
Aslında bandı biraz geriye sarmamız lazım. 15 Mayıs’a değil, bir önceki yürüyüşe gidelim. Yalnızca 4000 kadar insanı toplayabilmişti o yürüyüş. Fotoğraflardan gördüğüm kadarı ile bunların arasında ”pornoma dokunma” pankartı taşıyan çok küçük bir grup vardı. Yine bu grubun arasında bir başka pankart dikkatimi çekmişti o zaman. ”YouTube değil, YouPorn açıldığı zaman özgür olacağız” minvalinde bir pankarttı. Mesajı buydu ama ifadesi, tarzı başka olabilir. Tam hatırlayamıyorum. ”Haklılar” deyip, geçip gitmiştim.
Fazla dikkat çekmediler o gün 4 000 kişilik kalabalık arasında. Belki de 15 Mayıs’da toplanan 50 000 kişi arasında da sayıları bir önceki yürüyüşte bulunanlar kadardı. Bu sefer daha da az göze batmaları gerekirken, bir anda internet, özgürlükler, vatandaş ve devlet denkleminde, tüm sahneyi ve ışıklarını çaldılar. Bu da aslında 15 Mayıs’da değil, onu takip eden günlerde oldu.
Tabii ki gözüne ve kalbine perde inmemiş olanlarımız aslında bu büyük toplumsal itirazın ardında yalnızca ”izin verin de rahatça porno seyredelim be” söyleminin bulunmadığını çok iyi biliyorlar. Telif haklarını koruma adına çiğnenen temel haklarımız, özel hayatın gizliliği, haberleşme özgürlüğü, yönetenlerle yönetilenler arasında jenerasyon farkının getirdiği rahatsızlıkların yeni teknoloji ile daha da ayyuka çıkması, yine yönetenlerin dizginleri hep elde tutma sevdası ve bu toprakların tarihinde yönetenin yönettiğini hep tebaası olarak görerek başımızdan (bizim de dualarımızla) hiç eksik olmaması, yönetene ”aman zeval gelmezken”, yönetilenin hep okkanın altına gitmesi geleneğine karşı bir başkaldırı, bu tepkinin dayandığı temel noktalar.
Peki nasıl oldu da iş geldi, pornoya özgürlük sloganına takıldı? Bunu açıklamak önemli. Çünkü o yürüyüşe destek veren bazı insanlar ”konuyu pornoya özgürlük çizgisine getirerek işi rayından çıkarıyorsunuz. Haklı bir davada haksız duruma düşülüyor” diye görüş bildirdiler. Bazıları ise acaba stratejik olarak bu söylemi bırakmakta bir fayda olabilir mi diye de kendilerine ve etrafındakilere bu soruyu sordular.
İki yönlü ele alınması gereken bir konu bu:
- Eğer bu söylem büyük bir grup tarafından dillenlendiriliyorsa, porno seyretme özgürlüğünün genel olarak özgürlüklerle nasıl bir ilişkisi var? Bu grup, olaya nasıl bakıyor?
- Özgürlükler konusunda bastıranlar, gerçekten de ağırlığı porno seyretme özgürlüğüne mi veriyorlar, yoksa bu iddia üzerlerine giydirilmeye çalışılan bir deli gömleği mi?
Yine bandı geri sardığımız yere gitmek gerekecek: 4000 kişilik gösteride ilk defa ”YouTube’a değil, YouPorn’a özgürlük, gerçek özgürlüktür” pankartı açıldığı zaman henüz YouTube yasaklıydı. Bugün, YouTube’un tekrar hülle ile açılışının üzerinden 7 ay geçmiş. İçerden alınan bir bilgiye göre haftada 100 sitenin erişimine engel koyuluyor. 7 ay, 28 haftada 2800 site yapar bu. Yani YouTube açıldığından ve tüm dünyaya ”Türkiye’de YouTube açık, artık biraz daha özgür bir ülkeyiz” mesajı verildiğinden bu yana 2800 site daha erişime engellendi. Bu bir iyileştirme değil. İtirazı olan var mı? Olsa olsa bunun iyileştirmeden öte, bir yutturmaca olduğu söylenebilir. Karısını döven adamın, dışarı çıkarlarken fondöteni kadının suratındaki morluğa boca etmesi gibi. Beceriksizce…
Özgürlükleri savunurken işin kolay tarafından tutmak olmaz! Tüm özgürlüklerin temeli olan düşünce ve ifade özgürlüğü, savunması rahat fikirleri savunmak için yok! En iğrenç söylemleri, en ağza alınmayacak ifadeleri de (dahi) kullanabilmek için var. ”Berlusconi’nin demokrat olmadığını düşünüyorum” veya ”Hristiyanlık bugünün şartlarına pek uymuyor” gibi fikir ve ifadeleri savunmak için değil bu özgürlük. Çünkü iş değil bunları savunmak zaten. Bu özgürlük, ne kadar aptalca bir hareket olsa da İncil, Kuran, Tevrat yakmak için, Berlusconi’ye, Merker’e kişilikleri için olmasa da yürüttükleri politikalar için ”aptal” veya ”aptalca” demek için. TED konferanslarını seyredebilmek için değil, throatgagger.com a girebilmek için. Sözün kısası, Sasha Grey’in pornosunun savunulamadığı yerde Palahniuk’un Ölüm Pornosu‘nu savunmakda bir maharet yok. Aradaki sebep ve sonuç ilişkisini iyi irdelemek gerek.
Bana kalırsa % 99,99 oranında, internet sansürüne ve dolayısıyla sansürün her çeşidine karşı çıkanların durduğu nokta burası. Bir de öbür nokta var. Bu insanların üzerlerine giydirilmeye çalışılan deli gömleği…
”Temiz ahlaklı” Bülent Arınç, Tüsiad’dan Ümit Boyner’e ”siz gelirseniz pornoyu ve diğer şeyleri serbest bırakırsınız” diyor örneğin. Kendine rakip olarak görüp ayar vermeye çalıştığı bir kadını ”porno savunucusu” rolüne koyması gözlerden kaçmasın. Şu anda görünen tablo o ki, meydanlara inen 50 000 kişinin arasında olmayan kişiler de iktidarın hoşuna gitmeyen söylemlerde bulunduklarında ”pornocu” damgası yiyiveriyor. Türkiye gibi bir ülkede pornografinin arkasında durulamayacağı teorisi ve bu teoriye olan aptalca ve utanmazca bir güven ile sistematik olarak saldırılar var insanlara, fikirlerine ve özel hayatlarına karşı. Son zamanlarda bu konudan ayrı olarak gündemi meşgul eden x, y veya z partisine ve kişilerine ait amatör porno videolar ve bu çevrede çıkartılmaya çalışılan gürültü, zaten bu zümrenin bu tip yaftalamaları sıklıkla kullandıklarını bizlere gayet güzel anlatıyor. Ha gayret! Belinize kuvvet! Yasakların bize hissettirdiği eksikliği, sizler sayesinde gidereceğiz.
