Belle de Jour – Eskort Kızın Blogunun Arkasından Kim Çıktı?
Arkadaşlık siteleri ve oral seks çekilişi postasına Vic’in yazdığı yorumda verdiği link sayesinde eskort kız Yağmur’u tanıdık. Yağmur’un ayak altlarındaki turuncu renkleri ponza taşı veya en azından fotoşopla yoketmesi gerektiğini içimizden geçirdik. Onun haricinde ise hazırladığı sitenin RSS ile takibe imkan vermesini takdire şayan bulduğumu belirtmem lazım. Tasarım kafada bazı soru işaretleri de bıraksa, ekmeğini hayranlarından çıkarmak isteyen pekçok yazar, müzisyen gibi emekçinin kendilerini pazarlamak için bu kadar bile çaba göstermemesi karşısında şapkamızın, omuzlarımızın üstündeki başımıza takılanını çıkarmamız lazım. Diğeri ise başında sonuna kadar yerinde kalmalı.
Yağmur’un gerçekte kim olduğunu bilmiyoruz. Tarifesine ve portakal/turuncu renge istinaden bunu, en azından benim asla öğrenemeyeceğime dair bir his var içimde. Sağlık olsun… Çok da önemli değil. Tabii şu da bir gerçek ki, günlük hayatında eğer sıradan bir işi varsa bile kaşımızı kaldırmayız. Tapu kadastroda, harita daire başkanlığında memur ise ”ee devlet memuru maaşı yetmiyor tabii” diye empati dahi yapan çok olur tahminimce. Fakat işinin sosyal statüsü ne kadar yüksekse, o kadar hayretler içersinde kalacağımız da bir gerçek.
Orospuluğun tarihsel tanımı da bunu doğruluyor. Pedofili, oğlancılık vesairenin günümüze nazaran normal sayıldığı Roma bile fahişeliği hor görüp, aşşağılamış, kayıt-kuyut altına almaya çalışmış. ”Çalışan” kadınların mesleklerini icra etmesi licentia stupri denilen bir lisans ile kurallar altına alınmaya mecbur bırakılırken, kılık kıyafetleri ve oturdukları yerler konusunda birtakım yükümlülükler altına alınmışlar.
Bu düşünce tarzının günümüze uzantısı genelde özellikle iffetli kadınlar veya feministler arasında kıskançlıkla karışık, acıma ve fahişeyi öyle bir dileği olup, olmamasına bakmadan bulunduğu halden kurtarma güdüsü şeklinde gelişiyor. Öyle bir genel kanı var. Orospuluk yapıyorsa, bu yola ”düşmüştür”. Edilgenlik bildiren bir ifade şekli. Kimse kendi isteği ile fahişe olamaz çünkü.!!!
İhtisas alanı nörotoksoloji ve epidemik onkoloji olan 34 yaşındaki doktor Brook Magnanti ise tam tersini iddia ediyor. Hatta iddia ediyor demeyelim, ispatlıyor. Çünkü kendisi 2003 yılından itibaren tuttuğu Belle de Jour – Diary Of a London Call Girl adlı blogunda 14 aylığına yaptığı eskortluk mesleğinden edindiği tecrübesini okuyucularıyla eğlenceli, esprili bir dille paylaşıyor. Daha yeni, yıllarca saklandığı anonim kimliğinin arkasından başını uzatıverdi Brook Magnanti. Ya da Londra’lı üniversiteli süper eskort Brook diyelim, eğer Türk insanının anlayacağı şekilde söyleyeceksek. Üniversiteli olduğunu özellikle belirtmek gerekiyor. Var öyle bir olay biliyorsunuz. Düzdüğü eskortun henüz ”alınmamış” diploması ile övünen bir milletin daha olup olmadığını tez olarak araştırmak lazım.
Magnanti bir crack whore değil, pezevengi tarafından kullanılan, pisliği içine çekilen bir kadın değil, alkolik de değil. Küçükken de babasının tecavüzüne uğramamış. Onun yerine 14 aylık eskortluk yaşamında kazandığı paraları uzun yıllar okulunda okuyup, meslek sahibi olurken harcamış. Halihazırda The Bristol Initiative for Research of Child Health adlı kuruluşta araştırmacı bilimadamı/kadını olarak çalışıyor. Eeee, tüm klişeleri yıktı fahişeler konusunda? Üstelik bir de erkek egemen toplumun erkeklerine yol gösterici bir kitap yazmayı da başarmış görünüyor.
