Kadınlar ve İbneler

Sabah sabah bilgisayarımın başında çay, keçi peyniri ve vişne reçelinden oluşan kahvaltımı lüpletirken bir yandan gazeteleri okuyordum. Yüzeysel bir insan olduğum için türban, ekonomi, faizler, ünlülerin götü-başı gibi konuları es geçerim gazetelerde. Direk spor sayfasıdır hedefim. 3-4 tane spor yazarıdır o da okuduğum okuyacağım. Hıncal Uluç’un pembe hırkası BJK Cola-Turka’nın alay konusu olmuş. ”Resmi siteden seksist bir saldırı var” diyor Mehmet Demirkol.

Uğur Vardan’ın Çarşamba günü yazdığı gibi “Bu yönetimin kadınlarla bir sorunu var gibi”
Kadın yöneticiye “Elinin hamuruyla bu işlere karışma”
Takıma “Karı gibi oynamayın len!”
Eleştirene de “İ.ne’lik yapma!”
Yönetimin söylediklerinin tribündeki karşılığı bu. Daha doğru cümlelerle söylenmiş olması, bunlardaki hakaretin dozajını azaltmıyor.
Tam errrrkek, hep errrrkek bir yaklaşım bu!
Tabii yukarıda anlattıklarımızın da tribüncesi var.
“Önce evdekilerin karnını doyur da sonra Kayseri’ye, Manisa’ya hovardalığa git” gibi
Ya da “erkek adam önce evdekilerin harçlığını verir” gibi.
“Erkek adam borcuna sadık olur” gibi.
Bugüne kadar yönetimler ve futbolcular basından, çoğu zaman da haklı olarak çok şikayet etti. Ancak bu kadar seksist, bu kadar yerlerde sürünen bir tavır, hiç görülmemişti. Hem de çok değil, Seba’dan sadece 2 başkan sonra!
Beşiktaş yönetimine, çok geçmeden toplu bir terapi tavsiye ediyorum. Çünkü bu iş tam psikologluk, yok! Daha da ötesi psikiyatrlık bir hal almaya başladı.

milliyet 080215


Yıllardır biz de böyle büyütüldük işin doğrusu. ”karı gibi ağlama”, ”ipnelik yapma”, ”g.tveren” hep kullanılan kelimeler. Şunu çıkartıyorum bunların ışığında, toplumda saygınlık sırasında en başta erkekler geliyor, sonra kadınlar, sonuncu sırada homoseksüeller var.

Bu sırf Türk toplumuna özgü bir yaklaşım değil. En modern Avrupa toplumlarında dahi gözlemlenen bir durum. Yalnız orada bu tarz aşşağılayıcı tutumları alenen takınmak cezai işlemleri beraberinde getiriyor. İbnelerle kadınlar devlet koruması altında yani.

Tabii ki bizim toplumumuz hoşgörü seviyesi en alt düzeyde, baskıcı ve tutucu bir toplum olduğu için durum daha da can sıkıcı bir hal alıyor. Bu şartlar altında kadın veya homoseksüel olmak hiç de kolay değil. Tüm bunlara rağmen özellikle Türkiyedeki eşcinsel topluluk internette çok kaliteli yayınlara imza atmaya başladı. Bunlardan ilk keşfettiğim Gaykedi olmuştu. Oradaki bir yazının yorumlarını okurken İçimdeki Ayı adlı blogu keşfettim. Bu blogdan öğrendiğime göre Türkiye Ayılar Grubu ”Beargi” adlı bir online dergi çıkarmış. Açık söyleyeyim okuması zevkli, bayağı ilginç bir dergi.

Maalesef kadınlar kanadından bu derece kuvvetli yayınlar bulmak pek mümkün değil. Aralarında birşeyler yapmaya çalışanlar da feminist zırvadan öteye geçemiyor. Bir ihtimal de şu; kadınlar duygusal olarak çok derin varlıklar olduğu için yapılan şeyleri ben anlamıyorum. Ağır psikolojik-sosyolojik denemeler, içim kararıyor, takip edemiyorum.

