Kategorize Et Beni

35 yaşındaki Stockholm’lü 2 çocuk annesi, evlenmiş-boşanmış Jessica’nın haftalık sosyal programı:

- P.tesi, salı, çarşamba, perşembe : Çocukları kreşe bırak, işe git, çocukları kreşten al, yemek hazırla, vergi beyannamesi doldur, tv seyret, uyu
- Cuma : Çocuklar hafta sonu babalarında kalmak üzere yine babaları tarafından kreşten alınacak, iş çıkışı kız arkadaşlarla buluşulup iki tek atılacak. Mod uygun olursa gece devam edilecek. Yeni erkeklerle tanışılabilir, ama kız arkadaşlara sadık kalınacak. Flört ve telefon değişimi olabilir.
- Cumartesi : Fuck buddy varsa seks yapılacak, yoksa gece kulübünden bulunan bir kişiyle/kişilerle seks veya gangbang
- Pazar : Boy friend ile tv başında patlamış mısır, bitki çayı, kola, bira veya şarap eşliğinde film.

Sistem ülkesinde, herşey önceden belli olup fazla sürprize yer kalmadığı için, yukarıdaki programdan fazla bir sapma olmaz. Kategoriye koymak, üzerine istatistik tutmak kolaydır İskandinav halkının.

Bugün gazetede bir araştırma gördüm. Büyük şehirlerde yaşayan, modern ve genç diyebileceğimiz, 25 – 40 arası kesimin bir analizini yapmışlar. İlişkileri, yaşayış tarzlarını yeniden adlandırmışlar.

- Bunlar arasında ilk sırada Dink var. Anlamı ”dual income – no kids”. Cool işlerde çalışan, eve iki maaşın girdiği çocuksuz çiftler bu kategoride.

- Bir diğeri, hatunların aşık olduğu, karakterlerine öykündüğü Tv dizisi Sex and The City’den esinlenme Freemale. Freemale mutlu, herhangi bir şekilde erkeğe ihtiyacı olmayan, batı dünyasının tüm yeni trendlerini takip eden kesim. Buraya soru işareti koymuşlar. Yaşı geçince, ilerde ne olacak bu Freemale’e diye düşünüyorlar. Çünkü pahalı bir yaşam tarzı bu. Pahalı ayakkabılar, marka çantalar, ultra expensive makyaj malzemeleri, çikolata, şarap… Bunun yanına aşırı materyalizmin getirdiği ruhsal boşluğu doldurmak için gidilen fiyatı binlerce doları bulan, uzak doğu dinlerini tanıtan zırva kursları da ekleyin. Neydi? Balina seslerinden oluşan CD, hatırlayın…

Trendleri ölçen şirketler bu kategoriye giren kadınların giderek çoğaldığını ve hatta önümüzdeki yıllarda 50 ve üzerindeki yaşlardaki kadınlarda da trendin türevlerini göreceğimizi belirtiyor.

- Dink den ayrı bir de Sink var. Single income – no kids… Çocuksuz, tek maaşlılar bunlar.

Bizim prens SPUD…

- SpudSingle person urban dwelling… Tek başına oturan, ekonomik durumu iyi, büyükşehir erkeği… Buna örnek ünlü olarak bizim Prens Carl Philip’i vermişler

- Son olarak Bromance var, erkekler için… Brother + romance… Erkeklerin birbirlerine olan seksüellik dışı aşkları. Yani beraber takılmaları, bowling oynamaları, şakalaşmaları vesaire..

Bunlar çok cilalanmış yaftalar tabii. İlla günlük hayatımızda göreceğiz bu tarz insanları diye birşey yok. Hele bizim ülkemizde, şu ekonomik krizin olduğu dönemde telekızlardan başkası öyle ayakkabıya, çantaya büyük para dökemez. Türkiye’de ya telekız, ya da tv yıldızı, veyahut da her ikisi birden olmak lazım.

