Sırça Köşk’de Hiçbir Şey Kutsal Değil
Çok üzgün ve kızgın olduğun anlarda duygularını bloga dökmekten kaçınacaksın. Hele bir de seni kızdıran şeyler hakkında nasıl bir tavır takınman gerektiğini bilemiyorsan, o güne kadar kendine ilke edindiğin ”olmazsa olmazların” gerçek hayatta sallandığını farkedip, prensiplerin yeniden gözden geçirilmek zorunda olduğunu düşünüyorsan, en iyisi sıcağı sıcağına o konuyu yazmayı boşvermek. En azından birkaç gün bekleyip, daha salim kafayla hoyhoyların indiğinde o konuyu işlemen daha akılcı.
Arada bir okurlarla tartıştığım olmuştur. Bazen onlarda ”sırça köşkünden bildiren adam” izlenimi yarattığım doğrudur. Burada sırça köşk olarak neyin anlaşıldığı önemli oysa. Temiz sokaklar (ki temiz değiller), sosyal haklar, güzel ve sokağa işeyen kızlar aslında benim sırça köşk tanımıma girmeyen şeyler.
Benim Sırça Köşk’ümde, geceleri kulaklara dillerin girdiği, tuvaletlerinde gang bangların döndüğü barlar sokağının bittiği yerde, parkın içinde, cuma günleri dolup, taşan cami var. Somalili, Iraklı, Türk, Kürt, zenci ve beyaz müslümanların gittiği caminin 100 metre karşısında, mini eteklerinin altından donlarını aça aça oturan kızların bulunduğu açıkhava birahaneleri var. Sonra blog yazan bir dışişleri bakanı var. Dışişleri bakanının hristiyanlığı ve noeli saçma bulan 17 yaşındaki oğlunun tuttuğu blogu var. Blog demişken, unutmadan; kraliyet ailesinin biricik prensesi için ”sosyetik amcık” diye başlık atan, ödüllü, politik blog yazarı var. Metroda kartımı gösterip, geçtiğim türbanlı hintli görevli var. Başka bir türbanlı, posta paketlerimi aldığım ofiste çalışan Pakistanlı kız var. Evin altındaki markette çalışan transseksüel var. Yemek yediğim restorana tişört ve kot içinde, ailesi ile eskortsuz gelen, serviste sırasını bekleyen, Türkiye kökenli milli eğitim bakanı var.
Belki de bu yüzden, bazılarınızın ”hariçten gazel okumak’‘ diye tabir ettiğiniz gibi, ”hak ve özgürlükler şudur, böyle olmalıdır” tarzındaki söylemlerle haddimi aşıyor olabilirim. Özgürlük hissinin ve bu hissin garantörü olan sistemin bana verdiği sarhoşlukdan olsa gerek. Mazeretim budur.
72 milletin ve kültürün, 30 değişik dinin yer bulduğu bu ülkede, bu Sırça Köşkte, bu kadar ayrı telden çalan insanlara rağmen 14 yıl boyunca kan, şiddet, kavga ve tehdit gördüğüm pek olmamıştır. En son bir sokak kavgası ne zaman gördüm? Cidden hatırlamıyorum.
O yüzden geçtiğimiz günlerde, Uppsala Üniversitesi’nde bir sunum yapacak olan sanatçı Lars Vilks‘in 2010 yılında, farklılıklara, aykırı görüşlere büyük toleransla yaklaşan bu ülkenin, bağımsız ve herşeyin tartışılabileceği bir mekanı olan üniversitesinde yapılan saldırı beni derinden etkiledi.
Kısa bir özet geçecek olursam; geçtiğimiz sene, İsveç’in küçük bir şehrinde, ifade özgürlüğü ve tolerans üzerine bir sanat galerisi açılışına davet edilen Vilks, galeri sahipleri tarafından galeriye bağışlanmak üzere ayaküzeri bir çizim yapmaya zorlanır. Bunun üzerine Vilks, ideal anlamda bir ifade özgürlüğünün olmadığını göstermek için (ne yazık ki), sonradan gelecek tepkileri de o anlık yaptığı sanat eserinin bir parçası olarak algılanmak üzere bir kağıt parçasına müslümanların peygamberi Muhammed’i çizer. Muhammed’i bir köpek olarak çizen Vilks’in buna benzer bir başka eski çalışması ise İsa’yı pedofil olarak tasvir etmesi.
