Dezenformasyona Karşı Enformasyon

2011-05-18 - 17 Yorum Politika

Dezenformasyon’un Vikipedi tanımı şöyle:

Dezenformasyon, yanlış veya doğruluğu bulunmayan ve kasıtlı olarak yayılan bilgi.
Hasmı rencide etmeyi, aşağılayıp küçük düşürmeyi amaçlayan Karşı propaganda ile benzerlik taşır. Sahte belge, el yazısı, fotomontaj ve montaj filmler ile fabrikasyon istihbarat ve dedikoduların duyurulması gibi yöntemleri bulunur.

Sosyal alanda bireyleri ve toplumları yönlendirmek amacıyla, yanlış bilgi ve haber vermek için kullanılan en önemli araçlardan biridir.

15 Mayıs Pazar günü yapılan yürüyüşlerin  ilk etapta ”200 kişi yürüdüler” ile haber geçilmesinden sonra, mızrağın çuvala sığmadığını gören ana akım #adimedya bu sefer de beni artık güldüren bir utanmazlıkla, bu yürüyüşün filtre yazılımı satan firmalar tarafından rant amacıyla sponsre edildiğini iddia etmeye başladı.

Yürüyüşün videoları ve fotoğrafları var internette. Böyle bir kalabalığın yazılım firmaları tarafından fişeklendiğini iddia etmek, ancak Zaytung’da görülecek bir başlık olurdu. Bu iddiayı yapan gazeteye direkt link verdim yukarda. Diyebilirsiniz ki ”YeniŞafak’ı dikkate mi alıyorsun”. Verilen linkdeki haber, noktasına ve virgülüne kadar onlarca gazetede yer almış, ”yerleştirme” bir haber. Kimin yerleştirdiği üzerine kafa patlatmayı, konspirasyon teorilerini sevenlere bırakıyorum.

Yine yukarda aldığım dezenformasyon tanımında ”Hasmı rencide etmeyi, aşağılayıp küçük düşürmeyi amaçlayan Karşı propaganda ile benzerlik taşır” ifadesine dikkat çekerken, bu yazıyı okuyanlara da (eğer şimdiye kadar görmedilerse), Akif Beki‘nin Radikal Gazetesi’ndeki yazısına göz atmalarını öneririm. Bu yazıya ve dün bir anda ard arda gazetelerin köşelerinde çıkan benzeri yazılara tekzipler yolda.

Tekzibin dışında, kişisel olarak da bu dezenformasyoncuların peşini bırakmamak yine görev olsun. Tamamen Atıyorum adlı blogdaki aksiyona katılmak isteyenler, ellerini de korkak alıştırmasın. Burası belki daha açıklayıcı.

15 mayıs Pazar, geride kaldı. Şimdi yapılması gereken, bu dezenformasyona karşı enformasyonla vitesi yükseltmek. Bunun için yoğun bir çalışma, internet üzerinde dağınık olarak örgütlenen aktivist gruplar tarafında başlatıldı.

Erdem Dilbaz, #adimedya nın ve ona bu dezenformasyonu ”yerleştiren” kişi veya kurumların iddialarının aksine, ailelerin veya kişilerin kendilerini, çocuklarını korumak için kullanabilecekleri ”ücretsiz” filtre yazılım programlarını listelemek için bir çağrıda bulundu. Daha sonra bunlar bir CD içinde, ilgili kişi ve kurumlara iletilecek.

Şimdi gelelim, balığın baştan koktuğu yere

Her şeyden önce siteleri erişime kapatma yetkisine pratikte sahip olan BTK’nın, işinin kompetanı olup olmadığını sorgulamamız çok önemli. Ancak bırakın kompetanlığı, bu kurumdaki başıbozukluk, sağ elin yaptığından sol elin haberinin olmaması, dikkatleri çeken ilk nokta. BTK başkanı Tayfun Acarer ile bu kurumun hukuk işlerinden sorumlu kişisi Ali Osman Yıldız, aynı mekanda, yanyana otururken kendilerine yöneltilen soruları cevaplıyor. Aynen şöyle:

SORU: Burada temel sorun, yasanın idareye “müstehcen” bulunan yayınlarla ilgili olarak doğrudan erişimi engelleme yetkisi vermesi. Ama müstehcenlik ölçütleri yargı kararlarında bile çelişkili tanımlara konu olan çok tartışmalı bir konu. Siz müstehcenliği nasıl tanımlayarak hareket ediyorsunuz? Yargıtay kararlarını mı esas alıyorsunuz?

