Glory Hallelujah – Videolu Orgazm Postası

Kilisede vaftiz, cumartesi gününün aktivitesiydi. Piç kurusunun kafasından beri su dökülecek… Olayın kendisi sıkıcı ve aptalca.. Hele beni görmeliydiniz, kucağımda incil tahta sırada oturup, çalınan orgele eşlik etmek için ağzımla mırmır yapıyorum. Böyle sıkıcı ortamlarda aklıma sapıklıklar geliyor. Bir başka vaftiz töreninde arkadaşım Jens’in bebeğinin kafasına törenden önce tutkalla 666 yazmak istemem gibi. Papaz kafaya su çırparken muhakkak görecekti. Yalnızca plan safhasında kalan birşey. Bu bile sıkıcı olaya biraz renk getiriyor ama.

Bu sefer ahalinin yarısı hatunun ailesinden ötürü Rus. Diğer yarısı ise % 90 ı agnostik olan İsveçli… Ruslar, İsveççe olan incili okuyamıyor, İsveçliler de utandıkları için yüksek sesle okumuyor. Yani orada ”La ilahe illallah muhammeden resulullah” diye bir anda bağırsam, herkesi rahatlıkla bastırırım. Bu arada ekleyeyim, bir önceki postada gördüğünüz o tişörtünü çıkarıp böğrünü yumruklayarak nağralar atan kandaşımı henüz görmemiştim. Yoksa o enstantaneyi de eklerdim. Tahta sıranın üzerine zıplayıp, gömleğin bağrını yırtarak… ”La ilahe illallah muhammeden resulullah… Dağğlın layyyn!!!…”

Yemedi tabii…

Vaftiz sonrası şampanya, pasta… Ve tabii sohbet… Türkiye’deki ”vatan borcu” dediğimiz olgunun da konuşulduğu sohbette, birşekilde konu orgazm oluverdi sonradan. Bu şeyi de belirtmem lazım, benim bir olayım var. Hayatım boyunca yakın çevremde bulunan kadınlara ilgi, şehvet duyamadım. Okul ve iş hayatı falan hep böyle oldu. O yüzden kızlarla yalnızca arkadaş olma geyiği bende bir nebze işliyor. Hava çok sıcak olup, kıyafetler ince olmadığı sürece…

Bu sebeple vaftiz sonrası geyik muhabbetinde konunun orgazma gelmesi zor olmadı. Arkadaş arkadaşa daha rahat konuşuluyor bunlar. Erkek orgazmının fazla bir numarası yok, oraya girmedik. Ne oluyor? ”NHhhıııııaaaaaaaaa” diyorsun bitiyor. Nesini konuşacağız? Konuşacak birşey yok, sil tişörte, geç git..
[Bu içerik, yalnızca Bold üyeler tarafından görülebilir] Daha önce üye olduysan buradan giriş yapabilirsin. Eğer üyeliğin yoksa, 18 yaşından büyük olmak koşulu ile buradan bir hesap açabilirsin.

Bookmark and Share

Türk Eğlencesine Gitmem

Hepiniz pırlanta gibisiniz biliyorum. Ama Avrupalı yine de istemiyor sizi yanıbaşında. Yoğun bir Türkiye aleyhtarı kampanya var politikacılardan. Dünya işçilerinin kardeşliğinden dem vuran sosyalist blok istemiyor. Serbest dolaşım yoluyla gelecek Türklerin burdaki işleri alıp, işçi ücret fiyatlarını düşüreceğinden korktuğu için sendikalar partilere  baskı yapıyor. Sosyalist bloka bir de aşırı sağcıları ekle… Birtek liberaller, kapitalistler Türkiye’nin AB ye girmesini istiyor. Bu İsveç için böyle tabii.

