Huzuru Balinaların Seslerinde Arayanlar
Because Falun rotates forever, it cannot be stopped. If a phone call comes or someone knocks on the door, you may go ahead and take care of it immediately without having to finish the practice. When you stop to do your work, Falun will rotate at once clockwise and take back the emitted energy around your body. *
Testosteron dediğimiz erkeklik hormonu mu çok salgılanıyor bende diyeceğim… O da değil pek… Öyle olsa kellik ve aşırı kıllılık olurdu vücutta. Ama birşey var, o bana erkeklerin en belirgin özelliği olan ”object oriented” olmam konusunda inanılmaz baskı yapıyor. Maalesef bu da blog okurlarına bolca ”explicit material” dediğimiz veya halk adamı bir blogcu nun yorumlar kısmında belirttiği gibi ”am-göt” olarak yansıma yapıyor. Tekrar özür dilerim bunun için…
Bu ”elle tutulup, gözle görülürlüğü” benimsememin başka bir dezavantajı, dışardan soğuk, duygusuz biri gibi görünmem. Avantajı ise masala, hikayeye, elimle tutup görmediğim şeye kolay kolay inanmamam. Şimdi bazıları bunu materyalist olarak da algılıyor, ama ben gerçekçilik olarak kendi kendime tercüme edeyim.
Öbür dünyaya, dine inanmamak bunlardan biri… Bolca da verip veriştiriyorum bunlara zaten. Ama bir de bu dindarlık akımının karşısında, tırnak içinde kullanayım ”şehirli, modern, kültürlü ve egzantrik” geçinen burjuva var…
Genelde laik de oluyor bu tarz insanlar. Alt tabakanın camilerini ve inançlarını eleştirirken kendileri gün doğumunda veya batımında açık havada Falun Gong icra ediyorlar.
Bir de ezilmişin yanında kayıtsız, şartsız durmaya hevesli Avrupalı var. Birkaç zaman önce tv haberlerinde ve yazılı basında Çin’in 70 milyon Falun Gong uygulayıcısına baskı uygulayıp, elebaşlarını hapislere attığını duyunca parkları bahçeleri saçma sapan, güya ”mistik” hareketlerle dolduran gerizekalılar bunlar.

Homoseksüeller kiliselerde evlenebilsinler diye sokaklarda imza toplayan bu insanlar, Falun Gong’un kurucusu Li Hongzi‘nin homoseksüelliği dünyanın başına sarılmış bir bela gibi gördüğünü bilmezler. Tabii sabah, akşam pahalı eşofmanları üstlerine çekip parklarda artistik hareketler yapmak çok cool bir olay. Hem modern bir insan olarak hristiyanlığı/müslümanlığı iplemediğini gösteriyorsun, hem gizemli doğu kültürünü kendine uyarlayabilecek kadar evrensel bir insan olduğunu çevreye gösteriyorsun. Ha bir de materyalist değilsin, ruhun zenginliğine daha çok önem veriyorsun.
Falun gong lideri Li Hongzi’ye göre dünya, ırkların karışmasından, çok kültürlülükten ve modernizmden dolayı çürümeye yüz tutmuş. Bilim adamları uzaylıların tesirinde. Hareketin liderleri havada uçabiliyor, duvarları delip geçebiliyor… Bunları bilmeyip, cool olmak için trendlere takılan çok insan var. Avrupalısı, Türk‘ü yok bu işin. Böyle New Age tarzı şeylere kafayı takan bir güruh var. Bunları koluna, götüne japonca dövme yaptıranlara da benzetmek mümkün. Oysa bilmiyorlar ki, dövmeci yazı örneklerini köşe başındaki japon restoranının menüsünden aldı.
Tek Falun’cular değil tabii. Bu tarz akımların haddi hesabı yok…
Birgün bilgisayarın başında oturuyorum. O dönemki kız arkadaşım vejeteryan olup yeşiller partisine oy veren bir tip. Odaya girdi;
Sen oradan buradan bir sürü müzik indiriyorsun. Benim için arar mısın? Balinaların çıkardıkları seslerden oluşan bir albüm varmış, muhakkak bulmam lazım.
Albümün adını zorla verdi. Post-it e yazıverdim gönülsüz. Odadan çıkar çıkmaz da koparıp attım kağıdı çöp tenekesine.
