Çocuklara Öğütler – An Orgasm A Day Keeps the Doctor Away

Düşünün ki okul çağındaki ufaklıklara onların da bir cinsel hayata sahip olma haklarının olduğu hatırlatılsa… Ve hatta hatırlatılmakla kalmayıp, günde en az bir defa orgazmı yaşamaları teşvik edilse. Kendine uygun düzecek, düzdürecek sınıf arkadaşı bulamayanlara da mastürbasyon tavsiye edilse.

[Bu içerik, yalnızca Bold üyeler tarafından görülebilir] Daha önce üye olduysan buradan giriş yapabilirsin. Eğer üyeliğin yoksa, 18 yaşından büyük olmak koşulu ile buradan bir hesap açabilirsin.

Bookmark and Share

20 Yorum Postalanmış

Fenasi July 13, 2009 at 6:05 am

Ne yapayım? Bu haberi gece okudum, alelacele bir yazı yazdım. Bir önceki konu da biraz benzer noktalar gösteriyor. Benim gibi rahat bir adamı bile paranoyaya soktunuz.. Hakkımda ne derler diye düşünmeye başlarsam sonum gelmiştir.

Aba altından gösterilen sopalar illa ki bilinçaltımıza yerleşiyor demek ki. Ben bilmem, haber çıktı, yazdım. Bakanlık deseydi biz böyle bir genelge yayınlayacağız, bir önceki postayı atmazdım o zaman.
Bunu bugün yazmasan bayatlayacak, yarın siz Hürriyet’de göreceksiniz. Altında da ”işte girmek istediğimiz AB nin hali bu” tarzında yorumlar dolu olacak. Kafanıza göre yorum da yazamazsınız oralarda. Gece evinizden alırlar…

kakali July 13, 2009 at 7:14 am

Bu postun altı da şenlik yerine dönecek!

tuse July 13, 2009 at 10:41 am

Kadınların kendi bedenini tanımaları için masturbasyon yapmaları kesinlikle şart. Ama öğretilmesi düşüncesinde aklıma ortaokulda ped dağıttıkları gün, erkeklerin alaycı ve hımmm larla dolu bakışları, sözcükleri geldi. İnsanları kendinden, bedeninden utandıran bir zihniyet mevcutken, üstelik annelerimiz, bizden büyük bayanlar da bunu tetiklerken, okullar ne derece faydalı olur bu konuda bilemedim.

Ama okumaları için yada bir video şeklinde cd ile verilebilir evlerinde izleyebilirler bence. ama toplu ortamlarda işin boku çıkıyor.

Sır July 13, 2009 at 12:40 pm

‘bizim toplumumuzda 18 yaş altında kimse seks yapmıyor zaten.’ senin bu cümleyi inanarak söylemediğini biliyorum, ama toplumda böyle bir yaygın inanış var cidden. Oysa kendimden biliyorum cinselliğin keşfi o kadar erken yaşta olur ki… Gizli saklı yerleder erkek kuzenimle birbirimizin bedenini keşfettiğimizde herhalde ilkokul ya bir ya da ikideydim. Mastürbasyonu keşfettiğim anı hatırlamıyorum bile, ama bir gün kendi bundan zevk alırken hatta yaptığımın mahrem bir şey olduğunun farkında olarak buldum kendimi. Herhalde 9-10 yaşlarındaydım olayın bilincine vardığımda. Dediğin gibi herkeste cinsel olgunlaşma süresi farklıdır elbette. Kendimin normalliğinden şüphem olmadığı için rahatlıkla çocukların aslında çok erken yaşlarda kendilerini keşfettiğini ileri sürebiliriz bence. O halde bunu çocuğun utanmayacağı, gelişiminin doğal bir parçası olarak öğrenmesi sağlıklı bir kişilik gelişimine katkıda bulunacaktır. Tuse’nin dikkati çektiği erkek alaycılığına katılıyorum. Benim de benzer bir hatıram var. Ama tecrit etmemeli bence yine de. Türkiye’de erkekle kadının bir aradalığı önemli bir sorun. Erkeğe de bunun bi dalga geçme malzemesi ayıp, günah olmadığı öğretilmeli. Erkek sadece kendi cinselliğini değil, kadını da öğrenmeli sanırım. Yine de çocuk milleti acımasızdır, ütopik olmamak lazım bu konuda. Girişimde bulunmak, hiçbir şey yapmamaktan yeğdir.

leri filint July 13, 2009 at 1:31 pm

İngiltere ve okul ve öğrenci ve liseli fantezisi ( bunu ben ekledim ) falan dediğinde http://www.schooldisco.co.uk/pictures/schooldiscocom_portland_girls_school aklıma ilk gelen şey oldu. Bilahare , yorumlardaki şenliğin derecesine göre girerim olaya….

