Tecavüze Uğrayan Kadın Askerler ve Pazartesi Notları # 11

80 asker, yağmurdan korunmak amacıyla, doktrin komutanlığının propaganda için kullandığı yarısı açık anfinin saçakları altına sığındık. Saçaklara çarpan yağmur oradan da Antalya’nın kuru toprağına vuruyor. Yağmur damlalarına 80 askerin 70 kadarının balgamlı tükürüğü de eşlik ediyor. Pislikten ve salgın hastalıktan herkes faranjit. Ben tüküremem. Ömrüm boyunca şöyle derinlemesine bir hıaaarkhhhh tuuuuu yapmışlığım yoktur. Bir kere esprisine deneyeyim dedim, ibne gibi oldu.

Balgamlı tükürüklerin yanında anua da goyanlar bol. Ha bir de sigara dumanı. Türk’ün ağzında emzik gibi o zaten.

Tüm bu olumsuz şartlara rağmen yağmurun sesi harika. Kokusunu da ter ve sigara dumanı arasından hissetmek mümkün.

Anua goyaaanlar ve avradını zikeeenler arasında gözlerimi kırmızı üzerine beyaz harflerle yazılmış ”tek bayrak, tek ülke, tek dil” yazılı tabelaya diktim. Bir ona bakıyorum, bir de ”Türk askerinin dünyanın en iyi kalpli askeri olduğu”na dair bir başka tabelaya. Her iki tabelanın harf toplamının çift sayıya bölünür veya bölünmezliği üzerine bir kısa araştıma üzerindeyim. Sonra da bir tabelanın harf toplamını, öbür tabelanın harf toplamı ile kafadan çarpmaya çalışacağım.

En güzel askerlik anım, günüm bu benim.

İstanbul’da da hava boktan galiba. Yağmur attırır mı bilmiyorum. Yağmuru hep sevdim. En sevdiğim meteoroloji durumu diyebilirim. Hani bir sevgilim vardı ya, Huzuru balina seslerinde arayan. Ben de yağmurun sesinde buluyorum.

Şimdi bir kafede otururken bu ilginç siteyi buldum. Yağmur yok henüz, camdan öyle görünüyor. Ama kulaklığı taktım, öyle yazıyorum. Nefis yağdırıyor. 15 dakikalık, yüksek ses kalitesi ile internetten yağmur. 15 dakika bitince yine başa sarıyor.

Eve vardığımda, bunu yatak odasına düzenek ile kurmayı düşünüyorum. Bunun kokusunu da yapsalar…

Aklınızda bulunsun, bu tip internet siteleri için ‘’single serving sites” tanımlaması yapılıyor. Tek fonksiyona sahip bu siteler, o tek fonksiyonu çok iyi yapmaları ile dikkat çekiyor.

#Dünya kadınlar günü, eşitlik, feminizm konularına girmek istemiyordum ama hadi madem bir askerlik anısıyla da olaya girdim, oradan devam edeyim. Time Magazine diyor ki, Pentagon kaynaklarına göre Amerikan ordusunda görev yapan kadınlar gece tuvalete veya su içmeye kalkmaktan çekiniyorlarmış. Sebep?

Amerikan Mehmetciği, orduda nüfusu % 15 i bulan Ayşegül’ü karargahta, tenhada sıkıştırınca sikiveriyormuş. Yalnızca 2008 yılında 3000 tecavüz şikayeti gelmiş. Dediklerine göre bu rakam, tüm tecavüz vakalarının % 10 ila 20 si arasında. Çoğunlukla şikayetçi olmuyormuş kadınlar.

Hani bizde bir geyik var ya, ”Lan madem eşitsin, gel sen de askerlik yap” diye. Demek Memedimin aklında başka birşey var. Gerçi kırmızı tabela üzerine beyaz harflerle ”kadın er ve erbaşları düzmeyin” diye yazarlarsa bu problemi hallederler kolaylıkla.

# Yazar olsam kitap kapağımı, müzisyen olsam albüm kapağımı tasarlattıracağım yegane artist Trevor Brown. Alice Harikalar Diyarında yakında sinemalara geliyor herhalde. Brown’un Alice temasını işleyen bu iki çalışması ise poster olarak da satışa çıkacak yakında.