BTK başkanı, yanında biri varken internete giremiyor. Her yer porno, bir anda porno… İlk başlarda kızmıştım ama haksız da değil. Siyasetçilerin kendi amatör videolarını bıraktım, ”kısa etek giyenlere tecavüz” eminim internette çokça araması yapılan bir fantezidir. Hem de kadınlar tarafından. Ya bir erkeğe dört kadın?! Gavur bile threesome’da bırakmışken…
BTK başkanı Tayfun Acarer’in kendini dahi bu porno furyasından kurtaramaması baya konu oldu ve sonunda kendisi de internet vandallarının gazabına uğradı. Bazı ”muzip” internet kullanıcıları #birandaporno versiyonlarını yapmakta gecikmedi. Yaşı başı gelmiş, devletin bir kurumunun güvenerek anahtarı verilmiş kişilerin böyle alaya alınması duyarlı vatandaşlar ve devletin kendi nezdinde pek hoş değil. Onlar için hoş değil, alaya alınan kişinin kendisi içinse çok acı. Ne çare ki, içinde bulunduğumuz devirde size saygı duymak için, konunuzda az buçuk bilgi sahibi olmanızı bekliyor insanlar.
Açık adını da vereyim mekânın. Bulka Pastanesi (dikkat flaş ve müzik var), Bahçelievler 7. cadde, Ankara. İki kız ve ben, üzerimizde okul kıyafetlerimiz olduğu halde tüm dersleri kırıp, soluğu burada almışız. Çaydı, pastaydı neyse sipariş vermiş, kendi köşemizde gülüp eğleniyoruz. Kızlardan çerkez ve çıkık popolu olan S., henüz iki haftalık sevgilim. Ama bu ilişki 2 yıl sürecek, lisenin son iki yılı boyunca beraber olacağız. O gün ikimiz de bunu bilmiyoruz henüz.
Baş komi, -hani şu tek tip elbisesi sıradan komilerden daha fiyakalı olan, siyah kumaştan, pileli pantolonun üzerine beyaz gömlek giyip papyon takan-, kolumu S.’nin omzuna atmamı, Bulka Pastanesinin geleneksel profiline uygun bulmamış olmalı ki ayak topukları ve başparmakları üzerinde yarım daire çizip, konum olarak kendinden daha düşük olan bir başka garsona gürledi.
Köşedeki masanın hesabını hemen kes, gönder bunları!
Marka değerinden ve namusundan sorumlu tutulduğu müessenin, iki ergenin aşkına çatı olmasının ahlaka mugayyirliğinden öte, devletin eğitim çiftliğinden firar etmiş olup, bize verilecek formasyondan eksik kalacak olmamız da şüphesiz kendisini rahatsız etmiş olmalı. Siktir edilmemizin sebebi bu.
Günün geri kalanını S.’nin evinde, onun pübis tüylerini traş ederek ve sevişerek geçirdik. İlk etapta tüylerin boyunu kısaltmak için makas kullandım. Buradan topladığımız tüyleri, S.’nin anneannesininin Marlene Dietrich zamanından kalma şapkasının içine koyduk. Belli ölçüde kısalan tüyleri ise babasının traş köpüğüne ve jilet takımına bıraktık. (Evet! S., birinin sevgili, biricik kızıydı)
Su, her zaman kendi akacağı yolu bulur.
Eğer böyle değil de, kendisi için yapılan biriktirme alanlarına sığdırılmayı kabul ediyorsa, debisi çok yüksek değildir o suyun. Durgun sular, biriktirildikleri yerlerden, finansını devletin sağladığı, planlamasını mühendislerin yaptığı sistemlerle taharet musluklarına kadar aktarılır. Göt yıkamakta kullanılmak üzere…
………….
Reşit olmamış gençlerin birbirlerinin pübis tüylerini traş etmesini çok dramatize etmeye gerek yok tabii ki, hak veriyorum sizlere. Fakat bu Bulka Pastanesi hatırasını, henüz pornografik dergileri yaşımı doldurmadığımdan alamadığım, blogların, sitelerin, hatta internetin olmadığı bir zaman aralığından çekip çıkardım. Yani kötü örnek olacak, aklı çelecek ne vardı o zamanlar diye düşünmekten kendimi alamıyorum. Eminim aranızda bu tarihlerden öncesini hatırlamayan çoktur.
Biraz önce ise ben, Apple online store’dan iPad teslim tarihlerini gözden geçirdim. Herhalde yakında mormon rahibi Steve Jobs’un pornfree iPad’ını alarak, kapitalist tüketim toplumunun kurbanlarından biri de ben olacağım.
Ne yazık ki sizlere bu siteyi, yani 5 Posta’yı, iPad üzerinde kendi app.’ı ile sunamayacağım hiçbir zaman. Facebook’da da buluşamayacağız. Hatta bunları bıraktım, sertleşmeyen penisin damarlara kan basamaması emsali, kablolarından 1 ve 0 ları tazyikli geçiremeyen TT Net ağında bile buluşmamız zor gibi bundan sonra.
Tabii ki su, yolunu yine bulur. Ama Bulka’larda buluşmak nereye kadar? Ben biraz sıkıldım açıkcası. Üstelik artık eve de gidemiyoruz. Her kuytuya telescreen kurulmuş.
Akan suyu çevreleyen duvarlar, engeller, filtreler, hep onu belli bir sistem içinde rapt ve zapta alarak, mühendislerin kurduğu borulara kanalize etmek için. Berrak damlacıklarını göte vurdurup, onları dönüştürdüğü kahverengimtrak renkleri ile beraber bok çukuruna yuvarlamak için.
