Süper Lüks Sitede Mahalle Baskısı
Bundan birkaç sene önce öyle bir kafama esti, halk arasındaki tabiriyle ”vatan hasreti” diye adlandırılan hisse kapıldım. Buradan çok mu sıkılmıştım? Hayır… Daha çok, beklediğim bir olay bana Türkiye’ye dönersem gerekli olan ekonomik gücü ve belli bir hayat kalitesini sağlayacaktı. Burada hayat kalitesi derken, paradan çok zamanı ve uğraşının çeşidini düşünüyorum. Yani elemanlı, kayıtlı, kuyutlu bir iş kurmak veya gidip bir yere iş aramak zorunda kalmadan deniz kenarı bir yerde hayatın vitesini istediğim zaman düşürüp, istediğim zaman yükselteceğim bir tarzı iyi, kötü sağlamak benim için en önemli noktaydı. Zar tuttu, ruletin topu istediğim yerde durdu. Fakat hala buradayım.. Sebep?
Yaklaşık bir aydır FriendFeed denilen ortama takılıyorum. Blogları da sosyal medyadan saysak bile FriendFeed veya benzeri diğer platformlar biraz daha değişik. Blogdaki kadar detaya girmeden düşüncelerinizi, bulduğunuz ilginç linkleri paylaşıyorsunuz. Ortamda bulunan ve sizin güncellemelerinize abone olmuş kişiler tarafından da direk olarak yorumlanıyor bunlar. Bir benzetme yapacak olursam, burası benim evim, total bir hakimiyetim söz konusu, FriendFeed ise oturduğum mahalle diyebiliriz. Komşuların falan var işte. Bunların da tabii iyisi, kötüsü, gıcığı, gürültücüsü, dindarı, Atatürkcüsü var. Ama şunu gördüm, orospusu yok, şıllığı yok, sikicisi yok, pezevenk de yok… Nezih bir sitede oturuyorum yani. Türk web’inin önde gelenleri, arka planda takılanları, bayağı taşşaklı insanlar var. Sıradan senin, benim gibiler var, doktoru, profesörü, hocası falan var. Anlayacağınız, fiziki olarak eşyaları taşıma şirketine verip Türkiye’ye göndermeden internet ortamında bir mahalleye taşındım.
Dışardan tam olarak bilmiyorum, nasıl bir insan olarak izlenim bırakıyorum okuyucuda. Hayır, bunu dert ettiğimden, nasıl anlaşıldığımdan endişe duyduğum için merak etmiyorum. Hayatta en sevmediğim tip insan, herşeye itiraz eden, oyunbozanlık çıkaran, sesi çok fazla çıkan, her boka karışan, herşeyi bildiğini iddia eden tipler. Kasım kasım kasılan, kasıntısını kilometrelerce öteden hissettiğiniz insan tipleri.
İşte tam bu anlattığım, sevmediğim karakteri üzerime iğreti olarak zorla giymiş/giydirilmiş gibi hissediyorum zaman zaman. Bir aylık FriendFeed kiracılığımda böyle hislere kapıldığım anlar oldu.
13 yıl olmuş Türkiye’yi bırakalı. Üniversiteden hemen sonra, hayatın kazığı henüz tam da makatıma girmemişken geldim. Ama yine de o yaşın verdiği başkaldırı içeren şikayetlerle doluydum tabii. Lisedeyken sevgilimle pastaneden kovuldum, yiyiştik diye. Üniversitedeyken bir arkadaşıma taksi şoförü levyeyle saldırdı, kız arkadaşı ile cilveleşti diye, ülkücülerden dayak yedim, gitar çalıyorum diye. Ankara 2. şubede duvardaki tarihte kurulan bilmemkaç Türk devletinin bayraklarını içeren postere bakar şekilde yüzüm dönük 4 saat ayakta tutuldum, kimlik taşımıyorum diye. Eğitim sistemi, laiklik, din, politika zaten hergün önünüze gelen çorba.
Neyse ki ruhumun çakallarca tecavüzüne fazlaca fırsat vermeden kapağı attım buraya. Haa söylemeden geçmeyeyim, her erkeğin gururunda, onurunda, psikolojisinde derin yaralar açabilecek, hayatının geri kalanında normal bir insan gibi davranmasını ve düşünmesini engelleyebilecek o herkesin bildiği, ama çeşitli sebepler yüzünden söyleyemediği uzuuuuun ayrılıktan da nasibimi alMADIM. (Kadınlar belirli bir tip erkekten çok şikayetçi. Sorumluyu aramaları gereken yerlerden birini söyledim).
