Ne İnterneti Lan!!! Anti Manifesto
Aramızdan bazıları, başımızda bulunan bu özgürlük kısıtlayıcı kanunları, sansürü ve onların getirdiği durumu bir siyasi problem (katılıyorum), bu problemin de çözüleceği arenanın siyasi bir arena olması gerektiğini ısrarla söylüyor. ”Gerçek hayatta bile özgür değilken, tutup ta internetin özgürlüğünden bahsetmek, abesle iştigal” diye de ekliyorlar…
”Saçma” diyorum… Neden saçma olduğuna dair sebeplere bu postada girmeyeceğim. Onun yerine, cidden de sokaktakinden daha özgür olduğumuz, ve her türlü engellemeye karşın yine de hep özgür olacağımız ortamlarda bu konu üzerine tartışılan birkaç şeyi gündeme getirip, gerçekleştirilmesi düşünülen birtakım çözüm önerilerini baz alarak ”Nasıl bir İnternet İstiyoruz” un bir manifestosunu geçmek istiyorum. Çünkü, eğer içimizdeki kahvede arkasına yaslanıp, sigara – çay ile ülkeyi kurtaran adamı yenebilirsek, eşiğinde olduğumuz iki olumlu hareket var.
Bunlardan biri uzun bir zamandır SansüreSansür adıyla çaba gösteren oluşum. Fırat, Ebru ve Deniz şu an gördüğüm kadarıyla bu oluşumun yorgun ve kızgın motorunu oluşturan üçlü. Yeni bir nefesle devam etme niyetindeler. Bir diğeri ise M. Serdar Kuzuoğlu‘nun, bir delinin kuyuya attığı taş misali ortaya döktüğü, benim de burada ara sıra bahsettiğim İsveç’deki Piratpartiet in Türkiye versiyonu olarak düşünülen oluşum.
Bu ikisinin farkları, benzerlikleri, olası işbirliktelikleri başka postanın konusu. Bu postayı, dediğim gibi ”Nasıl Bir İnternet İstiyoruz” un açıldığı, ve anateması, özü bu soruyla birebir ilişkili bu iki farklı oluşumun düşünce yapısındaki zaten varolan temelleri internet kullanıcısı olan sizlere iletmek amacıyla yazıyorum.
Evet, nasıl bir internet istiyoruz sorusunu geçtiğimiz günlerde FriendFeed adlı sosyal ağda kullanıcılara açtım. Soruyu şöyle formüle ettim:
Laga luga yapmadan… Nasıl bir internet istiyoruz? Tarikat propagandası, PKK blogları, şeriatcı yayınlar, ateist propaganda siteleri, Kemalist ideoloji forumları, pornografi bir tarafta. Ya da öbür tarafta ‘’sözde” laik ve Kemalist cumhuriyetin, ”pratikte” muhafazakar ve çağdışı bürokratları/politikacıları tarafından denetlenen, karınca kararınca müslüman, yalnızca devletin resmi ideolojisine uygun düşen yayınlara izin veren, ülkenin halihazırdaki kanunlarına uygun bir internet?
196 defa görüş belirtildi bu başlık altında. En canalıcısı, açıklayıcı olanı şuydu…
Ben şahsen internetimde sıçmalı porno, pkk blogları, şeriatcı yayınlar, adnan oktar, noam chomsky, richard dawkins, cüppeli ahmet hoca,kemalist, anarşist, komünist, sendikacı, turancı, pezevenk, orospu, laik, müslüman, cumhuriyetci, punk, metalci, her türlü zıtlığı, beni besleyen – beslemeyen her kırıntıyı istiyorum.
Önümüze alacağımız, elde etmek için çabalayacağımız internetin şekli, şemali budur. Eğer internetin yukarıdaki içeriğine kayıtsız ve şartsız, ”ama’’sız, ”fakat” sız katılmıyorsanız, katılmaya bir tarafınız yemiyorsa ne bu blogu okumaya devam edin, ne de bahsi geçen oluşumlara herhangi bir şekilde katılmayı.