Oysa bizim neslin istediği, çok şey değildi. İddia edilenin aksine, internetteki paralel dünyamızı kaos ve anarşi ile kurmaktansa, etli, kanlı ve canlı dünyamızda ne yapabiliyorsak, bizi birbirimize bağlayan kablolarla ekran başında da aynı şeyleri yapabilmek tek amacımızdı.
Ziraatten anlıyorsan, cannabis bitkisinin hangi şartlarda en iyi ve verimli şekilde yetiştirilebildiğini bir arkadaşına mürekkeple, kağıt üzerine yazıp, PTT yi aracı kullanarak iletebilirsin. Yasak değil! Genelevde çalışan bir hayat kadını olarak kapını çalan müşteriyle yapmacık flört ederek, emmenin veya gömmenin fiyatlarını ayrı ayrı söyleyebilirsin. Serbest! Türkiye futbol ligi üzerine bahis oynamak için, monopolün verdiği oranları düşük buluyorsan, kuponunu yabancı bahis sitelerine telefonla da yatırabilirsin. Üçüncü biri senin telefon hattında araya girip, ‘’cısss’’ demez.
Hatta üşenmesem, bu blog yazısını oluşturan tüm satırları word programına dökerim. Üzerine bir de buraya koyulması yasak, konuyla ilgili bir fotoğraf ekler, bunların yazıcı ile çıktısını alırım. (her ne kadar 1996 dan beri yazıcılar ile sorunlu bir ilişkim olmuşsa da… ) Çıkan A4 kağıtları ikiye büküp, zarfa koyarak adreslerinize postalayabilirim. Zannediyor musunuz ki apartmanınızın içinde, posta kutularınızın önüne bir adam dikecek PTT, her gelen mektubunuzu kontrol edecek? İş oraya kadar gelse ne düşünürdünüz diye sorup kafanıza gereksiz yere solucan sokmayayım. Ama aslında ayan beyan bulunduğumuz yer orası. Yalnızca görmezden geliyoruz.
Korkarım Bulka’dan kovulanların bu şekilde gettolara mahkum bırakılması, gelecekte hepimize maymunlar cehennemini hatırlatacak.
DipnotTv’nin iPad aplikasyonu çıkmış. Bu blog papirüs üzerinde nasıl durur acaba?
Açık konuşayım, bu soruların cevaplarını hiç bilmiyorum. Ben bilmiyorum ama bu sabah 05.30 da yatmadan önce okuduğum ve beni kahkahalara boğan bir blog yazısında Türkçe olarak, kendi halince açıklamış biri.
Blog yazarı kızcağız (Kübra), tekil ziyaretçi sayısı, +18 uyarı ibaresi, hit’i, alexa’sı ve google adsense’i ile kendi çapında bilgi veriyor. Esasen, içinde özellikle Alexa ve Adsense lafı geçen blog yazılarını okumama prensibim var ama dün gece eve geldikten sonra uyku tutmadı ve yapacak bir şey de bulamadım. Biraz FriendFeed’e bakınıyordum, gördüm ki Peitho.P bu yazıyıya layk vermiş. Ben de gittim, okudum. İyi de yapmışım, hediyesi sonundaymış.
Her blog yazarının bir stili var ve bu stilin diğerlerinden ayrılabiliyor olması iyi bir şey tabii aslında. Fakat.. Neyse.. Bu kız da kesinlikle öyle işte. Kendine has tarzı ile gayet ciddi bir tavırla bolca teknik bilgi geçtiği yazısına gelen ilk okur yorumuna bir bakalım.
kübra bilmedigin konularda konusma benim türkce adult sitem vardi gunluk 60k yapiyordu ve gunluk 70.80 lira veriyordu
şeklinde çok da ofansif olmayan bir okur yorumuna Kübra’nın verdiği cevap, biberli kurabiyenin yanında içtiğim sütün boğazıma kaçmasına sebep oldu.
götünümü veriyordun millete sana 70 lira veriyorlardi amk cocugu…
Böyle bir site açacaksanız, Kübra’dan gerekli tavsiyeleri almak üzere buraya bakabilirsiniz. (Bu linki vererek bir risk alıyorum ama yazdığım bir şeyin kaynağını vermemeye de gönlüm razı olmadı)
Biz kendi işimize döncek olursak; internet ve üzerinde konuşlanan seks endüstrisi hakkındaki bilgilerimizin çoğu kulaktan dolma. Kulağa da nereden dolduğu pek belli değil. Fakat, duy, oku, sana anlatsınlar, hepsi bu endüstriye girenlerin paraya para demediği, pornografinin Apple, Microsoft veya Facebook’un toplamından daha fazla ciro yaptığı üzerine.
Bunun nasıl ve hangi araştırmadan sonra varılan sonuç olduğunu irdelemek lazım. Çünkü xxx branşı, cirolarının dökümünü, şirketlerinin yaptığı karları ve zararları çok şeffaf bir şekilde açıklayan bir branş değil. Bizim bu rakamları başka şekilde elde etme yollarımız da tıkalı. Biraz kıyısından, bucağında geçenler bilir ki, internette alışverişi mümkün kılan elektronik sistem sağlayıcılarının neredeyse tamamı, kendi sistemlerinin pornografi ve hatta cinsel sağlık ürünlerinin alınıp satılmasında kullanıldığını ortada konuşmak istemez. Yani Paypal veya Garanti Bankası Sanal Pos bölümü açıklar mı, üzerimizden geçen paranın şu kadarı yapay kuku, dildoya, viagra’ya veya streaming video lara gidiyor diye? Böyle bir döküm yok.
Pornografi/erotik içerikli sitelerin ise aldıkları reklamların, site trafiği ve piyasa rayici ile belki bir toplama, çarpma, çıkarması yapılabilir diye düşünenleriniz olabilir. Böyle bir yöntem bile bize çok kesin rakamlar veremez. Uzun bir zaman boyunca medyada çıkan bu ‘’Seks branşı paranın amına koyuyo’’ temalı iddiaların gerçeği yansıtmadığını düşünüyordum ben.
Konuya ilişki detaylı bir yazıyı Eros Blog adlı sitede, ‘’Why you shouldn’t get your porn industry statistics from the guy who was trying to sell anti-porn filtering software to scared parents in 2006.’’ başlıklı yazıda buldum. Düşüncelerimi onaylayan bu yazıyı, sizlerin de okunması faydalı olur.
