Ayak ve Ayakkabı Fetişi, Footjob Üzerine…
Ayak fetişi oldukça yaygın bir fetiş olarak gözünüze çarpmıyor mu sizin de? Bir yandan Formspring üzerinden Wincih ısrarla footjob konusunu soruyor, diğer yandan çalıştığı bürodan, iş saatinde benle msn üzerinden konuşan Mr. FeetVeins’in Louboutin ile ilgili attığı linklere ve diğer ayak fetiş sayfalarına maruz kalıyorum. Tahmin edilenin üzerinde sayıda insan ayakları cinsel bir obje olarak görüyor.

Zevkli seçilmiş bir çift topuklu ayakkabının içinde nadide, pespembe, çiçek gibi ayakları kim sevmez? Benim ayakla ilgili fetişim, eğer o da varsa, ayakkabıda başlıyor ve bitiyor. Onda da ayakkabının markasına falan bakmam tabii ki. Nerden takip edeyim ünlü markaları? Yapan var ama… Mesela mr.Feetveins düzenli olarak İsveç’deki Gittigidiyor.com benzeri sitelerden 2. el Loboutin ayakkabılara bakıyor. Ara ara bunları bana da atıyor. Az para değil, 2. el bile olsa. Yalnız buna bütçe ayırsa, her ay bir tane alıp, evine koyacakmış gibi bir his var içimde.
Erkeklerde var bu durum. Adı bende kalsın, aramızdan bir arkadaş iç çamaşırı mağazlarında görüp, beğendiği kadın külotlarını satın alıyor. Bu işi, külotları hediye edecek kız arkadaşı olmadığı dönemlerde de yapıyor. Birkaç fotoğraf attı. Güzel hepsi. Hatta bu külotlar seçilmiş, birbirinden harika kızlara da kurye ile ulaştırıldı. Güya bunlar giyilerek poz verilip, fotoğraflarla geri dönülecekti. Ne oldu bilmiyorum?
Hani geçenlerde kadınların da erkekler kadar seks düşkünü olabilecekleri konusunda bir video üzerine tartıştık ya, aklıma geldi. Kadınlardan böyle uğraşları olan var mı? Spor salonlarının soyunma odalarına gizlice girip, kullanılmış don, çorap yürütmek gibi bir alışkanlığı olan var mı aranızda mesela? Kadınlar da erkekler kadar ”sapık” olabiliyor derken kiminle dans ettiğinizin farkında değilsiniz bence.
Bıraktım footjob üzerine olan fetiş, porno sitelerini, YouTube’da bile çok sayıda video var. Videoları da geçelim, bu konuda inanılmaz sayıda blog var, çoğu yabancı menşeili olmak üzere. Kolleksiyonculuğu ve içinde canlı, pembe etler olmadığı halde bu materyalleri satın alan erkekleri bir tarafa bırakalım, çoğunlukla bu videoların ve blogların arkasında kadınlar var. Demek ki ayak fetişinin, ayakların ve içinde bulundukları çorap, ayakkabı gibi materyallerin seks konusundaki potansiyelinin farkında kadınlar da. O zaman aklıma şu geliyor: Bunu kadınlar biliyor, erkekler de zaten delisi. Öyleyse Ugg’u kim dizayn etti? Burada güzel güzel konuşurken konuyu Ugg’a getirmek istemiyordum ama…

Ayaklar hep aynıydı. Ayakkabı modelleri ve çoraplar ise yenileniyor. Peki böyle seksi ayakkabı modellerinin yapılması, envai çeşit naylon çorabın piyasaya çıkması bu fetişi körüklemiş olabilir mi aramızda? Ben pek zannetmiyorum. Ayakların, çorapların ve ayakkabıların bu derece popüler olması internet, pornografi, video ya da bloglarla da açıklanamaz. Oldukça eskiye dayanan kökü var.
