Pazartesi Kuşağına Geciktirici Sprey Kullanınca #4

Bilen biliyor, tutkulu bir Fenerbahçe taraftarıyım. Ancak ”birgün herkes fenerbahçeli olacak” sloganını hiç sevmiyorum . Böyle birşeyi asla arzu etmem, ciddiye almayıp sırf slogan olarak ele alsak bile çok aptalca bir istek. Çoğulculuktan yanayım. Her rengi istiyorum çevremde. Ama bu renkleri, farklılıkları akıllı insanların yaratması lazım. Düşmanım bile olsa akıllısını isterim. Gökmen Özdenak yerine Gökberk Bilgin her zaman tercihim.

Derin Düşünce isimli, (blog demeye dilim varmıyor) bir fikir platformu var. Bir gözatıp, başlıklara bakarsanız ”hassktr, herif bunları mı okuyor” diye düşünebilirsiniz. Kendilerine liberal müslüman diyen bir grup insanın yazılarına yer veriyor Derin Düşünce.

Din konusu biliyorsunuz önemli benim için. Toplum için bir tümör olarak görüyorum dini, aralarında ayrım yapmadan. Yalnız şunun farkına varmaya başladım bir süredir: Belli bir kısım inançlı kişi ile bazı konularda ortak düşüncelerde toplanıyoruz. Oysa aramızda debisi çok yüksek, çılgınca akan bir nehir var. Hiçbir şekilde biraraya gelemezmişiz gibi görünse de benim böyle insanlarla aynı toplumda yaşamaya bir itirazım yok.

Sonra nehrin kendi bulunduğum tarafına bakıyorum. Başları sıkışıp işler yolunda gitmeyince çözüm üretmek yerine mozoleye çelenk koymak için taş binalara akın eden insanlar var benim tarafımda. Her yıl Kasım ayında normal işinde gücündeyken, köprü trafiğinde veya dershanesinde eğitimini, öğrenimini yaparken, bir anda avda gözüne lamba tutulmuş tavşan misali paralize olan insanların arasındayım ben. Bu pasiflik, bu arabesklik, bu style à la Soviet canımı fena halde sıkıyor. Benim tarafım sararıp kururken karşı taraf yeşeriyor çünkü.

Bugün Derin Düşünce’de ayak üzeri okuduğum şu yazı, beni bunları yazmaya itti. Yorumlarda benim tarafımda bulunup, bana ayar vermeye kalkışan olacaktır belki. Ben sevdiğimden tokatlıyorum sizleri. İyiliğinizi, iyiliğimizi istediğim için.

Diğer notlara devam. Kızarıp, bozaranlar, kafayı kaynatanlar olmuştur aranızda, motoru soğutalım.

Konusunu seks, cinsellik olarak seçen bloglar geldi, geçti aramızdan. Bunlardan Evli Adam ilk başta çok tepki alsa da oturttu gibi (yorum yazmadığıma bakmasın RSS den takip ediyorum, o yüzden), sonrasında ise başka blog pek göremedim. O yüzden Nastenka uzun soluklu olur diye umuyorum. Çok uzun zaman olmadı keşfedeli. Bazı yazılar şiirsel ögeler taşıyor, ama off bu ne yaa dedirten cinsten değil. Yanlışım olabilir, ama bu hatun doğuda bir yerde öğretmenlik yapıyor galiba. Kısa, kısa konuşmuşluğum var Nastenka ile… Ona Kızıl Kuşum diye hitap etmek istiyorum. Kimse mükemmel değil, kendisi yüce ideoloji komünizme gitmek için sosyalizmin bir araç olarak kullanılmasından yana. Bu hali ile daha da sempatik geliyor bana. Bu dediğim dışında ayakları yere basıyor hatunun, kalemini de beğeniyorum.

Bu postanın ilk başında yazılanlardan gayrı, ülküdaşım (Netdaş) olan Devran Eroğlu‘nun Plugism adlı blogu ”fişe takılan herşey hakkında” bir blog. Devran Eroğlu kendini -internet entrepreneur. technology enthusiast. former coder- olarak tanımlıyor. Son projesi İhtiyacımKredi de gözden kaçmasın.

Sevgili Özgür Uçkan az kalsın Mü-Yap başkanı Bülent Forta için suç duyurusunda bulunacaktı. Kanunda gerekli düzenlemeler olmadığı için bu fırsat kaçınca cebime attığı mesaj üzerine iki Arnavut arkadaşı ellerine muşta vererek 14. sü yapılan Türkiye’de İnternet Konferansı’nın çıkışına gönderdim.

