Fiestanız Kutlu Olsun (Müziği açmayı unutmayın aşağıda)



Tumblr Blogumda daha fazlası var. Duymayan kalsıysa… 5 Posta MAG
Über sexy Swedish Girls!!! Sarı saçları, pembe-beyaz etleri, kendilerine güvenli duruşları, ne istediğini bilen tavırları, mahalle baskısının ne olduğunu hiç tatmamış, seks için günde 5 posta eti ete değse doymayacak İsveçli kızlar!
Kim bunlar? Nerede bulunurlar?
60 ve 70 lerde her yerde bulunabilirdi bunlar. Anladığım bu. O yıllarda tüm dünyayı etkisine alan dalga, Viking ülkesine vurduğunda devlet büyükleri oturdu ve düşündü. Uyuşturucu ve seks, çiçek çocuklar… Bu akımlarla çok zıt düşüp, çağın getirdiği yeniliklere uyum sağlamazlarsa sürecin dışında kalacaklar, halktan uzaklaşacaklardı. Bu onlara iyi bir fikir gibi gelmemiş olsa gerek ki buna karşı ”her şeyin başı eğitim’‘ diyerek bir takım düzenlemelere gittiler.
Bu dönemde, okullarda çocuklara cinsel eğitim dersleri ilk defa koyulacağı zaman, okutulacak yayınlarda ve eğitim filmlerinde cinsel ilişkinin nasıl tasvir edileceği gündeme geldi. Türlü şaklabanlıkla edep yerlerini saklamaya çalışmak ve olayları anlatmak için binbir dereden su getirmek yerine her şeyi olduğu gibi göstermeyi uygun buldular. Fakat ülkenin sansür kanunları buna engel teşkil ediyordu. Problem olmadı yine de. Tek bir imza ile dönemin yetkilileri sansürü kaldırdılar. Artık filmlerde ve basılı yayınlarda cinsel organların dışında birleşme de gösterilebilecekti.
Liberal demokrasinin hakim olduğu bir ülkede, kafalarını günün modasına uyarak dumanlayan gençler bir de tüm sansür engellerinin çöpe atılmasıyla iyice zincirlerinden boşandılar. Aynı dönemde, diğer ülkelerde ”İsveç, kadınları ve bu kadınların serbest sekse bakış açıları” üzerine belgesel filmler çekilmeye başlandı. İspanya, İtalya gibi katolik ülkelerin yanında Yeni Dünya’da da insanlar İsveç’den gelen haberlere ve görüntülere bakarak başlarına yağacak taşları düşünüyordu. Bakınız, aynen şöyleydi durum:
Sonra bir şey oldu. Lastik patladı, çiçek çocukları taşıyan Volkswagen minibüs devrildi. Ben olay mahaline geldiğimde enkaz kaldırılalı çok olmutu. Asfalttaki fren izleri bile silinmeye yüz tutmuştu diyebilirim.
Kaza mahaline gelinceye kadar geçilen kilometre taşlarından kendi şahit olduklarımı potpuri olarak alayım:
97 yılında gazetelerin başlıklarını süsleyen haberler, şehirdeki striptiz kulüpleri için trafikte ayaklı reklam panosu görevi üstlenen araçların molotof kokteylleri ile saldırıya uğramasıydı. Ayda bir iki kez okuyorduk bunları.
2000 lerin başında, yine striptiz kulüplerinin çıkışlarında pusuya yatan, beyzbol sopalarıyla silahlanmış kişilerin, kulüp müşterilerinin kafasını ve gözünü yarması olayları az değildi.
American Apparel’in, konsepti nedeniyle yıllarca mağaza açamadığı İsveç’de, iç çamaşırı firmaları yaptıkları reklam kampanyaları yüzünden haftada bir tüketici derneklerince ve bazı organizasyonlarca şikayet edilip, ağır para cezaları ödemeye mahkum oluyorlardı.