1791 de York Dükü evlenecek, kendine hayat arkadaşı olarak bir Prusya prensesi olan Frederica Charlotte Ulrica’yı seçiyor. Yalnız Dükün gönlü ota değil, boka konmuş. Hatun, şimdi günümüzdeki sosyalist partiler içinde görev yapan hatunlara namzet bir hatun. O dönemin işbirlikçi basını kara kara düşünüyor. Nasıl etsek de düşesi yıkasak, yağlasak, halkın gözüne ihtişamlı bir şekilde sunsak? Bula bula bu iş için, düşesin ayaklarını buluyorlar. Ben görmedim çıplak olarak, ama herhalde, küçük ve narin olmalı ki ”aha ! buradan tuttururuz” diye işe girişmiş basın. Bunun için artist James Gillray’in yayınladığı bir eseri kullanmaya karar veriyorlar. Fashionable Contrasts; or The Duchess’ Little Shoe Yielding to the Magnitude of the Duke’s Foot.

Artık bu yayının içeriği mi, yoksa medyanın gazı mı bilemiyorum ama Gillray’ın en başarılı eseri olarak kabul ediliyor bu. Aslında 18. yüzyılda ayakların, ayakkabıların ve ipek çorapların mütemadiyen erotize edilme durumu göze çarpıyor. Mesela, aslen İrlandalı bir şair olan, ancak Harri takma adıyla (ah şu gerçek adını gizleyip rumuzla dolaşanlar) yazdığı Harris List Of Covent Garden Ladies’de 1700 lerin sonlarında, Londradaki fahişelerin onları popüler kılan özelliklerini kağıda dökerken şu satırlara da yer vermiş:
Her leg and foot is particularly graceful, always ornamented with a white silk stocking, and a neat shoe.
Bu konuda tarihi olarak verilebilecek bir başka örnek, takma adı Peg Plunkett ile ”Memoirs of women of pleasure: the whore biography” de yer alan bir başka İrlandalı (yahu bunlar katolik değil mi?) Margaret Leeson. Kadıncağız Markisin biriyle ilişkiye giriyor. Ama sokma – çıkarma yok ilişkide. Yani Markise tilki avında arkadaşları sorsa ”sktin mi abi” diye, ”yok yalnızca yiyişiyoruz” diye cevap verecek adamımız. Yiyişiyoruz tanımlamasında da yoğunluk, Peg’in anlattığına göre ayaklarda. Ona da kız arkadaşları soruyor demek ki. ”Seviştiniz mi ?”… Cevabı şöyle oluyor Peg’in:
Henüz değil… Belki de hiç olmayacak bu. Onun yerine markis ayaklarımla oynuyor. Onları eline alıyor, yıkıyor, kuruluyor, kremliyor. Bunu büyük bir zevkle, tüm dünyayı unutmuş bir şekilde, hipnotize olmuşcasına yapıyor. Sanki ayaklarım, dünyada ona bahşedilmiş en değerli varlıklar. Ayaklarımla ilgilenmekten diğer şeylere vakit kalmıyor ki.. Bana bir öpücük bile vermiş değil henüz
Esasında Margaret Leeson’un yaptığı işin metreslik/eskortluk olduğunu belirtmem lazım. Bu mesleği o döenmde icra edenlerin biyografileri ile ilgili bilgileri kısaca burada bulabilirsiniz.
Ayak fetişiziminin tarihçesi, en azından yazılı olanı böyle görünüyor. Asıl benim zevkime uygun olanı, yani ayakkabı fetişine gelirsek… Bunun da babası 18. yüzyıl Fransız romancısı Nicolas Edme Rétif de la Bretonne. Gerçi adama Fransız dersek bize kızabilir . Bretonne olanlar kendilerini biraz ayırıyorlar Fransızlardan. O yıllarda açılım da yok belki Frenk ülkesinde.
Ama bu tarz fetişizmin isim babası demek ile doğru yapıyoruz. Nasıl mazoşim ismini Leopold Von Sacher‘den, sadizm ise Markis De Sade‘den alıyorsa, ayakkabı fetişi de Retifizm diye geçiyor. Adamımız sokakta gördüğü güzel ayakkabılı kadınları izler ve bu ayakkabıların kopyalarını sipariş edermiş.
İdeal kadını da betimlemekten geri kalmamış hazretleri. Dar bir bel, dolgun göğüsler, erkek elinden küçük eller ve minik ayaklar.
Retif aynı zamanda bir teori de katmış literatüre. ”parvum pes, barathrum grande”. Yani küçük ayaklar, ıslak kukuya delalettir. Ayağı küçük olan kadınlar cinselliğe de çok serbest bakan, bugünkü deyimiyle hafifmeşrep kadınlar oluyorlar.
