Metroseksüel çok kullanılan bir kelime. Günümüzdeki modern, moda bilinci olan, bakım kremi kullanan erkekleri tanımlamakta kullanılıyor zannedersem. Var böyle kelimeler bazen, çok kullanılıyor fakat tam anlamını bilemiyor insan. Sorup öğrenmek için ya isteğin yok ya da utanıyorsun… (Buna başka bir örnek Twitter… Ayrı bir konu o ama).
Merak etmediğimden tam içeriğini öğrenmeye yanaşmadım. Ben Türkiye’deyken bu kelime yeni yeni çıkıyordu, Gavuristan’da ise pek kullanılmıyor. İngilizce’de dandy diye bir tabir var, daha iyi bilenler açıklasın, ama bence ona uyuyor. Biraz ibnemsi bir izlenim bırakıyor dandy kelimesi bende. Türk basınında metroseksüel diye tanıtılan erkeklerden çıkardım ben bu kelimenin anlamını.
Erkek adam kıçıyla başıyla fazla oynasa bile bunu bariz göstermemesi gerekiyor bence. Aşırı özenli, dizaynlı saç modeli, abartı kıyafetler… Bakın muhafazakar bir tarafım benim de varmış. Dediğim gibi üstüne başına özen göstersen bile bu, uzun uzadıya yapılmış izlenimi vermemeli. Gerçi kadınlarda da öyle. Makyajı, kıyafeti çok abarttığın zaman bana itici geliyor.
Moda tabii ki belli ölçüde takip edilecek. Taşakların sağda mı yoksa solda mı olduğunu gösteren dar kesimli kar yıkama kotlarla 2009 yılında gezmek olmaz. Ama mesela bu götten düşen ve donun dörtte üçünü gösteren yeni tarz jeans modellerini de kendime yakıştıramam. İlla moda diye kepaze bir şekilde dolaşmanın anlamı yok.
Belli bir zaman sonra, olgunluk döneminde erkek olsun, kadın olsun stil denen şey oturuyor. Kendi tipine, boyuna, kilona uygun şeyleri zevkin de varsa tarz olarak alıyorsun.
Genel olarak modayı ele almadan önce genelde erkeklerin en sona bıraktığı ve önem vermediği don meselesiyle girelim. Hernekadar yaz aylarında kullanmasam da malum buranın iklimi senede 10 ay don giymeye beni mecbur bırakıyor. İyi ve kaliteli bir donun önemi büyük. Çünkü binbir zorlukla hatuna indirttiğin pantolonunun altında dikkati güneş görmemiş bacaklarından kaçıracak tekşey güzel bir don. Biz istiyoruz yani jartiyer olsun, dantelli olsun bilmem ne… kadın için de önemlidir kesin. Kimse üzerinde lime lime olmak üzere olan lacivert-beyaz çizgili bir boxer ile görmek istemez seni. Muhakkak vardır Türkiye’de, Frank Dandy… Adındaki Dandy’e bakmadan alıyorum ben bunları. Bir rockstar a yakışır don bunlar…

Rabbime bin şükür, maaşlı eleman olarak çalışıp mesaiye gitmediğim için tarzımı hem işte, hem arkadaşlar arasında, hem de romantik ortamlarda birbirine yakın tutmayı başarıyorum.
Benim kendimce belirlediğim bir dizi dikkat edilecek nokta var erkekler açısından. Genç arkadaşların, özellikle kuru götlü ve heavy metalci/rockcu olanlarının şiddetle siyah spor ayakkabı ve paçaları parçalanmış siyah kot pantolonlardan kaçınması gerekiyor bence. Güzel bir tişört yine de cool olabilir tüm alışılagelmişliğine rağmen. Ama burada da Iron Maiden veya Metallica tarzı çok orospu olmuş gruplar yerine, daha kult ve oturaklı grupların sade renklerle tasarlanmış tişörtleri tercih edilmeli. AC/DC, Black Sabbath, Led Zeppelin her zaman cuk oturur…
Bugüne kadar klasik Türk erkeği takılıp bir anda moda bilincine erişmeye çalışan, bunu da Turkcell Süper Ligi futbolcularının magazin programlarında giydikleri kıyafetlere bakarak yapmaya çalışan erkekleri burada almayacağım. Onun yerine benim gibi orta yaş takılan olgun, işinde, gücünde Türk erkeğine yöneleyim diyorum. Ama takım elbise konusunda fazla bilgim yok… Kaş, kirpik almayı da bilmem. Beyaz Türk olduğum için ihtiyaç duymadım şimdiye kadar… Krem, mrem de yanlızca traştan sonra yüzüm davul gibi gerilmesin diye kullandığım standart yüz kremi var yani. Orada da zayıfım…
Ama ayakkabı konusunda güçlüyüm bakın… Bu da çok önemli. Erkeği gösteren önemli şeylerden biri ayakkabı. İmelda Markos‘un erkek versiyonuyum diyebilirim bu konuda. Gördüğüm ve beğendiğim bir ayakkabıyı ihtiyacım var mı yok mu diye düşünerek almam. Bunun iyiliği, dolapta bulunan pekçok ayakkabıyı dönüşümlü olarak giydiğim için eskitememem. Öyle ki 9 sene önce beraber yaşadığım hatun beni evden kovduğu gün aldığım yılan derisi İtalyan ayakkabım hala gıcır gıcır. Bunun yanında bez konversim de var. Favorilerimden biri 10 yıl önce 350 dolar verip aldığım kirli sarı renkteki retro American boots. Diğer şeylerde değil, ama ayakkabıda kalitenin bir numaralı göstergesi fiyatı. Pahalı olanları yıllarca gidiyor, sonuçta daha ucuza geliyor…
Yerine göre de giyilecek ayakkabı var. Mesela yılan derisi İtalyan’ı kumarhanelerde, kokteyllerde ve davetlerde kullanıyorum. Baktım, ortamda pezevenk gibi algılanabileceğim bir durum var, orada Rizzi’den aldğım yine italyan çizmeleri kullanıyorum. Elçiliğin verdiği davetler falan buna örnek…
Bir de gömlek hastalığım var. Beğenirsem alırım, düşünmeden… Bunda da bir orta bulmakta zorlanıyorum. Ya sıfırdan gidip Paul & Smith gibi markalara dünyanın parasını vererek alıyorum yada vintage second hand mağazalardan hoşuma giden şeyleri komik fiyatlara düşürüyorum. Bir iki yerde marka adı verdim ama, inanın birşey alırken kesinlikle bakmadığım şey marka. Yalnız şu var, bazı markaların ürettiği ürünlerdeki kendine özgü detaylar hoşuma gidiyor. O açıdan dedim mesela Paul & Smith diye.
