Jesus Kristus Kim?
Biz Türkler pek açık sözlü insanlar değiliz. Tepki çekeriz diye sürekli lafımızı sakınıyoruz. Ne tatlıya dokunacağız ne de tuzluya. Zaten o ünlü mahalle baskısı da kendini hissettiriyor aman vermeden. Bu davranış şeklimiz topluma büyük zarar veriyor uzun vadede. Zıtlıklar, farklı görüşler orta yerde ansızın piyasaya çıkması gerekirken, içimizde kalıp kanser haline dönüşüyor.
Bazı şeyleri tabu haline getiren de bu zaten. Alın bir örnek din mesela!!!… İslam’a göre anal seksi bile tartışırken küfür, tehdit, cehennem, zındık lafları gırla gidiyor. Herhangi bir konuyu dinin içinde tartışmak böyle sonuçlar doğururken, bireyin kendini ateist olarak açıklaması son derece rahatsız edici bir durum haline dönüşüyor.
Kemalist ideoloji ile yoğrulmuş bir ailede yetiştiğim için evde namaz kılan, oruç tutan olmasa da ideolojinin fazla tepki çekmemek için benimsediği ılımlı, laik müslüman kimliğinin verdiği kaygı, babamın benim inançsız olmama kaygılı bir tepki vermesi sonucunu doğurdu hep… O yüzden ben de ”ateist” lafını kullanmam aile içinde pek. O kelimenin bir negatif anlamı olduğu toplumun benliğine yerleşmiş. Üzmek istemiyor insan ailesini tabii. Ancak bir yerde bazı normları oturtmak, herkese yerini bildirmek açısından dobra olmanın da inanılmaz faydası var. Bazılarını üzmek veya sinirlendirmek pahasına da olsa… Sorulan sorulara, işlemeyen sistemlere cevap ve eleştiriler bazen beklenmeyen, güçlü bir kroşe gibi gelmeli. Mıymıy ederek değil…
118 800 diye bir numara kullanıyoruz bazen İsveç’te. Cevabını bilmediğimiz günlük olaylara kısa, açıklayıcı cevaplar bulmak için. Bir nevi Wikipedia’nın telefon versiyonu gibi diyelim… Merak ettiğiniz şeylerin cevabı mesaj olarak cebinize geliyor.
Göteborg’da Saron kilisesinin pastörü Erik Holke’de bu hizmetten yararlanmak istemiş, gazetede okuyorum. Pazar günü vereceği vaazda, konuşmasının girişinde kullanmayı düşünmüş. Vaazın konusu ”Jesus Kristus kim” ? 118 800 reklamlarında ”herşeyin cevabı bizde var” diyor. Bu sebeple numarayı çevirip bilgi almak istemiş pastör. Cebine gelen cevap şöyle:
”Hristiyanlık olacak uydurma dini bulan mesih… Masallar 2000 yıl önce yaşadığını söylüyor. Entarisiyle su üzerinde yürüyebiliyordu.”
Cevap pastörü şok etmiş… Pastör olayı dini yayın organı olan bir gazeteye götürünce, gazete de bu hizmetin sahibi olan şirketin müdürü Markus Öhman‘ı arıyor. Telefonla görüş istiyorlar. İlkönce pastörün aldığı cevap müdürün kendisine okunuyor…
Markus – Süper cevap olmuş, daha iyisi olamazdı. Zaten ben yazdım bu cevap metnini. Cevap rasyonel bir gerçek.
Gazete – Peki objektif bir cevap mı bu sizce?
Markus – Mantıklı olan herkes biliyor ki hristiyanlık uydurma bir din.
Gazete – Sanki gerçekten daha çok senin kendi inancınmış gibi geliyor…
Markus – Hayır, bu bilimsel bir gerçek, cevabı da ona göre
Gazete – Yani objektif bir cevap?
Markus – Tabii ki. Pastörün içi rahat olsun, bizden bilimsel ve dürüst bir cevap almış
Gazete – Genelde cevapları yazarken nasıl bir bilgi kaynağına başvuruyorsunuz? Yoksa kendi inancınıza göre mi cevap veriyorsunuz?
Markus – Pastör bilimsel gerçeklere uygun bir cevap aldı. Herkes bu dinin uydurma olduğunu biliyor.
Gazete – Pastör için gerçek bu değil ama…
Markus – Kendisi yanlış bilgilendirilmiş. Tabii herkesin her cevaptan memnun olmasını garanti edemiyoruz.
Gazete – Yalnız bu durumda 2 milyar insan sizinle aynı fikirde değil.
Markus – İnsanoğlunun çılgınlığı sınır tanımıyor
Ancak Markus cevabın biraz fazla vurdumduymaz olduğunu kabul ediyor. ”Belki biraz daha diplomatik yazabilirdik. Pastör isterse cebine gelen mesajın tutarını kendisine geri öderiz, müşterinin memnuniyeti bizim için önemli” diye de belirtmiş röportajın sonunda.
