Sansür !!! Yumuşak Penis…

İlkönce belirteyim ki, bu engelleme çabası beklediğimden de daha iktidarsızmış. Yalnızca % 60 lık bir trafik düşmesi yaşadım ilk gün itibarı ile. Pazar günü saat 13.00 da bu yazıyı yazarken 400 civarı giriş var bloga, yarısı google’dan. Geçmiş postalarda bir yorumumda, Atatürkçü Düşünce Derneği’nin ve ortodoks Kemalistlerin irticaya karşı verdiği ‘’sözde” mücadeleyi yatak odasında bir türlü sertleşemeyen penise benzetmiştim, beğeni almıştı o benzetme. Aynısını burada tekrarlayabiliriz.

İnsanlar etraftaki şartlara karşı kabuk geliştirmede oldukça iyi. Özgür irade denen şeyin önüne geçmek mümkün değil. İran Azerbaycan’ından bir okurum var, Qulyabani rumuzu kullanıyor. İlk defa twitter’da karşılaştık birkaç ay önce. İran’dan nasıl takip edebildiğini merak edip sordum.

@5posta Ben daha çok google readerle takip yapmışım, zaten yazdığının hepsini okuya bilirdim orda, ancak siteye girmenin de ilacı varmış…

diye cevapladı Qulyabani…

Dün gece tv yi kapadım, gazetelerin internet sayfalarına da girmiyorum çoktandır zaten. Oysa Türkiye ve dünya için önemli bir gündü dün. Qulyabani’nin İran’ında seçim sonrası karışıklıklar var. Yenilikçi Mir-Hossein Mousavi de tıpkı Qulyabani gibi Azeri bölgesinden. 30 yıl önce mollalara elini veren halk bugün kolunu alamıyor. Ahmedinejad’ın seçim hileleri ve sonrasında kullandığı güç gösterisi Zimbabwe’deki Mugabe’yi aratmıyor.

Bir İsveçli gazeteci Tahran sokaklarından bildiriyordu dün, twitter ile dakika dakika, canlı olarak. Öğrendik ki, yönetim Twitter’a engel koyacak, internet trafiği akşama doğru kesilecek, twitter’ı proxy olmadan kullanmak mümkün olmayacak. Bu twitter sayın dostlar, bu twitter muazzam bir alet. Tamam Fatih Sultan Mehmet İstanbul’u alırken bir çağı kapatıp yenisini açtı. Ancak sizleri temin ederim internetin icadı tüm dünyayı değiştiren en önemli icat. Sırf twitter bile İstanbul’un fethinden daha önemli.

Şöyle ki;

Yasakçı rejim, internet trafiğini ve insanlar arasındaki haberleşmeyi kesmek için tüm gücünü, elindeki teknik imkanları kullandı. Yine de 19 milyon kullanıcısı olan twitter‘da dün atılan 10 postanın belki de 5 i İran ile ilgiliydi. Bu milyonlarca tweet den yalnızca biri:

Massive arrests are the sign of a coup!  Help us to a REVOLUTION! #iranelection #newiran (via @iran09)

İsveç’li mikroblogcu @deeped kendini takip eden ve çoğu İsveçli olan 2468 kişiye bir mesaj geçti

Revolutionary Road…: Iran:Riot in tehran streets after election day”Death to the dictator!” http://ff.im/3WEM8 (via @deeped)

Bu tweet sayesinde 25 yaşındaki Kermanşah’lı blogcu Saeed Valadbaygi‘nin shooresh1917 adlı blogundan haberdar oldum. Tahran sokaklarından taze fotoğraflar ve Youtube’a yüklenen videolarla dolu bu blogda herhangi bir TV kanalında, medya patronunun satılık gazetesinde bulabileceğinizden çok daha fazla bilgi vardı. Üstelik blogdaki yorumlarda Polonya’dan Amerika’ya kadar dünyanın her yerinden insanların duygu ve düşünceleriyle bu aktüel olaya katılımını görmenizi isterdim.

@deeped’in tweetini retweet ettim. Yani aynısını kopyalayıp beni izleyen ve çoğu Türk olan 272 kişi için görünür, okunur, Saeed’in blogunu ziyaret edilir kıldım. İşin başka ilginç tarafı, beni izleyenler listesinde olmayan, grafik tasarımcı Norveç’li bir çocuk (Bjarte Kvinge Tvedt)’in benim bu güncellememi görmüş olmasıydı.  Bjarte benim retweet imi retweet yaptı. Kendini izleyen 212 kişi için. Kartopu efektini anlayabiliyor musunuz?