Şu bir gerçek ki Türk’ün yurtdışında yaşayanı genelde kıro. Yok kıro değil, KIRRRRROOOOO… Sizi burada temsil edenler tam taşşak artığı… Bu da işinizi kolaylaştırmıyor AB ye girmek için.. Buraya 60 ların başında gelmişler. İsveç iş ve işçi bulma kurumunun bürosu varmış Konya’nın Kulu kasabasında. Kürt ve Türk karışık orası. Gelenler hacısını, bacısını da getirmiş… Anlatılan gerçek bir hikaye var. Olay şu;

70 lerin başı olsa gerek. Bizimki köyünü bırakıp geliyor. Biraz çalışıp para biriktirince anasını, karısını da aldıracak tabii. Bu işçilere şehir dışında bugün getto dediğimiz, ama kafanızda canlandırdığınız getto ile alakası olmayan, yeşil alanlı, parklı, bahçeli yerleşim yerleri yapıyor devlet. Bu projenin adına da milyon programı diyorlar. Bir milyon ev yapılacak, hedef o… Öyle de yapıyor devlet. Bunları buraya yerleştiriyor. Yugoslav, Yunan, Türk, İtalyan… Evde de herşey var. Buzdolabı, fırın gibi beyaz eşyalar dahil zaten evlere…

Rinkeby (Turkeby) – Tipik bir milyon programına ait yerleşim yeri.

Neyse bizim eleman getiriyor ailenin kadınlarını bir süre sonra. Alıyor bunları havaalanından eve sürüyor. Validanım yaz zamanı olsa gerek hem bunalmış, hem de yoldan geldi ya nargilenin suyunu değiştirecek, lavabonun yerini soruyor. Bizim işçi gösteriyor anacığına tuvaleti. Kadın giriyor içeri…

15 dakika sonra yüzü, elleri, kolları ıslak bir şekilde çıkıyor. Bir yandan ıslak elleriyle yelpaze yapıyor yine ıslak olan suratına. Mutluluktan da gözler fıldır fıldır… ”Ne iyi ettin de geldin buralara oğul, evin içinde bile kuyu var baksana kız Emine”..

Tabii bir yerde trajik… Kızmamak lazım o insanlara. Suratlarına tükürülecek olan başkaları çünkü.

Fakat arkadaş insan biraz yontulmaz mı ya??? 50 yıllık geçmişin var burada. Biraz insan içine çık, birşey öğren… Aksine daha da kapandılar. Üstelik geçmişle bağları da zayıf olduğu için kendilerine edindikleri kimlikleri de yaşayamıyorlar hakkıyla. Milliyetçi geçinirler, Türk tarihini bilmezler, dinine laf kondurtmaz, namaz kılamaz…

Bu bir aşşağılık kompleksine yol açıyor. Aşşağılık kompleksi her insanda başka açılımlarla dışa vuruyor belki. Ama bizim milletin kompleksi hep şiddetle açığa çıkıyor. Kendinden emin olmadığı için sürekli tartışmaları küfür ve kavgaya dönüşüyor.

Türk eğlenceleri bu kompleksin, ayılığın, magandalığın ortaya çıktığı yerler. Gitmem böyle yerlere, sürekli kavga çıkar. Oysa ne güzel Türk gacıları da var. Gerçi onlarda da şöyle bir olay oluyor. Geçenlerde metroda bir kıza gözüm ilişti. Çok güzel hatun, kılık-kıyafet, nefis bir ayakkabı seçimi.. Türk olabileceğinden şüphelendim, telefon konuşmasına kulak kabarttım. Tahmin ettiğim gibi Türktü.. Telefonu kapatmadan önceki son cümlesini yakalayabildim.. ”Eve varıncana tavuh gızartaceeem”….

Gerçi bir de böylesinin fantezisi olsun diye şeyedilebilir belki. Fakat bunlarla buluşabileceğin Türk eğlenceleri, tehlikeli ortamlar. Bakın YouTube a bir video klip düşmüş. İsveç’in Norrköping diye küçük bir şehrindeki Türk eğlencesinden kavga görüntüleri. Bunu yükleyen isveçliller, altına isveççe dublaj yapmışlar, çünkü herif isveççe küfrediyor ama tellafuz o kadar kötü ki. Tabii küfürü oluşturan kelimeler yine ”sikerim”, ”götünü”, ”herkesin gözü önünde sikerim”, ”alayınızı skerim” gibi laflar. Size bu videoyu koyuyorum, altına da İsveçlilerin yaptıkları yorumları tercüme edeceğim… Buyrun… Bu arada videodaki action ın başkahramanına Knullturken ”skici Türk” adını koymuşlar. (Bakayım bu rumuzu aranızda kim alacak ilk olarak).

Get the Flash Player to see this content.