Dolayısıyla fiyat ve marka kesinlikle düşünmediğim iki unsur. Yakışması önemli herşeyden önce. Mesela millet nasıl giyiyor öyle? Boktan bi kazak, önünde Tommy Hillfiger yazıyor… Yürüyen reklam panosu gibi…
Bu sebepten ötürü aldığım şeylerin yarısına yakınını ikinci el mağazalardan alıyorum. Bir kere, saçını jöleyle ağaçkakan gibi yapan biri olmadığım için mağazalarda satılan götü yerde gezen kot pantalonlar veya Alanya’da Ruslar’a satılan kıyafetlerin orjinalleri gitmiyor bana zaten. Onun yerine ikinci el dükkanlarda bulduğum vintage zımbırtıları daha gönül rahatlığı ile giyebiliyorum.
Buralarda satılan deri işleri, mont, ceket vesaire daha çok vintage Arjantin, Finlandiya, İsveç ürünleri. Tekstil ise ekseriyetle Amerikan…
Judith sürekli ziyaret ettiğim bir dükkan, mahallemde bulunmasının ötesinde Stockholm’ün de tanınan dükkanlarından. Sahibi olan çocuk ibne. Her zaman yelek ve papyon giyiyor. Hafif de kilolu… Var sevenleri biliyorum… Kısacık bir reklam videosu da var. Türk hatunların biteceği türden bir herifi giydiren çiko, mağazanın sahibi…
Ayrıca dükkanın kendi sitesinde bolca resim var. Hatunlar için de ilginç olabilir, bayağı kadın kıyafeti ve aksesuarı var. Site açılınca menüden ”sortiment”i seçin. Sonrasında Dam, kadın demek. Herr ise erkek, aksesuarı bildiniz zaten…
Bir de Sivletto var… Kılık kıyafet dükkanı olmasının yanında, hafta sonları dj veya canlı müzik de yapıyorlar. Rockabilly style tabii.
Dükkanın bir köşesini berber yapmışlar, randevuyla gelip saçını konsepte uygun olarak kestirebiliyorsun. Özel ithal briyantin de satıyorlar. Benim işim olmaz o köşeyle, ama ilginç olduğu için belirteyim dedim. Askerden sonra belki…

Çok baba tişörtlerin yanında, kız arkadaşınıza alabileceğiniz son derece şirin ve aynı zamanda iç gıcıklayıcı elbiseler de var. Düşünsenize, böyle bir elbise ve eve geldiğinizde sizi bekleyen elmalı payın kokusu… Mutfak taşları siyah-beyaz karo… Kırmızı taburenize oturarak elmalı payınızı birbirinizin gözlerinin içine bakarak yerken radyodan Firebirds‘den Misty Morning çalıyor….
Bir dakika!!! Az daha unutuyordum… Son uyarı… BEYAZ HAVLU ÇORAP… Asla ve asla!!!!
Bir dönem seks shoplar bazı mahallelerin vazgeçilmez dükkanları arasındaydı. Hep de sevmişimdir bu tarz dükkanlara girip gezmeyi. Özel hayatımızın en eğlenceli bölümüne hizmet veren seks oyuncakları endüstrisi ne gibi ürünler çıkarıyor ve pornografi branşında gördüğümüz trendleri evimizin içine getirebilecek ne gibi alet ve edavatlar var? Bunları görmek açısından seks shoplara yapılan bu ziyaretler önemliydi.
[Bu içerik, yalnızca Bold üyeler tarafından görülebilir] Daha önce üye olduysan buradan giriş yapabilirsin. Eğer üyeliğin yoksa, 18 yaşından büyük olmak koşulu ile buradan bir hesap açabilirsin.
Biraz iddialı bir söylem olacak bazılarınız için ama, din kavramının hayatımdaki karşılığının müzik olduğunu söyleyebilirim. O derece titizim bu konuda. Bu kadar üzerine düştüğüm bir konuda çoktandır da merak ediyorum günümüzde yapılan müzik neden bu kadar kalitesiz, 5 para etmez, boktan diye…
Yüzeysel bakacak olursak 60 ların ve ya 70 lerin müziği günümüzün pop müziğinin atası diyebiliriz. Şarkıların beste formatlarına baktığımızda esasında çok fazla bir farklılık yok. Bunun üzerine günümüz müzisyenlerinin daha teknik, daha eğitimli olduklarını düşünürsek ortaya daha kaliteli yapıtların çıkması gerekmiyor mu? Görünen tam tersi…
Bu kalitesizliğin en baş etmenlerinden biri prodüksüyon. Eldeki tüm tekniği sonun kadar kullanmak istiyor pop müzik endüstrisi. 32 kanal stüdyo ile kaydediliyorsa parçalar tüm kanallar kullanılacak, 6 gitar miksaja girecek, 8 kanal vurmalı çalgılar… Dinlerken üzerimizden tren geçiyormuş hissine kapılmamak mümkün değil.
Tabii tek suçlu prodüksüyon da değil. Her iş alanında olduğu gibi müzikte de sahtekarlık almış başını yürümüş. Kıçın, başın oynasın yeter, iki meme salla, bir de botox çektir ya da karın kası çalış… Aradaki farkı en iyi Hendrix‘i, Paul Simon‘ı ve benzerlerini dinlerken anlayabiliyoruz. Bir anda dank ediyor insanın kafasına… Herkes yaptığı işe hile karıştırıyor, ama onlar değil… Bu kadar basit yani…
Sahtekar olmayanların yapıtları sahne ışıkları, karın kasları, silikon memeler ve arkada 35 kişilik dans gurubu olmadan da insanları etkileyebiliyor. Bir gitar, bir de ses… Tüm gerekli olan bu.
Binlerce defa duyduğunuz bir parçayı, bir de dünyanın ucundaki, bucağındaki sokak müzisyenlerinden dinleyin. Mü-Yap ın veya RIIA nın kanatları altında olmayan, yaptıkları işe telif hakkı istemeyen, müzik icra eden insanlardan bahsediyorum. Sonra kalite karşılaştırmasını kendiniz yaparsınız. Söz konusu parça 1961 de Ben E. King tarafından bestelenmiş. Proje için PlayingForChange‘ a teşekkürler…
Ya da İngilizcedeki adıyla The Little Death. Çoğumuzun bildiği adıyla orgazm‘ın diğer adı. Bir teoriye göre, çok kuvvetli orgazmlarda beyne giden kanda geçici olarak azalma meydan geliyor. Beyin, az bir oksijenle işlevlerini sürdürmek zorunda kaldığında o an için önemsiz olan diğer tüm fonksiyonları kapatıyor. Bu durumda bayılma sınırında bir durum meydana geliyor. La Petite Mort adı buradan geliyor. Orgazma ulaşıldığı anda yaşanan ”inanılmaz zevk duygusu” küçük ölüme atılan son adım oluyor. Bu beyne oksijen gönderimini azaltan tekniğe hafifçe değdirdiğim bir yazım vardı. Yeri gelmişken okuyup geçmekte fayda var.