Bazen hayat göründüğünden daha basit. Fazla bir anlam yüklemeye çalışmak gereksiz. Ölümden sonra da başka bir hayat yok. İnanın bana…
Aradan zaman geçti çok. Balina sesli Cd yi ararsam bulur muyum bilmiyorum Pirate Bay’da. Duyduğuma göre popüler olmadığı için hiç download yapılmayan torrentleri siliyormuş TPB bir süre sonra. O ”popüler olmadığı için” ifadesini kalpleri kırmamak için koymuş olsalar gerek. Çünkü oturup balina sesi dinleyen birinin yeri tımarhane.
Balinayı bulamadım (aramadım), yerine ruhu dinginleştiren, iç huzuru veren başka bir şey buldum.
2 japanese hot tittie
Uploaded by takechonmage


41 Yorum Postalanmış
Bokum gibi yazı olmuş ama ablalar güzel…
@ Fenasiker,
Anladım derdini senin..
a-) japonca dövmen vardı, içerledin bana.
b-) Nişantaşında yoga kursu işletiyorsun
c-) yaradılış teorisine inanıyorsun. Google da ”tecavüz”, ”anal seks” ya da ”kadın köpeğe yalatıyor” diye arayarak geldin buraya. Başka konuları görünce ürktün.
din kültürü ve ahlak bilgisi dersinde islamiyet öncesi arabistan diye bi konu başlığı vardı.
arapların islamiyetten önce ekmek hamurundan put yapıp taptığı, acıkınca da putlarını afiyetle yediğini anlatılardı.
illa bi şeye inanmak istersem, göksel bir tanrı ya da yeni din yoga, uzak doğu öğretileri, folloş olmuş secret felsefeleri yerine yenilebilir, içilebilir, sikilebilir bir tanrıyı seçerim.
bok gibi bi yazı olmamış, güzel.
hatunlar çok sıkıcı. lip lip yala nereye kadar. başrolsüz film gibi.
Sex shop’tan aldığım plastik göğüs üzerinde denedim ama 3 küsür dakika boyunca yalamakta zorlandım, dili-ağzı kuruyor insanın ..Huzuru bulamadım anlayacağın. Tabi bu deneyi yaparken saat 19:07 ‘yi kaçırmış oldum maalesef . Gerçek seks sırasında “tükürük bezlerinin salgılama debisi” hakkında araştırma yapmaya karar verdim. Huzuru bulmanın 1001 türlü yolu vardır kişiden kişiye değişen.
Çok iyi bir noktaya parmak basmışsın. İnsanın inanma ihtiyacı gerçekten çok ilginç Fenasi. Benim tanık olduğum bir şeyi paylaşmak isterim bu vesile ile.
Bir arkadaşım var, kafası gayet çalışan bir hatundur. Eleştirel bir zihin, sağlam bir duruş vs. Bir gün beni bir yere davet etti. Ne olduğunu anlatınca ”yok ben almayayım” dedim ama o kadar ısrar etti ki, denemeden reddetmiş olmamak için kabul ettim.
Güniz Sokak’ta hoş bir apartman dairesinde buluştuk. İçerisi silme zengin hatun dolu. Az miktarda da erkek mevcut. Yerlerimizi aldık ve guru bey geldi. Yarım saat konuşup ardından transa geçmemizi istedi. İddiasına göre bizim transa geçtiğimiz sırada dünyanın öte ucundan bir memleketten ışık varlıkları gelecek ve biz bir anlamda arınacaktık.
Gözlerim kapalı bir halde bir yandan guruyu dinleyip kendimi gülmemek için tutarken (‘madem o kadar yoldan gelmişler, bir göz görseydik, bir merhaba deseydik kendilerine’ ) diğer yandan arkadaşımın böyle bir şeye nasıl inanıp da gelebildiğini hayretle düşünüyordum.
Bir daha adım bile atmadım tabii oraya, açıkça saçmalıktan ibaretti. Bir süre sonra yine karşılaştığımızda kendimce koyduğum tanının doğru olup olmadığını anlamak için biraz kurcaladım konuyu. Ben kendi tedavimi nasıl sağladığımı, ardından eşini kaydeben birinin kendi acısının ilacını kuran okumakta bulunduğunu anlattım.