- Tipik bir Cuma akşamı disko Türk’ü

- Skişmeyi seviyor galiba

- Ödediğim vergilerin bunlara gitmesi çok hoş bir duygu

- Güzel mekan

- İsveççeyi iyi kullanamayan insanların küfretmeye çalışırken araya arapça karıştırması ne kadar boktan bir olay. Sktiimin Türk’ü

- Gizli Don Juan

- Skici Türk Avrupa parlamentosuna!!!

- Tişörtünü niye çıkarttı?

- Tek ihtiyacı seks bu adamın. Bu kadar basit. Düşünsenize 40 ında olup ta bakire olmak ağır. Dikkatinizi çekerim, tek kişiyi değil, birden fazla kişiyi sikmek istiyor.

- Şaşırdım mı? Hayır!!!

Bookmark and Share

Tell the Niggas & Bitches that I'm Back In Town

2009-06-26 - 7 Yorum Günün Pozisyonu

When people think you’re down and out, that you’ve lost and have no way to win… That’s the perfect time to hit them harder than ever before. Ammunition is loaded and the cannons are aimed.

Bookmark and Share

Günün Arzulu Gacısı

Fazla lafa hacet yok… Yapılacak iş, body oil i şişesinden tutup oldukça yüksekten kalçaların üzerine önce ip gibi akıtmak. Arada bir de o  ipi, iki kalçanın tam arasına zaman zaman isabet ettirmek gerekli. Fotoğrafta yok galiba, ama karnın altına da bir yastık lazım.

Artık o yağı kalçaların tümüne ellerle yaymak biraz içgüdüsel bir hareket. Ben olsam arada bir de küçük küçük vururum. O denizanası kıvamınındaki titremeyi yağ ile parlamış kalçalarda görünce, o ıslak ve sıcak yere girmek için gereken maksimum sertliği ağız mukozasının yumuşaklığında aramak gereksiz olabilir. Tenselliğin yanında görselliği azımsamayın.
[Bu içerik, yalnızca Bold üyeler tarafından görülebilir] Daha önce üye olduysan buradan giriş yapabilirsin. Eğer üyeliğin yoksa, 18 yaşından büyük olmak koşulu ile buradan bir hesap açabilirsin.

Daha önce üye olduysan buradan giriş yapabilirsin. Eğer üyeliğin yoksa, 18 yaşından büyük olmak koşulu ile buradan bir hesap açabilirsin.

Bookmark and Share

Pompa & Klozet Herkese Göre Değil

Fenerbahçe ile ilgili yalan transfer haberlerini okurken msn pırt yaptı… Bizim ayakçı… Ayak damarcısı mı desek yoksa?… Merak edenler için; o gacı olayı olmadı. Şimdi yenisi varmış. İlk gece yiyişti bunlar, ikinci buluşmada hafif saç çekme olayına falan girmiş bizim oğlan. Hard seks için yokluyor yani alttan, alttan. Tokatı, ağza tükürmeyi falan sokma dedim daha baştan işin içine.

Gerçi olay oraya kadar gitmeyecek gibi zaten… Hatun buna MMS ile yeşillikler içinde çektiği villa evlerin fotoğraflarını göndermiş. Büyük hayal kırıklığı yaşadı çocuk. Hem hayal kırıklığı, hem turn off… Bu kız izdivaç istiyor dedim… Siz söyleyin, kadın dilinde nedir bu?
[Bu içerik, yalnızca Bold üyeler tarafından görülebilir] Daha önce üye olduysan buradan giriş yapabilirsin. Eğer üyeliğin yoksa, 18 yaşından büyük olmak koşulu ile buradan bir hesap açabilirsin.

Daha önce üye olduysan buradan giriş yapabilirsin. Eğer üyeliğin yoksa, 18 yaşından büyük olmak koşulu ile buradan bir hesap açabilirsin.

Bookmark and Share

Bir Pornocunun Anatomisi

Bu bizim eski toplulukta bir üye vardı, rumuzu ”Sosyalist Pornocu”, hatırlayanlar olacaktır. Sık sık takılıyordu chat ortamına.. Birgün yine girdi bu çocuk sohbetin ortasına. Bu sefer süklüm püklüm… Okuldan bir kız arkadaşı (belki de dava arkadaşı demek daha uygun olur) bunu azarlamış, bizim ortama takıldığını duyunca.

