Mükemmel Erkek
Pucca beni uyardı bir ara ”neden başka blogları çok fazla gezmiyormuşum”. Bu benim bir eksikliğim tabii. Ancak şu var ki erkek blog yazarları genelde teknik konuları ele alıyorlar. O konuda açıkcası çok merakım yok. Daha çok kadınların yazdıkları blogları takip edeyim diyorum, ama orada da çokça melankoli ve şiirsellik gördüğüm için takip etmekte zorlanıyorum. Burada suç bende, şiirden anlayan bir insan değilim, müzeye gitmek kadar sıkıcı geliyor bana. Bunun yanında birgün space cake nasıl yapılır tarif verip, ertesi gün wordpress’in bilmemneresine koyacağın php kodunu yazan blogları da takip etmek zor. O yüzden niş blogları (tek bir konu üzerine yoğunlaşmış) veya kişisel olanları vaktim olduğunca takip ediyorum.
Bu blog şeysi en çok homoseksüellere ve kadınlara yaradı. Bunun da doğal karşılanması gerekir. Toplumda sesleri bastırılmak istenen kesimler blog fenomeni sayesinde bir ses buldular. Kafadan bir hesap, blogların yazarlarının ve okuyucularının % 55 kadın % 42 erkek ve % 3 homoseksüellerden oluştuğunu kabaca tahmin ediyorum. Dolayısıyla etable olmuş hatun bloglarının bir postaya 20 den aşşağı yorum almadığını görüyoruz. İşin cıbırını attırmış olanlar 50-60 yorumda geziniyor… Kadınları anlamak için pratik yapmak isteyen bir erkek, bundan iyi fırsat bulamaz. Bir kadının anlattıklarına diğer kadınlar nasıl katılıyor, tepki veriyor… Benim de bir blog yazısı dikkatimi çekti, konu yapayım dedim.
İnsanların özel hayatları tabii ki kimseyi ilgilendirmez. Ancak söz konusu kişi olayı kendi blogunda okur huzuruna çıkardığı için benim de başka bir yerde aynı olayı örnek göstererek yazmam yanlış bir davranış olmaz. Zaten amacım kadın ile erkeğin aşk,ilişki dediğimiz olaylara bakış açılarındaki farklılıklara dikkat çekmek.
Camilla bir süre önce Değer adında bir erkek ile tanıştı. Kendini bayağı bu çocuğa kaptırdığını yazdı blogunda. Müzikti, kültürdü vesaire her konuda bir elmanın iki yarısı gibi olduklarını anlıyoruz. Tabii çocuk böyle de bir pırlanta çıkınca, anlaşıldığı üzere blogun bayan okurları da çocuğa aşık olmaya başladılar. Eh hadi abartmayayım, ama en azından büyük bir tezahürat var yani okuyucudan. Zannedersem blogun bayan okuyucularını koparan şu satırlar oldu. Bayanlar ve özellikle de baylar… Dikkate okuyun;
Hatta hayatımda geçirdiğim en güzel geceydi. Yürürken, bi otelin önünde durduk. ‘Eve gitmiyoruz’ dedi, otele girdik. Oda anahtarının Değer’in üstünde olduğunu fark ettiğim için, daha önceden ayarlamış bir şey olduğu belliydi. Oda kapısını açtı. Mum dolu bir oda, her yerde mumlar yanıyor, adım atılacak kadar bir boşluk var sadece, oda bembeyaz ayrıca, üç şişe şarap var ve çikolatalar, en sevdiklerimden, Tutku ve Damak. Fonda bir müzik, Danny Vera’dan ‘I was made for loving you baby’…Hayatımdaki en mutlu olduğum an, bu andır işte. Anlarsın sen, şimdi burda yazsam bile olmayacak ki, kelimeler yetmeyecek.. O yoğunluğu anlatacak kelimeler bilmiyorum ben.
Kadınların kalbini küt küt attıracak bu sahne bende çok başka düşünceler uyandırdı oysa. ”Normal bir erkek asla böyle birşey yapmaz” gibi klasik ve ucuz bir espri yapmaya gerek yok burada. Bu kadar olmasa da benim de buna yaklaştığım koreografiler olmuştur. Ardındaki düşünce ne olursa olsun, kadınları tabii ki büyük bir mutluluğa sevk ediyor. Yine de too good to be true bir vak’a, bunu söylemek lazım. Ticarette de var bu, adına ”dans etmek” deniliyor. Bir anlaşmada, alışverişte karşındaki insan gereğinden fazla kartı ve kozu ortaya sürüyorsa şüphelenmek için her sebebin var artık. Hiç çaktırmadan, ”tamam biz anlaşmayı inceleyelim, sonra size döneriz” denmeli. Toplantıdan çıkar çıkmaz imzalanmamış sözleşmeyi yırtıp, sekreterinize o adamın telefonlarını bağlamaması için tembih etmeniz gerekiyor.