Biraz konu dışı birşeyle bitireceğim ama… Bazılarınıza ilham vermesi amacıyla yazayım dedim.
Bu kitap yazma konusu hoşuma gitmedi değil, eklemeden geçemeyeceğim.
Blogunu kitap yapan blogcuların daha masumları arasında İngiliz Catherine Sanderson‘u duymuştum. Petit Anglaise adlı blogu ile aynı ad altında çıkan kitabının bir nevi Bridget Jones’un hatıra defterini anımsattığını söylüyorlar. Bu sebeple softcore takılan kızlara rahatlıkla tavsiye edilebilir.
Blogunu kitaba çeviren blog-yazarları arasında bahsedilmesi gereken önemlilerden biri de Julie Powell. Mastering the Art of French Cooking adlı kitabın içindeki 524 tarifin hepsini deneyip, bunun üzerine de bir blog tutan Julie bu çalışmasını Julie and Julia: 365 Days, 524 Recipes, 1 Tiny Apartment Kitchen adı ile bir kitaba dönüştürmüş.
Oraya buraya yazı yazanlar, yazdıklarının içeriği ne olursa olsun, yetenekleri ne olursa olsun ve kaç tane okuyucuya ulaşırlarsa ulaşsınlar… Kendi kitaplarını kendilerinin çıkarabileceklerini biliyorlar mı? Şuradan:



24 Yorum Postalanmış
yalnız avrupa yakası esmer eskort yağmur nedir ahahahaha google aramadan eleman gelsin diye de böyle yapılmaz ki
http://www.hurriyet.com.tr/gundem/12977799.asp?gid=229
Sanki yukardaki gibi olaylar, gönüllü zevkle fahişelik yapanlardan daha çoktur, ne dersin?
Bir de kısa bir süre yapmış ve kızın seçme şansı varmış. Oranlarsak fuhuş sektörünün yüzde kaçına tekabül eder acaba? Sen istatistikçisin bulursun birşeyler
Gısganç Feminist Talisman
@ Talisman babe,
İkinci defadır bu bloga Hürriyet denen paçavradan haber linkleri koyuyorsun. Zannediyordum ki sohbetimizi, bilgi ve fikir alışverişlerimizi daha yüksek bir düzeyde götürüyorduk.
Gazetelerde trafik kazası haberleri de var. Ama kimse otobanları yasaklamıyor veya ehliyet almaktan geri durmuyor.
Yıllardır bu tarz haberlerde hikayelerde duyulan bi klasik: ”evlenme vaadi ile kandırılan”. Bana kalırsa işin aslı öyle değil tabii. O kız da taa başından biliyor neyden para kazanacağını. Kandırma falan yok ortada.
Toplumun fahişelik mesleğini ve icracılarını stigmatize etmesinin bir neticesi olarak o kızlar işlerini yaptıkları süre boyunca olmaları gerektiğinden daha kötü bir ruh halinde oluyorlar. Bir kere bu işin ortaya çıkması onlar ve aileleri için felaket. Onlar da bunun bilincinde. Bu stres ve hayatta kendini tamamen dibe vurmuş bir insan olarak görmelerinin neticesinde alkol ve uyuşturucuya takılma riskleri yükseliyor. İşte o sana Hürriyet gazetesinde ”evlenme vaadi ile kandırılan genç kızlar, uyuşturucuya alıştırılarak fuhuşa sürükleniyor” diye geliyor.
Yakayı ele verince mazlum rolü oynamak da bu oyunun bir parçası. Ama suçlayamayız tabii onları. Tüm bunlara sebep, klişelerle yaşayan ve beslenen sokaktaki vatandaş.
