O Andan Kalan Tek Hatıra: Islak Et Kokusu

Hafızamı zorladığımda, İstanbul’da Anadolu yakasındaki evlerinin balkonunda bizim gelişimizi selamlayışını hatırlıyorum. Yoksa emekleme zamanlarımızdan da birbirimizi biliyorduk ama uzun sürecek bir arkadaşlığın kafamdaki ilk görüntüsü o andır. Diğer çocukların cinselliğe ve kendi seksüalitelerine karşı takındığı tavır nedir, tam olarak bilemiyorum ama bizim ikimizin, biraz normalin üzerinde bir dürtüsü olduğunu varsaymak sanki çok da yanlış olmazmış gibime geliyor.

Onun babasının Amerikan baskı Playboy dergileri vardı. Bizim evde ise cinsel bilgiler ansiklopedileri ve bazı diğer kitaplar. Daha ilkokul çağlarımızda, ailelerimiz buluştuğunda, biz de kuytu köşelere çekilerek, gizlice bu yayınları karıştırır, resimlere bakar, yazıları okurduk.

Birbirimizle çok sık dertleştiğimiz, ortak ilgi alanlarımız olduğu halde ancak yıllar sonra, o çocuk denecek yaşında cinsel tacize uğradığını öğrendim. Bunu nerede ve nasıl bana açıkladı, hatırlamıyorum açıkcası. Bir içki masasında mı, yoksa bir mangal partisinde miydi? Olayın detaylarını heyecenla öğrenmek istediğimi hatırlıyorum. ”Nasıl oldu” diye sormuştum. Anlatmıştı….

(Ha bu arada… Tacizciyi tanıdığımı söylemem lazım. Bir Anadolu şehrinde, ticaretle uğraşan, dininde, geleneğinde bir aileye mensup biri… Olayın olduğu zamanlar 17-18 yaşlarında olması lazım. Aile içinde de hafif deli diye tanımlandı bildiğim kadarıyla hep. Zaten biraz geç evlendi. Şimdilerde bir iki tane çocuğu ve mutlu bir aile yaşantısı var diye tahmin ediyorum.)

Türkiye’nin çeşitli illerine dağılmış, geniş bir aileye sahip olduklarından zaman zaman yatıya akraba ziyareti alıyorlardı evlerine. Bunlardan birinde gerçekleşmiş taciz olayı.

Bu arada, diğer çocuklardan daha farklı olarak cinsel dürtülerimizin daha kuvvetli olduğundan bahsettim ya… Acaba kurbanın bu özelliği, onun dışarıya karşı, istemi dışında bir takım sinyaller göndermesine sebep olmuş mudur?

Banyodan çıkar çıkmaz yanında getirdiği, kendine ait bornoza sarmış olmalı vücudunu. Yoksa misafire bornoz verilmez benim bildiğim. O halde, yarı ıslak bir biçimde evin küçüğünün bulunduğu odaya girmesine evde o dakikada dikkat edecek kimse yok demek ki.

Bu tip bir şeyi daha banyodayken planlamak, detaylandırmak, işler ters giderse kullanılacak olan Plan B yi tasarlamak lazım herhalde. Yüreği gümbür gümbür atıyor olmalı tüm olay esnasınca. Vücuda o anda yayılan salgıların verdiği sarhoşluk hissini düşünün bir an. Seçilen kurbanın yaşının küçük olmasını ve işin etik, ahlak kısmını bir iki saniyeliğine bir tarafa koyacak olursak… Kim tahrik olmaz bu heyecendan, yasak şehvetin verdiği ”kick”den? Neredeyse kıskanabilirim bile tüm bu duygular silsilesini.

Peki, banyoda tüm bunları planlarken mastürbasyon da yapmış olabilir mi? Belki arzularını köreltir de kendini böyle bir riske atmaktan alıkoyabilir diye… İşe yaramamış olduğu aşikar… Aksine, belki daha da kamçıladı bu sapkın isteğini.

Odaya girdiğinde belli ki çocuk kafasını öne eğmiş, oyuncaları ile oynuyordu. Bornozunun kemerini titrek ellerle çözdüğüne neredeyse eminim.

”Baksana! Sen daha önce hiç böyle bir şey gördün mü?”

Çocuk kafasını kaldırınca, mavi renkli bornozun içinde, hala ıslak olduğu için parıldayan bir çift pembe, diri göğsüs ve kahverengi sert uçlarını gördü.

Çocuk, beklemediği bu manzara karşısında o apışıp kaldığı anda nereye odaklanır ilk olarak? Tam bilemedim bunu şimdi. Bana anlatılanları, kafamda bu olgun yaşımda toparlayarak buraya döktüğüm için göğüsleri o anın merkezine koydum. Oysa belki çocuk aklıyla, dünyaya ilk defa kafasını uzattığı o tüylü, iki bacak arasındaki sıcak ve büyük ihtimalle o anda yeni banyo yapmış olmaktan değil de, arzudan dolayı ıslanmış bölgeye odaklanmış olabilir.

