok buluyorum. Ortalik bok dolu, tarihte, gunluk gazetelerde, medyada …. Ustelik itiraf ediyorum bundan acaip keyif aliyorum. Eee kuku bende ister kirosuna veririm, ister irkcisina, yerse!

the dude 29 June 2009 at 09:22

@Besimi
DPS’ye oy vermeyecen de kime vericen abi peki? Bulgaristandaki haklarini NDSV daha mi iyi savunacak ya da ipleyecek? ДПС cakma olabilir, pis kaka olabilir ama bir turk icin kotunun iyisi.

onnupro 29 June 2009 at 09:44

Yine Türklere özgü çözümü olmayan bir mesele daha.Ulan bu kadar mesele üretebilecek kapasiteye sahip bir milletiz.Şu kapasiteyi başka yerde hiç mi kullanamıyoruz yav.

besimi 29 June 2009 at 09:53

hey dude,
tepki için Ataka’ya bile verilir :))
senin yorumundan yine fenasi’nin sözlerine geri gidiyorum. en vasatlar temsil etsin beni, sırf türküm diye türke vereyim oyumu, yabancıya gitmesin… olmaz ama.
beyin kıvrımlarımız o kadar da düz kalmamalı artık.

netamiye 29 June 2009 at 13:15

Ayrintilara fazla takilmaya gerek yok, ozu itibariyle isabetli gozlemler iceren bir posta olmus.

Ne yazik ki Turkiye’deki eglenceler cok farkli degil.

Sosyo-ekonomik duzeyi “en yuksek” olan Turkiyeliler’in, Turkiye eglencelerinde cok da farkli manzaralar yok.

Devekusu kafasini gomse de, gotu kabak gibi ortada…

Fenasi 29 June 2009 at 16:16

Süper posta olmuş bu… Ben az üstü kapalı da yazsam, çok insan meramını dile getirdi yorumlarda, açtı konuyu. Bugün için Anadolu Türk’ünün uzağında olan bir sorun, yarın kapımızda olacak… İyi oldu biraz havalandırmak..

besimi 29 June 2009 at 17:13

Uslubunun açık olmaması yazdıklarını daha okunur hale getiriyor zaten Fenasi.
Faka şöyle bir olumsuzluk var. Tek bir postada, bir konunun etrafında dolanan birkaç farklı konucuğu da dile getirdiğinden benim yorumlarım bakmışsın o konu (konucuklardan) tekine takılıp kalmış :)))

Larry 30 June 2009 at 11:12

Hemen dibimizden bir ornek daha veresim geldi: Yavru vatan dedigimiz ve 2 yil yasadigim Kibris mesela; harekat sonrasinda daglardan sehire inen Turk askerlerinin saci sakali birbirine karistigi icin, ta o zamanlardan beri Turklere ” karasakal” derler. Sonrasinda, malumunuz, rumlarin bosalttigi yerlere Turkiye’den insan yollamislar, cogu, hayatinda bir baltaya sap olamamis , hapishane kackinlari olmus. Eee , sonra olacaklar olmus. Tecavuz-hirsizlik-cinayet-fuhus-kumar …akliniza gelecek ne varsa artmis. Benim yasadigim 90 bilmem kacta bile ne kadar pavyon-kumarhane-kerhane bok pusur varsa Turkiye’den getirtilen bu insanlar isletiyordu. Yahu , bu ada Ingiliz somurgesi oldugunda , somurulmesi gerekirken bilakis getirilen-empoze ettirilen-ogretilen medeniyetin emareleri halen gozonunde…. Gorunen o ki , sorun devlet eliyle yapilmasinda !!!
.
Bildigim kadariyla, Amerika’ya-Kanada’ya, devlet araciligiyla bir gonderme yapilmadi. Orda yasayan Turklerin profiline bakarsaniz, Avrupadakilerden cok farkli oldugunu gorursunuz. Bir ornek; Evsahibim ve isverenim olan kisi, gemilerde calisan Corumlu biri…gemiden iniyor ve limanda hamallik yaparak gecimini saglayarak hayat kurmaya basliyor….Uzatmadan ….. Boston’un en buyuk depolama ve esya tasima sirketinin sahibi, kac blok apartman sahibi oldugunu bilmiyorum, NewEngland bolgesi Turk Isadamlari Dernegi baskani falan filan …..Ha evine gidin, Corumdaki koyunde sanarsiniz kendinizi ama orasi adamin ozeli…