Bir devir kapanmıştır… Engelleyenler engelleyememiştir…

Bookmark and Share

11 Yorum Postalanmış

herackles 14 June 2009 at 16:59

Banu Avar’i bilirsin herhalde. TRT’de Isvec ile ilgili programda “bunlarda alkoliklik ve ruh hastaliklari artista” gibi soylemlerinden sonra programi yayindan kaldirilmis ve sonra da kovulmustu.
Erol Manisali:

“..isveç kendi halkı açısından uygar, özgürlükçü ve varlıklı bir yapı sergiler. bu, madalyonun bir yüzüdür. diğer yüzünde ise silahlar, bombalar, kan, faşizm, otosansür ve emperyalizm vardır.

banu avar, isveç’in bu yüzünü ekrana çıkardığı için işbirlikçi medyanın hedefi oldu” demisti kendisi hakkinda.

Isvec’ten birisi olarak neler dersin? Hazir konu sansur, Iran vb. diye gidiyorken…

Fenasi 14 June 2009 at 17:19

@ herackles
katılmam fazla bu görüşlerin hepsine. Biraz yüzeysel gibi.

Esasında böyle çok sert tanımlamalarda bulunmak için uzun bir süre o ülkede, o ülkenin sistemine ve insanlarına karışmış olarak yaşamış olmak lazım. Banu ve Erol’u bilemiyorum, ne kadar tanıyorlar İsveç’i, tartışılır…

Faşizm, kan, silah, bomba???? SAAB savaş uçağı yapıp satıyor. Halizhazırda savaşta bulunan veya bunları kendi halkına karşı kullanacak ülkelere değil.

İsveçli’nin rahat ve alçakgönüllü bir tonlaması vardır konuşurken senle. Çok açık fikirli gibi görünür, daha doğrusu senden farklı düşündüğünü direk olarak söylemez suratına. Fakat yeri geldiğinde inatla tekrarlar görüşünü. Zannedersem bizim insanımıza bu ters geliyor.

Yani adam başlayınca insan hakları, azınlıklar falan… En demokratımız bile tabii kendi ülkesini savunma moduna geçiyor. İsveçli’nin o sakin, bilmiş, kendinden emin, ama her zaman da haklı olmadığı tonlaması bizimkilerde gıcık yaratabiliyor. Banu Avar’ın böyle bir tecrübesi olmuş ve kendine verilen TV programında bunun acısını çıkartmak istemiş olabileceğini düşünüyorum.

Alkolizm var tabii. Ama coğrafik olarak bir Vodka kuşağı var. İsveç bu kuşağın içinde. İçki içme alışkanlığı çok farklılık gösterir ülkeden ülkeye. İspanyol, Fransızlar hergün sabahtan akşama kadar yemekle, aparitif yiyeceklerle sürekli şarap, bira veya aynı sertlikte içkiler tüketir. Kuzeyliler yalnızca Cuma ve cumartesiler delicesine, kusana kadar, kendini kaybedene kadar içer. Bu daha fazla göze batıyor tabii. Burada bir de evde kendi sert alkolünü yapma geleneği var. Yani bira, şarap tan çok % 30 dan 50 ye kadar varan sertlikte alkol tüketimi var.

Sansür konusu ise;

jante-lagen ”jante kanunu” diye bir sosyal kanun var. Yazılı değil bu, yalnızca davranışı etkileyen topluma kod edilmiş bir kanun. Buna göre kafanı fazla çıkarmayacaksın. Çok farklı, garip şeyler söylemeyeceksin. Çok akıllı, çok aptal, çok zengin, çok fakir olmayacaksın. Hep kararında olacaksın.

Bu kural insanlarda bir otosansüre ister istemez yol açıyor. Politik konularda asla tabuları irdelemeyeceksin. Mesela feminizmi eleştirmen başına iş açar. Kanuni olarak değil, toplumda dışlanırsın.

gaykedi 14 June 2009 at 17:45

herackles yapma gözünü seveyim o kadında ciddi bir denge sorunu var, ekşiden devam edeyim;

milliyetçi, muhafazakar, objektif kelimesinin o’sundan bihaber bir ablamız banu avar. çeşitli avrupa ülkelerini gezer, alttan altta (aslında alttan alta bile değil, alenen) “bunlar bize insan hakları dersi vermeye kalkışıyorlar ama önce kendilerine baksınlar” mesajı verir. bunu da öyle abidik gubidik yöntemlerle yapar ki, ekran karşısında şaşırır kalırsınız.