Tabii aşk başka birşey. Çok gerçekçi olamıyorsunuz. Belki güzel olan tarafı da bu. Ben çok zor beğenen bir insan değilim. İnsanlarda hatalarının yerine, artılarını görmeyi tercih ederim. Cinsellikte dahi böyleyim. Hiç tipim olmayan bir hatunla sırf biçimli göğüsleri var diye sevişebilirim. Veya ayak bilekleri… Saçları… Kokusu… vs…
Yalnız birtek şeyden vebadan kaçar gibi kaçarım. Kıskançlık… Bu bir ilişkiyi cehenneme çeviren yegane illet. Bir virüs gibi de ayrıca. Bir kere girdiği zaman çıkarması çok zor. Tabii domuz gibi de olmamalı insan. Belli bir dozajı var kıskançlığın. Hafif göstermelik olacak, espri ile karışık, gülümseyerek…. Üzerinde de asla durulmayacak. Isıtıp, ısıtıp getirilmeyecek.
Kıskançlığın en istenilmeyen evresi şiddet. Ki bu muhakkak yaşanıyor. İlla fiziksel olarak değil, karşındakini bilerek sözle incitme de bu şiddetin kapsamına giriyor. Kıskançlığın en büyük sebebi kendine olan güven eksikliği. Yetişkin bir insanda bunu düzeltmek pek kolay değil, çocukluktan geldiğini tahmin ediyorum.
Otel, mum, şarap… Bunlar güzel tabii. Ancak Camilla’nın yazdığı tüm yazılarda oğlan son derece kıskanç bir tipleme çiziyor. Pek adetim değil, okuduğum bloglara da fazlaca yorum bırakmıyorum. Ama bu sefer düşündüğümü yazayım dedim ve bir yorum bıraktım oraya. Ancak bazı okuyucuların ”amaaan bozma eğlenceyi, uyandırma bizi bu rüyadan” tarzinda tepki verdiğini görmek gecikmedi.
Bu kadın-erkek olayı, düşünce farklılıkları ilgimi çeken bir konu olduğu için yazdım. Son olarak aşk ve romantizm tezahüratçısı bayan okurlar için bir tüyo ile kapatayım.
Benim beceremediğim iş olan internetten hatun ayarlama konusunda usta olan bir arkadaşıma sordum bu işin sırrını.
”Kadınlar o kadar sevgiye aç ki, onlara duymak istediklerini söylüyorum” demişti. Yine de arkadaşımın yanıldığını ummak isterim…


33 Yorum Postalanmış
kadını bazen gerçeklikten uzak tutmak için onun gönlünü kazanacak hareketlere yönelik oynarız erkek milleti olarak. bazen art niyet de olsa yapılması gerekiyosa yapılır. çünkü kadın bunalmıştır, online hatuncu elemanın dediği gibi kadınlar sevgi açı olunca da tam aç oluyolar ve önlerine ilk çıkan junk food şeysine sarılıveriyorlar.
daha şimdiden bu kadar kişiselleşen blogosphere, ileride merak ediyorum hangi ödemeli modelleri seçerler. işte 5.99 öderseniz yazının tamamını, 15.99 öderseniz bir de home videomuzu indirebilirsiniz filan falan..
Mükemmel [şuraya "mükemmel" yazmaya çalışırken bile arka arkaya defalarca hata yaptım "mükemmek" gibi, silip baştan yazdım] erkek mi? Ya da “Mükemmel Kadın” ne demek?
Ancak “Molecular Transportation”ı gerçekleştirebilen birisine “mükemmel” diyebilirim. Ona da “insan” denmez, olsa olsa “mutant”tır.
@ Besim,
Açıkcası fena olmaz o dediğin model. Yani 5.99 ödeyen o romantik otel odasında çekilmiş fotoğraflara veya ses kayıdına ulaşabilir.