Tal İsman July 13, 2009 at 1:42 pm

Bana yaklaşımın biraz tehlikeli geliyor Fenasi.
Eğitimden bahsetmiyorum, eğitim bir şekilde olmalı, savunurum bunu. Ergenlere yapılabilecek en büyük kötülük, bedenlerindeki değişimi yok sayıp, onları karanlıktabırakmaktır. Sonra el yordamıyla ve de yanlış bilgiler edinildiğinde işler çok zorlaşabiliyor.
Ama bu “laisses farre..” yaklaşımını çocuklar sevişsin, resimlerini de rahatça dolaşıma soksun, bunu engelleyemezsiniz demek de biraz tehlikeli. O kadar basit değil. Ergen bireyin kafası karışıktır, ona cinselliğin de yükünü yüklemek biraz haksızlık. Bu yükü ebeveyn taşımalı bence, eğitim yükünü de , bilinçsiz seks yapmasını da ebeveyn engellemeli diye düşünüyorum. Ebeveyn sorumluluğu diye birşey var. Yaş 12 olup senin deyiminle meme pörtleyince filan bitmiyor bu. Anne baba monitor edecek, yakından izleyecek, yol gösterecek. Asla cinselliğini yok sayarak değil ama çocuğunu da korumalı. Bu öyle eski moda dudak bükülecek bir konu filan değil.

Fenasi July 13, 2009 at 2:26 pm

Talisman

Vallahi tek başıma göğüslemekten yoruldum bunları. Endişelerini anlıyorum, haklı bulduğum yönleri de olabilir. National Health Service in Great Britain böyle demiş. Bu tarz bir kararı masabaşında almamıştır gavur. İlla pedagoglara bilmemnelere sormuşlardır.

Şurda bir anlaşmamız lazım bir kere, herhalde bir önceki postadan bahsediyorsun arada. 16 yaş çocuk mudur? Eh bir kısmına göre öyle… Ben orada da dedim, ”2 sene sonra 18 olunca kendi isteğiyle ölüme gidebiliyor bu insan”. Açıkcası bana çok ters gelmiyor o zaman. Ama tabii bakış açısı farklılığı var.

Bir de ben demiyorum ki, yukardan bir direktifle ”bu fotoğrafların dolaşımı serbest bırakılsın”… Benim demek istediğim, hep ısrarla altını çizdiğim ”olabilecek zararın en az seviyede tutulması için yetişkinlerin ilgi ve kaynaklarını gerekli yere aktarması”. Çünkü sistem kolaycılığı seçiyor. Yasak diyor, gerisini takip etmiyor. Hem daha ucuz, hem görevini yapmıyor, hem de felaket başa gelince suçu başkasına atıyor.

Kesin olan şu: Ergenlerin birbiriyle seks yapmalarını, teknik konularda ebeveynlerinden daha üstün olan becerilerini kullanarak kendi fotoğraf ve filmlerini yaymalarını EN-GEL-LE-YE-MEZ-SİN. Gel bundan nasıl en az zarar görürür insanlar, onun çaresine bakalım.

ABD nin güney eyaletleri, İncil kuşağı dediğimiz missisipi, texas vs. buralarda ergenlikte oluşan istenmeyen hamilelik oranları fazla. Çünkü olaya gelenekçi ve yasakçı bir şekilde yaklaşıyorlar. Buna karşın başta Kuzey Avrupa ve tüm AB ülkeleri daha modern ve serbest bir yaklaşımda bulundukları için teenage lerde istenmeyen hamilelik oranı çok düşük. İngiltere’den çıkan bu tavsiye, halihazırda olan en iyi sistemi daha da iyi hale getirmek için.

Tabii anlıyorum bizim ülkemize şu an için uymaz. Çünkü Avrupalı aile yapısı çocuklarının bu tür ilişkilerine daha müsamahalı bakıyor. Ben zaten demiyorum, alın bunun aynısını getirin, koyun…

Bu yalnızca dünyanın medeni olan tarafı nereye doğru gidiyor, bunu göstermek için bir pusula… Naçizane…

emre July 13, 2009 at 2:37 pm

Bu post bi önceki post gibi bıçak sırtı bi konu Fenasi..Yine tehlikeli sularda boğulmadan yüzmeye çalışıyorsun..

