Giroppon (Poppo-ropo-popo) Sendromu Olsun Bunun Adı

”Peki aşkım!”

Dediğinizi hesaba katarak devam ediyorum. İnsanoğlu sosyal bir hayvan diyorlar. Bu tanımlamadan ”sosyal”i çıkarınca hayvan mı oluyoruz, onu bir irdelesek ya! Yalnız sosyal olmak derken, bir grup içinde olduğu kadar, ikili bir ilişki için de aynı irdelemeyi yapmalıyız. Lütfen yapalım!

Bir süredir görüştüğüm, cilveleştiğim, seviştiğim, yazıştığım biri var. Ne kadar hoş, ne kadar güzel! Flörtüşüyoruz, hatta küçük, minik kıskançlık oyunları oynuyoruz. Kırk yılın başında da buluşunca hem romantik yemeklere gidiyoruz, hem de surata tükürmeli, tokatlı sevişiyoruz. Görseniz, bilseniz… Ter içinde yatakta, kendi sevgilinizin gözlerinin içine hınzırlıkla bakarken, dudaklarınızdaki kan ve spermi silersiniz, başucunuzdaki komodinin üzerinde bulunan Leyla ile Mecnun romanının yapraklarına. O kadar hoş bişey!

Bu tip mini love story lerde, epilog, yani bitiş bölümünden bir önce, bir taraf daha oturaklı bir temele şeyttirmek isteyebilir ilişkiyi. Olur da böyle bir yöne doğru seğirtirse ilişki, Giroppon (Poppo-ropo-popo) sendromunu tetikleyen bir süreçten bahsetmek gerekebilir işte o zaman. Ki bu da, kubbedeki o hoş seda’nın pij olması sonucuna kadar gidebilir.

”it’s not you, it’s me’‘ adlı yalancı can simidine ne sıklıkta sarıldığınızı ben bilemem. Mümkün olduğu kadar kaçınmak lazım klişelerden. Fakat şöyle bir olay oluyor bende ki, zaten o yüzden bu klişe bana ”it’s not me, it’s you” olarak geri dönmüştür çokca.

Diyelim kahvaltıyı yaptınız, masadan kalktınız… Sırf hayvan olsak belki bir posta daha gideceğiz tok karnına. Ama hayvanın sosyal olanıyız ya, iletişeceğiz tabii ki de. Matmazel X buyuruyor ki, ”bana sofrayı toplamam için yardım eder misiniz?”. Yani rica etmese de zaten yapmak lazım. Ben de tuttum masadaki tabakları bulaşık makinasının içine koydum diyelim. Fakat bu tabakları da koyduktan sonra ağzına kadar dolduğu halde, benim bu makinayı çalıştırmak aklıma gelmiyor. Aynı şekilde, belki daha da ağırı, raflara bir şey yerleştirdikten sonra dolapların kapağını kapatmama olayım var örneğin. Yani, maksimum 10-15 sabah beraber kalktıktan sonra, artık bu bir iritasyon momenti oluyor tabii. Üstelik iletişerek de çözemiyorum ben bunu. Çünkü birinin hayatına düzenli olarak giriş yaptığımda, bir zombi halini alıyorum. Zararsızından.. Öyle kan dökmüyorum tabii.. Yani fazla dökmüyorum… Ama boş gözlerle, kafamda tamamen başka şeyler dolaşarak karşımdakine bakıyorum, dinliyorum. Daha doğrusu duyduklarımı anlamaya çalışıyorum.

Bu bahsini ettiğim boş bakma, sıkılma ve konsantrasyon eksikliği de kalıtımsal büyük ihtimal. Kadınlar, babalarına benzeyen erkeklere meyl ederler deniliyor. Erkekler ise mutlaka biraz kendi babalarına çekiyor. Eve gelen misafirlere boş gözlerle bakar benim pederim de. Belli bir süreden sonra da iyice sıkılır ve sohbete katılımı yalnızca kafa sallayıp, sahte gülücükler dağıtarak yapmaya başlar. Bunu farkeden misafir, ”ehh atık geç oldu” repliğini ağzına alır almaz, peder bey kontralar. ”evet, yolunuz da uzun”.

Yukardaki örneği girizgah kabul ederek, Giroppon (Poppo-ropo-popo) sürecine katalizatör etkisi yapan şeylerden birinin, artık ikinizin hayatlarının yalnızca birbirinizle değil, birbirinizin ilintili olduğu başka hayatlarla da kesişme zorunluluğu olduğunu söyleyebilirim. Matmazel X der ki; ”hafta sonu madam ve mösyö Preud’homme ile buluşacağız, ona göre… Umarım seyredeceğin maç falan yoktur”.

