İnternet ve Özgürlükler Gündemi Nasıl #birandaporno Oldu?

2011-05-28 - 5 Yorum Aptalca Şeyler

Aslında bandı biraz geriye sarmamız lazım. 15 Mayıs’a değil, bir önceki yürüyüşe gidelim.  Yalnızca 4000 kadar insanı toplayabilmişti o yürüyüş. Fotoğraflardan gördüğüm kadarı ile bunların arasında ”pornoma dokunma” pankartı taşıyan çok küçük bir grup vardı. Yine bu grubun arasında bir başka pankart dikkatimi çekmişti o zaman. ”YouTube değil, YouPorn açıldığı zaman özgür olacağız” minvalinde bir pankarttı. Mesajı buydu ama ifadesi, tarzı başka olabilir. Tam hatırlayamıyorum. ”Haklılar” deyip, geçip gitmiştim.

Fazla dikkat çekmediler o gün 4 000 kişilik kalabalık arasında. Belki de 15 Mayıs’da toplanan 50 000 kişi arasında da sayıları bir önceki yürüyüşte bulunanlar kadardı. Bu sefer daha da az göze batmaları gerekirken, bir anda internet, özgürlükler, vatandaş ve devlet denkleminde, tüm sahneyi ve ışıklarını çaldılar.  Bu da aslında 15 Mayıs’da değil, onu takip eden günlerde oldu.

Tabii ki gözüne ve kalbine perde inmemiş olanlarımız aslında bu büyük toplumsal itirazın ardında yalnızca ”izin verin de rahatça porno seyredelim be” söyleminin bulunmadığını çok iyi biliyorlar.  Telif haklarını koruma adına çiğnenen temel haklarımız, özel hayatın gizliliği, haberleşme özgürlüğü, yönetenlerle yönetilenler arasında jenerasyon farkının getirdiği rahatsızlıkların yeni teknoloji ile daha da ayyuka çıkması, yine yönetenlerin dizginleri hep elde tutma sevdası ve bu toprakların tarihinde yönetenin yönettiğini hep tebaası olarak görerek başımızdan (bizim de dualarımızla) hiç eksik olmaması, yönetene ”aman zeval gelmezken”, yönetilenin hep okkanın altına gitmesi geleneğine karşı bir başkaldırı, bu tepkinin dayandığı temel noktalar.

Peki nasıl oldu da iş geldi, pornoya özgürlük sloganına takıldı? Bunu açıklamak önemli. Çünkü o yürüyüşe destek veren bazı insanlar ”konuyu pornoya özgürlük çizgisine getirerek işi rayından çıkarıyorsunuz. Haklı bir davada haksız duruma düşülüyor” diye görüş bildirdiler. Bazıları ise acaba stratejik olarak bu söylemi bırakmakta bir fayda olabilir mi diye de kendilerine ve etrafındakilere bu soruyu sordular.

İki yönlü ele alınması gereken bir konu bu:

- Eğer bu söylem büyük bir grup tarafından dillenlendiriliyorsa, porno seyretme özgürlüğünün genel olarak özgürlüklerle nasıl bir ilişkisi var? Bu grup, olaya nasıl bakıyor?

- Özgürlükler konusunda bastıranlar, gerçekten de ağırlığı porno seyretme özgürlüğüne mi veriyorlar, yoksa bu iddia üzerlerine giydirilmeye çalışılan bir deli gömleği mi?

Yine bandı geri sardığımız yere gitmek gerekecek: 4000 kişilik gösteride ilk defa ”YouTube’a değil, YouPorn’a özgürlük, gerçek özgürlüktür” pankartı açıldığı zaman henüz YouTube yasaklıydı. Bugün, YouTube’un tekrar hülle ile açılışının üzerinden 7 ay geçmiş. İçerden alınan bir bilgiye göre haftada 100 sitenin  erişimine engel koyuluyor. 7 ay, 28 haftada 2800 site yapar bu. Yani YouTube açıldığından ve tüm dünyaya ”Türkiye’de YouTube açık, artık biraz daha özgür bir ülkeyiz” mesajı verildiğinden bu yana 2800 site daha erişime engellendi. Bu bir iyileştirme değil. İtirazı olan var mı? Olsa olsa bunun iyileştirmeden öte, bir yutturmaca olduğu söylenebilir. Karısını döven adamın, dışarı çıkarlarken fondöteni kadının suratındaki morluğa boca etmesi gibi. Beceriksizce…