Kısaca, insanları korkutarak para kazanmak isteyen açgözlülerin, uydurma araştırma ve raporlarla besledikleri, ideolojik bir ajandaya sahip, kıçımın kenarı akademisyenler ve bunların beraberce yaydıkları yalanları ortaya çıkaran bir yazı.
Bu yazıyı mı buraya çevirerek koyayım, yoksa çok entel kuntele kaçıyorsun diyen okurların gönlünü mü yapayım bilemedim. En sonunda bir forumda gözüme çarpan Asian Street Meat adlı prodüksüyonla yazıyı bağlamayı uygun buldum. Alexa, pagerank falan boşverin. İnternetin yegane kuralı, niş yapmak.
İğrenç bir İngiliz, belki de 2 kişiden fazla olmayan ekibi ile Tayland’da yaptığı çekimleri dandik bir web sitesine koyarak belli bir niş yapmış. Adama iğrenç diyorum ama bu benim görüşüm değil. Forumda konuyu açan kişi, pornografinin böylesine karşı olduğunu belirtirken, bu siteden izlediği sayısız videoda kızların ara ara tuvalete gidip kustuklarından bahsediyordu.
İngiliz’in buradan ekmek yediğini anlamak için Alexa falan bakmaya gerek yok. Ama siz üşenmez de bakarsanız, birden fazla siteyi karşılaştırmanıza imkan veren Alexa’da asianstreetmeat.com, 5posta.org ve ve tib.gov.tr yi bir karşılaştırın derim. Sonucu bana bildirin. İçlerinde hiç bu işten ekmek yemeyen benim galiba. Tib’dekilerin bile maaşı var.
Bitirirken, beni en az yazının başında Kübra’nın okuru ile olan yorumlaşması kadar güldüren, AsianStreetMeat sitesinin dibindeki sitedeki modellerin yaşları ile ilgili yasal uyarı notuna dikkatinizi çekiyorum.

Tumblr bloglarının birbirine benzediği, çoğunlukla erotik içeriğe ağırlık verdiği, bunun da zamanla eşşeğin bir tarafına su kaçırttığı yönünde bir serzeniş var.
Ayrıca bu tür blogları açan pek çok kadının neden çoğunlukla yine içinde kadınların yer aldığı erotik fotoğrafları kullandığı da bir başka merak konusu.
Kadın tumblr cıların neden yine kadın fotoğrafı laykladıkları, reblog ettikleri konusunda fazla bir fikrim yok. Geçen gün süpermarkette kasanın önündeki sırada elimdekileri ödemek için beklerken afet bir hatun düştü önüme. Ben hatuna alıcı gözle bakmaya çekinirken, kasiyer kızın onu süzüm süzüm süzmesi, giderken de arkasından uzunca bakması, örneklerini sıkça gördüğüm bir durum. Bir kadının seksi stilettoları, göğüs ölçüleri veya baseni, eminim benden çok o ortamdaki diğer kadınların ilgi alanına giriyor. Öyleyken böyle….
Kadın, kadına olan hayranlığını açıkca göstermekte bir sakınca görmezken, erkek, kendi erkek arkadaşının yeni aldığı pantolonun üzerine çok iyi oturduğunu bile söylemeye çekinir. Bu baya uzun bir konu. Hatunlar kendi aralarında tartışıp bir sonuca varırsa daha iyi olur.
Biz o zaman, göze sokulan erotizmin fazla gelip, kalanının eşşeğin kukusuna nasıl sızdığına bir bakalım. Ama bunun için Tumblr’ın teknik bazı özelliklerini açıklamak gerekli.
5 Posta ve benzeri diğer ”normal” bloglar, iyi kötü, belli bir emek ve redaksiyonel çalışma ile kendi içeriklerini üretirken, çıkış amacı yalnızca World Wide Web’de rastladığın, başkalarının ürettiği içerikleri ”like” ve ”reblog” fonksiyonlarını kullanarak kendi takipçilerinle paylaşmak olan Tumblr’ı aynı kategoride değerlendirmek hem bloglara hem de tumblr a haksızlık olur.
Tumblr, her şeyden önce oldukça kapalı bir platform. Üretmekten çok üretileni paylaşmaya ve tumblr cılar arasında paslaşmaya dayanan bir duruşu var. Teknik altyapısı zaten tamamen buna yönelik hazırlanmış. Biraz da günün modasna uygun olarak easy goin’ dediğimiz türde… Fast Food… Gör, tüket, geç ve git. Üzerine fazla kafa yorma…
Ağır bir edebiyat, sinema veya bilim blogunu Tumblr üzerinde çok nadir görürsünüz. Emekle hazırlanan ağır içerikler için hiç de elverişli olmayan Tumblr, kendi icadı olan kelimelerle değil, başkasının ürettiği görsellerle kışkırtmaya meyilli moda ve erotik odaklı bloglar içinse biçilmiş kaftan. Bu da küçümsemek gibi algılanmasın. Eğer sonuçta Tumblr blogunun sunduğu bir ”güzellik”, ister Çin Kültür Devrimine ait propaganda posterleri olsun ya da isterse Sasha Grey’in ağzına mekanik olarak girip çıkan bir butt-plug olsun, beğeni topluyorsa ve bu beğeni de like veya reblog şeklinde tezahür ediyorsa, diyecek bir şeyimiz olamaz.
Benim pek doğru bulmadığım bir ifade şekli, ”bazı şeylerin internette çok veya az olması” üzerine. ”kaliteli blog sayısı az” ya da ”çok porno blogu oldu ortalık” gibi… Çin Devrimi propaganda posterleri az, Sasha Grey’in ağzına giren çıkan çok ise bu dengeyi nasıl regüle edeceğiz?
Azlar ve çoklar fiziki dünyada varolabilir, bu azlık ve çokluklar bizleri günlük yaşantımızda negatif veya pozitif etkileyebilir. Ancak internet üzerinde böyle bir şey sözkonusu değil. Tüm internet, koskocaman bir parazitli yayın. Bu parazitli yayının içinden beğendiklerimizi çekip çıkarmak, görmek istemediklerimizi de araya başkasını karıştırmadan kendi dünya görüşümüze göre elemek, filtrelemek mümkün. Yani günde 500 yeni erotik/pornografik sitenin yayına girdiği bir dünyada kendinize yalnızca matematik, fizik veya edebiyattan oluşan bir internet yaratmak sizin elinizde.