Seyredeceğim maç falan yok da, mösyö Preud’homme dan hiç hazetmiyorum. En son evlerindeki partiye gittiğimizde, müzik kolleksiyonundan yaptığı derlemeleri saatlerce dinlemiştik. Şimdi bu herif gerçekten Fransız ve IT sektöründe çalışıyor, bir de güya ”music enthusiast”. P2P ağlarından, kapalı hub lardan falan kendisi gibi ineklerin paylaştığı, dünyada adını duymadığım garip grupların son derece boktan müziklerini indirip, bunlardan yaptığı şarkı listelerini, cool ve nerd gözüksün diye WinAmp ile çalan bir hödük. Hassiktir ordan!!! Ben ortama girip, karı kız yapayım diye dolaşan bir ergen değilim ki, senin saçmalıklarını bu yaşta çekeyim. Konuşacak bir şeyimiz de yok. HADOPI yi soruyorum, onu bile bilmiyor. Belki Sarkozy’nin günahını aldık, adam o kanunu, bu tip müzikleri indirenleri hapse atmak, para cezası vermek için çıkarttı o vakit?.

Unutmadan… Matmazel X umuyor ki, seyredeceğin maç yok. Gerçi seyredeceğim maç olsa, ve de matmazel haddi olmadan futbol konusundaki fikrini bildirse, sanki hemen utançla televizyonu kapatıp, Das Kapital’i orjinal dilinden okumak için dil kurslarına yazılacağım. Maazallah, ultimatomu da çakabilir ”mesela senin yok bilmemne kupası veya zırt ligini takip ettiğini filan düşünemiyorum, tanrı aşkına”. Ahahahah!! Bebeğim… Offfffff!!!!!!!! ne desem ki? Giroppon (Poppo-ropo-popo)….

Bu tip güç gösterileri, dengeyi kendi tarafına alma çabaları, birinin öbürünün zevkleri ve hayatı üzerinde söz sahibi olmak istemesi gibi durumlar (yahu ne kasıyorum kendimi nazik olacağım diye.. beyin sikmeler desek ya şuna!!!) ”ilişki” dediğimiz sosyal hayvanlığın habitatında sık görülen arızalar. Ve de bir tarafın, en iyi ihtimalde zombileşmesiyle son buluyor. Hani şu dolap kapaklarını kapatmama ve boş gözlerle bakma…. Herkesin tırtlattığı eşik farklı tabii. Şunu da anlatayım da, bu yazının epilogu olsun.

Evli bir arkadaşım, karısı uyuduktan porno sitelere giriyor sıkca. Ayrıca bir iki aldatma olayı da oldu, ayrılmanın eşiğine gelip döndüler. Son vuku bulan aldatma olayından sonra iyice laçka olunca ilişki, bizimki artık saklamadan giriyor porno sitelere. Hatun bir gece yakalamış bunu ekrana bakarken. Eskiden olsa, hemen bir excel tablosunu bir click mesafesinde bulunduracak olan arkadaşım hiç istifini bozmamış bu sefer.

- Ne yapıyorsun sen?

- Hiiiççç!!! porno bakıyorum…

Allah kimseyi o kadar pişirmesin, ama demek ki artık o olgunluğa gelmiş ikisi de.

Köpek çekmek diyoruz ya halk arasında, insan ilişkilerinin kimyası da hakikaten çok ilginç. Şunu da öğrenmeyen var mı aramızda acaba; bir taraf ne kadar köpek olursa, öbürü de o kadar köpek çekmeye meraklı. Artık bu, bir yumurta mı tavuktan, tavuk mu yumurtadan klasiği ile de açıklanabilir belki. Birinin köpek olma arzusu, öbürünün tekmeleme isteğini arttırıyor olabilir mi? Ya da tam tersi…

Ve evet!!! Bir blogunuz olunca, psikoloğa o kadar ihtiyacınız olmayabiliyor.