Bu posterler gibi 32 değişik çalışmasını barındırdığı, 80 sayfalık kitabı ise 5880 Japon yeni fiyatı ile buradan satın alınabilir.

#Düşüncelerimi toparlar toparlamaz bir Fenerbahçe blogu olan Papazın Çayırı‘nda da yazacağım. Çok yazarlı bir blog olan Papazın Çayırı ile şans eseri tanıştım. Üniversiteden sıkı arkadaş olan bir grup insanın aslında çok başka konuları da aralarında tartışırken böyle tek konulu, spesifik bir bloga düşüncelerini dökmeleri çok güzel.

#Futboldan devam edeyim. İtalya Serie A da 2 oyuncu Tanrının adını küfür ile birlikte kullanınca federasyon tarafından cezalandırıldılar. Katoliklerden ve dangalaklardan Tanrı sizleri korusun. Bunların ikisi çok nadir ayrı geziyor zaten.

#Eğiticisini öldüren katil balinanın videosunu seyretmişsinizdir belki. İlkönce ona bir bakalım, sonra İncil’i dinlememenin cezasını gören münafıkların gafletini değerlendirelim.


American Family Association (AFA) tüm trajik olaylarda kıblesini kutsal kitaplara ve dinlere dönen imanlıların yaptığını yapıyor ve “Bible ignored, trainer dies” diyor.

Bakın İncil’de ne diyormuş. Tıpkı Kuran’da olduğu gibi herşey binlerce yıl öncesinden insanoğluna açıklanmış. Yeni arayışlara yönelmek, tekerleği yeniden icad etmeye çalışmak beyhude.

Eğer bir öküz, erkek veya kadını boynuzlayarak öldürürse bu öküzün taşlanarak öldürülmesi icab eder. Bu öküzün eti de yenmez.Sahibine ceza vermeye gerek yoktur. Exodus 21:28

Yani katil balina Orca’nın taşlanarak öldürülmesi gerekiyor aslında. Yalnız bir ayrıntı daha var. Bu katil balina daha önce de bir öldürme olayına karışmış. Bu ilk vak’ası değil yani. Buna da cevab veriyor kutsal kitab… Anlayana…

Fakat öküz zaten saldırgan ise ve sahibi de buna rağmen önlem almayıp başkasının ölümüne sebep veriyorsa öküz ile beraber sahibini de taşlamak lazımdır.Exodus 21:29

İşte bu yaa…

Neyse, yukardakine ve aşşağıdaki tebasına gerekli, haftalık ayarı verdikten sonra blog dünyası ile bitireyim.

# Hani 16-17yaşında hevi metalci genç müzisyenler vardır. Bunlar diğer amatör grupların konserlerine gidip, en ön sıralarda ellerini göğüslerine kavuşturarak rakip grup ve müzisyenleri ukalaca etüd ederler. Kendileri gitarın akordunu yapamaz ama davulcu şurada sıçtı, gitarın tonu çok tiz, vokalist detone oldu şeklinde yorumları ile mastürbasyon yaparlar. Hah.. onlar işte.. Bunların bir de blog versiyonları var. Adabıyla blog okuyanları tenzih ederim, ama bir de edepsizler var. Bunlara en güzel cevabı Arada Bir Yer adlı blogundaki yazısı ile Sütlükahve veriyor. Hep böyle bir blog yazısının yazılmasını istemişimdir. Bir manifesto gibi dursun bir yerde. Yeri geldikçe referans vermek lazım.

# Barbarella’nın Ellere Servis diye bir blogu var. Seks ve erotizm konulu bloglara link vermekte dikkatli davranmak lazım geldiğini öğrendim. Burası safe ama. Yaş 30 hatunun. Ne demek istedimse? İyi ama, okunur…

Bookmark and Share

#ipaid4sex2day

Norveç’deki bedava genelevler ve 90 kişilik gönüllü orospu ordusu, google arama sonuçlarına göre bu blogdan başka bir yerde yok. Hayret !!! Böyle bir haberi nasıl atladı Hürriyet ve türevleri?

