At Gözlüğü ile Roma

Dünyanın sayılı mutfaklarından birine sahip olmamıza rağmen bunun muhabbetini hiç yapmıyoruz. En azından bizim evde ve etrafımda gördüklerimde böyle oldu hep. Ve bu da Türk’ü Avrupalı’dan ayıran en büyük özeliklerden biri. Oysa bizim tam tersimize, gavurda sürekli bir yemek muhabbeti…

Rakı sofrasını veya çalgılı, eğlenceli yemekleri sevsek de, yemeğin bizzat kendisi hiçbir zaman anatema değil. Oysa Avrupalı’da bu tam tersi. Hatta beni irite edercesine bir zıtlık bu. Koca-koca, kelli-felli adamlar birazdan gidip kasaptan alacakları dananın bilmemneresinden yapacakları Fransız, Belçika yada Katalan usulü sosun inceliklerinden falan bahsetmiyorlar mı, kıl oluyorum. Benim ilgim yok ya yemeğe ve de yemeğin pişirilmesine, tahammülüm de yok muhabbetinin edilmesine.

Gourmet (gurme) var, bir de gourmand var… Ayrı şeyler bunlar. Gourmet, hepimizin çok duyduğu, yemekten ve onun kültüründen iyi anlayan, sofra adabı ve düzenlenmesine çok dikkat eden, sofrada kağıt peçeteden çok kumaş peçete görmek isteyen bir tip. Yediği yemeğin fiyatı önemli değil onun için.

Gourmand ise yine kaliteye önem vermekle birlikte daha çok ödediği paraya değer, karnını doyuran, basit damak zevkini tatmin edebilecek bir mutfak kültürüne odaklanmış kimse… Ciddi ortamlarda kasıla kasıla yemek yemektense daha rahat ortamlarda, özellikle de servisi yapan kişiden çok büyük beklentileri olmayan kişi…

Erman Toroğlu Yer Sofrasında

Bunu Türkiye’deki kebapçı sevenlerle Meksika lokantasına gidenler arasındaki fark olarak algılamamak lazım. Birebir örneklemek oldukça zor. Çünkü, maalesef bizde inanılmaz kuvvetli bir mutfak olmasına karşın son derece bilinçsiz bir yemeksever tabaka var. Geçen gün Star tv açık kaldı maçtan sonra. Yemekteyiz diye bir program gözüme ilişti. Pakistanlı mültecilerin yemek yaptıkları mutfağa benzer bir mutfakta pişirilen yemekler, pet şişede kola ile birlikte sunuluyor. Bir de kokona karılar var programda, herşeyi eleştiriyor. Durum bu… Birtek yere gazete kağıdı serip, bağdaş kurup, aynı tencereden fasulye kaşıklamadıkları kaldı…

Hayır neden beni esasında bu kadar az ilgilendiren bir konuda gevezelik ediyorum? Yanlış bilinen şeylerin ısrarla iddia edilmesi kafamı bozuyor da ondan…

Geçen Cuma ani bir kararla İtalya’ya gittim. Biraz gecikmiş bir doğum günü hediyesi, eh biraz da ”acaba şampiyonlar ligi final maçına bilet bulur muyum” un cevabını aradım. Bu İtalya’nın erkeği meşhur biliyorsunuz. Bilimum hatun blogcularda var, oraya buraya italyan erkeklerinin fotoğrafını koyup methiyeler düzmece… Sırf blog camiası değil, günlük hayatta da böyle. Kendimi bildim bileli bu böyleydi, taaaa liseden beri… Kızlar defterlerinin kapaklarına yapıştırırdı italyan artistleri falan.

Neyse işte, bunların bir erkeği, bir de mutfağı ünlü ya, yerinde görmek ve bloga yazmak açısından ekstra inceledim…

Yukarıda gourmet ve gourmand’ı yüzeysel olarak açıkladım. Tabii Roma’yı baz alarak söylüyorum ve genelliyorum, her iki kategoride de İtalyan mutfağı tam bir fiyasko. Konserve mantardan yapılan pasta funghi’nin 8 euro olmasına mı çıldırırsın, yoksa o ünlü ince kesilmiş et Prosciutto‘nun pizza üzerindeki sunumuyla kedinin bile burnunu çevirdiği bir hale gelmesine mi?

