Hem Bazı Tespitler Hem de Pazartesi Kuşağı #2

Bundan 10 – 15 sene öncesine kadar baba şirketlerin yönetici pozisyonunda olan insanların önüne haftada veya ayda bir kendi branşlarında dünyada olan yenilikleri, haberleri takip etmeleri için kesilmiş, biçilmiş gazete kupürleri, makaleler gelirdi. Sizi bu şekilde up to date yapan firmalar bu hizmetleri için de oldukça iyi paralar alırdı. Ben yönetici değildim tabii de, peder beyin gazetede işaretlediği makaleleri makasla kesip, tutkal ile saman kağıda diğer makaleler ile yapıştırıp, üst köşesine tarih ve hangi gazeteden alındığına dair çok not düşmüşlüğüm vardır.

Büyük bir ihtimalle yazılı basın o gün de satılıktı ve makalelelerin objektifliği, derinliği tartışılırdı. Ama genel geçer bir konuda bilgi edinme, gelişmelerden haberdar olunması bu tip kanallardan ve iptidai işlemlerden geçiyordu işte.

Bir başka not, 70 li yıllarda doğanlar mutlaka bilirler, şehirlerarası telefon görüşmeleri santrale yazdırılırdı. Arayacağın numarayı verirdin, bir saat sonra santral seni geri arar, numaranızı bağladık derdi. Sonrasında otomatik arama çıktı. Bu sefer direk arıyordun ama pahalıydı fiyatı bir hayli.

Eminim o konuşmaların bağlandığı santral dediğimiz şey çoook önceleri kullanılmaya başlanmış, ama 70 lerde de  küçük değişiklikler dışında hep aynı kalmıştı.

Oysa 90 ların ortasındaki tuğla gibi ağır cep telefonlarından iPhone’a 10 sene gibi kısa bir sürede geldik.. Bu iPhone dediğimiz aletin içine aldığınız 1,5 tl lik Byline adındaki program ise o genel müdürlerin, babaların dünyayı izlemesine yarayan saman kağıdına yapıştırılmış makalelerin yerine geçiyor. Byline bir RSS okuyucu. Bilmeyenler için, RSS okuyucu, dünyadaki internet sitelerinin çok büyük bir kısmını direk o siteye gitmeden takip etmenize yarayan bir alet. Tıp, psikoloji, teknik, sağlık, politika, coğrafya, din, pornografi, futbol, yemek tarifi vs konularında Almanca, Çince, İngilizce, Türkçe, Japonca, Rusça, Fransızca gibi bildiğiniz tüm dillerdeki yayınları avucunuzun içine ücretsiz getiriyor.

Pazar günü RSS bağlantılarımı düzenleyeyim dedim. 414 ayrı internet sitesini takip ediyormuşum. İsveçce bloglar, Türkçe bloglar, İngilizce yayınlar, IT teknik, politika, pornografi, telif hakları vb. başlıklar altına toplamışım bunları. Hadi bunların içinde pornografiyi, İsveçce olanları ve geyik bloglarını çıkarayım. Yalnızca politika, IT teknik ve telif hakları üzerine yaklaşık 150 tane feed var takip ettiğim. Tüm feedleri genelde işe giderken, gelirken metroda hızlıca geçiyorum, gözüme takılan olursa ilgiyle okuyorum.

Sonuçta ben bu işi ilgim olduğu için yapan, sıradan bir insanım. Ama merak ediyorum, enformasyon çağında, Türkiye’nin bugününü ve geleceğini maaş alarak belirleyen insanlar acaba benim kadar dünyayı takip ediyorlar mı? Kusura bakmayın, alçakgönüllülük yapmam salaklık olur gibime geliyor, ama onların bir bok bilmediklerini tahmin ediyorum. Yoksa Google’a karşı Türkiye’nin hassas dengelerine uygun arama sonuçları veren (YouTube ve YouPorn 80 yıllık cumhuriyetimizin düşmanları) bir arama motoru geliştirmek gibi son derece eblehçe bir fikre kapılmazlardı. Bir bu var, bir de yeni doğan her çocuğa bir email adresi verecekmiş devlet. Bu kadar fantastik fikirlerin kafada çakması için sabahlara kadar techno dinleyip, acid trip yaptıklarından şüphe duyuyorum bu insanların. Ben uzaktayım, Ankara’da oturanlar bir baksın, TBMM nin olduğu yerden lazer ışıkları eşliğinde sabahlara kadar müzik sesi gelmesi lazım.