VIP hesabı olan erkek okuyucu o geceden arta kalan kopmuş bir sütyen kopçasını imzalı olarak edinebilir… Kadın VIP üyeye ise odadaki vazonun içindeki güllerin kurumuş yaprakları verilebilir.
Ya da ne bileyim, blog yazarının varsa şiir denemeleri ”Print On Demand” yöntemi ile güzel bir sunumla blogun webshop unda satışa sunulabilir.
Az önceki yazımı yazarken mükemmel kadını düşünüyordum bende… aklıma stepford wives tan başka bişey gelmedi.. ne ürkütücü
Stepford Wives için googlamak zorunda kaldım. Dış görünüşe bakarak, ı-ıh demek zorundayım. Benim önerim Winona Ryder. Hırsız ama, ben onu öyle kabul ettim…
Bir dakika yahu, bu bir kadının adı değil… Bir tv dizisinin adı mı? Allah kahretsin!!!
Stepford Vayvs deyince kulağa da özel isim gibi oturdu. Hayır, yorumu attıktan sonra ”Ne salakça bir soyadı bu” diye düşünürken gerçeğin bu olabileceği kafama dank etti.
Google images da ilk gelen arama sonuçlarna göre, elindeki Corn Flakes kutusuna bakan sarışını esas aldım ben. Kıroluğumu bağışlayın…
Mükemmel Erkek = Şişman Erkek
haa cahil film o film!
pP aaa çok ayıp sanane camillanın fanfinisinden:PpP
kadın bloglarını okurken olayı abartmışsın.. işi dedikoduya kadar vurmuşsun
kadınları tavlamak çok basit.. tek yapmanız gereken seksten bahsetmemek.. bu hatunu korkutuyor çünkü.. liseden beri var olan “berkcann beni kullanıyoo” tırsıtması.. annelerimizin bize vermiş olduğu.. bak erkekler herkesi eller mıncıklar, hiç ellenmememiş kızla evlenmek ister.. nasihatları bilmemneleri hiç sallamasakta gayet modern kadın sıfatına takılsakta.. bi yanımıza işliyo işte.. erkekte amdan dötten bahsetmeyince, beyin hemen dıtdıtdıt bu o kişi diye sinyal veriyor..
birde bir kadınla herkes seks yapmak ister, ama bir kadını çok az kişi sevmek ister..
blog camiasında %3 homo oranı tespitin doğru değil fenasi…
blogkürede gizli gayleri, am yalamayı seven kadınları açıklasam dudağın uçuklar, ortalık karışır + bu listeye biseksüelleride eklersem tam curcuna olur, aslında iyi eğleniriz ama ah işte şu etik kurallar.
bu oran lezbiyenlerle beraber %20′den azsa taksim meydanında bir zenciye vercem
@ Gaykedi,
Okuyanlar arasında doğru olabilir o oran. Ama o kadar blog yok sanki ortada… Diyorum şöyle bir magazin blog yapsan Pucca ile beraber. O da biliyor, kim kimle düştü kalktı falan. Camiadaki gizli gayleri, kuku yalayıcıları falan. Ortalık bir karışsa. Çok barışsever ortam…
@ Pucca,
Eğer sırf sana veya başkasına bahsetseydim Camilla’nın blogunda yazanlardan, bu dedikodu olurdu. Ama orada yazılanı burada aynaladım… Olay budur… Arı kovanına çomak sokma…
Şüphesiz eşcinsel bloglara yakınlıktan olsan gerek benimde ilk aklıma gelen oranların daha yüksek oldugu idi. Özelliklede ülke sınırlaması yapılmıyorsa
Diğer yandan bir manyak ben miyim bilemedim ama salakça aklıma takılan illaki çikolatanın sonuna tutku oldugu belirtecinin eklenmesi. Evet, hazırım deyip ilgili yazıyı okumaya heveslendim ama tutkunun geçtigi ilk kısımda vazgeçtim nedense. (yani nedenide belirli ama taşlanmamak lazım durduk yerde)
Çikolata kısmına kadar olan yerde gözüme çarpan ve hoş oldugunu düşünmedigim kısım belirttigin gibi kıskançlık temelli bireylerin hayatlarına gelişi güzel karışabilme durumu idi. Dişi birey başta çok bir söver gibi olsada beğenilen yazarlar, güzel sözler ve birkaç jest bunların hepsini sindirmeye yeterli imiş. Garip….
senin netci elemana ve pucca ya katılıyorum. Bi kadına zorla yataga atmaya kalmayın sizinle yatıcaksa bile yatmaz. Ona ilgili olun ve bekleyin, gerisi yer-zaman-durum üçlemesine bağlı. Birde ilk ben yapayım blog üzerinden satış olayını vegas ta seviştiğim hatunun sütyenini satıyorum 100$ varmı isteyen. Sütyen 90b kırmızı dantelli ve çok kullanılmış olduğu belli.