Ben o olayı başarılı bir şekilde işlediğimi düşünmüştüm yazımla. Pek de öyle olmadığını sonradan anladım. Her ne kadar ”la senin kızkardeşin de orospu olur da ben o zaman seni görürüm” tarzı yorumlar almasam da, konuyu benim iyi anlatamamış olmamdan dolayı ”batının tüketim özgürlüğü sınır tanımıyor arkadaş. seks gibi iki insan arasında aşk sonucu olması gereken güzelim şeyin içini boşalttı bu sistem” minvalinde yorumlar farklı yorumcular tarafından dile getirildi.

Bunlardan kimisinin eline hiç orospu eli değmemişti. Otobüste, metroda yanyana otursalar da farkına varmazlardı. Kimileri ise her türlü insanlık ayıbının işlendiği ülkelerde bizzat dümenin nasıl döndüğüne şahit olmuşa benziyordu. Yine de anlamak için yeterli olur muydu? Öyle olmadığı görülüyor açıkca.

Ezilenin ve emeğin yanında olduğunu söyleyen felsefelerin, öğretilerin, organizasyonların, partilerin, zaman zaman sözcülüğüne soyundukları kitleleri ‘’saf ve salak” yerine koyan söylem ve tavırlar içinde bulunduklarını tarih bize hep gösterdi.

Bu hataları ve hataların doğrularını görebilmek için 9,5 tan 10 a gerek yok, 4,5 tan 5 olsa da yeterli.

Bugün 3 Mart. Dünyadaki Seks İşçilerinin hakları için biraraya geldikleri gün bugün. Fuhuşun yasal, kontrol edilebilir ve fahişenin haklarını koruyan bir çerçevede varolması için ONLY RIGHTS CAN STOP THE WRONGS mottosu ile 3 yıl önce Hindistan’da tam 25,000 fahişe bir festival kapsamında toplandı. Festivali düzenleyen, merkezi Kalküta’da bulunan Durbar Mahila Samanwaya Committee adlı, 50,000 üyeli bir organizasyon. Organizasyonun sitesinde amaçları açıkca ifade edilmiş:

We have been successfully networking among sex workers in India and some other countries, particularly in South and South-East Asia, to foreground the demands for promotion and protection of our rights. Our political objectives are decriminalization of adult prostitution, securing social recognition of sex work as a valid profession and establishing sex workers right to self-determination. We brought together 80000 or more delegates for this seminal meet, the first of its kind in this part of the world. Although our resources are limited, our dreams are unbounded and our enthusiasm is high and commitment unwavering. With your support, we are determined to make this event a grand success. We believe ONLY RIGHTS CAN STOP THE WRONGS.

İzm’lerin küçük taşları bu blogun kaportasına tozlu yollarda vuradursun, benim Dünya Fahişeler Günü’nü kutlamak için sizlere çok iyi bir önerim var.

Bugün kadınlı-erkekli herkes, eşi, sevgilisi, fuckbuddy’si veya local whore u ile yaptığı seks karşılığı bir ödeme yapsın. Ekstra muamelenin bahşişini de vermeyi unutmasın.

Sonra bu aktivizmimizi bloglarda, facebook’da, twitter’da, friendfeed’de uygun bir tag ile tag’layalım. #dahabugunsiktimparasinidaodedim oldukça uzun olurdu. Benim aklıma İngilizce hem pratik hem enternasyonel olduğundan #ipaid4sex2day geldi.

Hep beraber, barikadlara !!!

Bookmark and Share

Tiranlığa Karşı Özgürlük Mücadelesinde, Genelevlerde Ücretsiz Seksi Destekliyoruz

Norveçli 60 kadın ve 30 erkek, gönüllü seks işcisi oluyor. Açılacak 5 adet genelevde, vizitesiz, sevabına seks yapacak bu 90 kişi. Norveç’in 4,5 milyonluk nüfusu içinden 90 kişi gönüllü olmuş. Bu tip karşılaştırmalar yapmak saçma, ama yapmadan da duramıyor insan: Kaba bir hesapla, 70 milyonluk Türkiye’de yaklaşık 75 adet bedava kerane ile 1350 gönüllü kadın, erkek karışık orospuya tekabül ediyor bu.

