Lolita
Biraz sonra seyredeceğiniz iki video, Vladimir Nabukov‘un Lolita adlı eseri gibi hem rahatsız edici (bazılarımıza göre) hem de çok etkileyici. Zaten Lolita’nın 20. yüzyıl romanları içersinde en popülerlerinden biri olmasını da çok iyi açıklıyor bu iki özellik. Başrollerini 17 yaşındaki Dominique Swain, Jeremy Irons ve Mellanie Griffith’in oynadığı bu 97 yılı yapımı film ile ilgili fragmanı seyretmeden önce, Nabukov’un romanı için 1958 yılında yapılan bir eleştiriye göz atalım.
“Lolita” is a small masterpiece, an almost perfect comic novel, a rare thing in these days when we have lost sight of the purgative and pleasurable effects of comedy and when tragedy has become the small and poverty-stricken province of southern effetes and New England housewives… Far from celebrating perversion, this novel somehow communicates the utter hopelessness and bitterness of it.
Los Angeles Times, Robert R. Kirsch (Aug 31, 1958)
Dominique_Swain_-__Screen_test_for__Lolita_
Uploaded by kukuriku1907. – Classic TV and last night's shows, online.
Filmi değil de kitabı baz alacak olursak, LA Times’daki oldukça cesur bir yorum. Zira 1955 de Lolita Fransa’da basılsa da Amerika’da işler iyi gitmedi. Parlamento üyesi Nigel Nicholson kendi yayınevinden bu kitabı çıkarmaya çalışınca parlamentodaki koltuğundan oldu.
Fransa’da da 1956 ve 58 yılları arasında yasaklanan kitap, ABD ye de ancak o senede girebildi. Kitabı yazmadan önce Nobel ödülü adayları arasında adı geçen Nabokov, Lolita’sı yüzünden bu ödülü de asla kazanamadı. 55 yıl sonra, 2010 yılında yeni bir Lolita yazılsa, aynı afaroz çarkının işleyeceğine kuşku yok.
Zannedersem en büyük problemlerimizden biri, son yıllarda sadece Türkiye’de değil, tüm dünyada bir ahlak paniği ve testi kırılmadan tokadı çakma sabırsızlığının olması.
Filmde Jeremy Irons’un tecrübeli oyunculuğu ve role uygunluğu, Dominique Swan’ın ise baştan çıkarıcılığı cidden inkar edilecek gibi değil…
Fakat kitabın karakteri Lolita Haze ile filmdeki lolita Dominique Swan arasında büyük bir fark var. Son bahsini ettiğim 17 yaşında iken Vladimir Nabokov’un romanında, 40 yaşındaki Hupert Hupert’in aşık olduğu Lolita 12 yaşında.
Nabokov’un Lolita’sını bu kadar popüler yapan, yazarın olayları anlatışındaki ustalığı. Okurken Humbert’i kötü, adi bir insanmış gibi kafanızda canlandırmakta zorlanıyorsunuz. Hatta aksine Lolita Haze’ye olan tutkulu aşkı, ister istemez okurun Humbert gibi bir pedofilin bile insani yanlarını, iç dünyasını, duygularını yaşamasına sebep veriyor.
Herkes böyle mi düşünüyor? Asla.. The Fashionable House Wife adlı blogun yazarı pekala sizler arasında da var. Günümüzün seksist reklam anlayışını belki de haklı olarak eleştirecekken, örnek gösterdiği reklam kampanyalarındaki modellerin yaşları konusunda oldukça yanlı ve subjektif görüşler ileri sürerek hedefi şaşırdığını düşünüyorum. Yine de okunmaya değer, farklı bir açıdan yaklaşmak, bu açıdan yaklaşanları anlayabilmek için. Ev Kadını’nın gençliğinde okuduğu, fantezi ürünü bir edebi eser olan Lolita ile reel hayattaki seksizmi, yaşı küçük kız ve erkeklerin (erkekleri ben koydum cümleye) böyle kullanılmalarını bağdaştırmasını ben çok anlayamadım. İlginizi çeker de okursanız, altındaki yorumları es geçmeyin.
Okurlardan Toz arada bir sitem ediyor bana. ”Yine ortada bırakmışsın, birşey söylememişsin”. Evet, son zamanlarda bunu biraz da bilerek yapıyorum. Doğrular, gerçekler veya belirli bir görüşten çok, ortada olanı, herkesin bulabileceği şeyleri biraraya getirerek, okuyanları serbest bırakmak sanki daha iyi bir yöntem gibi. Amaç kavga etmekten çok tartışmaksa…
Yoksa ben Toz’u yine hayal kırıklığına uğratmam. Dominique Swan? I’d bang the fuck out of her…
Lolita__Jeremy_Irons
Uploaded by kukuriku1907. – Watch feature films and entire TV shows.
