Fetiş ve BDSM videolarının en iyi ve kaliteli olanları bile pek çok kimseye hitab etmeyebilir. Nazik bir konu, insanoğlu bilinçaltını topluluk önünde açmak istemiyor. Bu tarz eğilimleri ise insanlara hissettirmeden yaşamanın pek imkanı yok oysa. Pekçoğumuz pornografik materyalleri tüketmekte bırakıyoruz işi, bir kısmımız bu materyalleri sıçrama tahtası olarak da kullanıyor. İnsan kendini keşfedebiliyor bu tarz pornografik ürünleri tüketirken.

Tabii başta da belirttiğim gibi bu herkese uyacak diye birşey yok. Çoğu insan sapıklık olarak görüyor. Ancak yapılan bir takım araştırmalar BDSM eğilimlerin yüksek öğrenimli insanlarda daha sık görüldüğünü de ortaya koyuyor. Burada eğitimin birebir direk etkisinden ziyade, hür düşünceye ve söz konusu şahısların tabulara aldırmamasına referans vermek daha doğru olur.

Sokaktaki sıradan insan için BDSM, fetiş videolarının içeriği tamamen sapıkça. Bu tarz materyalleri üreten, fetiş filmlerinde oynayan oyuncular ise uyuşturucu müptelası. Bir de bu materyalleri üreten kötü kalpli, zoofil, pedofil insanlar var. Tek amaçları para kazanmak olan bu canavarlar ağlarına düşürdükleri kızları tehdit ederek veya uyuşturucuya alıştırarak emellerine ulaşıyorlar.

Üzerime gizli kamera monte edip peşinden koşacak halim yoktu Pornografinin kötü kalpli, karanlık ruhlu, satanist çocuğunun. Gerek de kalmadı pek. Kimseden korkusu olmayan bu kötü kalpli adam nedense transparan olmayı seçmişti zaten.
Kötülüklerin efendisi 36 yaşındaki İngiliz Peter Acworth. Peter 96 yılında Amerika’ya finans konusunda doktora yapmaya geliyor.

Arada bir anavatandaki gazeteleri de internetten takip eden Peter, birgün pornografik resimler satarak 250 bin sterling kazanan itfaiyecinin hikayesini okur.
”Kısa zamanda fazla bir efor sarfetmeden bu parayı kaznanan itfaiyeci bana ilham verdi. Açıkçası onun fikrini kopye ettim”
diyor Peter Acworth. Esasında biraz alçakgönüllülük yapıyor. Çünkü kendi eseri olan Kink.com un emek sarfedilmemiş bir proje olduğunu söylemek insafsızlık olur. Bugüne kadar bölük pörçük yapılmış BDSM pornografiyi tamamen yeni bir konsept ile bir çatı altında topluyor adamımız. Haftada 1,5 saatlik yeni bir video ve fotoğraflarla site güncelleniyor. 60.000 paralı üyesi var, aylık aidatı 30 dolar.
Esasında Peter’in hikayesi çok geniş bir haliyle New York Times‘da var. Orta halli bir İngilizceyle kolayca anlayacağınız, detaylı bir yazı.
Gördüğümüz gibi ortada bir öcü falan yok. Girişimci, kafası çalışan bir arkadaşın başarı hikayesi bu. Başka bir röportajında akşam eve gidip karısıyla tv de American İdol tarzı programlara baktığını söylemişti. Sıradan bir insan…
Aranızda merak edenler vardır, bir porno film stüdyosu neye benzer, çalışanlar kimdir, oyuncular kamera arkasında nasıldırlar? Bu merakınızı bir nebze giderecek bir video’yu buraya koymayı bir görev biliyorum. Bayağı bir kadın çalışanı var şirketin. Videonun hemen başında gözüken bina eski bir cephanelik. Baba bir meblağ ödeyerek satın alıyor Peter bu binayı. Çekimlerin bazıları burada yapılıyor. Bir kısmı ise Doğu Avrupa’da…
Apache’nin üzerine konuşalım dediği video da bu şirketin bir prodüksüyonu. Macaristan’da çekilmiş. Bolca Public Sex sahnesi var. Hatunu bağlayarak inşaata götürüyorlar, orada ameleler cep telefonuyla falan pozlar çekiyor.
Videoda da açıklanıyor, olay humiliation yani aşşağılama üzerine. Ancak şimdiden söyleyeyim konuyu idrak edemeyip hala feminizm konusunda patinaj çekenler zahmet edip yorum yazmasın. Hayır yayınlarım, ama kendileri komik duruma düşer.