Sonunda ağzından şu cümleler döküldü, benim koyduğum tanının geçerliliği onaylandı: ”Seninki kendini çok deşmek gibi geliyor. O kadar derine inenmem. Öte yandan dine sığınamayacak kadar da eleştirel bir zihnim var. Üstelik laik kimliğimle de bunu bağdaştıramıyorum. Ama böyle bir şeye ihtiyaç duyuyorum”.
Senin de belirttiğin gibi kendini laik olarak tanımlayan biri, bir daha geri adım atamıyor dine doğru. O zaman işte saçmalığını, tutarsızlığını düşünmeksizin ruhani bulduğu, ama laik kimliği ile çelişmeyecek bir şeye sarılıyor. Çok ilginç bir durum gerçekten, beni de çok şaşırtıyor.
Taşaklarının popoma vurmasından çıkan ses kadar huzur veren ses yok Fenasim.
japonları bu kadar seviyorken, senin ruhuna belki de zen iyi gelirdi fenasi.
ben dinlerin bu kadar sığ olduğuna inanmıyorum. öte tarafın olmadığına da senin kadar emin olamıyorum, ne de olsa gidip görmedim. sen nereden biliyorsun?
araştırınca, ama yüzeysel değil, parklarda yapılan qi gongların ötesine geçine, ya da hindistan’dan gelen, 300, 500 dolara ders veren guruların workshoplarının dışında çok güzel ve kapıları gittikçe açılan bir dünya var aslında. maalesef ne felsefe, ne de bilim bilmeyen ve ne denirse inanmaya hazır olan, kendine göre kültürlü ve laik ama kafa ilkokul 2 derecesinde insanlar kolaylıkla inanmaya hazır. bundan dolayı da özellikle yeni çağ akımları tam bir endüstüri oldu ve milleti yoluyor. dinlerde şeriattan öteye geçememiş kitlelere değinmiyorum bile. dolayısıyla sen şimdi burada çürütmek için binlerce kanıt sunabilirsin, ama benim demeye çalıştığım bambaşka bir boyut.
tantra da bir yol ve cinselliği red etmiyor. belki onda derinleşirsen, sorularına yanıt bulabilirsin. soruların diyorum, çünkü aslında inanmak istemesen bu kadar çok konu etmezdin biliyorum.
fenasinin yosması da yine sen misin?
Ben Allahım da, dinim de Fenasi. Ona taparım, inanırım, kendimi adarım. Karşılığında cennetini sunar bana. Yani penisini yalatır. Başka din bilmem görmem duymam.
@ Arzu,
Beni tamamen yanlış değerlendirip, yine de iletişimi koparmama olayının ağa babası Esther’dir. Fakat sende de hafif semptonlar görüyorum. İkidir ”sen de inanmak istemesen” gibi bana yakıştırdığın birşey var… Çok tatlısın… Beni sevdiğin için iyiliğimi istiyorsun’a yoruyorum bunu.
Ama hayır… Yani hayır derken, çok sorguladım.. Ama inanmak için değil, bilmek için. Cidden var mı diye.. Ki bu da yıllar önceydi. İnsan 15 inden itibaren falan sorguluyor bunları zaten. Ama en geç 22-23 olunca bir şekle şemale oturtman lazım inanç olayını. Yoksa rüzgarda bir yaprak gibi oraya buraya savrulursun.
Ben cidden iyiyim böyle, sağol.. İçinde huzur bulanları da tebrik ederim. İster balina, ister noel baba, ister Jesus Kristus… Bilmeden huzurlu olmaktansa, bilerek huzursuz olmak daha iyi. Hatta en iyisi hem bilmek, hem de huzurlu olmak…
Yok, ben ve yosmam aynı kişiler değiliz… Ancak Esther şüphelenebilirdi bundan…
eshter in de blogunu takip ediyorum, arada benzer bulduğum şeyler var gerçekten de.iletişimi koparmam için bana, hayatıma zarar vermen gerekir. fikir ayrılıklarını çok doğal buluyorum, hatta severim de. sana sahte, inançlı bir kimlik yakıştırmak istemem, kafamda bıyık ve beyaz atletle eşleştin. sadece gerçekten de umrun olmasa, niye yazasın ki. senin 22′lerinde bulduğun ne oldu? yani ateist misin, nesin, biraz açar mısın görüşlerini?
