Yaşı 30 u geçenler, yalnızca kadının metalaştırıldığı bir kültürden ilk eğitimlerini alırken, 20 li yaşlarında olanlarımız bu metalaştırma trendine erkeklerin de sokulduğu bir döneme rastgeldiler. Kadınlar kadar vahşice zorlanılmasalar da, ellerinde kumanda ile kanal zaplamak ve arada bir kalkan penisini indirmek için kız arkadaşına sahte kur yapmak dışında fazla bir dürtüsü ve rutini olmayan erkekler için bu bile fazla.

Banyo dolabımda zırt ürün ve zort kremi var. Zamanında etrafımdaki erkek arkadaşlarıma bakarak almışım. Hiçbir zaman düzenli kullanmayı başaramadım bunları. Arada bir, aklıma geldikçe… Aslında fena da değil hani bu tip ürünleri kullanmak. Mesela bir yüz yıkama zımbırtısı var, adını hatırlayamayacağım. Onu yapıp, üzerine de L’oreal Turbo Booster Hydra Energetic sürünce yüzümün derisi davul gibi geriliyor (bu bir pay per post değildir. öyle birşey olunca söylerim). Hoş bir ferahlık veriyor. Ama bu yalnızca bir his mi, yoksa cidden bir işe yarıyor mu, bilmiyorum.
Ben işin biraz fundamentaline önem vermek gerektiğini düşünenlerdenim. Bu da aslında daha çok hijyen sınıfına giriyor. Burun kıllarını makine ile almak, kulak pamuğu kullanmak zaten standart. Bunun üzerine bir de dil üzerinde biriken tabakayı kazımaya yarayan bir alet var, Türkiye’de varsa onu öneririm. Sonra tabii ki o krem, şu ürün kullanılır. Bunda garip birşey yok.
Ama mesela bir arkadaşım var, bir dönem favorisini uzatıp, aşağı doğru sakal şeyetti. İtalya Seri A futbolcusu gibi. Herife bakıyorum, kesin ayna karşısında 9 takla atıyor o çizgileri tuturabilmek için. Bu daha birşey değil, daha beteri bence şu:
Bir ara tweet olarak da attım: Brian Molko tipinde, androjen erkekleri çekici bulan kızlarla seks yapmak, pedofili ile eş tutulmalı bence. Çünkü ne diyorum hep, ”fiziksel gelişimini tamamlamış olmak”. Ama bir de zihinsel gelişim var yani. Hadi, hatırınız için pedofili demesek bile aklını kaybetmişlerle cinsel ilişkinin de TCK da yeri var zannedersem.

Brian Molko tarzı bir erkek, kadınların ellerinden düşürmedikleri moda dergilerinde, podyumlarda kırıtarak yürüyen erkeğin profili. Eh, biraz daha az kaslı olanı belki. Vücut ölçüleri, androjen yüz hatları ve ifadesi, kılsız bir vücut. Nasıl ki moda dergilerinde gördüğümüz kadın kıyafetleri için ”nerde giycen lan bunu” düşüncesi bizde beliriyor, aynen yine o kıyafetleri de Molko tipi insanların dışında giyip, dışarı çıkmak mümkün değil. Solucan gibi bir vücut, traşlayıp, kaymak gibi yaptığın bir göğüs. Ben etek traşını bile jiletle yapmıyorum, kaşıntı yapıp, tahriş etmesin diye. Dergilerde, tv dizilerinde, magazin programlarında bu tip androjenleri görüp, göğsünü traşlayan reklamzedeler var. Bakıyorum, kıl dönmesi gibi sebeplerden ötürü göğüsleri sivilce ile dolmuş. Allah sizi ıslah etsin!
Erkek olarak bizler, yeni yeni yüzleşiyoruz bu tür palyaçoluklarla. Kadınlar çok daha uzun zamandır metalaştırılıyor. Metalaştırılıyor da, erkekler de eğer kadını mal gibi kullanıp atan bir güruh ise, toplanıp bir tüketici derneği kurmalılar. 18 yaş üzeri her kadına kafadan, default bir ceza kesilmesi lazım. Müşteriyi kandırmak, yanlış bilgilendirmek, malı olduğundan farklı göstermeye yönelik allayıp pullamak, medeni ülkelerin hepsinde cezayı gerektirir.
