Pornoya 4 Yıl Hapis Yetmez

Bence az… Gazetenin herşeyi tam olarak açıkladığından şüpheliyim zaten. Seçilen başlıklar okuyucunun ilgisini çekmek üzere hazırlanmış. Pornoya bakan herkes de okumuştur o yazıyı. Yani başka bir deyişle kadınlı erkekli gazete okuyucularının % 98 i.

Gazeteden alıntı yapıyorum.

Mahkeme kararında bir cinsel eylemin doğal sayılmaması için bunu yapanların “iğrenç ve vahim bulunması, yapanların kısmen veya tamamen akıl hastası olduğuna delalet etmesi” gerektiğini belirtmişti.

O zaman postaya şöyle bir Japon illüstrasyonla gireyim. Ne iğrenç, ne de vahim… Akıl hastalığı yerine de ”deha” kelimesinin kullanılmasından yanayım.

226 sayılı kanuna dayandırıp 4 sene verilebilirmiş, habere göre. Başta da dedim, az bu ceza… Eloğlu 15-20 sene veriyor. Bizimkiler ellerini korkak alıştırmasın.

Iowa’dan bir Amerikalı geçenlerde tutuklandı. Suçu japon manganın bir türü olan Lolikon’a olan ilgisi.. Adamın mailinde ele geçirilmiş, lolikon illüstrasyonlar. 250 bin dolar para cezası ve 15 yıl hapis istemiyle yargılanacak. Lolikon kolleksiyonunu da elinden alacaklar. Lolikon nedir diye merak edenleri wikipedia’ya yönlendireyim. Lolikonu temsilen buraya koyduğum resim için bana küfredeceklere de görseli aynen wikipedia’dan aldığımı belirteyim.

Esasında ben bu konuyu başka şekilde de işlerdim, ama bu lolikoncunun konusunu da yazacaktım, ikisini birleştireyim dedim. Tabii daha yeni yazdım, olgun erkek-genç kadın ve Berlusconi ile -18 kızların ev partisini. Bir nevi bu yazıyla yine kendimi ateşe atıyorum. Neyse, çok da umurumdaydı…

Emin olun yaşantınız boyunca pornografi, suç ve cezası gibi haberleri yüzlerce defa duyup okuyacaksınız. Her seferinde tartışmaya açmak, ikirciklenmek, insanları ikna etmek, kendimiz ikna olmak… Tüm bunlar yorucu. Ben size en iyisi haddim olmayarak balığı tutmasını göstereyim. Ben böyle bakıyorum olaylara, o zaman çözmesi kolay oluyor.

Bazı kelimeler ağızlarda çok gezerse etkisini ve anlamını kaybeder. ”Düşünce ve ifade özgürlüğü” buna. Ayrıca düşüce ve ifade özgürlüğünün yanında  enformasyona ulaşım özgürlüğünün de buna eklenmesinin mutlak gereklilik olduğunu iddia ediyorum. Pekçok ”adam gibi” ülkede bunu ayırmazlar zaten, hep bir arada, içiçedir. Yalnız nüans farkları var, beraberce üzerlerinden geçelim..

- Düşünce özgürlüğü mutlak tabii ki. Kimse kafanıza girip neyi düşüneceğinizi söyleyemiyor. Çok şükür en azından şimdilik…
- İfade özgürlüğünde
ise hakaret ve karalamaya karşı her yerde bir takım yaptırımlar var. Bizim ülkede bunun çivisi çıkmış, o ayrı. Happşu diyene dava açıyor millet. Herkes, herkesle davalı…Ancak hakaret ve kişilik haklarına saldırı olup, yalan haber yapılmadığı sürece ifade özgürlüğü var.
- Enformasyon özgürlüğü
ise tıpkı düşünce özgürlüğü gibi mutlak… Burada bazı noktalar var. örnek olarak ”devlet sırrı” diye birşey var. Vatandaşın enformasyon özgürlüğü burada yok doğal olarak. Ancak dikkat edelim, bu tarz materyali ele geçirmeye çalışmak ve yaymaktır suç olan. Yoksa bu tarz bilgi bize bir şekilde geldi, ya da bir gazeteci olarak anonim birinden böyle bir bilgi/belge aldınız. Suçlu değilsiniz o zaman..