Arzu taktın adamın dinine imanına. Hac umre ziyaretleri acentasında falan çalışıyorsun da, müşteri mi topluyorsun? Gelip gidip Fenasime dinine dön telkinleri veriyorsun. Geçiniz efendim bu işleri, herkes sizinle aynı Allah’a inanmak zorunda mı? Ne zaman din lafı geçse Kredi yurtlar kurumunun yurtlarında toplanan nur cemaati üyelerinin sözlerini buraya yazıyorsunuz.
Din mevzusunu siz Titan saadet zinciriyle karıştırıyorsunuz. Her yeni bir üyeye cennette bir köşk var diye kandırmışlar sizi. Din denilen şey insanların birbirleriyle yaşaması için konulan kurallar bütünü. Din toplumsal, inanç kişiseldir. Adam dini yoktur ama senin yaşam alanını kısıtlamaz ise, gelip ne hakla onu sıkıştırmaya cesaret edebilirsin. Durup durup didiklemek çok saçma. Eee inanç zaten kişisel olduğu için, canının istediğine inanır. Dili farklı söyler kalbi farklı. Bu seni bağlamaz.
Benim Allahım dinim peygamberim Fenasi. Öte köy yok olamaz.
@ Arzu,
Daha önce söyledim bir yerde. Atlet ve bıyık değil olay. Ben arkadaki duvar kağıdını beğendiğim için o avatarı seçtim.
Konuya dönecek olursak… Kavramlar, etiketler bol. Kimi kaynaklar farklı açıklıyor agnostisizmi veya ateizmi. Çok girmeyeyim oralara..
Ama şudur inancım:
Tanrı yoktur, din uydurmadır. İnsanların, evrenin büyüklüğü ve bilginin sonsuzluğu karşısında kapıldıkları paniğin sonucunda uydurdukları sistemler, kavramlar silsilesi bunlar.
E peki biliyor muyum, hiç öbür tarafta oldum mu? Senin de sorduğun gibi.
Esasında bu sorunun cevabı sırf bu konuda değil, hayat boyunca karşılaşılan bilinmeyenlere karşı nasıl bir tavır takınacağımızla ilgili.
O zaman yeniden bu yorumun başına dönüyoruz. İlk etapta kafamızın çok da basmadığı bir konuda bize gelip ”şöyledir, böyledir” diyorlar. Kafamızın basmadığı o konu bizim için çok da önemli değilse bize bilgi veren insanlara ve kaynaklara inanmakta sakınca görmüyoruz. Ki mantıklısı da bu…
Fakat tüm hayatımızı, yaşam şeklimizi, felsefemizi ilgilendiren, doğumdan ölüme, evlilikten cinselliğe, yediğimiz yemekten içtiğimiz içeceğe kadar hayatımızı yönlendirecek sistem ve kavramları, BUGÜN ELİMİZDE OLAN BİLİMSEL VERİLERLE BİR TÜRLÜ SAĞLAMASINI YAPAMADIĞIMIZ (kalın yazıyorum) halde sırf bir kitapta yazıyorlar veya camide, kilisede imamlar, papazlar anlatıyor diye benimsiyoruz.
Böyle birşeyi benim kabullenmem demek günlük hayatımda politikada, bilimde, ekonomimde ve kendi felsefi düşüncemde tamamıyla bana ait bilgi ve fikirlerden sıyrılıp her işi başkalarına bırakmamı gerektirir.
(Ki Türkiye’nin hızla dindarlaşan nüfusunu düşündüğümüzde toplumun en büyük sorunu bu değil mi?)
İnanan bir insan için aksi ispat (bilimsel olarak) edilene kadar Tanrı var.
Herhangi bir şekilde doktrine olmamış insanlar içinse varlığı ispat (bilimsel olarak) edilene kadar Tanrı yok.
Konuyu buradan sonra SIR ve VOLTRANIN GÖTÜ nün ele aladığı şekilde yorumlamaya devam edersek, daha iyi olur gibi. Orjinal olan onların yorumlarıydı.