Bu toplu hareketin bir sebebi var kuşkusuz. 2009 yılında Noreç’de yürürlüğe giren ve fuhuşu yasaklayan kanuna karşı, arkasında Fripolitisk Movement (Özgür Politika Hareketi) adlı oluşumun bulunduğu bir protesto bu.

Norveçli aktivistleri bu harekete iten sebebin dayanaklarını da öğrenmemiz lazım.

10 yıldan biraz fazla zaman önce, demokratik bir ülke olarak anılabilecek ülkeler arasında fuhuşu ilk yasaklayan İsveç oldu. Çıkarılan kanuna göre seks satmak yasal, ancak satınalmak suç.

Hükümetteki sosyalist blok ve radikal feminist lobinin çabalarıyla çıkarılan bu kanunu hazırlama sürecine hiçbir seks işcisinin katılmamış olması ilginç ve önemli bir ayrıntı. Halka rağmen halk için mottosu, rengi kırmızıya çalan kollektivistlerin etiket bulutunda var.

Aslında kanunun kağıt üzerine dökülen özüne baktığımızda itiraz edecek çok şey yok. Özellikle eski Sovyet cumhuriyetlerinden yapılan, pasaportuna mafya tarafından el koyularak, içlerinde İsveç’in de bulunduğu AB ülkelerine seks köleleri getiren şebekelere vurulmak istenen bir darbe var. Bir de tabii yine ‘’şüphesiz biz sizin için en iyi olanı biliriz’‘ edası ile masabaşında kısa saçlı, boğazlı kazaklı, gözlüklü orta yaş ve üstü kadın lobisinin verdiği bir mücadele de var. Seks, yalnız ve yalnız iki insan arasında, o da ancak aşk olursa yapılacak birşey. Bu tanımda direkt olarak ‘’sakat’‘ diyebileceğim birşey yok. Ancak seks gibi oldukça kompleks ve insan hayatında temel olan bir olguyu bireylerin hür iradelerine bırakmadan, zorla ve kanunla regüle etmek ve bu yorumlamayı tek gerçeklikmiş gibi empoze etmek olukça faşizan bir yöntem.

Yukardan bir topluluk, sizlere bu işin para için, toplu olarak, aşk olmadan, düzensiz veya organize olarak yapılamayacağını dikte ediyor. Dini değerler, puritanizm, ahlak normları ve faşizm, bir anda kadın erkek eşitlikçiliğine soyunanlar ve sosyalistlerle aynı potada eriyor. Çok ilginç… Or not !!!

Adalet bakanı – Tipik bir sol, radikal feminist profil

Herşeyden önce insan kaçakçılığına referans verdiğimiz, uluslararası tanımlamada ‘’trafficking’‘ denilen olayın önüne, kanunun yürürlükte olduğu 10 yıl içinde geçilemediğini belirtmem lazım. Polisin ve diğer bağımsız kurumların yaptıkları araştırmalar aksine seks kölesi olarak İsveç’e getirilen insan sayısında patlama olduğunu söylüyor. Bu verileri gazetelere ve tv lere gündelik düşen haberler destekliyor. Kış soğuğunda, bir camping alanında karavanlar içinde satılan, türlü bulaşıcı cinsel hastalığa sahip, pasaportları olmayan, yaşları küçük,  Slovakyalı genç kadınlar mesela…

Bu işte tabi muazzam para var. Devletin kendisi işin içinde olup, kuralları az veya çok belirlemediği takdirde bu tip büyük gelir kaynaklarının yeraltı dünyasının elinde olması çok şaşırtıcı değil. ABD deki içki yasağı döneminde zengin olanları hatırlayalım, Türkiye’de cüzdanında döviz bulundurmanın suç olduğu yıllarda bu işi yasadışı olarak yapıp döviz ticaretine soyunanların elde ettikleri servetleri de anlatıyorlar. Piyasanın işleyiş kuralı heryerde böyle. Yasağın olduğu yerde, bu koşullarda cebini doldururken insanları sömürenler her zaman bulunacaktır.