Çoğumuz özel hayatımızda alacağımız tepkileri veya kendi kariyerimizi düşünerek çenemizi tutarken, şirket sahibi ve müdür bazılarına göre şirketin tüm ticari geleceğini riske atarak bir tavır koyuyor.
Yanlış anlayacak olanlar için belirtmemde fayda var. Bu anlattığım olayda geçen hristiyanlıkla ilgili doğru veya yanlış bilgiler yazımın anafikri değil. Hoşuma giden, benim de vermek istediğim mesaj, ticari kaygı taşıyan bir kuruluşun başındaki insanın laga-luga yapıp, yuvarlak cevaplar vermeden belli bir tarzı ve hayat görüşünü cesurca, kendinden emin bir şekilde savunabilmesi. Batı toplumlarında, doğu toplumlarının aksine görülen bu ”nispeten” açıklığın ve dürüstlüğün toplumsal kanserleri önlemede en büyük kuvvet olduğunu düşünüyorum.



31 Yorum Postalanmış
Böyle insanlara, bu içtenliğe, adamın şirket politikası olarak benimsediği bu netliğe ve şeffaflığa bi hayli ihtiyaç var. Mantıklı…
Süper bir (diyalog) yanıt olmuş…
Aktardığın için teşekkürler…
Zeitgeist: The Movie‘yi izlersen, ilk bölümünde bunun yanıtını kendilerince verdiklerini görürsün.
Ayrıca, İskandinavya’dan doğru durup durup Hristiyanlığa giydirmen [bu kaçıncı yazı Hristiyanlıkla ilgili] ilginç geliyor bana. Eğer gerçekten samimi ve dürüstsen, diğer dinler hakkında da yazmanı, üç vakte “Hz. Musa Kimdir?” ve “Aslında Muhammed Kimdi?” türünde yeni yazılarını da görmek isterim bu sayfada.
2008′de şu postu girmiştim fenasi ve sonra sormuştum, türkiyenin yetiştirdiği dünya çapında en önemli bilim insanlarından prof. celal şengör bey müslümanlık hakkındaki görüşlerini de bu açıklıkta yazabilir mi diye;
[...2000 sene evvel Roma'nın Judea eyaletinde yaşamış ve o zaman aklı başında kişiler tarafından Meczup olduğu düşünülmüş bir gencin iddiaları ve bunların Tarsuslu bir başka zat tarafından şişirilip, bunlara yenilerinin ilavesiyle ortaya çıkmış bir dinin, kendisine ta Sümerler zamanından kalma efsaneleri de temel kabul etmesiyle oluşturulan kitabı adına tüm bunlar...]
Ah, bir de şu var: Kemalist ideoloji ile din olgusunu karşılaştırmanı hatalı buluyorum. TR’deki saçma sapan kutuplaşmaların kökeninde de aynı hata yatıyor. Kemalist düşünce bir din değildir.
Kimse rahmetli anneannemden daha Kemalist olmasın, “O’nun sayesinde okuduk da meslek sahibi olduk” derdi. Aynı zamanda hac vazifesini de hakkıyla yerine getirmiş, beş vakit namazını kılan bir insandı. Ve türbanlı değildi! Torunu (yani ben) hiçbir misyonerlik çalışmasının etkisinde kalmadan Hristiyanlığı seçtiğimi ilân ettiğimde; bana ilk arka çıkanlardan, tercihime saygı duyanlardan biriydi.
Yukarıda yazdıklarından, “Kemalist ideolojinin benimsendiği evler kâfir yuvasıdır” gibi bir anlam çıkabilir ortalama zekâ düzeyindekiler için, hatırlatayım dedim.
N.B. Her şeyden önce kendine karşı dürüst olabilmen için, inanışını ya da inançsızlığını en azından ailene karşı açıkça belirtmen gerektiğini düşünüyorum. Ben yaptığımda 19 yaşındaydım, sene ’89.
Neyi kasdettiğini çok iyi anlıyorum, ama bu kapitalizmin diğer bir yönü, ve bu şekilde olması insanı korkutsa da yapılacak hiçbir şey yok. Hristiyanlıkla ilgili esprileri en çok biz hristiyanlar yaparız. Ama bu saygısızca olmaz, daha çok sevimli bir yaramazlık olarak düşünülebilir.
Celal Şengör çok seksi bir insandır
@ Goddess,
Sondan gireyim, başa doğru gideriz… Dikkatinden kaçmış zannedersem ”babamın benim inançsız olmama kaygılı bir tepki vermesi sonucunu doğurdu hep” derken belirttim, inançsız olduğumu biliyorlar. Yalnızca içimde bir tanrı inancım olmasını umut ediyorlar. Kaldı ki ateist olduğumu bir iki defa da söyledim. Baktım bunu dert ediyorlar, repertuardan ateist lafını çıkardım. Eleştirilerime o kelimeyi kullanmadan devam ediyorum.
