Blogundan Milyonlar Kazan
Blog okuyan olsun, blog tutan olsun pekçoğunuz orada burada bu işten para kazananları okuyorsunuz herhalde. Bu iş için birkaç yöntem var, ve bu yöntemler gizli saklı da değil. Google Adsense yönteminde, blogunun orasına burasına google dan otomatize edilmiş küçük reklamlar alıyorsun. Pay per Post denilen yöntemde ise ürünlerinin reklamını yapmak isteyen kuruluşlar ve ürünleri hakkında blogunda posta yazıyorsun. Var daha üç beş yöntem, ancak en çok kullanılanları bunlar.
Yöntem hangisi olursa olsun tek bir başarı şansın var. Trafik, trafik, trafik…. İnternette trafik demek para demek. İlk önce trafiği oluştur, sonra para kazanması kolay. Günlük trafiği tekil 10000 ziyaretçiyi geçmeyen blogların bu işten ekmek yeme olasılıkları yok. O yüzden bazı blogcuların küçük bir trafiğe rağmen bloglarını Google Adsense e teslim etmelerine anlam vermekte zorlanıyorum. Yine de rüya yerinde duruyor ama… Haftada binlerce okuyucun var ve yalnızca yazarak dünyanın parasını cebe indiriyorsun. Too good to be true… Acaba?
Pek de öyle değil esasında. Bir kere her branşda olduğu gibi burada da kalabalığın içinden farkedilecek bir yanın olacak. Güzel, yakışıklı veya iyi yazan… Ya da kafayı çok iyi kullanıp, trendleri takip eden bir blogcu olman lazım. Ama en iyisi bu özelliklerin hepsinden birazını kendinde barındıracaksın. Var mı ülkemizde? Ben çok hakim değilim Türk blogosferine, aranızda daha iyi bilenler vardır. Ama benim bildiğim başarılı bir örneği burada sunmak isterim. Belki okuyanlara ilham verebilir, kimbilir birileri o yoldan gider belki…
Isabella Lövengrip 17 yaşında ve blog milyoneri. Bloguyla yaptığı isim ise Blondinbella. Açıkcası ben ve benim gibi İsveçli diğer blogcuları da başarısıyla şaşırtmış bir hatun. Niye şaşırdık? 17 yaşındaki bir kızın moda, çanta, makyaj, alışveriş konularında yazılar yazarak haftada 80,000 tekil ziyaretçiye ulaşmasına şaşırdık. Bunun da ötesinde yarattığı trafiğin farkına varıp blogunu anonim şirkete dönüştürüp para basmasına şaşırdık… Reklam işlerine kendi bakmıyor Isabella. Profesyonel bir şirketi görevlendirmiş. Blondinbella için harıl harıl reklam almaya çalışıyorlar.

Az buz değil hatunun yaptığı ciro. Ortada dönen rakam 5 milyon kron, yani yaklaşık 1 milyon YTL. Ne yapıyor blogunda bu parayı kazanmak için Blondinbella? Şu kremi kullandım pişiğe iyi geldi, bu ayakkabıyı aldım baloda herkes baktı, Starbucks’da kahve içmenin keyifine diyecek yok…. Bu tarz şeyleri yazıyor… Bloguna resim koyarken biraz oynamışlar tabii fotoşopla. Yoksa gerçek hayatta biraz Miss Piggy yi andırdığını söyleyebilirim. Nerden biliyorsun, çaktın mı diye sormanıza gerek yok. Oradan değil, youtube’da falan videolarından gördüm, o yüzden söylüyorum.
Buna mukabil İsveç’in bana göre en seksi bloggeri olan Kenza ise uzun süredir Blondinbella’nın arkasından 2 numara olarak gelmesine rağmen bazı haftalarda rakibini geçtiği oluyor.

Ancak trafiği paraya dönüştürmekte sarışın rakibi kadar başarılı değil Kenza. Blogundan kazandığı para ayda 10,000 YTL yalnızca. 16, 17 yaşındaki kızların bu paraları kazanmaları beraberinde tepkiyi de getiriyor. Kıskançlık her toplumda var. Özellikle de başarılı isen. Şimdi bu kızların başarısını, yok efendim tüketim kültürün yaygınlaşması, yalnızca dış görünüşe önem veren bir gençliğin geliyor olması teraneleri ile küçük görmeye çalışanlar var. Bunlar genelde 6 ayda bir google’dan gelecek 10 dolarlık çeklerini bekleyen blogcular.