Bir de,
Ekmek, kuran çarpsın Fenasinin yosması ben değilim
Sanırım bu konu daha öncede tartışılmıştı. Ordaki yorumuma benzer bir yorum da burda yapayım… Herkes sölediklerin de haklı. Fenasinin dediği gibi bu din meselesini düşünme işi ergen olduktan sonra başlıyor. tanrı var mı yok mu? Dolayısıyla öbür dünya var mı? Bir mükafat ya da cezalandırma olucak mı? Şimdi tanrı yoksa öldükten sonra silinip gidicez demek dünyadan. Varsa da bir değerlendirme olucaktır. ya da olmıcaktır. Benim 15 yaşından beri düşünüp wardığım sonuç şu; Tanrı olabilir, olmayabilirde. Ağır basan tarafım ise tanrının olduğu. ya da insandan daha kuwetli bir şeyin olduğu diyeyim. Çünkü bu kadar şeyin böle pat diye olma olasılığı çok az geliyor bana. Ya orta da bir rastgelelik var ya da güçlü bi yaratan. Güçlü bişi olduğunu kabul ediyorum. Böylece öbür dünya da bir mükafata erebilirim belki. Eğer yanılgıya düştüysem yani tanrı yoksa zaten öbür dünya diye bir şey olmıcak dolayısıyla benim tanrıya inanmamın hic bir önemi kalmıcak. Sonuç olarak her iki taraf içinde çalışıyorum diyebilirm. Ne dindarım ne de ateist. her ikisinin de inancına saygı duyuyorum. Ben tanrı var diyorum. yoksa da önemli değil…
hadi anket yapalım.
tanrı var mı, yok mu.
allaha inanmıyorum ama bir güç var seçeneği de olsun hatta.
‘bir güç’ seçeneği açık uçlu olsun. sasha ya da zenci yarağı yazabilelim karşısına mesela.
yeni bir post gelse de bu konudan kurtulsak.
ilk yorumlardan birini yapan kişi olduğuma pişman oldum.
Benim fikrim ve inancım der ki : Adı her ne ise, önemli değil…bir “Yaratan” var ….. O kadar…… Bunun adına da deizm deniyor, kısaca ve basitçe….Başka türlü içinden çıkılmıyor ve kolay olanı bu !!!
Sasha Grey.. (Nil Ertürk’ün incesi)
Batı tarzı saflıklar olarak yorumluyorum bunları, senin de new age akımlar dediğin. Sofya’ya da Shri Shri Ravi Shankar diye bi adam geliyo, kaç ay öncesinden adamın reklamını billboard’larda, internette, mümkün olan heryerde pompalaya pompalaya bitiremediler. Merak ettiğim, kimdir bu adamların arkasındaki lobiler. Irk, dil, din, sosyal çevre olayı takmayan akımlar çünkü zaten birçoğumuz o boşluk modernitesinin bir parçası olmuş ve inanç sistemlerimizi tüketmişiz.
)) ırkçı değilimdir de hatunun Asyalısı da fazla bi değişik bana…:))
Mistisizm yoluyla vaatlerini sunanlara daha bir kanar olmuşuz. Hatırlarsanız, ’90 ortalarında Türkiye, Mevlevi olmak isteyen yabancılarla dolmuş taşmıştı. Aslında Mevlevilik de farklıdır, uydurmaca inanç modellerinin arasına katmam fakat bu bir kendi kendini tüketmeye başlama gibi geliyor bana. Böylece, türlü çeşitli [yeni bitme] inanç değerlerini de ortaya atan adamlara iş teklifinde bulunan ticari menejerler var gibime gelir. Sende fikir var, biz senin sponsorluğunu yapalım, sen etrafına adam topla, 3-5 de kazanırsın gibisinde.
Son derece tatsız…
Birşeye inanmak istiyorsanız, gökyüzüne tapının mesela. Ağacı, taşı, otu, dal parçasını da göğe olan sevginizi gösterme aracı olarak kabul edin (biraz pagan oldu ama olsun)
Bu arada @Fenasi video güzel de, yine Asyalı bulmuşsun be abi
Yine de görsel malzeme açısından seçim güzel.
Ateizm, deizm, paganizm, hiristiyanlık, müslümanlık bunların hepsi birer dindir. Ateizm bir şeyin yokluğuna inanmaktır temelde. Dini inançları kapalı bir kutu gibi düşünüp içinde olana inanmak veya içinde bişeyin olmadığına inanmak arasında bir fark yok benim için. Ne şekilde düşünürseniz düşünün bir şeye inanıyorsunuz temelde. Bunlar sizin hayat görüşünüzle ilgili bu nedenle insanların hayat görüşlerine saygı duyap, sorgulamamaktan yanayım. Bırakın insanlar nasıl mutlu oluyorlarsa öyle yaşasınlar.