Avrupalı’nın buna parası var. Paralı annelik izninden tut, işsizlik maaşına kadar binbir türlü çare var. Hernekadar burada da iki yakayı biraraya zor getirenler olsa bile her keseye uygun eğlence, yaşam tarzı dünyanın her yerinde var. Bakın film şirketi DVD sini bile yapmış… Hatta en başta bahsettiğim cumartesi gecesi aktivitesi üzerine…

Buna da vurdul diyelim biz… Vurduran Dullar

Bookmark and Share

22 Yorum Postalanmış

Besimi 10 June 2009 at 16:54

:puahahahaha
adı: Vurdul
soyadı: Durdul
saçma kategorisinde kategorize edebilirsin bu yorumu Fenasi :D

Fenasi 10 June 2009 at 17:40

Postadaki ilk görselde ”Ensam Mamma Söker” diyor. Bu klasik bir eş/arkadaş bulma forumlarında kullanılan formulasyon şekli. ”Yalnız anne …… arıyor” şeklinde bir çeviri yapabiliriz. Artık nokta nokta olan yer arkadaşlık olur, başka şey olur…

vic 10 June 2009 at 18:22

Sizin oralarda, vasat kazanan birinin geliri ne kadar Fenasi? Hatta almışken, çıtanın biraz üzerinde kazanan birinin gelirini de merak ediyorum. Buradan ekmek ve süt fiyatlarına da girerdim ama bir kutu Guinness fiyatını söylersen ben oradan gerekli yaşam standartı çıkarımlarını yaparım.

Fenasi 10 June 2009 at 18:45

25,000 kron maaş fena değil. 32,000 e kadar ”fena değil, iyi” arası. 35,000 civarı ve üzeri iyi kazanan kesim. 50-60,000 maaşlar için kıçının kılının ağarması lazım iyi mevkilerde. Ha bu kaç YTL eder? Rakamı 5 e böldüğün zaman aşşağı yukarı YTL cinsinden bulursun. Hazır bunları söylemişken boktan maaşı da söyleyeyim. 17-18,000 civarı Mac Donalds çalışanları alıyor galiba.

Çok önemli bir ayrıntı şu;

Maaş konuşurken eline geçen para değil, vergiden önceki yani ”brutto” söylenir her zaman. O yüzden 30,000 krona kadar % 30 gelir vergisini düşmen lazım. Yani 30 kaat maaşım var diyen adamın eline 20 geçer ortalama. Maaş yükseldikçe vergi oranı artar. En yüksek dilimde % 55 e kadar gelir. (A. koduumun sosyalistleri)

Çalışan değil, işveren açısından da başka önemli ve canacıtıcı bir ayrıntı;

Atıyorum, düz olsun, örnek diye.. İşe aldığın adama 10,000 kron maaş veriyorsun. Bunun 3000 kronunu direk işçinin adına gelir vergisi olarak sen yatırıyorsun. Sonra yine 10,000 kronun % 30 u civarını yani yine 3000 kron kadarını işveren vergisi olarak bir daha yatırıyorsun. Yani dükkanın kasasından, işverenden 13,000 kron çıkıyor. 7 si işçiye, 6 sı devlete. ( yine a.q. sosyalistleri)

İşsizlik sigortası 300 iş günü boyunca maaşının % 80 i, fakat en fazla eline 14,000 geçmesi kaydıyla. O kadar iş günü 60 hafta yapıyor yani.

Çocuk parası gibi bir zımbırtı var. Anne ve baba eşit olarak (birer yıl galiba) çalıştığı zamanki maaşının % 80 i ile izne ayrılabiliyor. O yüzden İsveç’te kardeş bebeler arasında hep 2 sene vardır. ”çalışmiim, doğurup, yatiim” taktiği yüzünden. Ayrıca ayda da 1000 kron gibi bir sürekli yardım söz konusu.

Fenasi 10 June 2009 at 18:52

Aha unuttum. Bir kutu Guiness Tekel (Systembolaget) de 17-18 kron civarı olması lazım. Barda içtin mi 50-60 kron arası.