Şu an Blondinbella bloguna ara verdi. Sebebi ise İtalya’ya yaptığı bir gezi esnasında, bir gece barda yağız İtalyan erkekleri tarafından eteğinin altından kukusunun mıncıklanması. Şöhret budalası kızımız, olayı İsveç medyasına taşıyarak kendine puan kapmak istedi. Ancak 17 yaşında sarhoş bir kızın olmaması gereken bir yerde olup, kendini bile bile bir tehlikeye atması yüzünden istediği desteği alamadı. Küstü o yüzden…
Bu ara olsa olsa Kenza’ya yarar. İyi de oldu… Doğal güzellik biraz rağbet görsün… Blondinbella ise hem kukusunu ellettirdi hem de zirveden indi…
Kenza’nım melez olsa gerek. Soyadı Zouiten…

Sahi… Sizce Türkiye’nin en seksi bloggeri kim???


31 Yorum Postalanmış
senmişsin öyle dediler; gizli kameradan görüp onaylamışlar
)
türkiye de seksi blogger bir yana kendi fotoğrafını koymaya cesaret edecek blogger yok gibi birşey
sen de fena değilsin Fenasi…Alexa’dan baktım, bizim uluslararası şirketin sitesi 3 milyon bilmem kaçıncı, senin blog 3 yüzbin bilmem kaçıncı..Bizim şirket 100 küsür yıllık, senin blog 1 yıl önce…Bu daha başlangıç. Seninde milyonları kazandığını duyarız bir gün, en azından Stockholmde bir bira ısmarlarsın” Beni sizler yarattınız ” diyerekten.
Türkiye’nin en seksi bloggeri mı??? Hahahaaa… Bizde hala yayınladığı resimlerin montajla kesin porno sektöründe kullanılacağına canı yürekten inanan bir kesim var.
apache, en son baktigimda alexa da 130 binlerde idim. Herhalde kafiyeli olsun diye 300 bin deyiverdin. Bu arada alexa yi kim kullanir bilmem. Var mi aranizda tanidigi falan kullanan ? Zannetmiyorum..z
Gunde 10.000 hit lazim diye yazarken bir typo mu oldu acaba? Eger gercekten para kazanmak icin gerekli rakam oysa, Turkiye’de hic kimsenin bu isten para kazanmadigini rahatlikla soyleyebiliriz sanirim (kisisel bloglardan bahsediyorum).
Sizin blogunuz tahmin ederim ki en cok trafik cekenlerden biridir… Ustelik Google’dan da deli gibi, diger bloglara nasip olmayacak kadar cok ilgisiz ziyaretci dusuyordur bloga (keyword’lerin cekiciligi askina). Siz bize deseniz, siz mesela yakalayabiliyor musunuz o rakami?
Ha bu arada, Turk blogosferi hakkinda genel bir bakisa blograzzi.com’da dolanarak sahip olabilirsiniz.
haklisin icinde 3 varya ondan sey etmisim, dedigin gibi kafiyede isin icine girince yanilmisim…bravo dogrusu, 1 yilda buyuk ilerleme…
alexa yı kullanan epey var Fenasi benim firefox da sparky addonu var hatta.. bu sayede alexa daki site sıralamalarına bi işimize yaramasa da katkıda bulunuyoruz
5posta an itibariyle 185.931 inci sırada Türkiye de ise 3.332 nci
çok iyi yani
Apache,
100 küsür yıllık şirket??? Neden söylemedin Güllüoğlu Baklavaları’nda bilgi işlem de çalıştığını?
Erdal,
Yok typo olmadı. 10,000 TEKİL dedim ayrıca, Hit i baz almak, çükü ölçerken büyük rakam çıksın diye başşağın taaa en altından ölçmeye benzer. Doğru bir sonuç vermez.En iyisi Unique ziyaretçi diye bakmak.
Onbin tekil ile içeriği düzgün bir blogla dişe dokunur para kazanmak mümkün olmalı. Söz konusu kızlar bunun yaklaşık iki katı ile iyi rakamlar kazanıyorlar. Tabii reklam branşının bloglara bakış açısının ve blogların da kendi önemlerini kavramış olmaları gerekiyor. Şu Gilette kampanyası pozitif bir gelişme.
Estonya ile ilgili maç yazısı için Türkiye’den tur operatörlerinden ve Estonya’dan otellerden, casinolardan iyi reklam alınabilirdi. Eğer günlük 10,000 tekilim olsaydı tabii. Bir de blogun içeriğiyle mi uğraşacak blogcu, yoksa reklam alımı ile mi? Bence bu pazarlama işinin bir kısmını profesyonellere bırakmalı.