Gelgelelim, tüm bu verilere rağmen Norveç ve İzlanda bu kanunu İsveç’den ithal ettiler 2009 yılında. Norveç ayrıca kendine göre bir düzenleme yaparak, yurt dışında para ile seks satın alan yurttaşlarına da kanuni işlem uyguluyor. Tatilde Londra’da araba kiralayıp gezenlerin, kendi ülkelerine geri dönünce yanlış şeritte araba sürdükleri için trafik cezasına çarptırılmaları ile karşılaştırabiliriz belki bunu. Tek kelimeyle absürd.

Fripolitisk Movement 5 ayrı şehirde genelev açmak çin lokaller kiraladı. Oslo, Bergen, Trondheim, Stavanger ve Kristiansand. Bu genelevlerde gönüllü olarak çalışacak aktivistlerin hizmetlerinden yararlanacak olan vatandaşlar, karşılığında ücret ödemeyecekleri için Norveç’deki fuhuş kanununa mukavemetten yargılanamayacak.

Aktivistler kendilerine Fripolitisk Movement’in ambassadör leri (elçileri) adını veriyor. Organizasyonun sözcülerinden Frank Horn Hartvedt’in dediğine göre elçiler seksten çok özgürlük konusu ile ilgililer. Ayrıca bu proje için 3 yıl çalışılmış, yani bir anda parlayıp, sönecek birşey gibi görünmüyor. Elçilerin çoğu Norveç’ten olsa da, aralarında Avrupa’nın çeşitli ülkelerinden gelenler de var. 3 isveçli kız varmış gönüllüler arasında mesela. Canlarım benim… Sizlerle aynı pasaportu taşımaktan gurur duyuyorum.

Bookmark and Share

Seksist Reklamlara Fazla Kafayı Takmayın Asıl Problem Çorba

Stockholm’de American Apparel mağazası açıldı. ”Ohaa daha yeni mi açıldı” demeyin. Bizde böyle… Adamlar yıllardır gelemediler İsveç pazarına. Biliyorsunuz American Apparel cüretkar reklamları ve ürün katalogları ile tanınıyor. ABD deki ve Avrupa’nın diğer ülkelerindeki konseptleri ile gelseler dükkanlarına molotof kokteyli, sprey boya ile saldırı kesin olurdu. Mesela aşşağıdaki gibi bir reklam bu şirketi direk iflasa sürüklerdi burada. Bu yüzden onlar da pazara kendilerini uydurarak gelmek zorunda kaldılar.

Şimdi çok güzel.. Dışardan baktığınızda mağaza 1970 lerin Sümerbank mağazalarını andırıyor. Ürün katalogu ile de utanmadan kiliseye bile girersiniz. Konuya buradan girdim, çünkü bugün FF de kısa bir tartışma oldu. BMW nin ”kullanılmış araba almayın, kadınınızı ikinci el alıyor musunuz?” mesajlı reklamı üzerine bir tartışma döndü. Bir kısım bu seksist reklam olarak değerlendirdi. Bir kısım ise ‘’sakin olun, kasmayın kendinizi” tavrını temsil etti.

Yeryüzünde olan bitenlere bir an bile şaşırmamak lazım. O yüzden büyük resmi mümkün olduğu kadar görmeye çalışıyorum. Herkesin taktığı, uğraştığı bir savaşı var tabii. Seksizm savaşına ben girmiyorum. Çok klişeleri olan bir mücadele o. Klişeleri kırmak ve tartışmayı başka bir eksene koymak oldukça zahmetli. Bu zahmete katlananları tebrik ederim. Ben başka yerden bakayım duruma.

Milyonlarca Çinli erkeğin en büyük sorunu bu devasa ülkede hayatını birleştirecek, soyduğu mandalinayı yiyecek, sıcacık kukusunu verecek bir hayat arkadaşı bulamaması.

Bunun sebepleri arasında devletin tek çocuk politikası ile beraber ülkede tarımdan geçinen insan sayısının halen fazla olup, bu insanlar arasında erkek çocukların favorize edilmesi en büyük etmen.