Toplumda özgürce seks yapılmasını kimsenin kimseye karışmaması gerektiği fikrine “olabilir” diyenlerdenim.Ama bunu yaparken bir takım kurumları aşağılamak,gereksiz görmek veya yok saymamak gerekir diye düşünüyorum.Aile ve ailenin olmazsa olmazlarından bahsediyorum.Yazdıklarından tek tabanca yaşadığını anladığım birisine ailenin önemini anlatmanın imkansızlığını biliyorum.O yüzden o konuya girmeyeceğim.

Şu düzüşme ve yaş arasındaki ilişkiye gelelim.

Daha önceki postlardan birinde yazmıştın sanırım.Her ülkenin sevişebilme yaş sınırı farklı farklı.Kiminde 16 kiminde 18..Bunları hiç bir ülkenin kıçından uydurduğunu düşünmüyorum şahsen.Hepsi psikoloji denen bilim dalına danışılarak yaslara girmiş yaş sınırlamaları.Misal Avrupa’da da filmler vizyona girerken bazılarına belirli yaş sınırlaması konuyor +10,+16,+18 gibi..Bunun sebebini idrak edebilirsen düzüşmeye niye yaş sınırı konuyor sorusunun cevabı kafanda şekillenecektir.

Düzüşmenin belli bir yaşla sınırlı olması hiç kimseyi durdurmuyor zaten..Her ülkede olduğu gibi Türkiye’de de 18 yaşın altındakiler sevişiyor seks yapıyorlar.Senin kendi çocuğun olsa 18 yaşına gelmeden misal 14 yaşında sevişmesine bu derece normal yaklaşabilecekmisin acaba.?Veya 14 yaşındaki kızın sana gelip “Baba biz erkek arkadaşımla sevişeceğiz evden çıkar mısın” dese ne diyeceksin.Okul öncesi cinsel ilişki sebebiyle hamile kalan,genç yaşta ve üstelik henüz ergen olgunluğuna erişmeden ve hiç bir şekilde hazır değilken anne olmak zorunda kalan Amerikan gençlerinin hikayelerini okumuşsundur.Özgürce seks yapmak hiç bir haltı çözmüyor.

emre July 13, 2009 at 2:59 pm

15-17 yaş amerikan gençliğindeki istenmeyen hamilelik oranlarını tüm ABD’de hemen hemen eşit bi dağılım göstermektedir…Seninde dediğin gibi Mississippi, Texas, Arizona, ve Arkansas’ta genç yaşta hamilelik oranı yüksektir.Buralarda yüksek olması diğer batı eyaletlerinde düşük olduğu anlamına gelmiyor tabiki..

Misal en yüksek genç yaşta kürtaj oranı New York ve New Jersey’dedir.

Bu arada hızla artan 15-19 yaş arası istenmeyen hamilelik oranları 1990-2002 arasında siyah kadınlarda %40 beyaz kadınlarda ise %34 oranında düşmüştür.

Fenasi July 13, 2009 at 4:50 pm

@ Emre,
:) Tek tabanca da olsam, aile önemsizdir diye bir görüş bildirmedim hiçbir yerde. En azından kendi çocukluğumdan yola çıkarım. Etrafımda da var bolca ana, baba. Bu konuları tartışıyoruz sürekli…

”Kendi çocuğun olsa” gibi soruları fuhuşu tartışırken de sıkça alıyor insan. Senin kızın fahişe olsa, kız kardeşin telekız olsa vb. Bunlara verilecek cevap, sorun diye ortaya koyduğumuz şeylerin cevabı olmaz ama.

Ayrıca sorulan soruların hepsi nedense kız çocukları veya kız kardeşleri ele alıyor. Hiçkimse ”ya babanın jigolo olduğunu öğrensen birgün” diye yöneltmiyor soruyu. Ki öyle bir soru alınsa ”keşke işe beni de götürse” diyen çok çıkar. Tersi de aynı şekilde 16 yaşındaki oğlunun mahallenin tüm kadınlarını kocaları işteyken eşşekten sudan gelinceye kadar ziktiğini öğrenen bir baba çıldırıp oğlunu doğramaz… Yani daha temelde birtakım iğretilikler var.