Çocuk pornografisi ve şiddet pornografisinde tabii ki bir istismar var. Üzerine gidilmesi çok doğru. Ancak maalesef Türkiye’den ve dünyadan haberlerde hep ele geçirilen çocuk pornografisi videoları ve resimleri oluyor. Hani, nerde bu filmleri, fotoğrafları çeken insanlar? Onlar hiç yakalanamıyor bir şekilde. Sen (faraza) açıp çocuk pornografisine baktığın zaman, zaten iş işten geçmiş, suç işlenmiş… Bu filmleri çeken ve yayan  kişilerin cezalandırılması son derece yerinde. Fakat enformasyon özgürlüğünü referans vererek bu tarz materyalleri bulunduranların cezalandırılmamaları gerektiğini düşünüyorum. Bakın arka çıkmıyorum bu materyalleri bulunduranlara!!!. Yalnızca ”devlet sırrı” örneğinde verdiğim, veya aklınıza gelebilecek yüzlerce örnekteki olayları referans vererek bu sonuca ulaşıyorum. Ben bu sebeple internette hiçbir enformasyona karşı sansür uygulanmaması gerektiği fikrindeyim. Buna bomba imalatını gösteren siteler de dahil…

Karşı çıkanları duyar gibi oluyorum. Zannedersem bir kısmınız bazı koşullarda enformasyon özgürlüğünün kısıtlanmasından yanasınız. Ancak buna ok dediğiniz zaman tuzağa düşüyorsunuz. Çünkü bu yaptırımı uygulayacak olanlar da işini yapacak değil mi? Nasıl yapacaklar? Mailler kontrol edilmezse (lolikoncuda olduğu gibi), telefonlar dinlenmezse, internet siteleri filtrelenmezse, bunu nasıl yapacak devletin memuru?

Evinde lezbiyen, homoseksüel, BDSM videolar bulunduranlar için de aynı şey geçerli olmalı. Hatta Kenneth Pinyan’ın videosunu bulunduran adam için de… Suçlu orada at ve o videoyu yayan kişi. Biz kullanıcı olarak suçlu değiliz, olmamalıyız.

Hele Iowa’daki adamın hali daha da içler acısı. İşlenmemiş bir ‘’suç”u tasvir eden animasyonları bulundurdu diye 15 yıl hapis. Allahaşkına hanginiz bilgisayarda oyun oynamıyorsunuz. Şarjörü doldurup kafaya boşaltıyoruz, üzerimizde beyin parçacıkları. Video oyununu bırakın, sinema sektöründe ne şiddet sahneleri var. Yani yetişkinlerin kafaları uçurmak okey, kılıçla gövdeleri üçe beşe ayırmak okey, sanal olarak adam öldürmek okey. Oyundan sonra arkadaşlarla buluşup birer bira çekeriz, belki bowling… Ama yukardaki üç çocuğu iç çamaşırıyla tasvir etmek… Etmek de değil, edilmiş hallerini elde bulundurmak… 15 yıl hapis, 250 bin dolar…

Bunu anlayan biri varsa aranızda, bana da açıklasın.

Sizce bu akıl hastalığına mı delalet?

Bookmark and Share

17 Yorum Postalanmış

Nuri 5 June 2009 at 20:06

Bu arada yeni farkettim. Siteniz, bizim kullandığımız bağlantı üzerinden ulaşılamıyor. http://i44.tinypic.com/25s337r.jpg

Merak ediyorum nereye kadar gidecek böyle.