Erkek çocuk, tıpkı bizde bazı yörelerde olduğu gibi ekini, çifti, öküzü idare edecek, aileye yaşlılığında bakacak bir yatırım olarak görülüyor. Ancak büyük şehirlerde bizden fazla da farklı olmadığı söyleniyor. Akademikerler, şehirde yaşayanlar, ekonomik durumu nispeten iyi olanlar arasında böyle bir cinsiyet ayrımı tabii ki gözetilmiyor.

Hatta Şanghay’da kadın oranının erkeğe göre fazla olduğu da söylenenler arasında. Ancak bu ülkenin taşrasından büyük şehirlere göçen fakir erkekler için bir umut mu? tabii ki hayır. Şanghay’ın güzel ve bakımlı kadınları herhalde ağzında dişi, cebinde parası olmayan, eciş bücüş taşralılara değil, HongKong ve Şanghay’ın o uluslararası şirketlerinde çalışan batılı erkeklerin peşinde olacak.

Eğitimli, bakımlı, hoş bir Çinli hatun pekçok batılı erkeğin düşlerinde. zaten bu hatunların da bir kısmı evlenip iç piyasadan kendilerini çekiyor. Anlayacağınız büyük bir sıkıntı bu Çinli erkeklerin geneli için. Hatta şehirli ve paralı olanları için bile.

Bu sorunun kestirme çözümü yok elbette. Köyden kente göç bu şekilde devam edeceğe benziyor. Kısa sürede bu sorunun çözümü doğal olarak fuhuş oluyor. Komünist rejim vitrinde fuhuşu yasaklıyor ama genelde yetkililer elleriyle gözlerini kapatıyorlar. Süleyman Demirel argümanı orda da geçerli demek ki. Millet kadın bulamazsa yöneticilerini mi siksin? Biraz traşlanmamış bir şekilde söyledim ama olay ana hatlarıyla bu.

Fuhuş hiçbir zaman tek çıkış yolu olmasın tabii ihtiyacı olan için. Ama bir opsiyon olarak bir yerde durmasının faydası var. Köyünden, kasabasından çıkıp şehirlerde yaşama tutunmaya çalışan kadınlar birtek Çin’de yok çünkü. Birtek Çin’de yok ama herhalde en bahtszıları yine bu ülkede.

Çin’in devlet politikası olan tek çocuk kuralı ve tarımal uğraşan kesimin içgüdüsel olarak erkek çocuğa yatırım yapması trajedinin ana nedeni. Çoğumuz duyduk, kız çocuklarının öldürüldüğünü Çin’de. Bu eski dönemlerde bizim kültürlerde de var.

Yalnız şimdi kız çocuklarını öldürmekle kalmadıklarını da görüyoruz.

Doğru, yalan bilmem. Olay şu: Çin’in kantonlarından birinde yeni bir moda bu. Ölü, kız ceninden çorba… Bir kase çorba, yanında garnitürü falan 4000 dolar. Zenginler tarafından seks gücünü arttırıp yaşamı uzatığı için tercih ediliyor.

Bu ceninler doğal sebeplerle yaşamı son bulmuş olanlar. Bir de tabii kız olacağı anlaşılınca kürtajla alınanlar var. Bu fotoğraftaki öyle mesela. Yapılan röportaja göre ailenin 2 kızı varmış zaten. 3. çocuğun da kız olacağı anlaşılınca aile kürtaj yoluna başvuruyor. Kürtajdan sonra cenini de o bölgede çorbasıyla ün yapan restorana satıyor aile. Bilgilere göre bu tip kürtaj ceninleri birkaç yüz dolara satılıyor. Eğer doğuma yakın tarihte doğal sebeplerden ölmüşse fiyat 2000 dolara kadar çıkıyor.

Kadın olmak zaten zor da… Bazı yerlerde daha da zor.

Kürtaj masasından lokantada çorbaya giden zinciri kırmak, Sasha Grey’in kukusunun kılını göstererek çorap sattırmasından daha önemli

Bookmark and Share

Bir Pornocunun Anatomisi

Bu bizim eski toplulukta bir üye vardı, rumuzu ”Sosyalist Pornocu”, hatırlayanlar olacaktır. Sık sık takılıyordu chat ortamına.. Birgün yine girdi bu çocuk sohbetin ortasına. Bu sefer süklüm püklüm… Okuldan bir kız arkadaşı (belki de dava arkadaşı demek daha uygun olur) bunu azarlamış, bizim ortama takıldığını duyunca.

