Sanat ve Kültür P2P İçin
İnternetten yapılan kültür paylaşımını bir önceki postada işledim ve bu konuyu ideolojik bir mesele olarak vurgulamak gerektiğinin altını çizdim. O zaman video ve ses ile sanat yapan Anders Weberg‘in yalnızca peer to peer (P2P) ağları için hazırladığı eserlere bakmakta fayda var. Konuyu özümsemek için bu alışılmışın dışındaki sanat eserinin binlerce kelimeden daha yararlı olacağına inanıyorum.
Anders, yalnız ve yalnız P2P adını verdiğimiz ve halk arasındaki kısaca tanımıyla müzik ve film indirdiğimiz şebekelerde varolmak üzere birkaç adet film hazırladı. Bu çalışmasına “The aesthetics of ephemerality” adını verdi. Türkçesi ”Anlık Olmanın Estetiği”.
Olayın esprisi şu; Anders Weberg telif hakkı kendine ait olan bu filmleri yarattıktan sonra The Piratebay‘e torrent olarak yüklüyor. İnsanlar bu filmleri kopyalar kopyalamaz Anders filmlerin orijinallerini yok ediyor. Ortada kalanlar yalnızca kopyaları. Ve bu kopyalar da yalnızca kopyalayan insanların, bunları diğer insanların kopyalaması için hazır tuttukları sürece var oluyor.
Bu sembolik hareket The Piratebay tarzı hizmetleri film ve müzik indirmek için kullanan insanlar arasında çok şey ifade ediyor. Konuyla ilgilenmeyenlerinizin dahi bir dakika durup düşünmesi bu güzel çalışmayı amacına ulaştıracaktır.
P2P ağına kopyalarının sonsuza kadar yaşaması için koyulan eserler şunlar:
080808 (8hour 8minutes 8seconds) 2008/08/08 de yayınlandı ve aynı gün orjinali silindi.
Emphasis (60min) 2008/03/16 de yayınlandı ve aynı gün orjinali silindi
Transient (45min) 2007/09/15. de yayınlandı ve aynı gün orjinali silindi
Filter (73min) 2006/09/15. de yayınlandı ve aynı gün orjinali silindi
Bu anlık, kısa süren estetik, bir anlamda batı toplumuna eleştiri. Kendimizdeki bilgiyi, enformasyonu etrafımıza dağıtmak için tüm imkanlarımız da varken bunu yüzeysellikleri başkalarına bulaştırmak için kullanıyoruz. Bilgi ve düşünce yaratabiliyoruz ansızın. Sonra bunlar diğer bilgi ve düşüncelerin bulunduğu denizde boğuluyor, ardından yeni bilgi ve düşünceler geliyor. Derinlik ve kalıcılık batı toplumununda az görülüyor.
080808 adlı film The Piratebay da gözüktükten ve mesela burada bir haber olduktan sonra belli bir oranda indirilecek ve başka insanlar tarafından görülecek. Ancak bir süre sonra unutulup iz bırakmamacasına bu denizde kaybolacak. Veya….
Belki bu filmleri birkaç yıl sonra bulma imkanımız olmayacak P2P ağlarında. Ancak şu da var ki pek çok sanat dalı yalnızca yapıldığı anda varoluyor. Tiyatro mesela… Anlık olmasına rağmen kalıcı iz bırakabiliyorlar bizlerde. Demek ki bazen sanatın ne kadar süre fiziki olarak varolduğundan çok bizle ilk tanışmasının ardında bıraktığı izler önemli.
Undisclosed Beauty by Anders Weberg
Uploaded by recycled_swe
4 Yorum Postalanmış
Bu postaya fazla yorum gelmeyeceğini biliyorum. Hani kadınlar vardır ya, erkeklerine günde beş defa ”işedikten sonra klozetin kapağını indir” diye diye beyinleri sken. Ben ve copyright olayı da bunun gibi birşey oldu. Dayanacaksınız artık….
Bunu kafanıza yerleştirmek bab’ında,
Burada mühim olan bir sanatçının ürettiği bir eseri -ki bu müzik, resim, fotoğraf, yazı olabilir- geleneksel dağıtım ve tanıtım yollarını kullanmadan kendini ”var eden” kitleye ulaştırması.
Aranızda bu tarz eserleri üretenler varsa, kaçınız aynı şeyi yapardı? Yapmayı düşünür müsünüz? Olayın felsefesini anladık mı? Sanatçı bundan ne kazanacak?