Sizlerden ayrıldığım noktalar bunlardır. Eğer bazı konularda anlaşamıyorsak, bunların ve aynı travmaları geçirmemiş olmamızın etkisi vardır bu iletişimsizlikte. Tabii insanın kafasında ideolojisinin geliştiği, değiştiği, toplum içersinde işleyişi, katılımı öğrendiği yıllar hep benim İsveç’deki yıllarıma denk geldi. Bu toplumun insanına davranış şekli, onu ne kadar adam yerine koyduğu tabii ki benim karakterimin oluşumunda da bir parça etki sağlamıştır. O yüzden bazı şeyleri konuşmak benim için problem değil. Belki dışardan ”farklı olmak için özellikle yapıyor” diye değerlendiriyorlar.
Mesela bu din ve ateizm konusu.. Blogda bazı çatışmalar yaşadık. O hararetle bazen kendimi ”ateist” olarak tanımladım. Geçen gün bir yerde kafama dank etti. Ben ateist falan da değilim esasında. Dinin ve Tanrının hayatımda hiçbir yeri yok, varlığının veya varolmayışının ispatı da Dawkins’den farklı olarak hiç sikimde değil. Günlük yaşantımda bir an bile düşünmüyorum onu. Ne cinsel lilişki sonrası gusül abdesti aklıma gelir, ne de kedi gördüğümde peygamberin kedi sevgisi. Bu tarz bir yaklaşımınız varsa İsveç gibi bir ülkede günlük hayatınız asla sekteye uğramaz. Sokakta hiç tanımadığınız bir insanla bile konuşsanız bu konuları tartışma çıkmaz. Tanrının olmadığını, dinlerin safsata olduğunu istediğiniz platformda dile getirebilirsiniz. Yine de tonla kiliseye giden adam var. Dinleri elden gitmiyor yani. Ama bir şekilde Türkiye’de kıyamet kopuyor bunların çevresinde. Oysa bizde kağıt üzerinde yazılı olan kanun da bu tarz şeyleri adam gibi tartışma imkanı veriyor.
Bir başka örnek, dünkü posta. Okul çağındaki gençlerin cinsel eğitimi. Yarın öbürgün Türk magazin basınına da düşer bu. Altında cozutanları okursunuz Hürriyet okurlarının yorumuyla. Oysa gittim kaynağından raporun PDF halini koydum. Kaçınız okudu bilmiyorum. FriendFeed’de de paylaştım, orada sevgili İpek ”bizim memlekete uymaz bu, biz daha şunu yapamıyoruz, bunu beceremiyoruz” diye yorumladı. Niye abi? Türkler uzaydan mı geldi? Türk kız çocukları 5-6 yaşlarından itibaren büllüklerine masaj yapmıyor mu? Türk erkekleri ergenlikte nereye sokacaklarını bilemedikleri için kalorifer demirinin arasına sürttürmüyor mu? Eğer kapıcı isen basarsın tokadı bebeye, okumuş adamsan ‘dur lan gavur nasıl yapmış?” diye bir bakarsın.
Kemalizm ve Atatürk de öyle.. Şimdi doğu bloku terkedilmiş, paslanmış, yıkılmış Lenin, Stalin büstleri ve heykelleriyle dolu. Fotoğraflarda görmek yetmez, bir fırsatını bulsanız da gidip görseniz… O okul günlerinizdeki p.tesi ve cuma günlerinin havasını bir daha soluyacaksınız. Sevgili değil, bir arkadaş edinin eski USSR den. Sizlere anılarını anlatsın duvar yıkılmadan önceki. Siz de anlatın sizinkileri. Aradaki benzerlikler gözlerinizi yuvalarından çıkaracak.
Bunları ben yazarım, her yerde paylaşırım. Doğrudur veya yanlıştır, nabza göre şerbet vermem. Camide neysem keranede de oyum. Benden fazla bileni dinlerim, beraber birşey yapacaksak işi bilene itaat ederim. Yalnız bayanlar, baylar… DANGALAKLIĞA tahammül edemiyorum. Bunun kültür farkıyla, ülkeden uzak kalmışlıkla, ayakların yere basmamasıyla bir alakası yok.
Başta niçin hala taşınmadım demiştim. Bu dangalaklıkları fiziksel olarak karşılayacak ne gücüm ne de isteğim var. Hayat kalitesinin peşindeyim ben. Ruh sağlığıma özen gösteriyorum. ”Sinnesfred” diyor İsveçli. Şu halimle rahatsız edici fikirlerimi eyleme dönüştürmüyorum karşınızda… Yalnızca yazıyorum. Yazı’dır yani sonuçta tahammül edilemeyen. Kelimeler, birkaç fotoğraf… Beğenmeyince görmezden gelmesi kolay olan kelimeler. Ama kelimelere, yazılara, fikirlere bile tahammül edemeyenler çok. Mahallenin delikanlıları bunlar. Sorumlu oldukları mahallelinin ahlakını, kalitesini, dinini onlar koruyacak.