Trofolo adlı blogu ise Soysopizm adlı yazısı ile keşfettim. O kadar hoşuma gitti ki, bir kısmını değil, hepsini buraya alıyorum:

Benim soyla, sopla işim olmaz. Kendin kaderini çizmedigin bir geçmişin nesiyle övünç duyma telaşına girip yahut neyinden utanç duymak sıkıntısında heder olacaksın. Kimsenin kendinden öncesi, onu diğerlerinden bir adım öne taşımıyor. İlk nefeste herkes aynı başlangıç çizgisinde. Soy ve soptan avantaj sahada geçmez. Sahada ve yarışacaksan herkes kadar önce bir hiçsin, sonra belki artarak çoğalırsın. Her defasında soy kartını koyacaksan masaya, sığınacaksan bir kelime arkasına, tribune çıkmalısın.

TheOatMeal harika bir gavur blogu. Birbirinden tamamen alakasız konuları son derece ilginç bir anlatım şekli ile ortaya koyan bu blogu sevmemeye imkan yok. 15 things worth knowing about coffee sayesinde tanıdım.

3h hareketi Türkiye’nin Tek Liberal gençlik Hareketi diyorlar. Bir bakın, bana da anlatırsınız. Fazla incelemeye vaktim olmadı.

15 yıldır ehliyetim var. Fena da araba sürmem. Ama İsveç ehliyeti alamadım. Bunda sınavın zor olmasının yanısıra arabaya ihtiyacım olmamasının da rolü var. Ehliyet alacak motivasyonu kendimde göremiyorum. Bir de ben bazı konularda çok rasyonel olamıyorum. Eğer ehliyet alırsam gidip bir Volvo almaktansa, benzin içen, eski ama lüks modifiye edilmiş bir Amerikan arabası veya yine Porsche’un eski modellerinden almaktan korkuyorum. Ekonomik olarak büyük yük getirir bana bu. Şehrin ortasında oturduğum için garaj kirası ayda en azından 250 – 300 avroyu bulur tahminimce. Bu tarz arabaların vergisi de problem. Daha depoya benzini koyup kontağı çevirmeden ayda 600 avroyu bir kenara koymak lazım. O yüzden sevgili Akay Perker‘in bloguna yalnızca bakmakla yetiniyorum. Pitcafe Türkiye’de mumla aranıp, bulunamayan konu-spesifik bloglardan biri. Yalnız ve yalnız kara para ile işin varsa orda yazılan arabaların yanından geçersin. Bu da blogu seksi yapıyor. Benim param o blogdaki arabalar arasından birtek 1956 model Corvette C 1 e yeter. Zaten en beğendiğim arabada o. Tek problem 32,000 dolara satılan bu arabanın yalnızca çocuklar için yeniden üretilmiş olması.

Bir projem vardı, bilmiyorum uygular mıyım bir vakit? 12 tane farklı gacıya Fenerium ürünlerinin vücudu saranlarından (belki bu ürünleri biraz paralayarak, yırtarak) giydirerek bir fotoğraf serisi yapmak. Sonra da bunları bir takvim haline getirerek internete yaymak. Hayrına, bedava… Yok ben bunu basılı isterim, duvarıma asıcam diyen olursa kızların imzaları ile birlikte takvimin basılısını ücretle adrese teslim. Ülke şartları ve Aziz’in bu konuya itirazı olacağını düşünerek askıya alınmış bir proje bu. Ama Beyaz Rus Kız Basket Milli Takımı için engel yokmuş anlaşıldığı kadarı ile. Artık hangisi hangisinden gördü de yaptı bilmem ama Rus Kız Rugby Milli Takımı da burada.

Yeni yılın son pazartesi kuşağını salı akşamı vererek kapatıyorum. Yılbaşına kadar başka posta olur mu bilmem? Zannetmiyorum. Olabilir de… Bitirirken…Şu Soul Train adlı 35 yıllık Tv programı beni benden almaya devam ediyor. Her Pazartesi kuşağında ondan bir video koymayı adet edinmek istiyorum. Sevseniz de sevmeseniz de.

1973 yılından… O’ Jays grubunun Love Train parçası eşliğinde dans eden cool kıyafetli, cool niggas & bitchas herhalde eski yılın kıçına tekmeyi koyarken de uygun kaçar. 1.07 deki gürbüz arkadaşa dikkat.

Bookmark and Share

22 Yorum Postalanmış

observer 29 December 2009 at 22:34

Hacı hacıyı Mekke’de hoca hocayı tekkede Fenasi’ciğim.