Direk ve dürüstce cevap vereyim ama. Kızım bana ”baba evden biraz çıkar mısın?” dese, öyle birşey sorsa ”saçmalama, kendine gel” derim. Ama bu onu apartman boşluğunda ağzına almaktan geri koyar mı? Zannetmem… Çünkü aynı yollardan biz de geçtik. Dinlemedik aileyi. Çok da ilgililerdi yani, eğitimci falan…

Hepiniz benden iyi bilirsiniz. çocukla iyi, arkadaşlığa ve karşılıklı saygıya dayanan bir iletişim kurmak bu tarz tabu sayılan konuları mümkün olduğu kadar açıkca konuşup üzerindeki esrarlı bulutu kaldırmak, oluşabilecek tehlikelere karşı donanımlı tutmak, ve en kötü şey olduğunda dahi yine de onun yanında olabileceğini çocuğa hissettirmek en doğrusu.

Bunlar tabii lafta kolay, yapılışta zor işler. En iyisi, görüş açısını geniş tutmak, diğerleri nasıl yapıyor iyi veya kötü dersler çıkarmak.

Ama hiç yapılmaması gereken bugün Türkiye’de yapılan. Yani olayı yok saymak.

Bakın Sır anlatmış işte yukarda olayı. 9-10 yaşlarında bu işlerin nasıl döndüğünü.

Hell Berry July 13, 2009 at 10:52 pm

Fenasi gibi 100 adam daha olsa memleket çiçek gibi olur. Son yorumunun altına imza atarım.

Sır’ın yazdığına bir ekleme yapayım, anaokulunda kız öğrenci velileri okul psikoloğuna soruyor “benim kızım orasıyla oynuyor ne yapayım” diye. Erkek öğrenci velileri de “benim oğlan da pipisiyle oynuyor, üstüne bakıcının poposunu karıştırıyor” ne yapalım diye. Bunlar daha 4-5 yaşındalar.

Hell Berry July 13, 2009 at 11:19 pm

Postala dedikten sonra aklıma geldi yazmak. Türkiye’deki liselerde, özelinde de İstanbul’daki liselerde öyle olaylar var ki bildiğim duyduğum ben bile dilimi yutuyorum. Önceki postadaki şeylere sen “nice things” diyorsun biz daha bakarken korkuyoruz. Cinsellikle, seksle, ya da erotizmle ilgili mebzul miktar bilgi tükettiğin için bunlar normal geliyor.

Seksi, karşı cinsi bilmeyen adamdan korkacaksın. Bilen adamdan zarar gelmez.

barbieater July 14, 2009 at 11:26 am

okulda kapsamlı seks eğitimi daha önce büyük filozof Aldous Huxley tarafından BRAVE NEW WORLD adlı şaheserinde işlenmişti. aynı kurallar orada da uygulanıyordu. anaokulunda seksüel eğitime başlayan bireyler üst sınıflarda her türlü erotik oyunu bilir hale getiriliyordu.
fakat şöyle bir durum var. amaç seksi rahat yaşamak değildi. bireylerin sınıf farklılıklarını veya yöneten ve çalışan gibi kastları düşünmemeleri için yapılan bir uygulamaydı. legal olan uyuşturucular ve özgür seks ile bireylerin farklı şeyleri düşünmesi engelleniyordu. rahatlamak için uygulanan bu şeyler büyük çoğunluğa yeterli geliyordu.
insanoğlu gerçekten garip bir varlık. rahata erdiği zaman birçok şeyin sihrini göremeyebiliyor. zorlukla kazanılan şeylerin değerini daha iyi anlayıp, kolaylıkla elde ettiklerini ise kenara fırlatabiliyor. “free love” konusunda herkezden önce devrimleri yapan kuzey avrupadan çıkma bir tane dokunaklı aşk hikayesi söylesenize bana. hadi onları da boşverin. modern çağda çıkan bir tane “kerem ile aslı” veya “leyla ile mecnun” hikayesi var mı?
işin bir diğer ilginç yönü de zorlanmamış bir sosyal hayatta çözülmelerin de çok kolay yaşandığı . büyük şehirlerdeki boşanma oranları inanılmaz boyutlarda. çocuk istemeyen insanların sayısı giderek artıyor. büyük şehirlerde doğan ve anne babası ayrı bireyler giderek fazlalaşıyor. rahat yaşamın en büyük getirisi olan uyuşturucu ise had safhada.
benimkiler sadece soru ve sorun. çok paradoksal bir konu. insan olmak hakkında. ahanda işte son paradoks. Orson Welles in Üçüncü Adam filminden,