Ayrıca şu gerçeği de görmek lazım. Bu meslekte de tıpkı diğerlerindeki gibi kariyerini yükseltebilme şansı olanlar ve olmayanlar var. Bu da kişinin yetiştiği çevre ve eğitimiyle ilgili olabilir. Bak postadaki Türk hatun herhangi bir pezevenge ihtiyaç duymadan kendi promosyonunu çağa en uygun şekilde kendi yapıyor. Gazeteye haber olanlar ise cahil oldukları için başlarına bu gelmiş. C’est la vie… Hayat böyle…
blog’u belki de e-book haline de getirebilirsin. Sadece bir fikir
Scibd işin ” gavurlar yapmış, biz kopya çekmişiz” kısmı ama yine de olsun.
kadınların pek derdi değil yahu fahişeyi düştüğü yerden kurtarmak. o daha çok şövalye ruhlu adamların işi, “vah vah vah, sen nasıl düştün yavrucum, bu hallere, çekip kurtarıcam seni” filan… zira “zavallı, kurban” kadınları mağduriyetlerinden kurtarmak erkeklerin fantazisi genelde.
bana sorarsan, istisnalar mutlaka vardır da, çok fazla insanın fuhuşu güle oynaya seçeceğine inanmıyorum. elbette ki kendi istekleriyle yaptıkları bir seçim bence, düşürülmüştür filan demiyorum (ki onun da örnekleri yok değil bu ülkede o da ayrı konu) ama ekonomik mecburiyetlerden, seçeneksizlikten ötürü zorunlulukla yapılmış bir seçim olduğunu düşünüyorum çoğu zaman. çok kolay bi iş olmadığı muhakkak, istediğin kadar seksi seviyor ol, escort yağmur’u bilemem de karaköyde genelevde çalışıyorsan çok da zevkli geleceğini sanmam. fazla romantize etmeye gerek yok.
bir takım yazarların malzeme toplamak için atıldığı maceraların, belle de jour’ların, baudelaire fahişelerinin filan olayı biraz süsleyip, püslediğini düşünüyorum da işin gerçeği pek öyle değil sanırım, en azından bu memlekette değil.
hani yani şöyle örnekleyeyim, bir moldovyalı çocuk bakıcısı kız vardı bi tanıdığımın evinde çalışan, 19 yaşında çok güzel bi kız. O anlatıyordu, işçi kocası 100 dolar mı ne alıyormuş moldovyada, burda iki sene çalışsam ev alırız dönünce diyordu. yeni evliydi ve bir bebeği vardı memleketinde. düşün çocuk bakıcılığıyla ev alabilen için, fahişelik neler vaad ediyor. altı üstü 2 sene dişini sıkacaksın öyle ya. zaten sonra duyduk, kız çalıştığı yerden ayrılmış, bir takım adamlarla birlikteymiş, adamlardan biri buna ev tutmuş filan, kocası kızdan ayrılmış. mutlu mudur sence, zevk için mi yapıyodur? yani tamam, düşmüş, kurtarılması gereken bir insan değil elbette, kendi seçimi sonuçta da seçimi olması bunu pek de “isteği” yapmıyor aslında.
erkeklerde de benim gözlemlediğim bu. belki vicdan rahatlatmak için, striptizcilere “onlar dansçı, sanatçı” fahişelere ise “kendi seçimi, zevk için yapıyorlar” gibi kılıflar bulmak. böylece sizlerle sadece iş gereği seviştiklerini, onları bu seçimi yapmaya iten acıklı faktörleri görmezden gelebiliyorsunuzdur belki de, bilemiyorum. ama gerçekten birkaç tane öylesi varsa da çoğunluğun sebebi zevk veya istek değil, parasızlık, çaresizlik vs… bu da bir gerçek. iffetli feministlik, aşağılama ya da acıma değil olay, sadece gerçekçilik bana sorarsan.
sadece sekse bayıldığı için fuhuşu seçen, seçimlerinden çok mutlu, güle oynaya fantağziden fantağziye koşan fahişeler dünyası da birazdan fazlaca maço bir hayal dünyası esasında. jartiyerleriyle yastık savaşı yapan ve erkek gördü mü aralarına almak isteyen hard core lezbiyenler gibi erkeklerin yarattığı bir illüzyon aslında. ama işte, it’s a man’s world, ne yapıcaksın. C’est la vie, evet.