Madem konumuz orgazm, bunun da azı ile yetinmeyelim. Bazı orgazm vakalarında hatunların parklardaki fıskiyeler gibi kukularından sıvı fışkırdığını görüyoruz. Nerede görüyoruz? Çoğunlukla pornografik filmlerde. Gündelik hayatımızda ise birçok erkek için bu Loch Ness Efsanesi gibi bir olay. Var olduğu farzediliyor, fakat kendi gözüyle gören yok. Pornografik filmlere baktığımızdaysa iki kadından birinin yaşadığı bir olay olarak gözümüze çarpıyor.
Okuyuculardan Don Juan uzun bir süre önce istek yapmıştı. Aynen şöyle diyor;
Merhaba, çok uzun zamandır merak ettiğim bir konu var. Birçok kız arkadaşıma bu konuyu açıkca sordum, ama açık bir cevap alamadım. Sizin bilginize sığınıyorum.
Redtube, youporn gibi sitelerde rastladığım “squirting” olarak adlandırılan videolarda, kadınlar boşalmak üzereyken birden bire çılgınlar gibi işiyor. Diğeride bu fışkıran şeyin altına yatıyor. Böyle iğrenç gelen bir durumdan her iki taraf da zevk çığlıkları ata ata rol yapıyorlar. Bu nasıl bi tarzdır? Gerçekten bayan bu durumda zevk-i sefa içerisinde midir? Hakikaten çok merak ettiğim bir durum. Bilginiz varsa beni de aydınlatmanız mümkün müdür?
Elimden geldiğince yapmaya çalışayım. Bir kere işeme değil bu olay. Dolayısıyla çıkan sıvı sidik değil. Her orgazmda yaşanabilen birşey de değil bu. 5posta Kulüp’te birkaç video var bu konuda. O videolara bakacak olursak, oldukça tazyikli bir fıskiye olayı var. En azından porno filmlerdeki tasvirleri böyle. Pornografi branşı gerçekliğe yakın olması açısından çok güvenilir bir branş değil. Abartı bol miktarda mevcut. Özellikle anal seks konusunda daha önce de dedim, ”porno filmlerdeki gibi yapmaya kalkarsanız zevkden fazla acı verir” diye..
Kendi tecrübelerimden örnek verecek olursam, benzer orgazmlara şahit olduğumu söyleyebilirim. Ama öyle hortumla, tazyikli suyla bahçe sular gibi olmadı bu iş. Bazı kaynaklarda yalnızca G noktası uyarılarak (dolayısıyla vajinal) fıskiye orgazmın sağlanabileceği söyleniyor. Hem klitoris hem de vajinal olarak uyarmanın bir zararı olmadığını düşünüyorum. Ancak açık söyleyeyim videolardaki kadar fışkırtma olacağını tahmin etmiyorum. Olsa olsa birazdan aşşağıda seyredeceğiniz kadar bir fışkırtma olacaktır. Gerçi bir kız arkadaşla yaptığım sohbette erkek arkadaşının ağzına 20 cm mesafeden attırdığını söylemişti. Olay anında orada değildim, bilemiyorum…
Squirting e kendini adayacak çiftlerde olayın yükünün daha çok kadın tarafına düştüğüne inanıyorum. Videoda da göreceğimiz gibi uzaya roket göndermek kadar zor bir olay değil. Asıl iş, hatunun kendini rahat hissedip, orgazm yaşama konusunda da bir hayli tecrübeye sahip olması. Yani yatakta ”yok öyle vermem, buramı kaldırma, oramı çekme, şurama dokunma” cinsinden kelimelerle bütün işi piç eden hatunların bu olayı yaşama şansı az…
Eğer sekse pozitif olarak yaklaşan bir kız arkadaşınız varsa çok da zor değil Squirting. İlk olarak yapılacak iş, vücudun adamakıllı masaj yağı ile yağlanıp iyi bir masaj çekilmesi. Tüm vücuda yapılan normal masajın ardından sonra videoda söylenenler yapılmalı. Elle vajinaya yapılan uygulama ilk olarak 5 dakika yapılınabilir. Daha sonra 2 dakika ve son olarak da 1 dakikalık vajinal masaj istenilen sonucu vermeli. Formüle edecek olursak;
30 ila 45 dakika vücut masajı + 5 dakika durmamacasına vajinal masaj + üzerine 2 dakika daha vajinal masaj + 1 dakika vajinal masaj = 3 squirting orgazm.
Videodaki instrüktörümüz bütün detayları ile anlatıyor nasıl yapacağınızı. Haydi bakalım!!! Bekar olmayanların hafta sonu deneyecek birşeyi var artık…
[Bu içerik, yalnızca Bold üyeler tarafından görülebilir] Daha önce üye olduysan buradan giriş yapabilirsin. Eğer üyeliğin yoksa, 18 yaşından büyük olmak koşulu ile buradan bir hesap açabilirsin.
Türk insanının problemlerinden biri erkek ve dişiyi bir arada karıştırabilen ortamları yaratmada çok zorlanması. Neden böyle bilmiyorum? Oysa Orta Asya’dan at sırtında kadın ve erkeğiyle beraberce savaşarak gelmişiz diye bir rivayet de var.
Dernek kuruyoruz, kadın üye eksikliğinden içerisi kahvehaneye dönüyor. Lokantalar ve çay bahçeleri aile mekanı veya it kopuk bölümü diye ikiye ayrılıyor. Aile mekanlarına kadınlar yanlarında yalnızca eşleri veya aileleri ile gelebilirken, it-kopukların gittiği yerler askerlik şubesini andırıyor. Kukudan eser yok buralarda.
Daha okul sıralarında ayırmaya başlıyorlar kızları erkeklerden. Şimdi bilmiyorum, ama bizim zamanızda 80 lerin sonu ve ortası böyleydi. Kızlar bir sırada erkekler başka bir sırada otururdu. Muhtemelen olası bir pandikleme, mıncıklama olayına karşı öğretmenlerin kendi akıllarınca aldığı bir önlemdi. Biliyorsunuz erkek kısmı bu dönemlerinde çok azgın olur, nereye sokacağını bilemez. Kalorifer aralarından tutun da, iki yastık arasına kadar her eşya potansiyel bir yaslama, sokup çıkarma ögesidir. Eee, bir de okulun tuvaletinde eteğini dizüstüne kadar çeken naylon siyah çoraplı kız öğrenciler, gri eteklerinin altınan kalçaları löngür löngür sallayarak dolaşınca bize de günde 10 defa 31 çekmek düşüyordu. Dokunamazdın ki, vermezlerdi zaten.