Google Trafiği, SEO ve benim blog olayına gelince,
Günlük tekil 1500 civarındayım. Zannedersem google parametrelerde değişiklik yaptı. Çünkü yaz öncesi 3000 e kadar çıkmıştım, sürekli de yükseliyordu.
Ayrıca SEO dediğimiz branş, senin benim gibi bir sitesi olup mümkün olduğunca motorlarda iyi bir pozisyon almaya uğraşan insanlardan oluşmuyor. Pis ve hilekar bir branş.
Örnek,
Japon pornografisi denildiği zaman türk google da haklı bir yere sahip olduğum düşünülebilir. google.com.tr de zannedersem 1 ila 5. pozisyonlarda gidip geliyorum.
Peki girip bir bakın ilk 10 da kimler var… Bana eşlik eden diğerleri
http://www.webvideolar.net
http://turkxtube.com
http://www.amciq.net/category/japon-kizlar-amcik/
http://www.pornoizleyin.net/etiket/japon
linkleri açarken dikkat… Spyware, pop up gırla… Bazıları açılmıyor bile…
Asıl paraları bunlar kazanıyor işte. Bu tarz site sahiplerinin cep melodileri, arkadaşlık siteleri, seks hikayeleri tarzında başka siteleri de var. Belli bir trafik sirkülasyonu yaratıp bu trafiği bir siteden öbürüne yönlendiriyorlar.
SEO yu abarttığın zaman işin cılkı çıkıyor. Google ın amacı senin sitenin içeriğine paralel arama yapan insanları sitenle buluşturmak. Sitenin içeriği neyse buna uyan keywordlar, içeriğinin sık yenilenmesi, eşsiz olması (unique), ve senin içeriğine uygun diğer sitelere link verip alması gibi şeyler baz alınıyor.
Böyle baktığın zaman google ın % 100 işlediğini söyleyemezsin. Muazzam paralar dönüyor internette. Mafyası da var bu işin doğal olarak. Öyle bak…
Türkiye’de kimsenin 10,000 günlük tekile ulaşamaması konusu ise şöyle bence,
Zannedersem Wolkanca bu rakamlara yakın bir yerlerde olabilir. zaten kendisi de bu işte para kazandığını belirten açıklamalar yapıyor zaman zaman. Ancak bu rakamın miktarı dediğim gibi ülkede internet reklam sektörünün gelişmişliğine de bağlı bir olay.
70 milyonluk ülkede 10,000 tekillik blog zor diyoruz. Gavur 9 milyonluk ülkede lise öğrencisinin bloguna günde 20 000 kişi gönderiyor.
İnternet kullanımında penetrasyon yapılmalı. Geniş bant yaygınlaşıp, flat rate dediğimiz tek bir fiyata sınırsız internete geçilmeli. File Sharing yaygınlaşıp ve yasallaşıp internet bir kültür kaynağı haline getirilmeli. Sansür tamamen kalkmalı. Genel haliyle google dan mafya temizlenmeli… O zaman olur…
Merhaba yeniden.. Uzun ve madde madde aciklamadan dolayi tesekkurler, ancak bu tur bilgi paylasimlari ile bilinclenebiliriz, gercekten. Ama ben yukaridaki tum noktalar yerine iki uc tanesine yogunlasacagim:
- Ilk olarak, gunluk bakildiginda tekil ziyaretci sayisi ile gunluk hit (yani siteye yapilan hit) sayisi arasinda o kadar da olayin seklini degistirecek bir fark olmamasi gerekir. Zira, bloglar genelde tek sayfadan olusuyorlar ve bir kisinin 3 4 sayfa gezmesi nadir. 5posta’da resimler falan var, onlarin tiklanmasi etkiliyordur tabii. Ikincisi de adamin biri psikopata baglayip siteye gunde 20 defa girerse bir dalgalanma yaratir, o psikopat da adi ustunde toplumda seyrek rastlanilan bir tur oldugu icin istatistiksel olarak dikkate alinmasa da olur. Sonucta kanimca 1,500 tekil ziyaretcinin yapacagi toplam ziyaret sayisinin 2,000 civarini gecmemesi gerekir, ki aleti bassagindan dibinden olcmek de o kadar farkettirir zaten, onda haklisin bak:)
- Ikincisi SEO ve arama sonuclarinda ilk sayfada gelme meselesi. Burada da 5posta’nin konseptinden dolayi magdur duruma dustugu fikrindeyim. Yani bahsettigin keyword’ler ile ABD’de de arama yaptiginda ilk siralarda ahlaksiz sitelerle karsilasirsin (Ahlaksiz derken okuyucuya bir sey sunma derdi tasimayan demek istiyorum). “II. dunya savasinda alman denizaltilari” aratinca mesela, “hemen bu programi yukle, bedava seyret” siteleri cikmiyor ama ilk siralarda
Kisacasi senin at kosturdugun alandan dolayi bazi zorluklar yasadigini teslim etmek gerek. Baska bir niche alan secseydin o kadar muzdarip olmayacaktin. bence tabii..