Erkekler yine de bir nebze daha WYSIWYG (What You See Is What You Get)… Ben Nobel Barış Ödülü’nü almaya giderken de, marketten bira & chips almaya dışarı çıkarken de, aynı emeği verip, vakti geçiriyorum aynanın karşısında. Yataktan kalkmam ile dışarı prezentıbl bir şekilde çıkmam arasında max 15 dakika var. Beni gece yatağına alan kadın, sabah kalktığında yalnızca dağınık saçlı bir halimi görür. Onu da 30 saniyede halletmek mümkün. Paket neyse, içindeki de o.
Kadının rutinleri tamamen farklı. Merak etmeyin, herkesin bildiği o rutinleri tekrar burada sıralamayacağım. Hadi gene o rutinlerin çok o kadar zararı yok. Alışıyorsun erkek olarak. Açarsın Play Station ı, vakit geçer arada. Hatta belki o arada evin içinde bir oraya bir buraya, komodinden antredeki aynaya, yarı çıplak, telaşlı adımlarla gidiyorsa gacın, ünüğüne basıp bir quick fuck da araya sokabilirsin.
Bunun ötesi çok tehlikeli ama. Ameliyatla oranı buranı şişirttin mi akıl sağlığını kaybettiğine delalettir bu. Yok, silikon memelerden bahsetmiyorum. O artık o kadar yaygınlaştı ve kabul gördü ki, ben de başımı eğip razı oldum ona.
Benim bahsettiğim, kaburga kemiğini aldıranlar, suratına, dodaaana botox enjekte edenler. Dudak diyemiyorum, çünkü o işlemden sonra dodah oluyor onlar. Bilen varsa söylesin, bizim gazete ve dergilerde gördüğümüz o botox lu dudaklar yalnızca kötü örnekler mi, yoksa cidden derinin altına zehir enjekte edip de efektin çok doğal olarak göründüğü örnekler de var mı? Benim medyada ve sokakta gördüklerim yalnızca sirklik vak’alar çünkü.
Sınırı nerde koyacaklar bilemiyorum. Daha önce bahsetmiştim galiba, açık tenli hatunların anüs çevresindeki o esmer pigment tabakasından hoşlanmayıp, anal açıklıklarını boyatması, rengini açması işlemi vardı. Anal Bleaching diye geçiyor. Hatun güzellik merkezinde, masaj masasında 4 ayak üzerine domalıyor. Beauty Expert de elinde fırçayla hatunun anüsü çevresini boyuyor. Ben o salonun sahibi olsam ten rengine uyumlu olanına ”regular price” çekerim. Pembe renk isteyenlere de ”customization” adı altında ekstra fiyata tabi tutarım.
ÜRÜN TANITIMI (300 USD alıyorum bunun için, ona göre)

Yazının en başındaki fotoğrafı merak edenleriniz için; yeni bir trendi Türk kadınına haber vermek üzere bu yazıyı kaleme aldım.
O fotoğraftaki gibi bir kukunuz mu var? Öyleyse çakmaya, düzülmeye yalanmaya değer değil. Deniz ürünü olsa salataya koyulmaz o hali ile. Yakmışsınız kenarları, çürümüş. Ha düştü ha düşecek siyahlaşan yerlerden. Amma motormuşsunuz.
Üzülmeyin ama. Bunun da çaresini bulmuş kozmetik endüstrisi. My New Pink Button adlı ürün ile kukunuzun rengini tekrar 16 yaşındaki bir Rus lise öğrencisinin kuku rengine dönüştürmeniz mümkün. Üretici firma aynı ürünün 4 değişik renk tonunda çeşidini sunuyor size. Marilyn, Bettie, Audry ve Ginger.
Kocanıza, sevicinize afiyet olsun. Nam nam nam… Gurp gurp gulp…

İlk iki seferi çok paldır küldür oldu. One night stand veya ilk tanıştığın biri ile seks benim işim değil. Gittikçe kendimi daha uzak hissediyorum bu tarz şeylere. Gereksiz, ama önlenemez bir telaş hep hakim. Birkaç sefer lazım kimyanın uyuşması için. Gerçi paldır küldür derken, yaptığımız seksten bir bok anlamadık da diyemem. İlk iki bang’den hem aklımda hem de damağımda kalan, onun ağzının içinden kendi spermlerimin tadına bakmak. Her kadının ağzının içi başka tad taşıyor. Hatırlayınca, kafamda tekrar canlandırınca hala bir hoş oluyorum.