Zorro çok güzel açıklamış, direk onun yorumuna konuyorum, sağolsun.
Bir de Hürriyet pespaye olabilir ama bu tip fazla iştah açmayan görüntülerin daha gerçekçi olduğunu ifade etmek için verdim o linki..
Zorro , ne etliye ne de sütlüye dokunmamış, ne öyledir ne de böyledir demişsin ….
.
Fahişelik bir meslektir. Ben de salt ihtiyaçtan çalışıyorum, beni kurtaracak bir milli piyango-sayısal olmadıkça da çalışmak zorundayım. İşyeri denilen yerde karhaneden ibaret. 18′ine girmiş, zaten arayışta ve de meyilli bir hanımkızımızın , Karaköydekilerin değil ama Ataköydekilerin yaşadığı hayata gıpta etmemesi çok zor. Benim beynimi satarak kazandığımın kat be katını kazanıyorlar. Alan memnun veren memnun gidiyor…şövalyelik tırıvırı, Ataköydekilere şövalyelik yapanı 2 günde soyup soğana çevirirler..eşe dosta keyifle anlatırlar.
Larry, sen de istersen mesleğe bir yerinden girebilirsin.
Erkeğe meraklı olan da var, madem bu kadar desirable bir iş bu.
Yani senin de seçme şansın var beynin yerine bedenini satabilirsin. Farksızsa bu kadar?
dizinin ilk sezonunu izlemiştim. epey heyecan verici idi. bunlar ilginç hadiseler. muhakkak kendine göre raconları, kuralları vardır. bir hami’den iyice öğrenmeden yola çıkmasın tazeler. aman dikkat.
Larry,
Öyledir ya da böyledir demedim çünkü diyemem. Kesin konuşamam, öyle kesin bir cevap yok ki. Ancak “çoğunlukla” diyebilirim gözlem, tahmin ve duyduklarıma dayanarak.
Ataköydeki lüks fahişeler hakkında dediklerin doğrudur, diyecek bir şeyim yok da “lüks” tanım gereği genelgeçer değildir. Dolayısıyla fuhuş denince benim ilk aklıma gelen Ataköy’deki kızlar ya da eskort yağmurlar değil, şunlar: http://5posta.org/erdal-kinaci-genelev/ Bu ikisini bi ayırmakta fayda var, zira bu ülkenin fuhuş piyasasındaki çoğunluğunu ataköy eskortları değil, bu fotoğraftakiler oluşturuyor maalesef.
Bir de fenasi’nin dediği var ya kariyerinde yükselmek, kendini geliştirmek filan, maalesef o da biraz kast sistemi hesabı. Dokunulmazlar hep dokunulmaz kalıyor, para da parayı çekiyor. Sen ingilizce biliyorsan eğitimli isen, spor yapıyorsan, vücuduna iyi bakıyorsan bilmem neyse lüks oluyorsun. Hayata zaten eksiden başlamış, çocuk yaşta başına bilmemne gelmiş, cahil, çok da güzel olmayan bi kadınsan pardon da hangi ataköy, hangi eskortluk? Kim nereye yükselecek? Gelip geleceğin yer Karaköy, hadi bilemedin Beyoğlu olsun.
Sırf daha da zengin olmak için fahişelik yapanla, hayatını idame ettirmek için yapanı aynı kategoriye koymak da biraz haksızlık olur. Bakın hala fantazi olsun diye yapanları apayrı tutuyorum. Eğer varsa gerçek hayat Belle de Jour’ları, onlara diyecek bir şey zaten yok da zevk için fahişelik yapanın çok fazla olmadığını tahmin ediyorum her nasılsa.
Bilmiyorum etliye sütlüye bulaşabildim mi? gerçi bana sorarsan, ben daha önce de bulaşmıştım ama bu konuda genelde kadın ve erkeğin, olaya bakışları ve hassasiyetleri pek birbirine uymuyor, burda da uymamasına şaşırmadım… ☺
@ Zorro,
O verdiğin linkdeki postamdan birkaç ay sonra ortaya çıktı ki Erdal Kınacı’nın o fotoğrafları feyk. Akıl hastalarını çekip, bunlar Anadolu’daki fahişeler diye prezente etmiş. Halen de hapiste zannedersem bundan dolayı.