Bir kere hadi diğer postalar tamam, ama buna niye kızdın pek anlayamadım. Dine tarafımdan bir eleştiri yok. Yanlızca toplumun genelinden farklı düşünen insanların sinmeyip, biraz daha seslerini yükseltmeleri gerektiğini vurgulamaya çalıştım. Buradan hristiyanlığı eleştirin ama müslümanlığı baş tacı edin yorumunu çıkaran okuyucuyu değnekle kovalarım.
Neden hristiyanlık yazılarıma hedef oluyor? Bence bunu bir açıklığa kavuşturalım, sonra da bu suçlama bitsin. Çünkü aklıma bu konuda birşey geldikçe yazmaya devam edeceğim. Birkaç sebep var:
1- İçinde yaşadığım toplum bir hristiyan toplumu
2- Gündelik yaşadığım olaylarda değişik bir bakış açısı getirebilmek için ecnebilerin içinden, onların kültürlerinden saptamalar yapmak durumundayım. Bu hem bir zorunluluk, hem de bir tercih..
3- Dinleri birbirinden ayırmıyorum. Birine getirdiğim eleştiri aynı şekilde diğerine de.
İnsanların özel hayatına girmek istemediğimden ve bir de senin bu konuyu saygı duyulacak bir biçimde kendi blogunda malzeme yapmamandan ötürü sormadım bugüne kadar. Niye bir dini bırakıp diğerine geçtin diye. ha ”kel hasan”, ha ”hasan kel”çünkü benim için.
4- Müslüman toplumlar eleştiriye açık değil. Tolerans sıfır. Birtakım şeyleri beyninin skilmesine fırsat vermeden anlatabilmen için ”kızım sana söylüyorum gelinim sen anla taktiği” uygulaman gerekiyor.
Burada Gaykedi’nin 2008 yılındaki postasına istinaden sorduğu soruyu da yanıtlamanın yeri geldi. Gazetecinin Trevor Brown’a japon kadınları hakkında sorduğu soruya verilen yanıt gibi olacak ama…
”Ne dememi bekliyorsun? Celal Şengör bunları müslümanlık için söyleseydi büyük bir ihtimalle gırtlağı kesilirdi. Varsa sitesi kapatılırdı, tüm kariyerini kaybederdi”
Yalnız buradan medeniyetin hristiyanlığın tekelinde olduğu anlamı da çıkarılmasın. Batının demokrasi ve hümanizmi anlayış ve pratiğe döküşüdür meydanlarda diri diri yakılan insanlardan, engizisyon mahkemelerinden bugünlere gelmek. Yoksa hristiyanlık daha anlayışlı, toleranslı ve merhametli olduğu için değil. Batılının dünyevi hayatını dinden soyutlayabilmiş olmasıdır bugünkü barış ve huzur ortamını yaratan bu toplumlarda.
Kemalist ideolojinin benimsendiği evlerin kafir yuvası olduğu anlamını çıkaracak kişi genelde bu kadar detaylı okumuyor blogu. Onlar günün gacısına bakıp gidiyor genelde.
Kaldı ki Mustafa’ya saygı ve sevgi duyan, ama Kemalist olmayan bir kişi olarak hiç de umurumda değil Kemalizmin nasıl algılanacağı.
Beğendiğim bir laf var…
”O kadar masumdular ki, ölmeyi en çok onlar hakediyordu”
az önce okudum, iranlı ömer hayyam bunu 900 yıl önce yazmış, bugün yazsa gebertirler;
‘Şayet o sarhoşların medreseleri
Epikur’un, Plato’nun, Aristo’nun
Felsefe öğrettiği
Eğitim kurumları olsaydı.
Şayet derviş ve pir tekke ve türbeleri
Araştırma kurumlarına dönüştürülse,
Şayet dinin kör inancı yerine
Ahlak prensipleri geliştirilse,
Şayet ibadet yerleri akademik uğraşların yapıldığı
Öğretim merkezlerine çevrilse,
Şayet ilâhiyat yerine insanlar
Matematik ve cebir üzerine zaman harcasalar,
Şayet bilimin mantığı,
Sofuluğun, inancın ve hurafelerin yerini alsa,
İnsanları bölen din:
Yerini insan sevgisine bırakır…
Böylece dünya cennete döner
Öbür dünyaya gerek kalmaz
Dünya, aşk sevgi özgürlük neşe ile dolardı,
Ve bundan hiç şüpheniz olmasın.’