Bu adamın ben müziğini sevdim… Yoktu o zamanlar YouTube falan, bu tarz materyaller bulamıyorduk tabii. Şimdi var.. İnsan olmanın şartı sürekli eğitim. Bu videonun okullarda gösterilmesi lazım. Tamam Diyarbakır Kenan Evren Lisesi olmasın İpek’in dediği gibi, ama Etiler Jaguar Koleji’nde de olsa gösterilsin yahu… Bizim siteden çocuklarını oraya gönderen var.
49 Yorum Postalanmış
Aynnı duygulara uzaktan değil de tam göbeğinden kapıldığını düşün…İşte en “fenasi” o.
Friendfeed üzerinden yazıya getirdiğim yorumdur : 5 Posta, bindiğin dalı amma kestin. Helal olsun. Yanlız bayağı da çarpıtarak kesmişsin, elin pek becerikli değil. Belki de Türkan Saylan “Kızları okula gönder” değil, “kızlara seks eğitimi” kampanyası yürütmeliydi. Bir de çocukların “İstanbul kolej bebeleri” ve “diğer garibanlar” ayrımını verilecek “etkin” seks eğitimi üzerinden yapmak da ayrı bir sosyolojik devrim niteliğinde. Türk insanı ekmeğe değil, bu seks devrimine aç. O nedenle Pucca’lar yollarda katlediliyor. Haydi bakalım, diğer performanslarını da bekliyorum. Yanlız lütfen Türkiye’ye fare deliğinden değil de, genişçe bir pencereden bak allah aşkına. Seni Fransız ihtilali öncesi Fransız halkına “ekmek bulamıyorlarsa pasta yesinler” diyen Marie Antoinette e benzettim. Beni yine ama bu sefer pek bir değersiz güldürdün.
yaz kardeşim, güzel yazıyorsun, velakin hep atatürk felan yazıyorsun. oysa öyle sandığın gibi pek de önemi kalmadı gazi’nin burada. yeni heykeller var artık, belki henüz meydanlarda değil amma en azından kafalarda. şimdi umuyoruz, bunları da yıkmak arzusu duyuyorsundur oralarda. oldukça zorlanacağını bilesin azizim. zira kökleri var bunların, hemi de epey derinde.
sevgili yazar, seni şu fettoşa koiim, köktendincinin tekidir mecralarında da görmek istiyoruz, o zaman gör bak siten nassı hit manyaa oluyor. başarılar.
zevkle okuyoruz.
@ internet cafee,
Fettoş ve Adnan’ı ne yazayım, onlar zaten biliniyor. Umutsuz vak’a o dediklerin ve güruhu. Ben bir tarafa yükleniyorum ki orada bir ışık olduğu için. Jetonun düşme ihtimali var o tarafta. Dikkat et, AKP ye falan da hiç laf etmem ben.
@ İpek,
Türk insanı şuna buna değil, ekmeğe aç, ilkönce onu halledelim, sonra bunu getirelim diyorsun. İyi de o ekmek işini halledene kadar otobandan tut, 37 özel kanallı tv yayınlarına, konut projesinden Tubitak-Darwin çatışmasına kadar pekçok şeyi halkın ağzına ekmek tıkayıncaya kadar rafa kaldırmamız gerekiyor.
Nedense seks konu olunca ”bir bu mu kaldı?” gibi bir tavır koyuluyor ortaya. Yoksa maaşallah herşeye çok açığız. Çıkar çıkmaz bize de geliyor..
FF de altını çizdim, sen sosyalist-sosyal demokrat bir çerçeveden bakıyorsun olaya. İlkönce herkes ekmek yiyecek, sonra herkes okuma yazma öğrenecek, sonra herkesin konutu olacak vesaire vesaire.. Biz herkese bir buzdolabı veren kadar elalem jüpitere ayak basacak. Öyle zor biraz bu işler.
herkes kendi mücadelesini, davasını kendine göre vermeli, toplumu bir adım yerinden oynatmak için elinden geleni yapmalı madem, o zaman sana ekmekten sorumlu devlet bakanlığını vereyim, ben zaten aileden sorumlu bakanlığa adayım. Sen milletin karnını doyururken ben Taksim’de yılbaşı geceleri turistleri pandikleyen erkeklerin soyunu kurutmaya uğraşayım.
Şaka, espri bir yana… Ekmeği olmayana fırın açılsın, adam ekmeğini pişirip yesin. Pasta yemek isteyenin de önüne geçmeyin ama… Çünkü ekmek yiyen adam pastanın olduğunu bilmezse sıttın sene fırından çıkardığı ekmeği dişler. 13 yaşındaki bebelerin orgazmı da hep rafta kalır..