Müzik deyince… Bakın daha bugün internette kanunları çiğneyerek artistlerin cebine 100 dolar para soktum. FriendFeed’de bir grup açmıştım Russendisko diye. Çok değil, 17 üyesi var. Rus, çingene ve yahudi müzikleri paylaşıyoruz. FriendFeed esasında illegal bir site TC kanunlarına göre. Gün geçmiyor ki dine, Atatürk’e, kutsal değerlere küfür edilmesin. Bu da yetmiyormuş gibi bir de telif hakkı ile korunan eserleri upload ve download ederek aramızda paylaşıyoruz çılgıncasına. Eskiden sırf müzik vardı, şimdi kitaplar da PDF formatında paylaşılıyor. Tam bir pislik yuvası anlayacağınız. Umarım ki yeni geliştirilecek Türk arama motoru üzerinden FriendFeed’e ulaşım engelli olacaktır. Böylelikle kanuna saygılı vatandaşların yoldan çıkmasının önüne bir nebze olsun geçilebilir.

Dalgıç olan FF arkadaşım Saltık çok ünlü Papirosen (sigara) diye bir Rus/yahudi şarkısının youtube videosunu koydu Russendisko altındaki paylaşımlara. Ben bu versiyonu çok beğendiğim için iTunes Store’un altını üstüne getirdim. Maalesef bir türlü şarkıyı o versiyon ile bulamadım. Fakat bu taramayı yaparken Yiddish Tango, Jewish party, Jewish Ballroom Dance in Yiddish gibi en az 20 tane albüm buldum. Aralarında seç, beğen, al derken karttan giden para bir baktım 100 doları bulmuş. Bilmiyorum Mü-Yap ne düşünür bu konuda? Büyük bir ihtimalle pek bir şey düşünmez. Madem milletin vekillerini acid ile parti yapan şımarık, zengin bebelerine benzettik, o halde Mü-Yap’ı da onlara malı sağlayan torbacıya benzetebiliriz.

Papirosen şöyle bir şarkı… Altında da diğer pazartesi bağlantıları..

Electric Founder Foundation‘dan blog yazarlarına haklarını bildiren bir makale. Kanunlar ABD için geçerli olsa da bizlere de bir fikir vermesi açısından önemli.

Venezuella müziği üzerine bir blog

Sağır porno yıldızı Savannah Jane ile röportaj.

Londra’ya panoramik bir bakış, virtuell tour..

Bilim dünyasından geçen seneye 52 en iyi fotoğrafi ile bakış

LSD etkisi altında yapılmış çizimler.

Smashing Pumpkins’den ”A song for a son”. Buradan indiriyorsun.

Bu çok salakça işte… İskandinavyalı Silikon Babes komünitesi. Ameliyatlı platin sarısı hatunların fotoğraf yüklediği sosyal ortam. Google translate ile falan çözün artık işi, beni karıştırmayın.

Bookmark and Share

9 Yorum Postalanmış

Yaşar Yiğit Kaçmaz December 14, 2009 at 6:57 am

Ellerine sağlık öncelikle.Bir sorum olacak.Dünyanın herhangi bir ülkesinde yeni doğanlara yada vatandaşlara resmi e-mail verme durumu söz konusu mudur?Yoksa bu çılgın uygulamayı ilk kez biz mi uygulayacağız?

JustAddWater December 14, 2009 at 8:55 am

Ahah ben de şimdi tam ekşi ye papirosen = kupite papirosy= a kalte nakht’ı yazıyordum. Ne mendebur ne lanet şarkıymış gitmedi kulaklarımdan. Günaydın :) ) Hala arıyorum o versiyonu hala bulamadım bedbahtım. Selamlar.

misafir December 14, 2009 at 1:00 pm

sarkıcının adı Sestry Be’rri sarkıcının albümünü ve kupite papirosy sarkısını buldum

http://music.tonnel.ru/?l=music&alb=29648 adresten indirebilirsiniz ,kolay bir matematik sorusu soruyor , bu albümde sarkıcının bir siribom , siribom sarkısı var sanırım bu parcayı bazıları hatırlaycaktır. Ayrıca bu albumun bazı parcalarının barry sister filminin de müzikleri oldugunu bilmiyordum !
tercümeli albüm parcaları bu adreste
http://img145.imageshack.us/img145/2006/kupitepapirosy.jpg