“Dr. Taşkın Atılgan çevirmiş”
her dinde olduğu gibi, kemalizm ya da komunizm gibi seküler ideolojilerinde yobazları var.
ama bunu üzülerek yazıyorum, ne yazık ki dünyada yobaz denilince ilk müslümanların yobazı akla geliyor çünkü müslümanlar içindeki yüzdeleri ve bu çatlakların densizlikleri çok yüksek.
Aklım ermeye başladığından bu yana “aşırı” olmayı sevmedim, “ateistim ben” demek te fazla geldi bana. Kendime deist demeyi daha uygun buldum ve o günden beri çok daha rahatım, ATATÜRK’ün (Mustafa kim ?, amacın ne!!!) deist olduğunun iddia edilmesi bir teşvik unsuru olmadı. Neyse; o gün öğrendiğim gündü ama esas sorgulatan osuruktan tayyare ise müslümanlar hariç herkesin cehenneme gideceğini öğrettikleri gündü. Artemis’in, yazdığın 4.sebepten sonra rahatladığını ve sakinleştiğini düşünüyorum. Postanı okurken ilk aklıma gelen ; Fittja Ulu Cami imamının arayıp “Hz.Muhammad ibn’Abdullah(S.A.V)kim ?” diye sorduğunda o firmanın nasıl laga-luga yapacağını düşünmek oldu. Sen sevmiyorsun kalemini korkak alıştırmayı ama oralarda fazla farkında değilsindir diye seni uyarayım : artık bizimde kodumu oturtan, posta koyan Ahmedinejad , Nasır benzeri İslam dünyasının yeni lideri bir başbakanımız var. Her ne kadar Davos’ta Youtube standına gitmiş olsa da , bu gazla fazla deşersen senin blog elden gider, benden söylemesi…
@ fenasi:
Kızmış filan değilim. Yalnızca, Yahudilik ve Müslümanlık üzerine de sorgulayıcı ve eleştirel yazıların okumak istediğimi söylüyorum. Yani “kızım sana söylüyorum, gelinim sen anla” tribiyle kıvırmak olmaz. Doğrudan o inanışlara yönelik, hatta Budizm ve Şintoizm eleştirilerini de bekliyorum.
@ Goddes,
Derdim aralarından herhangi birini çekip çıkarıp eleştirmek değil. Birine söylediğimi hepsi için al kullan. Mesela yahudilik… İnan Klezmer’e olan ilgim dışında daha fazla birşey bilmiyorum. En azından yazacak kadar.
Bilecek de fazla birşey olduğuna inanmıyorum açıkcası. Asıl kaynak olan kutsal kitaplar oldukca sıkıcı. Yine laik, müslüman ve Kemalist bir aileden gelen bir arkadaşım aklı erip de Kuran’ı okuduğunda büyük hayal kırıklığına uğradığını söylemişti. İncil’in de yüzüklerin efendisinin kitabı gibi olduğunu söylüyordu.
Bir dönem her çocuk gibi ben de merak ettim, okudum bunları. Okudum derken hatmetmedim tabii. Şöyle bir başladım tüm iyi niyetimle. Kuran, incil falan. Yok, ı-ıh, kesmedi. Çünkü çocuk klasiklerini okuyalı bir iki sene falan olmuştu. Onların üzerinde bir tat vermediği için okunmaya değer bulmadım ikisini de. Son derece fantezi hikayeler… İncir çekirdeğini doldurmayan konular üzerine…
Yahudiliği bilemedim, ama Budizm’i söyleyeyim sana… Terazide 250 kilo çeken ve tüm gün yan gelip yatan biri nasıl oluyor da iradeden, nefsine hakim olmaktan bahsedebilir? Geçiniz…
Benim asıl derdim esasında dinlerle de değil, inananlarıyla. With all respect… Nasıl oluyor da bir insan dünyaya ve hayata bakış açısını binlerce yıl önce yazılmış kitapların penceresinden sağlıyor? Cidden anlamak istiyorum, birşey mi kaçırıyorum diye…
Diyorlar ki 1800 lerde bir insanın tüm hayatı boyunca elde ettiği bilgiyi ve tecrübeyi 2000 lerde 1,5 ayda ediniyormuşuz. Bu gerçekse muazzam bir olay… Bu bilginin birşeyleri değiştirmesi gerekmiyor mu?
Bak sana istediğini vereyim… İnanan bir müslüman arkadaşımdan rica ettim. Bana kutsal kitapta bugüne kadar okuduğun en güzel, sende en çok iz bırakan ayet, sure neyse bana okur musun, bilmek istiyorum? Hayat tarzı benden çok da farklı olmayan, modern görüşlü bir kız arkadaş, kültürlü de… Tam olarak toparlayamayabilirim mazur görün, aklımda kaldığı kadarı ile;
”Biz size geceyi yarattık, dinlenin diye. Daha sonra gökyüzünü yarattık, üzerinize örtü diye”
Bir holywood filmine sahne olsaydı şöyle cevap verirdim.