Kendine hem sosyalist, hem de pornocu sıfatını nasıl yakıştırıyorsun? Birinde blablabla (yazmaya üşendim), öbüründe kadınları aşşağılama var!!!

Bizimki zılgıtı yiyince fazla birşey de diyememiş. Genç, üniversite I. sınıf öğrencisiydi galiba bu daha. O yılları siz de bilirsiniz, hele de böyle ideolojik olarak angaje olmuş kadınlar, erkek davadaşlarına karşı biraz daha baskın da çıkarlar. Sürekli kızgın, kızgın dolaşırlar etrafta… Hötlerinden, hütlerinden geçilmez.

Neyse ki biraz olgunlaşınca bunların çoğu olayları, ideolojileri, gerçek hayatı daha iyi tartıp, kendilerine daha akılcı ve insancıl bir yol seçebiliyorlar. Çok azı radikal feminizm bataklığına sapıp, patinaj yapıyor ömür boyu…

Bu kızın sorusu ”sosyalistden pornocu olur mu?”. Kendine göre cevabı zaten vermiş.. OLMAZ…  Ama bence asıl soru, sosyalistten, ülkücüden veya müslümandan pornocu olur mu dan  çok, ”bir pornoseverden sosyalist, dindar veya bozkurt çıkar mı?” olmalı. Ki buna da benim cevabım, ÇIKMAZ olur… Neden?

Bu tarz adamı kasan ideolojiler insanlara genelde, şöyle veya böyle olmalı, şu, şu, şu yapılmalı diye telkinlerde bulunurlar. Bu ideolojileri, inançları günlük hayatta benimseyip, hakkını verebilmek için bir çaba ve disiplin gerekli. Kurtarılacak halkın, ırkın veya cemaatin sıkı sıkıya bağlı kalmak zorunda olduğu birtakım davranış şekilleri ve kurallar topluluğu var. Ve bir de kurul, yönetici takımı var tabii yukarda. Amaca ulaşırken kimsenin yoldan sapmamasından sorumlu.

Pornografi, bu amaçlara ulaşmanıza ket vurur biraz. O yüzden diktatörler, anti demokratik ve totaliter rejimler başa geldiklerinde ilk olarak toplum ahlakına el atarlar. Bir çeki düzen verirler topluma. Eğlencenin, zevkin olduğu yerde disiplini sağlamak zordur.

Oysa pornografi bahsini ettiğimiz bu beton grisi modelin tam zıttıdır. Pornografi glamour’dur, karnavaldır, fantezidir. Hayatı boyunca Tokat’da, ilköğretimde öğretmen olarak çalışacak bir kadına fantezilerinde de olsa 5 zenci tarafından gang bang olma fırsatı verir. Aşağıdaki videoda buna benzer bir örnek var. Kendini feminist (radikal değil herhalde) olarak nitelendiren 22 yaşındaki resepsiyonist bir kız, favori porno sahnesinin ”cum on the face’‘ olduğunu söylüyor.

Bu projeyi gerçekleştiren Robbie Cooper… Sıradan insanların pornografi ile nasıl tanıştıkları ve olaya nasıl baktıkları üzerine sorular soruluyor. Tüm bu röportajlar yapılırken kişilere porno film seyrettiriyor Cooper. İnsanların mastürbasyon yaparkenki yüz ifadeleri görmeye değer.

Bir ayrıntı:

Twitter da Islak karga ”anlayamadığı şeyleri” ele alıyor.

anlayamadığım şeyler: “at gibi kadın” tanımlaması. bunun nesi güzel olabilir?..

Sevgili Karga,

Videodaki 3. sıradaki şahıs bu tanımlamaya uyuyor bence. Kristin…. Fotoğrafta üstten 2. Lütfen klitin parmaklanması esnasında löngürdeyen şeylere dikkat edin… Güzel veya değil diye bir değerlendirmeden çok… Ne bileyim?… Nasıl anlatsam?

Bookmark and Share

Adın Ne Bakiim Senin? Kalkık mı, İnik mi?

FriendFeed denilen sosyal medya  platformuna ilk üye olduğum zamanlar ”internet reklamları” gibi alakasız bir konu üzerine yorum yapmaya kalktım. Ağzımın payını verdi hemen ortamın müdavimleri.