iran’ı anlattığı programında “birçok özelliğimiz uyuşuyor, kültürlerimiz falan tıpkısının aynısı. neden ab yerine onlarla birlik olup mutlu yarınlara yelken açmıyoruz” serzenişi…

bilimsel düşünce tarzı önce verileri ele geçirmek sonra onlara uygun çıkarımlar yapmaktır. ama heyhat, bu hanım zaten baştan çıkarımlarını yapmış, ona göre veri toplamaktadır. isveçli gençlerin alkolik ve ahlaksız olduklarını söylemek için bir isveçliyi sarhoşken çekmek yeterlidir buna göre.

alfred nobel’in babasi mayin fabrikatoruydu kotu adamdi
alfred nobel de dinamiti icat etti zaten kotu adamdi
oyleyse nobel odulleri kotudur.
orhan pamuk nobel odulu almistir oyleyse orhan pamuk da kotudur.

“türk kadınlarına evinde oturmak, kocasına evde bir şey getirmek zul geliyor, batıda gördüklerinden etkileniyorlar.” demiştir az önce kanaltürk’te kadınlar kulübü programında. şaşırdınız artık batıya nereden saldıracağınızı.

objektiflikten uzak, milliyetçi, dertli kişilik. bu akşamki derdi (ki bu derde sebep norveç’in türkiye’deki azınlık haklarıyla ilgili olmasıdır) herzamanki üslubuyla norveç’i kötüleyerek izleyenlerde norveç’e karşı bir tepki oluşturmak, milliyetçiliğe körükle oksijen desteği sağlamak. kısaca demek istediği şu: bana bok diyorsun ama sen de boksun. ab karşıtı düşünceleri doğrultusunda norveç’teki ab karşıtlığını olumlamayı da ihmal etmemiş “azınlık hakları mücadelecisi” ve “antimilitarist” ablamız. belgeseli bu yılki kristal kızıl elma ödüllerinin favorilerinden.

http://www.milliyet.com.tr/2006/12/13/son/sonsiy03.asp

Larry 14 June 2009 at 17:51

Geçen Murat Bardakçı yazmıştı , bu Musevi’nin reform kavramının bizim anladığımız veya beklediğimiz ile aynı manaya gelmediğini. Yani ; kadınlar başını açacak, molla yönetimi olmayacak falan anlaşılmamalı. İnsanlar ne halde ki “reform”un ” “r” sini bile ne kadar önemsiyorlar.!!!

merlin 14 June 2009 at 19:58

daha yeni gabon da omar bongo 43 yillik iktidarinin ardindan 72 yasinda (sozde) hakkin rahmetine kavusmus ve bunun uzerine ulkenin sinirlari kapatilmis, geceleri disari cikmak yasaklanmis, olumu deresmi mercilerde onaylanmamistir. cok degil daha bir hafta bile gecmedi olanlarin ustunden. kim ne derse desin twitterda olsa, messenger da olsa amina kodugumun devletleri hala otoritedir. sansur her yerde girla devam etmekte. yil 2009 anasini satayim hala degisen birsey yok. dunyada parasi olan o parayla ozgurlugunu yasayabilen insanlar yuzde 10 sadece. herkes de kendi ulkesini boylelikle de kendi cikarlarini dusunuyor. devletler ustu bir organizasyon icin hala daha cok erken. bir yandaki insanlarin iletisim ve haber alma ozgurlukleri baska bir yandaki insanin haklari ellerinden alinarak saglaniyor. saglanirsa saglansin benim derim gittikce kalinlasiyor. artik iletisim cok kolay bir hale geldi, belki insanlarin giderek daha umursamaz olmasinda bunun da payi vardir. twitter mwitter hikaye bes posta sahane. once cinsel devrim. daha yeni turkiye de kadinin tekine saldirip asagi atip sonra da bicakladilar. once bir ayni nooktaya gelelim sonra iran a bakariz.

herackles 15 June 2009 at 01:14

>>Gaykedi
Banu Avar ile ilgili yazdiklarim sayfamda duruyor; hemen bastan ikinci post. Sanirim onu okumadan “gozumu sevmissin” :-)

>>Larry
Fenasinin verdigi o cocugun bloguna baktiysan zaten o da “bunlarin hepsi ayni, oyle pek bir iluzyon beklemiyoruz” demisler. Secimlerin durumu nedir; ne iyidir, ne kotudur meselesi derin. Insanlari yillarca X’in iyi olduguna inandirirsan gokten Allah inse Y’nin iyi olduguna inanmazlar.