What the fuck is this sweetheart??? Is this a joke???
Arıza bende ise söyleyin… Hani diyor ya kitapta ”onların gözüne perde inmiştir” diye. O perde benim gözümde değil. Çok feci yemişler sizi…
@ Gaykedi,
Şu görüşlerine istinaden,
”ama bunu üzülerek yazıyorum, ne yazık ki dünyada yobaz denilince ilk müslümanların yobazı akla geliyor çünkü müslümanlar içindeki yüzdeleri ve bu çatlakların densizlikleri çok yüksek.”
Yobazlık yüzdesi dinin kendinden kaynaklanan bir durum değil bence. Dünya çoğrafyasının fakir ülkelerinin insanları oldukları için eğitim düzeyleri düşük. Bir de başlarında hep tiranlar var. Hangisinde demokrasi var ki? Öyle bir ülkeye, öyle bir coğrafyaya hangi dini koyarsan koy intihar bombacıları, gırtlak kesenler çıkar. Birinin cihadı, öbürünün haçlı seferi..
O alternatif video paylaşım sitelerinde gördüğün adam gırtlaklayana bir üniversitede okuyup diploma alma imkanı versen, yeşil çimli bir sahada gerçek futbol topuyla futbol oynatsan, bir kadının nefesini yanağında hissetme serbestisi tanısan, Holywood blvd. da pembe bir kadillak sürerken kendini hayal edebilse… kapitalizme, globalleşmeye çok katı bakmayın o yüzden…
Bence Fenasinin inamayan biri olarak yaratılışçıların inançları arasındaki ayrımları gözetmesini beklememek lazım. Hintliler neden ineklere tapar? Yahudiler ve müslümanlar neden domuz eti yemeği reddederler? Tanrı bilir tabi ama tarihin uzak bir geçmişinde bunların güçlü nedenleri var bana kalırsa – Aslında sadece inanç konusunda değil bütün insanlar sırf varoldukları için bile saygıyı hakediyor.- Kwakiutlh’lerin (güney amerika yerlileri) poltaç’ı için geçerli bu, Dandizm içinde hatta “kör saatçi” içinde…
@ larry,
Kodu mu oturtan adamın artistik tepkisi için iki deyiş var hangisini kullansam?
Bir tanesi ”tavşan dağa küsmüş, dağın haberi olmamış”
Öbürü de Yalova Kaymakamlığını ilgilendiriyordu, tam hatırlayamadım…
Geçende Gazze ile ilgili attığın yazıya istinaden yazdığım yorumda da demiştim, o coğrafya/lardan çıkıp intihar aylemleri düzenleyen insanları beyni yıkanmışlıkla suçluyorlar ve bunu anlamakta zorluk çekiyorum. Birileri senin en sevdiğin insanları işini-aşını elinden alacak ve başka birileri sana şunu yap bunu yap diyecekler ve bunun adı beyni yıkanmış terörist sıfatı olacak. Kusura bakmasınlar, tek ama tek üzüldüğüm / kızdığım / haksız bulduğum yönü ikiz kulelere girmek yerine salt pentagona, ne bilim askeri noktalara girmemeleri. Onun harici vicdanım rahat. Diyeceğim; senin bakış açında doğru, oradaki diktaların suçu olduğu kadar onların yaşamasına izin veren ve adına gelişmiş/medeni ülkeler denenlerin de suçu var.Bir postanda söylemiştin ülkelerin çıkar ilişkileriyle yönetildiğini. Yine kusura bakmasınlar gün gelir çıkar dediğin illet ters teper. Acı ama kazanan nedense hep kötü oluyor. Yalova il oldu….
Jesus Kristus kim sorusunun cevabini biraz tepkisel buldum ben. Hala inanilan bir din oldugu icin, sanki kuyruk acisi var gibi verilmis bir cevap sanki. Oysa herhalde Zeus kimdir sorusunun cevabini boyle acitici vermemislerdir. Cunku onunla alip veremedigimiz yok bugun. Ben tepkiselin faydasi olmadigini dusundum. Akil, mantik ve sogukkanlilik. Bence daha dogru. Gaykedi’nin bahsettigi hocanin cevabi gibi birsey. Sinirli degil. Taraf degil. Taraf olunacak birsey yok ki. Cunku, “o” yok ki!!!!
)
http://www.elifsavas.com/blog
Dinlerle ilgili olarak, George Carlin’in bi stand-up’ini yolluyorum. Ismi religion is bullshit, oldukca mantikli oldugu gibi cok komik bir sekilde anlatmis.
http://fr.youtube.com/watch?v=MeSSwKffj9o
Fenasi’nin notu: Dailymotion dan verelim herkes izlesin.