Herhangi bir Türk kadınının boğazına duygusallıktan taş oturtacak, gözlerinden yaşlar getirecek İsveçli babaların, ülkedeki adalet sisteminin çarkları arasında nasıl öğütüldüğüne dair bir istatistik şunu söylüyor:
Boşanma davalarında, çocuğun vesayeti üzerine verilen 100 karardan yalnızca 23 ü babaları haklı görüyor. 77 sinde çocuk anneye veriliyor.
Bakın bugün gelinen noktada nerede duruyor İsveç?
Bir peynir markası olan Jarlsberg’in aşağıda seyredeceğiniz kısa reklam filmi, Eşitlik Ombudsmanına şikayet edildi.
Şikayetçi kişi, reklamdaki sloganı seksist ve kadını aşağılayıcı bulmuş. Slogan şöyle
Smaken sitter i hålen!
Çevirisi tam olarak şu:
Tadı, deliğinde!
Çok fantastik değil mi?
Son olarak, ülkenin sayılı seyahat acentalarından Nazar Turizm‘in geçtiğimiz haftalarda ana sayfasında olan, ancak gelen tepkiler ile silinen yazısını alayım buraya.
Kreta’daki (Yunanistan) tüm otellerimiz kadınlar tarafından işletilmektedir. Eğer olur da ortalarda bir erkek yönetici görürseniz şaşırmayın. Yine içiniz rahat olsun. Çünkü mutlaka o erkeğin üzerinde, tüm işlerin derli toplu olarak organize edilmesinden sorumlu bir kadın vardır.
Bu yazıyı yazdım ama biraz rahatsız oldum kendi yazdıklarımdan. Klasik bir feminizm düşmanı erkek görüntüsü vermişim gibi duruyor tüm blog post. Ve üstelik abartılı duruyor. 3 defa okudum, yanlış bir şey mi yazıyorum, çok mu subjektifim diye. Ancak verdiğim örneklerin hepsi politically correct olmaya çalışan medyadan ve kendi gözlemlerim.
Dün gece de geç saatlere kadar İsveç blogosferinde ve gazetelerin sayfalarında gezindim. Birinci konu, hiç kuşkusuz Wikileaks kurucusu Julian Assange hakkındaki tecavüz iddilaları. Baya bir materyal topladım. Güya bu yazı 1. bölüm, Assange olayına değindiğim bir sonraki yazım ise 2. bölüm olacaktı. Bu yazıyı bile isteyerek yayımlamazken ikinci bölümü yazar mıyım, bilmiyorum.
Angels can not be seduced at all or quickly.
Pull him into the entryway,
stick your tongue in his mouth and reach
under his robe, til he gets wet; put
his face to the wall, lift his robe
and fuck him. If he stares in anguish
then hold him tightly and let him come two times;
otherwise, by the end, he’ll be in shock.
Admonish him so he sways his butt;
let him know he’s free to grab your balls.
Tell him he can fall without fear
while he is hanging between earth and heaven -
but don’t look him in the face while you are fucking him
and, for heaven’s sake, don’t crush his wings.
1948
You don’t get to 500 Million Friends without making a few enemies
diye bir laf var. İnternetlerde, sosyal medyalarda kendi kimliğinizi, düşüncelerinizi, beğeninizi orta yerde, binlerce hatta milyonlarca insanla paylaşırken sempatinin yanında nefreti de üzerine çekeceğini hesaplamanız gerekiyor.
5 Posta blogu, 2007 den beri aktif. 500 kadar yazı girdim. Bir diğer blogumda herhalde 50 kadar yazım vardır. 2 yıldır içinde bulunduğum FriendFeed adlı sosyal ağda ise yaklaşık günde post ve yorum olarak 5 girdi yapsam, 600 günden hesaplarsak herhalde 3000 kere kendimi ifade ettim. Yazılarla, fotoğraflarla, videolarla…
Beğenen oldu, beğenmeyen oldu, küfür ve hakaret eden de vardı. Ancak iftira ve bilinçli bir karalama kampanyasına hiç malzeme olmadım. En sonunda bunca paylaşımın ardından, çocuk pornosu içeren bir görseli yaymakla suçlandım 2 kişi tarafından. Bu yazıyı kaleme alıyorum. Çünkü bugüne kadar blogun adını hiç duymayıp da suçlamayı duyanlar gelip bakarsa gerekli açıklamayı bir de benden alsınlar istedim.