Reading Group Center (Vintage Books & Anchor Books) Lolita Reading Group Guide
Lolita – From Nabokov’s Novel (1955) to Kubrick’s Film (1962) to Lyne’s (1997) – Constantine Santas / Sense Of Cinema


8 Yorum Postalanmış
Yakaladıklarını niye serbest bırakırlar anlamak zor ama
topunu nereye giderlerse gitsinler teşhir etmenin bir yolu bulunmalı,
alınlarına çıkmayan dövmelerle “bu kişi pedofilidir” yazılmalı,
ayaklarına sürekli takip edilebilmeleri için elektronik prangalar takılmalı ve
bu pranga en ufak bir müdahale olduğu takdirde 220V çarpmalı ,
birisine 100mt. yaklaştıkları takdirde vurulabilmeliler ve
vurana ceza verilmemeli….
Devam edim mi ? … Sen nasılsa estikçe bu konuya gireceksin, devamını o zaman yazarım.
Dediğini yapıp The Fashionable Housewife’ın blogunda yazanları ve yorumları okudum. Ama anlatacagım başka bir şey. Geçenlerde bir arkadaşımla öğlen yemeği için buluştum, 2 hatun ABD’nin kalburüstü zincir restoranlarından birinde yemek yiyecegiz ama acaip kalabalık. Bara oturduk. Barda süper yakışıklı taş çatlasa 29 yaşında bir adam var. Bizimki tanışıyormuş ….’nın kayınpederi dedi onunla beni tanıştırırken ben çeviri hatası nerden kayınpeder olacak diyerek üstünde durmadım. Aradan 10 dakika geçmedi mutfakdan bizimkinin diğer arkadaşı geldi, başında naylon bonesi ile. Bir dişi altın 45 yaş üstü tipik bir meksikalı hatun. Bizim yakışıklının eşi. Sen burda yok lolita yok molita diye konuş, buralarda The Fashionable Housewife gibi yazarlar sayesinde 45′lik hatunlar 20′lik delikanlıları götürüyor. Barmenin eşi bizimle konuşurken onun arkasından geçerken eşine dokunması dokunması bile yeterince tahrik sebebiydi. Kadının 3 çocugu varmış, kocası yaşında. Kocasıda kadına deli gibi aşıkmış, bir dediğini iki yapmıyor falan diye bizimki hikayenin gerisini anlattı. Nerde böyle Türk erkekleri….
@ leriflint,
yok, artık fazla esmeyeceğim. sinirlen, sinirlen nereye kadar? iyi ki senin, benim gibi adamlar yapmıyor kanunları. yarın öbürgün eski pilleri ve ampulleri doğru çöp torbasına koymayanları da katran ve tüye bulamak isteyenler çıkabilir.
@ astarte,
olgun kadın seven erkek sayısı hiç de azımsanacak gibi değil.
”nerde böyle Türk erkekleri” sorusu sırf burada da kalmayabilir. sonra bir de ”nerde böyle türk kızları” lafı var. ya bence arada bir duvar var, o duvarı aşabilenler arasında böyle konular olmuyor. doğrusunu söylemek gerekirse de o duvarı aşabilecek kadın sayısı erkeklerden biraz daha fazla gibi. türkiye’de öyle biraz. ya da bana öyle geliyor uzaktan.
evet , nabukov lolita yı nasıl tavladığını pek bir güzel anlatıyor fakat (spoiler burası:) sonrasında nasıl bir paranoyak manyağa dönüştüğünü de çok başarılı anlatıyor. aslında o kitaba pedofili severler için el kitabı demek yerine, ahanda pedofillerin sonu budur demek daha doğru. malumunuz adamımız allahtan belasını buluyor, kızcağız da veremden mi bişeyden ölüyor yaşadığı pis hayat yüzünden:) hoş orada kız öyle çocuk değildi. ergendi bildiğim kadarıyla.
pedofilleri keselim tabi canım, fenasi nin dediği gibi geri dönüşüm kutularını yanlış dolduranları da teşhir edelim. bence en güzeli tanrıyı dava edelim, böyle gariplikleri bünyeye doldurduğu için:)
fragmanı süperdi ya, alt yazısı olmasa bile ben bu filmi izlerim aga
kitabını okumak isterdim ama psikoloji romanları çok zamanımı alıyo, hayallere dalıyorum, yazarın anlattığı, tasvir ettiği herşeyi canlandırıp, yaşıyorum 
sürrealist tablolara bakıp bunları çizenlerde, bunları beğenenlerde rol yapıyolar. aslında hiç birinin bir bok anladığı yok dersin anlamadığın için
mesele çoğunluğun, kalabalığın ne istediği meselesi
eğer çoğunluk 12 yaşındaki kızlar becerilebilir deseydi ; bugün sübyancılık diye bi söz olmazdı
olsa bile kötü anlam taşımazdı. lolitalar hem fiziksel açıdan hemde ruhsal açıdan(düşünceleri gelişmediği için, senin doğru yetiştirebileceğin için) mükemmeldir.