Kadın ayakkabılarnın topukları 17. yüzyıl boyunca hep yükseledururken, tasarımlar da Fransız sarayından esinlenmiş. Broderi ile işlenmiş, boyanmış derilerle, parlak cam ve taşlarla bezenen ayakkabılar Nicolas Edme Rétif için eşşiz görsellikler sunmuş olmalı. Büyük ihtimal, Fransız ihtilali kendisinin bu zevkine turp sıktı.
Nicolas’ın eserleri zamanında anlaşılmamış.. Dışlanmış diyelim, pornografik olarak görüldüğü için. Daha sonra sürrealist akımı tarafından el üstünde tutulmuş. 200 – aşkın kitabı var Nicholas’ın. Bunlardan en ünlüleri Fanchette’s Foot ve hiç sevmediği, en büyük rakibi De Sades’in ünlü eseri Justine’i yermek ve onun üzerinde bir eser koymak için yazdığı Anti-Justine.
Ayakkabılar herzaman ilgimizi çekecek, bazılarımızın bir tarafındaki düğmelerine basacak. Maalesef benim yaşadığım ülke ayakkabı fetişistleri için çok ideal bir ülke değil. İsveç’de hatunlar belli bir modanın peşinden gittiklerinden hepsinin ayaklarında aynı model ayakkabıyı görüyorum. Bir süre sonra sıkıyor bu. Daha büyük problem, bu tarz ayakkabıların yalnızca gece hayatında giyilmesi. Cuma ve cumartesi gecelerine saklanan bu ayakkabıların yerini gündüzleri mevsime göre terlik, babet, sandalet, converse gibi seksapeli son derece düşük şeyler alıyor. Gerçi Champs-Élysées bulvarında da yürümüşlüğüm var. Fazla bir farkı yoktu. But, when I was in Russia… İşte o zaman başka şeylerden konuşabiliriz. Ancak o tamamen ayrı bir hikaye…
Feetveins.Tumblr.com’da, bolca ayakkabı fotoğrafları ile beraber kendi çektiği fotoğrafları da paylaşıyor bizim oğlan. Hatta bugünün fotoğrafı metroda geçen hafta sonu çekildi. 3 kız oturuyorlar, kikiri, kukuru konuşuyorlar. Kızlardan biri şöyle diyor. ”Snygga killar knullar sämst”. Yani ”yakışıklı herifler sikişmeyi bilmiyor”. Mr. Feetveins kıza dönüyor, ”yanılıyorsun minik kuşum” diyor… Ve iPhone’un çamur gibi fotoğraflar çeken kamerasıyla bu şımarık kızımızı cezalandırıyor. Aşşağıda verdiğim diğer ayak ve ayakkabı ile ilgili blog adreslerini de ondan aldım.
Juicy Heels
Hottest Heels
The Shoe Girl
Labuena – Estrella
Come Over to the Darkside We Have Candy (ne güzel blog ismi bu böyle)
Highheeled Boy
En sonunda da 5 Posta için bir kullanıcı hesabınız varsa, şifreli bölgeye girip, gözlere layık bir footjob videosu seyretmeniz mümkün. Böyle bir hesabınız yoksa da edinin. Bloga ilk defa gelenler, bana mail atmayın, ”nasıl üye olacağız” diye. Tıkladığınız yerde herşey anlatılıyor. Evet biraz zahmetli bu işler ama… Aileyi ve toplumu müstehcenlikten korumanın bedeli de bu…
[Bu içerik, yalnızca Bold üyeler tarafından görülebilir] Daha önce üye olduysan buradan giriş yapabilirsin. Eğer üyeliğin yoksa, 18 yaşından büyük olmak koşulu ile buradan bir hesap açabilirsin.