Üçüncü buluşma için duşumu aldım, taksiye atladım. Yön ve adres bulma zafiyetim olduğu için ondan adresini telefonuma mesaj olarak geçmesi için cebine mesaj attım. Mesajın bir an önce gelmesi lazım ki şoföre gerekli talimatı vereyim.
Ya hiç sikinde değilse, ya bulmaca çözerken uykuya daldıysa ya da klasik olarak kadınların yaptığı gibi onlarca dakika telefonda gak gak yapıyorsa?
Mesaj geldi çok geçmeden. Adresi bir an önce şoföre söyleyip, ekstradan taksi parası vermekten kurtulmanın ötesinde başka bir sevinç verdi bu hızlı cevap.
Hmmmm, demek ki tetikte bekliyor… Ah şu liseli aşkı modunun hiç geçmemesi ne güzel. Karında bir pırpırlanma oluyor ya.
Katları hızlı çıkmanın verdiği çarpıntı ile atıvermişim kendimi kanepesine. Başım, beli hizasında, ellerim karnında… Kısa süreli ilişkilerin bir güzelliği, birbirinizden sıkılacak kadar vakti beraber geçirmemiş olmanız, böyle kanepeye düştüğünüzde televizyona bakmak yerine birbirinize bakmanız. Sevişme zaten giyinikken başlıyor. Havadan sudan konuşurken ses tonunu takip ediyorum. Anlattığı şeyler de ilginç ama ben ses tonundaki vibrasyonlara daha fazla konsantreyim gibi. Bu ses tonu bir nevi benim viagram. Hiç ekstra birşey yapmaya da gerek yok. Duyu organlarını çalıştırmak yeterli. Belli belirsiz dokunurum ben. Sonra koklamak… Çin burcu mu ne birşey var. Orada köpeğe denk geliyorum galiba. Zannedersem ıslanmış bir cinsel organdan gelen kokuyu duyabiliyorum pantolon üzerinden. Ya da bana mı öyle geliyor?
Daha fazla detaya girmek, gerisini anlatmak istemem. Sonuçta bunlar özel şeyler bir yerde. Yalnızca bu kadar şeyi ben konuyu göğüslere getirmek için anlattım aslında.
Hatta oraya da gelmeden önce sütyen kopçalarına bir değinmek isterim kısaca.
Bu fotoğrafın esprisi sütyenin izi. Farklı düşünen?

Surprise !!! Şaşıracaksınız ama ben sütyensiz, löngürdeyen göğüsleri de severim. Yani ben oraya gelmeden de çıkarılabilirdi onlar. Cidden fazla bir ehemmiyeti yok sütyenin benim için. Siyah, pembe fiyonkları olan donu hatırlıyorum çok iyi, ama sütyen aklımda değil mesela. Hayır, bir de bu bende stres yaratıyor. Şöyle ki; sütyenin kopçalarını bir el hareketi ile çözersen çok tecrübeli, kaşar erkek imajı veriyorsun. Kopçalarla cebelleştin mi de amatör damgası yemek var. Arasını çok iyi ayarlamak lazım. Hafif uğraştıracak, ama çok uzun da sürmeyecek açması. Bu tip durumlarda ben solak olduğum için bilhassa sağ elimi kullanırım ki amatör de değilim ama heyecanlıyım havası verip, sevimli görünmek için. Gerçi o sefer zaten soluma yattığım için sağ elimi kullanmaktan başka çare kalmamıştı. Ama sütyenler olmasa bu oyunlara gerek yok hiç. Bilmem anlatabildim mi?