“…İtalya’da 30 yıl boyunca Borjiyalar hüküm sürdü, bu süre içinde hep kan döküldü, cinayetler işlendi yani hep savaş, kıyım ve terör vardı. Ama Michelangelo, Leonardo da Vinci ve Rönesans’ı da onlar yarattı. Oysa İsviçre’de 500 yıl boyunca barış, kardeşlik ve demokrasi vardı, ama buna karşılık ne yaratabildiler? Sadece guguklu saati!”…

PuCCa PuCCa July 14, 2009 at 2:11 pm

Bence herifler hadi seks yaptıralım jackle jadei diye yapmamışlardır bu muhabbeti.. bakmışlardır gidişat onu gösteriyor, yiyişme yaşı düştükçe düşüyor onların meraklarını dindirmek, korumak, en azından bilinçli bir şekilde yapmalarına olanak sağlamak içindir. ama işte gazete sadece orgazm tarafını ele almıştır sense hürriyet yorumcuları gibi burdan vurmuşsundur..

yalnız kafama takıldı kalp krizi, mastırla oluyorum ama yani o zaman tehlike yok dimi yaşıcam dimi :’(
hem dünya zevkinden mahrum bıraksın kukum beni, bide erken yaşta mortingene doğru bir iki.. ne lanet ne boktan kukuya sahibim.. hiç sevmiyorum şerefsizi..

Fenasi July 14, 2009 at 3:01 pm

@ Pucca,

Dedim ya zaten ”skandal gazetesi haberi öyle verdi” diye. Ben kaynağına gittim, pek de öyle demiyor. Başlığı ve ilk paragrafı tabii ki kıllık olsun diye attım öyle..

@ Barbieater,
Hah.. Sen de benim gittiğim yoldan gitmişsin esasında. Subjektif olarak ele alıp, kendi karakterinden, dünya görüşünden yola çıkarak değerlendiriyorsun olayı doğal olarak. isviçre’ye biraz haksızlık yapmışsın. Çikolata ve Bankacılık var. Hukuku var, dünyaya örnek olan.

Kuzey Avrupa’dan dokunaklı aşk hikayesi çıkmaz, doğru. Duygusal yöndeki eksikliklerini analitik zeka ile gidermeye çalışıyorlar. Rulman dişlileri, buhar makinası, gen teknolojisi, bilgisayar faresinin icadı, kadın-erkek eşitliği vesaire

Avrupa’nın eski romatik kültürüne ev sahipliği yapan Fransa ve İtalya artık sanatçıları ile değil Sarkozy ve Berlusconi ile anılıyor.

Şehirlerdeki boşanma, çocuk istememe, ailenin çözülmesi durumunun kadın-erkek eşitliğinin bir yan etkisi olarak düşünmek mümkün. 70 lerin nesili için, anneler hep çocukları için evliliklere tahammül ederdi. Bu değişiyor artık. Kimsenin tahammülü kalmadı. Kadının kendine bakabilecek duruma gelmesi ve parasını kazanmasının erkeğinden ipleri kolay koparmasında etkisi var.

Kuzey Avrupa ruhsuz, romantik değil, yaşadıkları ilişkiler üzerine romanlar yazılacak türden değil. Bu gerçeğin ”laf” ta kalan tarafı. Bir diğer yönü ise, Kuzey Avrupa’da çok gelişmiş bir sosyal güvenlik ağı var. Ucuza ve iyi kalitede anaokulu imkanı, yetişkinlerin üzerinden çocuk yükünü alıyor. kadın veya erkek kafasına tak ettiğinde boşanıp hayatını çokca da zorlaştırmadan yaşantısına devam ediyor. Boşanan çiftlerde çocuklar bir hafta annede bir hafta babada kalıyor. Yani kadın boşanmadan sonra aşk hayatını çocukları yüzünden gömmek zorunda kalmıyor.

Vatandaşlarının yaşadığı toplumu daha da yaşanılır hale getirmekle görevli olanlar hemen yukardaki paragrafta ele aldığım rasyonel uygulamaları yürürlüğe koymakla yükümlü.