”Kendi blogunda istediğin gibi ol, ama buraya gelince anonim olma. Karşımızda gerçek isim görmek istiyoruz” dedi biri.

Bir diğeri, ”eğer bu ortamda ciddiye alınmak istiyorsan gerçek adını, sanını yaz da gel” dedi. ”Yoksa seni kimse ciddiye alıp da cevap vermez” diye ekledi. Vay, vay, vay…

Dün akşam FriendFeed‘e gelmeliydiniz. Eğer kaçıranınız varsa…

Adını, sanını duymadığım kanlı, canlı insanlar 5 posta’ya koyulan erişim yasağını protesto etmek ve saçma/kıro, uyduruk, sahte isimli blog yazarını desteklemek için oradaydı. Aralarında bloga hiç yorum atmamış insanlar çoğunluktaydı zannedersem. İki ayrı başlıkta açılan tartışmalarda toplam 400 e yakın yorum oldu. 40 tane çatlak yorum çıkmadı…

”Asıl adınla gelmezsen seni ciddiye almayız, adam ol kimliğini açıkla”nın üzerinden 6 ay geçmeden beni ve bu blogu ciddiye alan insanlar iyi bir gövde gösterisi yaptı.

Böyle açık tartışmalar heyecanlı ve zevkli de olsa belli bir süreden sonra konsantrasyon kaybolabiliyor, asıl tartışılan olaydan uzaklaşılınabiliyor. Benim birkaç gözlemim oldu, onları kısaca geçeyim, toparlayayım istedim.

Bir kere Türk insanında kendi kendini kudurtacak kadar karşı tarafa duyulan bir şüphe ve güvensizlik var. Senin kim olduğunu kesinlikle bilmek istiyor. Ayrıca Türkiye’nin etiket bulutu içinde en iri olanları Polis devleti ve militarizm olduğu için eğitimli, boyalı saçlı, mini etekli, sarışın olanları bile normal vatandaşın, yani sizin her fırsatta devlete karşı suçsuzluğunuzu ispat etmenizi ve itaatinizi propage ediyor. Bunu katoliklerin doğuştan kendilerini günahkar saymaları ile eş tutabiliriz belki. O günah hiç silinmiyor. Devletin size olan şüphesi ve size olan inançsızlığının hiç bitmemesi gibi.

Üşenmez de başlıkların altına yazılan yorumları okursanız, bir grup katılımcı, sansürün olumlusu ve olumsuzu olabileceğini savunurken, asıl konu olan düşünce ve ifade özgürlüğüne ve hatta belki de en önemlisi Birleşmiş Milletler İnsan hakları Beyannamesinde yer alan bireyin enformasyon alma özgürlüğüne vurulan darbeyi görmezden geliyor. Bir de akıl vermeye çalışanlar var, bloga ekstra bir giriş sayfası konulsaydı kapatılmayacağını iddia ettiler. Bir katılımcı iyi cevap verdi. YouPorn’da uyarı sayfası vardı da ne oldu?

Müstehcenliğin, pornografinin ötesinde, ben Aycan’a katılmayı tercih ediyorum.

Eğer 5 posta sansürüne karar veren mercide sike sürülecek kadara akıl varsa, Fenasi’nin sansürsüz politik ve dini yorumlarına gıcık olmuştur. Bana öyle geliyor yani, “sussun şu gavur tipli ateist piç kurusu” denmiş gibi,.. Sırf kalkık pipi var diye kapandıysa, 5 posta’nın şanına yakışmaz…

Hal öyle de olsa yine bu işte bir gariplik var. Biri bir yerde daha söyledi; ereksiyon halindeki penisi göstermek (kendini değil, sümme haşa, fotoğrafını) erişimin engellenmesine sebep verebilirmiş.

Bunu da anlamak zor bakın. Kadınlı erkekli cevap verin şurada. Penisin kalkmamışını kim ne yapsın? Asıl kalkmayan penisin (bende yok, hiç olmadı, yine fotoğraf) gösterimi site kapatma sebebi olmalı.

Konuyla ilgili görseli seçerken yasal olmasına çok özen gösterdim bu sefer. Her zaman yapıyorum zaten, bu sefer daha da dikkatliydim. Penis kalkmamış gördüğünüz üzere. Benim başında olduğum bir sansür kurulunda bu blog kapanırdı. Ama allahtan büyüklerimiz en iyisini biliyor.