@ Uhuru,
At bir fotoğrafını sütyenin, açık arttırmaya koyalım burada. 100 papel çok gibi… Ama sütyeni ilk ele geçirdiğin anda vakumlanmış poşete koysaydın ve kokusunu muhafaza ettirebilseyin, belki…
bu yazının ana fikri aslında.. “camilla kızım bak herifin herif değil.. gel bana tarzımızda aynı.. barış mançoya ayy pardon zappaya da benziyorum, kıskanmam domuz eti yiyorum
pP bana mahallede mükemmel erkek derler.. hadi beni seç,, beni seç :ppP”
Stepford Wives bir filmdir aslında… O elindeki cereal kutusuna bakan da Nicole Kidman.. Filmin ikinci versiyonunda oynamıştı..
Stepford Wives’ta androit kadınlar vardır, bir tarikat lideri kadın aracılığıyla beyinlerine bişey mi takılıyordu bişey mi enjekte ediliyordu tam hatırlamıyorum ama bu hale geliyorlardı.. erkeğine bağlı, yüzünde sürekli deterjan reklamı gülümsemesi olan, her zaman bakımlı, namuslu, cumhuriyetçi, evi çiçek gibi mükemmel bir anne… Bu aslında komedi gibi başlayan garip bir korku filmidir.. Asla üçüncü sınıf bir androit filmi değildir sosyal mesaj verir amerikada banliyö kadınlarının tek tipliğine falan gönderme yapar vs. böyle bir film işte.
Mükemmel erkek istemem ben sanırım… Bundan ne farkı olurdu? Her yerde mumlar şiirler. kadının özel hissedebileceği, gururla anlatabileceği boyutta kıskançlıklar. İnsanlar kendine özgü olmalı bana sorarsanız… Daha önce bahsettiğim şişme adamdan da bu yüzden ayrılmıştım
Yok zannetmem Pucca,
Bukowski, Dostoyevski, sanat ve kültür konuşmayı sevmem. Bir de zaten Değer çıtayı çok yüksek koymuş. O otel şeysinin üzerine birşey koymak zor.
Domuz eti yemiyorum, kokusundan ötürü. 4 sene önce bıraktım. Et fazla yemiyorum esasında, kuzu olmadıkça… Belli ölçüde kıskanırım tabii. Agresif olmadan, surat asmadan…
Bir erkeğe göre “erkeğin iyisi” ile, bir kadına göre “erkeğin iyisi” aynı şeyler değildir Fenasi. Bazı kadınlar her zaman kandırılabilirler.Bütün kadınlar bazen kandırılabilirler ama aynı kadınlar aynı erkekler tarafından aynı şekilde kandırılamazlar. Camillianın Değeri oyunu kuralına göre oynuyor, bundan sonrası Camillianın bileceği…Mesela aşağıda okuyacağın olayda strateji basit; kızların ilgisini çekecek genel bir konuyu seçip, Pucca’nın dediği gibi indirekt bir yaklaşım sergilenir. Nasıl mı : aynı apartmanda oturduğu kızı nihayet yalnız yakalayıp konuya girer delikanlı:
-Dün, seni rüyamda gördüm.Birlikte akşam yemeğine çıkıyorduk. Sence bu ne demektir ?
Kızın cevabı :
-Rüya görüyorsun demektir.
Herşey normaldi halbuki!!! değil mi ? Kıza ilgi gösterdiğini indirekt belli ediyorsun, esprili bir şekilde konuya giriyorsun falan filan. Kız var kız var…
Pucca deyince reddetmissin ama ben de bir yazilma ihtimali oldugunu dusunuyorum. Kolay gelsin.
Merhaba Meltem,
Rumuzunun benim için anlamı derin olmasa seni kucağıma yatırır o pembe poponu kıpkırmızı oluncaya kadar tokatlardım.