George Carlin on ReligionUploaded by PigLips
Norveç’te 90′ların başında kilise kundaklama vakaları yaşanmıştı ve bunu yapanlar, o zaman adını sağlam şekilde duyurmaya çalışan Burzum dışında başka birisi değildi. Yakılan kilise ise 200 yıllık, ve Bergen (Noveç) kentinin önemli kiliselerinden biriydi. Adamların ideolojisi ise şu: “Hristiyanlık denilen saçmalığın her izini bu dünyadan silmeliyiz…” Duruşmaya çıkarılan Varg Vikernes (kundakladığında 21 şimdi ise 34 yaşında ) o zaman adeta dalga geçer gibi hakime gülerek tepkisini devam ettirmişti. Metal tarihinin en büyük kundaklama vakaasıdır bu. Şimdi artık kolay kolay böyle şeyler yapılmıyor ama müziğiyle aynı fikirleri dile getiren çokça grup çıkıyor Norveç ve İskandinavya’dan… İsa kimdir, işte ölünce cennete mi gidicez, ay ben çok insanı üzdüm sonum ne olumlarla zor yürür bu hayat. Dini yol gösterici olarak görmüyorum… görenlerede lafım yok.
Fenasi abi bak olaya müzik açısından girdim… sende seversin müziğin o güzel tınılarını
@Boudon
George Carlin gercekten super özetlemiş konuyu… paylaşımın için teşekkürler…
@ Ayak Damarları,
O herifler dayaklıkmış ama. Eleştiri olur da öyle yakayım , yıkayım… Seks olayı dışında (o da tiyatral haliyle) şiddeti desteklemiyoruz. Görüyorum bazen öyle heavy metalci zibidileri. Müziğin güzel tınılarını severim de, plak kapaklarındaki isimlerini okuyamadığım guruplara şüphe ile yaklaşırım.
Bu arada korku filmlerinde neden çocukların kullanıldığı konusunda da bir fikir verebilir ama, aslı mesajı dinin zararları olan bir video da benden…
bayıldım yahu, İsveç’i severdim daha da sevdim, hahaha:)
MaRDUK geliyor!!!!!!
Bu markus, harbiden sağlam adammış. 5posta da öyleymiş şimdiye kadar gördüğüme göre.
Özellikle son günlerde dinin kökenleri hakkında araştırıyorum okuyorum fenasi senide genelde takip ediyorum bişey yazmasamda. ama konu buralara gelince bende bişeyler paylaşmak istedim. öncelikle bilinmesi gereken bir nokta var oda 11 eylul olaylarinin inside job olmasi ihtimalinin cok yuksek oldugu. olaydan sonra pekçok ateist yada inançlarin zararları konusunda kitaplar yazan insanlarin bunu göz önüne almadıgı dusuncesindeyim. ve hala izlemediyseniz sizlere zeitgeist belgeselini önermekteyim ilk giriş bölümünde bu George Carlin amcanın konuşması cizgi filmler eşliğinde sunulmuştur. hatta vidyosunu da koyayim.ingilizce bilmeyenlerde stand up u anlasinlar.
http://www.dailymotion.com/user/Calipper/video/x8lxdc_zeitgeist-giris_shortfilms
Markus Öhman’da vakit gazetesi yazarı hoşgörüsüzlüğü, mantıksızlığı, cahilliği, vurdumduymazlığı gördüm.
Merak ettiğim nokta şu,ben inançsızım diyorsunuz ve temellendirdiğiniz noktalar genelde dinlerin yobaz noktaları. Yani en uç noktalar. Tamam sayıları belki size göre azımsanmayacak düzeyde, ama siz(diğer uç noktadakiler) de azımsanmayacak sayılardasınız. Sizi dine yönlendirmeye çalışanların sözlerine cevaplar ürettiniz hep, ömrünüzü bunları çürütmeye adadınız. Ama asıl soruları size sorsam cevap veremeyecek noktalardasınız. Ateistlere göre evren tesadüflerin eseri doğru mu? Tanrısızlığa anlam kazandırmak için, nereden geldik sorusuna cevap vermek hiçbirinizin işine gelmiyor, bunun yanında hristiyanlığı eleştiren bu yazınızda satanistliğe ait bir resim koymaksa hiçbirinize dokunmuyor. Onlar size saldırıyorsa siz de onlara saldırmak zorunda mı hissettiniz? Aklı başında bir insana benziyorsun fenasi. Hakkında tahminim, araştırmadan konuşmaz şeklinde. Peki sana asıl sorum şu. Big Bang ve sonraki olaylar, dünyanın oluşumu canlılık tamamen tesadüfler eseri inançsızlara göre. Peki Big Bang’i oluşturan gaz yığını nereden geldi? Şayet buna cevap veremiyorsan, sizin mantığınız şu an da geçerli olmalı. Yokluğunu ispatlayamadığın şey gerçektir. Bu gaz yığını nereden geldi sorusunu cevaplayamadan, ben inançsızım diyebilmekteki mantığı bana anlatın. Zira avrupanın temeli olan felsefe der ki; insan insan olduğu için ben kimim, nereden geldim nereye gidiyorum sorularına cevap arar. Bu soruları hiç sormadınız mı? Şayet cevabınız varsa affola, beni de aydınlatın..