Toplu taşım kartı 700 kron. 24 Mbit internet 300 kron/aylık. İki odalı adam gibi bir evi 6000 krona falan kiralarsın. iPhone’a 3G sınırsız internet extradan 299 kron aylık.

matara 10 June 2009 at 21:33

abi bakıyorum ikidir aq sosyalistleri demişsin ayıp etmişsin evet ödediğiniz vergiler yüksek ama onlara karşılık yaratılan sosyal haklar süper işsizlik maaşı, vırt desteği zırt desteği…peki bizde nasıl? hatırladığım max %30 küsürlü bişey alınıyor vergi olarak(emin değilim ama rakam sanırım yıllık 65.000 lira ve üzerinde %37 olarak hesap ediliyordu sanırım) alınıyorda ne oluyor ssklarda halk sürünüyor, işsizlik sigortası fonun içi boşaltılıp yabancılara özelleştirilen gapa yatırılıyor, alınan işsizlik maaşı 250 lira asgari ücretin yarısı bile değil ki asgari ücretle insanlar geçinemezken bu para için sabah sabah ptt’lerde kuyruğa giren insanlar var ah aq caanım sosyalistleri paketleyip buralara gönderseniz varya sizde rahat edersiniz bize:)

Fenasi 10 June 2009 at 21:46

@ matara,

Konu derin… Yorumlarda ele alınamayacak kadar. Takip etmeye devam et, zamanla postalarda işlenir. Haklı olduğun yerler var senin de. Ama o buzdağının üzeri….

A.q. lafın gelişi, alınganlık yapmaya gerek yok… Relaks….

Kozaxs 11 June 2009 at 00:41

fenasi ustat Baya zamandır blogunu takip ediyorum özellikle son tasaramından bu yana dikkatimi ceken bi yet var Favoriler Bölümü ne zamandan beri aynı deiştirmeyi düşünmüyormusun?
Sadece 1 Kere degiştigini gördümde .

Fenasi 11 June 2009 at 01:39

@ Kozaxs,

Üşengeçim. İlk fırsatta bakacağım…

@ Matara,

Aktüel olduğu için birazcık konu dışına çıkacağım, bahsettiğin konuya değinmek için.

Spor haberlerinde söylediler, İngiltere Futbol federasyonu dün yapılan maç için sattığı biletlerin büyük kısmını iade etmek zorunda kalmış. Metro tren sürücülerinin yaptığı grev yüzünden seyirciler maça gelmekte zorluk çekmiş. Federasyona 1 milyon pound a patlayacağını söylediler bu iadenin.

Londra metro sürücülerinin bağlı bulunduğu sendika, yapılan % 1,5 zammı beğenmemiş, % 5 istiyor.(Tüketici fiyatları indeksi üzerinden). Ayrıca sendika, iş yerinde hırsızlık yaptığı için kovulan bir işçinin de yeniden işe alınmasını istiyor.

Bir arkadaşım burada üniversite okurken, bir yandan da hafta sonları metro tren sürücüsü olmak için işe başvurmuştu, oradan biliyorum. Bu iş için diploma sormuyorlar. 3 haftalık mı ne bir eğitime tabi tutuyorlar seni. İngiltere’de de aynıdır herhalde.

Bir İngiliz metro sürücüsü ne kadar kazanıyor tahmin et… Haaa şunu da söyleyeyim, Londra’da bunlar haftada 30 saat çalışıyormuş. 6 saatlik iş günleri var yani. Yılda ise 40 gün ücretli izin.

Amcam ayda 12,000 Yeni Türk Lirası maaş alıyor…. Pound hesabı, yılda 60,000 pound.

Ayda mı yaşıyorsun kardeşim sen diye sorarlar adama. Bu kriz döneminde Afganistan’dan Zimbabwe’ye dünyanın her yerinde 12,000 YTL iyi değil, feci para… Emin ol öküz gibi ders çalışıp, yıllarca okul okuyan, bir de devletten aldığı öğrenci kredisini borç yapan beyin cerrahı İsveç’de o kadar kazanmıyor.