Sözkonusu olay pazartesi günü meydana geldi. Daha öncesinde tumblr blogumda Dashboard (yönetim paneli) üzerinden reblog ettiğim bir fotoğraf, otomatik olarak FriendFeed hesabıma da düşmüştü. Bu fotoğraf, benimle beraber, telif hakları, düşünce ve ifade özgürlüğü, internet sansürü konusunda çok sayıda aktif insana karşı hakaret, taciz ve tehditte bulunmayı kendine görev edinmiş bir kişi tarafından FriendFeed paylaşımlarım arasından didiklenerek bulunmuş.
Olaylara konu olan fotoğraf, şikayetçi kişinin ‘kendi anlayışına göre” çocuk pornografisi içerdiği için FriendFeed yönetimine şikayet edilmiş. FF yönetimi bunun üzerine hesabımı silmeyip, tedbir olarak, yalnızca askıya aldı.
Bu olay, meydana geldiği Pazartesi gecesi FriendFeed kullanıcıları ve Twitter üzerinde bir hayli yankı uyandırdı. Ben kendi hesabıma girebiliyor ve diğer insanların tepkilerini görebiliyordum. Ancak onlar beni göremiyordu. Hesabıma diğer FF kullanıcılar ulaşamıyordu.
FriendFeed kullanıcıları arasında büyük yankı uyandıran bu olay, kısa sürede 5 Posta hesabının geri getirilmesi için büyük bir destek kampanyasına dönüştü. Bu destek, yalnızca arkadaşlarım ve feed abonelerim tarafından değil, aynı zamanda gün gelip kavga ettiğim, dünya görüşümüz tamamen ayrı olan insanlardan da geldi. Eğer FriendFeed platformunun kendi arama motorundan #5postaback diye aratırsanız ne demek istediğimi daha iyi anlayabilirsiniz.
Gösterilen büyük tepki ve FriendFeed yönetimine atılan sayısız destek maili yanında tarafımdan da bir açıklama gönderildi. Son derece normal bir süreç yaşandı. FF yönetimi hesabımı silmemişti. Yalnızca benden gelecek açıklamayı bekliyordu. Tedbir olarak hesabımı dondurmuşlardı. Sözkonusu görselde iddia edildiği gibi bir unsur saptamadıklarından hesabım yaklaşık 7 saat sonra geri verildi. Bu tip durumlarda hizmet sağlayıcıların ilk tedbir olarak hesabı hemen dondurması çok sık rastlanan bir olay. Ancak yine de yalnızca bir kişinin şikayeti üzerine, benle iletişime geçmeden bunu yapmaları büyük eksiklik. Protestolarda bu da açıkça işlenen bir konuydu ve kendilerine iletildi.
Her şeyden önce söylemem lazım ki bu fotoğraf, Asyalı bir kızın Tumblr blogundan kendi paylaştığı fotoğraf. Bu nedenle ortalıkta dönen çocuk pornografisi iddialarından kendisinin zarar görmemesi için o fotoğrafı hem FriendFeed’den hem de Tumblr blogumdan kaldırdım. Fakat sizlere kompozisyonu açıklayayım:
Asyalı kız, giyinik halde, yalnız başı ve omuzları, biraz da dizkapakları görünecek şekilde yakın kadrajla kendi fotoğrafını çekmiş. Fotoğrafta dikkati çeken tek unsur, kızın ağzından saldığı tükürüğü aşağı doğru bırakması. Bunun dışında fotoğrafta çok özel bir şey yoktu. Özellikle fotoğrafın altında yazan text ilgimi çektiği için Tumblr blogumda reblog (bir yazıyı veya görseli aynen alıp, forward etmek diyelim) ettim.
Reblog yapacağım içeriklerin kaynaklarını bizzat ziyaret edip, iletişim bölümünden yaşını soran bir mail atıp, gelen cevaba göre reblog yapıp yapmamaya karar vermiyorum. Hele de paylaşacağım içeriğin teması tükürük ve text üzerineyse.