Bu kadar lafi neden soyledim, Google’i savunmak icin… Gercekten de page rank sisteminin iyilestirilmesi olsun, arama sonuclarini etkileyecek kriterler olsun islerini akla hayale gelmeyecek olcude gelistirmeye calisiyorlar. E tabi, para desen tonlarca, dunyanin en zeki adamlari orda, helva yapmaya, yani kullanicinin istedigini bulmasini saglamaya yonelik cok calisiyorlar. Onlarin da ekmek parasi bu zira, bunu basaramazlarsa millet baska arama motorlarina gider (Ask, Hakia, Wikia Search vb vb, bunlar hizla gelisiyor..)
- Turkiye’deki trafik azligi sorunu. Benim bu konudaki tek diyecegim sey, ne kadar orijinal icerik uretiliyor ki trafik olussun! Ne yazik ki ulke olarak birbirine benzemekten, guncel akimlara kendimizi kaptirmaktan fevkalade hazzeden, suru psikolojisinden zevk alan bir milletiz, bunu kabul edelim. Bu sekilde birbirimize ayni normlar icinde gosteris yaparak birbirimizle rekabet etmeyi pek seviyoruz. Avrupa insani ise, gencleri ozelde, ne etsem de farkli olsam diye bakiyor (yani ozde farkli olmaya calisiyor, sozde degil) bu da dunyaya degisik ve yaratici bakis acilarinin dogmasina, orijinal insanlarin toplumun her kesiminde oldugu gibi internette de ortaya cikmasina yol aciyor.
Onlarda da aynilasma, birbirinin tipkisi olma girla gitmekte ama bize gore daha az baskin. Bizde orijinallik yasak gibi bir sey bilemiyorum, bu kadar insan nasil bu kadar kisir bir uretim sergileyebiliyor!
Orijinallik olmayinca spesifik bir sitenin trafiginin dusuk kalmasi da beklenen bir sey tabii… Cunku herkes benzer seyleri yaziyor.
Allah’tan cok az sayida da olsa orijinal siteler var: 5posta gibi
Goruslerim bundan ibarettir. Saygilar.
Doğru söylüyorsun.
4 Temmuz 2008 de 2728 ziyaretçi, 2466 tekil, 6299 Pagehit olmuş mesela.
Bilmiyorum var mı hile metodlarında mesela aynı ip adresinden otomatiğe bağlayıp bir siteyi günde 5000 defa ziyaret etmece. Her ziyarette 10 sayfa gösterimi falan… Muhakkak vardır. Mucidi de Türk tür bunun…. Diyoruz ya İblisin Yeryüzündeki Sureti diye…
II. Dünya savaşı ve Alman Denizaltıları iyi bir örnek teşkil etmiş. Ben de bunu söylemek istedim, sen daha iyi anlatmışsın.
Orjinal içerik üretebilmek için kanımca kafayı bir kaldırmak lazım. Şöyle diyebiliriz; Türkiye’deki popüler kültür, gazete, dergi ve tv yi şiddet filmlerinde kurbanının kafasını su dolu lavaboya bastırıp boğmaya çalışan canilere benzetebiliriz.
İnsanların ve özellikle de gençlerin kafası bastırılıyor lavaboya. Birşey üretebilecek, orjinal fikirlerle gelebilecek kişiler böylece boğuluyor. Kafanı sudan çıkarabildiğin ve direnebildiğin ölçüde oksijen alıp, yaşayabiliyorsun.
Michael Schenker’di zannedersem. Uzun süren bir alkol ve uyuşturucu döneminden sonra yaptığı müziğin yeni birşeyler getiremediğinin farkına vardığında diğer müzisyenleri ve onların müziklerini dinlemeyi kesmişti. Guitar Player dergisinde yapılan bir röportajda buna Joe Satriani dinletip bir yorum getirmesini istiyorlar. Carlos Santana mı bu? diye soruyor Schenker… Kendini toparlamak için bu etkileşimlerden uzaklaşmak gerekiyor.