Haa bunda bir romantizm yok. Herşeye rağmen bu ögeler internetde hep vardı ve olacak zaten. Amaç, yalnızca bunların meşru kılınması için çalışmak, vatandaşı kanuna saygılı bir hale getirmek için kanunların adam gibi bir hale getirilmesini sağlamak. Ve belki de en önemlisi insanlara bireyin devlete ve topluma karşı mutlak otonomluğu olduğunu anlatmak, haysiyetli bir birey olmaları için bu gerçeği kavramalarını sağlamak.
Bu kolay bir iş değil.
Muhafazakar insan ve kuruluşlardan, ya da modern görünen ama esasında devletin yıllarca yaratmaya çalıştığı, dört bir tarafımızın düşmanlarla çevrili olduğunu her fırsatta dile getirip, kendi sikini doğrultamamasında bile Amerika parmağı arayan, içinde bulunduğumuz kritik coğrafyayı ve bir türlü arkamızda bırakamadığımız ”ulusun içinden geçtiği kritik dönemi” her fırsatta gargaralayan insanlardan yiyeceğiniz ”vatan haini, din düşmanı, pedofil dostu” gibi yakıştırmaları bir tarafa bırakacak olursak, herşeyden önce size kulak kabartması gereken 450 tane ”iyi işitmeyen” adam var…
Ama onun da ilacını bulacak beyinler var aramızda… Deneme ve yanılma metoduyla da olsa…
Türk insanı hemen sonuç istiyor, filmlerde mutlu son, ligde muhakkak şampiyonluk. Uzun soluklu hareketlere yabancıyız, çabuk yorulup, huzursuzluk çıkarmakta da üzerimize yok.
Gerek SansüreSansür, gerekse kurulması düşünülen Korsan Parti özgür bir internet kültürünü hem bu işe kafası basanlara ve hem de halkın otlayan/uyuyan kesimine bıkmadan, usanmadan anlatmalı, stabil ve ideolojik olarak tutarlı bir çizgiyle hep yerinde durup, sıradan internet kullanıcısına karşı anlayışlı, öğretici, müşfik bir profil çizerken, öte yandan etable olmuş partilere ve politikacılara, kanun koyucu aparata karşı da sürekli bir karın ağrısı görevi görmeli.
Telif hakları ile ilgili şu an bizde yürürlükte olan ve dünyadaki gidişata bakarak, yakında bizde de çıkarılacağından % 100 emin olduğum kanunlar da birebir özgürlüğümüzü ilglendiriyor. Big Brother düzeni bu kanunların oturtulduğu toplumlarda muhakkak kurulacak. O yüzden telif hakları olayını 3-5 entelin, bedavacının işi olarak görmekten vazgeçmek, vazgeçirtmek önemli.
Buraya kadar yazdıklarıma bir çizgi çekin. Bu çizginin içinde kalanlardan çıkarılacak, itiraz edilecek tek nokta dahi yok. Sonra ister birey olarak herbiriniz, isterse de organizasyon olarak diğerleri ekleme yapsın.

8 Yorum Postalanmış
Açıkcası illa bir rahatsızlık, çocuklarımızı koruyacağız diye bir zihniyet ya da ne bileyim takıntı varsa bir filtre networku oluşturulsun; devletin kendini yetkili zanneden kademesi de buraya ‘uç’ siteleri kategorize ederek bu dizine yüklesin ve bu dizine 3. parti yazılımlarla erişilmesine izin versin.
Sonra kendi yazılımının yanı sıra insanları bu dizinden yararlanan yazılımlar yazmaya teşvik etsin, isteyen ebeveyn ya da sıradan vatandaş kursun bilgisayarına bu yazılımı görmek istemediğini görmesin, kendi filtresini oluştursun. Ha evet deve kuşu misali! ancak en zararsız yöntem bu gibi geliyor bana.
Eğer a’dan z’ye her site engelleniyorsa devlet otoritesine ve vatandaşına sağladığı eğitime güvenmiyordur. Hata çok başta bir yerde.
“Buraya kadar yazdıklarıma bir çizgi çekin. Bu çizginin içinde kalanlardan çıkarılacak, itiraz edilecek tek nokta dahi yok.”
Vay be Fenasi, sen de degistirilmesi teklif dahi edilemeyen maddeleri koymussun manifestoya.