Büyüyünce de ayrılıyor ortamlarımız hep. Erkek muhabbeti var, skin ve taşşaaan konuşulduğu. Kadınlar rimel, ruj, çanta, ayakkabı, şiir konuşuyorlar. Ya da biz öyle zannediyoruz. Velhasıl birtürlü biraraya gelemiyoruz kadın milletiyle. Sonra da istiyoruz ki serbest skiş olsun, herkes kolayca versin…. Kadın, erkek kadar basit bir yaratık değil, biraz daha komplike. Kadının kalbine giden yol kulağından geçiyor. Bazen sözcüklere dayalı muhabbet, bazen de vücut ve davranış dilini konuşturarak yaklaşmak gerekiyor kadına. Yoksa barda tanıştın, içki ısmarla, eve getir, soyun, domalttır then I’ll call you later… Var öyle de tabii, çok egzantrik özelliklere sahip olman lazım. Ayrıca emin ol sonrasında sen de kendini iyi hissetmeyeceksin.
Topluluk içinde olsun özelde olsun kadına nasıl davranılacağını bilmek çok önemli. Maalesef hiçbiryerde öğretilmiyor bu. Bilenlerden öğreneyim diyorsunuz onlarda da muhabbet ”soora attım bacaa omza, ver allah ver” den başka birşey değil.
Bir de tabii içinde yaşadığımız çağ gereği insanoğlu genelde öküzleşti. Saygı ve karşısındakine önem verme kavramları kayboldu. Sağolsun feministler de buna yardımcı oldu. Erkek ve kadın eşitliği ski adı altında kadının kadınlığını, erkeğin erkekliğini çaldılar…
Esasında yapılacak şeyler atla deve değil. Bazı toplumlarda hala erkeklerin uyguladığını görüyorum. Doğu Avrupa, Rusya böyle mesela. Şimdi sizlerde deri ceket giyen kalın enseli kıro rus erkeği imajı canlanabilir. Ancak benim bahsettiğim eğitimli, okumuş insanların kadınlara nasıl davrandığı. Eski Doğu Bloku erkeklerinin böyle davranmaları tesadüfi değil. Çok daha geç açıldıkları için modern Avrupa’ya hala o eski klasik ama hiç değişmemesi gereken görgü kurallarından haberleri var.

Bu arkadaşların eğlencelerinde striptizin ayrı bir yeri vardır mesela. Tüketilen içki miktarı yükseldikçe elbiseler çıkmaya başlar. Hem kadın çıkıp masanın üzerine striptiz yapabilir hem de erkek. Kültürde var bu, fazla kurcalamaya gerek yok. Demek istediğim bu anlarda bile masadaki bir erkeğin başka bir kadının şarabının bittiğini farkeder farketmez kadehi doldurmasıdır. Bu abartılı olmayan, son derece doğal olan jest ve mimiklerle de pekiştirilir. Şahit olduğum için söylüyorum. Herkes masada striptiz yapan kıza ve erkeğe odaklandığı halde yanımdaki çocuk masanın karşısında oturan kızın kadehini doldurdu. İkisi de hacı babanın tesbih çekişi kadar doğal ve yakışan bir uyum içindeydiler. Sanki bin defa böyle bir ortam olsa bininde de çocuk aynı hareketi yapacakmış gibi sakin ve kendinden emin bir halde kadehi doldurdu…
Oysa çok Türk eğlencesine de gittim. Bizim erkeklerde böyle bir incelik göremedim. Haa bara kadar gidip, parasını ödeyip aldığı içkiyi tak diye kızların önüne koyanları gördüm. Ama aynı zerafet yok tabii…
Bu yazıyı niye yazdım? Öbür tarafta 120 kişi olduk. Bilemiyorum, belki 30 kadarımız dişi… Büyük bir fırsat, böylesine tabularla dolu bir ülkede dişinin ve erkeğin aynı platformda buluşması. Umud ederim ki en az yarı yarıya olur cinsiyet karışımı. Bir çuval inciri berbat etmemek için biraz kulak çekmek gerekiyor diye düşündüm.
Büyük şans, kukunun doggy pozisyonunda neden zortladığını bir hatunla oturup konuşabilmen. Ancak bu muhabbet esnasında hatunun kadehini doldurduğun gibi sonrasında da paltosunu tutup, restoranın kapısını ona açmayı bilmen gerekir. Karşılığında birşey beklemeden.
Zaten bu ortamdan hatun kaldırman, açık söyleyeyim annenin altın gününe gelen arkadaşlarının topluca ağzına vermenden daha zor… O yüzden arkadan yanaşıp omzuna tıkladıktan sonra ”pardon, apla… Zikişeng mi?” diye sormanın alemi yok…
Okuyucu mail atmış…
Fenasi, bebişim sana bir sorum olacak.. Daha doğrusu aydınlanmam gerekecek.. Yaa ben hava kaçırıyorum yaa!!! Neden öyle oluyor ki? Kime sorsam bende böyle birşey hiç olmadı diyor.. Ne olur bir posta at…İlişki sırasında vajinasından hava kaçıran hatunlarla ilgili.. Mutlaka başına gelmiştir birkaç kişinin. Ayy benim de öyle oldu, şunu şunu yaptım geçti, ya da bunun sebebi bu bu desinlerde bir kurtulayım.. Gülmekten bi bok yapamıyorum yeminle.. Çok taktım bu duruma çok
))
Şunu hemen söyleyeyim ki, bir tıp adamı değilim. Böyle sorular gelmeye başladı. Çok da hoş ve gurur verici. Demek ki insanlarda bir güven oluşturmuşum. Tıp adamı veya diplomalı bir uzman olmadığım halde bu tarz konuların çoğunda söyleyecek birşeyler bulacağımı zannediyorum. Gerek etrafımdaki kız arkadaşlarla böyle konuları dahi açıkça konuşabilmem ve gerekse de araştırmacı ruhum problemi olan okuyuculara yardım etmemi sağlayabilir. Zaten cinsellikle ilgili problemlerin çözümünün çoğu konuşma ve tartışma yoluyla halledilebilecek şeyler. Hal böyleyken bir doktor veya Haydar Dümen olmadığım halde bir mentor vazifesi görebileceğimi zannediyorum. O yüzden bugünden itibaren Okuyucu Soruyor başlığı altında, sağ sütunda da bir kategori açıyorum. Diğer okuyucular da tabii ki kendi bilgileri ile sorunların çözümüne katkıda bulunmada serbest. Cinsellik 2.0 dediğimiz de bu olsa gerek… Soru ile gelen okuyucuların bazılarının kim olduğunu bilsem de bunun tamamen sır olarak bende kalacağını söylemeye gerek var mı bilmiyorum?