Fenasi 5 June 2009 at 21:08

Şimdi farkettim, o şeftaliye giren çatalın aynısı benim evde var…

kezban 5 June 2009 at 22:09

japonları neden bitürlü sevemediğimi şimdi anladım! umarım bu resimlere bakıp da ‘keyiflenen’ bir yakınım, arkadaşım falan yoktur…

the dude 6 June 2009 at 00:56

私は日本の愛

gaykedi 6 June 2009 at 04:28

çizim, animasyon, kurgu türü şeyler bir parça daha masum gözüküyor ama, hafif uyuşturucuların muhabbetine girip konuyu dağıtmayalım da mesela uyuşturucu yasak ve “Aa birileri nasıl olsa bunu üretmiş ziyan olmasın ne olacak yanımda taşırımda, içerimde, yaşasın özgürlük “diyemezsin, uyuşturucuyu özendirici yayınlar da tüm dünyada yasaktır ve doğrusu budur.

bunu bireysel silahlanma, silah taşıma hakkı örneğiyle de düşünebilirsiniz ya da beyaz kadın ticareti yapanlar nasıl olsa bunu yapıyor, tüketelim, kayalım, taze mala vuralım, ben tüketmesem başkası tüketecek diyemezsin, YASADIŞI porno türlerinde de üretici değil tüketiciyim ben masumum olmaz. (sinemada, bilgs. oyunlarında olan şiddet bence iyi bir örnek değil, ki o bile dünyada ciddi biçimde sorgulanıyor) çalıntı mal satın almak suçtur ve ben satın almasam başkası alacaktı, ben çalmadım o çaldı diye bir savunma yapamazsın, bu örnekler daha da çoğaltılabilir.

çizim, animasyon türü şeyler bu işin kuzu kılığına girmiş kurdu, propagandası, ya da kamuflajı gibi oluyor sanki. bu arada sen buraya çok masum bir resmi koymuşsun ki basit bir google aramasında bile soft pornoya yakın lolicon resimleri çıkıyor, amerikanın bu konuda yasaları tamam ağır ama senin amerikalı herifte de eminim bunlardan binlerce çizim + yüzlerce de film vardı.

Fenasi 6 June 2009 at 09:37

@ The Dude
始めまして

@ Gaykedi

Tabii konuyu ele alınca hep aşırı uçlardan örnek veriyoruz. Hem konuyu açan ben, hem de yorumcular. Oysaki lolikoncular, 226 nın kapsamına girenler ve internetten bakıp bomba yapanlar genele vurduğun zaman azınlık.

Yazıda da belirttiğim gibi halk olarak oyunu sansürden yana koyunca kontrol mekanizmasını elinde bulunduranların eline bir araç vermiş oluyorsun. Bu kontrol bugünkü şartlarda tam olarak uygulanması için bazı yönetemler var. Nedir bunlar?

1- İnternette bu tür ”zararlı yayınlara” filtre koymak

2- ISP lere (yani TTnet gibi) istenildiği zaman internet kullanıcısının IP adresini verme zorunluluğu getirmek.

3- İnternetteki elektronik panolara gazeteye yazanların tespiti ve mahkemeye sevki

Aklıma bir çırpıda geliverenler bunlar. Bu kadarını bile uyguladıkları zaman vatandaşın temel hak ve özgürlüğü olan ”enformasyona ulaşma özgürlüğü, ifade ve düşünce özgürlüğü sekteye uğrayabiliyor.

Bak bugün pedofili sitelerinin yanında asla böyle bir materyal bulundurmayan, tüm dünyanın girdiği pornografik video sitelerine erişim yasak Tr den.

Sansür aracını bi kere meşru görme, elini veren kolunu alamaz.

Uyuşturucu konusu da ayrı bir hikaye… O konuda da bir yerlere çiziktirdim, toparlarsam bloga koyayım. Narkotik liberal ülkelerde (Hollanda gibi) uyşturucunun zararlarını minimuma indirmek için çaba gösteriliyor. Diğerlerinde pisliği halı altına süpürmek var. ABD nin narkotiğe karşı açtığı savaşa bakmak yeterli. Bunun için ülkesi dışında binlerce hektar alanı uçaktan zehirliyor. Normal Kolombiya köylüsünün tarımını yoketti. Narkotik baronları daha az para kazanmıyor, amerikan gençliği uyuşturucudan kurtulmadı.