Akay Perker 30 December 2009 at 00:45

5 Posta’yı neredeyse iki senedir takip etmeme rağmen bir yorum bile yazmadığım için utanıyordum ki, tavsiye ettiğin bloglar arasında Pit Cafe’yi görünce daha bi utandım. Hayırsız adamlar vardır, verilen bilgiden yararlanır ama dönüp bir teşekkür bile etmezler. Blogosferde sessiz sedasız dolaşıp çok nadir yorum yazdığım için kendimi öyle görüyorum bazen.

Bu kez de sessiz kalıp bir teşekkür etmemek büyük eşeklik olurdu.

Kara para şart değil bazı şeyler için. Gerçekten, başka alternatifler de var.

Derin Düşünce ve 3H Hareketi’ne yer vermene de ayrıca sevindim.

Larry 30 December 2009 at 01:53

Teknoloji ve medeniyet harbiden çok başka… Yurtdışında yaşadığım dönemler Fenerbahçemizin bir hafta önce oynadığı maçının vhs kasedine 20$ öderken sen şimdi İsveç’te yaşayıp Gökmen Özdenak vs Gökberk Bilgin’i takip edebiliyor ve yorum beyan edebiliyorsun.
.
“Proje 12″ kod adlı foto serisiyle alakalı ; neden hep kadın ki ? karşı takımda erkeklerden oluşsun …

Fenasi 30 December 2009 at 02:08

Bu arada Nastenka’nın bloguna tıklayanlar ulaşamayacak şu an. Sebebi bilinmiyor. Şuradan birşey anlamanız mümkün olabilir. http://ff.im/dvT9T

Hasan 30 December 2009 at 02:21

Bir yıl kadar ben de Derin Düşünce’de yazdım; sonra anlaşılabilir nedenlerden ötürü ayrıldım. Yazmaya başladığımda teist-agnostiktim ama zamanla bu ateizme kadar vardı. Üstelik ayrılırken de “Sen artık küffarsın, bas git.” gibi bir şey olmadı.

DD grubundan bazı kişilerle görüştüm bir iki kez. Hepsi elbetteki Müslüman ve dindar -gerçi bir Hristiyan varmış ama tanımıyorum- . Böyle oldukları oranda da demokrat insanlar.

Bu ikisi nasıl yan yana durabiliyor ya da durabilir mi o ayrı bir soru. Ama DD örneğinde durduğu ortada. Sekülerizm, modernizm vb. konularda eleştirel fikirleri var. Ateizm ve Darwinizm başlıca karşı oldukları konular arasında ama bu fikirleri savunan insanların var olmasına ya da bu fikirlerin ifade edilmesine karşı olacak insanlar değiller.

Ayrıca DD’nin din konusunda klasikleşmiş, gelenekselleşmiş din anlayışından ayrıldığı noktalar var. Bu konular epey derin olduğu için bir şey söyleyemem ama ara ara bununla ilgili yazılar da çıkıyor.

Kısacası DD iyi bir yerdir..

Larry 30 December 2009 at 02:56

EvliAdam, erkek takımının teknik direktörü olsun ama oynamasın, dışardan seyretsin.
Sen hakem olma . Malum taraf tutarsın

hafif abi 30 December 2009 at 12:51

Sevgili 5 Posta,

Aklı başında, mantıklı, sağduyulu, resmi ideolojinin embesilleştirme programına yenilmemiş bir insan olduğunuz için sizin hem buradaki yazılarınızı, hem de rastladığım kadarıyla çeşitli bloglardaki yorumlarınızı okumak benim için hoş birşey. Kafası İttihat Terakki zihniyetinin yüz yıllık ideolojik hegemonyası altında okul, medya vd ideolojik tahakküm aygıtlarıyla süngerleşmiş her yaştan, her kuşaktan insanlar karşısında medeni bir cesaretle, recmedilme endişesi yaşamadan eleştirel tutumunuzu dile getirmeniz saygıya değer bir tutum gerçekten de.

Derin Düşünce çevresini tanıyorum. Bir iki de yazım var orada çok eskiden yazdığım. Hiçbiriyle “gerçek” hayatta tanışmıyor olmama rağmen, aralarından birkaçı da yakın dost olarak değerlendirmekten onur duyduğum insanlar. Bu ülkede, eften püften değil derin bir entelektüel birikime sahip, vicdanı olan, empatiyi, hakkaniyeti ve demokratlığı içselleştirebilmiş müslüman sayısı, sanılanın çok çok üstünde, inanın. Bunlar, kendi kendilerine gelin güvey olup kendilerine “çağdaş, ilerici” bla bla sıfatını takmış pek çok zibidiyi cebinden çıkarır. Türkiye, Teşkilat-ı Mahsusa’cı faşistlerin, ulusalcı nasyonalsosyalistlerin bizlere yutturmaya çalıştığı bir halde değildir; toplumsal dinamizm bu toplumun üzerine giydirilmiş deli gömleğini yırtmaya çalışıyor, kopan kıyamet sadece ve sadece bundandır.

