İstanbul Triloji – La Petite Mort Pour L' Arménie

Taksim, Alman Hastanesi, Cihangir geçiyoruz yağmur çiselerken… Taksici bıçkın Türk delikanlısı. Trakyalı olabilir, sarışın biraz. Gereksiz diyaloglardan ne kadar kaçınsam da eski mahallemin olduğu yerlerden geçerken bana başka referans verecek birinin yokluğundan olacak, ortadan daldım konuya.
- Var mı abi o eski Ermenilerden, azınlıklardan buralarda oturan artık?
- Çok yok abi, var arka mahallelerde falan ama daha çok ipne, travesti doldu buralar. Aile oturmaz buralarda artık.
Onur Kayador topu iki direğe çarptırarak Gaassaray filelerine gönderdiğinde buralarda çocuktum ben. Mahalle komşularımız arasında Ali Rıza Binboğa, Sovyet Azerbaycan’ından ilticacı türkücü Huşeng Azeroğlu vardı. Devlet, Huşeng ve ailesine kömürlük gibi bir daire vermişti. Ev değil de barınak diyelim…
Bizim durumumuz Azeroğlu’ndan iyiydi. En üst kattaydık. 7 oda, yüksek tavan, boğaz manzaralı. Romen tankeri Independenta 95 bin ton petrolü denize döktüğünde de manzaraya hakimdik. Aceto Balsamico‘ya nazire yapayım. O yıllarda Avrupa’da bir Juventus fırtınası esiyor. Bizim Tv odası evin en iyi odası. Hayvan gibi pencerelerden boğazın ışıkları geceleyin parıl parıl yanarken siyah beyaz Tv de Juventus’un Avrupa Kupası maçlarını seyrederdim. Bakın beynimi gereksiz ne gibi bilgilerle dolduruyorum. Juventus o yıllar (84 falan galiba) Kalede Zoff – Geri dörtlü Gentile, Cabrini, Brio, Scirea – Orta alan Tardelli, Bettega, Platini, biri daha vardı – İleri ikili Rossi ve Boniek. Bazı kadrolar akıldan çıkmıyor işte. Akıldan çıkmayan başka şeyler de var o dönem. Bir kere bakkalda, çakkalda Ermenice gazeteler falan vardı. Çocuk aklım fazla ermiyordu o zamanlar ASALA, masala. Zaten yakın çevremde öyle azınlıklara düşmanlık besleyen de yoktu… Yalnız daha sonra mı bilmiyorum bu terör olayı azınca tv de falan teröristlerin eşgali resimleri yayınlanmaya başladı. Kadın olanlarından bir tanesi pek cezbetmişti beni. Çok silik, hayal meyal hatırlıyorum bunları…
Yalnız çok iyi hatırladığım komşumuz Ermeni abla var. 7 odanın içinde benimkisi en küçük olanı ve apartman boşluğuna bakıyordu. Kamışa suyun yeni yürüdüğü yıllardı…
Pazar günleri çamaşır asıyordu bu Ermeni dilberi. Üzerinde de daima gecelik… Apartman boşluğuna bakan balkon zaten kıç kadar, fransız balkon dediklerinden. Çamaşır sepeti yerde, ip ise ablanın boyundan çok yukarda. İlkönce poposunu benim pencereye dönüp eğiliyor, aldığı donu, sütyeni ipe asacam diye parmak uçlarında yükselirken baldırının üstüne gelen gecelik daha da yukarı çıkıyor. Perde arkasından röntgenciliğe ilk adım atışım bu benim…
Pervazı açık bırakmaya başladım, yaz kış. Araya çekiç koyuyorum. Babam sorduğunda ”oda küçük, havasız kalıyor” bahanesine sarılıyorum. Camın arkasından bakmaktansa çıplak gözle araya birşey koymadan HD kalitesinde takılıyorum. Mesafe çok az çünkü. Eski binalar, götgöte yapılar bunlar. Bir el uzatma mesafesinde olmasa da atlasam çok kolay yetişirim karşı balkona. Sarılırım arkadan Ermeni ablaya… ”MmmmmMenim olacaksınnn…” Geceliğin üst tarafını şöyle bir yırtsam löngür löngür yuvarlanacak Armenian tits… Uçlar simsiyah olmalı… Ya da koyu kahverengi…
Bu kadar cesaret yok bende henüz o yaşta. O yüzden La Petite Mort À La Amateur. Mastırmasyon yani… Pazar akşamlarını buna ayırdım uzunca süre. Taaa ki basılana kadar.