Dilerim 13 yaşındaki bebelerin orgazmı 40 lık adamlardan olmaz. O yolu açtığında memleket sesk yaparak sağlığına kavuşmuş çocuklarla değil, bir sürü sübyancın ın eline düşmüş zavallı körpelerle dolu olur. Biz daha bir tanesini Hüseyin Üzmez içeri atabilmek için aylarca uğraştık. Sen aç kapıyı 13′luklarin giren girsin. Heyt be, ne dünya …
Sen yaz, sana yazma diyen yok, karşı görüş geldiğinde de onu “dangalaklıkla” itham etme. Sen despot musun?
@ İpek,
O laf senin için değildi. Bir kere daha okursan öyle olmadığını görürsün…
Haritada görebildiğim kadarıyla Uddevalla’dan – Lulea’ya kadar denize kıyısı var İsveç’in. 250-300 bin € civarında değişiyor idare eder olanların fiyatları.
Fenasi, Türkiye de askerlik yaptın mı bilmiyorum, ama ben yaptım “atış serbest” diye bir komut vardı bu komut verildiğinde hedefe atış serbest olurdu yani o saatten sonra hedefe ateş ederken hedefe giden yolda biri önüne geçse vurulur ama sorumlusu sen olmazsın. Herkes herkes hakkında karın ağrılarına sahip neden açıkça sıkıntım ve sözlerinin sahibi şu demek yerine açık alana ateş ediyoruz anlamıyorum. Ya ben geri zekalıyım anlayamıyorum, ya da başka bir sebebi var. Ya “hide it” et ya da açık açık söyle lütfen. Yoksa sorunun çözüleceğine hiç ümidim yok. Mademki düşünce özgürlüğü var sen de, ben de, onlar da sonuna kadar kullansın ama değil mi?
@ Nuri,
Yok askerlik yapmadım, zaten bunu yazıda belirtmeye çalıştım mümkün olduğunca.. :) Ben de senin gibi düşünüyorum, isim vermek lazım rahatsızlık duyulduğunda, imalar can sıkıcı. Ancak bu yazıda isim vermeyi gerektirecek bir durum yoktu. Herhangi bir kişiden şikayet değil, genel olarak mahalle baskısının FF deki izdüşümünden bahsetmek, oradan da Türk toplum yapısına vurmak istedim. Sonuç olarak kişiselde Türkiye’de yaşamanın ruhsal ve fiziksel olarak yorucu olacağını belirttim. Bunun üzerine taşan bir amaç yoktu zaten. Sen FF de misin bilmiyorum? Gel oraya bir, eğlenceli yine de.
Onun dışında yazıda geçen/ima edilen kurum ve kuruluşları mecburen kanunun el verdiği ölçüde eleştiriyorsun TR de. İnsanlar arasındaki yanlış anlaşılma düzeltiliyor (İpek’le olduğu gibi). Öbürleriyle kolay olmuyor bu anlaşma. O yüzden orayı açamıyorum tam olarak, kelime oyunu olmadan…
Şunu da söylemem gerekiyor belki, hatta gecikmiş olabilir. Ben burada görüşlerimi bildirirken Atatürk hakkında ne düşünüğümün konularımla en ufak bir ilgisi yok. O yüzden bilhassa O’nun hakkında sempatik bir görüş belirtmemeye özen gösteriyorum.
Yani şöyle örneğin; Tr deki ”varsayılan” şeriat tehlikesinin Atatürk’le pratikte hiçbir ilgisi yok. Ama bu tehlikeye karşı siper duracak kurumlar(ADD), partiler (CHP), hatta vatandaş (sizler) fikir üretip, çareler arayacağına koyu dindarlar gibi bir ”Atatürk” adının arkasına saklanıp yan gelip yatıyor.
Bir başka postada açarım bunu. Burada devam edersem konu dağılacak. Budur ama yani, yoksa ben Atatürk karşıtı bir adam değilim. Aklım, başım yerinde… Atatürk’ün kullanılış şekline, toplumdaki ‘’sahte, yukardan oturtulmuş” rolüne acaip kılım ama.