Özgürlükleri savunurken işin kolay tarafından tutmak olmaz! Tüm özgürlüklerin temeli olan düşünce ve ifade özgürlüğü, savunması rahat fikirleri savunmak için yok! En iğrenç söylemleri, en ağza alınmayacak ifadeleri de (dahi) kullanabilmek için var. ”Berlusconi’nin demokrat olmadığını düşünüyorum” veya ”Hristiyanlık bugünün şartlarına pek uymuyor” gibi fikir ve ifadeleri savunmak için değil bu özgürlük. Çünkü iş değil bunları savunmak zaten. Bu özgürlük, ne kadar aptalca bir hareket olsa da İncil, Kuran, Tevrat yakmak için, Berlusconi’ye, Merker’e kişilikleri için olmasa da yürüttükleri politikalar için ”aptal” veya ”aptalca” demek için. TED konferanslarını seyredebilmek için değil, throatgagger.com a girebilmek için. Sözün kısası, Sasha Grey’in pornosunun savunulamadığı yerde Palahniuk’un Ölüm Pornosu‘nu savunmakda bir maharet yok. Aradaki sebep ve sonuç ilişkisini iyi irdelemek gerek.

Bana kalırsa % 99,99 oranında, internet sansürüne ve dolayısıyla sansürün her çeşidine karşı çıkanların durduğu nokta burası. Bir de öbür nokta var. Bu insanların üzerlerine giydirilmeye çalışılan deli gömleği…

”Temiz ahlaklı” Bülent Arınç, Tüsiad’dan Ümit Boyner’e ”siz gelirseniz pornoyu ve diğer şeyleri serbest bırakırsınız” diyor örneğin. Kendine rakip olarak görüp ayar vermeye çalıştığı bir kadını ”porno savunucusu” rolüne koyması gözlerden kaçmasın. Şu anda görünen tablo o ki, meydanlara inen 50 000 kişinin arasında olmayan kişiler de iktidarın hoşuna gitmeyen söylemlerde bulunduklarında ”pornocu” damgası yiyiveriyor. Türkiye gibi bir ülkede pornografinin arkasında durulamayacağı teorisi ve bu teoriye olan aptalca ve utanmazca bir güven ile sistematik olarak saldırılar var insanlara, fikirlerine ve özel hayatlarına karşı. Son zamanlarda bu konudan ayrı olarak gündemi meşgul eden x, y veya z partisine ve kişilerine ait amatör porno videolar ve bu çevrede çıkartılmaya çalışılan gürültü, zaten bu zümrenin bu tip yaftalamaları sıklıkla kullandıklarını bizlere gayet güzel anlatıyor. Ha gayret! Belinize kuvvet! Yasakların bize hissettirdiği eksikliği, sizler sayesinde gidereceğiz.

BTK başkanı, yanında biri varken internete giremiyor. Her yer porno, bir anda porno… İlk başlarda kızmıştım ama haksız da değil. Siyasetçilerin kendi amatör videolarını bıraktım, ”kısa etek giyenlere tecavüz” eminim internette çokça araması yapılan bir fantezidir. Hem de kadınlar tarafından. Ya bir erkeğe dört kadın?! Gavur bile threesome’da bırakmışken…

BTK başkanı Tayfun Acarer’in kendini dahi bu porno furyasından kurtaramaması baya konu oldu ve sonunda kendisi de  internet vandallarının gazabına uğradı. Bazı ”muzip” internet kullanıcıları #birandaporno versiyonlarını yapmakta gecikmedi. Yaşı başı gelmiş, devletin bir kurumunun güvenerek anahtarı verilmiş kişilerin böyle alaya alınması duyarlı vatandaşlar ve devletin kendi nezdinde pek hoş değil. Onlar için hoş değil, alaya alınan kişinin kendisi içinse çok acı. Ne çare ki, içinde bulunduğumuz devirde size saygı duymak için, konunuzda az buçuk bilgi sahibi olmanızı bekliyor insanlar.

Bookmark and Share

5 Yorum Postalanmış

Caagalar May 28, 2011 at 10:52 pm

Bu işin balans ayarı biraz da bahsettiğin bu nokta aslında. Yani genel anlamda yazılacak en marjinal senaryolar terörist, ibne, pornocu minvalindeki söylevler pişirile duruversin, o sağlıklı ve temiz toplumunda nefes alamaz hale gelememek gibi bir durumla karşı karşıya geleceğiz gibi bir hissiyat var içimde. Bu nokta itibari ile de sakat…

Öte taraftan çocuk pornosu gibi zaten evrensel anlamda sınırları çizilmiş bir tanım ile suç unsuru içindeyken, ergen pornosunu bununla aynı kefeye koymak daha da vahim kalas-conservative bir kafanın dikte ettiği o çok sağlıklı aseksüel toplum denilen iğrenç durumu refere ediyor bize.

Bunun bir step ötesi ise sitelerdeki contentin cinsellik içerdiği algısı ile alakasız sitelerin kapanması… Taşeron kafalardan çıkan çözümlerden çıkabilecek bir sakatlıkta bu bence. Pornografinin tanımı ve sınırlarını çizen bir conservative algı için bir Nü resmi de pek kolay pornografi kefesine koyulabilinir.