Ben sizlere favorim olan tumblr bloglarının bazılarını ve onları birbirinden ayıran özellikleri geçeyim bu bölümde. Hem de 5 Posta’nın bol link veren geleneksel pazartesi yazısına malzeme çıksın.
Just A Little Bit – 28 yaşında, pis fotoğraflara bakmaktan hoşlanan bir hatunun yeri burası. Beğendiği fotoğrafları bloguna koyup bir arada tutarken bazı fotoğrafların arkasında da bir hikaye gördüğünden mütevellit bu işe soyunduğunu yazıyor. Eh, bu konuda benzeşiyoruz demek ki. Bu hatunun paylaştığı fotoğrafları beğeniyorum. Abartı veya tek tip olmayan kişilere (çoğunluğu kadın yine. burda smayli var) yönelik, bol morluk içeren doğal pozlar çokca var.
Only The Young Die Young – Bu bir müzik blogu. Hem de bugüne kadar gördüklerim arasında en iyilerinden. Mp3 paylaşımından daha çok albüm kapağı, poster, konser afişi, grup fotoğrafları vs bulabileceğiniz bir tumblr blogu.
Food Porn Star – Adındaki porno yıldızlığına aldanmayın. Bir yemek blogu. Daha doğrusu yemek fotoğrafı blogu. Yemeyle içmeyle çok işim olmasa bile bazen önüme ilginç şeyler düşürüyor.
Sex, Art and the Politics – (büyük smayli, neden olduğunu sormayın, siz bilirsiniz) Şikago’dan Danny’nin blogu bu. Adından da işlediği konular anlaşılıyor. Aslında tema olarak biraz benim tumblr blogunu andırsa da biraz daha fazla yazı var onunkinde.
Babylonica – my kinda tumblr… Kesinlikle öyle, evet… Asian sluts, asian sluts ve asian sluts… Beyaz ırka da yer veriyor ara sıra. Sırf nudity de diyemeyiz. Daha çok uzakdoğu’dan fotoğraflar paylaşıyor.
En ünlüsünü, belki de Tumblr Rockstar diyebileceğimiz bir örneği en sona sakladım.
Love’s Other Trumpet - Yani diğer adıyla Fuckmaker. Bu arkadaşın bir iki benzeri daha var ama hepsi onun yanında nal toplarlar. Fuckmaker‘ın konsepti, porno filmlerden aldığı kısa sekvenslerden siyah-beyaz GIF animasyonlar yaratması. Bu kadar basit bir olay. Ancak şu anda çok tutmuşa benziyor. Yazının başında aldığım FriendFeed tartışmasında bu arkadaşın çalışmalarının paylaşılması ile ”işte nolcak, orda burda fİkfik. gif ler” diye ti ye alınmış. Bu biraz Fazıl Say’ın arabesk yavşaklığı hikayesine dönüyor o zaman. Çünkü bloguna gelen ve çoğu kadın olan hayranlarının mesajlarına son derece alçakgönüllülükle cevap veren bu arkadaş, kesinlikle tumblr için mihenk taşı diyebileceğimizi bir olayın mucidi. Bakın bir hayran mesajı aynen şöyle:
Anonymous:
I’m a virgin and I masturbate often. Sometimes i let the bath water pound my pussy. Lately I’ve been wishing it was you instead. Your blog has me thinking of nothing but pleasing myself. I wish you could slip your tongue into my pussy. Then you’d pound me with your dick while cumming all over me. Oh my gosh. I have to go masturbate now. I’m gonna stick my vibrating toothbrush in my pussy and let the water pound the fuck out of my clit.
Yaaaa!!! İşte böyle! Şu da benim favori fikfik.gif’im.
Yeni yılda artık işsiz biriyim. Bu da ilk işsiz iş günüm. Esasında çok işim var tabii de, yaklaşık 10 yıldır bana sürekli gelir getiren işimi devredip başka ufuklara yelken açtım diyebilirim. Bir süre cepten yiyeceğim. Bu süre artık 3-5 ay mı olur, yoksa daha uzar mı bilemiyorum. Asıl amacım, kendimi herhangi bir fiziksel çalışma ortamına bağlamadan özgürce işimi sürdürebilmek. Yapılan işin zevk vermesi ve çalışma şartları, o işin ekonomik getirisi kadar önemli. Hatta para bunların yanında 2. veya 3. sıraya düşüyor. Eh, en azından şimdi öyle düşünüyorum. Bu ”akarsız” dönem uzarsa başka şeyler yumurtlayabilirim.

Tamamen ev ofisinden çalışıyorum demem daha fazla vaktim olacağı anlamına gelmiyor. En azından bloglama için. Şimdilik daha fazla vakit ayırmam mümkün değil bloga. Ancak ben de herkes gibi yeni yıl sözü verdim kendi kendime. Elimdeki vakti daha iyi ve verimli kullanmak üzere. Eğer bunu başarabilirsem yakın zamanda bir de gitar blogu açmak istiyorum. Zaten uğraştığım, ilgilendiğim bir alan… Yalnızca kendimdekileri paylaşmak konusunda kullanacağım kanallara belli bir emek ayırmak gerekiyor. Esasında o da yalnızca başlangıç fazında bir emek getiriyor. Sonrası kolay…
90 ların başı olması lazım. Peder beyin ”klasikle başla, elektroya geçersin” nakaratına amerikan filmlerindeki gençlerin ebeveynlerine verdiği tarzda, yani sol elimle çene hizamda sik sıvazlarmış gibi yapıp, dilimi ağzımın içinde yanağımın iç tarafına dayayarak, gözlerime de bıkkın bir ifade takarak cevap verdim. Okulda birinci sömestrde karneye 6 zayıf getirince uyuşturucuya başlamayayım diye istediğim gitarı aldılar. Blogu okuyan ebeveynlere de mesajım olsun; bu, okuldaki başarı oranımı % 100 oranında arttırdı. Sene sonu 3 ikmalle geldi.