Bu gibi soruları sormaya başlamak çok önemli bir adım. Hem üretenler hem de tüketenler için.
Kisa bir yorum yapmak istiyorum. Eserlerin kopyalanmasi eskidende vardi, cift kasetli kaset calarlarda kaset kopyalardik. Karisik kasetler yapardik, radyodan kaydederdik vs. vs. Plak ve muzik endustrisini rahatsiz eden olay konunun teknolojik olarak daha pratik ve mass olarak kolay erisilebilir hale gelmesinden kaynaklaniyor. Bende bunu ikiyuzlu buluyorum. Teknolojinin getiridigi faydalari plak, film uretirken kullanirken, maliyetleri dusuruken, yine interneti kullanarak sarkicinin , filmin reklamini kitlesel olarak yaparken kullanirken ortada sorun yok. Fakat ayni teknolojiyi tuketici kendi faydasina kullandiginda tu kaka oluyor.
@Fenasi,
Bilakis, vicdan muhasebesi yaptığım bir konuda, verdiğin bilgilerle bir karar vermemi sağladın: Yine yapıcam ama yaptığımın basit-zararsız bir hırsızlık olduğunu bilerek. Herkes yapıyor diye veya yapmak istiyor diye , “e-ŞKİYALIK” yapmayı savunmamın bir manası yok bence.
Kulüpte chat ortamında tartışıldı dün gece. Ancak yer darlığından bazı şeyler eksik kaldı.
Bir kere konu hep dönüp dolaşıp saantçının nasıl para kazanacağına geliyor. Ürettiğin birşeyden muhakkak para alman gerektiğini vurguluyor bu işi etik olarak yanlış bulanlar. (Larry dahil olmak üzere)
Ünlü olmadım, ama müzikle uğraştım, gruplarda çaldım. Taksi parasına 30-40 kiloluk gitar, amfi ve pedalları taşıyıp kulüplerde çaldık. Amaç, hayal tabii ki birgün rockstar olmak, kitlelere ulaşmak. Ancak bu hayallere hiçbir zaman para girmedi. Sanat, para için yapılmaz. Eğer öyle bir yetenek varsa içinde zaten onu icra etmeden duramazsın.
Plak endüstrisi kasetçalara da karşı çıktı, tıpkı holywood’un videoya çıktığı gibi. Aradan geçen onca yılda üstelik bir de Kazaa, DC ++, The Piratebay ile tanıştık. Yine de bugün daha fazla film çekiliyor, daha fazla grup müzik yapıyor ve tüketicinin daha fazla parası piyasada dönüyor. Sizce bunda bir sinema ve müzik kültürünün yaygınlaşmasının rolü yok mu? Bu rolde yasadışı internetten indirmelerin payı nedir?
Yıllarca dinledik plak şirketleri tarafından sömürülen müzik guruplarını. Şimdi mi farklı oldu terane?
Goddess Artemis Venezüella kökenli Amerikalı folk şarkıcısı, besteci ve söz yazarı Devendra Banhart’ı tavsiye etmiş. Bir parçasını illegal olarak blogundan okuyucularına dinletiyor. İlk işim The Piratebay de aramak oldu. 20 dakika sonra iphone a yüklemiştim bile tüm albümü. Devendra şu aşamada benden para kazanamadı. Farketmemesi lazım… Goddess kanuna çok saygılı olup bu artisti blogunda müzikle beraber afişe etmeseydi zaten haberim bile olmayacaktı. Hiç değilse Devendra Stockholm’e geldiğinde benden konser bileti parası kazanacak.
Tövbe tövbe kıyaslamak olmaz… Şimdi siz bu blogdan beğendiğiniz bir postayı tamamen kendi blogunuza kopyalayıp, ”aman abi şurada böyle bir blog var, ben beğendim, siz de bakın” deseniz sizi mahkemeye mi vereceğim?
Bir de kavram kargaşası var. Ticari amaçla izinsiz kopyalayıp bundan kar sağlamaya kesinlikle karşıyım. Yine de bunu belirtip, sayısız örnekler verdiğim halde olayı e-ŞKİYALIK diye tanımlamak, bir bilim adamının karşısına eli cebinde çıkıp ”Ben Ademle Havvaya inanıyorum” demekle eşdeğer.
Yorum Postala