Konumuza dönecek olursak… İlk olarak Selim diye bir arkadaşla konuştuk bu konuyu… İlk aklına gelen ”sibop olmuş o hatun” şeklinde bir yorumdu. Hoş bir espri de olsa durumun rahatsız edici olduğunu tahmin etmek güç değil.
Bir kere herşeyden önce ”kime sorsam, böyle birşey başıma gelmedi” diyorlar diye belirtmişsin. Biraz garip… Çünkü buna tanıklık etmemiş erkek arkadaşım neredeyse yok gibi. Benim de başıma geldi tabii ki. Svetlana ve Maria ile bugün bir cafe latte içelim hem de bu konuyu bir de onların ağzından dinleyeyim dedim. Anladığım kadarı ile bu konuyu kızlar daha çok kafaya takıyor. Hayatında üç kadından fazla yatan bir erkek genelde bunun çok normal olduğunu zaten biliyor. Cidden de ilk etapta utanç verici bir durum olarak düşünülebilir. Zoooooaaarrrt diye falan bir ses çıkıyor. Kızların korkusu, erkeklerin onların yellendiğini düşünmeleri…
Bu rahatsızlık verici ses genelde çükü kukudan çektikten sonra oluyor. Çünkü kukunun yapısı, çükün boyutu ne olursa olsun onun tamamen sarmayı ve içine almayı mümkün kılıyor. Öyle ise, iş esnasında havanın girecek boşluk bulamaması lazım. Tabii erkek ekstra numara yapayım deyip çıkartıp, bekletip sokuyorsa (kukuya bir iki darbe ile tak tak vurulabilir bu işlem esnasında) o ayrı konu. Aksi takdirde daha gidip gelirken öyle zoart pört gibi sesler çıkıyorsa a) çük çok küçük, b) kuku folloş olmuş… c) her ikisi (allah korusun).
Bu hava kaçırma olayını tetikleyen bir başka etken ise pozisyon… Olaya sıkça rastlanan pozisyon, Doggy Style da dediğimiz ve Türkçe’de Domaltma diye adlandırılan pozisyon. Bir arkadaş hatunun doggy style esnasında sırtını kedi gibi kamburlaştırırsa olayın engellenebileceğini iddia etti. Bilemiyorum… Sırf bir iki komik ses gelecek diye güzelim pozisyon heba edilmemeli bence. Doggy Style da bir estetik öge var çünkü. Hatun dört ayak üzerindeyken kıç ve kuku hafif yukarı kalkıp, bel mümkün olduğunca zemine yaklaşmalı. İlerleyen dakikalarda kollar da bırakılıp, yüz de zemine yapıştırılarak arka tarafın iyice arş-ı alayı göstermesi söz konusu bir de. Doggy yi Doggy yapan ögeler bunlar. Sırtı kamburlaştırırsan konsept ölüyor. Üstü açık Cabriolet Ford Mustang a oto sanayi sitesinde tavan yaptırıp üzerine bavul koymaya benzer bu…
[Bu içerik, yalnızca Bold üyeler tarafından görülebilir] Daha önce üye olduysan buradan giriş yapabilirsin. Eğer üyeliğin yoksa, 18 yaşından büyük olmak koşulu ile buradan bir hesap açabilirsin.
Geçen cuma günü iPhone un ilk satışa çıktığı gündü burada. Teknolojiyi yakından takip etmeye çalışsam da atlamışım bu tarihi. Çok da önemli değil, dükkanların önünde kuyruğa girip saatlerce bekleyecek değilim ya. İşsizin güçsüzün yapacağı iş bu. Ne çok varmış işsiz ve güçsüz meğerse. Cuma sabahı işe giderken bütün telefon mağazaların önü ana baba günü gibiydi. Güneşli ve güzel bir gün olması da bekleyenlerin adına şansdı gerçekten.
Bu insan güruhunun önünden geçerken içimden de geçirmedim değil, ”hepiniz birer moronsunusuz…”. Geceden bile kuyruğa girenler vamış meğerse.
Moda oldu ya, almamak için kendimi ne kadar tutacağım bakalım. İşe, şu an sahip olduğum Nokia N95 i hor kullanmakla başlarım belki. Oraya buraya atayım, pili boşalmadan bir daha şarj edeyim. Belki böylelikle almak için kendime bir bahane yaratırım…
Tabii mobil telefonların hafızalarının güçlenmesi, video ve yüksek pikselli fotoğraf makinaları haline dönüşmesi işin boyutunu değiştirdi. Artık cep telefonu demek ayıp kaçıyor bu cihazlara. Bununla birlikte görmemişin oğlu olmuş tutmuş sikini koparmış misali insanlarda da yeni kıroluk alametleri başgöstermeye başladı. Türkülerden, arabesk şeylerden falan uyarlanan dandik tona sahip telefon zilleri bunların en rahatsız edici olanı. Sade güzelliğe ve estetiğe önem veren bir insan olarak, cihazın üzerinde bulunan en basit sinyal sesini seçiyorum.
Bir de telefonuna resimler yükleyen indiren tipler var. Bazı arkadaşlar MMS gönderiyor. Kesinlikle açmıyorum, kabul etmiyorum… ”MMS le gönderdiğim, ski, kediyi, köpeği aldın mı?”. Ne cevap verilir? Ya sözü değiştirmeye çalışıyorum ya da o fonksiyon bende çalışmıyor, ayarını yapmadım şeklinde bir cevap veriyorum.
Söz konusu bu tarz cihazlar olunca, işin içine edepsiz, pornografik yayınların da girmesi kaçınılmaz oldu tabii. Yalnız şunu hemen belirteyim ki bu blogda daha önce de açıklamasını yaptım; pornografi, kitlelerce çok tüketildiği haliyle hiçbir heyecan yaratmıyor bende. Hemen her yerde bulduğun göt, meme fotoğrafları, kukulara giren çıkan pipiler benim için çöpten başka birşey değil. Kaliteyi ve estetiği yakalamak ise kolay değil söz konusu pornografi olunca.

Playlist ini söyle, sana kim olduğunu söyleyeyim
Ancak yine de çoğunluk teknolojik yeniliklerle edepsizliği birleştireceğinden iphone falan da pornografik içerikli yayınların tüketilmesinde bir paya sahip olacaktır. Bu tüketiciler daha çok orta ölçekli işletme sahibi olan hafif göbekli insanlar arasından çıkacak diye tahmin ediyorum. Kahvede vakit öldüren tayfa da bu gruba katılacaktır. Bu iki grubun ortak özelliği düzgün bir cinsel hayatları olmamasıdır. Kahvedekiler keraneye aboneyken, orta ölçekli işletme sahibi karısına burun kıvırdığından, işlerin iyi gidip gitmemesine bağlı olarak Ruslara giden tiptir.