Bugün TR de ergenlik çağındaki bir çocuğun ailesi marijuana ile kokainin farkını bilmiyor. Çünkü bunlara dair yayın yapmak tehlikeli. her an özendirebilirsin gençleri. Var mı böyle salakça birşey. Diyorlar tüm okul çıkışları kaynıyormuş torbacılarla. Hani önledin mi?

Ben polisin başında olsam, tüm bunların serbest olmasını isterdim. herşey ortada, takibi de kolay. ne zaman kanunlar uyuşturucudan, fuhuşa, ordan da pornografiye kadar herşeyi yasaklasa, bunlar yeraltına iniyor. Hollanda da devlet kontrolünde millet tüttürürken, hangi coffeshop ayda nekadar pof pof satıyor, kaça satıyor, kimlere satıyor, devletin bunu bilme imkanı varken diğer ülkelere bu kontrolden yoksun.

Pedofil olan her zaman istediği şekilde ulaşır materyale, bomba yapmak isteyen illa ki bulur formülü bir yerden. Yasakladığın zaman yeraltına iniyor bunlar. Polisin eli oraya yetmiyor çoğu zaman. Büyük paralar vuruyor ve besleniyor bir kesim böyle yasaklarda.

Mesela bizim burda kafayı yemiş politikacılar var. Second Life’ı biliyorsun… Orada çocukları taciz edenleri gerçek hayatta mahkemeye çıkarmaya yeltendi embesilin biri. Olur mu allahaşkına böyle birşey? O kadar düşücesizce hareketler ki bunlar, biraz aklıselimle karşı birşey söylediğin zaman şeytanın avukatlığına soyunuyorsun.

Yazıda da sordum? Adam öldürmek suç… Çocuk istismarı suç… kanun önüne hangisi daha ağır bilmiyorum. Tamam çocuklar korunmasız, sevimli, geleceğimiz, masum vesaire… Ama boru değil, öbür tarafta da kalaşnikofu boşaltıyorsun masum insanlara.

Şimdi siz tüm ciddiyetinini takınarak bana Worldcraft, Grandtheft oynamak serbest, lolikon a hapis mi diyorsunuz?

Bu tarz oyunları ben oynamıyorum, medyadan takip ettiğim kadarı ile arada bir tartışmaya açıyorlar. Oyunda eğer tecavüz varsa gazeteler günlerce yazıyor. Feminist partiler yasak istiyor. E yıllardır adam öldürüyorlar bu oyunlarda. Seks iyi ve kötü yönleri ile bu kadar mı rahatsız edici?

Fenasi 6 June 2009 at 10:32

ÇOK, ÇOK ÖNEMLİ BİR EKLEME !!!!

Gerek uyuşturucu, gerekse pornografi ve hatta politika alakalı sitelere sansür konusunda enternasyonel bir ”asgari müşterek” var. Burada da çeşitli paktlar var. Örneğin Çin ve Küba bir pakt. Diğeri İslam ülkelerinin paktı. Bir üçüncüsü Batı Avrupa – AB standartları…

Kesinlikle belli bir normun olması konusunda görüş bildirenlere katılırım. Bir yerde ‘’stop” denmesi tabii gerekiyor. Asıl soru, hangi pakta katılıp, standardımızı neye göre belirleyeceğimiz. herşeye rağmen Avrupa ve AB en demokratik, halkının yönetime en fazla söz geçirebildiği pakt.

Ben Türkiye’nin de AB ülkelerinin öngördüğü normları baz alması gerektiğini düşünüyorum.

mumutum 6 June 2009 at 13:51

gerçekten oldukça karmaşık bir konu. bir insan olarak bu tarz istismar içeren materyallerin tüketilmesine bunu üretenlerin para kazanmasına sebep olmaya karşı olmamak elde değil.
ama devletin bunun önüne ağır hapis ve para cezalarıyla geçmeye çalışması, bunun için sansür uygulaması aynı derecede saçma bence.