Tekrar bir dönüp baktım, Camilla’nın sitesinde yarım bir resmi var. Nasıl söylesem de yanlış anlaşılmasam… Sweet Girl tamam… Ancak şu an Değer çok yükseltmiş piyasayı. Yukarıda da dedim. O otel odasının üzerine birşey koymak zor.
Belki bir hafta sonu St.Germain’de çatı katında bir oda kiralayıp mahallenin kafesinde Krosan yenilip, sütsüz şekersiz kahve içilirse, ve de tüm hafta sonu saçlar dağınık, kirli sakallı bir şekilde ceketin üzerine kaşkol giyilirse otel odası efsanesi söndürülebilir. Ödenmesi gereken bu bedel çok yüksek…
Alternatif, Stockholm’deki dairem olamaz. Bırak boğazı, manzarası yok. Açık camdan fırlattığım kullanılmış, dolu prezervatif komşunun balkonuna düşüyor.
Hepsinin ötesinde Rus edebiyatı tartışmaktan daha fazla turn off yaratan başka birşey yok. Salamura kavanozunun içinden çıkarılan hıyarın ve tütsülenmiş balığın eşliğinde çıtırtılı plaktan Vladimir Visotsky dinleyip vodka dikecek birini arıyorum…
bırak bu işleri fenasi ciğerini okurum senin ben:ppP
ya bide bişi dicem o otel muhabbeti için.. öyle güzel evi var yeni tanışmışız falan beni direk otele götürüyor.. ben hemen kıllanırım.. ne halt karıştırıyosun, evde başka biri var dimi.. beni saklamak için öyle yaptın diye carlarım kıyametleri kopartırım..
hele o işyeri mevzusu, çocukken doktora götüreceği zaman babamın işyerinde beklerdik.. a4 kağıtlara prenses resmi çizerdim.. Yani şimdi işyerine biri kız arkadaşını getirse bide günlerce gelse gitse, manyaklar mı lan bunlar derim.. bir iki derken mutlaka biri laf eder..
PS: işte bu yüzden benim bir sevgilim yok camillanın bir eli yağda bir balda :’(
pucca işte bu yüzden yalnızız dicektim de zaten sende eklemişsin not olarak
hahahahah
straight erkeklere +1 veriyorum.
bu arada bugunlerde burayyi diger bloglara ziplama tasi olarak kullaniyorum. en son eglenilcekerkek blogunu hic begenmedim.
Bu arada fenasi, bi sekilde album acarsan bende kisisel albumden bikac posta atarim.
@sinek
kimine göre süt kimine göre şokolat.
PuCCa says —
(On Jan 27th, 2009 at 5:46 pm)
haa cahil film o film!
pP aaa çok ayıp sanane camillanın fanfinisinden:PpP
kadın bloglarını okurken olayı abartmışsın.. işi dedikoduya kadar vurmuşsun
kadınları tavlamak çok basit.. tek yapmanız gereken seksten bahsetmemek.. bu hatunu korkutuyor çünkü.. liseden beri var olan “berkcann beni kullanıyoo” tırsıtması.. annelerimizin bize vermiş olduğu.. bak erkekler herkesi eller mıncıklar, hiç ellenmememiş kızla evlenmek ister.. nasihatları bilmemneleri hiç sallamasakta gayet modern kadın sıfatına takılsakta.. bi yanımıza işliyo işte.. erkekte amdan dötten bahsetmeyince, beyin hemen dıtdıtdıt bu o kişi diye sinyal veriyor..
birde bir kadınla herkes seks yapmak ister, ama bir kadını çok az kişi sevmek ister..
pucaa, bu yazın üzerine çok düşündüm… aklıma bir şey takıldı. kadınlar değilmi özellikle sex esnasında “canımı acıt” diyen. bu durumua ne dersin?
Ortak bir çıkış noktası olmadan,zorlayarak başlayan her ilişki bir gün bitmek zorundadır.Aslında ilişkilerin bütün gizemi zamanda saklıdır.Zamanını bekleyin abicim.Acele etmeyin.Zaman her şeyi halleder.Demlenin.demlenin.demlenin.