Galeri yönetimi bu çizimi ilk önce gösterime koysa da, gelen tepkiler üzerine hemen indirir. Ancak orada bulunan bir gazeteci bu olayı medyaya taşır ve o günden sonra ortadoğuda yakılan İsveç bayrakları, telefona gelen tehdit mesajları, polis koruması, arabaya binerken bomba var mı diye kontrol etmek vesaire Lars Vilks’in günlük hayatına girer.
Bu izleyeceğiniz video, geçtiğimiz günlerde Uppsala Üniversitesindeki sunumu esnasında saldırıya uğrayan Vilks ve salonda atılan tekbirler üzerine.
Üniversitenin anlamını bilenler ya da en azından bir yerde okumuş veya hatırlayanlar için… Burası bir üniversite!
Yazımın başında, prensipleri ve ilkeleri gerçek hayatla bağdaştırma çabasının, zaman zaman verdiği yenilgi hissinden bahsetmiştim. Bireyin inanç, yaşam, eğitim özgürlüğü konusunda görüşlerimi biliyorsunuz. Bu sebeple İsviçre cami minarelerini yasaklarken, Fransa burkayı yasaklarken, Türkiye’de türban takanların üniversitelere girmesi yasakken, tüm bunlara karşı olduğumu fırsat buldukça belirttim. Ancak yukardaki görüntüler beni ciddi anlamda düşünceye sevkediyor. Bu kutuplaşmanın çözümü nedir? Düşünce ve ifade özgürlüğünü bir kenara ”azıcık” koyup, Sırça Köşk’ü tehlikeye mi atalım? Ne adına vazgeçelim Sırça Köşk’ten? Şu videodaki, insan kılığına girmiş ”şey”lerle uzlaşmak adına mı? Değecek mi? Sonucunda nasıl bir dünyada yaşamak istiyoruz? Biz gerçekten beraber ve barış içinde yaşayabilir miyiz? Barış içinde yaşamak derken, koyun gibi değil ama. Düşünerek ve düşündüğünü ifade edebilerek…
Sanat eleştirmeni değilim, sanatın ne olup ne olmadığını en iyi açıklayabilecek kişi de değilim. Ancak sanatçının görevlerinden biri de provoke etmek değil mi zaten? Sanatı, masaya koyulan bir lahanayı resmetmekten veya siyasetci taklidi yapmaktan öteye götüreceksek biraz daha provokatif olmak gerekmiyor mu?
Sorular ve cevapları… Hem zor, hem çok kolay…
Bakacağımız örnekler var mı bu problemi çözerken? Bilmem ki… Şöyle bir örnek var. Ama ”o başka bu başka, benim kutsalım, onun kutsalı, hassasiyetler” diye geviş getirenler, anlamaya çalışanlardan fazla olacaktır. Hem de ”peki, hadi” desen, nerden baksan 200 yıl var oraya gelene kadar.
Magnus Betner Sırçalı Köşk’ün dikkate değer stand up komedyenlerinden biri. İsveçlilerin espri anlayışı bizimkilere benzemez, soğuktur daha çok. Ama tutuluyor bu çocuk kendi memleketinde.
Inget Är Heligt (hiçbir şey kutsal değil) adını verdiği turnesinin bir ayağını methodist kilisesinde yapıyor. Bu gösteri Tv de de yayımlandı. Video İsveçce olsa da ilginç bulacağınız ayrıntılar olabilir. Hepsini seyretmenize belki gerek yok. Ama 01.24 ile 01.32 arası önemli. Magnus orada şöyle diyor: ”yesus va gey” diye başlayan bölüm.
İsa tabii ki homoseksüeldi. Eğer öyle olmasa, o kıyafetler içinde 3 yıl boyunca 12 erkeğin arasında kalır mıydı?
Bu bölümde, kilisedeki izleyicilerden gelen yüksek sesli kahkahalar var. Gösterinin diğer bölümlerinde, İncildeki ensest ilişkilere dahi referans veren espriler var. Herkes gülüyor mu? Tüm videoya bakarsanız, suratı asılmış bir şekilde oturan bir kesim de var. En arka sırada papaz oturuyor. Zaman zaman gülümsüyor, zaman zaman rahatsız olduğu belli. Kavga, tehdit, bağrışma-çağrışma? Yok!
Magnus_Betner_-_I_ditt_ansikte_-_Standup_i_kyrkan
Uploaded by kukuriku1907. – Full seasons and entire episodes online.