Filmin kısa bir özeti sosyal tesisler‘de var. Kısa bir işlemden sonra üye olmak mümkün oraya. Biraz şey sahneler var, o yüzden orada yayınlanıyor. Bundan sonra bu şekilde içeriği hafif ohaa olan videoları sosyal tesislerde tutmayı planlıyorum. Apache ”konuşalım bunu” dedi. Ben arka planından bahsetmek istedim daha çok. Eğer sosyal tesislerde seyrettikten sonra olayı tartışmak isteyen varsa, buyrun burada yapalım o işi…
5 Posta Sosyal Tesislerinde gazoz içip film seyredin… Bedava….
İmza
Gençlik ve Spor Bakanlığı
Müşterini enayi yerine koymayacaksın. Bunu adult webmaster kursunu alırken bize ilk dersde öğrettiler. Branşda çokca vardı o zamanlar, hala da var. Ön sayfada anonsunu yaptığın ürüne tıkladığı zaman alakasız şeylerle karşılaşmamalı müşteriler. Bu basit kurala uymadığın zaman internet gibi rekabetin çok olduğu bir ortamda bütün sermayeni yersin. Madem kapitalist olmaya soyunuyorsun o zaman sırf müşteriyi skmek değil, biraz da kalite vermek zorundasın.

işte burada, bir tıklama ötede, internette en çok tıklanan resimler, dünya bu resimlere gülüyor!!!!
Benim sözüm bildiğiniz anlamda pornografik materyal içeren sitelere değil. Çünkü bunlar cidden de kendilerini son yıllarda büyük ölçüde düzelttiler. En azından ciddi ve kalıcı olmak isteyenleri böyle yaptı. Bu da kaçınılmazdı, çünkü seks ve pornografi konusunda o kadar çok aktör var ki piyasada. Hızlı internet, performansı güçlü bilgisayarlarla birlikte ziyaretçi beğenmediği bir siteyi anında terkediyor ve alternatifini bulmakda da hiç gecikmiyor. Bütün bunlar tabii dünyadaki standartları düşünerek gözönüne alarak yaptığım tesbitler. Atina’nın doğusunda başka gerçekler başlıyor…
Bu postanın konusu ülkemizde yayın yapan sosyal ve yasal pornografi siteleri. Kim bunlar? Hurriyet.com.tr bunlardan bir tanesi mesela. milliyet.com.tr, sabah.com.tr gibi daha da sayabiliriz… Sosyal ve yasal pornografi sitesi dedim. Kendi felsefemde yaptığım tanımın tersine burada pornografi kelimesini Ayşe Sargın’ın tanımına birebir sadık kalarak kullandım. Ekonomik çıkarlar için insanı aşşağılamaktan çekinmeyen, kendi içinde gruplara ayrılan, lobi çalışmalarıyla rantını garanti altında tutan porno branşı.
Bir medya patronu ile ülkeyi yöneten apaçık güreşiyorlar gözlerin önünde. İkisinin de çamaşırları dökülüyor ortaya. Kimin haklı kimin haksız olduğu benim için önemli değil. Burada dikkat etmemiz gereken bir medya patronunun ne gibi servetleri elinde tuttuğu, yenilerinin peşinden nasıl koşturduğu. Klasik sol söylemlerin dışında kalmayı yeğlerim, servet düşmanı hiç olmadım. İş dünyasında başarılı olan insanları hayranlıkla izleyip dersler çıkarmaya çalışmalı insan. Burada sorumluluk halkta tamamen. Birden fazla gazete ve tv kanalını elinde tutan, ekonomik çıkarlarını bu derece aktif ve ofansif bir şekilde savunan bu insanın verdiği habere, yaptığı programa güven olur mu? Bahsi geçen kişi ne kadar art niyetsiz olursa olsun olaylar karşısında objektif bir tavır takınabilir mi? Bütün bunları bile bile bu medyayı tüketerek ülkenin sorunlarını, mutluluklarını, gururunu, utancını objektif olarak ne kadar değerlendirebilirsin? Mümkün değil…
O yüzden temcit plavı gibi sürekli önünüze getiriyorum, internet toplumların demokratikleşmesinde, uyanmasında, KANDIRILMAYA SON demekte en önemli araç. Bloglar, forumlar, internet gazetelerine yazılan yorumlar bu demokratikleşmenin gözle görülür örnekleri. Siyasi görüşün, mezhebin, cinsel tercihin veya etnik kimliğin ne olursa olsun kimseye sormadan bir blog açıp veya bir foruma üye olarak görüşlerini ortaya koyma imkanın var. Gördüğümüz kadarıyla da insanlar bu özgürlüğü sonuna kadar kullanmaya kararlı.
Üstüne üstlük artık belli bir konuda bilgi sahibi olan bir insan, bu bilgilerini toplum ile paylaşmak için büyük bir medya patronuna sırtını dayamak zorunda değil. Klavyede yazı yazmasını bilen herkes sazı eline alabilir. Ancak bu yeni bir durum, uzun zamandır yaşadığımız bir tecrübe değil. Esasında blog dediğimiz olayın anası olan, CMS (Content Management System) bundan 6-7 sene önce yalnızca ekonomik olarak güçlü medya şirketlerinin para ödeyip satın alabildiği bir şeydi. Yüzbinlerce YTL gerekirdi bu sistemleri şirketlere kazandırmak için.