O günlerde internet falan yoktu, bilmemne pasajındaki dergiciden eski sayı guitar player’ları pahalı pahalı satın alıp, devlet okulunda bize Mr. and Mrs. Brown vasıtasıyla öğretilen, çok alt düzey bir İngilizce ile yazılanları çözmeye çalışıyorduk. Şimdilerde bakıyorum, çok da fazla değişen birşey yok. Birkaç gitar blogu denemesi var. Tam bir mecraya oturmamış onlar da. Bir eksiklik var, bunu gidereyim dedim.
Bir de beni sinirlendirdiler… Hangi Türk gitar forumuna girsem, hangi sosyal medya gitar odalarına baksam bir Ibanez RG yarrak kürek modellerinin lafı dönüyor. Affedersiniz konu gitar olunca, Ibanez RG modelleri çok skik gitarlar, onu peşinen söyleyeyim. Hani şu olabilir… Ibanez RG ile başla, hevesin geçmezse adam gibi bir gitar alırız… Ama kardeşim öyle bir lafı dönüyor ki bunların… Bir bakıma sosyal medyada son zamanlarda yaşanan nutella geyiği ile karşılaştırılabilir. O yüzden tepem attı zaten. Madem bu siki elinize alıyorsunuz, adam gibisini alın. Bu amaçla bu spesifik konuda da üzerime düşeni yapacağım.
Ibanez RG’ciler!!! Güneş gözlüğü takın, gözünüz kamaşmasın. Hadi bakiim…

Tamam yeter !!! Biraz da pazartesi linklerine bakalım. Yıl biterken cephanenin çoğunu harcadım. Az ama öz link var bu pazartesi..
# Zamanını internet başında geçiren reklam ve internet branşı insanları için geçtiğimiz günlerde büyük bir ihtimalle görmüş oldukları bir fenomeni muhasebeci, öğretmen ve evde pijamayla ya da o Pamela Andersson’un giydiği iğrenç tabanlı, çizmemsi şekilli, ucubik şeyleri giyen kadınlar için de getirmek lazım. Ördeğin zki… Evet, yanlış duymadınız.. Lexington’u yanında sönük bıraktıracak bu gagalıgiller üyesini hep beraber izleyelim. Kadınların hassas olanları bakmasın. Bir süreliğine sikten kesilebilirler… İstek, arzu tükenebilir..
# Ateistler için ölünce arkada kalanlarına çok şık, zevkli, tasarım harikası bir anı bırakmak mümkün. Musalla taşı ve komik giysili imamlar eşiliğinde Arapça ilahiler, rayban gözlüklerin ardında sahte gözyaşları ile dağın başında, çamurda açılan deliklere bez torba içinde bırakılmaktansa bu daha tastefull… Öyle değil mi? Tasarımcı Nadine Jarvis normal boyutta bir ölüden 240 adet kalem çıkacağını garanti ediyor. Bu kalemlerin arkasını dişlerken ağzınıza kıç tadı gelip gelmediğini support bölümüne mail atarak öğrenebilirsiniz.
# Okurlardan biri mail atmış. Bir porno sitesini haber veriyor. Çok sağolsun kendisi, çoğunuzun da ilgisini çekeceğini düşünüyorum. Şöyle yazmış okur.
Amatör ve voyeur ayarında bir çek porno sitesi, bangbros gibi para karşılığı sokaktakini ayartıyor abimiz. Ama bangbrosun sahte ayartmaları yok, net amatör gacılar. Daha önce denk geldin mi bilemiyeceğim fenasiciğim ama bi göz atılası. Site videoları indirmek için doğal olarak üyelik istiyor, ama sampleları indirmeye izin var tabii. Torrent olarak bulabildim ben bayaa bi kısmını, tavsiye edeyim dedim.
Bang Bros ile başladı, sokaktaki sıradan hatunlara para karşılığı seks teklif etmek ve daha sonra bunları kameraya çekmek. Her ne kadar insan içten içe bunun gerçek olmasını dilese de, sokaktaki sıradan hatunlara, en azından kamerada görünen rakamlara bu işi yaptırmak mümkün değil. Hayır, rakamlar az olduğundan değil de.. Yine de sokaktaki kıza tüm dünyada kendisini tanıtacak bu projeyi öyle, o paralara yaptıramazsınız. Kendiniz denemeyin yani. Sonuçta bu hatunlar profesyonel seks işcileri zaten. O yüzden arkadaş bunlar amatör dese dahi ben şüphe ile yaklaşıyorum olaya.
Torrent ile sizler için baktım olaya… Çekimler fena değil, hatunlar gayet doğal, güzel. Ancak hikaye ve kullanılan pozisyonlar hep aynı olduğundan bir süre sonra sıkıyor. Bir de olayın kahramanı erkeği göremiyoruz. Benim için dert değil ama kadın okurlar için bir eksi puan olabilir. Gerçi aletin boyutu, kalınlığı falan gayet ok. Belki ordan… Bir de bol sok-çıkar var. Ne bileyim ben? Tutuyor bunlar.
Peter Acworth‘un sahibi olduğu dünyanın en saygın fetiş, pornografi sitesi Kink.com yarın akşam stüdyo olarak kullandıkları 18,500 metrekarelik cephaneliğinden naklen video yayını yapacak. Hem de bedava…

Kink.com‘u daha önce porno kralının imparatorluğu – para, fetiş, BDSM başlığı altında yazmıştım. Ne yazık ki o postada verdiğim bazı linkler bugün ölmüş. Yine yazıyı okursanız Kink.com’un nasıl bir şirket olduğunu anlayabilirsiniz. Bugün için dünyanın belki de pornografi branşı içinde en itibarlı şirketi Kink.com. Modelleri ile yaptıkları anlaşmalar branş standartları içersinde işçi hakları açısından ele alındığında en ileri düzeyde. Sasha Grey de dahil olmak üzere pekçok kalbürüstü porno yıldızının övgüyle bahsettiği fetiş sitesi Kink.com’un kurucusu Peter çok munis bir ev adamı. Çoluk çocuğu ile beraber akşam eve geldiğinde American Idol gibi programları izleyip karısının soyduğu mandalinaları yiyen Peter bu işe üniversitede finans üzerine doktora yaparken başlamış. Alın size bir başarı hikayesi aynı zamanda.
Yarın TSİ 22.00 da başlayacak (2009/12/10) yayını orta kalitede bir video streaming ile seyretmek mümkün olacak diyor sitede. Anlaşıldığı kadarı ile San Franscisco’daki o devasa cephaneliğin (Armory Great House) üst katındaki inşaat bitmiş, ”The Upper Floor” adı altında yeni puştluklara sahne olacak. 5 Posta olarak internet üzerinden bir çelenk yaptırıp gönderiyorum ben de açılışa.