Söz konusu blogu takip etmekteydim. Öte yandan şu ana kadar okuduğum blogların gerçekliğini hiç sorgulamadım…
Sadece olaya kadın gözünden bakmam gerekirse Pucca’nın yaptığı gibi ben de dönen olaydan huylanıp pislikleşebilirdim. Adamın romantizm kisvesi altında yarattığı ortamdan beklentisinin salt romantizm olmadığı -yine benim düşünceme göre- aşikar. dolayısıyla bu geceyi bozmak için elimden geleni yapar ve hevesi kursağında bırakırdım…
böyle bi olay gerçekleştiyse de “ne hatunmuş be” diyip camilla’nın elini öpüp, ayağının suyunu içmemiz lazım gelmektedir. ben ki yaş olarak asırlık bir çınar gibi oldum burda, pucca desen cilvesiyle ve sivri zekasıyla nam saldı. kendis adıma konuşmak gerekirse ben böyle bi şey görmedim sevgililerimden. pucca’nın onca cilvesine rağmen gördüğünü sanmam. di mi lan?
ama hanım kızımız küçücük yaşına rağmen erkeklerin kimyasını çözmüş, ince ayarlarıyla oynayarak bugünlere gelmiştir. takdire şayan bi durum…
çok teşekkür ederim 5posta..ilgiyle okudum benim bloguma attığın tavsiyeleri..önem verip bana bu kadar uzun bir yorum atman bile bana ifadelerindeki ağırlığı ve hafif aşağılanmamı hissettirmedi..
Ben de senin bloguna arada giriyorum ama benim yaşıma ağır geliyor tabiki senin konuların:) sen de anla benim bu yaşta bu kadar ilgi çekmem bile mucize..evet bu işi ciddiye alıyorum,temamın kötü olduğunun farkındayım…son yazdığım blog girdilerinin hafif ukalalık taşıdığını da biliyorum..ama bilki 5posta sandığın kadar kendini beğenmiş biri olamam istesem de..alçakgönüllülük tabiki önemli ve öyle olunmalı..önerilerini dikkate alıcam..hakkaten ağırdı yazdıkların..Haber oldum diye büyük beklentilere girmedim..O gün 100-200 değil 1000 civarı kişi girdi sayfama..Gene de dediğin gibi bu olay bende tatlı bir anı olacak..Ben de büyüyeceğim parama kıyacağım ve bir alana odaklanıp o alanda yazacağım..Şu an için yazdığım alan olaylar karşısındaki duygularım..sen çok eleştirdin ama bir gencin kişisel duygularını merak edenler de çıkıyor..neyse görüşmek üzere..beni izle lütfen,bir büyükten tavsiyeler almayı isterim..saygılar….
@ Gwen + cats,
Zaten olayın gerçek olup olmaması bence hiç önemli değil. Benim ortaya getirmek istediğim asıl şey kıskançlığın bir ilişkiyi öldürecek en büyük sebep olduğu idi. O olay gerçek olsa daha kötü benim için yani…
Ayrıca, dün Camilla blogunu sildi tamamen. Bu internet dünyası biraz ilginç bir dünya. Hepimiz bununla büyüdük zannediyoruz kendimizi ama internette sosyalleşmenin getirdiği bazı özel durumlarla nasıl hesaplaşmamız gerektiğini tam bilemiyoruz gibi.
Yazdığımız her anı, koyduğumuz her fotoğraf ”publish” tuşuna bastıktan sonra kendi kontrolümüzden çıkıyor artık. Bunu bilerek kolları sıvamak gerekiyor.
Yorumlar her zaman blog yazarının istediği doğrultuda olmayabilir. Hele de kişisel konular ele alındıysa her türlü şeyi göze almak lazım. Sürekli takdir ve onay alınacak diye bir kaide yok. Eleştirinin olduğu yerde okuyucuyu tatmin edecek cevap demogojiye kaymadan verilebilmeli. Küsme gibi bir lüksü de yok blog yazarının.
Pucca’nın olayına gelince… O biraz şahsına münhassır bir hatun. Hepimiz gibi insan olarak artıları ve eksileri var. Ben blog yazarlığının ötesinde insan olarak seviyorum Pucca’yı. Senin, benim kadar kötü kalpli bazen, bazen de onun, bunun kadar iyi bir insan…
Erkekleri çözmesi ve buna göre ayar çekmesi yalnızca artı puan verir ona. Erkek kısmı da kadını çözdüğü zaman ayarını öyle veriyor. Tek fark, erkeklerin sosyal zekaları kadınlardan geri olduğu için bu imkanı sıkça elde edememeleri.
gwen valla cilvenin bini bir para bende ama anacım beni sadece kebapçılara götürüyolar.. otelde güller müller ohoooo
pP
o yüzden camilladan ders almak lazım. ona hep öyle yapıyolarmış.. benim ne günahım var lan urfalı hacının lokantasında lahmacun yediriyolar.. Bu nasıl dünya bu nasıl kader
@ Rahatyazar,
Evet bir daha okudum sana yazdığım yorumu. Genel hatlarda söylemek istediklerimi iyi ifade etmiş de olsam bir iki yerde kantarın topuzunu kaçırdığımı kabul edebilirim.