Çoğu sol görüşlü insan piyasa ekonomisini hor görür. Oysa ki bu ekonominin global bazda işlemesinin bir sonucu olarak bu pahalı teknikler çoğaldı, çeşitlendi ve fiyatlar düştü. Çünkü interneti kullanan insan sayısında da artış olmuştu. Üstelik bu sistemleri geliştiren insanlar normal kullanıcının aleyhine olan teknik bilgi bariyerini de kaldırdığı zaman olay tamamen patlama yaptı. Google Blogspot buna bir örnek mesela.
Bunların arasında sistemi amatör zevkleri için kullanmayı sürdürenler olduğu kadar, işletmeci ve atılımcı tabiatını internete taşıyanlar da az değil. Türkiye’de bu potansiyel var mesela.
Günlük gazeteler çok boktan Türkiye’de. Haberlerin derinliği yok, araştırmacılık sıfır. Yurtdışı haber ajanslarından parayla satın alınan haberler tercüme edilip yayınlanıyor. Mesela Hürriyet’in çok yaptığı birşey, bazı haberlerin altına not düşüyorlar:
Bu haberi izinsiz kullananlar hakkına yasal işlem yapılacaktır diye afra tafra yapıyorlar. Oysa internette en çok tıklananlar adı altında Rus blog sitelerden (izinsizce) kopyaladıkları materyalleri okuyucuya sunuyorlar. Bunu yaparken de abaza Türk halkının gıdısını okşamayı seviyorlar. Facebook kızları, topuklu ayakkabı yarışması, sarhoş kızlar vesaire… Bu konuyla ilgili kendimin de beğendiğim bir blog postum var, okumadan geçmeyin…

Bu haberleri yorumlayıp değişik bakış açısı getirebilecek kadroları kurmak da umurunda değil medyanın. Eminim Türkiye’deki blog aleminden çıkacak bir grup insan çok daha kaliteli bir internet magazin, haber, kültür yayıncılığı yapabilir. Yüksek kalitede olur bu. Var böyle insanlar. Yeter ki Türk’ün genetiğindeki organize olamama özelliği bir şekilde bertaraf edilsin. Bunun bir örneği Amerikalı Daily Kos. 533,000 Rss okuyucusu var, gerisini siz düşünün. Amerika gibi mankafanın bol olduğu bir ülkede popüler olmuş…
Böyle birşeye ihtiyaç var çünkü. Şaşıyorum, internet girişimcileri en olur olmaz fikirleri hayata dökmek için inanılmaz çabalar harcıyorlar. Oysa herkesin gözünün önünde duran şey bu milletin bağımsız ve kaliteli bir medyaya ihtiyacı olduğu.
Ancak bu fikir uygulamasıyla beraber tutarsa işi çok büyütüp holding haline getirmemek lazım. O zaman ruhunu kaybedersin. Benim dediğim 5-10 tane adamın (kadın-erkek-ibne-lezzo) bir araya gelip böyle birşey çıkarması.

Medya ve politikanın içine çıkar girince güvenilirliğini kaybediyor. Çıkar kavgasının girmemesi de imkansız. Çünkü medya ve politikayı elinde tutmanın verdiği güç inanılmaz.
Zannediyor musun, milletvekili seçilmek veya milletvekili kalabilmek için sünnet, düğün, cenaze gezip bundan arta kalan zamanlarında şirketleriyle belediye ihalelerine giren insanların senin günlük hayatını iyileştirecek işleri yapmak için vakitleri olduğunu… İnanıyorsan aptalsın!!!
Zannediyor musun, bir futbol maçını bile kendi tv kanalı vermiyor diye hangi saat ve kanalda yayınlandığını gazetesindeki tv programında bildirmeyen adamın iç mihrağı, dış mihrağı sana doğru yansıttığını. Okuyorsan gazetesini aptalsın!!! Bakıyorsan tv sine cahilsin!!!
Hayır, bütün bu uzun postayı yazmama sebep olan olayı söyleyince belki inanmayacaksınız. İlk paragrafa dönüyoruz, adamı aptal yerine koyuyorlar… 24 Eylül tarihli Hürriyet’de baş sayfa… Başlık şu, ABD de iğrenç tartışma… Eee neymiş bu?