Bunlar her yerde aynı. Bir işim oldu oradan biliyorum, İsveç öğretmenler sendikasının Fransa’da şatosu var. Adamlar satın almış, üyeleri gidip kalsın diye… Ezilen işçi ve haklarını tarihin yaprakları arasına koyalım artık. En azından bizim bulunduğumuz coğrafyada…

Hellberry 11 June 2009 at 11:04

Fenasi,

O boktan dediğin 17-18K lık maaşı buralarda alabilen kitle büyüse memleket çiçek gibi olur, yurtdışına gideni s.ksinler o zaman. Yazıyı al Türkiye’ye uyarla kategoriler 3 aşşağı 5 yukarı en azından konsept olarak aynı, sekizli kısımlar o kadar açık yaşanamasa da benzer yanları çok. İş bulunamadığı zaman iyi kötü bir işşizlik parasının alınabiliyor olması ve sosyal hakları imrenilecek düzeyde kuzey Avrupa’nın. Benimle net olarak aynı gelir düzeyine sahip gavur arkadaşım hiç çekinmeden falanca yere kayağa, filanca yere dalışa para harcarken ben yapamıyorum, “iş bulamazsak s.ki tutarız” hep kafamızın bir yerinde var, o yüzden de biriktir moduna geçiyoruz, ya da tedbirli harcıyoruz.

Çok kazanandan çok, az kazanandan az vergi kadar mantıklı bir uygulama yok, çokla az arasındaki yelpaze açıldıkça insanların bölünmüşlüğü de artıyor. Bir taraf fuck buddy, eskort, balina sesi peşine düşerken diğer taraf boğazından geçecek lokmayı bulma peşindeyse o memlekette orta uzun vadede yaşanmaz. My 2 cents.

barbieater 11 June 2009 at 16:36

böyle bir hayat tarzı offical olarak yaşanırken, hala ve hala fahişelerle gönül eğlendirmek de var mı amına koduumun isveç inde:)
ha belki özel istekler için özel fahişeler olabilir tabi veya yaşlılar veya hafiften özürlüler için fahişeler veya turistler için de olabilir sanırsam, fakat öz be öz isveç erkeğinin fahişe ihtiyacı yok galiba. karısından gizli kolay kaçamak için de kullanabilir sanırım isveç erkeği ama yine de yok değil mi hala:)
peki oralardaki fahişeler gelir grubu olarak hangi sınıfa iştirak ediyor?
bu arada türk erkeğinin fahişeye ihtiyacı da çok mu fazla hissedildi bu yazdıklarımla:) ilk cinsel ilişki deneyimleri hakkında bir makale lazım galiba isveç vs. turkey…

Fenasi 11 June 2009 at 22:03

@ Hellberry,

”Çok kazanandan çok, az kazanandan az vergi kadar mantıklı bir uygulama yok” diyorsun. Bu uygulamada kağıt üzerinde kazançlarda fark büyük gibi görünse de, vergi çıktıktan sonra elde kalanda fark o kadar büyük olmuyor. Tipik bir sosyalist uygulama, yani aradaki gelir dengesini birbirine yakın tutmak için yapılan bir uygulama.

Ödül ve cezayı ortadan kaldırıyor bu sistem. Oysa insanlarda önüne geçilemez bir dürtü var. Bu, ”Kendine daha iyi yaşam şartları hazırlamak”. Bunun için eğitim, çaba, emek, zeka, yatırım, planlama gerekli. Tüm bu saydıklarımızı yapabilenler kendilerine iyi yaşam koşulları sağlayabilmeli. Yapamayan/yapmayanlarla arada bir fark olmalı ki insanoğlu sürekli itsin kendini ileriye.

Bugün Avrupalı sosyal devlet, maalesef ipin ucunu kaçırmış durumda. Bu rahatlık ve refah, toplumlarına dinamikliğini kaybettirmiş.

6 sene okuyup, öğrenci kredisi yüzünden devlete 20 yılda geri ödeyecek şekilde borçlanmak yerine, 3 haftalık eğitimle metro tren sürücüsü olup, doktordan iyi maaş alınan yerde emeğe ve bilgiye saygıdan bahsedemeyiz.

Tabii bu kazanç ve para olayı ilginç. İyi kazanan adama bu paranın oturduğu yerden geldiği şeklinde bi inanış var heryerde. O yüzden haketmiyor, vergiyi çok versin de eşitlensin bakalım düşüncesi hakim. Oysa bu insanlar 24/7 telefonu açık tutan, tatili belli olmayan, ekonomik risklere giren, normal bir devlet memurundan saat olarak en az 2 kat fazla çalışan insanlar. E zamanında spesifik eğitimini yapmış veya o branşta yıllarca tecrübe de kazanmış. Bunlar genelde görmezden geliniyor.