>>>Fenasi
Benzer durum Norvec konusunda da vardi. Tabi amcalar hem baris odulu verip hem de silah satmalari meselesini gundeme getiren, ulusal capta bunu halka soyleyen kimse de Banu Avar’dan baskasi degildi. Sonu ne oldu peki? sansure ugradi, Isvec kanaliyla hem de :-)
Dedigin gibi, bir yeri elestirmek icin toplumu taniyabilecek kadar uzun sure kalman lazim. kalmak da pek yetmiyor bence, biraz da gozunu acip incelemelisin. Sen 10 sene yasayip hafta ici is, hafta sonu bar pavyon gezer sallamazsan ulkede ne oluyor ne bitiyor, bir zahmet dilini konusup gunluk gazetelerde nabiz yoklamazsan hicbir halt bilemezsin ulkeyle ilgili.

Fenasi 15 June 2009 at 02:23

@ herackles,

İlk yorumunda Banu Avar’ı tanırsın herhalde diye başlamıştın, cevap verirken belirtmeyi unuttum. Tanımam ben bu hatunu. Şimdi senin blogda da baktım yazına. Ve de yorumlarına… Ezber yaratıyor demişsin onun için.

Şimdi bu GILF gacının youtube’da norveç ile ilgili programını izledim. Kesinlikle samimiyetsiz bir program… Amacı; ya bu proje için bir para almıştır, uzak diyarlara gidip, araştırıp, çekim yapmaktansa biraz tanıdığı Norveç’le ilgili kıçından sallayarak hazırlamıştır o programı ya da içinde bir Norveçli kaldı hatunun.

Yani elinde bir bütçe olsun, bir de teknik ekip, Liechtenstein’i bile karalayıcı bir program hazırlarsın. ABD de o tombiş yok mu, Moore… Aynı onun gibi… O da ilkönce hangi sonuca varması gerektiğini belirliyor, ondan sonra belgeselini çekiyor. Elif bakarsa buraya söylesin, o da anlar bu işten. Sarışın norveçliyi huzurlu ülkesinde ski taşşaana denkken çekip, hemen ardından Filistin’deki çatışmaları, ölenleri görüntü olarak kırpıp eklersin. İki de açık yakalamışsındır, sonra bunları dingin ama suçlar ve acıklı bir tonda arkada okursun.

Haa bunlar sütten çıkma ak kaşık değil, onu iddia etmiyorum. İşte bu Saab’ın yaptığı JAS jetleri var. Oraya buraya satıyorlar. Her haber olduğunda ardından birisi çıkar kendi içlerinden,efendim bu etik midir, kıl mıdır, yün müdür?

Açıkcası çok bilgim olan, üzerine felsefik düşündüğüm bir konu değil. Ama ülkelerin savaş bakanlıkları değil, milli savunma bakanlıkları var. Kimse de sorgulamıyor bunu. E bu adamlar da ağaçtan, daldan, legodan, plastikten silah kullanacak değil. Bunları biri üretecek. makina, torna işi de değil bu. Bilgi, beceri, teknoloji olacak unu üretende. Sarıkafa’da da var bu. Yapıyor adam, satıyor. Beni rahatsız etmiyor … Ha o silah satılırken faturada Arjantin yazıyor, sonra silah Kongo’da çıkıyor o ayrı mesele. Var o, engellenemiyor işte..

besimi 15 June 2009 at 14:13

shooresh’in blogu oldukça zengin. 1 saat çıkamadım oradaki materyalleri incelerken.
fakat, iran’ın sorunu büyük. mesele evrimle hallolabilecek bir sorundan ibaret.
devrim mahiyetindeki bir reaksiyon bölgede büyük sıkıntılar yaratır.
5posta’nın engellenmesinden de anlıyoruz ki, internet yasakları gibi köstekler öyle çok da meyve vermiyor idareciler açısından. asıl korkum, Internet yasakçılarının Çin masası da olayı daha da ileri götürüp bilgi akışını “tekel vanası” gibi açıp kapama uğraşına girmeye kalkmaları. mazallah, kılavuzu Çin olanın ülkesine şeriat twitter sayesinde sıçrar mıçrar, neme lazım.