Lindsey Lohan‘ın (kim bu be?) babası, kızının lezbiyen evlilik yapacağı kadının tuvaletten g.tünü silmeden çıktığını gazetecilere söylemiş. İnanın benim gibi nazik bir insanın ağzından duyamayacağını sandığınız küfürlerle geçtim gazeteyi, haberi yapanı, redaktörü, çaycısını…
Beni dinleyin, üçünüz beşiniz toplanıp şunlara alternatif birşey kurun. Adam gibi birşey sunun şu millete. Elin orospusunun götündeki bok ta eksik kalsın.
Porno filmlerde oynayan kadınların gerçek hayatta nasıl olduklarını düşündünüz mü hiç? Ne yerler, ne içerler? Zevkleri nelerdir? Kültür düzeyleri vesaire… Çoğunluk onların uyuşturucu bağımlısı ve pislik içine düşmüş olan zavallı insanlar olarak görür. Özellikle de feministler pornografi branşını tanımladıklarında bu şablonun içine koyar kadını. Çok çarpıcı… Kadını yüceltmek ve onun toplumda hakettiği yerini vermek için yola çıkan bir akım belirli bir kesim kadını yerin dibine batırmak için en etkili propagandayı yapmaktan kaçınmıyor. Hatırlayın konuyla ilgili postamı…
Seks branşının emekçisi eskort hatunları bir köşeye bırakalım. Onları ayrı bir postada, hatta pekçok postada ele alırız sonra. Bu emekçilerin ötesinde bir de daha büyük düşünüp orjinal fikirlere imza atan ve bunu yaparken de bir estetik kaygı güden kadınlar var. Bunlardan birisi Joanna Angel.

Joanna şu aralar adından sıkça bahsedilen alternatif pornografi sitesi Burning Angel‘ın kurucusu. Bol dövmeli rock hatunlarının hard-core pornografik video ve resimlerini içeren Burning Angel sırf pornografi değil, punk-rock müzik gruplarına ait röportajları da içeriyor. Bu saygıdeğer hanımı benim için ilgi çekici kılan, kendi sitesinde hem yazar, hem direktör, hem porn-star hem de editör olarak koltuğunda birden fazla karpuz bulundurması.
Hatun esasında koyu bir yahudi aileden gelme. Üniversitede aldığı İngiliz Edebiyatı eğitiminin karnını fazla doyurmayacağını anlamış ki beraber evi paylaştığı arkadaşı ile beraber bir porno site açmaya karar veriyor. Çıkış noktası Suicide Girls tarzı. Fakat bir adım daha da ileriye giderek hard-core porn‘a da yer veriyor sitede.
Herkesin kendine göre bir feminizm anlayışı var. Ben ve Joanna birbirimizin haberi olmadan aynı feminist görüşü paylaşıyormuşuz meğer. Orası burası ameliyatlı porno yıldızları yerine gerçek hatunları kullanıyor sitesinde. Tamamen gerçek görünen hatunlar, hepimizin tanıdığı kızlara benzeyen, artılarıyla eksileriyle, güzellikleriyle, çirkinlikleriyle…

Bir kitap var. “Naked Ambition: Women Who Are Changing Pornography”. Feminizm ve pornografi üzerine konuşacaklar ilkönce bunu bir okusun. Kitabın bir köşesinde şöyle diyor Joanna;
“I’m not so sure I started a revolution, but I know I started something pretty awesome, and most important, I feel like a true, honest-to-god feminist.”
Joanna müzik çevresinde de oldukça tanınan bir kişilik. Orada burada hazırlanan müzik videolarına kendi modellerini gönderiyor. Bangkok 5 adlı grubu bilmiyordum, konuyu yazarken karşıma geldi. Klipteki hatunlar Joanna’nın mesai arkadaşları. Acayip hoşuma gitti müzikleri. Solistin sesi, kulağı rock müziğe yatkın olanlar için çok iyi bir ses olarak gelecektir tahminim.
Seks ve rock & roll hep birlikte anıldı bugüne kadar. Değişen tek şey kadınların da artık bu işe kenardan seyirci olarak bakmaktan vazgeçip olaya aktif olarak girmeleri. Bir anda kalitenin yükseldiğini görüyoruz. O kadar çok başka örnek var ki bu konuda. Kadın ve mastürbasyon başlıklı postamda ifeelmyself.com ve beautifulagony.com a yer verdim. Yeri geldikçe diğerlerine de değineceğim. Ancak körlerle sağırlar birbirlerini ağırlar misali bizbize konuşmayalım. Feministler de biraz kafayı kaldırıp baksınlar, dünya nereye gidiyor diye.