18 Yorum Postalanmış
37 numara kücük müdür acaba? =) bu arada isvec icin üzüldüm:/ Bilseydim oraya gelirdim topuklu ayakkabı oranını arttırmaya
Fenasi canım Rusya fln diyosun ama şöyle de bir durum var 7tepe İstanbulda o servet harcadıgın high-heel’leri ancak 1 kere giyersin 2. seferde çöpe=)
fenasi babetlerin seksapel i düşük demişsin.babetler tam aksine o ayak parmaklarının göründüğü muhteşem seksi ayakkabılardır bence.babetli ayakları incelemeni tavsiye ederim ve hakkında bi yazı yazarsan sevinirim
Come Over to the Darkside We Have Candy’de ki yawruyu çok kıskansam da karda buzda o topuklarla düşüp kafasını yarmamasını diliyorum.
Benim sevgilimde var ayak fetişi. Her sevişmede ayaklarım en az bir kez alete dokunmazsa, araya alıp okşamazsa canı rahat etmiyor. Ya da farklı pozisyonlarda ayaklarımı ellerinin arasında okşamaktan fena halde haz alıyor. Henüz sokaktakilerin resmini çekecek düzeye gelmedi sanırım. Ama gelebilir, rekabet gücüm yüksek. 36 numara minicik ayakklarım ve seksi topuklularım var.
ayak çok ilginç bir organ. şekil itibariyle göğüs dekoltesi gibi hipnoza sokabiliyor. biz değerli ayak fetişleri baharın gelmesini dört gözle beklerken bir ilginç tespit daha yapasım geldi. illaki bayan ayağı değil. açıkta ayak ilginç bir şey. seyretmek acaip bir şekilde kitleyici. illaki seksüel olarak bakmamak lazım. mesela erkek ayağı na da bakıyorum dışarıda. kategorize ediyorum ayak çeşitlerini. yazın sanayi sitelerinde sandalet giymiş nasırlı koca parmaklı usta ayağından, parmak arası giymiş şişman adam ayağına kadar hepsi ilginç.
bu arada kadınlarda var mı bu fetiş? başka bir kadın ayağına veya erkek ayağına karşı bir ilgi?
Çok fazla alt metin barındıran bir fetiştir.Bazısı kesinlikle dokunmadan,okşamadan boşalamaz hatta içine girmekten daa çok az alır.Bu ileri boyutu ve mistress a doğru bir adım. Ben gibiler önsevişmede mesela göğüslere ne kadar takılırsam onlara da o kadar ama kesinlikle cinsel uyarıcı. Herkes küçük sevecek diye kuralda yok bazıları Petek Dinçöz’ün 42 numara ayaklarına da bayılabilir.Bana estetik gelen 36-37 arası mesela.Çorap gibi aksesuarlar yan görseller ama mutlaka istiyoruz. Petek demişken genelde Ebru Akel Türkiye’nin en güzel ayaklı kadını kabul edilir mesela.O değil kendimi makale yazar gibi hissettim.Öyle işte güzeldir ayak fetişi
ugg çıktı footjob bozuldu.
ayaklarımı ve ellerimi beğenir her erkek bana tuhaf geliyor, iltifata yeltendiklerinde; “ayaktır eldir neymiş bu kadar” diyorum. ne lüzum..
Ben bir keresinde atlet yürütmüştüm, ama küçükken. 11-12 yaşlarında… komşu abi vardı. Misafirliğe gitmiştik. Komşu abiye aşıktım ben. Terli kirli atletini yürütmüştüm. Yine imkanım olsa böyle takıntılı olduğum birinin atletini yürütürüm, ama don işi bana göre değil malesef.
İlk olarak, kimsenin bir eşyasını yürütmüş değilim ama yıllardır ilk sevgilimin iç çamaşırını çantamın gizli gözünde saklayarak ve gittiğim her yere götürerek sapıklığın farklı bir ucunda baya bir yol katetmiş oluyorum sanırım.
Ayak konusunda ise yıllar evvel Hürriyet Gazetesi’nin pazar ekinde jinekologlarla yapılan röportajlar yayınlanıyordu, orada okuduğuma göre vajina ile haddinden fazla bir şekilde haşır neşir olan bu zavallı jinekolog denilen doktor grubu tahrik edici vücut parçası olarak görece kapalı kalan ayaklara yöneliyorlarmış bir süre sonra. Bu da fanteziden öte bilimsel bir anekdot olarak düşülsün.