Size ve hepimize, bu dünyanın yaşanmaya değer bir yer olduğu hissini verecek bir yeni yıl dileyerek keseyim, fazla uzatmayayım.

hafif abi 30 December 2009 at 12:56

Dipnot olarak ekleyeyim, ben sol demokrat bir deistim. Kemalizm dininin mensubu softalardan gelebilecek eleştirel yorumlara da cevap vermek gibi bir niyetim yoktur, peşinen onu da belirteyim.

Evli Adam 30 December 2009 at 15:03

Larry

forvet eksikliği çekmeyelim sonra? fenasi 12 yi bir bulsun, o zaman bakarız mevkiye.

seni ben, beni de sen sananlar vardı, ikna oldular mı olmadığımıza emin değilim.

nastenka 30 December 2009 at 17:31

Aniden bir yanlış anlaşılmaya sebebiyet verdiğim için özür dilerim. FF’den bağımlılık yaptığı için ayrıldım. Blogu da bir süreliğine yayından kaldırdım. Yazdıklarıma göz gezdirdim, “Ne yapıyorum doğru mu yapıyorum?” diye düşündüm. Sonra karar verdim: Gayet doğru yapıyorum. Yazmaya devam edeceğim.
Bir kere daha yanlış anlaşılmaya yol açtığım için kusura bakma. Blogunu takipteyim.
Sevgiler.

Sinan Demir 30 December 2009 at 21:21

Sevgili Nastenka,

Konu burada geçtiği için buraya not almakta fayda var. Dün gece blogunu okurken birdenbire siliniverdi, ben de alelacele Google cache’ini kullanarak eski yazılarından okumadıklarımı Word’e kopyalamaya başladım.

Bir gün doğru yapmadığını düşünsen bile yazdıklarını silmeyesin.

Larry 31 December 2009 at 01:36

@Evli Adam
Ben yorum yazarım, blog yazamam, yazanı da severim. Bak mesela , Fenasi’nin bu postası… daldan dala atlamış, herkesi bir taraftan yakalamış. Ne bilim senle ben takıma takılmışız . Hafifabi “hah buldum benim gibi düşünen bir liboş diye sevinmiş. Sinan Demir , Nastenka’ya yazmış inceden falan filan….

Gece Doe 31 December 2009 at 02:11

Ne güzel fikirmiş o takvim, Fenerbahçe olması dışında :p

Sinan Demir 31 December 2009 at 02:21

Hahaha, oyle mi olmus. Utandım, sileyim. Toyluguma verin. Halbuki icimden de en uygun sekilde nasil yazabilirim diye gecmisti.

Evli Adam 31 December 2009 at 14:38

Larry,
bu kadar fazla konuya değinen bir postada herkesin birşeye takılması normal. diğer konularda da kelam ederdim de linkimi verdiği bir yazıya yazıyormuş gibi olmasın dedim. fazla vakti olamayan bir adam olarak ben iyi içeriği/tartışmayı bulma işinde tembelim, Fenasi’yi ve birkaç iyi adamı daha takip etsem yetiyor. “isveç” çakısı gibi adam.

hafif abi’ye de saygılarımızı sunarız.

meri krismıs.

internet cafee 1 January 2010 at 18:18

sen anca çavuşu tokatlarsın…

bettyblue 7 January 2010 at 16:02

takvim projesi iyiymiş

gadno kopele 10 January 2010 at 00:11

oat meal ne olaymış hakikaten; oku oku bitmez, bu soul train’i nasıl kaçırmışım… 70′ler her açıdan mükemmel, medeniyetimiz gerileme devrine mi girdi nedir…
unutmadan i love spartak too :)
başarılı ve eğlenceli bir sene dileklerimle fenasi!

eva 30 December 2009 at 07:08

takvim projen hoşuma gitti:)

This comment was originally posted on FriendFeed

5 Posta 30 December 2009 at 07:25

eva – sarı ile lacivert senin üzerinde beraber gitmez. Sırf lacivert, üzerine beyaz puantiyeli olabilir. Ya da tight beyaz, üzerine sarı çiçekli.. veya vice versa.. düşünelim bunu bir..

This comment was originally posted on FriendFeed

senem 30 December 2009 at 07:40

ben ciddi gs li olduum icin giymem diye dusunmustum ama aslında esas bnm giymem daa dogru olur sanki hahahahahaha

This comment was originally posted on FriendFeed

5 Posta 30 December 2009 at 08:02

12 yi tamamlamak zor olmayacak gibi.

This comment was originally posted on FriendFeed

Yorum Postala