ruhsal olarak gelişmemiş olmalarından, bırakalım büyüsünler belki farklı tercihler yapıcak. ama zaten erkek(kadın) her türlü eşini ayartmak için türlü(kandırma, yalan vb.) yollara başvurur bir şekilde ikna etmeye çalışır. misalen bir rock yıldızıda hayranlarıyla şarkılarındaki karizması sayesinde yatar yada bir film yıldızı
gerçekte o kişi değildir ama bunu kullanır. bu insanlara neden sübyancı gibi bir takma isim bulmazlar ? tamam çocuk değildir ama zekası çocuk kadar sonuçta
herkesin aşkı yorumlaması farklı
hangi düşüncelerle bunu sapıklık olarak değerlendirirler anlamam. belkide lolitaları beğenme sebebimle aynı
Bir pedo olarak filleri hep cok sevdim, ne mutlu ki onlar da beni seviyordu. Pedoyken zikrim ne idiyse, su an bir fil olarak fikrim de odur. Lutfen, siktiriniz, gidiniz, varsayimlariniza ve ulu adaletinize cok guvenip tanricilik oynamayiniz. amin.
Devamlı adını duyup ne kitabını okuduğum ne de filmlerini izlediğim bir eserdi Lolita, neyseki ‘küçük yaştaki bir kıza aşık olan pis bir herifin yaşadıkları’ önyargımdan kurtulup önce kitabı okudum sonra da filmleri seyrettim yakın zamanda. Kubrick’ten oldum olası hazzetmem, filmini de beğenmedim ama kitap ve Adrian Lyne’in versiyonu çok güzel. Haklılıkları ve saçma sapan görüşleriyle (saçma sapandan kastım, ana karakterin nymphlere olan aşırı tutkusunu tarihdeki örneklerle meşru göstermeye çalışması ve yaşça küçük olan kızlarla beraber olma dürtüsünü ”daha adet olmamaları sebebiyle daha temiz olmaları, kadınların kıl tüy yün gibi dertlerinden muaf olmaları vs.” açıklamaya çalışması) . Genel olarak çok beğendim ama ikisini de hiç o kafamdaki yarattığım düşünceye uygun değillerdi ne kitap ne de film. Sanırım, arada bir medyada ilgi çekmeye uğraşan kazık kadar mankenler sayesinde beynimde ekoseli etekler ve lolipop imgeleriyle dolu dolu yapış yapış, iğrenç cinsel bir anlatım bekliyordum fakat bunun tam tersiyle karşılaştım. Demek istediğim anlatılanların yapılması ‘doğru’ olan eylemler olarak anlatılması değil ama sayfalar ilerledikçe karakterle beraber zevk kisvesi altında pişmanlıkla örülmüş bir duygu haline bürünüyorsunuz veya kendi açımdan öyle algıladım, okuyan başka insanlar ne düşündü bilmek isterim tabii. Sonuçta barbieater’in dediği gibi pedofililerin sonunu anlatan kitap yakıştırması bence de daha uygun kitap için. çünkü kitabın (yine bana göre ) en vurucu kısmı karakterin ağzından dökülen; ” Fakat sonuçta bütün bu meselenin gelip dayandığı korkunç nokta şuydu; o eşi görülmemiş, o hayvanca birlikteliğimiz sırasında gelenekçi Lolita’m, yavaş yavaş en sefil aile hayatının bile uzun sürede bu öksüze sunabileceğim en iyi şey olan bu baba kız aşkı bozuntusundan iyi olduğunu farketmişti.” cümlesi. Bu da benim böyle yüzeysel bir Lolita yorumlamam olsun
Ama bir yandan da içten içe merak etmiyor değilim; eğer Humbert’in sevgilisi tifüsten ölmemiş olsa ve çoçukluğunda içine ukde kalan o aşkı sonuna kadar yaşamış olsa, yine aynı adam mı olurdu yoksa, ”normal” olarak adlandırdığımız bir çizgide mi hareket ederdi?
doldurduğum 3. chivas bardağımdan mı yoksa akşam yediğim burgerden mi bilmiorum ama lolitanın hali içimi bulandırdı sanırsam sonu bir çocuğun hakettiği bir son olarak görülmüyor..aslında işin bu kısmını pedagoglara bırakmak isterdim ama yetişkinin duygusal düzeyi lolita yaşındaki bir kızın duygularına denk düşücek drumda değil clockwork orange insanlığa eziyet etmeyin:D
Yorum Postala
Additional comments powered by BackType