Batlamyus 15 June 2009 at 14:33

Banu Avar,bence çok klasik bir tipleme “sosyalist formunda lümpen milliyetçi”,amaaa…

Programların genel konsepti “sanki batılılar çok mu medeni” şeklinde özetlenebilir,sanki onların medeniyetsizlğini kanıtlamak Dağıstanlı Banu Avar’ın memleketindeki boklukları açıklamaya yetecek.
Banu Avar’ın programının tek faydası var,o da ağzı açık ayran budalası avrupa sevdalısı insanlarımız Avrupa Birliğinde de kötü şeyler olduğunu görebiliyorlar.

Bu kötü şeylerden kasıtta şöyle ki: kendi yaşam alanlarında kendi vatandaşlarına sağladıkları sosyal hakları vs. dünyanın diğer ülkelerinde hiç umursamıyorlar,kendi sosyal devlet yapılarını dünya üzerinde baskıcı devletlere destek vererek sağlıyorlar.

İsveç’te bu refah toplumu-silah tüccarı formatının zirvedeki örneği,dünyanın her tarafında baskı gören,katledilen,hak ihlallerine uğrayan insanlar ile ilgi söyleyeceği bir şeyler var her İsveçlinin bu türk konularda inanılmaz ilgili ve bilgililer.Fenasi eminim daha iyi bilir,kendi toplumlarındaki herhangi bir çarpıklıktan bahsedilince bizim yaptıgımız gibi hemen savunmaya geçmiyorlar ama bunu da içten içe geliştirdikleri bir tepkiyle kesinlikle ülkelerine halel getirmiyorlar.
Bildiğim kadarıyla İsveç’te kanuni olmasa da etik kurallar çerçevesinde silah şirketleri çatışma bölgelerine satış yapmıyorlar.Yani inanılmaz bir şekilde böyle bir propagandaları var dünyaya ve özellikle de kendi vatandaşlarına karşı.Ulan çatışma bölgesine silah satmayacaksanız siz nasıl para kazanıyorsunuz,işin doğasına aykırı bir propaganda bu.
Bugun Irak’ta,Çad’ta vs. İsveç’te üretilmiş ve çatır çatır insan katleden birçok silah var.
Saab’ın uçak üretmesi konusu bence daha komplike bir durum,çünkü uçakların silahlar içindeki sınıflandırılmaları daha farklı bence.
Birde bu İsveç’in Amerikaya kökten bağlı oluşu varki,bu konu ayrı bir tartışma konusu olabilir.
Yalnız Fenasi’nin yazılarında arasıra bahsettiği bu sosyal devlet ortamının devamı için bu silahların satılması şart,nihayetinde silah teknolojisi olarak devletlerin hiç çekinmeden yatırım yaptıkları faaliyetler uzun vadede inanılmaz teknolojik gelişmelere gebe.

İran konusunda ise kafam biraz karışık benim.Ne zaman bir ülkedeki gösteriler/siyasal olaylar hakkında dünya basınında bir bilgi bombardımanı başlasa kıllanıyorum ben hemen.Ahmedinejad’ın liberal bir yönetici olmadığı açık ama reformcu kanat iktidar olunca da her şey mükemmel olmuyor,malum İran’da Pehlevi iktidarı gitsinde ne olursa olsun diye İslam Devrimini destekleyenler arasında bu reformcularda vardı,bu tip toplumsal olayların her zaman müspet sonuçlar doğuracağı konusunda ciddi şüphelerim var.Ama inkar edilemez bir gerçek varki dünyanın her yerinde tam olarak devrim denilemez belki ama bir devinim başladı yığınlar arasında,ve kişisel kanaatim batı toplumları dünyada oluşması muhtemel özgürlükçü havadan pek nasibini alamayacaklar önümüzdeki yıllarda çünkü batılı devletler bilerek ve isteyerek uyuşturdukları halklarının pasifliğinin zararını görecekler uzun vadede.
Tam olarak ifade edebildim mi kendi bilemiyorum ama etik değerler üzerinden bir dünya düzeni kurmak bence çok zor,insanız sonuçta ve insana dayanan her rejim dezenformasyona uğruyor nihayetinde,çünkü insan dediğimiz varlık cibilliyetsiz bir yaratık sonuçta.

Fenasi 15 June 2009 at 16:57

@ Batlamyus,

Nokta atışı yaptın.

Ege 19 June 2009 at 13:55

Sekmiş diyebilir miyiz kısaca?

Yorum Postala