Göğüslerin koyu, kahverengi bir aurası var. İyi ki değişik ırklarda ve renklerde modelleri var insanın. Bu varyasyon çok heyecan verici. Bugüne kadar hiç görmedim, ya da gördüm, ama unuttum böylesini. Kahverengi göğüs ucundan bol ne var diyenler olur ama benim görmediğim dediğim, dokunmaya, uyarılmaya karşı verilen tepki. Nasıl erkekte testislerin bir magma tabakasına benzer hareketi var, bu uçlarda da böyle birşey sözkonusu. Bir farkı, çok daha hızlı hareket etmesi. Ve renk de değiştiriyor. Soğukta kalmış dudak moruna dönüyor mesela. Auranın iç tarafında, meme ucundan çapın duvarına yakın bölgelerdeki minik beneklerin belli belirsiz açık kahverengi renkleri bir anda koyu renkli minik topluiğne başı şeklini alıyor. Biraz ovalama, sevgiyle öpme, emme, ısırma. Bu kadarcık ilgiye bile o kadar müteşekkir olup tepki veriyorlar ki, insanın kendisiyle yok yere gurur duymasının önüne geçmesi zor. Atla deve değil yani yaptığım iş. Ama, işte…
Bunlar zaten benim sevdiğim ölçülere sahip. Göğüslerin her türü sevilir. Bakmayın erkeklerin kağıt üzerinde ”şöyle olacak, böyle ele gelecek, şu şekilde titreyecek” dediğine. İnsan büyüdükçe daha mı romantik oluyor ne? Allah korusun! Ama en büyük afrodizyak kişilik galiba.
Nasıl da löngürderler vurdukça? Bir de bitime yakın tavuk tüyü derisi gibi olur ya. Oh rabbim !!

Göğüs ile ilgili bilgiler içeren bir görsel bulmuştum. Aslında sırf göğüs yazayım dedim, ondan yola çıkarak. Ama kadının tadı ağzımda ve tenimde kalmış, (biraz da kendi spermimin tadı) o yüzden lafı illa oraya da getirmek istemiş olabilirim.
80 asker, yağmurdan korunmak amacıyla, doktrin komutanlığının propaganda için kullandığı yarısı açık anfinin saçakları altına sığındık. Saçaklara çarpan yağmur oradan da Antalya’nın kuru toprağına vuruyor. Yağmur damlalarına 80 askerin 70 kadarının balgamlı tükürüğü de eşlik ediyor. Pislikten ve salgın hastalıktan herkes faranjit. Ben tüküremem. Ömrüm boyunca şöyle derinlemesine bir hıaaarkhhhh tuuuuu yapmışlığım yoktur. Bir kere esprisine deneyeyim dedim, ibne gibi oldu.
Balgamlı tükürüklerin yanında anua da goyanlar bol. Ha bir de sigara dumanı. Türk’ün ağzında emzik gibi o zaten.
Tüm bu olumsuz şartlara rağmen yağmurun sesi harika. Kokusunu da ter ve sigara dumanı arasından hissetmek mümkün.
Anua goyaaanlar ve avradını zikeeenler arasında gözlerimi kırmızı üzerine beyaz harflerle yazılmış ”tek bayrak, tek ülke, tek dil” yazılı tabelaya diktim. Bir ona bakıyorum, bir de ”Türk askerinin dünyanın en iyi kalpli askeri olduğu”na dair bir başka tabelaya. Her iki tabelanın harf toplamının çift sayıya bölünür veya bölünmezliği üzerine bir kısa araştıma üzerindeyim. Sonra da bir tabelanın harf toplamını, öbür tabelanın harf toplamı ile kafadan çarpmaya çalışacağım.
En güzel askerlik anım, günüm bu benim.
İstanbul’da da hava boktan galiba. Yağmur attırır mı bilmiyorum. Yağmuru hep sevdim. En sevdiğim meteoroloji durumu diyebilirim. Hani bir sevgilim vardı ya, Huzuru balina seslerinde arayan. Ben de yağmurun sesinde buluyorum.
Şimdi bir kafede otururken bu ilginç siteyi buldum. Yağmur yok henüz, camdan öyle görünüyor. Ama kulaklığı taktım, öyle yazıyorum. Nefis yağdırıyor. 15 dakikalık, yüksek ses kalitesi ile internetten yağmur. 15 dakika bitince yine başa sarıyor.

Eve vardığımda, bunu yatak odasına düzenek ile kurmayı düşünüyorum. Bunun kokusunu da yapsalar…
Aklınızda bulunsun, bu tip internet siteleri için ‘’single serving sites” tanımlaması yapılıyor. Tek fonksiyona sahip bu siteler, o tek fonksiyonu çok iyi yapmaları ile dikkat çekiyor.
#Dünya kadınlar günü, eşitlik, feminizm konularına girmek istemiyordum ama hadi madem bir askerlik anısıyla da olaya girdim, oradan devam edeyim. Time Magazine diyor ki, Pentagon kaynaklarına göre Amerikan ordusunda görev yapan kadınlar gece tuvalete veya su içmeye kalkmaktan çekiniyorlarmış. Sebep?