ALİ OSMAN YILMAZ: Biz Yargıtay normlarının çok üzerinde normlarla karar alıyoruz. O kadar ekstrem, yani o kadar geniş açılı bakılıyor ki, örneğin (site) ana sayfasında direkt cinsel ilişki göstermiyorsa engelleme yapmıyoruz.

Vay canına! Hep beraber bir yaşımıza daha girdik mi? Bu kurumun ciddiyetinden, yaptığı işin kalitesinden ve dürüstlüğünden şüphe etmek için her türlü done var elimizde.

Hepimize malum olduğu üzere, BTK engellediği sitelerin sayısını paylaşmıyor. Bunun nedeni, bu sayıların ”BTK sansür uyguluyor” diye dışarda kendilerine karşı kullanılması. Komediyi görmemek için kör olmak lazım.

Biz bu rakamları paylaşmıyoruz. Çünkü paylaşırsak, ne kadar çok olduğunu görürsünüz ve sonra bunları bize karşı sistematik sansür yaptığımızı iddia etmek için kullanırsınız.

Yani rakamın yüksekliğinin, sistematik bir sansürün varlığına delil olduğunu kabul ediyor BTK.

Bu sansür aparatı ile mücadele başlamıştır.

Kimsenin hakkını yemeyelim, Bu mücadele çoktan başlamıştı. Ama şimdi sistematik olarak, kalabalıkları da arkaya alıp, yeni bir faza geçiyoruz.

Belki biliyorsunuz, Engelliweb diye bir site var. Bu site Türkiye’de erişime engellenmiş sitelerin, internet kullanıcıları tarafından fark edilebilenlerini listeliyor. Yani siz internette rastgele gezinirken erişime engelli bir siteye denk geliyorsunuz ve bunu gidip Engelliweb’e bildiriyorsunuz. Liste böyle oluşturuluyor. Bu listede şu an itibarı ile 13,064 site var.

Yine bilindiği üzere, 5651 adı verilen ve interneti sansürlemek için kullanılan kanun, aslında çıkış noktasını ”internette çocuk istismarını önlemek”ten alıyor. 5651 ile Türkiye’de çocuk istismarının ne kadarı önleniyor, elimizde bir bilgi yok. Ancak BTK’nın kendi ifadesine göre, erişime engellenen müstehcen sitelerin % 40 ından çocuk istismarı var.

Hodri meydan!

Türkiye’nin bilinen 13,064 adet sansürlü site listesinde kaç sitenin çocuk tacizi içerdiğini belirleyeceğiz.

Başlatılan dezenformasyona karşı enformasyon kampanyası çerçevesinde yapılacak iş şu:

Bu yazıyı FriendFeed ve Facebook’da paylaşacağım. Gönüllü denetçilerden oluşan bir grup kuracağız iki gün içinde.

Bu grup, 22 Mayıs Pazar gününe kadar 13,064 sitelik liste içinden 1350 siteyi rastgele seçip, bunların içeriklerini kontrol edecek. Alan adı erişime engellenen 1350 rastgele seçilmiş sitenin bugünkü içeriği değerlendirilecek, çocuk tacizi içerip içermediği internet kullanıcıları tarafından kontrole tabi tutulacak.

Eğer bu siteler içinde çocuk tacizi içerdiği en küçük şüpheye davet çıkaran varsa, bunlar ayrıca uzmanlara baktırılmak üzere listelenecek.

Sonuçlar, ülkedeki ana akım medya içinde bunu haber yapmaya değer bulacak gazete, radyo ve televizyonlar ile paylaşılacak. Bu sonuçları paylaşmak için peşlerinde koşacağız. Bakalım ”habere hayır” diyecekler kimler olacak aralarından.

Neden 1350?