Bu tarz vergilendirme içinde yaşadıkları toplumları ileriye götüren atılımcı bireylere engel oluyor.

Fenasi 11 June 2009 at 22:15

@ barbieater,

Fuhuş, fahişe konusu çok derin. Yorumlarda ele almak konuya haksızlık olur. Ama kısaca… Tabii ki İsveçli erkeğin böyle bir eğilimi var. Ama miğdesi ve vicdanı olan bu işi yurtdışında yapıyor…

Maalesef burada fahişeleri durumu içler acısı. İsveçli olanları narkoman, evsiz, alkolik… Bunları bu hale getiren de ilginçtir bu sosyal devlet. Fahişelik meşru bir meslek olmadığı için bunları organize edecek bir kurum, kuruluş yok. Fuhuş yasak olduğu için olay yeraltına inmiş durumda ( ne sürpriz değil mi?) Rus ve romen pezevenklerin bir arabaya hayvan gibi tıktığı hatunları şehir dışındaki arazilik yerlerde müşteriye peşkeş çektiklerini okuyoruz gazetlerde.

Almanyadaki gibi sigortalı, vergili, doktor muayeneli çalışma imkanı verilmediği için böyle. Hani bir laf var ya, ”halka rağmen, halk için”. Olayı bu hale getirenler sol görüşlü politikacıların desteğiyle kadın hakları savunucuları. Bizzat kendileri de kadın bunların… Tabii ki….

Daneland 12 June 2009 at 00:45

60K Gross mu aliyorlarmis aq soforleri!O kadar degil fenasi 40k cik aliyorlar. http://www.telegraph.co.uk/news/uknews/road-and-rail-transport/5496579/Tube-drivers-earn-10000-a-year-more-than-nurses.html linkin adindan da belli hemsireden 10k daha fazla ,bence 30k kazanamayan bir dolu hemsire de vardir ya neyse.Off lari bedava bilet haklari.Iyi is walla. Bu arada merakli arkadaslara buradaki maaslar icin bir delink verelim; http://www.mysalary.co.uk/jobs-by-letter/d.php

Hellberry 12 June 2009 at 01:14

Fenasi,

Hocam vur deyince öldürenlerden olma gel. Ödül, ceza, dinamikliği kaybetme konusuna katılmıyor değilim, bu işin her iki ucu da b.klu. Beş parmağın beşi bir değilken hak adalet falan savsatalarını savunacak değilim. Sittin sene mürekkep yaladık, başkalarının az bildiğini bilelim, birşeyleri iyi bilelim, geleceğimizi kurtaralım, cebimiz biraz para görsün diye ebemiz s.kildi zamanında. Benimle aynı gayreti harcamayan adama benzer parayı veren sistemin ta a.ına koyayım. 3 haftalık eğitimle doktordan fazla para alan adamlar varsa hakikaten, öyle sistemin de ölüsünü ayrı dirisini ayrı…

Meramım şudur; aynı işi yaptığım(ız) Dingiltere Nottingham daki usta ustabaşı işçi, herneyse, aynı işi yapan benim adamımdan kültür olarak farklı. Biri seninle bir standardı tutturuyor , her anlamda, öteki süklüm püklüm. Birinin kendine, görünürde bile olsa, bir özgüveni var bizimki ezik. Şimdi milyon tane açıklama getirilebilir bu duruma , hepsinin de bir haklılık payı olur. Kanaatim odur ki ben kendi adamıma X değil de XXX para versem, istemesem bile sistem bunu mecbur kılsa, o süklüm püklüm adam gider yerine, safi öküz değilse, daha bir adam gelir. Bunu sağlamak için eğer benim, birilerinin daha çok vergi vermesi gerekiyorsa verelim derim. Bana iyi kötü bir fırsat sunuldu, kullandım, o adamların çoğunun fırsatı bile olmadı. Bir de öyle bakmak lazım, karnının doymasından öteye birşeylere vakit/ para harcayabilecek adam gelişir, o da öncelikle para ister.

