Bu Olay (Uzaklarda Bir Yerde) Olmuş Olabilir. Olmadıysa, Olacak Olabilir.
Alije Bajramovic, sabahın erken saatlerinin ıslak havasını ciğerlerine çekmek için yatak odasının penceresini açtı. Adriyatik denizinden gelen tuzlu su ve kum kokusu, genç kadının ciğerlerini doldurdukça, göğüs kafesi ile beraber hamileliğinin bu dönemlerinde dolmaya başlayan süt bezleri de inip kalktı.
Memelerini şöyle bir avuçladı. Kahverengi uçlarını hafifçe sıktı, süt gelmesini beklermişcesine kontrol etti. Pencerenden beri esen hafif rüzgarın, önü açık sabahlığından geçip kasıklarını doldurması hoşuna gitti.
Yenge! Ben okula gidiyordum…
Sabahlığının önünü telaşla ilikleyerek sesin geldiği yöne döndü. Sırtında çantasıyla yatak odasının kapısına yaslanmış erkek çocuğuna şöyle bir baktı. Ne kadar zamandır orada dikiliyordu?
Çocuk başını yere eğdi, ”Hadi akşama görüşürüz” diyerek seyirtti.
Alije arkasından bağırdı. ”Bugün Cuma! Ağabeyin akşama erken gelir. Ondan sonraya kalayım deme sakın!”
Alije, Türkiye’den göçme, köklü bir aileye mensuptu. Kendisinin çocukluk yılları da orada geçmişti. Hatta bir söylentiye göre, aile mensuplarından biri zamanında Türkiye’de bakanlık yapmış bir kadındı. Alije’nin de ismini akrabası olan bu kadından aldığı aile içinde söylenirdi.
Doğu’daki bu büyük ülke, içine düştüğü Avrupalı olma sevdası yüzünden ahlaki çöküntüye uğramış, buna iç ve dış mihrakların kışkırtması da eklenince köklü cumhuriyetin yıkımı kaçınılmaz olmuştu. Büyük yıkımımın kıvılcımını çakan ve tarihe 15 Mayıs olayları diye geçen günü çok iyi hatırlıyordu Alije.
İnternetteki sex shop sahiplerinin kışkırtmasıyla bu sitelerde serbestçe satılan azdırıcıları içip sapıtan, pervert bir grup aşağılık insan müsveddesi, ellerine geçirdikleri butt plug’larla Ankara Lolita Endüstri Kız Meslek Lisesi’ni basarak teen lise kızlarını oral sex orjisine zorlamış, öğretmenler de butt plug lara oturtularak failatün failün okutulmuştu.
Ülkedeki iç karışıklık, ahlaki çöküntü ve 15 mayıs olaylarında Lolita Kız Meslek Lisesi öğrencisi olarak Alije’nin yaşadığı travma, tüm aileyi ata topraklarına, Arnavutluğa geri dönüşe zorlarken, Alije’nin genç kız kalbi, saf bir aşkın ancak ahlağı yüksek, dışardan gelen kötülüklere kapalı, halkı kahramanlarla dolu bir ülkede yaşanabileceğini ona fısıldıyordu.
Liseyi Tiran’da bitiren Alije, hayatının erkeği ile tanışmak için çok beklemedi. Tiran’da her yıl yapılan popo güzeli yarışmasını iki defa üst üste kazanan, ateşli bir genç kızın fantezileri süsleyebilecek kadar çekici olan Haydar Kudur Bajramovic, ne yazık ki yakışıklı olduğu ölçüde iş hayatında başarılı değildi. Parti’yle olan yakın ilişkileri sayesinde kurma iznini aldığı Alban Tube projesi, içine devlet arşivinden koyulacak yalnızca 2744 Enver Hoca videosu bulunabilmesinden ötürü başlamadan bitmiş, ülkenin yönetmeliklere ve mevzuata uygun, ”güvenli” tek sex shop’unu açtığında ise, satmak için yatak odasındaki komodinin üzerinde konuşlandırılacak rulo tuvalet kağıdından başka bir şey bulamaması yüzünden kısa zamanda kepenkleri kapatmıştı. Seks shop’ta satılacak ürünlere dair kuralların biraz esnetilmesi için Parti’ye başvurduğunda, Türkiye’deki 15 Mayıs olayları örnek gösterilerek, çocukların güvenliği için bu kararları aldıkları kendisine söylenmişti.