Ayrıca bu sanatsal, siyah beyaz bir fotoğraf. Sanatsal diyorum, çünkü biliyorsunuz açık seçik fotoğrafları siyah beyaz çekerseniz erotic art, sanatsal sınıfına giriyor. Kontrol odasındaki arkadaşlar bunu zaten biliyor, siz cahil kalmayın diye ben bir daha tekrarlıyorum. Ayrıca bu fotoğrafı wonderlandcode831.tumblr.com adlı siteden aldım. +18 diye giriş sayfası yoktu. Pis birşey olsa erişemezdim bu siteye. Bu Tumblr kökenli sitelerde çok var bu tarz materyal. Açması çok kolay, hesap oluşturup sanatın paylaşımına katkıda bulunuyorsunuz. Hatta ben bunun bir müzik versiyonunu açtım yeni. 5 Posta Rock and Roll Edition adını verdim. Beğendiğim müzik gruplarının kliplerinden oluşan DVD lere büyük paralar vererek alıyorum. Sonra bunları gayet yasal bir şekilde YouTube’un pis sayfalarını görmemek için ellerimle gözlerimi kapattığım halde yüklüyorum. Oradan da size… Sanatçı da parasını kazanıyor, plak şirketi de. İnternet bütündür, parçalanamaz…
[Bu içerik, yalnızca Bold üyeler tarafından görülebilir] Daha önce üye olduysan buradan giriş yapabilirsin. Eğer üyeliğin yoksa, 18 yaşından büyük olmak koşulu ile buradan bir hesap açabilirsin.

Bookmark and Share

Beautiful

Bu Müstesna İşler’den Eva‘yı takip ediyorsunuzdur. Sürpriz postaları olan bir hatun. Bazen yalnızca bir video klip, bazen aşkları, bazen dünyanın bir ucundan yazılar… Her zaman ilginç. Ve belki de Türkiye’nin en sık güncellenen blogu.

[Bu içerik, yalnızca Bold üyeler tarafından görülebilir] Daha önce üye olduysan buradan giriş yapabilirsin. Eğer üyeliğin yoksa, 18 yaşından büyük olmak koşulu ile buradan bir hesap açabilirsin.

Bookmark and Share

Sansür !!! Yumuşak Penis…

İlkönce belirteyim ki, bu engelleme çabası beklediğimden de daha iktidarsızmış. Yalnızca % 60 lık bir trafik düşmesi yaşadım ilk gün itibarı ile. Pazar günü saat 13.00 da bu yazıyı yazarken 400 civarı giriş var bloga, yarısı google’dan. Geçmiş postalarda bir yorumumda, Atatürkçü Düşünce Derneği’nin ve ortodoks Kemalistlerin irticaya karşı verdiği ”sözde” mücadeleyi yatak odasında bir türlü sertleşemeyen penise benzetmiştim, beğeni almıştı o benzetme. Aynısını burada tekrarlayabiliriz.

İnsanlar etraftaki şartlara karşı kabuk geliştirmede oldukça iyi. Özgür irade denen şeyin önüne geçmek mümkün değil. İran Azerbaycan’ından bir okurum var, Qulyabani rumuzu kullanıyor. İlk defa twitter’da karşılaştık birkaç ay önce. İran’dan nasıl takip edebildiğini merak edip sordum.

@5posta Ben daha çok google readerle takip yapmışım, zaten yazdığının hepsini okuya bilirdim orda, ancak siteye girmenin de ilacı varmış…

diye cevapladı Qulyabani…

Dün gece tv yi kapadım, gazetelerin internet sayfalarına da girmiyorum çoktandır zaten. Oysa Türkiye ve dünya için önemli bir gündü dün. Qulyabani’nin İran’ında seçim sonrası karışıklıklar var. Yenilikçi Mir-Hossein Mousavi de tıpkı Qulyabani gibi Azeri bölgesinden. 30 yıl önce mollalara elini veren halk bugün kolunu alamıyor. Ahmedinejad’ın seçim hileleri ve sonrasında kullandığı güç gösterisi Zimbabwe’deki Mugabe’yi aratmıyor.