@fenasi
zevkle okuyoruz demiştim zaten. söylediklerinde haklısın. ne yapmak gerek konusunu sürekli düşünüyorum. en azından şahsen kendim. bu konuda okuyorum, yazıyorum, çiziyorum. lakin çıkış kapısını sanıyorum sadece ben değil, ülkede kimse göremiyor bir türlü. kardeşim bir de öyle oyunlar oynanıyor ki, insanın şaşıp kalmaması için epey kafa patlatması lazım. sanıyorum, bugünleri tarih ancak bir yirmi sene sonra falan başarıyla analiz edebilir.
demokratik tepki adına, bin kere söyledik, meydanlara çıktık, oy kullandık, heryerde tartıştık, yanlışlar net olarak her yerde ortaya konuluyor. ancak sikine takan yok yau! iş çığırından çıktı.
faideli bir yazı.. Benim birşey söylememe gerek yok http://taraf.com.tr/makale/6554.htm
yapma gözünü seveyim! bu genç, saftsatanın prensi yau resmen. yazıda anlattığının laiklikle ne alakası var allaşkına. burada söylemek istediği, şehirli türk ailesinin gelenek, görenek, ahlak ve kültür anlayışının ayşe arman’ı marjinal kabul edeceğidir. ama kalkmış, toplumun ahlak yapısını, kendisine laiklik lüleden girmiş misali, devletin yönetim biçimine ilişkin bir konu ile bağdaştırmaya, oradan toplumu eleştirmeye çalışıyor. okumaya tahammül edemememin sebebi, akıldan izandan uzak olmasından gayri başka şey değildir.
akıl, izan derken kendi bakış açımı kastetmiyorum. mantık iliminin çalışma sistemini kastediyorum. eğer bu yazıyı hayatını mantıklı yaşamaya yöneltmiş batılıya anlatmaya kalksak epey zorlanırız sanıyorum. hani diyor ya fatih terim, bana bunlarla gelmeyin.
@internet cafee: Adamın anlatmaya çalıştığı şey, laikliğin bir ilericilik gereği olarak benimsenmiş değil, din gibi sorgulanmadan inanılmış bir kavram olması. Zaten laiklik insanlar için değil, devlet için. Yani diyorki, laikliği kabul etmiş belli bir kesim, onunla özdeşleşen çağcıl değerleri kabul etmemektedir. Misal, kızının evlenmeden cinsel ilişkiye girmesini kabul edemeyen bir baba, laik olsa da geri kafalıdır, gericidir.
Uzun suredir okudugum en doyurucu posta oldu bu. video yu da izleyince resim tamamlandi, soylenilmek istenen bir butun olusturdu. bu yasaklanan kelimelerin sadece kelime olarak algilanamamasi cekimden en az 25 yil once gerceklestirilen bu sohbette de goruluyor. o zamanlar yasaklanan kelimeler artik gerekli ucreti verebilenlerin kullaniminda. oradaki sacini dana yalamis arkadasin da sikca arka ciktigi devlet ahlaka dayanir, ahlakin cercevesini de devlet belirler mantigi hala dar dusuncelilerin mottasi durumunda. ataturk u sikiyim diyerek iki kollu bir aciklama yapmak ve durusumu belli etmek istiyorum. ama benim de cizgim var. ben de bir coklari icin tabu olan siyasi ikonlar ve pornografinin serbestligi konusunda cok rahat olsam da, ensestlige tahammul edemiyorum, kendi aileme karsi olan baglarim hala cok guclu ve onlari pornografiyle birlestiremiyorum. bundan dolayi da insanlarin hosgorusuz insanlari anlayabiliyorum. ama burada tartisilan devletin kendi eliyle insanlarin ahlak anlayisni bicimlendirmesinin dogru olup olmamasi. yalniz senin gecmis tecrubelerin senin hareketlerinin toplumun ahlak anlayisi ile cakismasi. taksi soforunun levye ile saldirmasina birsey diyemem ama levye ile saldiran taksi soforunun yargilanmamasina ceza almamasina karisirim. tasvip etmiyorum ama anlayabiliyorum. kendini ifade bicimi olarak siddeti secmis insanlarin ceza almadigi bir ulkeyi sevmiyorum.
bir cok konuda fiziksel siddetten daha etkili olan sosyal tepkiyi kabul edebilirim ama siddeti ve siddetin devlet eliyle kontrol edilmesini asla. su yasta kelimelere takilan friendfeed sokaginin nezih blog okuyucusu bile bunun farkini anlayamiyorsa 45 yasindaki bakkal hamza nin anlamasini bekleme. Tartismanin ve serbest dusuncenin sadece jaguar lisesinde yayginlastirilmaya calismasi da bana gore parali porno kanaldan baska birsey degil.
@barış atasoy namlı zeki kimseyi devletin yönetim biçimi ile ilgili olan laiklik kavramını kadın bekareti ile ne şekilde ilişkilendirdiğini görmek için sabırsızlanıyorum. işte bu yüzden laikliği lüleden yemek kavramı da çok tutacaktır diye umuyorum.
bir de bana açıklama yapmış. yavrum benim…
Yorum atmadan hepsini bir okuyayim demistim; taa ki Merlin’e kadar kimse videodan bahsetmemis.