Oysaki toplumdan çok darbe alıyor kadınlar. Bu yüzden güçlü, lafını esirgemeyen, seksüel özgürlüğüne sahip çıkabilen kadınlara ve özellikle blog yazarlarına ihtiyaç var. Çiçek, böcek yazmayı bıraksınlar artık…Kadınların bir bölümü bana tepkili olabilir diye düşünüyorum. Arada bir alıyorum böyle sinyaller. Kadına bakış açımı eleştiriyorlar zaman zaman. İşin ilginci bu tarz yorumlar yazılarıma ek olarak değil, bana mail atılarak yapılıyor.

Değişik bir tarz yakalaması gerek Türk kadınının internette. Hadi beni es geçsinler, ama en azından gay leri örnek almaları lazım.

Technorati Tags: , , , , , ,

Powered by ScribeFire.

Bookmark and Share

6 Yorum Postalanmış

içimdeki ayı February 16, 2008 at 4:58 am

Aslında bazı şeyleri TDK kendine has açıklamaya çalışmış. Kadın;

1 . Erişkin dişi insan, zen erkek veya adam karşıtı
2 . Evlenmiş kız.
3 . Analık veya ev yönetimi bakımından gereken erdemleri olan.
4 . Hizmetçi bayan.

Özellikle 3. ve 4. madde ile toplum olarak bir kalıba oturtulmuş olan kadınlar dediginiz gibi webten uzak kalmaktalar. Web’e yakın olanlar ise (reklama gerek yok) gerek sitelerinde bahsettikleri cicili bicili işlerle ,gerekse sitenin sagında solunda hareket eden kalpler – sevgi dolu giflerle pekte okunası durmuyorlar. Unutmadan bu popüler kadın blogcuların okuyucuları ile olan “ablacım, kardeşim” diyaloglarıda görülmeye değer.

Diğer bir yandan cinsel ilişkide dahi hor görülen kadının günlük hayattaki davranışları bile köpeklerin kuyruk sallamasına endekslenmiş durumda. Öncelikle bu düşüncelerin yıkılması lazım gibi… Ardındansa degişim bir yerden başlamalı (tabi isteniyorsa)

Fenasi K. February 16, 2008 at 6:02 am

teşekkürler… Uzun, aydınlatıcı ve gözlemci bir yorum için…

gaykedi February 23, 2008 at 3:58 am

geçen gün “şu videoyu”
göndermiştim maille gitmedi galiba (esas şamata 1. dakikadan sonra)… genel olarak haklısın ama çok sıkı kadın bloggerler da var birtane özel “tavsiye “
boş bir zamanında geriye doğru şöyle bir 5-10 yazısını oku derim, bu gün yemek tarifi var ne şans ama :)

gaykedi February 23, 2008 at 4:03 am

aklıma bir yazı geldi hemen ekleyeyim;

maçoluk zor zanaat!

antropolog roger lancaster, nikaragua’da erkeklik kimliğiyle ilgili geleneksel düşünceleri ayrıntılı incelemeye tabi tutar. lancaster’in türkçeye hayat zor olarak çevrilebilecek life is hard (berkeley, 1992) başlığını taşıyan kitabı, machismo sözcüğünde karşılık bulan ‘erkeklik hali’nin sınırlarına ilişkin şaşırtıcı veriler içerir.