Fotoğrafı kaldırmama kadar geçen sürede yine de içeriğini gören ve değerlendiren bir kısım insan vardı. Bunların içinden ”bu çocuk pornografisidir” diyen çıkmadı. Şikayetçi olan kişi ve daha sonra bu ilk şikayetçiye destek veren bir diğer kişi dışında. Zaten daha sonra bu ikinci kişi topluluk önünde ”çocuk pornografisinin anlamını bilmediğini, daha önce böyle bir materyal görmediği için de karar verecek bilgi ve tecrübeye sahip olmadığını, yanıldığını” deklare etti. Özür diledi.
Aslında ne geriye kalan 1 (yazı ile BİR) şikayetçinin düşünceleri ne de fotoğraf için ”bunda bir şey yok” diyenlerin düşünceleri çok önemli değil.
Asıl önemli olan, bu konuda belirlenmiş, uzmanlar tarafından kullanılan yöntemler ve bunların ne söylediği. Bunların içinde en bilineni Miller Testi. Daha sonra Avrupa’da çeşitli polis teşkilatlarında suç içeren materyali belirleme konusunda kılavuz olarak kullanılan Ethel Quayle ve Max Ethel‘in yazdığı Child Pornography: An Internet Crime adlı kitap var. Bunların yanına bir de Three prong Obscenity Test i ekleyelim. Son olarak, yakın zamanda kullanılmaya başlayan Dost Test adlı yöntemden bahsetmek de yararlı olur. Öğrenmek ve fikir sahibi olmak isteyenler için daha başka kaynaklar da var.
Bu konudaki bilgim ve gözlemlerim, değil Türkiye’de, dünyada herhangi sıradan bir internet kullanıcısından daha yeterli. Bunun da sebebi İsveç Korsan Partisi’yle paralel olan görüşlerim, Parti’nin özellikle çocuk pornografisi ve internet sansürü konusunun üzerinde titizlikle durmasıdır. Bunu bir getirisi olarak, sürekli şekilde düzenlenen seminerler, geleneksel ve yeni medyada çıkan makaleler, araştırmalar, uzmanlarla yapılan röportajlar, dünyada olup bitenlerin paylaşımı ve bu paylaşımlar üzerine yapılan tartışmalara katılmam, diğer aktiviteleri de ciddiyetle takip etmem konu hakkında kendimi ister istemez bir hayli geliştirmemi sağladı. Tüm bunların üzerine cinselliği ağırlıklı olarak işleyen bir blogda bildiklerimi, düşündüklerimi okuyanlarla paylaşmak, konu hakkında bilgisi olan diğer insanlarla da bir kontak ağı kurmama yardımcı oldu.
İşte belki de bu nedenle sık sık yazılarımda ve görsel paylaşımlarımda bazen açıklayıcı olarak bazen de provoke ederek bir tartışma ortamı yaratmaya çalışıyorum. Ancak tüm bunları yaparken konu hakkındaki bilgime güvenerek, sınırı aşacak şeylerden kaçınıyorum. Küfür yemeyi göze alıyorum. Ancak asılsız iftira ve kasıtlı karalama çok başka bir şey.
Bu yazıda, şikayetçi kişinin ismi geçmeyecek. Kendisinin aksine o kadar etik ve ahlak bende var. Olur da asılsız propagandasından vazgeçerse kendi isminin daha fazla yara almaması için bu kararı aldım. Çünkü blogdan hiç bir yazıyı silme, kaldırma gibi bir ihtimal yok. Ancak bu suçlamalardan kendisi vazgeçerse aşağıda vereceğim public olarak yapılmış iftiralarına ait linkleri kaldırabilirim. Bu şekilde ismi daha fazla açığa çıkmamış olur. Bunun ötesinde, konu hakkında hukuki sürece ait bildiriyi kendisine yaptım.