-
Fenasi Bey, ellerinize saglik. Harika bir video! Sen de olmasan bunlardan haberimiz olmayacak. Hayatimin 21dk’si helal olsun!
-
Orada da ilgincitir, elemanlar soru sorarken “bu copluk”, “bu sacma seyler” vb. diye hakaret ederek konusuyorlar ama admin yuzundeki o muhtesem “sikimde degilsiniz” bakisiyla fikrini savunmasi ve muhtemelen studyodan ciktiktan sonra dayak yemeden evine gidebilmesi de videonun tamamlayici ogeleri arasinda…
-
Yazdiklarinda haklisin, bence! Cinsellik konusunda sIkIntiliyiz. Avrupa’nin Turkleri Ispanyollar ve Italyanlar da yeri geldi mi arabanin ark koltugunda, cift prezervatifle sevisiyorlar “mahalle baskisi” sebebiyle…
–
Bu arada, 13 yasinda cinsel iliskiye degineyim:
.
Yakindan tanidigim bir arkadasim, ben 15 iken kendisi 13′tu, erkek arkadasiyla yattigini soylemisti. Ilginc bir duyguymus, hosuna gitmis, bir daha yapmak istiyordu… Bakiyorum da, hayatinda ne bir travma oldu ne da baska bir sey! Ha, sunu demiyorum “herkes 13′unde duzusebilir” ama bunun ilmi arastirmalari vardir… Bir de sosylojik olay bu. Annesiyle babasini birak dudagi, yanaktan bile operken gormemis 15 yasindaki kizin “ulan ben zari kaybedersem kiminle evlenirim” vesvesesine kapilmasi normal…
.
Fenasi bilir; 16-17′lik Isvec kizlari, night club’larda 35′lik amcalarla dans eder, muhabbet eder, bir de keyfine gelirse yiyisir… Ne oluyor peki?..
.
Neyse, uzar gider bu konu. Fenasini “coplugunde” cok da otmeyeyim ben…
-
rahatsız olduğum bir husus var. belki ben bazı şeyleri yanlış anlıyorum yahut sapla samanı karıştırıyorum. Atatürk’ü eleştirmek çok moda oldu son günlerde. tamam eleştirelim. bir sürü hatası eksiği şusu busu var lakin.
hadi yapılan reformları, yazıyı, şapkayı, seçim reformunu, halifeyi padişahı kovalaması falan bir yana koyduk,
Ankara’yı azıcık bilenler düşünsünler. dil tarih, siyasal, hukuk fakültesi binaları, yanlış hatırlamıyorsam iki meclis binası, bankalar, ulustaki heykeller falan. bunların hepsi 15 yılda oldu. bu sürede bunu başaran başka kimse gördünüz mü?
unutmadan, özgürlüğün sınırları tartışılabilir elbette, fenasi insanın düşünce dünyasının sınırlarını zorluyor bazen, ama önce karnımız doysun yaklaşımı benimsenmiş olsaydı ayn dönemde, biz darülfünunda “hendese” öğreniyor, padişahım çok yaşa diyor, kadınlarla bırakın birlikte ders görmeyi , çalışmayı gezmeyi tozmayı yanyana bile oturmuyorduk…
bilmiyorum belki de çok sapla samanı karıştırmışımdır. öyleyse kusura bakmayınız artık
@Gerard,
Turzimci bir arkadaşım gavur ülkelerde Türk vatandaşlarını gezdiriyor. Geçenlerde şöyle dedi:
”Yahu arkadaş, bu Atatürk ne büyük adammış? 30 tane Türk’ü çekip çevircem diye götüm düşüyor. Adam bu ırktan bir millet yaratmış, savaş kazanmış, ülke kurmuş”
Tabii bu Atatürk hala en azından laik kesim için tabu olduğundan dolayı birşey söylenince yanlış anlaşılma oluyor. Benim Atatürk’e ve yaptıklarına bir lafım yok. Aksine hiç alakası yokken O’nu bir voodoo bebeğiymiş gibi her başına bela geldiğinde kullanmaa çalışan kesime kızıyorum. Ve dedim de.. İşlemiyor zaten. Bugün dünyada yönetim biçimlerini, toplumları anlamak için genel geçer felsefeler, öğretiler var. Biz bunları bıraktık, herşeye Atatürk’ü vurup test ediyoruz. Bunu geçelim artık bir kere…
Benim sıkıntım burada. Mustafa Kemal’in hatırası her yönüyle yanlış ele alınıyor bu toplumda. Hayvansevrler cemiyetinde ”Atatürk’ün kedi sevgisi” , muhallebicide ”elinde keşkülle Atatürk”. Büstleri, sokakları, meydanları, mozolesi, bayrak törenleri vesaire… Bunlar uymuyor bana. Gidin, görün diyorum… SSCB kalıntıları hala duruyor o devletlerde. Aynı tat, aynı doku… Hemen farkedeceksiniz.