Bookmark and Share

12 Yorum Postalanmış

aycan July 7, 2010 at 2:09 pm

şu boktan müziklerden birkaç örnek versene fenasi? üzerime alınayım mı alınmayayım mı anlamadım,..

aycan July 7, 2010 at 2:15 pm

ilişki mallığının kalıtımsal olması doğru sanırım,.. hayat boyu “ulan nefis bi sevgiliyim, beni alan kız var ya, yaşadı” demiş biriyken (bu arada en son sevgilim olduğu zamanlarda, insanlar duvarlara resim çizerek haberleşiyordu), eski sevgilimin “eşşek bağlasan durmaz yanında, öyle beter bir herifsin” demesi ile yıkılmam daha geçen hafta,.. üstelik bulaşık makinesi, dolap kapama hepsi mevcut bende,..

benimki de, yalnızlıktan zombileşen erkeğin ilişkiye ayak uyduramaması sanırım,.. yıllarca yalnız kaldıktan sonra bir sevgilin olunca süper lüks daireye çıkmış gibi oluyorsun ya, ev sahibi ile iyi geçindiği sanıp farkında olmadan hala bekar triplerinde yaşıyorsun sanırım,..

bu da 5 posta tarihimdeki en boktan yorumum olsun izninizle,..

sutlukahve July 7, 2010 at 2:17 pm

Adam / kadın zombileşmesin diye madam ve mösyö Preud’homme ile buluşmana onu götürmezsin. Onu hoşlanmadıklarına maruz bırakmaz, kendi hoşlanmadıklarına maruz bırakılmayı da kabul etmezsin. Sen içerde Lacan’ın Freudyen dil çözümlemelerini hatmederken onun sanal pilot olarak Budapeşte’den Paris’e uçmasını anlamsız bulmazsın. Sonuçta yatakta buluştuğunuzda bunların bir önemi kalmayacak.

Sanki sen de bizden biriymişsin gibi hissettim yazıyı okuyunca. Düzenli ilişkisi olan biri gibi hayal etmek zor seni.

Fenasi July 7, 2010 at 4:46 pm

@ zorro,

düşüneyim bunu ben bir.

zorro July 7, 2010 at 3:14 pm

peki ama “aman zombileşmeyeyim” diye diye sürekli konudan kaçmak da bir başka zombileşme hali olmuyor mu?

çok varsayıyor, çok genelliyorsun 5postacığım. hiçbir şey öngörülebilir değil mevzu insanlar ve ilişkilerse. bir de ukteler de en az zombiler kadar tehlikeli :)

voodoo girl July 10, 2010 at 12:06 pm

yazıya bayıldım, o ayrı da; asıl daha futbolun kaç kişiyle oynandığını bile bilmeyen bir insanı futbolla ilgili ahkam kesip sosyolojik tespitler yapma noktasına getiren cahil cesareti karşısında dilim tutuldu.

lerifilint July 11, 2010 at 1:33 am

Kadının “k”sı olmadan uzun süre yaşanabilir gibi geliyor bana. Süre sorma.

tamu July 13, 2010 at 2:09 pm

cock ring hakkında bir yazı bekliyorum sizden. nedir? ne değildir?

oliver July 13, 2010 at 2:28 pm

bu insan kimyas1yla alakal1 kimyas1n1 siktigimin insan1 dünyan1n neresnde olursa olsun kendi hayran kitlesini yaratmaya çal1smakla birlikte genelde dusa girdiginde 31 cekmekle mesgul olur ve bu esnada kafas1ndan akan suyu biriktirsek san1r1m afrikay1 göl yaparlar ki bizim türk insan1nda kesinlikle bulunan olmazsa olmaz bir meteryal vard1r.Boy abdesti almak için girer banyoya ve derki ”zaten smdi abdezz alacam bari bi posta daha gideym” der ve inik olan penisini zorla kald1rmaya çal1s1r.0,insan1z ne yaz1k ki

kikirikce July 13, 2010 at 10:28 pm

şu son örnekteki “hiiiç, porno bakıyorum.” diyen karakteri bir an kendim sandım da tırstım ne yalan söyleyeyim.. örnek cuk diye oturmuş yazıya.. ama böyleyiz işte biz.. buluyoruz, beğenmiyoruz; beğeniyoruz, bıkıyoruz; bıkıyoruz, arıyoruz; ararken yine buluyoruz ve başa dönüyoruz..

bettyblue August 19, 2010 at 9:44 pm

sevgilim ya da kocam ben uyurken ya da ben uyanıkken pornoya bakabilir. Buna kızmam kızamam. Böyle bir hakkım yok.Bu ilişkide pişkinlik değil ki. zaten bakabilir yani bunun anlayamadım sanki.porno baktığını söylemesi mi pişkinlik ???

mkredfox August 31, 2010 at 6:57 pm

Hacı aman haa, sakat kulvardan gidiyosun gibime geldi,

Yorum Postala

Additional comments powered by BackType