Amerikan Mehmetciği, orduda nüfusu % 15 i bulan Ayşegül’ü karargahta, tenhada sıkıştırınca sikiveriyormuş. Yalnızca 2008 yılında 3000 tecavüz şikayeti gelmiş. Dediklerine göre bu rakam, tüm tecavüz vakalarının % 10 ila 20 si arasında. Çoğunlukla şikayetçi olmuyormuş kadınlar.
Hani bizde bir geyik var ya, ”Lan madem eşitsin, gel sen de askerlik yap” diye. Demek Memedimin aklında başka birşey var. Gerçi kırmızı tabela üzerine beyaz harflerle ”kadın er ve erbaşları düzmeyin” diye yazarlarsa bu problemi hallederler kolaylıkla.
# Yazar olsam kitap kapağımı, müzisyen olsam albüm kapağımı tasarlattıracağım yegane artist Trevor Brown. Alice Harikalar Diyarında yakında sinemalara geliyor herhalde. Brown’un Alice temasını işleyen bu iki çalışması ise poster olarak da satışa çıkacak yakında.

Bu posterler gibi 32 değişik çalışmasını barındırdığı, 80 sayfalık kitabı ise 5880 Japon yeni fiyatı ile buradan satın alınabilir.

#Düşüncelerimi toparlar toparlamaz bir Fenerbahçe blogu olan Papazın Çayırı‘nda da yazacağım. Çok yazarlı bir blog olan Papazın Çayırı ile şans eseri tanıştım. Üniversiteden sıkı arkadaş olan bir grup insanın aslında çok başka konuları da aralarında tartışırken böyle tek konulu, spesifik bir bloga düşüncelerini dökmeleri çok güzel.
#Futboldan devam edeyim. İtalya Serie A da 2 oyuncu Tanrının adını küfür ile birlikte kullanınca federasyon tarafından cezalandırıldılar. Katoliklerden ve dangalaklardan Tanrı sizleri korusun. Bunların ikisi çok nadir ayrı geziyor zaten.
#Eğiticisini öldüren katil balinanın videosunu seyretmişsinizdir belki. İlkönce ona bir bakalım, sonra İncil’i dinlememenin cezasını gören münafıkların gafletini değerlendirelim.
American Family Association (AFA) tüm trajik olaylarda kıblesini kutsal kitaplara ve dinlere dönen imanlıların yaptığını yapıyor ve
“Bible ignored, trainer dies” diyor.
Bakın İncil’de ne diyormuş. Tıpkı Kuran’da olduğu gibi herşey binlerce yıl öncesinden insanoğluna açıklanmış. Yeni arayışlara yönelmek, tekerleği yeniden icad etmeye çalışmak beyhude.
Eğer bir öküz, erkek veya kadını boynuzlayarak öldürürse bu öküzün taşlanarak öldürülmesi icab eder. Bu öküzün eti de yenmez.Sahibine ceza vermeye gerek yoktur. Exodus 21:28
Yani katil balina Orca’nın taşlanarak öldürülmesi gerekiyor aslında. Yalnız bir ayrıntı daha var. Bu katil balina daha önce de bir öldürme olayına karışmış. Bu ilk vak’ası değil yani. Buna da cevab veriyor kutsal kitab… Anlayana…
Fakat öküz zaten saldırgan ise ve sahibi de buna rağmen önlem almayıp başkasının ölümüne sebep veriyorsa öküz ile beraber sahibini de taşlamak lazımdır.Exodus 21:29
İşte bu yaa…
Neyse, yukardakine ve aşşağıdaki tebasına gerekli, haftalık ayarı verdikten sonra blog dünyası ile bitireyim.
# Hani 16-17yaşında hevi metalci genç müzisyenler vardır. Bunlar diğer amatör grupların konserlerine gidip, en ön sıralarda ellerini göğüslerine kavuşturarak rakip grup ve müzisyenleri ukalaca etüd ederler. Kendileri gitarın akordunu yapamaz ama davulcu şurada sıçtı, gitarın tonu çok tiz, vokalist detone oldu şeklinde yorumları ile mastürbasyon yaparlar. Hah.. onlar işte.. Bunların bir de blog versiyonları var. Adabıyla blog okuyanları tenzih ederim, ama bir de edepsizler var. Bunlara en güzel cevabı Arada Bir Yer adlı blogundaki yazısı ile Sütlükahve veriyor. Hep böyle bir blog yazısının yazılmasını istemişimdir. Bir manifesto gibi dursun bir yerde. Yeri geldikçe referans vermek lazım.