Yani sistem gelip vatandaşına ”kusura bakma, kadını ve erkeği eşit göremem. Çocuğunuz için anaokuluna ödeyeceğiniz para hiç skimde değil, benim gözümde de küçük çocukların cinsel hayatı olmayacağı için cinsel problemi de olamaz. Ama kütüphaneler herkese açık, çok güzel aşk romaları var, buyrun okuyun” diyemez. Sistem rasyonel olmak zorunda.

barbieater July 14, 2009 at 3:58 pm

aslında bahsettiğim şeyi söylemişsin sayın fenasi,
kuzey avrupa gelişmeleri de onların tarihinin göstergesi. sanayi ve teknolojide gelişimleri iki dünya savaşında bütün ülkelerinin kafalarına çökmesi yüzünden olması olabilir mi? konu aşk meşk hayatına gelince de işler farklı yürümüyor. ne kadar sıkarsan o kadar yaratıcı olmak zorundasın:)
sadece örnekleri verdim zaten. yoksa savunduğumdan değil. brave new world de anlatılanı söyledim. free love güzel birşey tabikide ama birlikte olabilmek için ne zorluklar aştığım eski sevgilimi her halde jenna jameson bile unutturamaz bana:P
sistem öyle olmalı ama olmadı tabi. devlet güvencesi verince aile kurumunu yıkıyorsun. devlet güvencesini kaldırırsan aile kurumu o kadar güçleniyor ki bireysellik kalkıyor ortadan. aile kurumuna karşı değilim ben. hala ve hala toplu aile yemeklerinden (arada sırada bile olsa:) zevk alan birisiyim.
kafa da çok soru var tabi de iş yerinden yazınca bu kadar çıkıyor:)

Fenasi July 14, 2009 at 6:01 pm

Evet Barbie, anlaşılmıştır olay. Bu FriendFeed’de de biraz tartışıldı, orada en son dediğimi buraya da geçeyim. Bu raporun adı Pleasure… Linki yazıda var.

Pleasure (raporun adı) is no Kama Sutra for kids. It is an attempt to start a discussion among professionals about how they think about sexuality.

Raporun PDF halini eğer okursanız ne kadar isabetli olduğunu görürsünüz. Atmayayım ama herhalde İngiltere’de 25 yıldır var bu cinsel bilgi dersleri. Tabii ki olumlu bir adımı çok önce atmışlar. Ancak raporda da diyor, gençler bu dersleri daha çok biyolojinin işlendiği sıkıcı dersler olarak algılıyorlar. Bu rapor sansasyonel gazetelerde yansıtıldığı gibi minik okul bebelerine ”hadi bakalım hafta sonu herkes orgazm olup gelecek, pazartesi kontrol var” tarzı bir rapor değil. herşeyden önce direk olarak öğrencilere değil, onları eğitenlere yönelik tavsiyeler içeren bir rapor. Eğitimcilerin gençlerle bu konuları konuşurken gözönüne almaları gereken detayları toplamış. Orgazm faydalıdır diyor. Eh yalan değil… Kalbe iyi geldiğini ben bilmiyordum, buradan öğrendim. Ben şahsen orgazmı anaokulundan beri yaşıyorum. O çağa uygun bir eğitim de olsa keşke. İngilizlerde rıza yaşı 13 olduğu için oradan itibaren almışlar bu raporu hazrılarken. Blogda da yazdım yorumlarda. Ben demiyorum bu bize uyar, hemen getirip uygulayalım. Batı bunu pedagoglara, uzmanlara sorarak böyle yapıyor.

tuna July 14, 2009 at 6:10 pm

şu an okullarda verilen cinsel eğitim yetirlilikten öte komik. bu bahsedilen ise değneğin öbür ucu. iki ucunda pek sağlam değil.

birde işin şu yanından bakmak lazım galiba. cinsellik zevk ve haz için ama üremek için de.. üremek için yeterli maddi manevi birikime ne zaman ulaşalıyor ortalama. 11 yaşında bir kızı kucağında kendi kızı ile görmek şu an haber değeri taşıyor. ama bu şekilde bir süre sonra bu önüne geçilemez bir hal aldığında ne olacak. yani o çocuklara yazık olarak gibi geliyor bana..

kesinlikle kendini bedenini karşı cinsin bedenini tanımak daha mutlu bir yaşam sürmenin artılarından. ama “çocuklar” .. işte orada iyi ve derin bir nefes almak lazım. ..

barbieater July 15, 2009 at 10:45 am

ha bir de bu eğitimin bir nedeni de ingilizlerin AIDS ten aşırı çekmeleri. burda kan verirken bile soruyorlar 90 larda ingiltere de yaşadınız mı diye…

Yorum Postala

Additional comments powered by BackType