Şahsen 100 lira kazanırken etrafımda bir çapulcu sürüsü olacağına 70 lira kazanıp daha adam gibi bir çevrede hayat sürmeyi daha sağlıklı buluyorum, ilkinin uzun vadede sürdürülebilirliği pek yok bence, patlar illaki. Ha öteki olur mu dersen, zor be gözüm, ama yılmamak lazım.

Larry 12 June 2009 at 01:23

Dün , Meksika’da yaşayan ama Belize’de çalışan bir arkadaşım oralı kız arkadaşıyla geldi yıllık izni için, sabaha kadar sohbet ettik: Kızın, 2 kızkardeşi daha var ama birtek bu babasının soyadını taşıyor. Diğer ikisi ise annesinin ….Hatta , gümrükte çalışan bir tanesi, babası Belize’ye geçerken pasaporttaki isminden babası olduğunu anlamış ama babası kızını tanımamış bile. Erkekler, bir kadınla(14 yaş normal sayılıyor) evlenip çocuk/veya çocuklar yapıyor ama başta miras gibisinden sebeplerle soyadını vermiyormuş ve ardından başka bir kadınla evlenip başka çocuk/lar ve sonra başka ..ve bu böyle sürüp gidiyormuş. Ve daha ilginci, bu normal karşılanıyor ve yadırgayan kişinin neden kınadığını anlayamıyor. Erkek zaten şikayetçi değil ama ilginç olan kadında şikayetçi değil!!!Mesela , aklıma ilerde birbirini tanımayan iki kardeşin evlenme ihtimali ve bunun binlerce örneği olabileceği ve sakat doğumlar-ensest gibisinden sorular geldi ama bugüne kadar olmadığını söyleyip geçiştirdi. Dünyanın her bir tarafında , farklı toplumlar kendi kuralını , kendi yaşam tarzını yaratıyor. Birine normal gelen diğerine inanılmaz geliyor . Yok internet , yok teknoloji çağı , herkes herşeyi görüyor, doğru tektir, falan filan…..nafile….

volkan 12 June 2009 at 13:07

şimdiiii biz bu adamları bu şekilde kategorize edersek, adamlar da bizi kadınlarla tokalaşmayan ve eliyle pilav yiyen yarım arap olarak görebilir.isveç te çok dostum var.hiçbirinin fuckbuddy si yok.ha kötü bişeydir demiyorum.belirtmek istediğim ülkeleri ve milletleri kalıp şeklinde düşünmemek gerektiği kanımca.

Fenasi 12 June 2009 at 15:33

@ Volkan,

Haklısın genelleme yapmamak konusunda. Ancak en açık fikirlimiz bile zaman zaman genellemeler yapıyor. Bu bazen hayatı kolay kılıyor, bazı davranışları açıklamamıza yardımcı oluyor. Mesela zenci ski böyle birşey. Hepsi Lexington değil, ama konu geçince öyleymiş gibi davranıyoruz.

Ülkeler, kültürler de biraz öyle. Kendi içimizde bile karadenizli diyoruz, ya da bilmemnerenin ayısı diyoruz.

Onlar bizi Arap olarak görmüyor. o kadar bilgileri var. Ama sırnaşık (tatil yörelerindeki satıcılardan ötürü), kavgacı (buradaki türklerden ötürü) kadınını döven ve ezen (islamdan ötürü) biliyorlar zaten. Doğru veya yanlış olduğu tartışılır. Hepsinde az da olsa bir gerçeklik, yaşanmışlık payı vardır.. Kanımca…

volkan 12 June 2009 at 16:47

ayrılmış bir isveç’li housewife ın fuckbuddy si olmak türkiyedeki delikanlıların birçoğunun mastürbasyon materyalidir zannımca. (belki bende dahilimdir)

geçen gün neden avrupadan türkiyeye doğru tersine gurbetçi göçünün hızlandığını konuşuyorduk orta yaşlı bakımlı ve hoş bir hanfendiyle.şöyle diyor ;