Neyse uzatmadan şu video klipe geçelim. Belki kendi müzik kolleksiyonunuzda bu tip şeyler yoktur, olmayabilir. Herkes aynı zevke sahip olsaydı çok sıkıcı bir ortam olurdu zaten. Ancak arada bir değişik şeyler denemek iyidir. Bugüne kadar hoşlanmamış olman bugün hoşlanmayacağın anlamına gelmez. Bak hafta sonu da geldi. Kendini o moda geçir. Ama öyle sesi falan kısıp dinlemeyin, ayıp edersiniz sanata… Şöyle basını tizini ayarlayıp bangır bangır dinlemek lazım…
Starting Me Up Again (Diary of a Teenage Cutter)
Böyle bir türkü mü vardı, ne? Kendine yapılmasını istemediğin şeyleri başkasına yapma…
Find more videos like this on RedTube
Bilmiyorum aranızdan kaçınız birkaç posta önceki yazıma referans olarak verdiğim Ayşe Sargın‘ın çalışmasını okudunuz? Pornografi, siddet ve kapitalizm adlı bu çalışma Türkiye’de ilk olması bakımından önemliyken pekçok eksiklikleri de içeriyor. Herşeyden önce Ayşe Sargın bu araştırmayı yaparken, bizim mainstream porn dediğimiz çeşidinden başka bir tarz yakalayamamış. Yazık, çünkü tamamen piyasa ekonomisinin ve sonsuz özgürlüğün (bütün engelleme çalışmalarına rağmen) hüküm sürdüğü internette akıllı insanların yaptıkları yaratıcı ve estetik prodüksüyonlara sıkça rastlamaya başlıyoruz.
Başlıyoruz dedim, yaklaşık 5-6 sene öncesine kadar bu mümkün değildi. Fakat internet sektörü de her sektör gibi doğuş, emekleme, büyüme ve olgunluk evresi geçiriyor. 90 ların sonunda TGP (Thumbnail Gallery Post) dediğimiz pornografik materyal içeren siteler vardı. Thumbzilla.com bunlardan biriydi mesela. Hatta o dönemki kız arkadaşımın bilgisayarımı karıştırması sonucu sinir krizi geçirmesine sebep olan site de Thumbzilla idi…
Ayşe Sargın’ın çalışmasında belirttiği gibi bu TGP siteleri de içeriklerini kategorize ediyordu. Teen, Interrracial, Amateur, Cumshot, Anal, Threesome, GangBang vb… O dönemlerden hiçbir estetik erotik site hatırlamıyorum. İnternet resim ve sonradan video nun kullanımını kitlelere basitleştirerek ulaştırdığında ilk patlamayı yapan hard porno siteler oldu. Ben bu olayı, şişman bir insanın Mc Donalds da ketçap ve sosu yüzüne gözüne bulaştırarak, ağzını sonuna kadar açarak hamburger yemesine benzetiyorum. Çok şişman olmaya gerek yok, bizler de zaman zaman çok aç kaldıktan sonra yemeğe oturduğumuzda böyle iğrenç bir şekilde yemişizdir. İnsanlar da utanarak aldıkları dergilerin soğuk ve cansız sayfalarından sonra internette kimseden utanmadan istedikleri resim ve filmelere ulaşıp, bir de üstelik bunları kaydedebilme imkanı bulunca aynı hamburgercideki şişman amcamız gibi yumuldular.
Ne teknoloji, ne de insan yerinde durmuyor. Aradan belli bir zaman geçince internet kullanıcısı olan bizler belli bir olgunluğa eriştik. Artık zevklerimizi ve meraklarımızı rafine etme zamanı gelmişti. Seks ve pornografi sok-çıkar, surata-ağza attır değil çoğu zaman. Hoş, ideal ve duygusal bir ilişkide bile zaman zaman hayvansı seks dürtüleri ve bunlara yenik düşmek tahrik edici gelebilir. Kimimiz bunu yılda bir iki defa yapar, kimimiz beş postanın üçünü böyle atar… Sok-çıkar-boşal tarzı pornografi artık biraz retro oldu diyebilirim. Sebebi de dediğim gibi bilinçlenen, zevklerini bileyen internet kullanıcısı… 2008 yılında artık her ske göre g.t var diyebiliriz, amiyane tabiri ile…
Ancak internet dediğimiz amazondan bu güzellikleri bulup, çıkarmak için deneyimli bir internet kullanıcısı olmak, teknolojiyi tanımak, dinsel ve ahlaksal endişelerden kendini sıyırmış olmak, meraklı olmak, kendi seksüalitesinin ve tercihlerinin bilincine varmış olmak gerekiyor. Ayşe Sargın eğer baştan pornografiyi karalamak için yola çıkmış olmasaydı, eminim kendisi de bu güzellikleri bulup çıkartırdı.