@ numbertwo,
yanlış postanın altına atmışsın yorumu. Burada fazla saldırmamıştım dine. Daha feci postalar var burada. Ama madem yazdın söyleyeyim. Bing Bang ve Gaz olayı açıkcası çok iyi bildiğim şeyler değil, birşey söylerim ama yanlış olabilir. Ancak senin soruna, tartışılan konuya başka bir bakış açım var benim, yine de seni tatmin eder belki.
Açıkcası tanrının varlığı veya yokluğu hiç umurumda değil. Benim inancım, inançsızlığım tamamen yetişkin ve rasyonel bir insan olarak bugüne kadar öğrendiklerim ışığında içimde öyle bir his uyanmamış olmasıdır herşeyden önce. Tanrının varlığını ve ona olacak sadakatimizi usulüne uygun olarak yaşamamızı sağlayacak dinlerin içine bir bakıyorum. Bunların kitapları güya sıradan insanların bile anlayacağı, basit ve açıklayıcı bir dille yazılmış. Yani bir roket bilimi değil din kitaplarını okumak ve anlamak. Cahil cüheyla okuyor, imana geliyor, ben niye gelemeyeyim?
Ama gelemiyorum işte. o kitapların içindekilerde bir derinlik göremiyorum. Burada yazması uzun, blog içersinde çok defalar ele aldım. Benim için dine ve tanrıya inanmak bir çocuğun Noel babaya inanmasıyla eşdeğer. Hayatımda doğru bir insan olmak için binlerce sene önce kavimlere inmiş kitaplara ihtiyacım olduğunu düşünmüyorum.
Esasıdna bu benim tabii ki kişisel görüşüm başkalarıyla paylaşmaya da ihtiyacım yok. Ancak dünyada, ülkemde, etrafımda gördüğüm aptallıklar beni buna mecbur ediyor. Sakın bana ”onlar dini çarpıtıyorlar” demeyin. Ne menem birşeymiş bu? Kimse doğrusunu bilmiyor? herkes yanlış uyguluyor? E hadi dünyanın çivisi çıktı, o yzden böyle oldu. Sanki ortaçağda daha mı iyiydi? Amerikan yerlileri misyonerler tarafından hristiyanlaştırılırken mi doğru yugulanıyordu din? Yoksa 2000 li yıllarda Talibanlar mı bozdu içeriği?
Din bir zehir.. İnsan ahlakını zedeliyor. Örneği önümümüzde. Yılın 11 ayı göbeği açık dolaşan, diskolarda masaüstünde göt kırarak ”eller havaya” diyenler, evliyken Rus’a gidenler Ramazan gelince oruç tutuyor. Bu davranışı insan iç dünyasında meşrulaştırıyorsa ahlak çöküntüsü başlamış demektir. Ben bu oyunda yokum.
İşte Fenasi, senin bu oyun dediğin meret, reddetmediğim gerçek şu ki dünyada bir çok insan tarafından yanlışa doğru uygulanmaya devam ediyor. Ama araştırmaya lüzum görmediğin için dini doğru yaşayan insanlara da rastlamamışsın. Bu insanlar ki dünyada sayılıdır ve emin ol, yüzlerine baktığında bile bunu anlarsın. Ayrı bir ışığa kavuşmuştur. Dinde doğruyu bulmak, felsefede de en yüksek mertebeye varmaktır, o insan aydınlanmıştır. Şayet işine gelirse Mevlana’nın hayatını oku derim. Ne olursan ol yine gel sözü boşa değildir. Mevlana en iman dolu zamanında bile içki içmiştir, nedenini merak ediyorsan buyur araştır. Kur’an’ı okuma, peygamberimizin hayatını araştır. Ve dine inanmamak dine saygısızlık etmeni hiç gerektirmez, ben burda bu yazını okuyup yorum yazıyor ve saygı duyuyorsam olgun bir insan olarak senden de beklerim. Hristiyanlığı karalayan bir yazı altına satanist resmi koymak, ramazanda oruç tutarken bayramda karıya gitmekten farksızdır. İnançsızlığının tek sebebi gördüğün gibi çevren bu arada. Ama elbet sükunet günlerin de bitecek, nereden geldim nereye gidiyorum diceksin, ölümün tatlı acısını yaşayacaksın. Senle o zaman din hakkında konuşalım.
Din müptelâları hep aynı şekilde “senin de başın sıkışacak, ölüm seni imana getirecek” yaklaşımı sergilemeleri tesadüf mü? Korkarak veya aczden iman etmek yerine onurla boşluğa doğru öldüğüne inanmak daha onurlu geliyor.