Yemekler pahalı, lezzetsiz, bol konserve… Espressonun vatanında heriflerde take away kahve olayı bile yok. Hastanelerde sidik numunesi bırakmaya yarayan küçük beyaz bardaklara benzeyen birşeyin içine kahveyi doldurup yolluyorlar seni. Yanına croissant alayım desen sadesi yok, illa üzeri şekerli alacaksın.

Haa diyeceksiniz ki, ”sen turist olduğun için bulamamışsındır, yoksa muhakkak yeri vardır”. Büyük şehir, turist şehri, metropol diye tanımlayabileceğimiz Barcelona öyle değil… Hem fiyatlar daha uygun, hem de yemeklerin kalitesi yüksek. Roma’da yediğin en iyi pizzayı Stockholm’ün gettosundaki Iraklı pizzacıda yersin. Bunun yanına alın İstanbul’u koyun. Turisti İstiklal caddesinde bırakın, hiçbirşey bilmeden girip Türk mutfağından gayet tatmin edici örnekler tadabileceğin yığınla yer var.

İllüzyonu iyi biliyor İtalyanlar. Yollarda görmedim lüks, italyan spor arabalar. Skindirik, eski Fiat’larla dolu ortalık. Ama hakkını vereyim, Roma çok, ama çok güzel bir şehir. 100 yıldan daha genç bir bina neredeyse görmedim diyebilirim. Her yer inanılmaz tarih eserleri ile dolu. Yardımsever, güleryüzlü insanlar bunlar bir de.

Herşey uçmuş – satılık – 3500 Euro

Bu Vatikan denen şey var… O konuda fazla konuşmayayım, hristiyan vatandaşları üzerim. Ekonomistler, reklamcılar falan kitap yazıyor ya, var mıdır aralarında Vatikan’ı konu alan? Çünkü marketing, branding, kıl, tüy… Big biznıs bu Vatikan. Maalesef ilk hristiyanların saklandıkları yeraltı yapıları olan Katakomblara bakayım derken 14 Euro’yu kaptırdım Katolik Kilisesi’ne. Boğazlarına dursun…

Hatunlar merakla bekliyor italyan erkekleri ile ilgili yorumumu tabii. 5 günlük dikkatli incelememin çok kesin ve net sonucu şu:

Siz siz olun, Serie A’dan bir futbolcu veya İtalyan sinemasının gelecek vadeden delikanlılarından biriyle çıkmadığınız sürece İtalyan erkeklerinin adını ağzınıza pek almayın. Çünkü bu kategorilerin haricinde kalanlar Türk erkeğinden kalibre olarak çok farklı değil. Tabii şu var, yıllarca yapılan yalan reklam sayesinde belli bir üne kavuşan italyan erkeği, ülkesine de bir ton turist hatun gelince sürekli karnı içeri çekerek veya başka abartılı hareketler yaparak kendi yarattığı bu resime kendini uydurmak istiyor. Hakkını vereyim ki, İtalyan erkeği’nin başı dik. Süklüm, püklüm yere bakmıyor. E bir de etrafına şöyle bir baksa herif, hangi mirasın üzerinde oturuyor? Kibir oradan geliyor. Üzerine yavşaklığını da ekle… Kafayı eğik tutması mümkün değil. Zannedersem kadınları çeken de bu…

Bunun gibi 1500 Piazza (meydan var) belki. Turistik değil, sıradan

Bookmark and Share

22 Yorum Postalanmış

Selamon May 28, 2009 at 5:42 pm

İtalyan erkeğiyle alakalı olarak ilginç bir anım vardır, madem yeri gelmiş, değineyim. Üniversiteye ilk girdiğim seneydi sanırım. Çok sevdiğim bir kız arkadaşım hala lisede. Yaz tatili için İtalya’ya bir sanat okuluna gidecek, bir nevi değişim programı. E haliyle İtalya’da bunlar şaşkın ördek gibi kalmasın diye, veriyor ellerine “student guide”ı. Yok işte şuralar meşhurdur, buralara gidebilirsiniz, İtalyan kültürü şöyle, böyle filan… Bunlar tabi olağan şeyler. O rehberde asıl ilgi çekici olan ise, İtalyan Erkekleri diye bir başlık olmasıydı. Artık olayı ajans şikayetlerden çok mu bunaldı, ya da başka birşey mi oldu bilmem ama, başlık altında yazanların özeti şuydu: Çok fena yavşarlar ama hayırdan da anlarlar. Yani havlar ama ısırmazlar.