ispanyolca macho sözcüğü, ‘gerçek’ erkek, ‘erkek-oğlu-erkek’ karşılığı olarak hayatın içinde yerini bulur. hem toplumsal süreçte hem de cinsel ilişkide aktif, haşin ve baskın erkeği anlatır bu sözcük. ancak sıralanan ‘meziyet’lerin kazanılması, kadın üzerinden olduğu ölçüde, hatta ondan çok daha fazla ‘erkek üzerinden’ de olur.
öyle ki bir erkek kendi akranları arasında ‘maço’ statüsü kazanabilmek için kadınlarla olduğu kadar erkeklerle de yatar! ‘aktif’ olarak tabii! ‘gerçek’ bir erkeğe, yani ‘maço’ya bir başka erkekle aktif cinsel ilişki kurma düşüncesi rahatsız edici gelmez. aksine cinsel yönden uyarılmasına yol açar. dahası eğer uyarılmıyorsa, o ‘gerçek’ bir erkek değildir! olsa olsa böylesi bir eşcinsel ilişkinin pasif partneri olan cochon’dur. bu bakımdan hayat, nikaragua erkeği için, içki içmenin, kumar oynamanın, karısını dayaktan kırıp geçirmenin, pek çok sevgili edinmenin yanı sıra, ‘erkek düzme’nin de bir parçasını oluşturduğu maçoluğun hep yeniden üretimini gerektiren bir ‘zor zanaat’tır. gerçekten, ‘hayat zor’dur!..

böylece maçoluk, bizde sanıldığının aksine, yalnızca kadınla erkek arasında ve erkekten yana bir güç ilişkisi tanzim etmekle kalmaz. erkekle erkek arasında ve erkek dünyası içerisinde güç tesis eden bir araç olur. adeta erkeklik adına kadından çok erkeği hedefleyen, erkeğin üzerinde sallanan bir ‘demokles’in kılıcı’dır o!…

maçoluk erkeği de ezer

lancaster’in maçoluğun yurdunda yapılmış gözlemlerinden hareketle, dosdoğru belirtmek gerek: maçonun hası, amiyane deyişle, ‘kulampara’ oluyor! ‘sıkı’ bir maço, oğlancılığa teşne gözüküyor. aslında türkiye’nin ‘geleneksel’ cinsellik kültürü de, bir dereceye kadar nikaragua örneğine benzer anlayışları barındırıyor. örneğin televizyonda eşcinsellik üzerine bir tartışma programında, erkekler arasında cinsel ilişkiden söz edildiğinde ‘aktif’ olmanın ‘pasif’ olmaya göre daha makbul sayıldığını hatırlıyorum.

ancak burada bir cinsel tercih, daha da öte bir duygusal ilişki olarak eşcinselliğin onaylamasının söz konusu olmadığını vurgulamak gerekir. söz konusu olan, hemcinse yönelik ve özünde cinsel şiddet içeren tavrı, ‘erkeklik’ adına olumlamaktır.

yani maçoluk, en uç noktada patolojik bir ‘eşcinsel şiddet’ pratiğinde ortaya çıkar. dolayısıyla maçoluğun, ‘erkek iktidarı’nın azgın bir dışavurumu olarak, sadece kadına değil erkeğe de yönelik tehditkâr bir mahiyet taşıdığı söylenebilir. ve ‘iktidar’ın, ona maruz kalanlar kadar onu taşıyanları da ağına alan bir mekanizma olduğunu öne süren foucault’dan ilhamla, erkek iktidarının erkeği de ezdiğini unutmamak, kadınlar kadar erkekleri de maçoluktan kurtarmak gerekir.

birikim dergisi-tayfun atay

mischa September 10, 2008 at 6:46 pm

kadınların erkeklere göre farklı konulara değinmesini kalitesiz yazı olarak nitelememek gerek. kadının bir erkeğe sadık kalıp çocuk vermek, erkeğinse mümkün olduğunca fazla dişiyi döllemek üzere programlandığını kabul eden zihniyet, konu farklarına da şaşırmamalı kanımca. kadın daha estetik, daha kırılgan ve daha karmaşık bir varlık olduğuna göre blog yazarı olanların subjektif, algısal, görsel konulara yer vermeleri zırvaladıkları anlamına gelmez. iyi bir tahlil yeteneğine sahip her kişi, bu tür bloglarda da güçlü ve sözünü esirgemeyen dişilerin izlerini yakalamayı başarabilen kişidir.

Fenasi K. September 11, 2008 at 10:06 am

???…

Yorum Postala

Additional comments powered by BackType