Neden insanların yaptıkları işlerden sorumlu olabileceklerini düşünmeye başlamıyoruz artık? Onları bir toplum kurbanı gibi göstermek işe yaramıyor, kendilerini daha kötü hissedip sonra o role soyunuyorlar.
Benim demek istediğim fuhuşta basılan insanların hikayelerinin hiç de gazetelere yansıdığı gibi olmadığı. Her insan bugün durduğu yeri başkalarından önce kendine borçlu. Yaptığın işin sorumluluğunu alacaksın.
Maalesef orospu tartışmasında kadın tarafının görüşü tecrübesizlikten ötürü çoğunlukla karaya oturuyor. Daha sonra bir posta daha yazarım belki bu konuda ama kısa bir örnekle geçiştireyim şimdilik. Örnek, yaşam şartlarının belki de Türkiye’den daha zor olduğu bir yerden.
20-22 yaşlarında bir kız tanıdım Letonya’da bir gece klübünde. Hafta içi üniversitede kimya bölümünde okuyan bu kız gece klübünde hemşire elbiseleri ve bilmem kaç santim topuklu ayakkabıları ile akşam 18 de başladığı işini sabaha 06 da bitiriyordu. O eğlence yerinin bahşiş sisteminden ötürü müşteri bahşişlerini de kendi değil üst şefinin topladığı bu kızın bir gecede kazandığı para yalnızca 10 dolar idi. 12 saatte 10 dolar !!! Fuhuş yapmıyordu ama.. Bunu bir ”aferin” ifadesiyle desteklemiyorum, çıplak gözlem yalnızca.
Aynı gece klübünün dans pistinde arkadaşlarımın yanına yaklaşan ”amatör & local” kız grubu 15 dakika içinde bizimkilerle saati 100 dolara anlaştılar. Topluluğa uymak için mecburen ben de kızlardan biri ile otel odasına gittim. O zamanlar daha acemi dönemlerim bu eskort konularında. Bir klişe olan ”niye bu işi yapıyorsun” sorusunu onu incitmeyecek, esprili bir şekilde sordum. ”Kuaföre gidip, kılık kıyafet almayı seviyorum” dedi.
O grup insanlar sıcak temasım olan pekçok an daha yaşadım. Tüm bunlardan edindiğim izlenim, Hürriyet’in anasayfa haberlerinden farklı hikayelerin ağırlıkta olduğu. Bugün ne iş yapıyorsan yap, eğer memnun olmadığın halde o işte kalıyorsan bunda başkalarından önce senin sorumluluğun var.
Tabii ki fakir ve cahil kızlar organize ekipler tarafından kandırılıyor zaman zaman. Türkiye’de fakir, cahil ve kadın olduğun zaman başka alternatifler de var. Bir atölyede işe girip günde 12 saat 3 kuruşa da çalışırsın. Sonra patronun oğlu gelir seni düzer, hamile bırakır. Gidip tuvalette örgü maşası ile çocuğu düşürecem diye ölebilirsin de. Buna rağmen fahişeliğin olunabilecek en kötü şeymiş gibi anılması bana çok saçma geliyor.
Bir kişinin deneyimlerinden yola çıkarak nasıl karar verebiliriz ki?
Sonuçta kaç kez geneleve gittin ki Fenasi? Genelevde çalışan kadın sayısı eskort kız sayısından çok değil midir?
Kandırılmayı filan boşver direk kaçırılarak, zorlanarak fuhuş yaptırılan insanlar yok mu?
Cidden bu derece pembe mi tablo, buna inanıyor musun?
@Talisbabe,
Kandırılarak, zorla kaçırılarak fuhuş yaptırılanlar varsa da bu konuyla bir alakası yok onların. insan alıkoymaya, kaçakçılığa falan giriyor o iş. Organize bir suç yani o. Biz burada gerek keranede çalışan gerekse de yaptığı işe ”eskortluk” diyerek statü sağlayan insanlardan bahsediyoruz. Ben onlara acımak için bir sebep göremiyorum, postanın anateması bu.