barbieater 30 June 2009 at 17:34

geçen yaz türkiye den kalkıp hollanda nın yolunu tuttum, malum muzır ülkenin anlatılan efsanelerini kendi gözlerimle görmek, ellerimle hissetmek için. şöyle medeniyet, böyle özgürlük gibi kısımları zaten yıllardır duymakla beraber daha da underground piyasası da anlatılınca beklentiler üst düzeyde. önce viyana ya uçak seferi, ardından trenle rotterdam a.
16 saatlik tren yolculuğu sonrası, gara iniyorum, şansıma da günlük güneşlik hava. işte karşımda hep anlatılan ütopyalar diyarı diye düşünürken aniden gelen bir sesle irkildim: “deaaaa amuuugaaaa koyiiiim!”.
lan noluyo demeye kalmadan sesin devamı geldi: “olllüüüm hadi karıya gidek de bi zükek(sansür yok gerçekten bunlar söyleniyor)”. kafamı çevirmemle tren garında iki saçlar jöleyle yapıştırılmış, izmir kemeraltı abeciler gibi giyinmiş 2 genco eleman. bir anda tüm hayallerim yıkıldı. kaçtığım şeyin anavatanına geldiğimi anladım. evet hollanda da ilk gördüğüm, duyduğum şey bunlardı.
ilginçtir ki bu türkler medeniyetin beşiğinde yaşıyorlar, az buçuk para kazanıyorlar, dışarı felan da çıkıp etrafı görüyorlar, neyin ne olduğunun farkındalar. fakat inanılmaz bir şekilde burdaki getto çocuklarından daha fean hale gelmişler. türküm deyince korkan insanlar vardı karşımda. bir kısmı da inanmadılar türk olduğuma. neden diye sordum, hani kara kaş, kara göz bende de var hesabı. yok yane sen çok farklısın tanıdığımız türkler gibi davranmıyorsun dediler.
şimdi asıl merak ettiğim soru geliyor. peki bu insanların bu kadar saldırgan ve yaşadıkları toplumdan bu kadar izole olmalarının nedeni ne? sanki bana avrupalılar tarafından dışlanmışlar gibi geliyor. şimdi bana demeyin evropa insanı mükemmel, asla kimsenin dini ile ırkı ile uğraşmaz. fransızların ingilizce bildikleri halde konuşmamaları şehir efsanesi mi? evet türkler çalışmak için getirildi. o dönercinin dediği doğru galiba. sadece para vermek değil burada paçavradan hallice olmak. bu insanlar eğitilmediler, gelenek ve görenekleri yüzünden dışlandılar, dinleri bir garip geldi. olamaz mı bu? zaten yüzyıllarca düşmandılar birbirlerine. avrupalının sömürmeyi güzel becerdiğini hepimiz biliyoruz. neden avrupa daki dönercilerin %95 i türk? başka iş bilmiyorlar mı?
garip bir durum bu ama kimse yaradılışları böyle bunların diye damgalanmamalı. evropa toplumuydu engizisyon adı altında soykırımlar yapan, yahudi kırımları yapan, haçlı seferleri ile çocukları köle yapan. 2 düğünde bağırıp çağırmak daha masumane gözüktü bana…

Fenasi 30 June 2009 at 18:39

Barbie, ben sana birsürü şey anlatırım da… Hiç gerek yok. Bak sen bunu oku…

Dün akşam FF de bir tartışma vardı. Birisi Türkiye’deki sansürü eleştirmek için bir video çalışması yapmış. Bu video Facebook da muhafazakarlarla kafası çalışanlar arasında tartışmaya yol açmış. Bakın burada.. Konu başlığının altında hemen PDF şeklinde verilmiş tartışmalar. http://ff.im/4B1IM

Söyleyecek fazla birşey yok. Esasında postada yanlış demişim. Sırf Avrupa’da yaşayanı böyle değil bizim milletin. Vallahi utandım o videoyu da koyduğumdan neredeyse…

feature 30 June 2009 at 19:09

@barbieater
şimdi bir empati yapalım. diyelim ki türkiye’ye birkaç iranlı çalışmaya gelmiş. taksim’de eğlenirken kavga çıkarmışlar, kızlarımıza sarkıntılık etmişler vs. Bu olayı duyduğumuzda bizim tepkimiz “yazık bize, iranlıları toplumumuza adapte edemiyoruz” mu olur, yoksa “bizim ülkemizi bozuyorlar, gitsinler kendi ülkelerinde kavga etsinler” mi olur? Elbetteki ikincisi olur.

Gelişmiş ülkelerde bireysellik ön plandadır. Herkes kendinden sorumludur. Devlet hiç kimseyi ülkeye adapte etmek zorunda değildir. Elbetteki bir İsveçlinin kıro bir Türk’ü kendinden dışlamasından daha normal bir şey yoktur. Ben de bir kıro gelip benim sevgilime laf ederse en hafifinden “s*ktir git” derim.

angel 1 July 2009 at 01:03

@feature

bizim ülkemiz daha kendi gençlerine iş bulamazken irandan çalışmak için işçi getirmez

ama senin soruna ben cevap versem elbette ikinci şıkkı seçerim ki.. ben büyük şehirlere göç edenlerin nereden gelirlerse gelsinler, geldikleri şehre ayak uydurmaları gerektiğini ve geldikleri yerdeki alışkanlıklarından yeni yerlerine uyum sağlayacak şekilde değişmeleri gerektiğini düşünüyorum..

feature 2 July 2009 at 02:08

@angel

ben de zaten “diyelim ki” demiştim.
ikinci dediğinde ise sen böyle düşünebilirsin ama sence devletin bu insanları ülkeye adapte etmek gibi bir zorunluluğu var mıdır? bunlar devletin değil de bireyin üzerine düşen sorumluluklar değil midir? son olarak barbieater şöyle demiş:

“türküm deyince korkan insanlar vardı karşımda. bir kısmı da inanmadılar türk olduğuma. neden diye sordum, hani kara kaş, kara göz bende de var hesabı. yok yane sen çok farklısın tanıdığımız türkler gibi davranmıyorsun dediler.”

buradan anlıyoruz ki avrupa insanının bu insanları dışlama sebebi türk olmaları değil, kıro olmaları ki bence son derece de haklılar.

feature 2 July 2009 at 02:15

@angel
pardon ya. dalgınlıkla ben senin birinci şıkkı seçtiğini sanmışım. yazdığını ikinci kez okuduğumda doğrusunu anladım ama bu seferde mesajı çoktan göndermiştim. dalgınlık işte :)

vash_the_stampede 12 July 2009 at 20:39

Bu resim 2006 da pamukkale üniversitesi ab2006 seminerinde lavabo da çekildi. Epic Fail durumunun Üniversiteye yansıması. :) Helaların da alafranga olduğunu söyleyeyim tam olsun. :) 70 yıl önceki normal bence bunu gördükten sonra. :)

http://img189.imageshack.us/img189/1331/pic0026s.jpg

Yorum Postala