İnternetsiz, Blogsuz Hafta Sonu

Blogun veri tabanı patladı cuma gecesi, ayrıca evdeki internet bağlantım arızaya uğradı… Lig Tv nin yayınlarını da çanak antenle alıp, şifreyi özel bir aletle internetten çözdüğüm için Fener-Sivas maçı da piç oldu. Tam bir rezaletti hafta sonu.
Hazır interneti ve blogu hayatımdan çıkarmışken gece eğlencesine gark olayım dedim. Problemim, Goddess’in de dalga geçtiği gibi içkiye fazla dayanıklı olmamam. Fakat şikayetçi değilim bu durumdan. Sarhoş olunca çok aptal görünüyor insan. Ayrıca içki alışkanlığını günlük hayata yaydığında yanında yediğin fıstık, cips ile göbeği büyütme riskin var. Allaha şükür belirli bir formu korumakta bu alkole dayanıksız olmanın da etkisi var.
Yine de çakırkeyif olmaya yetti 3 bira tüm gece için. Klasik bir Harry B. James gecesi yaptık. Rock and Roll ve geyik. Bir de artık ayıptır söylemesi gacıya, kukuya doymuşluk da olunca çok relaks bir gece geçirebiliyor insan. Yoksa vardı tabii vakti eski zamanlarda ”illa ki skicez” diye bir şartlanma. Yıpratıyor insanı psikolojik olarak, açık söyleyeyim.
Onun yerine bizim Mr. Feetvein ile wordpress, optimizasyon ve yürürlükte olan projeleri konuştuk. Mr. Feetvein adından da anlaşılacağı gibi ayak fetişisti.
Topuklu ayakkabıdan ve onun sıkmasıyla ortaya çıkan ayak damarlarıan karşı zaafı var. O olmazsa converse’in altına file çorap da olur diyor. Bence çok punky bir stil. Ayrıca converse ayak kokutuyor diye biliyorum.
Gece hayatı artık fazla birşey vermiyor… Kukusal olarak öyle… Daha önce defalarca da belirttim, bir gecelik ilişkilerde pek gözüm yok zaten. Ayrıca ilk tanıştığın bir insanla işin içine fazla miktarda alkol girmişken iyi bir seks yapma ihtimalin az.

Gece çıkmaktansa afterwork tarzı takılmak barlara daha uygun. Hem millette birini bulma derdinin getirdiği o stresli hava yok. O zaman daha iyi konuşma, birbirine küçük kurlar yapma imkanı buluyorsun. Zaten amaç hemen o an birşeyler olması da değil. Değişik mekanlara, değişik insan tiplerini gittiği yerlere belli bir süre takılmak borsada çeşitli ve değişik kağıtları iyi fiyatlara almaya benziyor. Kar hemen göstermiyor kendini. Bırak biraz zaman geçsin, sonra o kağıtlardan karnın doyduğunu görmek imkansız değil.
Esasında internet ile ilgili arıza olmasa Digital Age dergisinin bu ayki sayısında çıkan yazıma da değinecektim. Ayın 16 sında film ve müzik endüstrisinin buradaki mahkemede The Pirate Bay’a karşı açtığı 10 küsür milyon avroluk dava ile ilgili bir yazı oldu. Herkes için ilgi çekici olmayabilir ama, Digital Age internet ve etkilediği sektörler konusunda bilgi sahibi olmak isteyenler için muhakkak alınması gereken bir dergi.
Haa unutmadan… Bay ayak damarı, fetişini gecenin bitiminde yediğimiz Hamburger fast food mekanı Maxburger’de çektiği foto ile damgaladı. Bu arada ikimiz de Iphone kullanıcısıyız ve aletin hastasıyız. Fakat söylemek lazım ki fotoğraf kalitesi iyi değil. Oysa ki bir önceki telefonum Nokia N95 ile çekseydik bu fotoyu bacaklardaki epilasyon izleri bile görünürdü.



5 Yorum Postalanmış
nostalji kokulu hummalı çalışmalarının başarıyla sonuçlanmış olması hoş olmuş… bunca günün (ipe sapa gelmez-tabi ki bence…bana ne sencesinden
..) gacılarından sonra 03/03/2009 tarihli bu converse soslu hatuna, müthiş vucudu için, kırılan kadehimi kaldıramadığım için tabi ki üzgün değilim…lakin kaldırdığım şeyi sunamayıp sürtemediğim esaslı bir tenbilgisi çalışamadığım için tabi ki dehşet üzgünüm.. sosyal tesislere tranferini istiyor…tost yaparken rüyaları hakkında akademik fikir alışverişlerinde bulunmak istiyorum…
Hep diyorum fetish’te sınır yoktur ve seks’in 2.0 versiyonudur.
Geçmiş olsun! Önce, Cuma sabaha karşıydı sanırım, utf 8 mi patladı ne olduysa, yazılar okunmaz hâle geldi. Ardından bir baktım, aaaaa 5 Posta uçmuş. Sansüre mi takıldı, lan nooldu be derken, bugün geri dönmüş. Güzel
İçki içmemek bir tercihtir Fenasi. Sevmeyebilirsin, damak tadına uygun değildir vs. Ama dayanıklı olmayanlara çok gülüyorum, evet. Tabii, ağzıyla değil başka bir organıyla içip de, zil zurna sarhoş olduktan sonra her türlü rezilliğe kalkışanlardan iyidir. Öylelerini genelde önce ıslatıp, ardından güzelce okşatmayı seviyorum.
Bkz. Budaklı Meşe Odunuyla Karakter Kazandırma Sanatı
Ben de ayakçıyım:)
Blog sahiplerinden, başkalarının ismini kirleterek sahte “yorum”lar yapan ahlak yoksunu kişilerin yorumlarını -isimleri kirletilen kişilerden böyle bir uyarı geldiği takdirde- silmelerini ve şüphelendikleri yorumları yayımlarken de kısacık bir an bile olsa şöyle bir düşünmelerini rica ediyorum. “Blog sahipleri” şeklinde çoğul kullanışımdan, başıma gelen durumun vahametini anlayabileceğinizi umuyorum. Unutmayın ki yarın birgün aynı hal sizin de başınıza gelebilir. “Gül geç!” diyebilirsiniz ama o kadar basit değil. Bu mesajı “iletişim” köşesine değil de buraya yazıyor olmamı da lütfen anlayışla karşılayın ve lütfen yayımlayın ki okurlarınızın da durumdan haberi olsun. Benim bloğuma iğrenç ve/veya embesilce bir sahte yorumdan yola çıkarak gelecek kişilere derdimi tek tek anlatmak zorunda değilim sanırım.
Yorum Postala
Additional comments powered by BackType