Bu yazıyı okuyunca aklıma “Yukarıdakinin Olaya Bir Web 2.0 Havası Getirmesi Şart Artık” postuna yapılan yorumlarda önerilen Burak Özdemir’in Tanrının Doğumgünü kitabı geldi. Kitapta bir yaratıcının var olduğunu düşünen ancak din konusunda tam olarak ne düşündüğüne karar verememiş ve zaten konu hakkında çok da bilgi sahibi olmayan bir reklam yazarının Tanrıyı yeniden 1 numara yapma kampanyası anlatılıyor.
Benim epey ilgimi çekti çünkü kitabın baş kahramanı başlangıç noktası olarak benim ruh halime benzer bir ruh hali içerisindeydi ama itiraf etmeliyim ki çabuk ikna oldu.
Ben de tanrının varlığına inanıyorum. Açıklanamayan bir şeyler var ve hakikaten evrenin sonsuzluğu bizim algılarımızın çok ötesinde. Din konusuna gelince (1) İslamın kadına ikinci sınıf muamele yaptığı düşüncesi , (2) dine gereksinim duymamam ve (3) günün şartlarında gerçekçi de bulmamamın beni bu konudan epeyce uzak tuttuğunu söylemem lazım.
Din insan neye inanıyorsa odur bence. Evrenin sonsuz olduğunu açıklayamamanın ve zaman kavramının göreliliğinin yanında insanlık tarihinin tüm bu süreçte nokta kadar olduğunu düşününce ( bu durumda insanlık tarihi nokta ise bizlerin birey olarak ömrü nedir siz düşünün) aslında zaten biz de o sonsuzluk fikrine ulaşmış oluyoruz. Evrene kıyasla nokta bile olamadığımıza göre, günlük ıvır zıvır, çekişmelerle kafamızı doldurmaya da gerek kalmıyor. Böyle bir durumda da materyalist davranmanın, hedonist olmanın pek de bir zararı yok gibi görünüyor.
deneyimlerime göre tanrıyı görmenin bir yolu var halüsinojenler, tabi yersen. fikrin nasıl ortaya çıktığı konusunda bayağı yardımcı oluyorlar ama herkes benzer deneyimler yaşayamıyor kişinin bilinçaltı ile ilgiyi bir durum
buraya yazılan yorumları seviyorum. çoğu çok zeki.ama fenasi tamam haklısın, uzatmayayım ben de. sanki taşşaklı, maşşaklı yazılar yazıp, ben erkeklerin şöylesini severim kadarına izin veriyor gibisin. ya da kadınlardan bu kadarını bekliyorsun. mistik konularla ilgili düşüncemi, uzun uzun anlattım demin kendi sitemde.burası yeri değil, tamam seni dinliyorum.
Bu yeni cag dinleri ile ilgili fikirlerine ben de katiliyorum. Balina sesi dinleyen insanlarin resmi de yenicagcilara cok uzak gelmiyor. Ama balina sesi dinlemenin kendi basina mistik bir tarafi yok ki. Kus sesi dinlmekten farki ne?
@arzu,
Söyleyip söylememek konusunda çok kararsız kaldım. Ama birinin söylemesi lazım.
.
”sanki taşşaklı, maşşaklı yazılar yazıp, ben erkeklerin şöylesini severim kadarına izin veriyor gibisin. ya da kadınlardan bu kadarını bekliyorsun.”
.
Bu yorumunla hem Fenasi’ye hem de burada yorum yazan kadınlara hakaret ediyorsun. Zira yorumun alt metni şöyle diyor: ”yorumları yayınlanan kadınlar sadece dal taşşak ve yarraktan söz ediyor”. İtiraz noktamın ilki şu: İki farklı postada da istediğin yorumu uzun uzun yazmana izin verildiğine hepimiz tanığız. İstediğini yazdın, söyledin ve sansür yemedin. Demek ki sadece daldan taşşaktan söz eden kadınlara değil, adabını bilen herkese açık yorumlar, sen dahil. Ama özellikle bu postadaki yorumlarında Fenasi’ye inanç yüklemeye çalışmandı sanırım biraz tepki çeken. E, ama o kadarına da müsade et lütfen. İnanıp inanmadığımıza bizim karar verelim. ‘Yok inanmıyorum’ dediğimiz halde ille de ”inanıyorsun” diyenleri bir süre sonra dinlememe hakkına da sahip olalım.