Atatürk ve Laiklik bu ülke de en çok sömürülen şey değil mi zaten? Laikliğin ırzına geçileli en az 59 yıl olmuş zaten. Ayrıca şu bir gerçek hangi siyasi görüşten bahsedersek edelim, kendini geliştirmeyen her ideoloji geri kalmaya mahkumdur. Bunu atlıyoruz sanırım. En basiti sosyalizm’ i ele alalım geçiş dönemidir sonu komünizmle biter buraya kadar herşey normal, ama sanayii devriminden kalma bir teori dahası kendini geliştirmemiş bir teori ne kadar uygulanabilir? Şimdi bunu Laikliğe bağlayalım, cumhuriyetimiz kaçıncı yılında bilmiyorum, açıkçası umrumda da değil google da zaman kaybedemem 80 yıllık bir görüş kendini güncellemeden, modern dünyaya adapte edilmeden nasıl başarılı olabilir ki? Bu bağlamda Laik mi kaldı ki?
Ha sömürmek için herzaman vardır ve olacaktır, peki ya gerçekler?
konu pek güzel yere gitti pakala.
fenasi benim, şu aralar genel olarak, (yani seninle derdim yok) rahatsız olduğum şey Atatürk’ü eleştirmek adamın eksiği nerede onu tartışmak değil.
Bir kesim, senin de bahsettiğin gibi Atatürk’ü sömüre sömüre adamı putlaştırdı. Bu putlaştırma en çok Atatürk’ün manevi şahsiyetine zarar verdi. Peygamberleştirdiler adamı. Kimse Atatürk’ü adam akıllı tartışmıyor, anlamaya uğraşmıyor. Laiklik de Atatürk de ver gazı gitsin. Atatürk cahili bu ülke.
Ancak bunun da bir tam tersi akım var. gerekli gereksiz yere Atatürk’ü eleştirmek.Bilmeden okumadan, adamı dönemin koşulları içinde tahayyül etmeden saldırıyorlar Atatürk’e. iki akım arasında fark yok. Sovyet örneği cuk oturmuş aslında. Olay SBKP 20.Kongre’den sonra Stalin Putu’nun yıkılması hadisesine doğru evriliyor. Ben de bundan rahatsızım.
bir sorun da atatürk’ü ideolog olarak görmek. vash the stampede’in düşeyazdığı yanılgı da buradan. Atatürk’ün ideolojisi evrilmez çünkü kendisi, o hayran olduğum dehasına rağmen, ideolog değil politikacıdır. ideoloji değil politikalar geliştirmiştir.
bakmayın, esasında o politikalar da gayet evrilmiştir. evrilmemiş gibi göstermek birilerinin işine geliyor sadece.
@gerard
Atatürk bir ideolog değil askerdi, zira felsefeci vb… olmadığı için de bir ideoloji yaratması zaten zordu. Yaptığı şeye Laiklik diye bir tanım getirdi, ve bu tanım da bir kalıba oturtuldu sonuçlarını görüyoruz zaten. Ha Atatürk kimine göre pragmatist bir adamdı , kimine göre büyük bir lider, kimine göre büyük bir devlet adamı ama bana sorarsanız sadece askeri bir deha idi yaptıklarını bir yere kadar tartışmam ama yapmadıkları ile her zaman tartışılmalıdır. :)
anladığım kadarıyla konu bu ülkede yaşamanın sorumlu ve bilinçli kişiler üzerine yükleyeceği aşırı stresi hatırlatmaktı diye algıladım.
birileri gene gitmiş Mustafa’yı ve Fethullah’ı kadar sündürmüş,.
salıncak gibiyiz, anadoluya oturmuşuz, bir yanımızda mustafa zinciri, diğerinde fethullah, bir ileri bir geri. ahanda diyorum aydınlar bile bu salıncaktayken nah ilerleriz biz.
hocam onu boşver de ben bu stressden nasıl kurtulurum…
ben de video için teşekkür edicem. KKK’ın zamanında gerçekten var olduğuna ikna oldum.
super ya
Fenasi cesetizlerinin sıkıntısı seninde sıkıntın olabilir asagıdaki link de cesetizleri’nin aldıgı uyarının sebep ve sonucları ile ilgili yazı var.
http://www.bidb.itu.edu.tr/?d=588
Fenasi, üye girişi yaparken güvenilir bağlantı değil uyarısı veriyor ama benden mi siteden mi bilmiyorum söyleyim dedim.