Öte taraftan bahsettiğin ifade özgürlüğü sınırı bu mevzu bahis mizaçlar için çok upper seviyede bir kriter. Acıdır ki, geniş konsensus yada demokrasi adına gelen her sonucun bize özgürlük getirmediği gerçeği suratımıza bir kere daha sert bir şekilde çarpıyor. Ancak toplumsal anlamda o iki yüzlü ahlak la ceng etmedikçe bu sığ argümanlarla daha çok haşır neşir oluruz kanımca…

teddy darko May 29, 2011 at 5:30 am

özgürlük, ifade özgürlüğü gibi hususlarda, herhangi birinin kutsalına, özgürlük sınırı olarak belirlediği noktaya çarpmadan rahat edilebilen bir nokta değil tc. ifade özgürlüğü deyip kutsalım saygılı olacaksın orospu çocuğu noktasını irdelemek boşuna zaman kaybı bence, ki daha önce çok kez konuşuldu, tartışıldı. Sözden öteye gidememesinin birinci sebebi olaraksa kültür gösterilebilir.

Kültürle beraber, kabul edegeldiğimiz epey bir yazısız anlaşma var. En ilginçlerinden biri ibadet de gizli, kabahat de gizlidir maddesi. İbadet tarafının şu anki populist tavır sayesinde gizliliği siktir edildi ama kabahat yerli yerinde duruyor. Herkesin yaptığı ve bildiği kabahat olarak kabul edilenleri dillendirirsen, bunları özgürlük tanımının içine koyarsan sorunlar orada başlıyor. Kültürün, kendini koruma mekanizması devreye giriyor.

Hali hazırda, hayatında tutunacak devlet, din, kültür gibi kendisinin hiçbir söz hakkı bulunmayan kavramlar dışında hiçbir şeyi olmayan koca bir yığın yaşıyor. Özellikle orta anadolu bölgesi bunun birebir gözlenebileceği bir yer. Adam aidiyet hissetmek istiyor, bunlara sarılıyor. Bu adamlar öyle bir benimsiyor ki bu kavramları, en ufak bir “kural dışı” hareketine devasa bir tepki geliyor.

İzmir’de şöyle bir şey vardır mesela, gün içerisinde ortalıkta bir travesti gören esnaf tüm mevcudiyetiyle o travestiyi kovalarken geceleyin travestinin yanına arabasıyla ilk yanaşan da o esnaftır. Bu örnek her halde tüm anlatmak istediklerimi anlatmıştır.

İnternetin kullanımının artmasıyla beraber, genç olarak kabul edilen bizlerin kavramlara, tanımlara, özgürlüklere bakış açısı oldukça gelişti. Ve ortalamaya çok zıt, onların koruma refleksi göstereceği düşüncelerimiz var. Şu an ben pornoma dokunma pankartını doğal karşılarken, annemin duyduğu an bakışları değişiyor. Bu durumun partizanlıkla da alakası yok; tamamiyle aksak kültürümüz. Ki bence yürüyüşlere katılan adamların birçoğu da ileride aile sahibi olduklarında çocuklarına aynı kültürü aşılayacak.

İster iktidarı değiştir, ki iktidar dediğin sansürler, ister anayasayı baştan yaz; kültür reformu yapılmadan bu konularda bir milim gelişme yaşanacağını sanmıyorum kısaca.

athirsizi May 30, 2011 at 9:52 am

olayin porno savunuculuguna endekslenmesi tabiiki mevcut iktidarin ekmegine yag surmek oluyor. Bu ulkede sanal ortam disinda bircok insan porno izledigini bile kabul etmezken is daha da zorlasiyor

büyük iskender May 31, 2011 at 9:33 pm

Olayı yılan hikayesine çevirdiler artık, Bence bu kadar olaydan sonra millette porno izleme isteği de kalmıycak. Fakat internet özgürlüğünü savunanların sürekli olarak porno kelimesini, marjinalliklerini ifade etmekte kullanmaları…. bana saçma geliyor. Bellki Biz internet özgürlüğü istiyoruz. Yine belli ki: Biz youporn açılsın diye pankart açmak vesilesiyle özgürlük istersek biraz n.h alırız. Kuralına göre oynamamız gerekiyo. Her porno muhabbeti açıldığında sansür yapan insanlar daha da fazla kazanıyor. Bence mühendisler odası vesaire bürosu gibi…. internetle ilgili ciddi bir oluşum oluşturulup (türkiye kaynaklı) düzgün bir politika izlenmeli, yada bu yasağı yapanlar insafa gelir belki …. belki belki

Defansif Matmazel September 5, 2011 at 11:19 am

hahah bu adamı hergün görüyorum desem.

Yorum Postala

Additional comments powered by BackType