.
Gelelim ikinci itiraz noktasına. Buraya yazan hatunlar kafayı dal, taşşak, yarrak ve erkekle bozmuş, dünyadan bihaber, ağzı açık 18lik ergenler değil. Kendimi hariç tutarak söylüyorum, çok sağlam, kafası çalışan, entellektüel birikimi son derece yüksek hatunlar takılıyor buraya. Ben de neresinden baksan biraz mürekkep yalamış sayılırım işte. Senin kadar olmasa da mistisizmi de tasavvufu ve tasavvufun farklı yorumlarını da ucundan köşesinden bilirim. Yeri gelirse paylaşırım bilgimi yukarıda yaptığım gibi ve fakat canım isterse nasıl adam istediğimi de nasıl penis istediğimi de yazarım buraya. Bunu yazmak bizi senden aşağıda, senden derinliksiz, senden bayağı kılmaz ama. Hadi kılsın diyelim. Diyelim ki bizim işimiz gücümüz taşşak, yarrak, kafamız basmıyor başka şeye. O zaman da şöyle sormak istiyorum: So what? Sana böyle bir yorum yapma hakkını verir mi bu durum?
sır,
paragrafların başını okumama gibi bir adetin mi var?
“buraya yazılan yorumları seviyorum. çoğu çok zeki.”
diye başlıyordu yazdıklarım. kadın-erkek ayrımı yok farkındaysan. uzun uzun açıklamanı garip buldum.senin de mürekkep yalamış olmana sevindim, hayırlı olsun.
videoyu izlereken anılar canlandı gözümde.. evet evet… meme özledim.. sanırım eski defterleri açacağım:D
Din konusu bana kabaca şöylemiş gibi geliyor:
İnsanlar en başta doğaya tapmış korkudan.
Yazıyı bulduktan, medeniyet başladıktan ve hikayeler yaratabildikten sonra tanrıları kendilerine benzer varlıklar olarak betimleyip doğayı onların emrine vermişler.
Daha sonra tanrıların çok sayıda olması mantıksız gelmiş olcak ki, tanrılarını teke indirip olayı toparlamaya çalışmışlar.
Günümüzde de tanrı yukarda değil, aslında SİZ siniz diyorlar.
Bence yavaş yavaş akıllanıyo ademoğlu : )
Aman burada da var o viyis viyis, dilenci kilikli Falun Gonglar. Etraflari hemen sapsalak doluveriyor. Aman neymis? Dinci iste. Dinci yahu. Budist’in de, Hindu’nun da asiri dincisi yok mu? Hepsi ayni, ben bunlar etekle dolasiyorlar diye zavalli gorunuyorlar diye acinmalarina illet oluyorum. Bir dine inaniyorsan otur evinde duani et, kendi kendine dinini yasa, bitsin yahu! Illa devlete de kabul ettirecek, kocaman kiliseler acacak. Yayacak da yayacak. Yanlis anlasilmasin, misyonerin birine saldirsalar once korumak icin one ben atlarim, o baska is. Kurtardiktan sonra da bir temiz pataklarim.
P
http://www.elifsavas.com/blog
Ya, simdi yazdiktan sonra aklima geldi. Bence bunda yabanci sevgiliye benzeyen bir faktor var. Hani dilin tam anlasilmamasi, arka hikayenin bilinmemesi gibi sebeplerle bizdeki hanzolara yanip tutusan yabanci kadinlar var ya, acaba bu uzak yerlerin tam kendi kulturlerine islememis dinlerinin de cekiciligi bu mu?
http://www.elifsavas.com/blog
Elif bence o ilk tespitin çok doğru. Yabancı hatunların hanzolara vurulması olayı. Bu din şeysi farklı ama galiba. Boşluk, tatminsizlik, ait olma duygusu… Bunlar diyorum ben..