Ayrıca konuyla alakası olmayan ”namuslu” kesimin bu yapılan işi hariçten gazel okuyarak ve aşşağılayarak değerlendirmesinin de bu mesleği seçen insanlara bir faydası olmadığını söylüyorum.
1- İmkan, eğitim, geldiği çevre vesaire yüzünden hayatını insan gibi idare ettirecek bir iş sağlayamayacak insanların,
2- Aldığı eğitime ve ailesinin desteğine, sosyal network une vs rağmen elde ettiği işten memnun olmayıp ekonomik olarak daha cazip olduğu için bu işi seçen insanların onlara verilenle yetinmeyip, hayatta daha iyiyi aramak için bu yolu seçmelerine senin ahlak anlayışın elvermiyor diye damga vurulmasına karşı olduğumu belirtmeye çalışıyorum.
Tablo da pembe falan değil. Yeni mezun beden eğitimi öğretmenlerinin tablosu da pembe değil, ya da ordulu fındık üreticisinin.
Ben de alakasiz ve ciddiyetsiz bir noktaya parmak basmak istiyorum.
Yahu bu kizin vucudu cok cirkin, yamuk yumuk bir sey. Piyasayi pek bilmiyorum ama en fazla 50 lira eder. Bir de o kadar manyak/sapik adamlara cep telefonu, ev adresini vermesi beni dusundurdu. Bu isin icinde baska bir is olabilir(di ni ni) Ya biri gider de kafasina 2 tane sikarsa?
Bir de gercekten tam bilmedigim icin soruyorum; eskortluk ve orospuluk bambaska seyler degil mi?
Ahlak anlayışıyla ne alakası var yahu bunun? Ne ben ne talisman ahlaksız demedi fahişelere. tamamen başka bir şeye söylemiyor muyuz yahu biz?
@Zorro,
Videoya baktım.. Aynı şeylerden bahsettiğimizden şüpheliyim. Ülkücü mafya haraç kesiyor… Eeeee? Keraneye özgü birşey mi bu? Tr nin çok yeri böyle. Tabii şuna dikkat çekebiliriz. Yağmur’un yaptığı olay devlet eliyle engelleniyor. Hem de blog kapatan, Youtube kapatan zırvanın aynısı olan 5651 e tabi 8 katalog suç adı altında değerlendirerek. Başka bir deyişle devlet bir yandan vatandaşının hayatını insan gibi kazanmasını, kendi işyerinin reklamını yapmasını engelleyip diğer taraftan da iğrenç, köpek bağlasan durmayacağı yerlerde işi mafyanın eline ”kanuna uydurarak” bırakırken.
Ama dediğim gibi o konu farklı. Asıl benim kafama takılan senin
”kendi yaşadıklarınıza, yaşayabileceklerinize, yaşamak istediklerinize kılıf uydurmak bu yaptığınız, vicdan rahatlatmak, olur da bir gün fıstık gibi bir fahişe görürseniz, onunla yattığınızda, neden bu işi yapıyor olduğunu sorgulamamak, “kendi sorumluluğu canım, daha iyiyi arıyor hayatta, ne mutlu ona!” diyebilmek için geliştirilmiş öngörüşlü bir savunma mekanizması yani. Ama samimi değil.”
cümleleri oldu. Zannedersem birbirimizi tanımak için biraz daha zamana ihtiyaç var. Ne sen boğazını patlat, ne de ben laf anlatayım diye didinmeyeyim o zamana kadar.
Fenasi,
Uzuuuuun uzun yazmıştım, kısalttım, gerçi yine de çok kısalmamış da idare edicen artık.
o fotoğrafları özellikle koymuştum, senin kendi blogundan diye, zira hurriyet linkini de beğenmedin ama al o zaman budur, istersen türkiye’ye geldiğinde bir uğra bi geneleve, bakalım aynı mı düşüneceksin: http://www.dailymotion.com/video/x4d5py_bentderesi-genelevi_news
Sandığın kadar hiç bir şey bilmeden konuşmuyorum aslında. Hem hariçten gazel okumaksa sen de aslında sadece kendi çevrendeki gözlem ve tecrübelerine dayanarak konuşuyorsun, seninki de hiç farklı değil be fenasi.
