Sen Ne Düşünüyorsun Sevgilim?
Baş, boğaz ağrısı veya bilimum diğer ufak tefek sağlık arızalarınızda sizlere kocakarı yöntemleri ile gelip kafanızı şişiren akrabalarınız vardır muhakkak.
Tarçını bal ile karıştır, devekuşu sütünün içine katıp bir tutam karabiber ekle, tülbente sar, testislerinin altına koy, 40 dakika beklet. Veya zencefili limon suyunda kaynatıp içine iki dirhem ısırganotu tozu attıktan sonra, iki kulvalla bir elham okuyaraktan, çiğnenmiş ekmeğin üzerine yatırarak pipetle burnuna çek.
Siyah bir cübbenin içinde, iki büklüm şekilde, ormanın içinde bir kulübede yaşamadığım için zaten bu malzemelerin çoğu bende yok. Üstelik bir dirhemin kaç grama tekabül ettiğini gösteren bir iPhone aplikasyonu da henüz çıkmadı bildiğim kadarı ile. Bir de yüzyıllardır anlatılan bu kocakarı ilaçlarının malzemeleri, bir türlü Toros tepelerindeki ıhlamurun esans özünden Martini Bianco’ya geçemedi. Bianco artık her evde var, ıhlamuru görmeyeli 15 sene oldu.
Neyse ki bu çok bilmiş, yaşlı, aile eşrafının çenesini susturacak bir önlemi yüce Türk devleti yavaş yavaş artık sisteme koyuyor.
Çok yakın bir zamanda, anneanneniz daha ”ıhlamur ve tülbent” lafını ağzından çıkartır çıkartmaz Sağlık Bakanlığının kolluk kuvvetleri apartman kapınızı balyozlarla kırarak oturma odanıza gelecek ve kadıncağızın ağzını gagball ile tıkayacak.
Şüphesiz devletin bu tip müdahaleleri bizlerin yararına. Bugüne kadar, direğe vurduğu için mosmor olmuş bir alnın, çiğnenmiş ekmek basıldığı için 30 saniye içinde eski haline gördüğünü görmedik. İğrençliği de cabası. Halkın yanlış bilgiye erişimi, ne şekilde olursa olsun engellenmeli.
‘‘Hattı müdafa yoktur, sathı müdafaa vardır” diye buyurdu Mustafa Kemal. Bizleri örnek vatandaş olmamız için yönlendiren devletimizin sokaklar ve evlerimizdeki anneannelerimiz kadar, bugüne değin başıboş bir mecra olan interneti de yola getirmek için kolları sıvaması tabii ki tüm satıhı müdafaa etmekle eş tutulmalı.
Toplum hayatımızı düzenlemekle yükümlü olan devletin, peyder pey bu projeyi diğer kurumlarına ve bakanlıklarına da yayması, bu kurumların yetkilerini arttırıp hatta kendilerine birer kolluk kuvveti de vermesi, vatandaşların laik, müslüman (sünni, hanefi olanlarından) ve milliyetci bir çizgide büyük Türkiye’ye yakışır bir profil çizmeleri için mutlaka gerekli.
İşte zaten bu amaçla ilk olarak Emniyet teşkilatına, ardından da Diyanet İşleri Başkanlığına, ”kendi zat-ı alilerinin gerekli gördükleri durumlarda internet sitelerine erişim engeli koyma yetkisi” verildi.
Tahminim, site kapatma yetkisi verilecek bakanlıklar sırasında bir sonraki Tarım Bakanlığı. Kuzu eti yemekli tarif veren siteler, ülkede hayvancılığın geliştirilmesi ve halkın daha çok et yiyebilmesi için ithal edilen Angus inekleri aleyhine propaganda kabul edilebilir. Bu da Angus ineklerine yapılan yatırımın çöpe gitmesi ve halkın et yiyememesi neticesini doğrabilir. Tarım Bakanlığı’nın yaptıracağı ”İnek eti yiyeceksiniz lan! O kadar” yazılı kampanya afişleri ise vatandaşların kendilerini baskı altında hissetmeleri neticesini doğurabilir ki, sağ liberal demokrat köşe yazarlarının dahi bunu pohpoh.. pardon destekleyeceğini düşünmek saflık olur.