O degil de “reiki”, “pozitif enerji” bokları cok gereksiz ya.. Hadi buyuk dinlerden, neye göre buyukse artık, birine inandın ama ne biliyim insan boyle seylere gore nasil yonlendirir hayatini. Baglanmak istiyor demek ki.. Gecenlerde bu sacma sapan inanıslarla ufaktan baglantili bir film seyretmistim.. “Henry Poole is here” diye. Fena da degil acıkcası. Izlenebilir.
p.s.
Eskiden bir yorum girdiginde hafızaya alıyordu bilgileri, artık almıyor. Cok sıkıntı yaratıyor Fenasi yaa.
Blogun explorer’da yada mozilla’daki basligi hala aynı “Japon pornografisinde bir numaralı kulturel seks blogu. Erotik, pornografi, video.” değişir inşallah vaktin olursa.
Hacı hacıyı bulur MEKKEDE
İt iti bulur DAKKADA
cuk oturdu bence, hakaret olarak algılama..
Bosluk tatminsizlik filan guzel ama niye taaa bilmemnerenin dinlerine gidiyorlar da, huzuru kendi ulkelerinin dinlerinde aramiyorlar? Yok, bence bir Avrupali’nin veya Turk’un (ki tanidiklarim var) Budizm gibi seylere sarmasinda, uzak mesafenin ve yabanci olmanin ve o din altinda yasamanin sorunlarini bilmemenin etkisi oldugunu dusunuyorum. Belki Yahudi’nin Hristiyanlik dini da batiliyi oyle kandirmisti zamaninda.
) Kimse kendi koyunde peygamber olamazmis ya, din secerken de kendi koyundeki begenilmiyor galiba. Muslumanlik haric. Araplar Musluman olduklarina gore… Belki onlarda yabanci fobisi vardi.
P
http://www.elifsavas.com/blog
“Bir tanrı en çok kendine inananlara değil kendine inanmayanlara muhtaçtır. Onlar olmasa kendini tarif bile edemez. İşte bu yüzden aklı başında her tanrı önce kendine inanmayanları yaratır. Ve işte bu yüzden yeryüzünde bu kadar çok din ve her dinin bu kadar çok kafiri vardır.”
diye çok sevdiğim bir kitaptan alıntı yapmak geldi içimden…
konu dini olunca herkezin coşması süper bir olay. bir yerde tanrı ile ilgili birşey geçince kendini tanrıya sevdirme çalışmaları. allah yolunda linç in ilk basamağı ehue.
walla din, evren ve büyük sır gibi şeylere bulaşmadan şunu demek lazım. hak yolunda insan öldüren dindarın duyduğu huzuru hissetmeye şehirli, modern ve yalnız insanın da hakkı var. ama bunu normlara uygun bir dinle değil, içinde hissettiği elit tabakaya yakışır bir şekilde hissetmeli. uzakdoğu bıngıldağına inanmalı, hint poturcuğunda huzuru bulmalı. ama biryandan budizm heylehesine uygun bir yaşam sürerken, bir yandan iş hayatında yükselmeyi bırakmamalı, sosyal hayatını renklendirmeli, karşı cinsle ilişkilerinde ipler elinde olmaya çalışmaya devam etmeli. ama unutmamalı ki artık tatilleri bodrumda antalya da geçirmek yasak. gideceksin sakin bir akdeniz kasabasına meditasyon yapacaksın. olmadı git kabak tarafına pahalı ve rahat bir meditasyon içerikli paket turlar var.
biri bana dilenci hayatı mı dedi? üstüme iyilik sağlık
GOD IS DEAD! WE KILLED “HIM”,WE DID IT TOGETHER,IN THE END WE COULD KILLED “HIM”-Nietzsche Mealli;” Tanrı öldü,biz onu beraber öldürdük,sonunda öldürebildik onu.” Ben de katılıyorum bu değerli ve manyak filozofa,o öldü… ölünün arkasından konuşmak ayıp,günah hatta… ve bir de eklemk gerekirse eğer bu sitede gördüğüm en dallanıp budaklanmış konuydu bu post,öyle ki yorum kısmına geçip birkaç kelime yazdığımda emin olmak için tekrar baktım başına sayfanın,rahatsız oldum desem yeridir,yapılan her yorumla zihinlerin birleştiği kanaatindeyim;durum buyken dikkat dağıtmak neden?
Yorum Postala
Additional comments powered by BackType