Bu güzelliklerin neler olduğuna gelmeden önce başka bir konuya da ucundan hafifçe değinmek istiyorum. Fuhuşa ve pornografiye bakarken çoğu insanda bir prototip düşünce var. Sargın’ın suçu kapitalizme yüklediği yer de burası… Sermayesi olan erkeğin, fakir ve çaresiz olan kadını soyunmaya ve vücudunu satmaya zorlaması… Klişelerden biri bu…
Erotik içerikli site çalışmalarımla ilgili postaları okumuşsunuzdur. Dolayısıyla biraz da olsa tecrübe sahibi olduğumu düşünüyorum. Geçen hafta birgün bizim Serkan ile yürüken karşımıza 3 adet polis çıktı. 2 erkek ve 1 bayan polis. Erkekleri fazla göremedik, çünkü bayan polisin güzelliği karşısında dilimiz tutuldu. 1.85 boy kesin vardı. Koyu lacivert üniforma, kraliyet arması, ve başındaki şapka… Ve cidden de son derece güzel bir hatun. Üzerinde de üniforma olunca beynin lobları çalışmaya başlıyor tabii. Serkan sordu şakayla karışık, ”soyunmayı teklif edip, senin siteye koysana resimleri”… Arkasından da ekledi ”kaça para ister acaba?”. ”5000 kron en fazla, o da polis olduğu için yüksekten uçar. O sebeple” diye cevapladım. Serkan ikna olmadı… Sokaktaki vatandaş bir hatunun yaklaşık 500 euro için soyunabileceğini düşünmüyor. Oysa ben o rakamı polis olduğu için vermiştim. Bu işi profesyonel yapan normal bir hatun 3 saatlik foto seansına 250 euro alıyor. Bunu geçelim, community sitelere erotik fotoğraflarını bedava gönderen hatunlar var.
Peki kızları soyunmaya iten ne? İsveç gibi bir refah toplumunda kimsenin açlıktan ölmediğini düşünürsek bu hatunların soyunmasını nasıl açıklarız. Bence cevabı çok basit… Kendi güzelliğine güvenen, belli bir özgüveni olan kızlar bu işi yapmaktan zevk alıyor. Soyunmaktan dolayı kendilerini neredeyse sarhoş edecek bir zevk aldıkları benim kendi tesbitim. Sırf kadınlara özgü de değil bu. Pekçok erkek de yapıyor aynı şeyi. Kilit nokta kadın veya erkek olmak değil zaten. Kendisiyle barışık olup, fiziksel özelliklerinin başkaları tarafından aranıyor ve tasdik ediliyor olması duygusu. Her ne kadar feministler böyle düşünmek istese de bu hatunların soyunması için kötü yürekli, para canlısı bir pezevenge ihtiyaçları yok.
En basitinden alalım, 5posta’nın sağ tarafına baktığımızda Günün Gacısı var. Amazondaki güzelliklerden bahsederken, rafine edilmiş zevklerden konuşurken örnek vermek isteyeceğim sitelerden bir tanesi… Tamamen amatör hatunlardan oluşuyor modelleri… Ishotmyself.com, adı üzerinde kendi resmini çeken hatunlardan oluşturuyor içeriğini…
HegreArt fotoğrafçılık sanatını ve kadın vücudunun muhteşemliğini her yönüyle ele alıyor. Modellerini daha çok Doğu Avrupa’dan seçen Petter Hegre Norveçli bir fotoğrafçı. Hah !!! Zengin Avrupalı fakir doğu bloğu kızlarını parayla soyuyor.!!! Bu ihtimal zayıf, çünkü Petter kendi modellerinden Luba Shumeyko ile evli. Luba’nın ve kardeşinin fotoğraflarını bu postada vermiştim.
İsterseniz telif hakları-copyright konusunu yazdığım şu günlerde, sırf bunun hatırına siteye gelen diğer ziyaretçilere karşı iyi bir ev sahipliği yapıp şeker tutayım. Alın HegreArt dan kapak fotoğrafları…

Şimdi aranızda özellikle bayan okuyuculardan bu fotoğrafların estetik, sanatsal ve iç gıcıklayıcı olup olmadığına dair fikirlerini soralım. Cevabı ben de merak ediyorum…
Pornografi ve erotik materyal üretimi-tüketiminde kaliteye geçebilmek için gerekli toplumsal şartların yanında yukarıda bahsettiğim internetin doğma, emekleme, gelişme ve olgunlaşma evrelerini geçirmek lazım. Bu evreleri geçirebilmesi içinse demokratik ve özgür bir ortama ihtiyaç var. İran, Çin, Suudi Arabistan gibi ülkelerde bu gelişimin dünyaya paralel bir biçimde yaşandığını söyleyemeyiz. Aramızda dimağı açık olup bu gelişimin meyvesini yiyenler, internetin gelişimini diğer hiçbir toplumsal alanda olmayan özgür (engellenmesi zor olduğu için şimdilik özgür) tarafına ve batının serbest piyasa ekonomisi, özgürlük ve demokrasi anlayışarına borçlu. Diğer ne idüğü belirsiz toplumlarda ise iki ileri – bir geri sisteme rağmen çağa uymaya çalışan gençler var. Onlar da olmasa ortalık zombilere kalacak.