Aslında bu kadar yazdım ama belki beni suçlayan kişinin kendi tezini savunmak için yaptığı şikayetlere de kısaca göz atarsak, daha önce başkalarına da hakaret ve tehditten tazminata mahkum olmuş, komplo teorileri üzerine yazılar yazan bu kişi hakkında bir bilgiye sahip olursunuz. Hem ben de bu uzun açıklama yazısını biraz daha eğlenceli bir şekle sokmuş olurum.
# Çocuk pornografisi suçlamasında bulunan kişinin, bundan bir gün önce FriendFeed’de, NTVHaber’in Wikileaks’e İsveç’in destek verdiği haberinin altında beni “İsveç’ten para alan bir ajan” olarak yaftaladığını görebilirsiniz. Bununla beraber diğer ekran görüntüleri elimde var, eğer yorumlar silinirse buraya onları da koyabilirim.
# FriendFeed’e İngilizce olarak bir şikayette daha bulunuyor kendisi. Bu sefer blogda yazdığım fantezi ürünü bir hikayeyi ve içinde geçenleri, kendisinin çocuk pornografisi sandığı Tumblr fotoğrafı ile ilişkilendirme çabası var. Bu konudaki tek dayanak noktası, hikayedeki kadınlardan birine erkeğin ”küçüğüm” diye hitab etmesi. Yalnız bu kişi yetişkin insanların da birbirlerine ”küçüğüm” diye hitab edebileceğini düşünmemiş. Avrupalı, 1,85 boyunda, 40 yaşında, 95 kiloda bir erkek, 18 yaşında 47 kilo çeken Asya ırkına ait bir kadına ”küçüğüm” diyemez mi? Üstelik hayal ürünü olan bu hikayeden midesi bulanmayıp hikayenin ortasına kadar gelebilseydi, o bahsi geçen kadının evli ve kocalı olduğunu da görürdü. (Son cümlemin başındaki ”hayal ürünü’‘ ibaresine dikkat!)
# FriendFeed şikayet kanalının yöneticileri tarafından, saçma sapan şikayetlerine ısrarla devam ettiği için sert bir şekilde sistemden bloklanmakla uyarılan bu kişi için moderatörün sarfettiği cümleyi aynen buraya alıyorum.
I’m going to go ahead and block you since I have not seen one worthwhile post of yours and only junk
# Yönetici tarafından bloklanmakla tehdit edilen saldırgan, bir sonraki şikayetinde ‘’sinem” takma adı ile yeni bir profil açıp, asılsız taciz ve ithamlarına devam ediyor. Bu sefer Tumblr blogumda yaptığım bir paylaşım konu. Amaç, paylaşımlarımla cinsel tercihlerim, eğilimlerim arasında bir bağ kurmaya çalışıp beni karalamak. Şikayet ettiği paylaşımın konusu Japanese Shibari. İşin farkına varan yöneticilerin artık buna bir cevap bile vermediğini görüyoruz. Üstelik FriendFeed kullanmayı bilecek kadar interneti kullanabilen bu kötü niyetli şahısın şikayet ettiği içeriğin birebir hem text hem de görsel olarak Wikipedia’dan alıntı olduğunu kontrol dahi etmemesi gerçekten şaşırtıcı.
Başladığım gibi bitirmek istiyorum:
You don’t get to 500 Million Friends without making a few enemies
500 milyon olmasa da bu iftiralar karşısında bana destek veren her yaşta, meslek grubunda, siyasi görüşte ve cinsiyette ezici bir FriendFeed kullanıcı grubu bu kişi ve kişilere gerekli cevabı verip, sansüre ve iftiraya tolerans göstermeyeceklerini çok net olarak göstermişlerdir.
5 Posta blogunun yazarı olarak arkama aldığım bu desteğin hakkını, ancak bu konudaki titizliliğimi ve ısrarımı devam ettirerek verebilirim. İlk fırsatta, en kısa zamanda, her zaman bu konu ile ilgili görüşlerimi bilgi, belge ve araştırmalara dayandırarak yayımlayacağım. Başka bloglarda, sosyal ağlarda, elime geçen her fırsatta ve platformda… Ola ki bunları bir arada toparlamayı başarırsam, Creative Commons lisansı ile dijital ortamda da yayacağım.
Son Atılan Yorumlar