5posta’yı orjinal bulduğuna sevindim. Herkesten daha zeki veya kültürlü olduğumu düşünmüyorum. Olsa olsa Kurtlar Vadisini hiç seyretmemiş olmam buna bir etken olabilir. Haa bir de Sezen Aksu… Söylemiş miydim? Bugüne kadar hiçbir Sezen Aksu şarkısını baştan sona dinlemedim…
Yanlış anlaşılmasın, ne Satriani, ne Santana veyahut Sezen ve Kurtlar vadisi için kötü oldukları konusunda bir yorum değil bu. Demek istediğim bu tarz kültürü ve eğlenceyi sen hiçbir çaba göstermeden sana başkaları getiriyor. Yapılan araştırmalar ortalama bir müzik dinleyicisinin veya tv seyredicsinin bunlardan hoşlandığını ortaya koyduğu için. Peki ya ortalamanın dışında kalanlar? Bunları senin bulup çıkarman gerekiyor. Vaktin kalırsa…
Su hit hirsizligi konusunda da son bisey soyleyip kacayim ben. Milliyet’in internet sitesini ele alalim; bana gore dunyanin en rezil, en pespaye sitelerinden biridir, hatta Turk internetinin bu kadar yozlasmasinin bir numarali musebbibidir. Neyse ayri konu… Taksim meydaninda Milliyet’in hit sayisini gosteren koskocaman bir dijital tabela var, sayi sabahlari 50 milyonken gun biterken 150 milyona ulasiyor… Bildiginiz gibi kendi kendini dakkada bir refresh eden, her haber icin ayri sayfa acan, dunyanin butun pislik fotolarini bulup yayinlayan bir siteden bahsediyoruz.
Simdi, soyle bir sey var: hit sayisinin 35 milyonun altina indigini henuz goren yok! Gecenin ucunde bile oyle yani…
Ikincisi de comcast ve alexa raporlarina bakildiginda, trafigin yuzde 10 ila 15′inin Cin’den geldigi goruluyor. Elbette ki senin de sozunu ettigin zombi bilgisayarlar araciligiyla..
Yoksa Cinliler haril haril Milliyet’in fotolarina mi bakmaktalar dersiniz
Al sana Miilyet2ten bir haber : http://www.milliyet.com.tr/Yasam/SonDakika.aspx?aType=msnSonDakika&ArticleID=1004800&Date=18.10.2008&Kategori=yasam&b=Anneden%20kizina%20regl%20partisi…&ver=52&reftype=1
100 küsür yıllık şirket deyince aklına ilk Güllüoğlu geldiğini bileydi bloga üye olurdu Nadir Bey’de. Merak ettim, Nadir Bey’le görüşüp Stockholm’de Güllüoğlu dükkanı açsan iş yapar mı? veya varmı ? Ne bilim Konyalılar çokmuş orda, onlar tüketir belki ama benim merakım İsveçliler yer mi ?
Al sana Stockholm’de Güllüoğlu açman için bir marketing tool : http://www.konyaseker.com.tr/?sayfa=icerik&pgid=199&habertur=199&texth=224
Apache,
İlk verdiğin linkdeki feminist psikolog annenin kızının regl oluşunu partiyle kutlaması haberi cidden ilginç. Ben takdir ettim. Umarım yaygınlaşır….
İkinci konu olan baklavaya gelince,
Baklava burada bilinen birşey. Arap dükkanlarında, marketlerinde falan satılıyor. Ama onlarınki daha kuru ve çok tatlı. Dadundan yinmeyi başka bir deyişle…
Kadının biri burada kartvizit bastırmış, özel günleriniz için el yapımı baklava falan diyor. Bir yerde rastgeldim yedim. Fena değildi… Türk e karşı antipati var. Şimdi buraya bir dükkan açıp sahici Antep Türk Baklava desen, 3 ay dayanırsın herhalde. Koskoca Stockholm de doğru düzgün Türk restoranı bile yok. Türkler Yunanlılardan restoran devralıp, konsepti bile değiştirmeden Yunan restoranı diye devam ediyorlar. Kürtlerin basit, köhne bir yeri var. Adana’sı güzel… Adı Amida… Galiba Urfa’nın mı ne Kürtçe adı oymuş…
Diyarbakir’in gunumuz Kurtcesi’ndeki ismi Ameddir. Kurtce derken Kirmanci’yi kastediyorum tabii. Amida ise Diyarbakir’in tarihi ismidir. Onun da Kurtce olma ihtimali yuksek tabii.