Ayak fetişlerinin sekse doymuş, her şeyi yaşamış insanlar olduğunu düşünürüm hep. O kadar deneyim yaşamış ki bi de ayağı deneyeyim demişler sanki. Ayak fetişlerini anlayamadığıma göre o noktaya hala gelemedim yorumu yapabilirim kendim için :/
Bir de yazıyı okurken gördüğüm, bir ablamızın partnerini anlatırken “ayaklarımı kremliyor okuşuyor” demesi bana ayaklarını leğende yıkatan eski tip (hala vardır tabi) türk erkeklerini hatırlattı. Onlara da kadınlara footjob yaptırdıkları için bir nevi ayak fetişti diyebiliriz hani.
Yazıdaki “Ayağı küçük olan kadınlar cinselliğe de çok serbest bakan, bugünkü deyimiyle hafifmeşrep kadınlar oluyorlar.” cümlesi ise kadınlara bakış açımı an itibariyle değiştirdi.
Şu babet olayına takıldım ben. Sana nasıl geliyor bilemem tabii de Fenasi biraderim, o babetler benim aklımı alabiliyor. Ayağa ve babete göre farklılık gösterir bir “parametre” tabii bu. Şöyle 37-38 numara beyaz bir ayak, parmak başlangıçlarını açıkta bırakarak kahverengi yahut sarı bir babetin içine girdiğinde beynim ambale oluyor. Fareli köyün faresi gibi geziyorum peşinden. Ayak fetişim falan da yok halbuse.
Topuklu çizme ve topuklu ayakkabı hastası olan bır hatun olarak babet giymeye başlayacagım ilanen duyurulur. Ugg’lardan nefret ederim, düz ayakkabı giyeceksem ya spor ayakkabı, ya bot giyerim. 38 – 39 numara ayaklarımla babetlerin yüzüne bile bakmam hatta çok rahatsız bulurum ve itici bulurum. Ama bu kadar muhabbetin üzerine tez zamanda babet alınıp denenecek. Birde flip flop ve diğer benzerleri hakkında düşünceleri duysam süper olurdu.
Bu arada bende erkeklerin ayaklarına bakarım, etli yuvarlak hatlı olanlardansa kemikli olanları severim, büyüklüğü farketmez. Onların ayaklarını sadece yazın terliklerle görme şansımız olduğundan mıdır nedir kadın ayak fetişisti olmak zor zanaattir. Kadınların çoğunun aksine erkeklerin topukları hep daha kusursuzdur, bence erkeklerin en estetik bölgesidir ayaklarıdır.
@ astarte und madafaka,
daha yeni bir japon liseli videosu gördüm. Babet konusunda belki bir düşünce değişikliğine gidebilirim. Evet giyiniz… Hatta Astarte hanım, neden o çizme ve ayakkabılarınızla, hatta babetlerinizle çektiğiniz fotoğrafları bize göndermiyorsunuz? Israrla bekliyorum.
Ergenliğin ilk zamanlarında ben de fetiş takılırdım,güzel kadınların güzel ayakalrını düşünmek inanılmaz heyecan verirdi bana,yalamak,dokunmak,emmek vs… Zamanla bu tutkum azaldı ve neredeyse kayboldu,öyle ki ergenlikte görsem heyecandan çıldıracağım ayaklara sahip kız arkadaşım,gayet de bakımlı,eskiden olsa elimden,ağzımdan,sitimden ayırmazdım ama onca zamandır beraberiz özellikle okşamadım bile yani garip ve üzücü bir şekilde geçti bendeki bu tutku,ben çok mutluydum fetiş olmaktan…
Kadınlardaki ayak algısına gelince,beyinde vajinayı yöneten bölümün hemen yanındadır ayakları kontrol eden kısım,adlarını hatırlayamıyorum şu an,işte bu sebepten kadınların ayakları kadınlara vajinalrını çağrıştırır ve çoğuna da bu yüzden zevk verir ayak olayları,tüm bu topuklu ayakkabılar,süslü çoraplar,çeşit çeşit terlikler,bakımlar… hepsi kadının kukusuna gösterdiği özeni yansıtmaktadır.
Bir kadının en itici bölgesi olan ayak, oldum olası iğrenç gelir, çalışma yapan arkadaşlarımın yinede emeğine sağlık…
Yorum Postala
Additional comments powered by BackType