Bahsedilen saygıdeğer müminler böyle cümleler yazmaz. Ama işte… İnternet trolleri yazıyor.
@numbertwo
Arkadaşım, yorumlarından anladığım kadarıyla; Fenasi’nin hiç dindarlarla tartışma yapmadığını, buna ihtiyaç duymadığını, ve dindarlarla aynı ortamlarda bulunmadığını düşünüyorsun.
Sana şunu söyleyeyim: Benim ailem baskıcı, katı bir müslüman-türk ailesi. Babam 5 vakit namaz kılmam için beni zorluyor. Hatta bazen unuttuğum(!) için beni tokatlıyor, bazen daha da ilerisi. Eskiden bir teisttim(dinlere inanan, uygulayan kişi), fakat babamın bu baskıcı yaklaşımı beni dinden soğuttu. Bir kaç kere kendisine “Baba bugün namaz kılmak istemiyorum.” dedim hatta gerekçe olarak da İslam Dini’nin “Dinde zorlama yoktur.” ilkesini gösterdim, fakat beni dinlemedi. Ramazan ayında zorla oruç tutturmaya çalıştılar.
Düşündüm bir tanrı var mıdır acaba diye. Sonra tanrısız bir dünya saçma geldi. Peki dedim kendime, ben hangi dine uymalıyım? Hangisi doğru olanı? Hepsini araştırdım, özellikle İslamiyet’i çünkü insanın o zamana kadar taşıdığı değer yargılarından bir anda kurtulması çok da kolay olmuyor. Araştırdım, araştırdım, araştırdım… fakat sürekli birşeyler eksik kalıyordu. Bütün kitaplar çelişkilerle dolu, peygamber denen tarihi kişiliklerin dedikleriyle onların yaltkaçılarının dedikleri çoğu zaman tutmuyor. Ya da kutsal olarak inanılan kitaplar…
Ailemin de bana sürekli bu şekilde baskı yapmaları üzerine kafamda bir Tanrı ve Oluş fikri yarattım. “tanrı vardır, ama din yoktur” gibi bir tanım yapmıştım sanırım. Bunu internette arayınca bunun bir felsefi görüş olduğunu ve isminin de “Deizm” olduğunu öğrendim. Daha sonra kendimi Deist olarak tanımlamaya başladım.
Bugün ise 1i hariç bütün arkadaşlarım Müslüman. Çoğuna açıkladım görüşümü, çok tartıştık, sinirlerimiz gerildi. Beni anlamadıklarını düşündüm. Onların da benimle aynı şeyi düşündüklerine eminim. Ama sonradan karar aldık ve din konusunu aramızda tartışmadık. 1 arkadaşım ise benim söylediklerimi mantıklı buldu ve benim gibi deist oldu.
Şimdi soruyorum sana numbertwo arkadaşım senin Fenasi’nin yapmadığı şeyleri ben bol bol yaptım sanırım. Peki ben niye sana göre “doğru olan yol”dayken yine sana göre “saptım”?
eleştrilerin politik yerine dobra söylenmesi gerektigi hakkında çok doğrusun fenasi. okumuş olduğum liseye denk bir üniversite sınıfında ders hocası herkesin dini islammış gibi söylev çekerken kendimi tutamayıp itiraz ettiğimde yapmış oldum söylediğin şeyi. görüşlerinin değiştiğini sanmıyorum ama en azından çevrelerinin sadece toz pembe inanan insanlar tarafından çevrili olamadığını anladıklarını düşünüyorum.
aslında en cok kızdığım nokta inanan insanların, inanmayanların içinde derin boşluklar ve ıslah edilmeyi bekleyen gizemli hayvancıklar oldugunu düşünmeleri. aslında bu çok ilginç ve onları tersine inandırmak da çok güç. ne ölüm ne de afet gerçekten mantığıyla ateist olmuş insanları imana itemez, biz genç ve ölümle henüz yüzleşmemiş olarak görülüyorsak ben de çevremdeki yaşı kemale ermiş ateistleri göstererek kanıtlayabilirim o zaman. tabi darwin’in ölüm döşeğinde imana geldigine inananlardansan pek söylenecek bir şey yok.
bunnar önemli mevzular tabi…de,ben şeyi merak ediyorum.bu ilk yorumumda bakalım nickim yakışıklı çıkıcak mı,onu.gewşeyin arkadaşlar,bireysel özgürlük sınır tanımaz,e tadını çıkarsak?
oh şit,hem nick hem zaman hatası,1 senelik konuya girmişim,de nappim yani,keşfedeli pek olmadı blogunu,o sayfadır bu sayfadır derken..neyse takipçinim,hoş blogtur,devam edilesidir.
Yorum Postala
Additional comments powered by BackType