5posta, yazarı ve okurları ile bu tanımlamaların dışında kalıyor muhakkak. Bizler çok olsa birkaç sevdiğimiz enstantaneyi iphone larımıza yükleyip cihazımızın performansını kontrol edeceğiz galiba. Video hemen başlıyor mu? Tutukluk oluyor mu? Avi, mpg, mp4, flv gibi formatları iPhone bünyesinde nasıl oynatırız? Bu soruların cevaplarını bulduktan sonra sizlere tavsiyem kalitesiz pornografik materyallerle cihazınızı doldurmamanız. Onun yerine ”kendi amatör pornonuzu nasıl çekersiniz?” konusuna biraz kafa yormanızı öneririm. Hem bu kız veya erkek arkadaşlarınızla birlikte beraber de bakacağınız birşey olduğu için daha paylaşımcı ve ilişkiye baharat etkisi veren bir unsur olacaktır. Yalnız iPhone bu konuda çok iyi kritik almadı söylemekte yarar var. Video kamerası dandikmiş diyorlar.
Ben sizlere hizmet olması bab’ında telefonunuzun performansını test ederken kullanacağınız materyalleri edinebileceğiniz birkaç sitenin adını vereyim burada. Bu siteler özellikle mobil teknolojiye uygun, erotik içerik siteleri diye geçiyor. Hatta aralarında sırf iPhone a yönelik porno film içerenler de var galiba… Buyrunuz…
http://www.handheldpornsites.com/
http://www.mp4porn.mobi/
http://www.myiplayground.com/mobile-porn/
http://www.naughty.com/Adult_Entertainment/Mobile/
http://www.iporndirectory.com/
http://www.isexmovie.com/iphone/iphone.html
Büyük şirketler yeni gelişen teknolojilere karşı nasıl strateji geliştiriyorlar ve seks branşı bu gelişime nasıl ayak uyduruyor gibi konulara ilgi duyanlara ise Time.com dan kısa bir yazı öneriyorum.
Kiss’den ve Rockbitch’den bahsettiğim postamda fisting olayına da değineceğimi yazmıştım. Fisting dediğimiz şeyi orada burada hepimizin görmüşlüğü vardır. Özellikle fotoğraf olarak çok materyal var. Fisting, gerek pornografi sektöründe gerekse bunu özel hayatlarında uygulayan çevrelerde Fistfucking ya da Handballing diye de bilinmekte. Normalini yaptık ta bu mu kaldı demeyin. Gün ola harman ola, bunun da sırası gelir birgün… Seks konu olunca fantazilerin, tekniklerin, yaratıcılığın sınırı yok çünkü…
Fisting, esas itibarı ile elin (hatta zaman zaman kolun) vajina veya anüse sokulması olayı. Çok kolay ve herkes tarafından uygulanabilecek bir teknik değil bu, biraz daha komplike bir olay. Hele de tecrübesizseniz çok kolay kazalara yol açmanız mümkün. Bolca yumuşatıcı madde, partnerler arasında güven ve antreman isteyen bir olay.

Daha önce bir postamda erkeklerin dahi anüslerine parmak atılmasından hoşlanabildiklerinden bahsetmiştim. İnsanoğlunun aklına oradan gelmiş olsa gerek. Çünkü bir parmağı soktuğunda düşünüyor belki insan, bir tane daha soksam n’olur diye… Sonra bir tane daha, bir tane daha ve bir tane daha… Merak insanın başına iş açıyor. Hatta işi ileri götürenlerde double fisting (çift yumruk) denilen olaya da rastlamak mümkün.
Fisting özellikle eşcinseller arasında yaygın bir olay olmakla beraber straight dediğimiz erkek-kadın seksüel ilişkilerinde de görülüyor. Fisting vahşice ve haşin bir seksüel oyun olarak düşünülebilir ilk başta. Fakat hiç de öyle değil… Son derece yumuşak ve yavaş yapılması gereken bir olay. Anüse yapıldığında anüs deliğinin genişleyip bir eli içine alabilmesi için uzun bir zaman gerekmekte. Denemek veya hafifçe zorlamak, esnetmeye çalışmak başlangıç için tavisye edilebilir. Bu günler, haftalar hatta aylar alabilir. ”Kremi sürüp, yumruğu sokayım” derseniz fiyasko ile sonuçlanır…

Herşeyden önce bu işi bilenler eli yumruk haline getirip sokmaktansa, parmakları yavaş yavaş sokup, içerideyken yumruk haline getirmeyi tavsiye ediyorlar. Tekrar etmekte fayda görüyorum: Herkesin yapabileceği birşey değil. Yiyemeyeğiniz tarrağın altına yatmayın.
Silent Duck denilen ve ördek kafası şeklindeki bu pozisyon fisting’in başlangıcında kullanılıyor. Tabii daha elinizi ördek pozisyonuna getirmeden önce yapmanız gereken şeyler var. Hepsinden önemlisi partnerini psikolojik olarak rahatlatmak çok önemli. Fisting yapılan kişinin fisting i uygulayan kişiye sonsuz güven duyması çok önemli. Olayın bu kısmı halledildikten sonra ise muhakkak bolca vazelin veya benzeri maddeler kullanılması lazım.
Ancak yine de işin en baştaki kuralı, ilk önce partnerinizi azdırıp ondan sonra fisting işlemine girişmeniz. Bu azdırma işlemi için bütün teknik ve sanatınızı kullanmalısınız. Küçük rol oyunları, oral seks vs…
İşleme başladığınızda ise attığınız her adımı partnerinizle konuşarak, ne zaman ara verip ne zaman duracağınızı belirlemelisiniz.

Başta da dediğim gibi tek parmakla başlıyorsunuz. Sonra yavaş yavaş diğer parmaklar. Bütün parmaklar içerideyken elinizi mümkün olduğu kadar küçültmelisiniz. Şöyle olmalı; baş parmak ve küçük parmak orta ve yüzük parmağın altında olmalı. Sağlam ve yavaş bir şekilde bu haldeyken bastırmalısınız…
Parmakların elle birleştiği yer en geniş yerdir. Bu sebeple en zor bu bölgenin içeri girmesi. Fisting i yaptığınız partneriniz relax olmalı. Derin ve geniş nefes almalar buna yardımcı olabilir. Acı duymak tabii ki mümkün. Yalnız bu acı zevkle karışık da olabilir. Ancak aksi halde hemen ara vermek veya kesmek gerekebilir.
Elinizin geniş yeri kritik noktayı geçtiğinde eliniz otomatik olarak yumruk şeklini alacaktır. Bu aşamadan sonra yumruğu hafifçe ileri geri götürmek gerekmekte. Eli bilekten daire şeklinde hareket ettirmekte başkaca kullanabileceğiniz bir yöntem.