Bir İsveçli gazeteci Tahran sokaklarından bildiriyordu dün, twitter ile dakika dakika, canlı olarak. Öğrendik ki, yönetim Twitter’a engel koyacak, internet trafiği akşama doğru kesilecek, twitter’ı proxy olmadan kullanmak mümkün olmayacak. Bu twitter sayın dostlar, bu twitter muazzam bir alet. Tamam Fatih Sultan Mehmet İstanbul’u alırken bir çağı kapatıp yenisini açtı. Ancak sizleri temin ederim internetin icadı tüm dünyayı değiştiren en önemli icat. Sırf twitter bile İstanbul’un fethinden daha önemli.

Şöyle ki;

Yasakçı rejim, internet trafiğini ve insanlar arasındaki haberleşmeyi kesmek için tüm gücünü, elindeki teknik imkanları kullandı. Yine de 19 milyon kullanıcısı olan twitter‘da dün atılan 10 postanın belki de 5 i İran ile ilgiliydi. Bu milyonlarca tweet den yalnızca biri:

Massive arrests are the sign of a coup!  Help us to a REVOLUTION! #iranelection #newiran (via @iran09)

İsveç’li mikroblogcu @deeped kendini takip eden ve çoğu İsveçli olan 2468 kişiye bir mesaj geçti

Revolutionary Road…: Iran:Riot in tehran streets after election day”Death to the dictator!” http://ff.im/3WEM8 (via @deeped)

Bu tweet sayesinde 25 yaşındaki Kermanşah’lı blogcu Saeed Valadbaygi‘nin shooresh1917 adlı blogundan haberdar oldum. Tahran sokaklarından taze fotoğraflar ve Youtube’a yüklenen videolarla dolu bu blogda herhangi bir TV kanalında, medya patronunun satılık gazetesinde bulabileceğinizden çok daha fazla bilgi vardı. Üstelik blogdaki yorumlarda Polonya’dan Amerika’ya kadar dünyanın her yerinden insanların duygu ve düşünceleriyle bu aktüel olaya katılımını görmenizi isterdim.

@deeped’in tweetini retweet ettim. Yani aynısını kopyalayıp beni izleyen ve çoğu Türk olan 272 kişi için görünür, okunur, Saeed’in blogunu ziyaret edilir kıldım. İşin başka ilginç tarafı, beni izleyenler listesinde olmayan, grafik tasarımcı Norveç’li bir çocuk (Bjarte Kvinge Tvedt)’in benim bu güncellememi görmüş olmasıydı.  Bjarte benim retweet imi retweet yaptı. Kendini izleyen 212 kişi için. Kartopu efektini anlayabiliyor musunuz?

Bir devir kapanmıştır… Engelleyenler engelleyememiştir…

Bookmark and Share

Beklenen Oldu – Bloga Tedbir Koyuldu

2009-06-13 - 46 Yorum Aptalca Şeyler

Zaten bugüne kadar olmaması garipti. Günde 3500 kişi giriyor, hepsi sizin gibi akıllı, uslu adam değil, iti var, puştu var. Bunların yanında bir de senin ne okuduğuna, ne izlediğine karışan bir güruh var. Ki bu esasında ülke nüfusunun kaba bir tahminle % 80 i. Sağından soluna kadar yukarda oturan adam senin için düşünmüş, ne okursan, neden hoşlanırsan vatana, memlekete faydalı bir evlat olursun.

Bunlar kanunlarla yukardan iniyor zaten tepemize. Uzaydan da gelmiyorlar ya, biz oturtuyoruz. Bakmayın dinci, gerici, laik geyiklerine. Fazla fark yok aralarında.

Tabii insan doluyor, ama hakaret, küfür edecek durumda değilim. Esasında biraz önce yazdığım cümleler bile bana hemen saçma gelmeye başladı. Kendim anlamıyorum ki bu zihniyeti, size tarif edeyim.
 
Gaykedi bana bir link yolladı tam da olayın öncesi günü. Türkiye’deki filtreleme sansürleme ile ilgili bir gazete makalesi. Sansürün profili çıkarılmış, istatistiki bilgiler var. İlginç olan, gözüme çarpanlar şunlar..

Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu açıklama yapıyor.