İki başarısız iş girişiminden sonra her erkeğin düşebileceği ”para kazanamıyorum, erkeklik gururum incindi, buna bağlı olarak genç karımla sex yapasım da yok” psikozuna giren Haydar Bajramovic’in, Alije’sini alıp Tiran’a 31 kilometre mesafede bir sayfiye şehri olan Dıraç‘a yerleşmesi, genç çiftin aralarında tekrar aşkı ve ihtirası bulabilmeleri için önemliydi. Üstelik Haydar’ın devlet yatılıda okuyan kardeşi de Dıraç Enver Hoca Lisesi’nde eğitim ve öğrenimini sürdürmekteydi. Öksüz delikanlıya yengesinin analık etmesi, çocuğun ruhsal gelişimi için faydalı olabilirdi.
Haydar’ın Parti’deki kontakları yine yardımına koşmuş, kendisine dönemin en hot mevkilerinden biri olan Posta, Telefon ve Telgraf İşleri müdürlüğü verilmişti. Haydar’ın böylesine önemli bir devlet görevini almışken, bu görevi başkent Tiran’dan değil, 31 kilometre uzaktaki bir sahil şehri olan Dıraç’dan idare etmek istemesi, bazı söylentileri beraberinde getirmemiş değildi. Kocasının, Dıraç’dan İtalya’ya kalkan ro ro gemilerinde, Arap tır şoförlerine ödüllü götünü sunmak için bürokrasiden uzak kalmaya çalıştığı dedikodularını, Alije sineye çekmek zorunda kalmıştı.
Bu dönemde kazara hamile kalan Alije’nin, her iffetli ve müşfik anne adayı gibi gündelik ev işlerine kendisini vermesi aile efradı tarafından beklenirken, kendisi, aksine gebelikte salgılanan hormonların etkisiyle azgın bir kadın haline gelmiş, bu doğal istekleri tatmin edilemeyince yine kocası tarafından ”yarrak delisi kaltak” olarak damgalanmıştı.
……………………………………
Yarrak… Yarrak… Lanet olası yarrak Dıraç’da da yok!
diye dişlerini sinirle gıcırdatarak mırıldandı Alije. Bir söylentiye göre Türkiye’deki iç savaştan sonra hükümet kuvvetlerinin eline geçen tonlarca yapay yarrak, ”Türk’ün bunlara ihtiyacı olamaz” diye ya imha edilmiş, ya da komşu ülkelere hibe edilmek istenmişti. Kesin olan bir şey varsa, Arnavutluğa gönderilmek istenen bir konteynır yapay yarrağın, Parti’nin aldığı kararla geri çevrilmesiydi. Parti’nin yayın organı Zëri i Popullit‘deki haber manşeti, daha dün gibi gözünün önüne geldi:
”Türk’ün yemekten imtina ettiği yarrağı, kendi bacımızı, anamıza yedirmeyiz!”
Kahvaltılıkları çıkardı, çayını koydu, sandalyesine oturdu Alije. Mutfak masasının demirbaşı, Haydar’ın annesinin evlilik hediyesi radyoyu açtı. Gazetenin kültür sayfası, güne başlamak için iyi bir seçim diye düşündü. Parmaklarını dili ile ıslatarak sayfaları ayırmak istedi. Şarkıcı, sanatçı Adrianna Adelina İsmaili ile ilgili haberin olduğu sayfadaki fotoğraf ıslaktı.
Telefon çaldı. Gazeteyi bıraktı. Radyoyu kapadı. Sandalyesinden kalkmadan, oturduğu yerden telefona uzandı, ahizeyi kaldırdı. Her ahize kaldırılışında duyulan o mekanik sesin mesajı okuyup, bitirmesini bekledi.
”Ahizeyi kaldırmakla, telefonunuzda yaptığınız bu görüşmenin kayıt altına alındığını kabul ediyorsunuz’‘ şeklindeki mesaj, göreve geldikten sonra Haydar Bajramovic’in uygulamaya koyduğu bir buluştu.
Haydar Bajramovic, telefonda karısına akşama yemeğe gelemeyeceğini bildirdi. Açık havada verilecek bir kokteylde, devlet erkanı ile beraber ülke meselelerini tartışacaklardı.