15 Yorum Postalanmış
Fenasi, hayalini kurduğum köşkte yaşıyormuşsun.
sanatın protest olması,bişeylerı ıfade etmesı güzel de.bu amcanın yaptığı kesınlıkle böyle bır tanıma gırmıyor,sırf dikkat çekeyım,şunları bı kızdırayım tavrı var bunda.aten o patlama sürecı sanat oluyor bu durumda..avrupa içi boş, kupkuru bir şey artık,adamlar saracak şey arıyor bu boşlukta..bızım coğrafyada o kadar çok takılcak mesele var ki..adamlar huzur ve refahtan kanırmışlar artık,ulan bu gün ne yapsam da şöyle bı ekşın olsa dıyorlar..koycaksın bunları anadolunun taşra bı köyune,bak nasıl sanat yapılıyor orda,her türlü duygulanım,acı vahşet sanatın hizmetınde!!insan neyle yaşar??sanırım acıyla yaşar,en azından sanatçı insan….
ben sevmedım amcanın tavrını,gözlüğünü kırmışlar,oh olmuş!!=)
IP'den bulurlar korkusuyla , içimden geçenleri yazmaktan bile tırsıyorsam sorun var demektir.
bunlar gayet normal. siz islamı folklör mü sandınız kuzum? eğer öyleyse daha çok şaşırmanız kuvvetle muhtemel.
bu arada bu tür "salvoları" savuşturmak için endülüsten, bağdat'ın zengin düşünsel ortamından dem vuranlar, ne acıdır ki o ortamların köküne kibrit suyu döken gazali'nin eteğine yapışmaktan geri kalmazlar. sıkıyorsa mutezile'yi yeniden ihya edin, kader vb. konularda alternatif görüşler üretin bakalım.
Müslüman ülkeler yoksul oldukça fanatik olmaya devam edecekler öte yandan Avrupa ekonomik yönden güç kaybettikçe daha da fanatikleşecek. Dünyanın ılımlı, hoş görülü müsümanlara ihtiyacı var, kimliğini müslümanlık üzerinden tanımlayanlar bunu görüp bu yöne gitmedikleri sürece kutuplaşma artacak. Avrupa ve diğerleri ise bu yumşak karnı keyifle kaşıyarak kendi ekonomik hatalarına duyulan öfkeyi müslümanlar üzerine yönledirerek alt kesimleri kontrol altında tutacak. Tiyatroyu izlemeye devam edelim daha buradan çok ekmek çıkacak.
Zamanında hoca efendi tarzı bir zat ilen tartışırken dedim ki madem islamiyet hak dini neden o coğrafya kan ağlıyor,sürekli savaş var?? Adam da bana dedi ki bunun islamıyetle alakası yok coğrafyayla alakası var,keşke o zat-ı boku bulsam da göstersem videoyu,al ulan sübyancı desem,coğrafyaydı da taa burda ne oluyor?? Sen cennette 13 yaşındaki kızları z.ikmek için milleti keseceksin,muhammed denen jigoloya hak getirmeyeni katledeceksin sonra buna bide cihad diyeceksin eee?? Ne olacak?? Peşinden gelen zibidiler de allah bir allah bir diyerek,ne alakası varsa,ortamın içine edecek,ulan muhammed… Sen bu dünyanın başına gelmiş en kötü şeysin…
@ lerifilint
IP den bulunmaktan korkuyorsan anonym surf yapmayı dene,benim tavsiyem anonymouse'tur.
Mukemmel bir posta, Burda zannediyorumki insanlardaki hosgörunun kilit noktasi, toplumun cogunlugunun hemfikir oldugu, refah, demokrasi, bireysel haklar ve özgurlukler konusundaki sistemin tehdit altinda omuyor olmasi. Yani hristiyanligada saldirida bulunulsa, irkci partilerde olsa, korsan partide olsa eninde sonunda onlarin emin oldugu bu tur dusunce ve bu dusunceleri söyleme ortaminin surekli yasayacak olmasi. Tum "radikal dusunceler" eninde sonunda bu sistem yasadigi surece bu fisata sahip olacaklarinin bilincindeler. Yorumlardada gördugum kadari ile bu konu ile indirek alakalida olsa toplumsal cesitliginde buna buyuk katkisi oldugu inancindayim. Isvecte yasayan birisi olarak turkiyeden cok es dost arkadas ziyareti oluyor. En cok sasirdikalri konu yolda, uzak dogulu, orta dogulu , balkan tipli insanlari görup, bunlar nasil isvecli diye hayret etmeleri. Bu gun özellikle buyuk sehirde yasayan bir isveclinin en az 3-4 degisik etnik kökene sahip insanla hergun iliski icinde olmasi. Bu cesitliligi refah ve demokrasi altyapisi ile birlestirince ortaya tehdit degilde kulturel ve sosyal zenginlik ortaya cikiyor. Arada cikan catlak seslerde isin rengi oluyor.