İngiliz alfabesinin 26 harfi ve artı olarak rakamla başlayan alan adlarını kontrol etmek için de bir tane daha üzerine koyarsak, bu 13,064 sitelik listeyi 27 ye ayırmak makul olur. Bu durumda bize 27 kişi gerekiyor. Her bir kişi, sorumlu olduğu alfabe harfi ile başlayan alan adları arasında rastgele 50 site seçecek. Her bir harf grubundan (ve bir de rakamla başlayan gruptan) 50 site seçmek uygun olur. Böylelikle bu işe gönüllü olarak adını yazdıranları da işlerinden ve güçlerinden etmemiş oluruz. Devlet Bahçeli gibi kosinüs ve tanjanta girmeden, basitçe 50 x 27 = 1350 desek…

Gelişmeleri buradan, Twitter ve FriendFeed hesabımdan paylaşacağım.

Bookmark and Share

17 Yorum Postalanmış

kutsalfahise May 18, 2011 at 8:43 pm

fenasi,
üstüme düşen harfi almak üzere başvuruyorum. bilgine…

5 Posta May 18, 2011 at 11:22 pm

O zaman K harfi senin olsun. İlgin için teşekkürler. Sonuç ne çıkacak, ben de merak ediyorum.

Denemeci May 19, 2011 at 6:25 am

Japonya depreminden sonra, Facebook Japan gibi grupların sosyal medya ortamında, sıklıkla yayınladıkları şey “dezenformasyona dikkat edin” mesajı olmuştu. Dezenformasyon o kadar önemli bir olay yani. Bizi bekleyen sansür tehlikesindeki en büyük dezenformasyon ise “isteyen kullanacak, isteyen kullanmayacak” bilgisi… Yapılan açıklamalarda profil seçmeyenlerin standart profile otomatik geçiş olacağı söyleniyor ve filtreler ip bazlı korunacak; öyleyse nerede kaldı rıza ile kullanmak?

pichosco sama May 19, 2011 at 2:37 pm

Öncelikle hemen belirteyim ben yeni gelen aile filtresinden yanayım. Her
yerde filtre isteyen aile bilgisayarına filtre programı kursun demiş ama
ailelerde çocukların bilgisayar bilgisi ebebeynlerden çok daha iyi ve o
filtre programlarını atlatması o kadar kolay ki. En basitinden bilgisayarı
bir Ubuntu CD’si ile açmak bile Windows’u yani filtreyi ekarte etmeye
yetiyor. Özellikle halka hizmet veren internet kafeler ve isteyenlerin
evlerinde bu filtre uygulanmalı.

Yalnız özgür internet isteyen (ben de istiyorum) sizler bence bir taktik
hata yapmaktasınız. Öncelikle devlet dediğimiz kurum bence 18 yaşından
büyük insanları bir şeylerden korumaya çalışmamalı, ama 18 yaşından
küçükler de zararlı şeylerden korunmalıdır. Yeni gelen filtreleme
sistemiyle zaten bu sağlanacak. O zaman BTK ve AK Parti iyi niyetle bu işi
yapıyorsa (ki, her ne kadar 2007′den beri AK Parti’ye oy veriyor olsamda, ben iyi niyet olduğunu zannetmiyorum) o zaman standart paketten bütün yasakları
(porno siteleri, atatürk’e-muhammed’e saldıran siteler, pkk siteleri, yunan
ırkçılarının siteleri vb bütün yasaklı siteler de dahil) kaldırmalıdır.
Madem çocukları ve hassas kişileri koruyacak bir sistem kuruluyor, o zaman
standart sistem üstündeki yasaklar da teorik olarak gereksiz kalmaktadır.

Bence taktiğiniz bu olmalıydı.

Denemeci May 19, 2011 at 3:13 pm

@pichosco sama
Kaybettik diyorsun yani?

kutsalfahise May 19, 2011 at 4:12 pm

bununla ilgili belirli bir formatımız var mı yoksa kendimizce bir okuma-inceleme mi uyguluyoruz? belli kriterler oluşturup yanlarına “check” atmak daha iyi olmaz mı?