Erişimi bu yöntemle engellenen bir sitede ilgili URL sayfası yerine tüm içeriğe erişim ortadan kalkmaktadır. Bu durum ise orantılılık (ölçülülük) ilkesi ile örtüşmemekte ve erişim engellemelerinin teknik altyapısı konusunda bilgisi olmayan insanlar tarafından sansür suçlamasına sebebiyet vermektedir. İlgililerce Kuruma yapılan çeşitli başvurularda da alan adından erişimin engellenmesi yerine URL bazında erişim engellemesine yönelik talepler bulunmaktadır. Bu hususlarda gerekli olan altyapı araştırmaları halen devam etmekte ve dünyada bu altyapıyı kurmuş olan ülkelerin incelenmesi yapılmaktadır. Söz konusu uygulamanın hayata geçirilmesi ile milyonlarca video yayımlayan sitelerin yalnızca ilgili bölümüne erişim engellenmiş olacak. Sitenin geri kalan bölümleri Türkiye’den de ziyaret edilebilecek.

Çok sağolun allah razı olsun. Evet bizim için ayıklayın siteleri teker teker. Ama asıl beni hayal kırıklığına uğratan ne biliyor musunuz?

Adamlar sansürün ”böylesinin” yanlış olduğunu belirtip, ”güya” düzeltme yoluna gideceklerini söylüyorlar. Alt anlam olarak diyorlar ki,

Bu çağdaş değil, haksız bir uygulama. Bakın düzeltmek, sizlere internetin yalnızca güzel olan kısmını getirmek için çaba sarfediyoruz. Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu olan adımızın forsuna ve modernliğine uygun çalışmlar yapıyoruz. Bu çile bitecek…

Sevsinler… Demek o değil de bu, çağdaşlık. Bir de ”bu uygulamayı yapan ülkelerde incelemelerde bulunuyoruz” demişler…

Hangi ülkeler? Almanya? İngiltere? ABD? Yoksa Suudi Arabistan, Pakistan, Çin, Küba… Beyler, bayanlar, arkadaşlar, sevgili devlet büyükleri, pornocular, bilim adamları, viral marketing ciler. Bu iş böyle olmaz. İnternetin özgürlüğü yarım olamaz. Atalarınızın dediği gibi Ya istiklal, Ya Ölüm!!!… Yarım hürriyet olmaz. Yarım düşünce özgürlüğü olmaz. Yarım ifade özgürlüğü olmaz.

Kazanamayacağınız bir savaşa soyunuyorsunuz, engelleyemeyeceğiniz bir dalganın önünde duruyorsunuz. Aklınızı başınıza toplayın. Beni yeraltına indirmeyin, öbürünü dağa çıkarmayın. Demokrasi çoğunluğun sesi değil, azınlığın özgürlüğüdür.

Bakalım gelecek günler neler gösterecek? Ne şekilde gelişme olursa olsun, ben devam edeceğim. Yani yayına ara vermek yok. Şu an tedbir koydurulmuş. Benim anladığım, kanuna aykırı birşey bulurlarsa, kitabına uydururlarsa mahkeme kararı ile engelleme koyduracaklar. Teorik olarak, engelleme gelmiş diyemeyiz, yanılıyorsam düzeltin.

Twitter’da da dedim ”Sahte demokrasiler oldukça internette çare tükenmez.” Hem internette bu çareleri uygulayacağım, hem de kanuni yollarla elimden geleni yapacağım. Devletin ve adaletinin gri, beton binaları, sarı dosyaları ve zevksiz takım elbiseseleriyle dolaşan memurlarına ben de bulaşayım. Ancak ne olursa olsun, çok kısa bir zaman içersinde yeniden sansüre yakalanmadan içeriğe ulaşacaksınız.

Tabii bu zaman zarfında genel olarak bu sansürü kırmak için her Türk evladının öğrenmesi gereken, ”Bilgisayarımda DNS ayarlarını nasıl değiştiririm” i adınız, soyadınız gibi öğrenmenizde yarar var. Yani şu ülkede imamhatipliler yasağa rağmen YouTube’a girebiliyorsa ve bunu da değiştirebilecek koltuğa sahipken gevrek gevrek gazetecilere demeç veriyorsa, sizler de 5posta’ya girebilmelisiniz.

PC için ayarlar

Mac OSX için

Bookmark and Share