Sonuçta dediğiniz gibi aynı mantıkla bakıldığında oyunda cinayet işleyip tecavüz eden birisiyle bilgisayarında yasaklı resimler ve vidyolar bulunduran birisinin yaptıkları arasında mantık olarak pek de bir farkı yok.

Bora 6 June 2009 at 22:53

Yazıyı “Bunu anlayan biri varsa aranızda, bana da açıklasın.” cümlesini okuyarak başlayınca bi an fenasi ne diyor dedim :)

Lolikonu anlayabilmek Türk standartlarıyla gelişmiş beyinler için çok zor… bende çok uzun süre sadece porno gözüyle baktım… ama sanatın apayrı bir boyutu olduğunu insan zamanla farkediyor…

Bu başlığın teması her ne kadar lolikonlar olmasada fenasinin japon kültürü üzerine yazdığı makalesini daha önce okumayadıysan şiddetle öneriyorum: http://5posta.org/ahlak-din-pornografi-kultur/

Larry 7 June 2009 at 02:03

Lamı cimi yok. Böyle sanatın a.q. ve de ek olarak içine tüküreyim. Kahretsin ki , Iowalı ……………. gibilerin hepsini bulup içeri tıkmak dediğin gibi mümkün değil . Umuyorum ki, Iowa hapishanelerinde de , bizim hapishanelerdeki gibi , bu tiplere uygulanan şişleme ve benzeri cezalar vardır.

Cokerhan 7 June 2009 at 03:02

En alttaki çizimde ne suç bulmuşlar anlamadım, röntgencilik mi?
anime karesinde çocuk gözükmüyor, işkence diyorsan bdsm yasak değil. kink.com da device bondage bölümünde bunun gerçek modeller ile çekilenini zaten üye olup yasal olarak seyredebiliyorsun.
İowa dediğin Amerikanın taşrası, çok muhafazakar bir hakime düşmüşler belli.

Fenasi 7 June 2009 at 05:19

Şimdi ayrı, ayrı cevap vereceğim ama bilin ki konumuzla ilgisi yok bunların. Ne arkadaşların kafasına takılan soruların, ne de yazılan yorumların geneli konuya fazla yaklaşmıyor.

@ Larry,

Konu sanat değildi… Hiçbiryerde geçmedi yazıda sanat diye. Konu dışı ama madem oradan aldın… Cafcaflı sözlerle açıklamaya gerek yok olayı. Yapılan iş bir beceri, kabiliyet gerektiriyorsa, ortaya çıkan eser de insanları iyi veya kötü etkiliyorsa o sanattır benim tanımıma göre. Bunları çizenin kabiliyeti var, görülüyor. Belli bir konu ve tema var, o da görülüyor. E bir de nefret uyandırıyor. O zaman per otomatik sanat oluyor. Sende bu nefreti ve tepkiyi uyandırdığı anda rüştünü ispatlamış oluyor. Sonra sen istediğin kadar tükür, amına koy… Evet, bir Mona Lisa değil… Fakat…

@ Cokerhan,

Haberde adı geçen, sözkonusu manga bunlar değil, Bu arada Larry’e ve diğerlerine katılırım 2. ve 3. görsel konusunda. Fakat konservenin içinden çıkan şeftali göt…. Ona laf yok… Sonuncusu ise… Ne var bunda gariplik?

KONUYLA ALAKASI OLAN NOKTALARa gelirsek,

1- Fiktiv, sanal ortamda belli bir rolü yaşayan insanların sanal olarak işledikleri suçları kanlı canlı mahkemelerde yargılayarak cezalandırmak ne kadar mantıklı?

Ve daha da önemlisi

2- Vicdanımızı rahat tutmak için Big Brother’dan bizi nereye kadar gözetlemesini diliyoruz?