Isvec’teki Turk antipatisini eskiye dayanan Kurt davasi sempatisine baglamak dogru olur mu acaba? Malum, Turkiye’den kacanlarin iltica icin tercih ettikleri ilk adres olurdu eskiden Stockholm.
Erdal,
Tamamen Kürt davasına olan sempatiye bağlamasak da doğruluk payı var. İlk olarak böyle başlamış, ancak şu an için azınlıktaki komünist parti ve 16 yaşında tırnaklarını siyaha boyayıp, boynuna filistin şalı takan kızlar dışında bu konuyu skine takan yok…
Daha çok bizim Türkler’in gittiği her yerde ”buranın kralı benim” tarzında takılmaları buna sebep.
İsveç iş ve işçi bulma kurumu 60 larda Konya Kulu’da bir ofis açmış. Bir miktar insan getirmişler, sonra alayı gelmiş…
Hikaye şu:
İlk önce gelen erkekler bir süre çalıştıktan sonra yanlarına ailenin kadınlarını da aldırmak isterler. Günü gelir karısı, kaynanası, eltisi, annesi de gelir. Devlet zaten kendilerine başlarını sokacak bir ev vermiştir. Bir apartman katı.. Mutfağı, banyosu, lavabosu işte…
Adam havaalanından alır kadınları eve getirir. Valide hanım abdest almak veya ne bileyim elini yüzünü yıkamak için nereye gideceğini ararken adam tuvaleti gösterir. Validanım içeri girer… Üç beş dakika sonra tuvaletten çıkan kadın elleriyle ıslak yüzüne rüzgar yapıp kurulanmaya çalışırken bir yandan da memnuniyetle ve mutlulukla
”ay ne güzel !!! evin içinde bile kuyu var” der…
kendisi de o köyden gelen birinin ağzından dinledim bunu. uydurma birşey değil yani…
İsveçliler gıcık oluyorlar çünkü,
İsveçli’nin bir senede kazandığını üç ayda kazanan Türk’ün oğlu en son model Mersedes’i altına çekip bir de plaka yerine ”CANISI” yazdırıyor. Sonra Michael Jackson ”Billie Jean” ya da İbrahim Tatlıses’i bangır bangır çalarak tek katlı, yeşillikler içindeki sessiz yerleşim bölgelerinden patinaj yaparak geçiyorlar. Kürt sempatizanlığına sıra gelmiyor gavurda….
Oraya gelen Turklerin davranislarini o kadar da genellestirmek dogru degil bence. Ilk gidenlerin durumu oyle olabilirdi, ama simdi birisi gitse ve evin icinde tuvalet gorse -Turkiye’nin neresinden gelirse gelsin- pek sasiracagini sanmiyorum. Baska sasirdigi seyler olacaktir tabii, arabalarin birbirine yol vermesi. insanlarin siraya girip bi saat beklemesi vs. gibi.
Bir Turk’un uc ayda Isvecli’nin bi senede kazandigi parayi nasil kazandigini da anlayamadim. Yasadisi islerden mi bahsediyorsun? Bu da bir genellestirme, eger onu kastediyorsan.
Son olarak, oturdugum caddeden discak discak diye gecen bir arabanin gurultusunu, bir saatte ortalama uc kisinin gectigi sessiz ve yesil sokaklarin huzuruna tercih ediyorum ben. O fiskiran hayati, biraz fazla fiskirsa bile, evinden cikmayan orta yaslilarin hayalet sokaklarina yegliyorum. O rahatsizligi cekmeye hazirim.
Bu arada sitenin yorumlarinin tarih ve saati yanlis galiba. Bak simdi bu yorum 17 Ekim’de yapilmis gibi gorunecek
Yahu söylemeden geçemedim… benim favorim Caroline Lundh. Blogu da burada: http://carolinelundh.blogg.se/
Hocma bunun değişik amaçları olabilir. Milyonlar götürme talebi olmayanlar mesela. İçeriğinde masraf olacak içerikler verenler mesela… Yoksa benimde orada köşeyi dönme gibi bir niyetim asla olmadı. : )
merhaba ismim geçmiş.
ben kazandığım paranın miktarını hiç bir yerde söylemedim, yazmadım da.
ama merak edenler o kadar çok ki konferanslarda, toplantılarda veya çeşitli yerler de yazıp konuşabiliyor bazı arkadaşlar bu konuda.