fenasi Bi Siktir Git
İnsanların inançlarına küfür etmek hoş karşılanılması gereken bişey mi ?
ben öle dindar bi insan değilim. bunu şimdilik kabul etmem zor ama hiç birşeye inanmamaya doğru gidiyorum.
müslüman çocuğu, köylü çocuğu olarak büyüdüm. insanlar dinlerini öyle çok severki, ha kendisine küfür etmişsin, ha dinine hatta kendisine küfür etsen daha anlayışla karşılanırsın
sen videoda allahu ekber diyenlere insan değil demişsin, sanat birazda provake etmek demişsin, madem öyle; provakasyonun sonucu neden seni rahatsız ediyo ki ? rüzgara doğru işersen olacak şey belli
bence o adamın amacı tamamen dikkat çekmek
bilmiyo mu ki ? müslümanların çıldıracağını ?
memlekette bırak dini aga
FENERBAHÇE formasıyla kocaelinde gezenleri bıçaklıyolar
yarrak gibi vaktinden önce dünya yuvarlak dersen, kafan gövdenden uçar
elimde bir Kuran var ve ara sıra açıp belirli ayetleri okuyorum. sürekli Allah'a iman etmeyenlerin nasıl yanacaklarından bahsediyor. öyle yanacaksın böyle yanacaksın kaynar su içeceksin. okuya okuya yanmış kadar oldum amına koyayım.
@kemalovski
İlk okuduğumda ben de hevesle başlamıştım. İsrailoğulları takıntısı yüzünden bırakmıştım. Sonra anladım ki "sabrı sınamak" maksatlı . Tekrar okudum.
Senin hevesini tahmin ediyorum ama 148. sure ve/veya diğer aradıkların Nostradamus misali ; olmuş bir olayı, olay olup bittikten sonra "Hah işte" demekten ibaret .
Yurtdışında, otellerin çekmecelerine o ülkenin dilinde ve İngilizce meali olmak üzere İncil koyuyorlar. Biz yapsak Ladin – Taliban muamelesi görürüz ecnebiden … -ki Yanlış.
@ Leri Flint,
endişelenmene gerek yok IP adresin konusunda. bunlar yalnızca bende saklı ve sunucum yurtdışında. allahın oğlu gelse, istese, şrrrrrakkkkk diye bir ses duyar.
Bu yazıyı okuduktan sonra içimden şöyle bir şey diledim:
Keşke insanların tek amacı daha kaliteli, daha refah seviyesi yüksek bir yaşam sürmek olsa. Keşke insanlar mutlu olmak için dine değil de; sanata, aşka, bilime yönelseler. Keşke insanlar "kutsal"ların sayısı arttıkça savaşın, düşmanlığın, kanın da arttığını fark etseler. (bkz: namus cinayetleri) (bkz: Ortadoğu'da Şii-Sünni çatışması)
Fenasi, Magnus abim fena seksiymiş. Bu herif herif karşımda sülaleme küfretse kikirderim.
Yurtdışında, otellerin çekmecelerine o ülkenin dilinde ve İngilizce meali olmak üzere İncil koyuyorlar. Biz yapsak Ladin – Taliban muamelesi görürüz ecnebiden …
ki katılıyorum..
birde Fenasi, adamlar gülüyor biz niye gülmüyoruza getirmişsin olayı. O onların problemi, kendi kutsalıyla dalga geçilmesi konusunda rahatsız değil. Nüdist bi şekilde yolda yürürken biri kıçının fotoğrafını çekse, "aaa kıçımı çekti hayvan terbiyesiz SAPIKKKKK" diyebilirmisin? diyemezsin sen nüdistsin, çıplak olmaktan ve sergilemekten korkmuyorsun. ama sen pantalonunu giyip yolda yürürken biri pantalonunu indirip kıçının fotoğrafını çekse o zaman iş değişir. bu adamın hatasıda burda tamam kendi inanmıyor olabilir ama saygı duysun. ha yok o duymazsa ordaki insanlarında o adama saygı duyma gibi bi zorunlulukları yok. birde ben başkalarına "aha bu ateist, aha bu hristiyan-ki hak din değildir bozlmştur- aha bu yahudi-bkz. aynısı- aha bu budist sktrin gidin lan alayınız" demek yerine "abi kim neye isterse ona inansın, istediği gibi davransın bana saldırmadğı müddetçe" diyorsam, bunu anlayıp beni tahrik etmemeleri gerekir.
Yorum Postala
Additional comments powered by BackType