This comment was originally posted on FriendFeed
cesetizleri senin security ayarlarından kaynaklanıyor olabilir o
This comment was originally posted on FriendFeed
O uyarının sol altında ‘’siteyi güvenilir siteler arasına koy” diye bir link var. Oraya tıklayarak onaylarsan problem hallolur.
This comment was originally posted on FriendFeed
5 posta’yı ofiste okumak için 4 yanı çevrili bir oda grek:) açık ofis burası. görseller iş hayatına uygun değil:) yoksa yorum yapardım kesin:)
This comment was originally posted on FriendFeed
RSS kullanın efem?
This comment was originally posted on FriendFeed
Tamamdır hallettim :)
This comment was originally posted on FriendFeed
Harika bir yazı olmuş tebrik ederim. Frank Zappa’nın video’su da çok iyiymiş, bilmiyordum, haberim yoktu öyle bir açık oturumdan, teşekkür ederim paylaştığın için. FriendFeed’in tüm anne-baba kopyalarına armağan olsun bu yazı.
This comment was originally posted on FriendFeed
yazı süper olmuş. bi de etiler jaguar koleji beni benden aldı :D
This comment was originally posted on FriendFeed
5 Posta, Türkiye’de böyle bir mahalle yok maalesef; sınırlar daha belirli, belirli muhitlerde; kimileri tebdili kıyafet kuşanıp bunu haber diye satıyor hatta. Beş büyükler belki hariç, çoğu Anadolu şehrinde ise mahalle değil, şehir baskısından bile söz edilebilir. FF’yi güzel kılan da bu belki, güzel bir benzetme yapmışsın. Tamam, üniversiteyi bitirip gitmişsin buralardan; bunun için özel bir çaba göstermediğin de belli ama Türkçe’yi güzel kullanıyorsun, güzel yazıyorsun. Keyifle okudum.
This comment was originally posted on FriendFeed
Güzel yazmışsın 5. Videosuna kadar tükettim. Bilahare döneceğim bu başlığa.
This comment was originally posted on FriendFeed
Dedim açayım bakayım katalogdan Etiler’de ne koleji var. Üşendim… Neyse jaguar uydu işte..
This comment was originally posted on FriendFeed
uymuş uymuş :)
This comment was originally posted on FriendFeed
En az Diyarbakır Kenan Evren Lisesi kadar uydu. İkisi de gerçeğe aynı mesafede… Diyarbakırdaki lise için bakmadım internete. İlla ki vardır o lise default… Adresini de vereyim: Mustafa Kemal Bulvarı, oradan taşıdılarsa da İsmet İnönü caddesindedir.
This comment was originally posted on FriendFeed
En az Diyarbakır Kenan Evren Lisesi kadar uydu. İkisi de gerçeğe aynı mesafede…
This comment was originally posted on FriendFeed
5 Posta, bindiğin dalı amma kestin. Helal olsun. Yanlız bayağı da çarpıtarak kesmişsin, elin pek becerikli değil. Belki de Türkan Saylan "Kızları okula gönder" değil, "kızlara seks eğitimi" kampanyası yürütmeliydi. Bir de çocukların "İstanbul kolej bebeleri" ve "diğer garibanlar" ayrımını verilecek "etkin" seks eğitimi üzerinden yapmak da ayrı bir sosyolojik devrim niteliğinde. Türk insanı ekmeğe değil, bu seks devrimine aç. O nedenle Pucca’lar yollarda katlediliyor. Haydi bakalım, diğer performanslarını da bekliyorum. Yanlız lütfen Türkiye’ye fare deliğinden değil de, genişçe bir pencereden bak allah aşkına.
This comment was originally posted on FriendFeed
5 Posta, bindiğin dalın amma kestin. Helal olsun.
This comment was originally posted on FriendFeed
Harika yazı, içerik olarak da uslup olarak da. Ex Instance’a katılıyorum böyle bir Türkçeyle keyifle okunuyor. Yine de bence yerden zamandan kültürden bağımsız "dangalaklıkları" maddelemekte fayda var. Malzeme bu ve bekledikçe kalitesi artmıyor. Bu malzemeyle daha iyi ne yapılabilir bu konuda var mı ilginç öneriler. (site sakinlerinin mesela)
This comment was originally posted on FriendFeed
Harika yazı, içerik olarak da uslup olarak da. Ex Instance’a katılıyorum böyle bir Türkçeyle keyifle okunuyor. Yine de bence yerden zamandan kültürden bağımsız "dangalaklıkları" maddelemekte fayda var.
This comment was originally posted on FriendFeed
Yorum Postala