Erotik site açmaktaki amaç tabii ki para kazanmak. Böyle bir iş her erkeği bıyık altından güldürür. Hem cıbıl hatunların arasında iş yapacaksın hem de para kazanacaksın. Düşünmesi bile iç gıcıklayıcı. Yalnız sırf bu düşünce ile işe başlanırsa daha baştan sonu belli o işin. Sektörün ucundan girip çıkmıştım 2000 senesinde. O zaman olay başkasının malını satmaktı. erotik içerik üreten sitelerin reklamlarını yapıp, gelirlerinden pay almak olarak özetlenebilir sistem. Kimseye tavsiye etmem, hamallıktan başka birşey değil.
Bu seferki planlı bir şekilde gelişmedi esasında. İşin içinde bizim fırlama Svetlana var. Garip bir durum bizimkisi. Arkadaş gibi ama değil, çakışmaya meyilli, bir yandan da çakışmayarak kendi kendimizi gıdıklıyor olmak gibi bir durum. Eskiden olsa skmeden rahata ermezdim. Şimdi bu bir arada bir derede durum bana da keyif veriyor. Topu kaleye sokarsak eğlence bitecekmiş gibi bir olay var yani.
Svetlana gibi 18 yaşında yeni lise mezunu isen ekonomik durumun tabii ki parlak değil. Kafelerde, mağazalarda kötü maaşlara çalışmaktan başka şansın yok. Yalnız bizimkisi ek iş olarak 18 yaşından küçük okul öğrencilerine ev partilerinde falan tüketmek üzere alkol temini de yapıyor. Getirisi iyi olsa da düzensiz bir iş, riski de var aynı zamanda. Polisin eline düşüp fişlenmek gibi…
Bir kış akşamı telefon aldım O’ndan…”Hadi bir yerlere gidip içelim”. Köhne, ucuz bir yerde buluştuk. 5posta daha o zaman fikir aşamasındaydı. Onu sordu, biraz projenin çerçevesi üzerine lafladık.
-Para kazanacak mısın 5 posta’dan?
-Yok, bilmem, biraz zor gibi
-Dooru tabii Türkiye müslüman ülke orda gitmez
-Yok kızım abartıyosun, hayatında hiç gitmemişsin Türkiye’ye ahkam kesiyosun. Bi sürü adam var orda benim gibi
-Senden başka Türk görmedim senin gibi.
-Burası başka, Türkiye’de çok var benim gibi. Avrupalılara kılız ya, embesillerin hepsini buraya yolladık, çiçek gibi insanlar kaldı Türkiye’de….
.
Üç bira oldu beş bira, üzerine bir de tekila attık. ”Para lazım” dedi Sveta. Gavurun brain storming dediği olayının tohumunu attı bu kelimeler. İlk düşüncemiz bir striptiz ajansı kurmak oldu. 3-5 kız bulup bunları eğittikten sonra, doğum günlerine, eğlencelere falan kiralamak üzerine bir fikirdi. Sonra düşündüm, adam çalıştırmak, kağıdını kuydunu tutmak, primini yatırmak… Bir sürü iş…Caydık bundan. Bunun üzerine daha değişik bir fikirle geldim . Uzun zamandır Watch-us-fuck.com tarzı birşey düşünüyordum esasında. Fakat bir çifti konu almak yerine yalnız takılan bir kızın biseksüel hayatını konu almayı uygun bulmuştum. ”Var bir arkadaşım” dedi Svetlana. ”Getir konuşalım o zaman” diye cevapladım. İçimden ”atıyosun lan Sveta, nah bir arkadaşın var” demiştim ancak iki gün sonra aşşağıda resmini gördüğünüz hatunla çıkageldi. İşte Johanna ile tanışmam da böyle oldu.

Çeşitli sitelerde modellik yapmış bir hatun. Cv si fena değildi. Naylon çorap fetişi üzerine bir site ve gagball (ağza tıkılan toplar var ya) ağırlıklı başka bir çalışmayla kariyerini önüme serdi. Hoş beş muhabetten ve iş planımızı tartıştıktan sonra ilk resimler çekildi aceleyle. Amaç bu resimleri siteye koymaktan çok kızımızın performansını ölçmekti. Tabii bir de düşük bütçe olduğu için ”al kızım şu kadar para sana, şunu yapıcan, bunu yapıcan” gibi bir profesyonel yol izlemekten çok, Johanna’nın kendi sınırları içinde kabul ettiği şeyleri yapmasını öngörmüştük. Gerçi Svetlana bana tüyoyu vermişti, ”parayı görürse herşeyi yapar, bana güven”. O yüzden deneme resimleri soft core amatör oldu.