para kazanmak problem değil, problem bunu devam ettirebilmek çünkü o kadar çok saldırı oluyorki sitenin alt yapısı ve güvenliği için kazandığından büyük miktar ayırmak zorunda kalıyorsun.
ve saldırıların diğer boyutu da kişisel oluyor, ard niyetli bir kiş veya bir kaç kişi ortaya bir şey atıyor örnek vermem gerekirse “bu adam küfür baz anam böyle böyle küfürler etti hurraa” diğer insanları galeyana getiriyor tü kaka oluyor sonra bunlara diğer husumetleri olan ve kıskananlar da katılınca amanın.
ikinci türde ki saldırıları alt edebilirseniz ne ala, zaten diğer sistemsel saldırıları para verip halledebilirsiniz.
ha idda ediyorum “sadece blogu ile” benden çok para kazanmış blogcu yok türkiye de. webrazzi örneğini vermeyin ne olur
merak konusu günlük tekil hitini yazayım wolkanca.com un da rahatlasın meraklılar, 20bin tekil maksimum 15bin den aşağı düşmez. bu rakamlar son 4-6 ay arası gibi. tabi dönemsel değişimler olabiliyor, içeriğe ve arama yoğunluğuna göre, örneğin okullar açılınca dersleri içina rama yapanlar çoğalıyor girip yazıları okuyanlarda çoğalıyori ya da bilmem ne özel günü oluyor o günle ilgili ayzı var o bir kaç gün çok fazla okunuyor gibi.
bi de fenasi sen kelek adamsın bunu da bil
Uzatmaya gerek yok ..
1. Sex varsa para var iş var herşey var.
2. Sex yoksa hiçbirşey yok.
Benim statlarım tekil aylık 135bin fakat sex yok. Bir kere blogumda sex kelimesini kullandım. TR deki bütün sex siteleri ve arkadaşlık siteleri bana ziyaretçi gönderdi. Peki ya işin içine Cinsellik, sex hatun fotoları +18 yazıları veya resimleri koysaydım ne olacaktı sizce ?
Ben söyleyeyim..
İnternetin %97 si Kumar, Sex ve çöplükten oluşuyor. Ben %3 üne hitap ediyorum ve %3 de bana 3 Yıl sonunda ( SEO yok backlink için link değişimi yok sadece dostlarım var… para ile backlik yok )
135 bin tekil / aylık…! Acaba Sexi bi blog olsaydı çıplan hatun fotografları ve +18 olsaydı ne olurdu ?
Hemen söyleyeylim internetin %97 sine hitap ederdim Aylık 1.350.000 hit olurdu… /tekil..
Olay tamamen bu…
Hayrola !!! Bilmeden kelek mi yaptım?
Senin mekanda okumuştum galiba 20,000 civarında gezdiğini. Tam emin olamadığım için kaynak vermedim…
Zenginin malı züğürdün çenesini yorar… Bas gaza, devam…
TEAkolik,
Seks ve kumarın internette bayağı bir yer kapladığı doğru. Ancak % 97 fantazi bir rakam. Daha altında olduğunu tahmin ederim…
İnternet kullanımı arttıkça, yeni teknikler kullanıcı ve üreticiyi aynı platformda buluşturdukça (bloglar gibi) kalite otomatik olarak gelecektir. Bir geçiş dönemi yaşanıyor şu anda… İlkönce bolluk olacak ki aradan iyiler çıkacak.
135,000 haftalık fena değil. Trafik, bir sitenin gelir imkanı için iyi bir önkoşul. Ama iyi işlemek gerekiyor bunu.
İsterse 335,000 tekil ziyaretçi olsun. Eğer Firefox x versiyonu çıktı şeklinde yazılar olan bir blogsa, tek para kazanma imkanı adsense olacaktır. Bence adsense hedeflenip stratejiyi buna göre oluşturmak hamallık. Spesifik bir konuda iyi bir içeriğe sahip olan bir blogun para kazanma şansı daha çok.
Haftada 10-15,000 tekil ile ve sırf dantelli don üzerine bir blogum olsaydı oldukça iyi para kazanırdım.
Senin iddianla, % 97 lik dilimde yayın yapan, atıyorum 497 blog varsa, diğer % 3 lük dilimde yayın yapan 3 blog var. Hangisi daha makbul?
Tamam reklamcıların jetonu bu işe daha düşmedi. Ama blog sahipleri de hiç yardımcı olmuyor bunlara. Aynı blogda yemek tarifinden döviz kuruna, türbandan, sinemaya kadar herşeyden bahsediliyor.