Kendine hem sosyalist, hem de pornocu sıfatını nasıl yakıştırıyorsun? Birinde blablabla (yazmaya üşendim), öbüründe kadınları aşşağılama var!!!

Bizimki zılgıtı yiyince fazla birşey de diyememiş. Genç, üniversite I. sınıf öğrencisiydi galiba bu daha. O yılları siz de bilirsiniz, hele de böyle ideolojik olarak angaje olmuş kadınlar, erkek davadaşlarına karşı biraz daha baskın da çıkarlar. Sürekli kızgın, kızgın dolaşırlar etrafta… Hötlerinden, hütlerinden geçilmez.

Neyse ki biraz olgunlaşınca bunların çoğu olayları, ideolojileri, gerçek hayatı daha iyi tartıp, kendilerine daha akılcı ve insancıl bir yol seçebiliyorlar. Çok azı radikal feminizm bataklığına sapıp, patinaj yapıyor ömür boyu…

Bu kızın sorusu ‘’sosyalistden pornocu olur mu?”. Kendine göre cevabı zaten vermiş.. OLMAZ…  Ama bence asıl soru, sosyalistten, ülkücüden veya müslümandan pornocu olur mu dan  çok, ”bir pornoseverden sosyalist, dindar veya bozkurt çıkar mı?” olmalı. Ki buna da benim cevabım, ÇIKMAZ olur… Neden?

Bu tarz adamı kasan ideolojiler insanlara genelde, şöyle veya böyle olmalı, şu, şu, şu yapılmalı diye telkinlerde bulunurlar. Bu ideolojileri, inançları günlük hayatta benimseyip, hakkını verebilmek için bir çaba ve disiplin gerekli. Kurtarılacak halkın, ırkın veya cemaatin sıkı sıkıya bağlı kalmak zorunda olduğu birtakım davranış şekilleri ve kurallar topluluğu var. Ve bir de kurul, yönetici takımı var tabii yukarda. Amaca ulaşırken kimsenin yoldan sapmamasından sorumlu.

Pornografi, bu amaçlara ulaşmanıza ket vurur biraz. O yüzden diktatörler, anti demokratik ve totaliter rejimler başa geldiklerinde ilk olarak toplum ahlakına el atarlar. Bir çeki düzen verirler topluma. Eğlencenin, zevkin olduğu yerde disiplini sağlamak zordur.

Oysa pornografi bahsini ettiğimiz bu beton grisi modelin tam zıttıdır. Pornografi glamour’dur, karnavaldır, fantezidir. Hayatı boyunca Tokat’da, ilköğretimde öğretmen olarak çalışacak bir kadına fantezilerinde de olsa 5 zenci tarafından gang bang olma fırsatı verir. Aşağıdaki videoda buna benzer bir örnek var. Kendini feminist (radikal değil herhalde) olarak nitelendiren 22 yaşındaki resepsiyonist bir kız, favori porno sahnesinin ”cum on the face’‘ olduğunu söylüyor.

Bu projeyi gerçekleştiren Robbie Cooper… Sıradan insanların pornografi ile nasıl tanıştıkları ve olaya nasıl baktıkları üzerine sorular soruluyor. Tüm bu röportajlar yapılırken kişilere porno film seyrettiriyor Cooper. İnsanların mastürbasyon yaparkenki yüz ifadeleri görmeye değer.


Bir ayrıntı:

Twitter da Islak karga ”anlayamadığı şeyleri” ele alıyor.

anlayamadığım şeyler: “at gibi kadın” tanımlaması. bunun nesi güzel olabilir?..

Sevgili Karga,

Videodaki 3. sıradaki şahıs bu tanımlamaya uyuyor bence. Kristin…. Fotoğrafta üstten 2. Lütfen klitin parmaklanması esnasında löngürdeyen şeylere dikkat edin… Güzel veya değil diye bir değerlendirmeden çok… Ne bileyim?… Nasıl anlatsam?

Bookmark and Share