Yine de bozulmak yerine dikkate aldığını görünce sevindim.
Şöyle bir Türk blogosferinde tur atayım dedim, birinin blogu kapandı, seni de incittim… Hayır kıl olduğum insan tipi böyle düşündüğünü söylemeyen insan tipi. Mırın, kırın, aslansın, güzelsin, eline sağlık vesaire… O kadar kolay kullanılıyor ki bu kelimeler. Hadi günlük hayatta müşteriydi, patrondu, vergi dairesiydi, ekonomik kayba uğrama kaygısıydı her zaman dürüstçe ve dobra dobra düşündüğünü söylemeyebiliyorsun. En azından bazen lafı esirgememek lazım.
Olabilir tabii… 18 yaşında olsam ve blogumdan Hürriyet’de bahsedilmiş olsa ben de uçabilirim. Hayır baktım bir, iki inmiyorsun yere… Titre ve kendine gel bab’ında tokadı indirmek gibi oldu biraz.
Neyse medeni cesaret gösterip geldin, olayı açtın burada.
Aynen dediğin gibi.. Son yazılarımda haber olayını hatırlattım ve antipatik oldum haklısın bir daha yazmıcam o tarz yazı yanlış anlaşılıyorum:) abi isterim seninle fikir alışverişinde bulunalım..senin içerik+18 olsa da bakıyorum bazen:) memnun oldum..saygılar..
(herşeye rağmen arada bir bakıp sonunda dayanamayıp sayfama yorum atman bile onur verici)
fenasi zaten blogun aidiyeti konusunda sonuna kadar haklısın. bu konuda sana katılıyorum.
Kendisine de bazı serzenişlerimi dile getirmiştim zaten. aidiyet yayınlanmasından itibaren herkes için söz konusu olmasına rağmen aylarca kendisi tarafından emek verilmiş birçok yazı ve yorum vardı. kendi emeğine ihanet etmemesi açısından yapılan olumsuz eleştirilerin ardından gemisini terk edercesine yorumlar silinmemeliydi.
Pucca, dediğin gibi (burdan söyleyince de yağlamak gibi olacak ama) çok şahsına münasır birisi ki bu yüzden kendisini sevmekteyim. Kadın blogu diye geçen blogları incelediğimizde blogdaki kadınlar ya mükemmel kadın (ne demekse?) ya komik, espirili kadın ya da aptal kadın imajı çiziyor ama Pucca iyisiyle kötüsüyle kendini öne sürüyor. İnsanları cezbeden, blogunun bu kadar tutmasının sebebi de bu. diğer bloglarla karşılaştırdıklarında gerçek bir kadın göz önüne geliyor. her ne kadar kendisi kebapçı köşelerinde heba edilse de…
yine de haline şükretmelisin pucca. ben direkt olarak sucuk ekmeğe talim ettim. gaz yapmasından söz etmek bile istemiyorum…
@ Gwen + kediler,
Tabii geneli böyle ama, biraz daha dikkatli baktığında cidden başka iyiler de var.
Blog çok popüler bir olgu. Anahtar teslim bir blog kolay açılabildiği için enflasyon görüyoruz. Çok da doğal bu. Bir de zannedersem zaman isteyen bir olay. O sabrı gösterebilen az. Sayıdaki bu çokluk hem okuyucuyu hem de blog yazarlarını zorluyor bence. Çünkü aradan filtrelemeyi yapacak belirli bir organize sistem yok. Tamamen okuyanların test edip görmeleri gereken bir durum. Bir yerde iyi… Çünkü her blog başlangıçta aynı şansı alıyor okuyucudan.
Kısa mesajları (140 karaktere kadar)olan ve fazla sık güncelleme, derine inme rutini olmayan blogcuların zamanla Twitter ve benzerlerine kayacağını zannediyorum.
Ama dediğim gibi cidden iyi olanlar da oldukça fazla. Yalnızca aramak taramak gerekiyor. Vakit olsa…
Yorum Postala
Additional comments powered by BackType