Blogların kişisel olanları bile bence bir konuya odaklanmalı. Yoksa takip etmek zor okuyucu açısından. Mesela yalnızca romantizm ile ilişkili konulardan bahsetsin, ikea mobilyalarının nasıl monte edileceği üzerine bir blog olsun, kişisel bir blog sadece yeme içme üzerine çeşitlemeler yapsın. Böyle olursa kullanıcı, yani okuyucu için büyük kolaylık. Haa bahsedilir arada bir de Firefox 730 çıktı diye. Ama arada bir…
Şimdi bu postanın konusu olan kızlar iyi bir yerden yakalamışlar tüketiciyi. Bir kere genç kızlarda kendine güvensizlikten ileri gelen inanılmaz bir dış görünüşe önem var. Çok da doğal, eleştirilecek fazla bir yanı yok. Kendinde olduğunu zannettiği eksiklikleri kılık kıyafet veya makyajla kapama uğruna dünyanın parasını harcıyorlar. İki cool hatun çıkıyor yaşıtları. Limuzin, şampanya, o gala senin bu gala benim koşuşturuyor bu hatunlar. kendi yaşıtlarının özendiği bir hayat tarzı. Kenza ne giyerse okuyucusu da onu giymek istiyor, hangi parfümü sürüyorsa onu almak istiyor.
Bilinçli ya da bilinçsiz çok iyi bir yere dükkan açmış Kenza ile Blondinbella.
Teakolik:
Bu post’un commenti altinda ilk olarak ben ve Fenasi Turk bloglarinin trafik sayilari ve neyin iyi trafik sayilacagi hakkinda konusmaya baslamistik. Daha sonra diger arkadaslarin da katkilarini gordum ve mutlu oldum, ustelik son derece acik yureklilikle herkes kendi rakamlarini yazmis. Hic kimsenin durustlugunden zerre kadar kuskum yok. Benim kendi blogum da var, ancak henuz cok yeni oldugu icin boyle tartismalara girmenin haddimi astigini gayeti iyi biliyorum.
Ancak, blog dunyasinin tum dunyada, ozellikle ABD’de gelisimini oldukca yakindan takip etmeye calisan bir kisiyim. Senin belirttigin aylik tekil 135.000 ziyaretci sayisi ABD’nin en populer bloglarinda bile hatiri sayilir bir rakam kabul edilir ve o blog artik “yirtmis” sayilir. Hatta, bunu iyi paraya cevirebilirse, yani dogru reklam ve diger para kazanma araclarini kullanabilirse, zenginlesmeye dogru hafif hafif ilerlemeye baslar.
Senden kanit falan isteyecegim yok bu rakama dair. Sadece cok sasirdigimi ve bana inanilmaz geldigini belirtmek istedim. Herkesin kendi takdirine, kendi analizine kalmis gerisi…
İnternet kullanımı ve bloglarla ilgili ilginç bir rapor yeni geldi. Birşeyi iyi organize edip, yatırım yapıp kaliteyi arttırmak için ilkönce o şeyi tanımlamak lazım. Ecnebi de bunu yapmış:
İKİ MİLYON İSVEÇLİ BLOG OKUYOR
World Internet Instıtute (WII) bir rapor çıkardı. Bu rapora göre iki milyon İsveçli düzenli blog takip ediyor. Bu rakam ülkedeki tüm internet kullanıcılarının % 33 ü.
Blog tutmak, en çok 30 yaşına kadar olan dişilerde görülen bir vaka… Hatta yaşı 16-18 olan kızlarda blogu olanların sayısı % 28…
Toplam 350 bin İsveçli’nin blogu var. Bu rakam internet kullanıcılarının % 6 sı…
1,9 milyon İsveçli blogları takip ediyor. İnternet kullanıcılarının % 33 ü demiştik.
Kafadan bir hesapla 6 milyon internet kullanıcısı var demek ki. Nüfusu 9 milyon olarak düşünürsek % 75 i internet kullanıyor Svenson’un…
http://www.kullin.net/2008/10/almost-2-million-swedes-read-blogs.html
Baktım da Kenza’nın blogu dizayn olarak pek iyi değil. Blondinbella’nın blog daha güzel gibi. Tabi İsveç’çe bilmediğimden içerikten bihaberim. Ama Blondinbella’nın bloğa bir daha uğramam. Kenza daha çok meme, bacak gösteriyor. Onu favoritese attım.
Yorum Postala
Additional comments powered by BackType