Liberalism For Dummies
Hollanda ve Danimarka uyuşturucu ile mücadelede oldukça serbest bir yol izliyor. Hollanda’nın tutumunu bilmeyen bu konuda var mı bilmiyorum? Laleler ülkesinin bahsi geçince Johan Cruyff‘dan çok Coffee Shop‘lar insanın aklına geliyor.
Danimarka da çok farklı değil. Ülkedeki 15,000 ağır eroin kullanıcısının 500 ü bu maddeyi devlet yoluyla temin ediyor. Bu proje yaklaşık 60 milyon Danimarka kronuna patlayacak ülkeye. Politikacıları bu ağır faturayı ödemeye iten 15 yıllık sert bir uyuşturucuya karşı savaş kampanyasının uğradığı başarısızlık.
Tıpkı fuhuş gibi uyuşturucu madde bağımlılığı da önüne geçilmesi zor toplumsal gerçeklerden yalnızca biri. Bunlarla katı şekile mücadele etmeye çalışan ülkelerde bu olaylara bağlı olarak bir karaborsa, karapara ve organize suç şebekelerinin varolması kaçınılmaz.
Eroin sentetik bir madde. Dolayısıyla üretim maliyeti çok düşük. Sokaktaki fiyatının yüksek olmasının sebebi çok fazla aracının işe karışması. Gümrükten kaçırılacak, kuryeler işin içine girecek. Bu fiyatı ödemek için her suçu işlemeye hazır bağımlılar var. Uyuşturucu bağımlılığı + fuhuş = Aids. Bunu bilmek için müneccim olmaya gerek yok.
Çözüm üretecek kişiler kitaba bakıp problemi çözmeye çalıştıklarında işin içinden çıkamıyor. Oysa kabul edilmesi gereken günümüz toplumlarında uyuşturucu illetinin var olduğunun ve önüne yalnızca polisiye tedbirlerle geçilemeyeceği. Danimarka ve Hollanda bizlere yolu gösteriyor.
Amsterdam Coffee Shop
Uploaded by Rayan_Master
Fuhuş bir diğer hassas konu. özellikle endüstrileşmiş, refah seviyesi yüksek ülkelerde bildiğimiz fahişe tanımının dışşına çıkmak da gerekse bir takım insanlar istemeden bu yola düşüyor tabii ki.
Saati 15 dolara Mc Donalds’da koku, ter ve yağ içinde çalışmak varken, çük emerek 10 dakikada 60 doları cebe indirmek isteyen her zaman çıkar. Genç bir eskort hatun şöyle demişti…
Seksi seviyorum, ayrıca niye bedavaya yapayım ki? Makyaj, giysi, kuaför bunları da seviyorum. Hepsi para bunların. Yaptığım işten memnunum.
Eleştiri getirebiliriz, hayata bakış tarzına, önem verdiği şeylere vesaire. 18 yaşını doldurmuş bir bireyin tercihi için yapabileceğimiz bundan başka hiçbirşey yok dışarıdan. Bir toplumun dinamiği, hem orospusu olacak, hem avukatı, hem çöpçüsü, hem de beyin cerrahı. Gördüğüm kadarı ile modern toplumun tek ihtiyacı olmayan meslek grubu politikacılar. Fahişenin bir fonksiyonu var. Müşterisini memnun bırakmak, ona haz vermek, kendini iyi hissetmesini sağlamak. En son hangi politikacı size bunları tattırdı?
En etkili çözüm, vatandaşın ahlaki, dini, sosyal tercihlerine önyargılı yaklaşımı bırakıp dostlar alışverişte görsün modeli çözümleri bir kenara atmak. Reşit olan insanların her türlü düşünce özgürlüğünü ve yaşam tarzını korumalı sistem. Varsa zararlı yan etkileri, yasaklama yerine bunları azaltıcı önlemlere gidilmeli.
Bakın Washington State Adult Entertainment Comission pronografi branşına başlamak isteyenler için eğitici bir video hazırlamış. Hijyenden tutun, güvenilir film şirketleri nasıl bulunura kadar her türlü bilgi var. Hoş bir video


8 Yorum Postalanmış
Harika bir yazı. Baskıcı bir sistemle ne uyuşturucu ne de fuhuş sektörüne dur diyebilrsiniz. Eğer insan isterse muhakkak yapacaktır, hele bir de yasak koydunuz mu içgüdüsel bir teşvik oluşacaktır, madem bu isteği engelleyemiyorsunuz o halde sizin kontrolünüzde olmasına izin verin.
Sevgili İsMurat,
Bloglar doğal yapıları itibarı ile devrimci bir çizgi sergiliyorlar. Ülkemizde devrim ve sol eşdeğer olduğu için de bu tarz bloglarda sıkça liberalizmi küfür gibi kullandıkları oluyor.
Tabii bir de ideolojileri ansiklopedik anlamları ile beraber verirken birkaç doktrin sayıp referanslar vermek her zaman moda. Öyle bir posta atmak istemedim. Kimin skinde bilmemnenin yazdığı bilmemne kitabının adı? Mühim olan yaşadıklarımızdan tecrübelerimizden edindiğimiz bilgileri ve uygulamaları tutarlı bir çizgiye oturtup kendimiz ve diğer insanlar için içinde yaşaması zevkli bir toplum yaratmak.