Abla farketti varlığımı bir gece. Çekerken homurtu mu çıkarıyordum bilmiyorum artık. Hırs, tırs birşeyler duymuş olmalı. Bakışlarını odamın perdesine kitledi. Ne uzun geldi o zaman bana… Alet elde dondum kaldım perdenin arkasında. Perdeye bakıyor ama beni görüyor mu acaba? Yavaşça çekilmeye bile cesaret edemiyorum. Bana sonsuz gibi gelen bir zamandan sonra hızlıca dönüp içeri girdi Ermeni’m. Balkonun kapısını hışımla çarpmıştı. Aşkımız o gün bitti…
At yarrağına kelebek kondu lafını genelde güzel hatunların yanında kaba saba hayvanlar gördüğümde kullanırım. Bu bir yerde kelebeğin kendi hatası. Bir de kelebeğin at yarrağı ile dövülerek ve ezilerek öldürülmesi olayı var. Orada zavallı, güzel kelebeğin kaçıp kurtulma imkanı yok. İşte İstanbul’un başına gelen de bu olmuş. At yarrağı gibi adamlar vura vura öldürmüş güzelim şehri.
Postanın başındaki resim bir Quentin Tarrantino filminden alıntı değil. Türk bayrağının önünde poz veren beyefendinin göğsüne taktığı mendil, kravatı ve havası dikkate değer. Diş deposu işletiyor…
Otel Marmara Pera’da katların arasına koymuşlar Sıtkı Kösemen‘in fotoğraf çalışmalarını. Orada buldum Ermeni Bey’i. Video ise onarımda olan tarihi Pera Palas’daki son balo… Ortadaki çocuksa bendeniz…
Dipnot: Fransızca bildiğimden falan değil, estetiği tamamlasın diye. Aranızdan ukalalık yapmak isteyen çıkacaksa tutsun kendini. Fazla takmayın dili grameri, işin esprisi o. La porsiyon de kurufasilaksiyon gibi…


8 Yorum Postalanmış
Olm Fenasi döktürmüşsün yine. Yazılanlar,yukardaki resim ve senin resmin ve Absolut sponsorluğu videosu….80 ‘li yılları, 40′lı yıllar gibi anlatmışsın. Sanarsın mübadele öncesi İstanbul!!! Burdan çıkardığım ;beğenmediğimiz yıllar bile ne kıymetli imiş meğer.Korkarım ki, yüce rabbim izin verirde 2030′ları yaşarsak ve o tarihte 2008 İstanbul’unu anlatan bir yazı okursam, bu defa beğenmediğim 2008′in Istanbul’unu “ne de güzeldi” diye yad edeceğim anlaşılan…Bir de hep düşündüğüm birşeyi paylaşayım: işim gereği çok sık seyahat ediyorum ve gittiğim her ülkede sunulanların dışında şeyler arıyorum. Mesela, koklarım her yeri( bana bile komik geliyor ama alıştım bir kere). Daha sonra gazetede-dergide gördüğümde oranın resmini kokusunu duyarak bakarım o resme ve ayrı bir haz alırım. Ama, 33 yıldır yaşadığım bu şehr-i İstanbul’a aynı ehemmiyeti vermediğimden kızarım kendime ve senin gibi dışardan bir gözün gördüğü İstanbul’u merak ederim. Biliyorum senin yazının konusu-amacı başka ama ben buradan girmek istedim.Kolay girer zor çıkar apache.
Demek ki ben tencerenin dibini sıyıran jenerasyondanım. Tek tük de olsalar vardı bunlar Cihangir’de.
Çok sevimli ve mülayimmişsin fotoğrafta. Kim derdi bu melek bir gün Fenasi’ ye dönüşecek :p
Hala daha öyleyim Marla. Hem bu arada sen nerelerdeydin? Uzun zamandır ne kulüpte ne de kendi blogunda yoksun.
hala var ama cihangirde degiller galiba. benim buralara yazın geliyorlar, kışın fransadalar. geldiklerinde buralar senleniyor
Yahu bu absolut parti videosunu nereden bulacağız. Ben videosunda değilim arka plan müziğindeyim… Çok fena dinleyesim geldi. En azından müziği hatırlayan varsa bi şettirebilir mi aceba?
Güzel insan…:)
Cok masum ,sevimli bi bebeymişsin ama gelecekte Fenasi olacağın gözlerinden belli
Yorum Postala
Additional comments powered by BackType