” ee artık türkiyede de herşey serbest.gençler istediklerini yapıyorlar.gezip dolaşabiliyorlar.ne yapsınlar evropayı… ”

evropa ! bizim gözümüde bu arkadaş.abazanı içinde bu, işadamı içinde bu , demokrat ve çağdaş bir hanfendimiz içinde bu.söyleyiş tarzı değişik olabilir..

italyaya gittim, pizza kulesinin etrafında yüzlerce tur attım.mimarını şu an sorun söyleyemem.ama önümdeki kızın g-stringi nin renk tonu hala zihnimde..

velhasılıkelam, isveç li ablalarımla ilgili verdiğiniz bilgiler benim zihnimde isveç ile ilgili bilgiler paragrafındaki en öndeki satırı kaptı.

ilk erkek erkeğe bira-çerez muhabbetinde anlatacağıma emin olun…

-aaabi isveçte karılar hep bekar mına koyim..ee taş gibi de hatunlar y.raksız durabilirmi. çocuğu yan odada uyuyo, sen karıyla yatak odasında s.kişiyosun çatır çatır..kimse de ayıplamıyo ha nomal çünkü orda avrupa ya orası çünkü ……

su katılmamış türklere içiyorum

Fenasi 13 June 2009 at 02:40

@ Hellberry,

Seni mi kıracağım? Tamam orta yerde buluşuruz. Biraz bu konularda dik kafalılığım benim şurdan kaynaklanıyor:

Sosyal demokrat aileden geldim. Mc Donalds’ta en kötü ücreti alan adamın 1/3 ü saat ücretine de çalıştım, başşaklı bir IT şirketinde iyi maaş aldım, işsizlik sigortasının keyfini 2,5 sene sürdüm, şu iki küçük şirkette ortaklığım var. Bunlardan birinde 8 tane eleman çalıştırıyoruz. Öbürü daha hitech branş olduğu için evden ortağımla yürütüyorum. Bu ekonomik krizi ancak böyle zararsız atlatabiliyoruz. Lafın kısası, her iki takımda da oynadım.

Bizim Selçuk Yula’ya sordular… ”Bu kadar hasta Fenerlisin, niye gittin Gaasarayda da oynadın?”
- ”İyi oldu, neyin ne olduğunu gördüm. Daha koyu Fenerli oldum” diye cevapladı.

Neyse… İlginç bir video buldum. Onu da paylaşayım, işin ekonomik tarafı kapansın…. ABD de liberal demek, sol görüşlü olmak demek. Karşısında ise ”Konservatif”ler var.. İsveç’de ve Türkiye’de ise liberal deyince ‘’sağ görüşlü” oluyorsun. Bu farklılığa bir örnek:
Youtube ayarı olanlar için yalnızca…


Ege 19 June 2009 at 13:17

Turkiye’de memur maaşı vs gibi belirli maaşlar ile çalışanlari bi kenara birakip kendi işini kurup çalışanlarin istatistiki bilgisi tutulmasi mutlaka gerekli artık..

Çevremde deliler gibi para kazanan insanlar var. 2 sene içinde hem evini alıyor hem arabasini. Bak Fenasi bile mortgage oduyor Isvec’de.. 2 sene de hem araba hem ev alabilmesi mumkun mu merak ediyorum?

Ama bu 2 senede hem ev hem araba alanlarin yanlarinda calistirdigi adamlarin maasi 1000 TL – 2500 TL arasında değişiyor. Kimse bu kadar dusuk maasi kabul etmezse o da daha fazla vermeyi kabul edecektir. Ama memleketimdeki nüfus patlamasi, övündüğümüz genç nüfusun tamaminin neredeyse işsiz olmasi emeğin karşılığını alamamasini sağlıyor. Bilmem anlatabildim mi derdimi..

bettyblue 15 January 2010 at 20:07

Cümleleri bu kadar iyi kurabilen biri , kelimeleri bu kadar güzel yerli yerine yerleştirebilen biri nasıl olur da tüylerimi diken diken eden o ” nüans farkı” diye bir kelimeyi kullanır işte bunu anlayamadım. Hayretler içerisindeyim..

Yorum Postala