# Barbarella’nın Ellere Servis diye bir blogu var. Seks ve erotizm konulu bloglara link vermekte dikkatli davranmak lazım geldiğini öğrendim. Burası safe ama. Yaş 30 hatunun. Ne demek istedimse? İyi ama, okunur…
Norveç’deki bedava genelevler ve 90 kişilik gönüllü orospu ordusu, google arama sonuçlarına göre bu blogdan başka bir yerde yok. Hayret !!! Böyle bir haberi nasıl atladı Hürriyet ve türevleri?
Ben o olayı başarılı bir şekilde işlediğimi düşünmüştüm yazımla. Pek de öyle olmadığını sonradan anladım. Her ne kadar ”la senin kızkardeşin de orospu olur da ben o zaman seni görürüm” tarzı yorumlar almasam da, konuyu benim iyi anlatamamış olmamdan dolayı ”batının tüketim özgürlüğü sınır tanımıyor arkadaş. seks gibi iki insan arasında aşk sonucu olması gereken güzelim şeyin içini boşalttı bu sistem” minvalinde yorumlar farklı yorumcular tarafından dile getirildi.
Bunlardan kimisinin eline hiç orospu eli değmemişti. Otobüste, metroda yanyana otursalar da farkına varmazlardı. Kimileri ise her türlü insanlık ayıbının işlendiği ülkelerde bizzat dümenin nasıl döndüğüne şahit olmuşa benziyordu. Yine de anlamak için yeterli olur muydu? Öyle olmadığı görülüyor açıkca.
Ezilenin ve emeğin yanında olduğunu söyleyen felsefelerin, öğretilerin, organizasyonların, partilerin, zaman zaman sözcülüğüne soyundukları kitleleri ‘’saf ve salak” yerine koyan söylem ve tavırlar içinde bulunduklarını tarih bize hep gösterdi.
Bu hataları ve hataların doğrularını görebilmek için 9,5 tan 10 a gerek yok, 4,5 tan 5 olsa da yeterli.
Bugün 3 Mart. Dünyadaki Seks İşçilerinin hakları için biraraya geldikleri gün bugün. Fuhuşun yasal, kontrol edilebilir ve fahişenin haklarını koruyan bir çerçevede varolması için ONLY RIGHTS CAN STOP THE WRONGS mottosu ile 3 yıl önce Hindistan’da tam 25,000 fahişe bir festival kapsamında toplandı. Festivali düzenleyen, merkezi Kalküta’da bulunan Durbar Mahila Samanwaya Committee adlı, 50,000 üyeli bir organizasyon. Organizasyonun sitesinde amaçları açıkca ifade edilmiş:
We have been successfully networking among sex workers in India and some other countries, particularly in South and South-East Asia, to foreground the demands for promotion and protection of our rights. Our political objectives are decriminalization of adult prostitution, securing social recognition of sex work as a valid profession and establishing sex workers right to self-determination. We brought together 80000 or more delegates for this seminal meet, the first of its kind in this part of the world. Although our resources are limited, our dreams are unbounded and our enthusiasm is high and commitment unwavering. With your support, we are determined to make this event a grand success. We believe ONLY RIGHTS CAN STOP THE WRONGS.
İzm’lerin küçük taşları bu blogun kaportasına tozlu yollarda vuradursun, benim Dünya Fahişeler Günü’nü kutlamak için sizlere çok iyi bir önerim var.
Bugün kadınlı-erkekli herkes, eşi, sevgilisi, fuckbuddy’si veya local whore u ile yaptığı seks karşılığı bir ödeme yapsın. Ekstra muamelenin bahşişini de vermeyi unutmasın.
Sonra bu aktivizmimizi bloglarda, facebook’da, twitter’da, friendfeed’de uygun bir tag ile tag’layalım. #dahabugunsiktimparasinidaodedim oldukça uzun olurdu. Benim aklıma İngilizce hem pratik hem enternasyonel olduğundan #ipaid4sex2day geldi.
Hep beraber, barikadlara !!!
Son Atılan Yorumlar