Böyle öğrenci rehberlerine girecek kadar garip bir yavşıklıkları var anlıyacağınız İtalyan erkeklerinin. Biz Türk erkeklerini genellersek de muhtemelen aynı şey ortaya çıkacaktır. Zira İspanyol erkeklerinde de var mı bu merak etmiyor değilim. Bu noktada Fenasi’den Barselona anılarını bekliyoruz. Bekliyoruz ki tezimizi ortaya koyabilelim: Akdeniz’in erkeği, ülke fark etmeksizin her yerde aynı diyebilelim. Zira görüyoruzki ne Türk, ne Yunan ne de İtalyan erkeği farklı. Bir de İspanyolları öğrensek, çok şahane genelleme yaparız da kimse birşey diyemez.

p.s.: Yalnız yorum morum diye girdik ama, maşallah benim bloga yazı da çıkarmış bundan. Neyse artık, bloga da başka şeyler yazarız. Sevgilerle.

Larry May 28, 2009 at 5:48 pm

Bütün yazının ve haliyle İtalya’nın özetini “İllüzyonu iyi biliyor İtalyanlar” cümlenle vermişsin. Berlosconi’ye de değiniverseydin tam olurdu. Malum son dönemim en popüler, en hızlı italyan erkeği kendisi oluyor.

besimi May 28, 2009 at 5:55 pm

Güzel bi İtalyan derlemesi olmuş. Giden arkadaşlardan duyardım, en az bizim kadar hödük olduğunu erkeklerinin. Ben şaşırmam fakat baĞyan arkadaşlar açısından bunları yazman çok iyi oldu. Fakat onlar gene devam eder o hayallerinin arasında bir(kaç) İtalyan yaşatmaya :p

Yemek konusunda, ben Amerika derim. İlk başta saçma geliyor kulağa, kabul. Bi Osmanlı’ya baktığımızda sağdan soldan, etraftan, güneyden kuzeyden derlediği yemek kültürü zamanla meyvelerini eşsiz bir zenginlikle veriyor günümüzde. Amerikalılar pizza konusunda kesinlikle çok iyi, ordaki İtalyan lokantaları hafife alınmıycak kadar çeşitli ve lezzetli. Milano’da yediğim kıçıkırık (tanrımın gücüne gitmesin :d) pizzadan sonra bunu böyle görüyorum. Amerika belki de Türk mutfağının ulaştığı seviyeye ulaşamaz ancak yine de sunum, içerik ve malzeme kullanımı açısından kesinlikle fena değiller.
Naçizane!

gaykedi May 28, 2009 at 6:56 pm

fransızların ardından iyi bir çıkış yaptı italyan mutfağı dünyada, yan toplarda da atak yapan ispanyol ve yunanlıları görüyoruz… aslında bastıran şey mutfaktan öte, turizm, reklam, ambalaj ve ekonomileri, ha birde diasporaları bizim alamancılar gibi embesil değil özellikle amerikada ve almanyada iyi bastırıyor ailelerin işlettiği sevimli lokantaları (bu embesil lafı ağır mı oldu ne?). italyan erkelerinin bisex, gay potansiyelinin de çok yüksek olduğu söylenir, tıpkı yukarıda adı geçen tıpkı diğer akdeniz ülkeleri gibi…

ESTHER May 28, 2009 at 7:14 pm

Vallahi hiç şaşırmadım italyan erkekleri yorumuna.. Diğer Türk erkekleri de çok biliyormuşçasına senin gibi yerden yere vururlar. Ama burada pek çok İtalyan arkadaşı olan bir kızım ben :) En çok takıldığımız mekan da bir İtalyan cafe/bar ne haltıysa öyle bişey işte… Neyse gördüğüm hiçbir italyan erkeği çirkin değil, türk erkeklerinin yanından geçmezler bu açıdan. bi kere kendilerine bakan, giyinmesini bilen, havalı, az çok da olsa kültürlü, sporunu yapan insanlar.