Çok mu fantezi yaptım? Yapmayın canım!!!. Ben papaz oldum kendisiyle ama, yiğidin hakkını vereyim hemen şuracıkta. Türk internetinin tanınan simalarından Serdar Kuzuloğlu‘nun kendine taktığı lakabı bilenleriniz vardır. İnternet Ekipler Amiri kendisi. Ben onu uzaktan beri bildim bileli böyledir. Radikal’de yazıları çıkıyordu, Türkiye’de Korsan Partisi kurmak için de atılımları olmuştu. Şimdilerde biraz bozuk olmalı. Kuzuloğlu’nun kendine biçtiği görevi, gittiler Emniyet’e verdiler. Yine de tebrik edeyim, Türkiye’de bir İnternet Ekipler Amirliği kurulmasının gereğine ilk uyanan kişi oldu belki de kendisi.
1990 ların ortalarına kadar laik, müslüman, Atatürkçü, çocuk haklarına saygılı ve bölünmez olan ülkemiz, internetin gelmesiyle beraber tecavüz, youtube, çocuk pornosu, kumar siteleri, google, fuhuş, hakaret ve hırsızlığın yatağı oldu. Mutlaka internetin bu kadar olumsuzluklarının yanında Türk milletine getirdiği yenilikler ve faydalar da var. Patient, tetris, Facebook, iddaa online, email, MS word, Excel, emesen, Garanti bankası internet ve tüm gov.tr alan adı üzerinde, Microsoft Frontpage ile ya da ASP ile yapılmış siteler, kötülüğün ve ahlaki çöküntünün karşısında cansiperane duruyorlar. Unutmayın ki, bu devleti google bile yenemedi.
Ammavelakin dostlar… Bu işler böyle giderse, bana da yol görünüyor aranızda. Hazırlığımı yavaş yavaş yapıyorum ben. Bakın blogun en yukarısında eskiden ”liberal aile blogu” yazıyordu. Liberal, gavurca Liberty’den geliyor. Türkçesini yazmak istemiyorum buraya, kafanız karışmasın. Meğersem liberal demek, ”iktidarda olanı pohpohlayan, güce tapan” demek imiş buralarda. Özgürlük deyince de, eleştiriye uğramama ve başörtüsü özgürlüğünden başka bir özgürlük yok menüde.
O yüzden yanlış anlamaya mahal vermemek için ”Batı’nın bilimini değil, ahlakını aldım” diye yazıverdim. Zaten yollarımız da burada ayrılıyor. Hem devlet baba, yarrağı-küreği engelleyeyim derken Batı teknolojisinden, filtreleme ekipmanlarından faydalanıyor, hem de siz orada burada iki bomba tarifi alıp, çocukları nasıl düzeriz diye manuallere bakıcaz derken DNS ayarları ile oynamaktan bilgisayar mühendisi oldunuz. Teknik sizde kalsın, ahlakını ben alırım.
Ben Tumblr üzerinden başka bir site açtım. Batı’nın ahlakına uygun, Batı’nın dilinde yayın yapıyorum orada. ”kal gitme yaa, dur belki bişeyler olur” derseniz, yarın Taksim’de saat 17.00 da bir gösteri düzenlenecek. Orada bir kendiniz gösterin derim.
Afişlere falan yanlış yazmışlar aceleden. İnternet sansürü değil konu. Devlet babanın, kapını kırıp, ağzına gagball takmaması için bir gösteri bu.


2 Yorum Postalanmış
Sence, hükümet değişince, 2002 öncesi gibi özgürleşecek mi yoksa bu yasaklar seneye gelecek olan farklı hükümetinde işine mi gelecek ?
bütün görüşlerine katılmıyorum, hatta bazan fena halde sinirime dokunuyor yazdıkların ama ben seni izlemeye devam edeceğim. giderken adres bırakmayı unutma.
Yorum Postala