3- Bugün biz asgari müşterek olarak Lolikon’u yasaklar listesine alırsak, yarın kadın kadına, erkek erkeğe öpüşmek de başkaları tarafından yasaklar listesine koyulur mu?

Yazıdan daha fazla soru çıkar. Gerisini siz söyleyin…

kararsız 7 June 2009 at 15:23

Bana göre sonuncuda ki gariplik, kadının o şekilde bağlanıp etinden, sütünden istifade edilmesinden zevk alıp almadığının bilinmemesi. Biri kalkar ‘Ne var bunda? onun da hoşuna gidiyordur tamamen köle olmak.’ diyebilir. Fakat ben elleri kolları olmayan ve karşı koyamayan bir insanın işkenceyle bir yere bağlandığını ve acı içinde olduğunu görüyorum. Bundan da zevk almıyorum, kararsız kaldığım konu ise bu resme veya çocuk pornosundan zevk alan kişinin ”konuyla ilgisi olan noktalar”ın ilk maddesinde bahsedildiği üzere kanlı canlı yargılanmasından yana olmak veya olmamak. eğer insanın sanal rolü ve kanlı canlı hayatı arasında kesin çizgiler çekebileceğinden emin olsak tabii ki sorun yok ( ve dolayısıyla ceza veya sansür olmamalı) ama bu sanal rolüne kendini kaptırıp, durumu kendi içinde normalleştirip ( senin anana, bacına, çocuğuna yapılsa muhabbetine girmek istemiyorum fakat) normal hayatta bunları henüz neyin ne olduğunun farkında olmayan ve rızası olmayan çocuk, kız, kadın, erkek, hayvan vs. üstünde gerçekleştirip gerçekleştirmediğinden veya gerçekleştirmeyeceğinden nasıl emin olunacak ?

barbieater 7 June 2009 at 23:25

lolikon veya hentai suç aracı olarak mı gözüküyor şimdi? bu ilginç bir durum çünkü ortada yapılmış bir şey yok, fakat işlenen bir suç var. o zaman bu bence düşünce suçu kapsamındadır. yani artık kötü şeyler düşünmek ve insanları da aynı şeyleri düşündürtmeye çalışmak suç. peki düşünceleri bastırmaya çalışmak için ne yapmalı madem ki düşünmek bir suçsa?
seks satar ilkesi doğrultusunda artık tüm sektörler reklamlarını seks ile yapıyorlar. her tarafta süpersonik ablaların boy boy fotoğrafları, seksi şarkıcıların erotik filmden hallice klipleri. frikiksiz film yapılamaz olmuş durumda. tabi bunların nedeni ürünü parlatmaktan başka birşey değil. fakat toplumun hormonlarını da pompalamıyor mu? bir yandan hormonları arttır, bir yandan da aykırı düşünmeyi yasakla. sanki patlamak üzere olan bir düdüklü tencerenin kapağına ağırlık koymak gibi. toplum olarak bireyselleştirme çalışmaları had safhada(şunu alın kendinizi özel hissedin, onu yapın en bi mükemmel siz olun reklamları) fakat seks gibi bir eylemi de bu kadar genelleştirmek bireyde şu düşünceyi hortlatır:”Herkez sikişiyor, ben hariç”…

Fenasi 10 June 2009 at 17:37

@ kararsız,

insanoğlunun işleyişinde sanal ile gerçeği ayırdedebilme özelliği var. Çocuklar bile yufka yürekli, sevecen oldukları halde Tom ve Jerry’de Tom’un kafaya inen çekice kahkahalarla gülüyorlar.

Film, video ve oyunu tabii ki gerçekten ayırıyoruz. Tıpkı Lolikon animasyonları gibi. Yoksa sokaklar kan gölüne dönerdi.