Sekizkoydenkovulmusadam May 19, 2011 at 11:57 pm

@pichosco

O kadar bilgisi olan bir çocuğu yasa da engellemez merak etme. Yeni sistem sadece engelleyecek diye lanse ediliyor. Ama bu kapasitede bir çocuk zaten varsa geçmiş olsun. Kaldı ki Ubuntu ile bile açacak olsa bütün hesapları şifreleyip çocuğa bu şifreyi vermemek bile yeterli olacaktır bunu engellemek için.

Konuya dönecek olursak eğer bu sistem benim şahsi görüşüme göre sadece insanların herşeyini takip edebilmek için kuruluyor. Daha önceden telefonlarımız dinlenmeye başladı ve bunu birçok insan için delil kullanıp terörist ilan ederek gösterdiler. Hatta bir davada gizli tanığın bir gazetede yazar olduğu avukat tarafından belirtilmişti. Internet sansürü de bu amaçla kurulacak. Ön planda insanları korumak kavramıyla önümüze sunulacak bu sansürün içerisinde yaptığınız google aramalarına kadar göz gezdirebilecekleri bir veritabanı oluşturma isteğinin olduğundan adım gibi eminim. Çocuklar için ayrı bir koruma programı gayet tabii ki opsiyonel olarak verilebilir. Ancak bu aileye bağlı olmalıdır. Mesela ben, eğer kendi çocuğumu denetleyebiliyorsam o zaman bu tarz bir engelleme programına gerek yoktur. Kaldı ki ekşisözlük gibi sayfaların da kapatılmasının gündemde olduğunun haberleri geliyor. Daha yeni nü sözlük ile ilgili kapatma kararı çıkacağını okudum. Bu nasıl oluyor da çocuk istismarı adı altında tanımlanabiliyor. Bu ve daha nice yanlış eylemler sebebiyle ne BTK’ya, ne hükümete, ne de Türk Telekom’a güvenmiyorum. Yapılacak olan ankete de genç arkadaşları davet ediyorum. Bu tip eylemler hala bu ülkede yaşamak için bir umut olduğunu gösteriyor. Başarılar.

5 Posta May 20, 2011 at 10:55 am

@pichosco

Devletin 18 den büyük olsun, küçük olsun kimseyi korumak gibi bir görevi yok. Çocukları korumak, yalnız ve yalnız ailelerinin görevi. Devlet yalnızca bu korumayı kolaylaştırıcı imkanları sunabilir. Bu imkanların nasıl sunulabileceği de yalnızca dünyada Türkiye’nin kendi başına icad edeceği bir yöntemle olmaz.

Temel hak ve özgürlüklere bizden daha fazla önem veren ülkelerde ne yapılıyor, ona bakarlar, uygulamaları alırlar.

Haa burada da bir dezenformasyon daha var tabii. ”Avrupa ülkelerinde de varmış bu uygulamalar”. 15 yıldır Avrupa’da yaşayan ve üstelik bununla kalmayıp çeşitli internet aktivist gruplarının çalışmalarını, raporlarını sık sık inceleyen biri olarak, sana tüm samimiyetimle söyleyebilirim ki böyle bir uygulama yok. Çarpıtma, yalan ve dezenformasyonla uğraşıyor devletin maaşlı görevlisi.

Şu habere de link vereyim yeri gelmişken.

http://www.tknlj.com/filtrelemeden-kacma-formulu/

5 Posta May 20, 2011 at 10:59 am

@kutsalfahişe,

Sitelerin üzerlerinde, ki bunların çoğu thumbnail siteleri (başka sitelere link veriyorlar) kendi domainleri altında bu tarz materyalleri bulunduruyorlar mı? Buna bakıyoruz. Tabii ki CP yi tespit etmek uzman işi. Bu gönüllü grubundan da bu uzmanlığı beklemiyoruz. Ancak gruba dahil kişilerin kendilerinin şüpheli gördükleri siteleri işaretlemeleri, bize kolaylık sağlar. Daha sonra bunu CP tespit konusunda eğitim görmüş kişilere incelettirip, doğru sonucu bulacağız.