Alije içini çekti. Artık üzülmüyordu bile. Sanki evde olsa kendisine dokunacak mıydı? ”Kahvaltıdan sonra mastürbasyon yaparım” diye aklından geçirdi. Gözü, masaya biraz önce bıraktığı Zëri i Popullit’e ilişti. Adrianna’nın fotoğrafı neden ıslaktı? Fotoğrafın üzerindeki ıslaklığın üzerine işaret ve baş parmağını bastı. Tam parmaklarına bulaşan sümüksü sıvıyı burnuna götürüp koklayacakken mutfak kapısında beliren gölgeyle irkildi.
- Sen okula gitmeyecek miydin?
Fenasi Bajramovic cevap vermedi. Onun yerine Alije’nin oturduğu sandalyeye doğru iki adım attı. Omuzları düşük bir şekilde, yerdeki karo taşlara bakıyordu. Alije’nin kafası ise bomboştu. Kalbi çarpıyor, yanakları yanıyordu. Sandalyeden kalkıp mutfağı terketmek, ya da saçma sapan bir soru ile ortamdaki elektriği yatıştırmak istiyor, ama bunları yapacak, planlayacak düşünceleri bir türlü usuna getiremiyordu. Ne yaparsa yapsın, kafasında düşünebildiği, canlandırabildiği, bir sikin dondan ilk çıktığı anda etrafına verdiği, kapalı yerde kalmış et kokusuydu.
Kardeş Bajramovic, yengesinin sabahlığını usulca omzundan düşürdü. Alije omzundan yerdeki karo taşların üzerine kayan sabahlığını seyretti. Kafasını kaldırıp yüzyüze gelmeden yüzünün hizasındaki pantalonu tutan kemeri çözdü. Evet… Donundan serbest kalan sikin o harika kokusu… Oturduğu sandalyenin sırılsıklam olduğunu ancak neden sonra fark edebildi.
Fenasi Bajramovic, 15 yaşında bir çocuktan beklenmeyecek kararlılık ve kuvvetle Alije’nin saçlarını eline dolayıp, onu vücudunun üst kısmı kahvaltı masasına eğilip, yatırılacak şekilde, ayakta domaltmak üzere kaldırdı. Alije’nin çoktan döllenmiş vajinası bu sefer körpe bir delikanlılının ilk siktiği amcık olmak için zonkluyordu.
Bajramovic, yengesinin saçlarını bıraktı. Boşta olan iki elini, hamilelikten şişmiş karnı yüzünden belini çökertemeyen Alije’nin kalçalarını ayırıp açıyı yakalamak için kullandı. Alije, beceriksizce içine sokulmak istenen organı sabırsızlanarak bekledi. Saliseler dakikalar gibi geldikten sonra hepsi içine girmişti. Şimdi ucuz ahşaptan mutfak masasının muntazam olmayan ayakları, her kasık darbesiyle yerinden oynuyor, masanın üzerindekiler yerlere dökülüyordu. Alije, her kasık vuruşunda kaset kapağı açılıp açılıp kapanan evlilik hediyesine tutundu. Parmağı yanlışlıkla on tuşuna gelmiş olmalıydı.
Elma Alt Shift dat com 138 yasaklı kelime, hikaye yarışmasına 5 Posta’nın katkısıdır.


6 Yorum Postalanmış
üstadım, eserin karşısında saygıyla eğiliyorum.
Devamı yokmu fenasi ya.Türkfilmi gibi en heyecanlı yerinde kesmişsin.))
oy oy oy yalniz en sonunda yengeyi sikenin fenasi olmasi nedir ustad ya. bu kadr bencil olmayalim lutfen:D
ah nefis!
yine aynı epigrafı kullanacağım ama: “‘evet (dedi keyiflenen okuyucu) iste bu zekice, iste bu deha, iste bunu anlıyor ve hayran oluyorum . ben de yuzlerce kere bunları düşünmüştüm’ başka bir deyisle, bu adam bana kendi zekami hatirlatti ve bu yuzden ona hayranlik duyuyorum.”
coleridge
evet (dedi azan okuyucu) bunları ben de yüzlerce kere düşünmüştüm. bu adam bana kendi libidomu ve zekamı hatırlattı:)
Ozellikle yer ismi super,Ruscada “дрочить” (draçit) kelimesinin 31 çekmek anlamına geldiğini düşününce.
Ohh be dunya varmis… Uyarici olmus her ne kadar 15likleri tercih etmesemde…
Turkiye sinirlari disina ciktimda seni tekrar okuyabiliyorum. Tesekkurler
Yorum Postala
Additional comments powered by BackType