Postayı şimdilik burada keselim, yoksa çok uzun olacak. Cumartesi günü devam edeceğim. Bir de çektiğimiz fotğraflardan bir set koyacağım. Hafta sonuna kadar başka posta atacağım tabii ki, en azından cuma striptizi var. Sırf onunla da kalmam ama merak etmeyin…
Okuduğum blog yazarı bir kız arkadaştan saçma sapan bir soru, ”gerçekten göğüsler çok mu önemli, bu kadar abartacak ne var?”. Soruyu sormasının sebebi blogundaki göğüs üzerine yazdığı yazının ardından aldığı ziyaretçi sayısındaki hissedilir artış. Kısa bir cevap vermek bu soruya, işin kolayına kaçmak olur. Göğüslere seksüel anlamda aperatif olarak bakabiliriz. İştah açmak için… Erkek milleti kalça, bacak gibi bölgelerle de çok ilgili olsa da göğüsün ayrı bir yeri var.

Erkeğin içindeki ateşi çakan kibrit olabilir bazen bu süt bezleri. Çok ilkel bir yaklaşım gibi gelse bile göğüs dekoltesi bir kadının erkeğin çiftleşme güdüsüne karşı olumlu işaret vermesi olarak açıklanabilir. Kontra durum ise Avrupa ülkelerinde çoçuklu kadınların bir anda alışveriş merkezinde memelerini çıkarıp emzirmeye başlamalarıdır. Ancak toplum buna yazılı olmayan kurallarla tolerans gösterir. Tıpkı plajlardaki çıplak göğüslülere çoğumuzun bakmadığı gibi.
Feminist bir blog yazarı aklınca erkek dergilerini eleştirecek. Genç kızların bu tarz dergilere soyunmalarının iğrenç ve aşşağılayıcı olduğunu ifade etmiş.
- Kocaman silikon göğüsler 18 yaşındaki kızlara hiç yakışmıyor…18 yaşında ve güzel olmak varken erkeklere seksi görünmek için bunları yapmaya değer mi?
Bir kere şunu söylemekte fayda var, seksiliğin göğüs büyüklüğüyle hiçbir alakası yok. Büyük göğüslü kadınların daha fazla seksapelliği var demek koca bir yalan olur. Bir takım insanlar için böyle olduğu doğrudur ancak genelleme kesinlikle yapılamaz. Çoğu insan için boyutlarından ötürü formu, biçimi önemlidir. Varsa eğer yalnızca büyük göğüslerden hoşlanan, bunu bir fetiş olarak görmek daha doğru olur.
Tabii kabul etmek lazım ki büyük göğüs, porno branşında norm haline gelmiştir bugün. En azından Avrupa ve Amerikan yapımlarında bu böyledir. Porno branşı sürekli kendini tekrar ederek bir çıkmazın içine girmiş bulunmakta benim görüşüme göre. Neyin satıp neyin satmadığını bilemez bir durumda branşın geneli. Artık eski paraları kazanmak mümkün değil birkaç istisna dışında.
Tipik bir porno filimde veya herhangi bir erkek dergisinde kızlar hep birbirinin aynı görünüş açısından. Kocaman silikon göğüsler, traşlanmış kukular…Bu kısır döngüyü kırabilecek mekanizmalar maalesef mevcut değil batı dünyasında. Ahlak ve toplum kurallarının baskısında porno tüketicileri yazık ki gizlenmek zorunda. DVD kiralama yerlerinde en köşeye gürünmesin diye koyulan erotik dvd’ler, gazeteciden alırken kapağını göstermeyecek şekilde naylon poşete koyulan dergiler. Dolayısıyla serbest piyasa ekonomisinin nimetlerinden sürekli ürünü geliştirme ve üreticinin tüketiciyle kurduğu yakın ilişkiye bu branş sahip değil.
En son geçen yaz aldım Arena adlı bir erkek dergisi, sırf bu sektörün hangi seviyede olduğuna bakmak için. Kim alır bu dergileri bilmem. Yıl 2008 lütfen!!! Artık pono tüketicisi tamamen internete yönelmiş. Çünkü internet o kadar demokratik ki. Herkesin zevkine göre bir site var. Dikkat edenler bileceklerdir, trend tamamen tüketicinin kendi ürettiği materyali başkalarıyla paylaşmasına kaymakta. Komşunun, senin ürettiğin fotoğraflar, filimler revaçta. Hangi erkek dergisi sana bu imkanı verebiliyor.
Artık yeni nesilin erkek magazinleri var internette. Bunlar Playboy, Maxim veya Arena adını taşımıyor. Onların yerine Graphis, Met-Art, Suicide Girls, 88square var. Bunlara yarınki yazımda değineceğim.

Technorati Tags: erkek dergileri, büyük göğüsler, silikon göğüsler, arena dergisi, porno branşı
Son Atılan Yorumlar