Fisting hem yapan hem de yapılan için çok yoğun, derin (duygusal) ve özel bir işlem. İşem sırasında dialogu kesmeyerek hangi hareketin daha çok zevk verdiğini konuşmalısınız. İşiniz bittiğinde de eli yavaşça geri çekerek çıkaracaksınız.
Çok önemli bir şey ise, bu işlemi yaparken kesinlikle alkol veya keyif verici maddelerin etkisinde olmamanız. Çünkü bunların etkisi altındayken partnerimizin verdiği sinyalleri algılamakta güçlük çekebiliriz.
Daha önce söyledim bir daha söyleyeyim;
Anal fisting veya anal seks kesinlikle göt kaslarının gevşeyip formunun bozulmasına yol açmaz. Antreman, antreman ve yine antreman diyorum…
Son olarak Rockbitch adlı gurup sahnede bizlere vajinal fisting olayından enstantaneler veriyor. Beraberce izleyelim.
Find more videos like this on RedTube
Hepinize iyi pazarlar…
Geçen hafta başıma gelen olayı anlattığım posta bugüne kadar en çok yorum alan postalarım arasına girdi. İlgi çekmesi ve okuyucuların kendi önerileri ile konuya katkıda bulunmaları oldukça keyif verici.
Adetliyken seks yapmak konusundan, tehlikesizce içeri boşalabilmenin zevkine kadar değinen yorumlar oldu. Yorumlardan aldığım izlenim erkeklerin şöyle veya böyle içeri boşalmaktan zevk aldıklarını gösteriyor. Zevklerin ve renklerin tartışılmayacağına bir örnek daha… Ben ise içeri boşalma olayının hakettiğinden daha fazla kredi aldığını düşünmekteyim.
Son dönemlerde işler çok yoğun. Öyle ki bırakın doğru düzgün bir seks ilişkisini, otuzbir çekmeye bile vakit yok. Dönem dönem olabiliyor bu yoğunluklar. Bu meşguliyet, akabinde sperm fabrikası olan taşşakların dolmasıyla sonuçlanıyor. Bu durum bana çoğu zaman psikolojik bir haz veriyor açıkcası. Oruç tutan, inançlı bir insanın kalbindeki yaşadığı mutluluğu ve kendi kendine ”aferim, iradem ne kadar güçlü” deyip böbürlenişini tüm benliğimle ben de hissediyorum. Ve nasıl o insanlar bu fedakarlıklarının ödülünü almayı dört gözle bekliyorlarsa, ben de bu perhizin sonunda çağıl çağıl gürleyeceğim günü mutlu bir sabırsızlıkla bekliyorum. İşin burası mecazi veya psikolojik anlamda değil. Çünkü erkek fizyolojisinde cidden bu var… Ne kadar çok biriktirirsen o kadar çok harcayabiliyorsun. Çok sık seks yaptığında taşşaklar sperm üretmeye yetişemeyebiliyor. Sekse ara verdiğinde ise torbacıkların yavas yavas cephane ile dolduğunu hissediyorsun.

Cinsel birleşme duygusal ve fiziksel bir olay olduğu kadar görsel de. Karşındaki insanın cinsel birleşme esanasındaki yüz mimiklerinden tutun alınan pozisyonlara kadar bunların gözümüzdeki yansımaları bizim tahrik olma, gaza gelme katsayımızı arttıran ögeler.
Hal böyleyken anladığım kadarı ile erkekler, cinsel ilişkinin sonunda içeride kalıp kaktırma hareketleri dininceye kadar hatunun üzerinde kalmayı yeğliyorlar. Büyük bir ihtimalle sonra da yığılıp kalınıyor kızcağızın özerine. Ben başka bir yöntemi öneririm erkek okuyucularıma. Astrid’le olan oalyımıza gönderme yaparak açıklamaya çalışayım…
Bacakları belime dolanmış bir şekilde yatak odasına giderken kafama takılan bir konu vardı. İşin sonunu hangi şekilde getirecektim? Kılıcı kana bulayacağımı düşünerek içeride kalıp spermleri kukunun içine mi dökmeliydim? En mantıklı düşünce bu olmalıydı. Kılıcı dışarı çekip göğüslerin üzerine gelsem (ki favorim budur) biraz kan da sıçratabilirdim. Hoş olmaz ilk seferinde. Bir de çok doluyum, göğüslere nişan alayım derken çene ve suratı da vurabilirim. Kanla karışık… I – ıhh…

İçeri boşaldığımda ise zaten biraz da kanla dolmuş kukuya bir de çeyrek litre sperm doldururacağım. Bu da forş forş diye hiç de seksi olmayan sesler çıkmasına sebep olabilir. Ayrıca Astrid yataktan kalkıp banyoya temizlenmeye giderken apış arasından herşey nevresim takımına dökülebilir. Kızı zor duruma düşürür bu…
Sonunda içeride kalmaya karar verdim. Çok pısırıkça alınmış bir karardı bu. Ancak risk almaktansa garantili yolu seçmiştim. Gerçi korktuğum da başıma gelmedi. Ne kukunun içi vıcık vıcık olmuştu, ne de işin sonunda nevresim takımını batırmıştık. Olan benim taşşaklarda iki haftadan beri biriktirdiğim birinci sınıf sperme olmuştu. Günyüzü görmeden üzerlerine sifonu çekti herhalde Astrid.
Oysa ki orgazm olurken tosbaa gibi tıslayarak içeri gelmekten hiç hoşlanmam. İki yöntem var kullandığım. Eğer hemen akabinde ikinci postayı atmayıp hatunun yanına yatıp kıvrılacaksanız, ayağa kalkıp hatunun göbeğinden başucuna kadar olan bölgeyi hedef alarak bahçe sular gibi geçebilirsiniz. Yok eğer beklemeden ikinci posta atılacak ise hatun kişi diz üstüne çöktürülerek siz de ayakta olduğunuz halde surata gelinebilir. Bu pozisyonun avantajı, boşalma işlemi biter bitmez sizin artık yumuşamış ve inmeye yüz tutmuş pipinizi tekrardan sertleştirmek için oral sekse imkan vermesidir. Mesafe zaten çok yakın olacağı için direk oral seks faslına geçilebilir.

Yumuşak bir pipiyi sertleştirmenin en iyi yolu oral sekstir. Ayrıca sperme bulanmış bir suratla size oral seks yapılması olayın hazzını arttırıcı bir faktör olacaktır.