Telif haklarinin yasayla tanimlanip, guvence altina alinmasinin dogrudan Big Brother duzenine yol acacagini ima ediyorsun. Ironik olan su ki, soz konusu telif haklarinin en kolayca cignendigi ulkeler, ayni zamanda Big Brother’in en aktif oldugu totaliter/otoriter rejimler.
Fenasi;
Bu siteyi yaklaşık 2 aydır takip ediyorum. İlk defa cevap yazıyorum ve kalemini, düşüncelerini çok beğeniyorum. Siteyi tam anlamıyla boş vaktimde bi hatim etmeyi düşünüyorum. Bu yazının altına da imzamı atıyorum. Teşekkürler..
benim, her zamanki gibi:), merak ettiğim bir konu var. muhafazakar insan neden çok korkaktır? simetri hastalığı gibi bir durumu var muhafazakarın. belli kalıp dışındakileri düzeltmeden edemiyor. hatta durunamıyor, illaki düzeltecek, nasıl olursa olsun. muhafazakarlık gerçekten korkaklık hastalığı sanırım. bütün semptomlar uyuyor. fakat klasik hastalık hareketini de yapıyor. hasta olduğunu kabul etmiyor ve kendine muhafazakar diyor. neyi muhafaza ediyor bu adam? amacı dünyayı daha yaşanabilir hale getirmek mi? tanrısını muhafaza eder, milletini muhafaza eder, siyasi görüşünü muhafaza eder, bunları en iyi muhafaza hareketi de düşüncelerini bulandırmamaktır. ya yeni bir şey görüpte düşünceleri değişirse? bilmem farkındamısınız eski muhafazakarlar, düşünce değişimlerini sansasyonel olaylarla yaşamıştır.
peki bu hastalığın tedavisi nedir???
@ Netamiye,
İma etmedim, öyle olduğunu söyledim.
‘Telif haklarinin yasayla tanımlanıp, güvence altına alınmasi” dediğin olayın tercümesi ”çağı geçen bir endüstrinin ve para kazanma yöntemlerinin kendi lobileri tarafından hükümetlere yaptığı baskı sonucu hükümetlerin kendi vatandaşını özel şirketlere satması”… Biraz karışık oldu belki ama, aynen öyle…
Müzik eserlerinde 50 yıl olan telif hakkı, 60 lı yılların ünlü ve belki de endüstriye en fazla para kazandıran grubunun haklarını kaybetmek üzere olan çevreyi harekete geçirdi. Geçtiğimizde 50 yıl olan sürenin 90 yıla çıkarılması için bastıran branş 70 yıl ile ytinmek zorunda kaldı.
How sick is that????
Telif hakkı ihlali gelişmiş ve gelişmemiş ülkelerde önemli bir farklılık gösterir. Gelişmiş ülkelerde ticari ve organize telif hakları ihlali ceza gerektirir. PiratPartiet (Korsan Parti) olsun, onun dışında özgür internet için çene patlatanlar olsun bu cezanın kalkmasından yana değil. Private olarak yaptığın kopyalama serbest olsun diyorlar.
Ayrıca önemli bir başka fark: Telif haklarını senin daha iyi koruduğunu söylediğin ülkelerde mesela imeem.com gibi müzik paylaşım sitelerine hiçbir yasaklama yok. Türkiye’de ise MÜYAP denen …….. sayesinde bugün bu tarz sitelerin hiçbirine girmen mümkün değil.
değiştirilmesi teklif dahi edilmeyen maddler içinse şöyle bir benzetme yapabilirim.
Müslümanım diye ortaya çıkan adam en azından kelime i şehadet getirecek…
Bir yönetici tipi vardır ağbiyi oynar, bir diğeri müdürü oynar. Ağbiyi oynayanın dikkat etmesi gereken altındaki insanların kapasitesidir. Hemen yavşayan tipler ise onlara astığım astık kestiğim kestik- sert müdür olman gerekir veya varsa gücün+sabrın+vaktin eğitmekle uğraşırsın. Internet denen mereti herkes kullanıyor, bin türlüsü var ama vakit yok.
Yorum Postala