Bir de bizim erkeklere bakalım, hiç spor yapmazlar, giyinmesini bilmezler ve son derece çirkinler bakım falan da yapmıyorlar bu ayıplarını utanç verici suratlarını bi nebze gizlemek için. Hadi italyan erkeklerinin egosunu anlayabilirim. Yakışıklısın havanı at. Ama türk erkekleri bu aşırı çirkin sıfatla bi de havalı değiller mi çıldırıyorum. Para karşılığında beraber oldukları rus nataşalarını örnek gösterip “bunca güzel kız peşimde” tavırlarındalar. çok gülünç gelmiyor bana bu, üzücü gelmeye başladı artık. Türk kadınlarının pek çoğu güzelken, erkeklerimizin bu kdr çirkin olması şanssızlık. Tanrı iyi ki İtalyan Erkeğini, Yunan erkeğini yaratmış.

barbieater May 28, 2009 at 7:34 pm

sayın fenasi, neden eski taraftar olan bizlere değilde, genel seyirciye oynuyorsun? afedersin ama italyan erkeğinden çok daha önemli bir faktör var hayatımızda. İTALYAN KADINLARI!!!
walla kusura bakma ama blogun geldiği nokta korkutmaya başladı beni(hoş blog benim istediğimi yazarım diyeceksin ama:). bakıyorum eski estonya travel guide ına veya finlandiya anılarına, bir de şu garip italya for dummies yazına. koca tatil boyunca yaşlı menopoz bir turist grubuyla mı dolaştın ki koca yazı turistik yerler ve İTALYAN ERKEKLERİ hakkında?
ha yemek olayı doğru ona birşey diyemiycem ama eski tarzına dön artık. yine extreme araştırma konularına gir, yine hayatta şunlar da oluyor tadında yazılara dön. yeni bir italya yazısıyla nerelerde eğlenilir, italyan kızlarının sapkınlıklarını ortaya çıkarmak için neler yapmak gerekir ve monica belluci nin sırrını açıkla artık.
eski açık tan barbieater… :(

Fenasi May 28, 2009 at 7:59 pm

Sakin olasın Barbieater… Plan, program yapmıyorum blog yazarken. Hayatta ne oluyorsa o. Bir de o dönem ne ilgimi çekiyorsa onları yazıyorum. 5 gün ortadan yokolup gelince hiçbirşey olmamış gibi devam etmek olmuyor. Ayrıca bu İtalyan erkek efsanesinin üzerine işemenin vakti gelmişti, isabet oldu o açıdan.

Emekli turu derken… Yalnız gitmedim tabii. Aklınızda bulunsun, böyle Paris, Roma gibi şehirlere yanınızda hatunla giderseniz bazı şeylere hazırlıklı olmalısınız. Bir kere bunlar tarihi yerleri görmek ister, alışveriş sever… Bir yere kadar mecburen uyuyorsun tabii.

Ayrıca sktiimin Roma’sı öyle bir yer ki, gez gez bitmiyor… Her yerden bir heykel bir tapınak sik gibi çıkıyor karşına. Sabah 10 dan akşam 23 e kadar gez bakayım. Bu saatlerin 10.00 – 17.00 arası da 30 derece sıcak olsun… Sonra gel bana de ki o gece kulübüne girdim, buradaki revüden çıktım.

Olmaz… Ayrıca öyle bam güm müzikli yerlerden sıtkım sıyrıldı benim. İster hatunla, ister tekbaşıma gideyim. Ne romantizm, ne de seks için doğru yerler değil gece klüpleri. İşi bilip, işe gitmemek diyorlar bizim branşta buna…

İtalyan kadını faktörüne gelince… Ortada italyan hatunu diye dört dönen erkek pek görmediğim için ele almaya değer görmedim. Ayrıca kendi ilgi alanıma da girmiyor Akdeniz kadını. Çok kafa ütülüyorlar diye bir önyargım var onlara karşı…

İlgili kişilere söyle sansürü kaldırsınlar. Neyi nasıl anlatıcam diye takla atıyorum. Seks postaları çok efor sarfettiriyor adama. Video da koyamıyorum…. Müşteri de mal bekliyor…

priapos May 28, 2009 at 9:15 pm

Fenasi;

Aşkım, canım, birtanem, herşeyim olan FIAT “cinquecento” 500′e “skindirik eski Fiat” diyerek kutsalıma hakaret etmiş oldun bunu bilesin. lakin sonuçta din(sizlik) kardeşiyiz, o yüzden “kutsalıma hakaret etti!!” diye burada cıngar çıkarmayacağım tabi ki (=

Çok İtalyan erkek tanıdığım için de İtalyan erkekleri hakkında dediklerine kelimesi kelimesine katıldığımı belirtmezsem içimde kalır.