Kink.com ASACP adlı (Association of Sites Advocating Child Protection) organizasyona destek veriyor
Şimdi bu internetin özgürleştirilmesi geyiği var ya, benim de hararetle desteklediğim zımbırtı… Bunu tartışırken hep insanın önüne getirilen bir eski yemek var. Çocukların zararlı yayınlardan korunması, bu yayınlara ”kendilerinin malzeme olmaması” argümanı… Konu üzerinde daha önce kafa yorduğunuz için belli bir birikiminiz varsa ve bununla da sonuca yaklaşmaya başlarsanız, karşı taraf bir de son çare olarak ”interneti pedofillere peşkeş mi çekeceksiniz?” e sarılır.
İlk tepkim, içimden gelen, elimin tersiyle masaya vurup herşeyi alaşağı etmek ve okkalı bir küfür sallamak. Ama iki önceki yazıda da dedim, kafası basmayanlara, halkın otlayan/uyuyan kesimine müşfik bir şekilde olayı anlatmak gerekiyor.
Esasında olaya direk olarak halkın otlayan/uyuyan kesimi diye girmek biraz insafsızlık olabilir bu konuda. Çünkü henüz herkes için çok da eski olmayan bir olgunun karşısındayız.
Eski vakitte, ehh bir 10 sene önce, internette bulunan tüm erotik veya pornografik materyal profesyonel şirketlerce üretiliyordu. Bunlar tabii ki kar amacı güttüklerinden ve devlet babayla başlarını belaya sokmak istemediklerinden kağıdına, kuyduna dikkat eder, 18 yaş altı modeller kullanmazlardı.
[Bu içerik, yalnızca Bold üyeler tarafından görülebilir] Daha önce üye olduysan buradan giriş yapabilirsin. Eğer üyeliğin yoksa, 18 yaşından büyük olmak koşulu ile buradan bir hesap açabilirsin.
Daha önce üye olduysan buradan giriş yapabilirsin. Eğer üyeliğin yoksa, 18 yaşından büyük olmak koşulu ile buradan bir hesap açabilirsin.
Fenerbahçe ile ilgili yalan transfer haberlerini okurken msn pırt yaptı… Bizim ayakçı… Ayak damarcısı mı desek yoksa?… Merak edenler için; o gacı olayı olmadı. Şimdi yenisi varmış. İlk gece yiyişti bunlar, ikinci buluşmada hafif saç çekme olayına falan girmiş bizim oğlan. Hard seks için yokluyor yani alttan, alttan. Tokatı, ağza tükürmeyi falan sokma dedim daha baştan işin içine.
Gerçi olay oraya kadar gitmeyecek gibi zaten… Hatun buna MMS ile yeşillikler içinde çektiği villa evlerin fotoğraflarını göndermiş. Büyük hayal kırıklığı yaşadı çocuk. Hem hayal kırıklığı, hem turn off… Bu kız izdivaç istiyor dedim… Siz söyleyin, kadın dilinde nedir bu?
[Bu içerik, yalnızca Bold üyeler tarafından görülebilir] Daha önce üye olduysan buradan giriş yapabilirsin. Eğer üyeliğin yoksa, 18 yaşından büyük olmak koşulu ile buradan bir hesap açabilirsin.
Daha önce üye olduysan buradan giriş yapabilirsin. Eğer üyeliğin yoksa, 18 yaşından büyük olmak koşulu ile buradan bir hesap açabilirsin.
Ünlü fotomodeller, seks ve porno yıldızları…. Hiçbir şekilde onların fotoğrafları ile blogdaki yerimi ziyan etmeyi düşünmedim. Porn surfer kariyerimin başlangıcında ilgi göstermişliğim olabilir mi bu tarz şeylere bilmiyorum. Çok uzun zaman oldu açıkcası. Artık kendimi bir porn surfer olarak da tanımlamamalıyım belki. Varsa bu işin bir gourmet mertebesi, oraya doğru yaklaştığımı zannediyorum. Dedim ya zannediyorum, belki de yanılıyorum.
Jenna Jameson gibi yıldızlar zerre kadar ilgimi çekmiyor. Hiç bir zaman çekmedi. Daha çok Stoya veya Sasha için benim zevkime uygun hatunlar olduklarını söyleyebilirim. Sizin de farkettiğiniz gibi ”the girl next door” veya bizdeki adıyla ”komşu kızı” tiplemesi daha çok bana hitap ediyor. Masumiyet benim için önemli sanırım. İçimdeki japon bunu söylüyor…

Stoya… Branşın yeni parlayan yıldızı
Şu internet muazzam birşey. Sayesinde koca sermayeli, 1.hamura baskılı rezil dergilerden kendimizi kurtardık. O tarz dergilerin kullandığı profesyonel modellerde masumiyeti ve komşu kızı tiplemesini görmek zor. Profesyonel bir çalışma olunca arkasında, benim aradığım hava kayboluyor. Bakın şu sağdaki Günün Gacısında resme tıklayıp büyüttüğünüzde pozları veren kızdan model diye bahsetmiyor, sağ alt köşede Contributor diye geçiyor. ”Katkıda Bulunan” diye çevirmek doğru olabilir…
Bu tarz sitelerden biri olan Suicide Girls’e olan yıllık aboneliğim bitmek üzere. Torrentlerden tüm fotografları indirmek mümkündü zaten. Ama sırf blog okurlarının hatırına içeride ne var ne yok diye bakmak için abone olmuştum. Cehennemi görmeden cehennemi anlatamazsın diye bir atasözü var…Bir de var öyle kafamda bir yerde hep, benzeri tarz bir çalışmayı ticari amaçla yapmak. Bir nevi staj amaçlı bir üyelikti benimki. Bu proje Türkiye koşullarında zor görünüyor. Daha Günün Gacısı yerli versionuna yeteri kadar ”contributor” toplayamadım. Hatunlarımız devlet memuru gibi ”bugün git yarın gel” diyor hep. İsveç’de gerçekleştiririm belki projeyi… Gaykedi’den gelen bir mime bir cevap olabilir mi bu?