Ayrıca başka bir postada linkini veririm, şimdi elimin altında yok, ancak pornografiye erişimin kolay olduğu toplumlarda cinsel suçlara, pornografinin yasak olduğu toplumlara nazaran daha az eğilim olduğu araştırmalarla sabit. Havaya konuşmayayım. Japonya ve ABD yi baz alarak yapılan araştırmalarda japonya’nın batı dünyasına ters gelen ve şiddet içeren pornografi dallarına müsamaha ile yaklaşmasına rağmen ABD den daha düşün oranda bir cinsel suç istatistiği var. Dediğim gibi, bir ara bulursam yayınlayayım.

kararsız 11 June 2009 at 01:32

@ Fenasi Bey

Ben de kendi adıma tabii ki sanal ile gerçeği ayırdığıma eminim. Her ne kadar şiddet içeren, kanlı uzakdoğu filmlerine, kitaplarına hasta olsamda, sitelerde, forumlarda genel olarak internette, orda burda karşıma çıkan bu tip resim video vs. mamüllerine gözlümü kırpmadan bakıp veya rahatsız olmadan bunları izlesemde, gerçek hayatta karıncayı bile incitmeyen bir insanım. Ama doğal olarak kendim için duyduğum bu güveni diğer insanlar için duymuyorum/duyamıyorum. Kendim haricinde ki insanları potansiyel suçlu olarak gördüğümden veya bir insanı herhangi bir suçu işlemeden, işlemediği suçtan dolayı yargılama taraftarı olduğumdan da deil fakat fiilen suçları işleyenler haricinde , izleyen paylaşan insanların tamamının bu suçları işlemeyeceğine yine de emin olamıyorum.

Bahsettiğiniz araştırmadan haberdarım ama porno vs. nin yaygın/serbest olduğu yerlerde suç istatistiklerinin düşük olması içimi rahatlatmıyor. Suçların değil az, 1 tane bile olması fazla bana göre (çok hayalperestçe düşünüyorum evet). Ayrıca yanılmıyorsam yine bloğunuzda okumuştum, uzakdoğu da bu tip yayınların ve materyallerin fazlaca bulunabilmesini ve hatırı sayılır ölçüde kabul görmesini dinlerinin ve kültürlerinin serbestliğine bağlamıştınız, serbestlikten kastım da dinlerinin bu insanların cinsel yaşamı hakkında yorumda bulunmaktan kaçınması ve bu konuları insanların kendi tercihlerine bırakmasıydı. yani eğer suç oranı uzakdoğuda düşükse bunu öncelikle din ve kültür farkına bağlıyorum, yayınların serbestliğine değil (konuyla az da olsa alakalı olarak aklıma yine burda okuduğum isveç’te tecavüz oranlarının yüksekliği postanız geldi. ama tabi isveç örneğinde bu durumu tetikleyen nedenler farklıydı.)

En nihayetinde sosyolog veya psikolog değilim ve insanların suç işlerken kafalarından neler geçtiğini bilemem veya bu insanları neyin tetiklediğini, izlediği gördüğü şeylerin nereye kadar bu insanların üstünde etkili olduğunu da bilemem. Belki de bir ihtimal suçlu kendi zindanını kendisi kuruyodur ve işlenen suçların yayınlarla veya serbestlikle bile hiç ilgisi yoktur, yapacağı varsa yapıyodur. Zaten herhangi bir suç yada eylem için sedece tek bir sebebin %100 etkili olduğunu da söylemek saçma olur.

Son olarak, yasak ve sansüre ben de sonuna kadar karşı olduğumu söylemek istiyorum. Çünkü herşeyi abartmasını seven insanoğlunun eline yetki verildiğinde ve herhangi bir şeyin kisvesi altında nerelere uzanabileceğini hayal bile edemiyorum.

eva 12 June 2009 at 07:15

bişey demek istedim ama ne gerek var dedim sonra…Taş gibi hatunlar dururken çocukları olaya bulaştırmak niye kafam almıyor. Bir de ben bu japon çizgi film karakterlerine benzetilirim devamlı, bi garip hissediyorum bu lolikan türevlerini görünce ehehehehe

Yorum Postala