İnsanlar kendi kararlarından sorumludur, evet. Bu demek değil ki bu kararları çok isteyerek, çok mutlu olarak veriyorlar. Bir şeyin senin kararın olması, bunun senin hayattan istediğin şey olduğu anlamına gelmiyor. İstek ve karar çok farklı şeyler. Acımak ve bir insanın hayatında üzücü hikayeleri olabileceği gerçeğini görmek de öyle. Hepsini birbirine karıştırıyorsunuz.
Fahişeliğin en kötü (bak dikkat et en ahlaksız demiyorum) şey olarak algılanmasına gelince, bi erkek olarak senin bunu anlaman zor galiba ama her fahişenin her müşterisi doğru düzgün, efendiden, yağız delikanlılar değil. Porno yıldızlarından bahsetmiyoruz burada, gerçek insanlardan bahsediyoruz. Karşılarında koca pipili, adelelli, hastalık kontrolünden geçirilmiş, kendilerine nasıl davranacağını önceden bildikleri, hormonlu gençler yok bu kadınların. Her gün, belki de iğrendiğin, seni dövecek mi öldürecek mi bilemediğin adamlarla sevişmek zorunda olmak çok da zevkli bi şey olmasa gerek. Bir düşün istersen kendini öyle, bir erkek olarak, jigololuk yaptığını düşün. İstemediğin, tiksindiğin bir takım kadınlarla her gün sevişiyorsun, onların istediklerini yapmak zorunda kalıyorsun, kokularını çekmek zorundasın filan. Eskort yağmur’un ayakları ponzalı değil diye “hiç de yakından tanıyacağımı sanmam” diyorsun, bir düşün bakalım, onun bin beteriyle her gün seviştiğini. bakkalda çalışmakla, fındık üretmekle, beden eğitimi hocalığıyla aynı şey olmasa gerek, hı?
Evet, sırf kuaför uğruna, başka vasıfları ve seçenekleri olduğu halde, sırf daha çok para gelsin diye, açgözlülükle bunu yapan ve zekasını, eğitimini ve sahip olduğu vasıfları hiçe sayıp kendini iki meme, bir de kukuya indirgeyen bir kadına çok da saygı duymuyorum, inkar etmeyeceğim. Aynı şekilde sırf para uğruna fahişelik değil, başka mesleklerde kendilerinden, duruşlarından vazgeçen, adamlara da çok saygı duymuyorum. Sırf para uğruna yalakalık yapana da, kafalarını kapatıp, tarikata girene de saygı duymuyorum. Evet kendi sorumlulukları, kararları ama para endeksli bir yüzeysellikte yaşıyorlarsa, bir, öncelikle kendilerine saygı duyduklarını düşünmüyorum, iki, benim de bunun sığ bir yaşam biçimi olduğunu söylebilme hakkım var.
Bu kadınlara acımıyorum, kimsenin de acıdığını sanmıyorum, damga vurmuyorum, ahlaksız demiyorum ama evet, kızıyorum.
Sonuç olarak, dramatize etmek istemem ama evde 2 çocuğun varsa, açlıktan ağzın kokuyorsa yaparsın abicim, bi Luis Vuitton çanta almak için yapmakla aynı şey olarak görmemi bekleme. Ben sizin öyle görmenizi, bu kadar tek boyutlu bakmanızı, bir de üstüne “onlara verilenle yetinmeyip, hayatta daha iyiyi aramak” romantikliğine büründürmenizi, bunda eleştirilecek hiçbir şey görmemenizi şaşkınlıkla karşılıyorum. Bu kadın fahişe değil de, Luis Vuitton çantalar, spor arabalar uğruna zengin koca peşinde bir kadın olsaydı ya da kariyerinde yükselmek için tüm patronlarla yatan bi kadın olsaydı hiçbiriniz “kendi kararı” diyip de savunmazdınız. Aynı şey aslında ama olay sekse, sizin fantazilerinize dayanınca değişiyor her nasılsa.
Çok basit bir gerçek var ortada. Herkes üst düzey eskort/fahişe değil ve bazıları için hayat sizin hayal ettiğinizden çok daha pis, çok daha hüzünlü. Bu gerçeği görebilmenin adı da acımak ya da aşağılamak değil.