Bir excel dosyasına site adı, içeriğinin tanımı ve CP olarak var, yok veya şüpheli olarak not düşülürse, bir sonraki elemeyi daha sağlıklı yapabiliriz.

kutsalfahise May 20, 2011 at 7:48 pm

fenasi,
ilgi tamam da bilgi eksik bende anlaşılan! cp nedir zaten hiçbir fikrim yok… dolayısıyla cp var-yok demem şu aşamada mümkün değil. yardıma hala gönüllüyüm ancak yardım edebilmem için biraz yardım almam lazım :)
bunları özellikle forumda yazıyorum ki benim gibi başkaları da varsa öğrensin…

Hass Ktir May 21, 2011 at 8:47 am

Kampanyaya gönüllü katılmayı düşünüyorum ancak alımda bir mesele var. Bilgi Edinme Hakkı Yasası’nı hatırlamak gerek. Bu yasanın 16-18. maddeleri arasındaki sebepler dışında bir vatandaş bilgi talep ettiğinde kurum gereken bilgi/belgeyi temin etmekle yükümlü. Bahsettiğin gibi “elalem ne der” düşüncesiyle bilgi vermeyi redetmeye hakkı yok. Eğer reddederse Bilgi Edinme Değerlendirme Kurulu tarafından değerlendirilmesini isteme hakkımız var. Hepsi hukukçu olduklarından yapılan uygulamayı esastan değil şekilden inceleyeceklerine inanmayı istiyorum. Eğer oradan da uygun bir cevap gelmezse idarî yargıya taşınabilir. Bunun da önü açık. Sosyal medyada ya da başka herhangi bir ortamda yapılan eylemlere gözünü kulaklarını kapatan medya ve hükümet karşısında gözünü kapatamayacağı yasal yolları denemek gerekli. En azından biraz dürtmek gerek.

Diğer kampanyalara yoğun talep gelmesi ses getirecek olsa bile bu seslere kulaklarını tıkıyorlar. Mitinglerinde slogn haline getirdikleri bir ayet vardı. “Gözleri var görmezler, kulaklar var duymazlar.” Sanırım bu durum için söylenmiş. O zaman dürteceğiz. Başka yolu yok gibi.

Cem May 21, 2011 at 10:18 am

“ALİ OSMAN YILMAZ: Biz Yargıtay normlarının çok üzerinde normlarla karar alıyoruz. O kadar ekstrem, yani o kadar geniş açılı bakılıyor ki, örneğin (site) ana sayfasında direkt cinsel ilişki göstermiyorsa engelleme yapmıyoruz.”

Bu bilgi tamamen yalandır. LGBTT bireylerin sosyal tanışma platformları olan, gaydar.co.uk, gabile.com, gaygaye.com, gayrome.com, hadigayri.com gibi siteler herhangi bir pornografik içerik barındırmamalarına rağmen engellenmişlerdir. Şu anda gabile gibi bu engellemeye itiraz edenler yeniden açıldı ama gaydar.co.uk ve gaygaye.com hala engelli.

Bu da yasakçı zihniyetin kendi ideolojisine ters düşen her tür kimliğe karşı sansür uyguladığını göstermektedir.

büyük iskender May 26, 2011 at 4:32 am

bu internet kullanımı çok can sıkıyor artık , Hadi nomal kullanıcılar falan neyse de bu işten evine ekmek götürenleri düşünsünler bari. Bu yeni filitreler inşallah işe yarar yoksa halimiz duman. ( Çocukları önce kendimizden koruyalım Sonra internetten koruruz )

Femme Fatale May 30, 2011 at 11:18 pm

sitene erişim engellendi tamam da hayırdır bu yazılar nereye kadar silkelen de kendine gel esli fenasiyi istiyorum

5 Posta May 31, 2011 at 1:18 am

Püffffff!

Nereye, ne zaman, ne yazacağım konusunu bundan 300 yazı önce geçtik. Bir de şu “tamam, anladık, siten engellendi” muhabbeti yok mu…

Sanki benim sitem engellendiği için zahmet edip yazıyorum.

just liar June 4, 2011 at 2:58 pm

anlamam eski fenasi yazılarını istiyorum en azından bi tane ayda bir posta yani

kutsalfahise June 18, 2011 at 7:56 am

netice? bu proje rafa mı kalktı?

Yorum Postala

Additional comments powered by BackType