En Güzel Milli Marş
Bazılarının tabiriyle 12 eylül çocuklarıyız ben ve benim neslim. Apolitize olmuş bir nesil yani. Başka çaremiz de var mıydı bilmiyorum? Askeri darbe ve sonrası Özal hükümeti falan, Türkiye sıkı bir sağ politikanın rüzgarındaydı. Hoş zaten sol politika hiçbir zaman Türkiye’nin gündemine oturmadı. O dönemlerden hatırladığım, sol düşmanlığının toplumda yaygın olduğu idi. Sovyetler şeytanın ta kendisi olarak algılanıyordu. Absürdlükleri seven ve Küçük Amerika olan ülkemizde kırmızı tişört, gömlek bile giymek komünist sayılmak için yeterli sebepti. Yaşı 18-20 olanlar bilmez tabii, ama gerçekten de böyleydi işte. Ne uğraşıcam abi polisiyle, karakoluyla. İlgilenmedim politikayla. Birilerinin dediği gibi ”ne sağcıyız, ne solcuyuz… Biz futbolcuyuz”
Yıllar geçip, yetişkin bir insan olunca, soluğu bir şekilde yurt dışında alınca gördük komünizm canavarının inini de. Zaman zaman gerek iş, güç gerekse turistik amaçlı ziyaretlerim oldu Doğu blokuna. Dostluklar, sevgililer, hatıralar edindim bu ülkelerde. Sempatim vardır eski Sovyet ülkelerine. İdeolojik değil bu, tamamen nostaljik bir sempati.
Yaşı 25-30 olanlar hatırlar mı acaba o eski asansör kokularını? Hani içi kahverengi ağaç süsü verilmiş kontrplakla kaplı asansörler…Ya anneanneninizin, babaannenizin evinde küçük bir çocukken ettiğiniz kahvaltılarda masanın üzerine konan muşambanın hissi?… Yine yaşlı akrabalarınızın evinde duvarda asılı olan su kenarında otlayan ceylan desenli duvar kilimleri…İşte bunların hepsini bugün Ukrayna, Estonya, Rusya gibi ülkelerde bulup, yaşamanız mümkün. Yıl 2008 ama bunlar var abi bu insanların evinde. Çocukluğumu tekrar yaşıyorum…
Sovyet ülkelerinin bu durumunu gördükçe ”sizi yemişler güzelim maalesef” diyesi geliyor insanın. Gerçi onlar da bize dönüp ”olm, 80 yıl önce bıraktığın cüppe ve sarığı bugün yine senin önüne getirdiler, asıl seni yemişler” dese, gıkımızı çıkarmaya hakkımız yok. Göt olur, döner, yürür gideriz.

Bizim millete demokrasi yaramaz. Yaşasın cunta rejimi!!!…
O yüzden kaderimiz de birdir bu insanlarla. Hayatımız bizi yönetenlere domalmakla geçmiştir. Biri s.kmeye öbürü s.kilmeye doymuyor. Alın size tipik bir fetiş işte. Hani sitemin orta bölümündeki reklam kısmındaki resim var ya ”Sex And Submission” yazan. Olayı en iyi o resim açıklar. Zannetme ki boynuna taktığın zincirle iş bitiyor. Birazdan yağlayıp yağlayıp….Neyse…Haa sonra birinin adı komunizm olmuş diğerininki demokrasi. Yiyim ben öyle demokrasiyi de komünizmi de…
Seni, beni yemenin adı ideoloji. Değer vermiyorum bu tarz şeylere. Bu yüzden kollektivizmi sevmiyorum. Yanılgıya düşme payın daha fazla. İçinde bulunduğun topluluğun, inandığını zannetiğin fikirlerin, kutsal ve dokunulmaz olduğu sana öğretilen değerlerin esiri olmak çok kolay.
Başlığımı en güzel milli marş olarak seçtim. Çünkü bir zamanlar Sovyetler Birliği‘ne bugün ise Rusya Federasyonu‘na ait olan bu marş gerçekten de çok etkileyici. Bu marşı müziksel olarak algılamanızı tavsiye ederim. Sanat her ne kadar ideolojik propagandaya sık sık alet edilse de, özünde yani sanatın kendisinde olayı ayırarak değerlendirmemiz gerekiyor. Yoksa istediğiimiz kadar tartışalım, uzaya ilk insan yollayan ulusun kendi halkını, tatil yörelerimizdeki Türk maymunlarına neden maymun ettirdiklerini ya da Stalin‘in cinayetlerini. Sonuçta bu bir müzik eseridir ve harikulade bir eserdir.
Hymne sovietique
yükleyen touitoui74


4 Yorum Postalanmış
Cümleler ardı ardına ne güzel sıralanmış Fenasi. Grup seks edası ile…
Marş konuusundaki tercihine bayıldım +1 diyorum.
yıllardan beri Slayer, Rossini, Zeki Müren, Duran Duran gibi media player’ımın demirbaşlarındandır bu şarkı…
Adamlar sanatçı…
Marş gerçekten güzel. S. V. Mikhalkov imzalı eseri normal bir parça gibi dinlerim çoğu zaman.
Bu Marsı Ne Zaman duysam Soyleyen Rus Atletler genelde Aglıyor Diyorum ki Cok Duygulu bir Marş Anlamı cok merak eTmedi Degilim Güzel bir Duygu yogunlugu yasatıyor
Yorum Postala
Additional comments powered by BackType