Sen diyorsun ya iffetli feministler, “namuslu” kesim vs. diye, ben de size diyorum ki kendi yaşadıklarınıza, yaşayabileceklerinize, yaşamak istediklerinize kılıf uydurmak bu yaptığınız, vicdan rahatlatmak, olur da bir gün fıstık gibi bir fahişe görürseniz, onunla yattığınızda, neden bu işi yapıyor olduğunu sorgulamamak, “kendi sorumluluğu canım, daha iyiyi arıyor hayatta, ne mutlu ona!” diyebilmek için geliştirilmiş öngörüşlü bir savunma mekanizması yani. Ama samimi değil.
Neyse, seni daha fazla sinir etmeden kaçayım ben.
anal seks harici her şeyi yaparım, kondom prensibimdir gibi notlar var fiyat tarifesinde. bilmiyorum, adına ne derseniz artık.
Kitap yayimlamaktan da bahsetmissin ya; yazsan ne iyi olurdu filan dedigimden degil de, ne yazarsan yaz okutursun gibi Fenasi. Bazen sirf yazim tarzini “okumak” bile zevkli. Hedonistlikte tutarlilikla mi alakalidir nedir
Diger yandan, ortaya konusursam… Fahiselerle fahise olmayanlar (cinsiyete bakmadan) arasindaki ticari fark, onlarin ekstradan cinsel organlarini ‘satmalari’ degil mi? Orospuluga gelince is, fikirleri namuslu kac kisi taniriz diye sorsak kendimize. Insan olmamiz (ki onur, durustluk, sevgi, ivir, zivir… hepsini alir icine) icin yapmamiz lazim gelenlerle, yaptiklarimiz arasindaki fark icimize bosalanin cebindeki kar degil mi? O beyinlerdeki sivilarin ne oldugundan supheliyim.
Fahisenin fahiseligi, *agirlikli olarak* erkegin tarihin her donemindeki orospu tavrindan degilse, kadin denilen seytandan baska bir sey degil o zaman.
Bu işin ilk seferi belki biraz acıklı olabilir hatun için de sonrası değil. Ben bir farka atıfta bulunayım, benim türk hatunlarla işim olmaz, bir kaç denemeden sonra komple bıraktım. Yok milliyetçi olduğumdan değil, piyasadaki türkler adamın anasını beller, biraz senin yakın davrandığını! düşünsün hemen istekleri sıralamaya başlar. Kalite odaklı değil para odaklı alayı.
Kolay ve göreceli bol paradan kolay kolay vazgeçmez birkez başlayan. Öyle zorlamayla kandırmayla da yürümez bu işler.
Bu Bella de Jour’un dizisini izlerdim ben de, hatun pek tipim değil fotograflardan gördüğüm kadarıyla ama servise bakmak lazım.
Fenasi, haklısın, özellikle son yorumda biraz genelleyip, ağır girmişim. genel maço tavra olan sinirimi kusmuştum aslında, sana özel değil o laf. başka tartışmalardan birikmiş gelmiş benimle, piyango da sana çıkmış. ha bir de ahlakçı, iffetli benzeri lafların da biraz provoke etmiş olabilir
neyse, kusura bakma, alınma.
ilk yorumum usturuplu ve yerinde. onu kaale al, gerisini boşver
@ Zorro,
Olgun davranışın için teşekkür ediyorum.
çok acayipmiş
merhabalar yagmur ben..Öncelikle tüm burdan herkese merhabalar..Burda birkaç kişden çok cahilce yorumlar aldım..ben tek degilmişim diye..Kimse o çıksın…Ben tekim..burda yazılan herşey kaileye alınır..Emniyet bilgisayardan tut cep telefonu konuşmasına varıncaya kadar öyle birşey olsa takibe alır..E skortluk tek başına suç degildir..Prim yapmak isteyen varsa ancak cahil bir insanı kandırabilir..E mniyet kimin ne oldugunu çok iyi bilir..Bilgisayardan bile yazılan yanlış bir yorumu nerde hangi zamanda yapıldıgını çok iyi bilir..Burdan mesajı vermişimdir umarım..Sevgilerle..
Yorum Postala
Additional comments powered by BackType