Yemek hususunda da şu olay var. Napoli’li bir arkadaşım Napoli’deki en iyi pizzanın Napoli’nin en skindirik pizzeria’sında yapıldığını söylemişti. Yani evet, malesef ana caddelerde olan mekanlar turistlere yönelik ve gayet skimsonik. Fakat ara sokaklarda inanılmaz pis fakat inanılmaz lezzetli pizza yapan mekanlar mevcut. Heryerin İstanbul gibi olmasını bekleyemeyiz (=

EcoTurka May 28, 2009 at 9:21 pm

Temel sorun doğru yeri bulabilmek, turistik yerlerin oltasına düşmeden. Zaten her turistin sorunu bu.
Ben şanslı idim…Roma’da kıyıda köşede kalmış (sorduk soruşturduk tabii gitmeden) bir L’orso diye bir baba restoran buldum…İtalyanların yediği bir yerdi. Nerdeyse her öğlen gittim. İlk gün house wine istedim, bizim Sarafin’e nal toplatır valla!

Ege May 28, 2009 at 9:22 pm

22 günümü çiğ çiğ yemiş şehirdir roma.

hele küçük bir yerde yaşıyorsaniz, hmmm mesela izmir küçük değildir ama roma’ya göre küçük kalır şehir merkezi, giderseniz gezmeye doyamazsiniz. hic sikilmazsiniz cunku turist oldugunuz agzinizdan ingilizce cikacak ilk kelimeden belli oldugu icin esnaf fiyati mcdonalds gibi belli degilse sizi menu disinda durmadan kaziklamaya calisir, sik sik kavga edersiniz, eglenceli gecer..

roma’da yemek yenilebilecek yerler daha cok nehrin sol ic tarafinda fakat yine de trastevere’den uzakta ve vatikan’in güneyindedir. eğer historical center’da ve termini civarinda kaldiysaniz adi yemek olmayan seylere 8-15 Avro odemeniz cok dogal.

via di donna olimpia biraz buyuk bir cadde fakat ara sokaklarinda inanilmaz lokantalar kesfedebilirsiniz.. via lorenzo valla biraz daha kucuk bir cadde olmakla beraber kucuk cafeler sabah kahveleri ve normal croissant’lar icin uygun yerlerden biridir.

villa borghese’nin cevresinde de cok guzel turistik yerler vardir. fakat fiyat-tad karsilastirmasini pek fazla yapmamanizi tavsiye ederim..

ayrica italya’da her sehrin kendine has yemekleri oldugunu da unutmamak gerek..
roma’da pek guzel pizza bulamamaniz cok dogal o yuzden..

vatikan’a gittiysen sistine’e de gitmissindir..
iste aslinda orada boyle yakacaksin nargileyi sabahtan aksama kadar inceleyeceksin, offf offfffffffff…

Fenasi May 28, 2009 at 10:02 pm

Tabii zaten biraz espri var işin içinde. ”At gözlüğü ile Roma” o yüzden dedim. Fiat’ı çok hoş buldum esasında. Zaten ilgileniyorum bu tarz arabalarla. Herif yazmış camına 3500 euro diye. Yuhh a.a. … Etmez o kadar.

Bu turist tuzağı, yiyeceğin yeri bileceksin olayı her yerde var. Benim demek istediğim şu. Yine git turist olarak bir bok bilmeden Barcelona’ya. Hadi fiyata lafım yok, değişir o… Ama kafadan gir bir restorana. Yediğin yemeğin tadı var.