Evette bookmark’ıma aldığım contributor’lerden biri Suicide Girls’de. Sitede fotoğrafları yayınlanan hatunlarla muhabbet, mesajlaşma mümkün. Bir nevi sosyal ağ orası da. Evette’nin profil sayfasına sigara içmediği ve yay burcundan olduğu yazıyor. 1,66 boyunda. Aynı zamanda I support Obama diye de bir ibare gördüm. Bir de şu var….
Gets me Hot: Old men
My Kink Factor : I’m saving myself for Jesus!
Neyse ben anlatmayayım resimleri yapsın o işi. Bir de Dick Dale, ”Esperanza” ile eşlik etsin fotoğraflara…

Erotik, pornografik materyallerin önünde iki büyük problem var gördüğüm. Birincisi pornografinin modern toplumlarda dahi her zaman masa altından tüketilen ve satılan bir ürün olması sebebiyle piyasa ekonomisinin ürünü sürekli geliştirici, müşteriye avantaj sağlayan olanaklarından yeterince yararlanamıyor olması. İkincisi ise saldırgan ve ticari şekli ile neredeyse tamamen erkekler için, erkekler tarafından üretilmesi.
Ayıp ve utanç verici olarak görülen pornografi gizli kapılar ardına üretilip, pazarlanıp, tüketildiği için bizler, yani tüketenler ürüne herhangi bir geliştirme, düzeltme yapmak gibi bir katkımız olamıyor. Ne şekliyle baksan yarı illegal… Tv lerde şifreli, ekstra ücrete tabii, dergicilerde en köşede, poşet içinde. İnternette olan şekliyle de çok saldırgan pazarlama sonucu ters tepkiler verebiliyor. Bunca olumsuzluğun içersinde ekonomik krizlerden etkilenmeyen ve milyar dolarlar üzerine milyar dolarlar kazanan bu branşın önünde saygıyla eğilmek lazım. İnsanoğlunun cinselliğe olan merakı ve branşın internet teknolojisini belki de en iyi kullanan branş olması onları en azından ekonomik olarak hakettikleri yere getiriyor. Fakat bu arada kaliteden çok fazla ödün verildiğini de görüyoruz. İşte bu, klasik ”pornografi kadını aşşağılamaktır” teranesine sarılanların en büyük kozu. Ancak sevindirici olan, tüm ibrelerin bu olumsuzlukları teknoloji, girişimcilik ve zamanın yardımıyla çözeceğimizi göstermesi.
Web 2.0 internet kullanıcısını hem içeriğe katkıda bulunmaya hem de diğer katkıda bulunanlarla iletişim kurma noktasına getiriyor. Örnek 5posta.org ve Günün Gacısını Türk Yapma Projesi.
Web 3.0 bizlere yalnızca aradığımız, ilgilendiğimiz konularda 2.0 ı kaldığı yerden alıp ilerletmemizi sağlayacak. Google’ın bizlerin arama alışkanlıklarımızı kaydetmesi, hatırlaması ve bize bununla alakalı içerikler sunması bu yolda olduğumuzu gösteriyor. Stumble Upon’da aynı kategoride başka bir hizmet. Facial sevenlere Cum Swapping tavsiye edecekler, bilgisayarında Blacks On Blondes videoları bulunduran kulüp üyesi Toz’a, google arama kelimesi olarak ”horse cock” önerecek…
Tahiminime göre Web 4.0 aşamasına geldiğimizde ise yaşantımızın her anında online olacağız. İphone bunun temellerini attı bile. 3G teknolojisi ve konforlu internet kullanımının üzerine bir de video ve daha iyi kamerayı koyduklarında wordpress eklentisi sayesinde St. Petersburg’da lüks bir genelevde yapılan private live şov, röportaj ve film sekvensleri ile anında Malatya, İsmet İnönü Bulvarı 42 numarada izlenebilecek.

Tüm bunlar tabuların yıkılmasına yol açacak kuşkusuz. Çok pislik olacaktır arada. Ancak herşeyin daha açık yapılması, müşteriden tepkinin direk gelmesi ve çeşit fazlalığı kaliteli olanların sıyrılmasını sağlayacak.
Bu birinci maddeydi. Gelelim ikincisine, erkekler için erkekler tarafından yapılan pornografiye. Kulüpte konuşulan konular, forum ve chat zaten çok açık gösteriyor ki kadın milleti öyle kimsenin zannettiği gibi çıplaklığı gördüğü yerde yüzü kızarıp yere bakan bir millet değil, Türkiye’de bile…
Aldığım izlenimler, yukarıda saydığım web in 2.0 ve üzeri versiyonlarında kadınların da erotik ve pornografi konusunda üretime katkıda bulunmaya istekli oldukları.
Türkiye’de tabii tüm bunlar bir mücadele istiyor. Dinine reform getiren, toplumundaki diğer kurumları da yerine oturtan ve umutlarını öteki dünyaya bağlamaktansa bu dünyanın keyfini çıkaran batı ise çoktan kolları sıvadı bile.
Erica Lust bu konuda ilk aklıma gelenlerden. Erica kendisini ”sex culture expert” ve ”feminist” diye tanımlıyor. Kadınlar için erotik filmler ve başkaca ürünler piyasaya süren bir şirketi var. Bakın sitede konsept nasıl açıklanıyor;
Welcome to Lust Films, an adult entertainment production company with a modern, feminine and feminist approach. We produce movies for women and couples, TV programs and series, documentaries, Internet content… a new audiovisual product with style, humor, passion, glamour, design, and of course… sex.
İşte bu… Sekse ve cinselliğe pozitif bakan bir kolu da var feminizmin. Yarattıkları konsept tabii ki erkeklere de uygun. Yıllarca kıçı kırık video paylaşım sitelerinde paldır küldür tokuşan insanlardan bıktıysanız siz de seveceksiniz. Sasha Grey, deepthroat, fisting kalbimizdeki yerlerini korusa da Erica Lust’un ortaya çıkardığı tarzın sizleri bozacağını zannetmiyorum. Seks tek kişiyle olduğu zaman adı mastürbasyon. Asıl eğlence iki kişi olunca ortaya çıkıyor. Yatağa gül se serseniz, kırbacı da yağlasanız iletişim şart. O zaman pornografi konusunda kadınların söyleyecek birşeyi varsa, dinlemekte fayda var.
Son Atılan Yorumlar