Kendi kanından olan o dişinin göğüslerini avuçladı mı, yaladı mı, cidden bilmiyorum. Aslında avuçlamayı bilemez o yaştaki bir çocuk. Olsa olsa titrek parmaklarıyla dokunup geri çekmiştir yine. Belki aklında o günden, o andan kalan, sırf görsellik değildir. Islak ve çıplak etin kokusunun ucuz tekstilden yapma bornoz kokusu ile karışması da bir ömür boyu unutulamayacaklar arasına girmiştir. Aslında ben banyoda ıslanmış bir cinsel organın kokusunu da alabiliyorum. Ama ne kadar zamandır bu yetiye sahip olduğumu hatırlamıyorum. Umuyorum O da ıslak ve çıplak etin yanında, yıkanma suyu ile nemlenmiş, iyi kurulanmamış bir cinsel organın kokusunu o yaşlarda alabilmiş olsun? Gerçekten bir ömür boyu hatırlanacak etkiyi bırakma diye buna demek lazım.

Peki ya sonrası? Sonrası yok, bu kadar… Bornozun açılıp, teklifin yapılmasından sonrası hakkında bir şey yazamayacağım. Düzmece, kurgu değil, gerçek bir olay olduğu için üzerine uydurma bir senaryo yazmak istemedim. Belki gerisinde cidden bir şey yok kayda değer. Varsa da ben hatırlamıyorum. Bu olayı onun ağzından dinleyeli belki 10 sene oldu. Mutlak ki, olayı bana anlatılan şekliyle kafamda tekrar canlandırdığımda, istemsiz olarak ekleme ve çıkarmalar yapmışımdır.

Küçük bir oğlan çocuğunun bir çift göğüs ve pübit tüyleri kısa traşlanmamış, şehvetle ıslanmış ”yetişkine ait” bir cinsel organ karşısındaki şaşkınlığı ve çaresizliği ile küçük bir kız çocuğunun aileden birine ait sertleşmiş, isteyen bir penis karşısında resmedilmesi aynı tepkileri toplamıyor kuşkusuz. Bu gerçekliğin etik olarak doğru veya yanlışlığını tartışmaktan veya eleştirmekten öte, kendimi de ”niçin ve neden”i tam olarak bilemez bir halde buluyorum. Teorik olarak birtakım fikirlerim var, ancak pratikte çoğunuzun verdiği tepkiyi veririm gibime geliyor. Neyse ama, bu son paragraf yalnızca bu geniş konuda yapmak istediğim küçük bir saplamaya ait olarak kalsın. Ensest ile ilgili başka söyleyeceklerim var. Bir sonraki yazıda…

Bookmark and Share

Eşcinseller Yatak Odalarında Ne Yapıyorlar?

Homoseksüllerin cinsel hayatlarına ilişkin en detaylı bilgiler, Ugandalı pastör, Martin Ssempa tarafından basın toplantısı ile halka açıklanıyor. Fisting, yani bilekten kola kadar rektuma sokmak, anus deliği yalamak ve hatta bu yalama esnasında anusten pırtlayan dışkıları dondurma yalar gibi yalayıp yutmak vs. ince detaylar es geçilmiyor.


EAT DA POO POO – Uganda's homophobia
Uploaded by MsBeuheu. – News videos from around the world.

Uganda, dünyada nüfusu en inançlı olan ülkelerden biri. Dinlerin nufusa dağılımı, % 33 katolik, % 33 protestan, % 18 yerel dinler, % 16 müslüman.

Amerikan Evangelist Kilisesi, Uganda’daki hükümet üzerinde baskı oluşturarak, cezası günümüzde 14 yıl hapis olan homosekselliğin daha da sert bir biçimde, ölümle cezalandırılması için çalışıyor.

Oldukça eğlenceli olan bu videoda dikkatimi çeken minik detayları da sıralayayım. Aslında ilk bölümde bizim pastörün ve sonraki ikinci bölümdeki din adamının konuşma şekilleri, bahsettikleri olayları mimikler ile desteklemeleri ve telaffuzları çok hoş. İnsanın kızası bile gelemiyor. İnanın, o basın toplantısında olsam, şefkatle yerimden kalkıp, ”cubucubucubu” diyerek yanaklarını sıkasım gelirdi adamın. 01:36 da pastör sağına dönüyor ve ”e! i mean look at these guys…” diye bishop a dönüyor. Orası çok hoş, yarıldım gülmekten. Sonra solundaki müslüman din adamına dönüyor, elindeki bilgisayarın ekranını da göstererek olan biteni açıklıyor, tercüme ediyor. Poo Poo yu Hacet diye çevirme ihtiyacı hissediyor.

Konu ile ilgili bir iki tane ciddi bağlantı da vereyim bu arada:

Uganda Anti-Homosexuality Bill

Ugandan Anglican Leader To Speak In Minneapolis

Fisting üzerine bir 5 Posta yazısı

Velhasıl bu kısa post ile dönüş yapmış oldum bloga. Biraz kafamı dinlemek için uzaklaşmıştım. Arayıp, soranlara da ekstradan tekrar teşekkür ederim.

Bookmark and Share