Bu herifler o kadar böbürleniyorlar mutfağımız da mutfağımız diye. Böyle malzemeleri kullanıp, tabakta böyle sunumlar yapmaları günah. Böbürlenen de kendileri. Alın işte o dünyaca ünlü mozarella peyniri… Nedir abi o? Üzerine zeytinyağı dökücen, karabiber ekicen, otunu koyucan, yanına da domates kesicen. Eeeee? Adı? Peynir yedim… Ulan peynirden başka herşeyi yedin… Neden? Çünkü mozarella nın yenecek tadı tuzu yok ki…

Neyse yanlış anlaşılmasın, genelde çok iyiydi. Zaten yemek düşkünü değilim ben. Bu kadar abartılmasına kıl oldum o kadar. Yoksa insanları falan çok iyi. Türk’ün yontulmuşu işte…

ziggy May 28, 2009 at 10:48 pm

Hanım gittiydi Italya’ya zamanın birinde. Sordum yediğin içtiğin sesin olsun, İtalyan erkekleri nasıl diye? Güzel giyiniyolar, başka da bi numaraları yok, dedi. Birinci ağızdan aldım yorumu, içim rahatladı.

Fenasi May 28, 2009 at 11:10 pm

İtalyan erkeklerinin iyi giyinmesi olayı ve hadi daha da genelleyelim, erkeklerin iyi giyinmesi olayının da ayrıca FUTBOLCU modası ile karıştırıldığını düşünüyorum.

O futbolcu modası bizde de var, italyanlarda da. İtalyanların iyi giyineni orta yaş erkeği. Ama onların da Esther ile bir şeyi olması ihtimali az. Herhalde o homoseksüel İtalyan erkeklerden bahsediyor ki, onlar da zaten dünyanın her yerinde ortalamadan daha iyi bir zevke sahip. Kaldı ki bu bizim Esther Londra’da moda fotoğrafçılığı okuyor. Velhasıl moda fotoğrafçılığı okuyan, iyi giyinen İtalyan arkadaşlarının straight olma ihtimali pek az. Belki önyargılı bir değerlendirme oldu ama. Tıpkı Eurovision öncesi yaptığım % 100 isabetli analize benzetebiliriz bunu…

La Santa Roja May 29, 2009 at 12:08 am

Şu noktada aziz bir arkadaşımın 10 günlük Barcelona gezimiz sonrasında yaptığı yorumu paylaşmak isterim ki kendisi de halis mulis bir Türk erkeğidir.
“İskandinav erkekleri elf, İspanyollar insan, Türk erkekleri de ork!”
Bu yaz da İtalyan erkekleri konulu aforizmamız için malzeme toplamayı düşünüyoruz.

merlin May 29, 2009 at 6:03 am

bu italyan erkekleri bir de dunyada giyime en cok para harcayan erkekler. bir de parmak arasi terlik giyme olaylari var. Crocs tan nefret etmem parmak arasindan ettigim kadar.

heavymetal May 29, 2009 at 9:23 am

@Fenasi
“İlgili kişilere söyle sansürü kaldırsınlar. Neyi nasıl anlatıcam diye takla atıyorum. Seks postaları çok efor sarfettiriyor adama. Video da koyamıyorum…. Müşteri de mal bekliyor…”

Muhtarlıktan 1 adet İkametgah belgesi, savcılıktan temiz kağıdı, nüfus cüzdanının önlü arkalı fotokopisi, 3 adet usulune uygun vesikalık fotoğraf, ilgili kurumdan yaşımın cinsel içerikli video seyretmeye uygun olduğunu gösterir belge…

Hepsinin hazır ettim. Diğer arkadaşlarda bu evrakları hazırlarsa yine eski yazılarına -video içerikli- geri dönermisin?

@barbieater gibi bir talebim yok aslında, yazı tarzını seviyorum ve tüm postalarını okuyorum ancak yukarıdaki cümleye kafam takıldı.

5posta (fenasi) ne zamandır çok eleştirdiği sansür ve benzeri yasaklardan korkar olduda içeriğini bunlara göre belirler oldu?

İki seçenek var. Ya fenasi gerçekten her kurala ve yasağa uyan birisi oldu yada 5posta ticari anlamda başarılı bir performans sergiliyor ve fenasi bu başarının sekteye uğramasıdan korkuyor.

5posta’da neler oluyor…

Az sonra…

heh heh he…

Böyle yazınca aklıma geldi. 2 hafta sonra 3-4 haftalığına Stockhol’me geliyorum. Görüşsek ve seninle bir röportaj yapsak yine 5posta’da yayınlasak “Bilinmeyen yönleriyle fenasi” diye. Nasıl olur?

ps. Gazeteci değilim hayatımda röportajda yapmadım. Böyle söyleyince kulağa daha hoş geldi de..

vic May 29, 2009 at 10:28 am

askere gitmiş her insan evladı görmüştür ki, türk erkekleri armuta benziyor,.. çok çirkiniz, fena çirkiniz,..