Bilmiyorum, ben böyle yapılması taraftarıyım. Tıslayarak, pıslayarak içeri boşalmak biraz memur işi… Diğeri ise kraliyet ailesine yaraşır…
Erkeklerin kendilerini yatakta bir matah zannetmelerine karşın sıkça yaptıkları yanlışlar var. Bunları maddeler halinde toplarsam Türk kadınına bir hizmet yapmış olurum diye düşündüm. 10 madde halinde topladım bu hataları ilk çırpıda. Varsa sizlerin ekleyeceği bişeyler, buyrun yorumlarda yazın…
Ön Sevişmenin Yatakta Başladığını Zannetmek
Seksin yapılabileceği belki de en sıkıcı yer yatak. Bir de ön sevişmenin hemen akabinde cinsel birleşmenin olması gerekmiyor. Günün daha erken saatlerinde ufak ufak başlanabilir olaya. Bu da erkeklere çeşitli mekanlarda hünerlerini gösterme imkanı sağlıyor. Cumartesi günü alışverşe gittiğinizi düşünün. Kaliteli malların satıldığı, kalabalık bir kılık-kıyafet dükkan seçin. Kadınınıza sizin beğenip getirdiğiniz bir elbiseyi prova yapmasını isteyebilirsiniz mesela. Hatun sizi yalancıktan soyunma odasına çağırabilir. ”Sevgilim, fermur sıkıştı yardım eder misin” gibi bir replik yüksek sesle söylenebilir. Daha sonra kabinin içerisinde parmaklamaca, boyunu ısırmaca veya zorla skecekmiş gibi rol oyunları falan oynanabilir. Çükünüzün piyasaya çıkmasına gerek yok, çıktı mı kontrolü zor olur çünkü…Bütün bunlar akşam olacaklar için küçük bir aparitiftir.
Aşşağıya Çok Erken İnmek
Erkekler nedense çok kukuya kanalize olurlar seks yaşantısında. Aç köpekler gibi buraya saldırmak kadının gözünde değerinizi düşürür. Diğer organlara ve vücut bölgelerine yoğunlaşın. Keşfedilecek çok başka yerler de var kadın vücudunda. Ayrıca kukuya ne kadar geç dokunursanız, seksde kadını daha azgın hale getirme oranınız o kadar artar. Kuku yokmuş gibi davranın ilk dakikalarda. Orta alanda kısa paslaşmalar, aynı Fenerbahçe stili. Yok öyle hurra hücum Galatasaray gibi. Kontrollü ve kendinden emin bir oyun sergilemelisiniz.
Klitorisi Es Geçmek
Klitorisi duymayan yok, ancak gerekli ilgiyi gösteren de yok gibi. Bişeyler yapmaya çalışan iyi niyetli erkekler ise hızlı ve sert ovuşturmalarla faydadan çok zarar vermekte. Klitoris ilgi, zaman ve şefkat ister. Dünyanın en güzel dolgun dudaklı kadınını öpüyormuşcasına bu küçük organı öpüp, emebilirsiniz. Dille küçük darbeler vurup tahrik olmasını sağlayabilirsiniz. Küçüklüğünüzde aldığınız köklü dini eğitimden ötürü oral sekse iğrenti ile bakıp işinizi elinizle halletmek istiyorsanız, parmağınızla yapacağınız hareketin yukarı aşşağı değil, çapı daralıp büyüyen dairesel hareketlerle olması gerektiğini belirtmeliyim.
G Noktasını Kaçırmak
G noktası kolay bulunacak bir yer değil. Bunu söylemek lazım. Ancak uzun süreli bir ilişkide uğraş ve çabalar sonunda bulunabilir. Bulunduğu zaman da altın değerinde tabii ki. G noktasının yeri ve büyüklüğü kadından kadına değişiklik de gösterir. Bu noktayı bulmaya çalışırken çokça deneme ve yanılma olur, önceden de belirttiğim gibi. Ancak baktınız bu çabalar heyecan ve karşılıklı onay içermiyor, kesilmesinde fayda vardır. İlla G noktasını bulacağım diye içeriyi hallaç pamuğu gibi de atmanın bir faydası yok.
Amaca Fazla Odaklanmak
Bütünteknikleri, tavsiyeleri iştahla uygulayayım derken çok mekanik olma ahtimaliniz var. Sensüelliği elden bırakmamak lazım. Bir çiftin seks hayatında yenilikleri denemesi, bulması her ikisi için de geçerli. Kimse diğerinin deneme tahtası değil.
Vücuttaki Değişiklikleri Kontrol Altında Tutmak, Hijyen
Bira kası, Türk kası gibi karşılıkları var Türkçede. Tabii aşk söz konusu olunca dış görünüş çok fazla rol oynamaz. Ancak hem kadının hem de erkeğin bu konuda dikkatli olması gerekiyor. Tombulluğa evet, şişmanlığa hayır.
Bir de kolayca gözden geçirilebilecek şeyler var mesela. Kokulu şeyler yedikten sonra Fransız öpücüğü için fazla ısrarcı olmamak gibi. Ağız, diş sağilığı önemli. Sigara içenler özellikle bilmeliler ki sırf ağız değil, kıyafetler de bu iğrenç kokuya esir olmakta.
Kadının da Fantazisinin Olduğunu Unutma
Belki deTürk erkeğinin en çok zorlandığı yer burası. İsteniyor ki kızın suratı kızarsın bazı şeyleri yaptığında. Oysaki kızların da pis fantazileri olabilir. Üç kişi tarafından aynı anda becerilmek, sana polis kıyafeti giydirmek. Ya da strap on ile erkeğe çakmak. Hayır deme hakkın tabii ki var. Her yola girmene gerek yok. Fakat düşünce yapını daha liberal bir hale getirmen seks hayatına inanılmaz gaz verecektir. Açıkçası bu konuda ben de çok iyi değilim. Benim göğüs uçlarımı mıncıklamaya kalkan bir kıza tokadı bastım anında. Bir refleks olarak tabii. Çok gıgıklanıyorum o bölgeden. Konuyla ilgili resmi ise buraya örnek olsun diye koydum. Yoksa bunu da yapmam.
Kadından Bir Porno Yıldızı Performansı Beklemek

Bazı pozisyonları uygulamak belli bir vücut yapısı gerektirir. Herkes filmlerde gördüğün elastik porno yıldızları gibi değil. Bunun farkına varışım 30 yaşında bir hatuna bacakomza yaparken oldu. Çok zorlamış olmalıyım. hatunun dizleri anlına değerken ”dur bi dakka dur” diye inlediğini duyunca kesmek zorunda kalmıştım. ”Artık 20 li yaşlarda değilim, bu kadar zorlama beni” demişti hatun. Fiziki özellikler kadar başka etkenler de var. Mesela bol tükürüklü bir oral seksi her hatuna kabul ettirmen zor. Kaç ev hanımının aklından ”akşam kocam gelsin de pantalonunu indireyim, skinin üzerine tükürüp boğazıma kadar alayım”. Çok nadir…
Ve son olarak… Bir Orgazmın Yeteceğine İnanma
Olay bittikten sonra ne kadar bitkin olsan da bir veya iki tur daha yapmak için kendini zorla.
Son Atılan Yorumlar