Fenasi December 14, 2009 at 4:21 pm

misafir,

Çok sağol.. İnanılmaz makbule geçti. Verdiğin adresteki diğer parçaları da indirdim. Yine de cebimden çıkan paraya acımıyorum. Son derece konforlu bir biçimde daha önce varlığından habersiz olduğum şeyleri bir anda kendi bünyeme alıverdim. Zaten bu müzik & kültür tüketimin, karşılayacak tek bir çözüm yok. Bunların hepsi bir çözümü oluşturacak. Tekrar teşekkürler..

Fenasi December 14, 2009 at 6:12 pm

@ Yaşar,

Böyle bir uygulama olursa (benim bildiğim) ilk defa Türkiye’de olacak. Esasıdna her diktatörün rüyasında vardır tabii böyle vatandaşlara tek bir email adresi kullandırmak, arama motorlarında peşine düştükleri enformasyonun ne olduğunu merak etmek falan. Ama bunu proje yapacak kadar cahil olanı var mıdır bilmiyorum.

Cahillik lafını işkembeden atmıyorum. Bugün kaçınız emaili ağırlıklı olarak kullanıyorsunuz? Bence email denilen haberleşme yönteminin ömrü bir, bilemedin iki elin parmaklarını geçmez. Google Wave diye bir zımbırtı geliyor işte. Dediklerine göre internet üzerindeki tüm iletişimimizi, sosyalleşmeyi bunun üzerinden sağlayacağız.

Bunların yaptığı şuna benziyor: eski devirde millet cep telefonuna yeni geçerken devlet vatandaşların hepsine mors alfabesini öğretme sözü veriyor. Bunun gibi birşey.

yorumcu December 14, 2009 at 10:08 pm

@fenasi dediğin gibi artık e-mail’lerin ömrü bitmek üzere google wave diye bir şey çıkardı artık e-mail yerine bu kullanılacak havalarına falan girdi ama ilk izlenim olarak bende hayal kırıklığına uğrattı. Ha bu hayal kırıklığının nedeni belki yeni bir sistem olduğundan oturmaması belki çok kullanıcının bulunmaması olabilir ama gelecekte herkesin bunu kullanacağını tahmin etmiyorum. Kısa bir not: Elimde bol miktarda davetiyesi var isteyen olursa e-mail’ini yazar iseler kendilerine gönderebilirim.

Cevval Galip December 15, 2009 at 9:38 am

Öncelikle Fenasi,

Marc Almond ve Alexei Federov kırmaşası Vadim Kozin’e saygı albümünden gerektiği gibi sıkılmış bulunuyor, sibercoğrafyanın fasit köşelerinde pek bir vakit harcamak istemeyen bir gencecik insan olarak üstadın kendi albümlerini satın alıp bizle burdan paylaş istiyorum.

Sonralıklaysa Fenasi,

güzel sabahlar olsun sana da.

Larry December 16, 2009 at 1:58 am

Bu medya takip ajanslarında alt kademe için çalışma şartları nedir-nasıldır acaba ? Ne bilim şirket binasında odalar var ve o odalarda televizyon seyreden insanlar, diğerinde radyo dinleyen insanlar mı çalışır ? veya ne bilim ev kadınlarına falan havale edilerek bir nevi outsource mı yapılır ? Ee , o zaman nasıl güveneceksin ki bilginin doğruluğuna ve nasıl emin olacaksın niteliğinden veya ilgili haberi kaçırmadığından ?!!? Sen yazınca bakındım biraz web sitelerine herşeyi bulur getiririz havalarındalar..Ne bilim newslighter 2.1 falan filan demişler..?? Burdan da ilginç mesleklere bakındım ama medya takip kuruluşlarında çalışanlarla ilgili bilgi bulamadım. Nasılsa verdiğin linklerin çoğu 5651′lik veya benim giremediğim siteler olunca buna yaradı….

nucleus December 16, 2009 at 4:12 pm

Arama motorları ve arama yöntemleri geliştikçe medya takip ajanlarının da işleri azalacak gibi. Türkçe haber aramalarımızı bile oturduğumuz yerden kalkmadan yapabiliyoruz. Örneğin : http://www.habertakip.com/

Yorum Postala

Additional comments powered by BackType