Larry May 29, 2009 at 12:41 pm

Yapmayınız etmeyiniz, yazlık yerlerde hiç mi görmediniz , yavurların , buradaki çoğunun suratına bakmayacağı tiplere nasıl yavşadığını..Açlık deseniz değil, çirkin erkek fantezisi deseniz bilmem ama sanki o da değil ama bir hikmeti olsa gerek. Ben bunları gençlik ateşiyle söylenmiş, kısa vadeli sözler olarak addediyorum. Uzun vadeli ilişkiler de adı geçen tüm uluslara basar Türk erkeki.

YuzdeYuzTurk May 29, 2009 at 2:29 pm

Benim gordugum kadariyla italyan erkelerinin boy ortalamasi daha yuksek. Turkler’e gore daha az abazanlar. Ortalamada daha yakisiklilar. Turkler bosu bosuna kendini kandirmasin, hepimiz Akdenizliyiz, birbirimize benzeriz hikayesi bos. Ispanyol olsun, Katalan olsun, Italyan olsun futbolda da elimize vermis, ki butun millet gotumuzu yirtiyoruz futbol icin, 70 milyonluk ulke, kucucuk fakir Portekiz kadar olamamis.

Italyan mutfagi “over-rated”. Herkesin kolayca begenecegi basit tatlar uzerine kurulmus olmasina baglanabilir.

Askere gitmis bir turk erkegi olarak, ben de onayliyorum, evet turk erkegi avrupa normalarina gore cirkin. Ama daha kotusu karakter olarak daha fena.

Barcelona guzel sehir, ama metropol degil.

arzu May 29, 2009 at 4:51 pm

fenasi, kızları italyanlara mı kaptırdın nedir? gayet hoşlar italyan erkekleri.duruşları, giyimleri, tenleri bile duru.

barbieater May 30, 2009 at 9:55 am

yaw çirkinliğimzin yetişme tarzımızla da biraz ilgisi var. illaki genetik hale sokmaya gerek yok durumu. örneğin gıda alımı olarak adamlar kadar süt içen, domatlı mozarella yiyen bir halk değiliz. karbonhidratı yoğun beslenirsen tabikide buğday tenli, koca kafalı adamlar dolar ortalıkta.
sigara içmek konusunda üstümüze yok. e sigara bu, cildi de perişan eder, gelişim de durdurur erken yaşta başlarsan.
sportif faaliyetler desen, maşallah herkes futbolcu ama gel iki koşalım ciğerler açılsın dediğinde bir anda el ayak kesiliyor ortamdan. izmir de yaşayan biri olarak bırak türkiyeyi dünyada koşmaya en müsait şehir olmasına rağmen koşuya, bisiklete çıkan insan sayısı 2 elin parmağını geçmez. e sen okul hayatı diye yıllarca insanlara sadece test çözdürürsen, bir tane bile sportif faaliyete yönlendirmezsen olacağı bu.
daha gider bu liste de, sözün özü şu. suçu genlere atmaya gerek yok çünkü sahiden benzeşiyoruz bu insanlarla. fakat boktan yaşam tarzımız yüzünden ork gibi kaldık.
ha bir de tekstil ülkesi olmamıza rağmen (önce tarım, şimdi tekstil) modanın merkezinin italya olması da ayrı bir heyecan konusu…:)

PuCCa May 30, 2009 at 3:59 pm

erkek erkektir aman yaaa önemli olan şeyi.. Milleti ne olursa olsun 3 ay sonra yanımızda osuruyolar hayvanoğluhayvanlar.. özcan deniz vari erkekler italyada gerçi çok oluyor.. sardı mı kırsın belimi istiyor, insan güç istiyor, kuvvet istiyor, sahiplenmek istiyor, yanık ten istiyor, güzel kollar, ilik gibi sırt istiyor.. bir nefes alim huhhh..
ırkçılık yapmanın alemi yok.. ırkçılığı yapcaksam zencide yaparım allah bahtını karartmış ama alt tarafını uzatmış adamların canlarım ya ezilmiş Irkların temsilcisi PuCCa…

Yorum Postala

Additional comments powered by BackType