Kanımca liberal olmak bireyin özgürlüğüne sınırsız arka çıkıp devamını sağlamakla eşdeğer. Şu ”özgürlüklere evet ama başkalarını rahatsız etmedikçe” lafına özel bir gıcığım var Şimdi yasakçı bir zihniyete sahipsen her türlü özgürlüğü bu maddenin altıan koyup kısıtlaman mümkün. Örnek Türkiye Cumhuriyeti.
Konuyu fazla derinleştirmeden burada keseyim. Ama birşeyi belirtmem lazım:
Blogunun header fotoğrafındaki duvar kağıtları, lamba ve odanın ışıklandırması çok hoşuma gitti. Nereye ait o resim?
Merhaba,
O foto elbette bana ait değil. İnternette bulmuştum onu ve sanırım bir otel odası falandır. Ya da karanlık işlerin yapıldığı bir yer diyelim
Renkler ve kendine has tarzı hoşuma gittiği için koymak istedim.
devlet kontrolunde uyuşturucu da muhteşem bir fikir. miktara kim karar veriyor? Bu miktarı verirken kişiyi topluma kazandırmak mı yoksa “bırak kafası güzel takılsın nasıl olsa birkaç seneye kalmaz geberir” mi kıstas? Hoş topluma kazandırmak da ne ilginç bir olaydır. Başkalarının gerçeklerini kabul etmediği için uyuşturucu kullanan dolu insan var. tabi gerçekten topluma girebilmek için de uyuşturucu kullananlar aradaki farkı nasıl bilebilir ki hayatında uyuşturucu kullanmamış bir politikacı.
keza fuhuşun da devlet kontrolünde olması ilginç. birileri bakmadan sevişmek istiyorum ben artık. kimse birşeyi kontrol etmese ne güzel olacak şu hayat…
@ barbieater,
Tabii ki doktorlar karar veriyor dozajına. Bir de çok ağır kullanıcılara tanınan bir imkan. Daha hafif kullanıcılar için tedavi uygulanması daha uygun. Tedavi sürecinde psikologlar bulunuyor, dolayısıyla sebebine inmek de mümkün.
Bu arada İstanbulda olduğum için postaların arası biraz uzadı. Ama döner dönmez gazı kökleyeceğim yine.
Harika bir yazi fenasi, eline saglik, link verdim.
Bu arada o resim Inland Empire filmini cagristirdi bana. belki degildir emin degilim.
Ha ha… Elbette devlet kontrolünde olsun derken, alsın uyuşturucu satsın demiyoruz. Ancak her şey eğitimle olur, yasakla değil. Gitsin adam gibi eğitim versin. “Bakın bu yasaktır, ağzınıza biber sürerim demek” yerine daha akıllı şeyler yapsın.
Hangi millet var ki yasakla muassır medeniyetler seviyesine ulaştı. Küba mı, Rusya mı?
Yukarıda yazdıklarım yanlış anlaşıldıysa düzeltme yapayım o vakit. Ben, devlet alıp uyuşturucu satsın ya da sokaklara çıkıp karı satsın demiyorum. Ben kısaca liberalizim kısıtlama değildir demek istiyorum.
Kısaca: “Laissez faire, laissez passer.”
Yani: bırakınız yapsınlar, bırakınız geçsinler.
@ Barış,
İkidir link veriyorsun yazılarıma. Bu sayede bir hayli insan geldi senin blogdan. Çok okunur bir blog olduğunun farkındasındır. İşin ilginç tarafı ekonomi üzerine yoğunlaşan içeriğinin takipçileri arasında Deniz Gökçe’de var. Belki gönderdiğin onca okuyucunun içinde O da vardır.
Paramı nerede değerlendireyim diyen göbekli yatay çizgili tişört giyen insanlar mı takip ediyor blogunu yoksa başka türlü bir okuyucu kitlen mi var?
İlginç birşey keşfettim senden gelen ziyaretçilerde, daha önce de senin blogda yorum yaptım bu konuda. Bana link verdiğin 2 yazıda da yanılmıyorsam okuyucular 5 yıldız üzerinden 3 veya 3,5 vermiş senin ilgili postana. Bu, genel ortalamanın biraz aşşağısında. Esasında sırf bu sonuca baksak diyebilirdik ki bu blog senin okuyucu profiline uymuyor. Ancak şaşırtıcı başka veriler var. Senin gönderdiğin ziyaretçilerin diğer bloglardan gelen ziyaretçilere nazaran en uzun süre sitede kalan ziyeretçiler olması. Bak sana ilginç bir istatistik, 30 ekim 16 kasım arası…
Blog – Ziyaretçi sayısı – Sitede Kaldığı Süre – Sayfa Gösterimi
Pucca 628 – 7,31 – 3,28
Ek. Türk 347 – 8,36 – 3,45
Gaykedi 296 – 6,12 – 3,33
Candies 181 – 5,11 – 2,25
Ekonomist olarak excel e koy, topla çıkar, üzerine de bir yorum yap…
Yorum Postala
Additional comments powered by BackType